Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (5 Eylül 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Aşkım, ruhum, güzel sevgilimle devam ediyoruz programımıza, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan 5-6 tarihlerinde yapılacak G20 zirvesine katılmak üzere Rusya'nın Kültür Başkenti St. Petersburg'a gitti Hocam.

ADNAN OKTAR: Şimdi St. Petersburg falan hepsi, kaderde Allah'ın belirlediği olaylar. Onların orada toparlanması, ne konuşacakları belli, ne yapacakları belli, Allah'ın gariban kulları. Hepsi Allah'ın emrindeler Allah "şöyle söyle" diyor şöyle "böyle söyle" diyor böyle milimi milimine kelimesi kelimesine aynısını yapıyorlar. Şuanda dünyada bütün sistem Moşiyah-Mehdi ekseninde dönüyor, hepsi. İstesinler veya istemesinler, bir süre sonra hayretler içerisine bütün sistemin Mehdiyet’e göre ayarlı olduğunu görecekler, baya şaşıracaklar. "Nasıl olur, biz burada toplanıyoruz?" O da. "Peki benim şuraya gitmem?" O da. Suriye'de ki olay, o da öyle. Halbuki Suriye'de olacak olan olayları, Peygamber Efendimiz (s.a.v) ince ince detay detay çok fala bildirmiş. Hadislerde mesela aktarılan kısmı, az gibi görünüyor ama diğer Hadislere girildiğinde, zayıf hadis diye ayırdıkları hadislere baktığımızda, çok daha fazla detayın olduğunu görüyoruz, hepsini anlatmış. Bu tip yapılacak toplantıları, uluslar arası yapılacak toplantıları da söylüyor Peygamberimiz (s.a.v). Yani o devirde uluslar arası çok fazla toplantı yapılacağını söylüyor. Hem gayri Müslimlerin toplantı yapacağını, hem Müslümanların toplantı yapacağını. Ve orduların da tek bir ordudan oluşmayacağını mesela, Hristiyan ordusu olduğunda, birçok Hristiyan ülkeden oluşacağını, Müslümanların ordusu olduğunda da, birçok Müslüman ülkeden oluşacağını anlatıyor. Mesela alimler olduğunda karışık, birçok alimin geleceğini. Dünyanın tarihini anlamak için, ilk başta Peygamberimiz (s.a.v)’in ne dediğine bakmak lazım. Kuran'a bakmak lazım, Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerine bakmak lazım ve Tevrat'a bakmak lazım. Bütün dünyanın planı, tarihi hepsi var. Kuran'da hadiste ve Tevrat'ta. Bak diyor mesela şuan bir sayfa açtım Tevrat'ta; "Oku" diyor Zekeriya bölümünde “şimşek gibi çakacak" Bu bir roket olduğu anlaşılıyor. "Oku şimşek gibi çakacak"  hedefe ulaştığında patlayıp ışık saçıyor. Ve şimşek gibi hem gürültü, hem ışık yer gök birbirine karışıyor. "Ve güney fırtınalarıyla ilerleyecek. Onları her şeye egemen Rab koruyacak. Mesela düşmanlarını yok edecek." Mesela müminler için diyor ki; "O'nun ülkesinde taç mücevherleri gibi parlayacaklar inanlar müminler. "Taç mücevherleri gibi." Yani böyle çok bakımlı takılarıyla, kıyafetleriyle, güzelliğiyle. "Ne yakışıklı ne güzel olacaklar" diyor. Çok manidar bak hem yakışıklı hem güzel. Adamlar diyor ki; "niye yakışıklı niye güzel? İşte bak Tevrat'ta da buna işaret edilmiş. "Falcılar yalan görümler görür ve gerçek yanı olmayan düşler anlatarak boşuna avuturlar insanları” diyor. Mesela hakikaten çıkıyorlar televizyonlara işte "şu yıldız şuraya gitti şunlar olacak, bu yıldız buraya gitti bunlar olacak" diyor. Sürekli yalan söylüyor. Bakın "gerçek yanı olmayan düşler anlatarak boşuna avuturlar" diyor Tevrat'ta. Açtım herhangi bir sayfa. Diyor ki; "Öfkem çobanlara karşı alevlendi önderleri cezalandıracağım" Mesela dünya liderleri bak teker teker ya ölüyorlar, ya başları belaya giriyor. Çünkü Mehdiyet'e hizmet etmiyor, Mehdiyet'e hizmet etmeyince, mutlaka bir felakete uğruyor. Bakın diyor ki;" Mısır'ın krallık asası elinden alınacak." Mısır'da iktidar devrilecek diyor. "Krallık asası elinden alınacak. Asur'un gururu alaşağı edilecek." Yani Irak, o bölge. Hakikaten alaşağı oldu gururu, gururu yerle bir edildi. Orada en dikkati çeken şey gururlarını kırılmasıydı. Zaten onu da hedeflediler. "Halkımı kendi gücümle güçlendireceğim" yani "Müslümanları güçlendireceğim" diyor Allah. "Adıma layık bir yaşam sürdürecekler, böyle diyor Rab."

