Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (3 Eylül 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Aşkım, ruhum, bir tanemin programına başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Türkiye-Suriye sınırında hurda parçalarının arasındaki mühimmatın patlaması sonucu. Biri Türk beşi Suriyeli altı kişi hayatını kaybetti. Olay Hatay tarafındaki sınırda, sınırın Suriye tarafında meydana geldi. Hayatını kaybeden Türk vatandaşının yaşlarının küçük olduğu öğrenildi.

ADNAN OKTAR: Evet, savaş bölgesi olduğu için bu tip olaylar olur. Olmaya da devam eder.

DİDEM ÜRER: Hocam Obama, kongrenin Suriye’ye askeri müdahaleye onay vereceğine inandığını belirtti.

ADNAN OKTAR: Ondan bir şey çıkmaz. Asıl, bölgeyi kardeş hale getirmek için, gayret edilmesi gerekiyor. Bir nefret, bir sevgisizlik, muhabbetsizlik, kin ve intikam ruhu bölgeyi barut fıçısına çevirdi adeta. Katlamalı acımasızlık, katlamalı intikam ruhu yayılıyor. Bu tehlikeli. Şimdi de Şii Sünni nefretini yaymaya çalışıyorlar benim gördüğüm. Bu da, ayrı bir tehlike. Hepsi tertemiz insanlar. Ortadoğu’nun çile çekmiş, acı çekmiş mazlum insanları. Kökeninde, hepsi nur gibi insanlar. Şefkatle, sevgiyle yaklaşmak lazım. Hiç kavga edilecek bir şey yok. Arazi uçsuz bucaksız. Orada ki mevcut ahalinin yüz mislini, bin mislini rahatça barındıracak arazi var, imkan var. Sadece kardeşliğe, sevgiye ihtiyaçları var. Bu da ancak Mehdiyet’le olur.

DİDEM ÜRER: Hocam, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri; “Amerika’nın müdahalesi Suriye’de daha çok karmaşaya neden olabilir” açıklaması yaptı.

ADNAN OKTAR: Karmaşa olmaz. Suriye’nin hayatı kaymış. Artistlik yapıyorlar, yani silahı hiçbir gücü yok. Askeri gücüde yok, askeri de yok hiçbir şeyi yok. Zamanında Irak’ta da aynı olay olmuştu. Saddam, “Asarım, keserim dünyanın 3. Büyük ordusuyum, geleceğiniz varsa göreceğiniz var toz duman ederim” diyordu. Amerikan askeri gelince boşlukla karşılaştılar. Herkes araziye girdi. İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerikan kongresine şuan Dışişleri Bakanı Kerry, senatörlerin müdahale ile ilgili sorularına cevap veriyor. Şu şekilde söylüyor; “Kesinlikle karadan girmeyeceklerini ama bugün Esad’a karşılık vermezlerse, Esad’ın bundan çok yanlış anlam çıkaracağını ve daha sonra daha da büyük sorunlara neden olabileceğini” açıkladı.

ADNAN OKTAR: Doğru tabii daha pervasız davranır. Zaten deniyor şu an. Denedi de zaten. Dünyanın orayı terk ettiğini anlarsa, müthiş vahşet uygular. Esad derken, Esad’ın şahsı değil, rejimi kastediyorum. Çünkü Esad onun bir özelliği yok. O ürkek içine kapalı bir tip. Onun yapacağı olaylar değil bunlar. Ama biriyle muhatap olunması gerektiği için Esad diyoruz. Yoksa sevginin dışında dünyayı düzeltecek hiçbir şey yok. Her yerde nefret ruhu var, her yerde bağırtı çağırtıyla şamatayla sindirme ruhu var.