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İran'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Ruhani, Twitter hesabında İsrail'in yeni yılın tebrik etti.

ADNAN OKTAR: Hayırdır inşaAllah. İyi hayırlı olsun, yeni yeni gelişmeler. Normali böyle olması lazım, sevecen yaklaşmaları lazım, şefkatle yaklaşmaları lazım, gaddarca böyle sevgisiz yaklaşmak çok kötü, çok ayıp.

DİDEM ÜRER: Başbakanımız da dün Musevi'lerin bayramını kutlamıştı. Ve ayrıca Egemen Bağış'da kutlamıştı.

ADNAN OKTAR: Güzel, çok güzel.

DİDEM ÜRER: Suriye Millet Meclisi Sözcüsü Fransız Parlamenterlere mektup yazarak; "Suriye'deki laikliğin korunabilmesi için askeri harekattan vazgeçmelerini istedi" Hocam.

ADNAN OKTAR: Bunlar akıl diye, neden layık olmasın? Suriye sevgisiz bir rejim, gaddar bir rejim, katı bir rejim, babadan oğla geçen bir rejim, demokrasi yok, insan hakları yok karma karışık bir sistem. Ölü bir sistem adam konuyu çok uzatıyor. Çekil, seçimler yapılsın, kim geliyorsa gelsin iktidara, ne şamata yapıyorsun. Israrla "gitmeyeceğim" diyor, olmaz böyle. Ama kan dökmekte tabi akılcı bir yöntem de değil, bu çok yanlış, buna katılmıyoruz.

Şeyhimiz Sultanımız dünyanın en tatlı Şeyhi Şeyh Nazım Kıbrıs-i El Hakkani Hazretleri bugün çok iyiymiş, maşaAllah. Dışarı meşhur devriyesine çıkmış, deniz kenarına gitmiş.

Ne şeker Şeyhimiz, maşaAllah. Onun her çıkışı bir şenlik oluyor kapıda, her gün düğün bayram, böyle sahabe dönemi gibi görünüşleri falan üslup. Çocukları çok şekerler hep renkli gözlü falan böyle Avrupai görünümleri, baya sevimliler. Bir şenlikle gidiyor Şeyhimiz, bir şenlikle dönüyor. Ama Şeyhimize ben fayton işi çok önemli. Mutlaka şart. İki atla böyle güzel uysal Şeyhimiz. Aslında iki tane faytoncu tutmak lazım, zaten profesyonel faytonla iyi bir faytonla, orada bekleyecek Şeyhimizi, o kadar. Çıktığın da Şeyhimiz, faytonla gidecek inşaAllah.

Türkiye'de insanlar çok güzel huylu, yani örnek olunacak güzel tavırlar göstertiyorlar. Ama dünyada her yer öyle değil. Sevgisiz yerler de var. Sevgini dünyada da bu kadar stok olması da mucize. Benim çocukluğumda daha sevgi yaygındı, zamanla sevgi çok öldü, özellikle 1980'lerden sonra. Müthiş bir sevgisizlik ve egoistlik dünya ya yayıldı. Ama buna karşılık da, derin ve gerçek sevgi derinden yayılmaya başladı. Halbuki sevgi çok lezzetli, vücudun en çok haz aldığı, en çok mutlu olduğu, Allah'tan gelmiş en büyük zevktir ve nimettir. Sevgiye böyle direnilmesi, anlaşılır gibi değil. Sevgiyi savunanların ısrarla sevecen üslupla, sevgiyi savunmaları gerekiyor. Çünkü sevgi çabuk örselenebiliyor, yani çabuk yıkılabilir. Öfke çabuk yıkılmaz, öfke çok sağlamdır zemini. Kinin ve nefretin zemini çok sağlamdır, çok kolay gelişir. Yani az bir emekle çok kolay elde edilebilir. Az bir nefret, çok büyük bir nefrete dönüşebilir. Ama sevgide sabır gerekiyor, irade gerekir, akıl gerekir, nezaket gerekir, temizlik gerekir, saygı hürmet gerekir, yani yoğun olarak akıl kullanmak gerekiyor. Ama gaddarlıkta, ahlaksızlıkta, psikopatlıkta, zalimlikte, sevgisizlikte, merhametsizlikte aklı kullanmaya gerek yoktur. Yani hayvani içgüdüler yeterlidir. Hayvan gibi davranmak yeterlidir, hayvan gibi hareketler yeterlidir. Onun için daha avantajlı oluyor sevgisizlik, merhametsizlik. Sevgide akıl kullanması gerekiyor, çünkü kaliteli insanların vasfı sevgi. Birde çünkü sevgiyi götürebilmek var. Çabuk devrilir sevgi, hassas bir şeydir. Mesela yüz metre götürsün, devrilmeye kalkar, hemen düzelteceksin. Bir yere çarpar. Kolay döndürmen gerekiyor, virajları kolay aldırman gerekiyor. Yani tehlikeli bir vasıta kullanır gibi. Vasıtanın içinde bir çocuk olduğunu düşün ve çok engellerle dolu bir yer olduğunu düşün, öyle özenli. Ama psikopatlıkta freni patlamış çöp kamyonu gibi gidersin. Oraya vurur buraya çarpar, kırar, devirir, kabadır, pistir, hiçbir şey olmaz acımasızlıkta sevgisizlikte. Onun için sevgisizlik, daha avantajlı oluyor dünyada yani yüzde 90'lar, yüzde 95'ler, yüzde 99'lara kadar çıkabiliyor. Mesela Allah’ı sevmek de akıl gerektiren, emek gerektiren bir şey. Ama haşa Allah’a karşı çıkmak, hayvani bir içgüdüyle çok kolaydır. Dinsizlik çok kolaydır çok kolayca yapabilirsin, yapabilirler. Ama dindarlık, gerçek dindarlık çok zordur, akıl gerektiriyor, incelik gerektirir, emek gerektirir, nezaket gerektirir, vicdan gerektirir. Ama ahir zamanda işte Mehdiyet, olağanüstü bir çıkışla, Allah’ın yardımıyla bu zor olanı yapıyor ve yapacak, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, çok güzel çocuk resimlerimiz var, uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım, canım benim cennet kızı gibi maşaAllah. Allah Allah, hepsi birbirinden güzel. Cennet kızı bu cennet, aman Allah’ım şekerliğe, ballığa bak sen. Bunlar şeker hapsi. MaşaAllah. Hayret bu kadar güzel olmaları. İşte Allah’a inanmayanlar için delil. Baksınlar, nasıl bir vicdanla Allah’ı inkar ediyorlar düşünsünler.

Didem Hocam, buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Musevilerin dini yılbaşı dolayısıyla üç gün boyunca Müslümanların Mescid-i Aksa’ya girmeleri yasaklandı. Kapıları Müslümanlara karşı kapatılmasına karşı çıkan iki Filistinli Mescid-i Aksa’ya girmeye çalışmaları üzerine gözaltına alındılar. Aynı zamanda Kudüs müftüsünün ve bazı Müslüman dini liderlerin de Mescid-i Aksa’ya girişi yasaklandı.

ADNAN OKTAR: Neden yasaklanıyor, alakası ne onun?

AYLİN KOCAMAN: Hocam, bayram günlerinde iki taraftan da yasaklanıyor. Mesela Müslümanların bayram günlerinde Museviler.