Bakın demin de söyledim, dünyada Allah’ın insanlardan istediği tek bir şey var; sevgi. İnsanlarda tek bir şey istemiyor, sevgi. Allah nefreti istemiyor, kini istemiyor, intikamı istemiyor, acımasızlığı istemiyor. İnsanların da büyük çoğunluğu müthiş bir istekle bunu istiyor. Hep birbirini kırıp geçirmek, kesmek, öldürmek, birbiri hakkında dedikodu etmek, birbirine küfür etmek, birbirini aşağılamak, rahatsız etmek, üzmek, huzursuzluk vermek, böyle bir eğilimdeler. Yani cehennem istiyorlar. Allah’ta insanlar için cennet diliyor. Cennet için de cennet öğretmeni gerekiyor. İşte cennet öğretmeni de; Hz. Mehdi (a.s)’dır. Kuran’ı insanlara öğretecek, Kuran’daki sevgi anlayışını insanlara belletecek ve bir önemli üstad daha Hz. İsa Mesih (a.s). Cenab-ı Allah, iki üstadla, iki büyük üstad ile bu belayı def-ü ref edecek, inşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s)’da sevgi öğretmenidir, Hz. Mehdi (a.s)’da sevgi öğretmenidir. Çift dalda biri Hristiyan alemini, biri Müslüman alemine öğretmen olarak şuan görev almış durumdalar. Hristiyan alemindeki o şiddet yanlısı eğilimin azalmasının sebebi de yine Hz. İsa Mesih (a.s)’dır. İslam aleminde ki şiddet eğiliminin durdurulmasına sebepte yine Hz. Mehdi (a.s)’dır. Şeytan sürekli sevgisizliği öğretiyor, deccaliyet sevgisizliği öğretiyor. Gazeteler radyolar, televizyonların büyük bölümünde sevgisizlik, bencillik, egoistlik, kendini beğenmişlik, hırs, rekabet hırsı insanlara enjekte ediliyor. Gizli ve açık. Mesela yabancı filimler var, hepsinde çok gelişmiş otomatik silahlar, öldürücü ışıklar, yeni gelişmiş teknolojiyi ima eden onu hatırlatan garip silahlar. Ama hep amaç insan öldürmeye dayalı oluyor. Dikkat edin hep, bağıra bağıra insanlar ölüyor, bütün filmlerde. Ve insanlarda bağıra bağıra insanların öldüğü filmleri seyrediyorlar. Ve ona özen gösteriyorlar. Sevgiyi, şefkati anlatan filmler pek aramıyorlar. Ama ne kadar çok şiddet varsa, ne kadar çok ölüm varsa, bombalama varsa, mesela bir adam binlerce kişiyi aynı anda öldürebiliyorsa, ona hem hayranlık duyuyorlar, hem heyecanla onu seyrediyorlar. Ve bütün dünyada yoğun olarak bunun propagandası var. Geceli gündüzlü küçük çocuklara bile bunları öğretiyorlar. Bu internette programlar var, bilgisayar programları var, öldürmeye dayalı. Mesela o çocuk kumanda ederek tank ateşi yapıyor, top ateşi yapıyor, adamlar teker teker devriliyor, büyük bir heyecan duyuyor. Ama sevgiyi öğreten bir sistem olmuyor. Mehdiyet küçük ama etkisi çok büyük. Yani koskoca dünyanın deccali düşüncesi mesela Darwinizmi, materyalizmi şuan kör hale getirdi Mehdiyet. Dünya çapında bir gücü kör hale getirdi. Gücü yetmiyor şu an deccaliyetin. Eskiden Darwinizmi, materyalizmi göğsünü gere gere anlatan Deccaliyet, şu an zavallılaşmış ağlar vaziyette. Sadece çocuk gibi debelenme ve çırpınma halinde. Şuursuzca hareketlerle kendini korumaya çalışıyor, hareketlerle el kol havalara sıçrıyor, sürekli çırpınıyor, nereye çırpındığı da belli değil. Neyi amaçladığı da belli değil. Yani bir savunmaya da benzemiyor. Sadece öyle bir çırpınma halinde. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın güçleri ve Hz. Mehdi (a.s)’ın güçleri, bir süre sonra birleşecek. Dünyada müthiş bir ferahlık olacak. Ama şu an Hz. Mehdi (a.s) gücü daha çok dünyada ortaya çıkacaktır. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın güçleri, 2021-2023’ler gibi daha keskin kendini gösterir. O yıllara kadar, Hz. Mehdi (a.s) gücü dünyada gittikçe sivrilerek keskinleşerek dikkat çekecektir. Hz. İsa Mesih (a.s) sonra iltihak edeceği için, iltihak gücü olduğu için, ana güç Mehdiyet olduğu için, bizim gözümüze hep Mehdiyet asıl olarak görülecektir. Yani asıl büyük güç olarak o görülecektir. Büyümesi de çocuğun büyümesi gibi yavaş yavaş olacaktır Mehdiyet’in.