ADNAN OKTAR: Kargaşa çıkmasın diye.

AYLİN KOCAMAN: Evet, bir karışıklık çıkmasın diye.

ADNAN OKTAR: Halbuki Müslümanlar çok şefkatli olsa Musevilere karşı, bütün dünyada bu çok güzel bir etki meydana getirir. Müslümanlara karşı müthiş bir saygı meydana getirir. Ne gerek var? Sevecen, kardeşçe davransalar ne kaybederler? Bir avuç dindar Musevi var. Yüzde otuz görülmemiş bir şekilde düşük dindar sayısı. Herkes Kudüs gibi zannediyor İsrail’i. Değil, çok korkunç İsrail’in konumu, dinsizlik çok yaygın, Ateizm, Darwinizm çok yaygın onun için orada Ateizme, Darwinizme karşı yoğun bir gayret göstermesi gerekiyor Müslümanların. Musevilerin de gerçek dindar olması için gayret etmeleri gerekiyor. Onların canını yakarak, tedirgin ederek bir yere varılmaz, çok yanlış.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Suriye’deki İslami muhalefetin güçlenmesinden rahatsız olan Amerika muhtemel hava saldırısından sonra ılımlı muhaliflere yönelik silah desteğini iki katına çıkarmaya hazırlanıyor.

ADNAN OKTAR: Ilımlı muhalif, fakat silahla ilginç bir şey! Amerika bir güzellik yapacaksa, Hz. Mehdi (a.s)’ı arasın, bulsun. Bir güzellik yapacaksa, İslam alemi birleşip, İttihad-ı İslam’ı oluşturmasını sağlasın ve Hz. İsa Mesih (a.s)’ı arasınlar. En güzel çözüm o olur. Ve herkese Hz. İsa Mesih (a.s)’ın müjdesini versinler, Hz. Mehdi (a.s)’ın müjdesini versinler. Ama ılımlı Müslümanları destekliyor olmaları, silahla değil de yani kültürel yönden, sosyal siyasi yönden çok iyi olur.

Bu şiddet kolay olduğu için, şiddeti hemen savunuyorlar. Mesela toplandıklarında, bir araya geldiklerinde bağırmak kolay, saldırmak da kolay geliyor. Çünkü kitle psikolojisiyle diyor ki “ona ne olursa, bana da olur ne olacak? Hep beraber yapalım” mesela tek olarak olsa yapmaz. Ama topluluk psikolojisiyle herkesle olan “ne olacak, bana da gelsin” kafasında oluyorlar. Bu kafada oldukları için, başkasının cesaretinden o da etkileniyor. Yoksa tek başına öyle cesaret gösteremiyor. Küçük küçük zayıf cesaretler bir araya gelince, büyük bir cesaret, çirkin bir cesarete dönüşüyor. Mesela o gitmek istemiyor, o da gitmek istemiyor ama o gider gibi göründüğü için, gitmek ister gibi göründüğü için, o da onu cesur zannediyor, o da gitmek ister gibi görünüyor, o diğer gitmek ister gibi görüneni görünce adam, onun cesaretinden o da etkileniyor, bir zincirleme kirli bir cesaret patlaması meydana geliyor. Mesela biri birinin başına demirle vurursa, o da gidip öldürmeye kalkıyor. Yani delice cesaret, deli saldırganlık, delice çılgın tavırlar katlamalı gelişiyor bu tip olaylarda veyahut birçoğunda diyelim bazılarında. Onun için kitle psikolojisine karşı çok dikkatli olunması gerekiyor. Mesela atılan sloganların hiç birinde sevgi olmuyor, hep nefret olma, mesela “kahrolsun bilmem ne, defolsun şu, kaybolsun bu.” Dikkat ederseniz, sevgi hiç ifade edilmiyor. Merhamet, şefkat hiç ifade edilmiyor, çünkü zalimlik çok kolay oluyor, nefret çok kolay, saldırganlık çok kolay, sevgi çok zordur. Sevgi için çok akıl, irade, derinlik gerekiyor. Allah onun için sevgiyi çok beğeniyor. Gaddarlık son derece kolay elde edilen bir şey oluyor.