Didem Hocam, ben dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: Hocam, Perşembe günü gerçekleşecek G2 zirvesinde ev sahibi Putin’in, Obama’yı müdahaleden vazgeçirmeye çalışması bekleniyor. Ancak bir görüşme yapmayacakları da aslında söylendi.

ADNAN OKTAR: Öylede olsa, böyle de olsa, müdahale olduğunda can kaybı olur. Müdahale olmadığında yine can kaybı olur. Yani her ikisinde de can kaybı sürekli devam eder. Ve hiçbir yerde huzur olmaz. Şu an mesela Mısır cehennem gibi. Ne orada artık turizm olur, ticaret olur ne kimse oraya gezmeye gider. Ne kimse oradan gelir. Hayat öldü orada. Orada tek gelişecek şey şu an, terör ve anarşidir, acımasızlıktır.

DİDEM ÜRER: Hocam bugün 102 kişi hayatını kaybetmiş, Suriye’de.

ADNAN OKTAR: İşte söylüyorum bak 102 kişi. Yani böcek ölmüş kadar kıymeti yok insanlar için. Öyle bir konuma geldi. Kendi kardeşlerini, kendi elleriyle şehit ediyorlar ve ondan dolayı da zafer işareti yapıp seviniyorlar. Her iki tarafta Victory diye artistik hareketler yapıyor. 

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Mısır’ın Süveyş kentinde İhvan mensubu 64 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması yapıldı. Geçtiğimiz ay 11 İhvan üyesi karakol saldırısı suçlamasından askeri mahkemece müebbet hapis cezası almıştı.

ADNAN OKTAR: Yani orada adalet beklemek, orada hukuk beklemek, şefkat, merhamet beklemek artık lüks. Çünkü sevgiyi öğreten adam adeta yok gibi Mehdiyet’in dışında. Mesela siyasete bakıyoruz, siyasette de nefret hakim. Mesela siyasi partilerde kendi aralarında konuşmalarında ana konu öfke ve nefret oluyor. Dünyada ki siyasi partilere bakın. Yine Türkiye’de ehvenlik var. Yine bir insaniyet var. Ama dünyada öyle değil. Yani muhalifler kahredici bir nefretle karşı tarafa yükleniyorlar. Müthiş bir saldırganlıkla yükleniyorlar.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mümtazer Türköne yazısında; “Birbirlerini boğazlayanlar arasında İttihat arayanlar, aradıklarının kanı çoğaltmaktan başka hiçbir şeye yaramayacağını anlamak zorundalar” diye yazmış. “Bu manzara karşısında İttihat, ancak bir görüşün diğerini yok etmesiyle mümkün. Yöntemi ise daha fazla katliam.”

ADNAN OKTAR: Peki İttihat olmadığında vahşet durur mu? 100 misli olur. İttihat olduğunda Mehdiyet yoksa, yine kan gövdeyi götürür. Hz. Mehdi (a.s) olduğunda başta dünya cennet olur. Ve çok süratli olur diyor Peygamberimiz (s.a.v); “Sizin 20 yılda yaptığınızı, o 1 yılda yapar” diyor Hz. Mehdi (a.s). Bunu en sonunda kavrayıp anlayacaklar. Büyük bir kitle anladı, Mümtazer Türköne’de anlayacak.

DİDEM ÜRER: Hocam dediğiniz gibi, bilmediği şu ifadelerinden de anlaşılıyor; “İttihat diyen herkesin kafasında kendi düşüncesini ve tercihini egemen kılma arzusu var. Öyleyse başarmamız gereken şey” demiş ve Mehdiyet’i asıl İslam’ı anlatıyor burada, “farklı olmaya rağmen birlikte yaşayabilmek başvuracağınız tek araç ise demokrasi” diyor.

ADNAN OKTAR: Bakın demek ki Mehdiyet ona bir şey öğretmiş.
Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mısır’da darbecilerin Gazze sınırına yönelik ambargosu İsrail’de büyük yankı buldu Hocam. Bir İsrail kanalı ambargo sonrası “Eline Sağlık” adlı bir Arapça şarkı yayınlayarak memnuniyetini dile getirdi.

ADNAN OKTAR: Gereksiz, İsrail’i zor duruma sokar bu tip şeyler. Onlarda da Moşiyah - Hz. Mehdi (a.s)’ı beklemeyi esas almaları gerekiyor. Yani Moşiyah -  Hz. Mehdi (a.s)’dır bölgeyi de kurtaracak olan, İsrail’i kurtaracak olanda. İsrail şu an cehennemin ortasında yaşıyor. Milyonlarca kendisinden nefret eden bir topluluğun içerisinde, ortasında yaşıyor. Yani dört koldan İsrail’e yüklendiklerinde, müthiş bir vahşet oluşabilir, Allah esirgesin. İsrail onun için nefreti teşvik edecek hiçbir şey yapamaması lazım. Allah’a sığınıp, dindar bir üslup kullanmaları gerekir.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: 31 Ağustos - 1 Eylül tarihleri arasında Gölcük Değirmendere, Çınaraltı Meydanı’nda fosil sergisi düzenledi kardeşlerimiz. Sergiye halkın ve özellikle çocukların ilgisi çok fazlaymış, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: İlimden, irfandan kurtulmaları mümkün değil, bilimden kurtulmaları mümkün değil. Gerçekten, kurtulmaları mümkün değil. Gerçek her yerde karşılarına çıkacak.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Edirne genelinde durak ve caddelerde A9 TV ilanları yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Edirne, hay maşaAllah. Edirne’nin arslanları. Çok güzel olmuş, maşaAllah. Yakışmış serhat şerhimize.

Muhammed Duman; “Hocam, Doğu Türkistan’da da kardeşlerimiz acı çekiyor. Mısır’da da acı çekiyor.” Doğu Türkistan’ı kurtaracak olan da, Hz. Mehdi (a.s)’dır. Hindistan’da kadınların ölümünü durduracak da yine Hz. Mehdi (a.s)’dır. Hristiyanların ezilmesini, Musevilerin yumruklanmasını, aşağılanmasını durduracak olan da Hz. Mehdi (a.s)’dır.

“Sayın Hocam, ileride parti kurup, siyasete atılmayı düşünüyor musunuz? Ya da Tayyip Hocam’la birlikte yeni bir sayfa açmayı.” Erdinç Karabekir. Tayyip Hocam’ın kadro mükemmel. Faaliyetler mükemmel. Hiç açığı, eksiği yok, o yönden güzel. Siyasete atılmak için bir parti eksiği olması lazım. Milliyetçi Hareket Partisi benim partim zaten. Büyük Birlik Partisi benim partim. Niye yeniden parti kurayım? Saadet Partisi benim partim. Hem de mükemmel. Niye yeniden parti kurayım? AK Parti de benim partim ve CHP. O da benim partim. Öyle bir partiye de büyük ihtiyaç var. Dolayısıyla ben partilerimi zaten kurdum. Partilerim şu an faaliyette. Ben sevgiyle, muhabbetle onları destekleyeceğim sadece, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz Eyüp’te esnafları ziyaret edip kitaplarınızdan hediye etmişler Hocam. Şöyle diyorlar; “Sonrasında Pierre Loti’de Türk İslam Birliği haritası olan afişimizden açtık. Hocamızın nurlu ellerinden sevgi ve saygıyla öpüyor, dua istirham ediyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah onlara iyilik, güzellik, bereket versin. Bu güzeller güzelini nerden bulmuşlar böyle. Bayağı güzelmiş. Çok şeker. Jilet gibi yakışıklı oluyorlar, hepsi yakışıklı kedilerin. Tanışmaları da ilginç. Garip sesler çıkarıyorlar. Bunların lisanı Almancaya da benzemiyor. Fransızcaya da benzemiyor, bir garip bir şey. Anlayabilene helal olsun.