Evet, Didem hocam.

DİDEM ÜRER: CHP’nin Mısır ziyaretine “Gayri meşru yönetim meşrulaştırma girişimi” olarak değerlendiren Bekir Bozdağ, ziyaret için “öyle anlaşılıyor ki darbecilerde Mısır’ın başkentinde buluşuyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi tamamen alakayı kesmek de akılcı bir hareket değil bu. Çünkü Mısır’ın en az yarısı onlardan yana, yarısı da diğer taraftan yana. Mısır’ın yüzde yüzüyle dost olmak lazım. Darbeci tamam darbesini eleştirirsin, şiddeti eleştirirsin ama bağlantı kurmaya ve iyiye doğru onları çekmeye gayret etmek lazım. CHP’nin bu tavrı yabana atılacak çirkin görülecek bir tavır değil. Ne diyelim? O zaman yüzde ellisine düşman mı olalım? Nefret mi edelim, öfke mi duyalım? Adam yerine koymayalım mı? İyi olmasını istiyorsak, bağlantı kurmamız gerekir, konuşmamız, ikna etmemiz gerekir, makul çizgiye çekebilmek için. Yoksa adamı sen iyice azdırırsın, tersleşir, şiddetlenir tavrı ve bozulur. Ona şefkatle yaklaşmak, değer vererek yaklaşmak, iyi olması için gayret etmek en akılcı tavırdır. Biz, Esad için bile aynı tavrı gösteriyoruz. Mesela Esad’ın ailesine acıyorum, hanımına, çocuklarına acıyorum, kurtulmasını istiyorum. Orada hiç kimsenin ben ezilmesini, acı duymasını istemem. Dolayısıyla onlarla bağlantı kurmak için çok uğraştım. Bak dedim ki; “Hz. Mehdi (a.s)’ı savun, İttihad-ı İslam’ı savun, bağnazlığa karşı olduğunu söyle, Hristiyanlara, Musevilere şefkat duyduğunu, ateistlere, dinsizlere şefkat duyduğunu ve herkesi kucakladığını söyle, bunu açıkça, kısaca söyle sana yardım gelecek” dedim, sözümü dinlemedi. “Aksinde bela gelir” dedim, sözümü dinlemedi, bela da üstüne çöktü işte. Şimdi son operasyon için hazırlık yapılıyor. Halbuki bunu söylese, çok şahane olacaktı. Yine geç değil ama yine inat ediyor. Yine korkuyor, yine çekiniyor. Çünkü korkmak kolaydır. İçgüdüyle, hayvani içgüdüyle korkar insan. Korkuya çok rahat teslim oluyorlar. Ama cesaret için, akıl ve iman gerekiyor. İnsanın pozitif bir yönüdür cesaret ama akıl, irade ve imanla elde eder. Ama korkaklık hayvani bir içgüdüdür. Doğal haline bıraktığında insanı korkar zaten. İrade ve akılla, vicdanla korkuyu yenebilir bir insan. Bu korkuyu yenmiyor. Bağnazlarda da bu var, korkuyu yenmiyorlar, hayvani içgüdüyle korkuya teslim oluyorlar. Bediüzzaman söylüyor; “ havf damarı bunları tutar” diye bir kısmı için bu şekilde söylüyor.

Darbeci olsa da adam, her ne olursa olsun, onlarla insani bağlantı çok mühimdir, önemlidir. İnsanları dışlama politikası çok yanlış. İsrail’i dışla, Filistin’i savun, Mısır’da darbeci kesimi ve halkın yarısını dışla, Müslüman kardeşleri savun! Böyle bir politika çöker. Mehdiyet ruhu değil bu. Hepsini kucaklayan bir üslup olması lazım, tamamını. Hak olan herkesi kurtarmaktır. Ama gelenekçi bakış açısına göre hak nedir? Sünnilerdir. Ama Kuran ruhuyla baktığımızda; Alevi, Sünni, dinsiz, imansız kim varsa, hepsine şefkat duymak ve koruyup kollamaktır. Bizim Kuran yoluyla, Mehdiyet yoluyla yaklaşmamız lazım.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Rus hükümetinden “Suriye saldırısı nükleer felakete yol açar” uyarısı yapılırken, Rus ordusu da Suriye’ye Hava Savunma Sistemleri’nin bu ülkenin hava sahasına girecek tüm uçakları ve tomahawk füzelerinin de yarısını yakalayabilecek güçte olduğunu belirtti, Hocam.