Ömer Tangül; “Hocamız bugün daha bir genç görünüyor, maşaAllah, elhamdülillah.” Evet.

DİDEM ÜRER: Bugün çok mesaj aldım o konuda.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, maşaAllah, elhamdülillah.

“Aşkım, gönül aydınlığım, Adnan Hocam müthiş yakışıklısın. Ben seni çok seviyorum ve özlüyorum.”

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kayseri’den kardeşlerimiz şöyle yazdılar: “Canımız, seyidimiz, Sultanımız, bir tanecik Hocamıza sevgilerimizi iletip, nurlu ellerinden öpüyoruz. Bugün eski sanayi bölgesinde 1000 adet broşür, 20 adet kitap ve Türk İslam Birliği Dergisi dağıtımı yaptık” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Bu çok güzel. Şu şekerliğe. Ufaklıktan başla. Ah severim ben seni. Kıyafetinin tatlılığına bak, nasıl süslenmiş. Aman Allah’ım, kartpostal gibi şu şekerliğe bak. Ama hakikaten sanat fotoğrafı bu. Ne kadar güzel varlık maşaAllah. Ah benim canım, gayrete bak sen gayrete. Aferin benim bir taneme. Şapkası da çok güzel olmuş. Her şeyi güzel olmuş. Takıları güzel olmuş. Çok süslü olmuş, maşaAllah. Aferin.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Mısır’daki darbe hükümetinin davetiyle Mısır’a gideceğine dair bir haber vardı. CHP’den Mısır ziyaretine ilişkin “Türkiye - Mısır ilişkileri bölge barışı ile istikrarı açısından stratejik önem taşıyor” açıklaması geldi.

ADNAN OKTAR: İyi işte çağırsınlar. Muhalif olunacağına, dost olunsun. İyi mesela Irak’a gitti, güzel. Mısır’a gidiyor, güzel. Komple bağların kopması mı iyi, böyle bağın bir yönden devam ediyor olması mı iyi? Güzel, Allah razı olsun. Bak, hayır var. Demek ki CHP’de de bir hikmet varmış, bir hayır varmış. Hayır yönüyle güzel.

Kim bu yakışıklı?

DİDEM ÜRER: Hocam, Suna arkadaşımız size sevgilerini iletti. Zevkle izlemiş az önceki açıklamalarınızı, “çok ilgi çekici ve içerikliydi” diyor. Bu da onun oğlu, resimlerini size göndermiş.

ADNAN OKTAR: Bayağı sevimliymiş, bayağı yakışıklı delikanlı, maşaAllah. Allah ömrüne bereket versin, sağlık, sıhhat versin.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hristiyan bir arkadaşımızın kedileri Yufka ve Şurup’un resimleri vardı.

ADNAN OKTAR: Yufka ve Şurup. Ben bunların ikisini de, bunları yemek lazım. Ağzın tatlılığına bak.

DİDEM ÜRER: Ne kadar şekerler. Çok da iyi arkadaşlar Allahualem, bayağı şekerler.

ADNAN OKTAR: Kıyafeti çok şahane olmuş. Allahualem herhalde Şurup o, sarı olan. Sarı olan mı Yufka’ymış? Öbürü Şurup. Acaba yufkalık nerden geliyor?

DİDEM ÜRER: Uyurken genelde böyle pestil gibi oluyordur belki.

ADNAN OKTAR: Şurup da tatlılıklarından herhalde. Ama çok şeker hayvanlar maşaAllah. Bunlara hayvan demek de insanın, hayvan sözünü öyle bir hale getirdiler ki hakaret gibi oldu. Halbuki çok tatlı varlıklar. Böyle çok onur duyulacakları bir konumdalar. Şahane varlıklar. Bir kere günahsızlar, masumlar ve dürüstler. Çok da şekerler, saflar, iyi niyetliler, bayağı tatlılar, görünümleri çok güzel. Sevgiyi çok iyi biliyorlar, temizliği çok iyi biliyorlar.

DİDEM ÜRER: Hocam, Adapazarı’nda kardeşlerimiz Şeker Mahallesi Sağlık Ocağı ve eczaneye kitap dağıtımı, kahvehane ve marketlere de broşür dağıtımı yapmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel olmuş. Allah nurlarını arttırsın. Her yere nur saçıyorlar, her yer nurlanıyor, çok güzel.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hizbullah’ın seferberlik ilan ettiği genel olarak söyleniyor. Silahlı onlalar dahil, tüm militanlar her zamanki mekanlarını terk ederek, takip edilememeleri için de cep telefonlarını kapatmışlar. Normal kontrol noktalarına da daha genç elemanları koymuşlar.

ADNAN OKTAR: O Zaman, operasyon korkusu sarmış. Yani operasyonun etkili olacağına inanıyorlar demek ki. Bir şeyler olacak, onu söyleyeyim. Ama ben kana karşıyım. Onu açıkça belirteyim. Kanla bir şeyin halledilebileceğine inanmam. Halledilse bile kabul etmem. Her şeyin sevgiyle halledilmesinden yanayım. Kuran’ın bize anlattığı bu, Tevrat’ta bunu görüyoruz, İncil’de bunu görüyoruz, bütün hak kitaplarda bunu gördük, aksi olmaz.

“Rekabetin olduğu yerde sevgi olur mu?” Rekabet, hayırda rekabet. Hem nasıl? Sevgide rekabet. Allah’ın rızasında rekabet.

DİDEM ÜRER: Hatice kardeşimiz sizden bir isim rica ediyor. Ama söylemeye de çekiniyormuş isim rica etmekten.

ADNAN OKTAR: Hatice, ne güzel ismi maşaAllah. Ya Allah, Bismillah. Salih bir hanım olduğu için, ona Saliha diyelim, inşaAllah. Saliha Hatice. Ama sonra yine bir isim daha veririm, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mehmet Ocaktan bugünkü yazısında; Cemil Bayık’ın, BBC’ye verdiği röportajda, ‘Gezi eylemlerine pasif katılımla katılmamak, tereddütler yaşamak yanlıştır’ demesinin Gezi ve PKK arasında yeni bir ittifak olarak” yorumlamış.

ADNAN OKTAR: Sokaklarda bağırıp çağırmak, polisi taşlamak, milleti huzursuz etmek, sokağa çıkamayacak hale getirmek, bunlar kötü işler. Bundan çok rahatsız olur insanlar. Bunda bir sempati olmaz. İstemese bile insanlar, o zaman sağı, orta sağı bütün gücüyle destekler. Mesela AK Parti’ye adam niyeti yoksa da, mecbur olduğu için bütün gücüyle destekler. Bunlar akıl değil ki. Küçük bir eylem yaptılar Gezi’de, AK Parti’yi yüzde 60’a çıkarttılar. Birçok insan vazgeçmişti, yeniden AK Partili oldu adamlar. Yani aklı başında hareket etmeleri lazım.

DİDEM ÜRER: Obama Suriye kararı ile ilgili konuşmasından dört saat önce İsrail Başbakanı Netanyahu’yu arayıp bilgilendirmiş. Uzmanlara göre Obama, El-Kaide’yi ve İran’ı vurma yetkisi de istiyormuş.

ADNAN OKTAR: Vurursa, zaten hepsini aynı anda vurması gerekiyor. El-Kaide değil de, İran’ı aslında vurmak istiyordur. Çünkü Suriye’yi vurursa yarım olur. Vurduğunda da, vurduğu yanına kar kalmış olur. İsrail’e de saldırırsa, bütün Avrupa ve Amerika saldırır, İran’ı yerle bir ederler, Suriye’yi de yerle bir ederler. Yani onların bakış açısının böyle olacağını tahmin etmeleri lazım, akılcı bakmaları lazım. Bu yanlış Mehdiyet inancını kaldırmaları lazım. Haşa Hz. Mehdi (a.s)’ı Allah gibi gören kafayı kaldıracaklar, İran. Sünnilerle kucaklaşacaklar, sevgiyi esas alacaklar.

Didem Hocam ben gidiyorum, inşaAllah yarın görüşürüz. 

Masaüstü Görünümü