ADNAN OKTAR: Diğer yarısı ne olacak? Çok aciz bir ifade. İşi uzatmasa da adam gibi olsa da, ortalığı yatıştırsa, koalisyon hükümeti kurulsa olmuyor mu? İlla acı çekeceği, ızdırap çekeceği, aşağılanacağı bir sistem istiyor. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, iki kardeşimiz dün akşam Beşiktaş Çarşı ve Fulya‘da beş yüz İttihad-ı İslam ve beş yüz Yaşayan Fosiller broşürü dağıttılar. Duanızı istirham ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah onlara yardımcı olsun. Her işlerinde yardımcı olsun. Üzerlerinden belayı kaldırsın. Boş vakit harcatmasın Allah onlara hep İslam’a, Kuran’a hizmete vakit harcatsın. Her yerlerini nur kılsın damarlarını, akıllarını, bedenlerini, çevrelerini, evlerini nur kılsın Cenab-ı Allah.

DİDEM ÜRER: 9-20 Ağustos tarihleri arasında Kayseri genelinde tüm duraklarda ve panolarda A9 afişleri yayınlandı Hocam. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kayseri, çok güzel olmuş. MaşaAllah, çok güzel. Nur ala nur. Kayseri nurludur, nuruna nur katılmış, çok güzel olmuş, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Diyarbakır’dan şöyle yazmış kardeşimiz Hocam; “Peygamberler ve sahabeler diyarından sevgiler. Öncelikle Hocamızın o nur ellerinden öperiz. Yaklaşık iki haftadır kardeşlerimiz de İslam Birliği’nin önemi hakkında Diyarbakır’daki camileri, Kuran kurslarını vb. yerlerin çoğunu dolaştık. Faaliyetimizde hocalarımızla bir kısım cami cemaatiyle sohbetler yaptık. İslam Birliği afişleri ve birlik ayetleri asıp, İslam Birliği konulu broşürleri dağıttık. Tek çözüm Mehdiyet diyoruz, inşaAllah” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Ballara, şekerlere, güzellere bak, bayram şekeri bunlar. Benim canlarım, benim aslanlarım. Kürt kardeşlerimizin ayrı kalbimde bir yeri var, bilmiyorum çok daha fazla seviyorum yanlış da olabilir bilmiyorum ama çok daha fazla seviyorum. Bazı insanlar der ki “niye acaba?” Çünkü çok ezildi onlar, çok acı çektiler. Mesela ben bir Türk’te olabilir, Laz’da olabilir başka olabilir, başka her şey var. Tamam, kardeşlerimi seviyorum ama Kürt kardeşlerime karşı benim daha bir şefkatim var. O ezilmişlik, o çektikleri acı, karşılaştıkları haksızlıklar ve sabırları, akıl almaz sabırlı bir millet, akıl almaz sabırlı insanlar kavim yani. Çok tatlı insanlar, çok ve çok terbiyeliler, çok güzel ahlaklılar. Tamam, bizim milletimizin hepsinde var ama ben doğrusu, öylesi ben çok seviyorum, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Gümüşhane’den bayan kardeşimiz İslam Birliği ile ilgili el afişleri bastırmış. Ve onları çeşitli yerlere yapıştırmış. “Hocamızı çok seviyorum, sevgilerimi yolluyorum” diyor. “Allah beni ondan ve sizlerden ayırmasın, inşaAllah” diye dua ediyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Tabii ki böyledir, yani sevenler bir araya gelir. Kavgayı, gürültüyü durursun dostça yaşarsın. Koskoca dünya cennet gibi yaşayacakken, içgüdüye teslim oluyorlar. İçgüdü çok kolay olur, nefret kolay oluyor, boğuşma kolay oluyor. Yani kızma, haset, kıskançlık çok kolaydır. Hayvani bir içgüdü hemen oluşur. Ama kıskançlığı yenmek kolay değildir. Bayağı irade gerektirir. Mesela öfkeyi yenmek irade gerektirir, sabır irade gerektiriyor. Zor olanı yapmak, istemiyor insanlar. Nefse kolay olan hayvani içgüdüyle yapılacak olanları tercih ediyorlar. Buda çok yanlış tabii.

Bunun için sevgi öğretmenlerine ihtiyaç var. Hz. Mehdi (a.s)’a ve Hz. Mehdi (a.s)’ın talebelerine ihtiyaç var. Bu öğretmen şu an görevde. Talebeleri de görevde kendisi de görevde, inşaAllah

Hz. İsa Mesih (a.s)’da öyle, en önemli özelliği sevgidir. Hz. İsa Mesih (a.s) hep sevgi sağa döner sevgi, sola döner sevgi.

Hatta o can biliyorsunuz dünyalar tatlısı diyor ki, “sağ yanınıza vurduklarında, sol yanınızı çevirin oraya da vursunlar “ diyor. “Karşılık vermeyin” diyor. Görüyor musun? Sevginin şiddetini? Sağ yana vuran ne yapar? Yumruğu suratının ortasına indirir adam. Hz. İsa (a.s) ne diyor? “Öbür yanağını çevir, oraya da vursunlar” diyor. Vuracak şekilde kolaylaştırın diyor. Karşılık vermeyin, sevgiyle karşılık verin. Öyle yapınca adam, karşısındaki insanın zalimliği, gaddarlığı gitmiş oluyor. Onun iradesine bakıyor, onun sevgisine bakıyor, o zaman ben doğru yola gireyim, doğru olan tavrı yapıyım diyor. Yani intikam ruhundan uzak olan, kinden uzak olan bir insanı gördüğünde bir insanın içi açılır, çok pozitif etkilenir. Birde bakıyor, öfkesini yeniyor, nefretini yeniyor muazzam bir şey bu. Ama adam öfkesini, nefretini yenemiyorsa, bu çok korkunç tabii.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: 2 ve 4 Eylül günleri kardeşlerimiz, Ankara İtfaiye Meydanı ve Çantacılar İş Hanı’nda 70 adet sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar. Ellerinizden öpüyorlar, inşaAllah 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel olmuş. Ankaralı hemşerilerime maşaAllah,  çok güzel. Allah her yerlerini nur kılsın, onları nurlandırsın çok güzel.

DİDEM ÜRER: Geçtiğimiz Pazar günü bazı kardeşlerimiz Florya da 600 adet yaşayan fosil, Fatih’te 500 adet İslam Birliği, Üsküdar da 1000 adet A9 broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel, ne güzel, Allah onların bak görüntülerini tespit etmiş Cenab-ı Allah. Bu bizim gördüklerimiz, Allah’ın katında çok kapsamlı onların görüntüleri. Çok daha net. Mesela bak bu görüntülerin hepsi Allah katında duruyor. Hiçbiri unutulmaz, hiçbiri Allah katında kaybolmaz. Sonsuz kadar kaybolmaz. Allah’ın gösterteceği görüntü çok nettir. Bizim ki fotoğraf makinesiyle gözüküyor. Onu da Allah göstertiyor onu vesile ediyor. Ama ahirette gösterttiği görüntü 3 boyutludur. Çok net aynı kendisinin birebir bütün netliğiyle görür. Sokaklardaki hayatını, broşür dağıtırken yanına gelen kediler. O kediyi çağırdığı anda yanına gelir. Ama dünyaya geri dönmesi mümkün olmaz, çünkü Allah boyutla ayırıyor artık. Birde dünyaya dönmek istemez. Yani çok çirkin gelir, çok kirli gelir. Dönmek istemez, yani imanı yönden beğenilir ama dünyevi yönden tahayyül dahi edilemez bir insan. Yani cehennem gibi gelir, hiçbir şekilde istemez, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, 26 Ağustos Pazartesi günüde Bursa’nın Namazgah semtinde kardeşlerimiz 1750 adet A9 broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, dünyalar yakışıklısı, dünyalar güzeli. Allah Allah ne kadar güzel bu maşaAllah çok güzel çocuk, nur gibi.

“Bugün küçük kardeşimin oğlu oldu. MaşaAllah, adını da Peygamberimiz (s.a.v)’ in soyadına uygun olarak Adnan koydu” diyor. “ Hocam, Hz. Mehdi (a.s) talebesi olsun diye dua etmenizi istiyorum” diyor. İnşaAllah, dua ediyoruz. Allah onu, Hz. Mehdi (a.s) talebesi, Hz. İsa Mesih (a.s)’a da talebe etsin. “Allah için yaptığınız her çaba için, Allah sizlerden ve talebelerinizden razı olsun.” Görebiliyor muyum ben bu köfteyi? Bu kurabiye, evet bu mink bir kurabiye.

“Kalbimin Sultanı, gözümün nuru, aşkım, canımın içi Hocam. Sizi çok seviyorum. Hocam ne kadar insana ikinci isim koyuyorsunuz. Kıskandım, bana da isim koyar mısınız? Canım Hocam, dua edin” diyor. Tamam, sana da bir isim veriyim ben, inşaAllah. Bismillah, burada birçok isim çıkıyor. Kuran’ın bu sayfasından Melike koyalım ismini.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz, bugün Taksim Gezi Parkı ve Cihangir de 500 adet Yaşayan Fosiller ve 500 adet İttihad-ı İslam broşürü dağıtmışlar Hocam, esnafları da ziyaret etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, böylece Darwinizmin, Materyalizmin bütün kaleleri yerle bir olmuş oluyor. Bu sevimliyi ben yakından görebiliyor muyum? Aslan o aslan abisinin canı o. Cennet kuzusu o. İnşaAllah cennette kardeşimiz olur, Allah ona güzellik, hayır, bereket ihsan etsin, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bu akşam Adana’da kardeşlerimiz, sizin birçok kitabınızı ve A9 broşürü dağıtmışlar. Size hürmetlerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Bende onlara sevgilerimi, hürmetlerimi iletiyorum. MaşaAllah, elhamdülillah çok güzel olmuş. Birbirinden güzel illerimiz, birbirinden güzel insanlarımız, birbirinden güzel faaliyetler, hepsi sevindirici, binlerce güzel faaliyet haberi alıyoruz, hepsi bizleri memnun, mesrur ediyor, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, İzmit’te gece 3. kez farklı renklere boyanan merdivenler, sabah belediye ekipleri tarafından yine griye boyandı.

ADNAN OKTAR: Merdiven boyama işini şimdi bunlar eylem çevrilmez de, tabii belirli görüşün eğer eylemi haline gelirse, bu olmaz tabii ki. O zaman her görüş merdivenleri kendi kafasına göre boyar. Ondan sonra bütün millet evini boyamaya başlayacak, böyle olmaz. Yani umumun genelin beğeneceği tarzda estetik, sanatsal güzel faaliyetler yapılır. Ama herkesin beğeneceği şekilde olması lazım. Belli bir görüşü, belli bir düşünceyi, belli bir felsefeyi ifade eden renklendirmeler, boyamalar falan bunlar yakışı kalmaz, rahatsız edici olur.

DİDEM ÜRER: KCK yürütme konseyi Eş başkanı Cemil Bıyık; “PKK’nın çekilmeyi durdurduğunu” açıkladı.

ADNAN OKTAR: Zaten çekilmedi ki durdursun! En başında o zaman söyledik, çekilmezler dedik, sadece ilgili adamlar, hasta olanlar, onların gerek duymadığı kişiler uzmanlaşmış, dinlenmesi gereken ayırırlar, zaman zaman onları tatile gönderiyorlar, bu tip faaliyet olur dedik.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam, MİT rapor yayınladı, aylar sonra sizin söylediğinizden “dinleniyorlar” diye.

ADNAN OKTAR: Tabii ki aynısı ne diyorsak, o.

Didem Hocam, ben gidiyorum. Gidiyorum, çünkü uyusun kardeşlerimiz, kuvvet bulsunlar dine. Yarın görüşürüz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü