Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (11 Eylül 2013; 11:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM RAHVANCI: Sonsuza kadar birlikte olmak istediğim, cennet sevgilimle yayınımıza başlıyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Didem Hocam, ben seni dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Suriye Dış işleri Bakanı Velid El Muallim; “Rusya Dış İşleri Bakanı Lavrov’la görüşmesinin ardından Rusya’nın kimyasal silahlarını uluslararası topluma devretme teklifini kabul ettiklerini” açıkladı.

ADNAN OKTAR: Hani yoktu? O hepsini vermez silahların, aslında oyalayacak. İşte “gelin bakın” diyecek, “verdik” diyecek, “veriyoruz” diyecek. Şimdi mesela adamda 100 tonsa, 20 tonunu verir, “bende bu kadar” diyecek. Onlarda inanacaklar tabii, öyle olmaz. Yani nerede olduğunu araştırmaları lazım. Çok vardır onun, çok çok fazladır.
Evet, dinleyelim.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerikan Senatosu çoğunluk lideri Harry Reid; “Amerikan Başkanı Barack Obama’ya Suriye’yi askeri operasyon düzenleme konusunda yetkilendirecek ve Çarşamba günü yapılacak oylamanın ertelendiğini” açıklamıştı.

ADNAN OKTAR: Bunlar kader içerisindeki hareketler, kader içerisindeki zikzaklar. İşte Obama gelecek; ta anasından doğmadan küçük ufak minik kedi gibiyken Obama, oraya başkandı. Bilmiyordu, kaderini bilmiyordu. Kaderin akışı. Aslında savaşı önce istediler, hemen yapacaklardı, sonra “vazgeçtik” dediler. Onları vazgeçiren güçler oldu. Belki 1 kişi, belki 2 kişi, belki 3 kişi ve vazgeçtiler. Şimdi o vazgeçmenin mantığını oturtmaya çalışıyorlar, konu bu. Ama orada savaş durmaz, sürekli devam eder. Kan akmaya huzursuzluk devam eder. Evet, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan; “Suriye’nin kimyasal silahları teslimine ilişkin gelişmeler için Suriye devlet başkanı Esad’ın elindeki kimyasal silahları Rusya’ya vererek sorumluluktan kaçamayacağını, Esad yönetiminin biran önce görevden alınması gerektiğini ve ortaya atılan formüllerin Esad yönetimine zaman kazandırdığını” söylüyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii ki yani bu en az 3-5 ay, 6 ay, 7 aya yayılacak bir şey. Sonunda da bir avuç bir şey verir. Usul budur zaten, mafyada da öyle mesela silah yakalıyorlar, ne kadar diyor? Parasıyla şu kadar diyor. Halbuki asıl kısmı elde edilemiyor, bir kısmı elde ediliyor. Amerikalıları da biraz saf biliyorlar herhalde. Ama bombalamayla da olmaz. Çünkü nerede olduğunu tespit etmeleri gerekiyor. Yani oraya girip her yeri didik didik etmedikten sonra, anlaşılmaz. Onun için İslam ülkelerinin askerlerinin oraya girmesi lazım. 70 yerden, 70 dümenle, 70 İslam ülkesi, 70 saatlik bir operasyonla konuyu bitirecek. Bunun dışında olmaz. Yani hiç boşa inat etmesinler.

DİDEM ÜRER: Fukuşima’daki nükleer tehdidin ciddi seviyede olmasına rağmen, 2020 olimpiyatlarına ev sahipliği yapmaya hak kazanan Japonya’da radyasyon tehlikesine nasıl bir kalıcı çözüm getirileceği belirsizliğini koruyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Normalde İstanbul’u tercih ederlerdi ama İstanbul’a geldiğinde, adam Hristiyanlara karşı bir yapı görürse, Musevilere karşı bir yapı görürse, bağnazlarla karşılaşacağını bilirse, böyle garip insanlarla karşılaşacağını bilirse az da olsa insanlar kendilerini güvende hissetmez. İnsanlar neşe arar, mutluluk arar, sevinç arar. Kadınlar özgürlük ara. Başı açık kadınlara homurdanacaklarsa, dekolte giyinen hanımlara homurdanacaklarsa, adam niye gelsin? Kendine hakaret ettirir mi insanlar? Tek sebebi budur, başka sebebi yok. Yoksa Türkiye’yi canı gönülden isterler ve her seferinde isterler İstanbul’u. İçleri erir yani, en çok isteyecekleri yer. Tesislerde müsait, her yer, her şey müsait. Tek neden budur reddedilme nedeni.

Allah nimet olarak güzellik olarak yaratıyor, bir harikuladelik var. Bir acayiplik var dünyada. Allah ne verirse her şeyin en güzelini nasip ediyor. Ev oluyor, en güzeli oluyor. İnsan oluyor, en güzeli oluyor. Allah’ın güzel bir planı var. O plan sürekli işliyor. Dünyayı yer yerinden oynatıyor Cenab-ı Allah. Bakın şimdi Suriye’yi hareketlendirdi, yakın bir zamanda başka bir ülkeyi hareketlendirecek. Sürekli bu devam edecek böyle. Verdiği vakit geldiğinde de, istediği oluyor. Dünyayı bir hareketlilik süs olsun diye bunu yaratmış. Bakalım 2014’te neler olacak? Daha hareketli, daha karmaşık bir dünya ortaya çıkacak.

Bir İngiliz diplomat diyor ki; “Adnan Hoca sayesinde başım dik gençliğim boyunca yürüyemedim.” “Darwinizmi materyalizmi anlatamadım, hep utanç duydum anlatamadım” diyor. MaşaAllah. “Ağız tadıyla da artık komünistliğin de tadı kalmadı” diyor, geçenlerde bir yazar. “Adnan Hoca sayesinde komünistliğinde tadı kaçtı artık” diyor. Yani komünistlik iyi bir şey olsaydı, biz görürdük. Güzel bir şey olsa görürdük. Soğuk, kötü, acımasız, sevgisiz bir sistem. Çok korkunç, çok ürkütücü. Bir kere sevgi yok, merhamet yok, Allah korkusu, Allah sevgisi yok, neye yarar? Size iyi iş imkanı bulacağız, işte zenginlerin malını vereceğiz” diyor. Kardeşim ben zenginin malını da istemiyorum, öyle bir şey istediğim yok. Ben huzur istiyorum, güzellik istiyorum, sevgi istiyorum. Allah sevgisi olsun, merhamet, muhabbet olsun, yeter. Zenginin malını zorla elinden alıp millete dağıtmak iş mi şu? Bununla nasıl mutlu olunur? Severek dağıtıyorsa güzel, ama adamın ümüğüne çöküp elinden almak, bu normal bir hareket değil ki.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Gezi eylemlerinde saldırıya uğrayan ve 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’la ilgili iddianame tamamlandı. İddianame 5’i tutuklu, 3’ü tutuksuz 8 kişinin cezalandırılması istendi. 4’ü polis memuru, 4’ü esnaf ve vatandaş.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin o delikanlıya. Yani ne kadar adam ölürse, ne kadar ortalık karışırsa, o kargaşada insanlar çünkü şuurlu hareket edemiyorlar. “Bunu hükümet yaptı, bilmem ne” diyor. Mesela birkaç kulaktan duyma bir şey duyuyor “150 ölü var” diyorlar, adam cinnet geçiriyor eline odun alıp, sokağa fırlıyor. Yani şuursuzca kendi fikrine taraftar adamlara saldırıyor. Haberi bile olmuyor, aynı kafada, aynı mantıkta. Şuur, mantık, sevgi, merhamet, akıl gibi insani melekeler öyle dehşet ortamında kalkar. Muhakeme, yargı bozulur artık. Sokağa düştü mü bir adam, kalabalıktır onun aklı artık. Kalabalık nereye gidiyorsa o da oraya gider. Kalabalık ne yapıyorsa, o da onu yapar. Mesela kalabalık ev yakıyor, o da yakıyor. Adam öldürüyor, o da öldürüyor. O madımak olayında öyle olmuştu. Cinnet geçirdi kalabalık, gittiler madımak otelini yaktılar. Adamlar içerde bas bas bağırıyorlar, dışarı çıkacaklar, dışarı çıkmalarını engelliyorlar. Cinnet geliyor, çok korkunç bir şey. Yani herkes orada cinayete şerik oluyor, cinayetin ortağı oluyor. Ama tek başına olsa adamın ödü kopar ya. Bir adamın yanması, bir insanın yanarak ölmesi ne demek? Hiçbir şekilde kabul etmez.

Bora Bayındır; “Eğer Allah her şeyi biliyorsa, nasıl hür irademiz olabilir? Yapacağımız her şeyi bilirse sonunda cennete ya da cehenneme gideceğimizi bilmiyor mudur? Eğer biliyorsa hür olamayız. Eğer bilmiyorsa, yaratılış ile çelişmez mi? Teşekkür ederim.” Yani tek bir an var, tek bir an olunca böyle oluyor zaten. Zaman inanç, zaman diye bir şey yok ki. Sen zamanın içinde olduğun için tabii sana çok çok acayip geliyordur. Çünkü zaman inanç olarak beyninde var, kurtulamazsın ondan. Zaman seni sürüklüyor beyninde. Dışarıda zaman yok, an var tek bir an var. An ne kadar bir zaman biliyor musun? Sonsuz kısa zamana an deniliyor. Sonsuz kısa. O sonsuz kısa zaman içerisinde sonsuz uzun zamanı Allah yaratmış. Sen de diyorsun şimdi bana kaderi anlat. Kader işte bu, kafanda inanç. Daha önce defalarca anlattım. Bak ben size şimdi bir ses, hatırlamaya çalış, hatırladın. Şimdi ikisini kıyasla, nerede kıyaslıyorsun? Beyninde. Al sana zaman. Kıyas dert ediyorsun beyninde. Dışarıda zaman yok, an var. An içinde her şey olup bitince ne anlıyorsan anla artık. Hepsini yaptın o anın içerisinde. Sonsuz kısa zaman içerisinde hepsini yaptın bitirdin. Kim yaptırıp bitirdi? Allah yaptırıp bitirtti sana. Kavrayabiliyor musun? Kavrayamıyorsun. Niye kavrayamıyorsun? Beynini bir tart bakalım, bir düşün hacmine bir bak. Bir de Allah’ın aklına bak. Allah’ın aklının yanında biz hiçiz. Allah’ın aklının yanında bir tecelliyiz biz. Ama benim bu anlattığım bilimsel. Einstein söylüyor; “zaman diye bir şey yok, zaman algı biçimidir” diyor. “Mekân diye de bir şey yok diyor o da algı biçimi” diyor. Mesela biz diyoruz ki, “uzay ne kadar büyük?” diyoruz. Başka bir canlı bütün uzayı bak şu teşbihin tanesi var ya bütün uzay elinin içine alıp bütün uzayı bu nedir böyle gittikçe gelişiyor der böyle yavaş yavaş gelişiyor. Bütün uzay onun için o kadardır. Senin için ama çok büyüktür. Bir başkası için mikroskopta görünecek kadar küçüktür, bütün uzay. Bir başkası için elektron mikroskopta görünecek kadar küçüktür. Bir başkası için de elektron mikroskopta göremeyeceği kadar daha küçüktür. Nasıl bu acayip Allah’ın yaratışı acayip. Allah’ın yaratışı böyle. Hep acayip, hep acayip, hep acayip.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün KCK’dan yapılan açıklamada; Hükümetin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü konusunda adım atmadığı öne sürülerek geri çekilmenin durdurulduğu fakat ateşkesin devam ettiği” açıklanmıştı.

ADNAN OKTAR: Ne alakası var, daha ne yapsın? İşte AKP hükümeti zamanında sıkıyönetimi kaldırdılar, olağanüstü hali kaldırdılar, herkes huzur içinde rahat. Kimseye baskı yapmıyorlar. Polis halka son derece saygılı, asker saygılı. Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İstiklal Caddesi’nde polisin müdahale ettiği protestolar konusunda açıklama yapan vali Hüseyin Avni Mutlu; “Sayıları iki bine ulaşmayan marjinal örgüt mensuplarının istiklal caddesindeki eylemlerine polisimiz zaman zaman müdahale etmektedir. Bazı yayın organları da bu eylemleri yaygın ve güçlü gösterme propagandalarına itibar edilmemesi ve halkımızın emin olmasını dilerim” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Halkın yüzde doksan dokuzu böyle şeylere kaşı olur. Kepazelik, olay çıkarma, gıcık olur halk hoşlanmaz öyle şeylerden, çok tedirgin de olurlar. Tabii biraz kargaşa böyle olay çıkması, rezalet çıkması bir kolektif akıl ortaya çıkıyor onların mantığıyla, bozulmuş bir ruh hali meydana geliyor. O ortamda her türlü suç işlenebiliyor, her türlü anormallik yapılabiliyor. Onu esas alan bir tavır içindeler. Kalabalıkla suç işleyelim olay yapalım kafasındalar ve netice alacaklarını zannediyorlar. Yetmiş, seksen sene, yüz sene önceki ideolojilerinin oluşabileceğine inanıyorlar. Hakikaten olacağına kanaat getirmişler demek ki. Türkiye’de bu maya tutmaz. Türkiye bu iş için müsait değil. Türk halkı baya akıllıdır, çok tutarlı mantıklıdır. Öyle kepazelik, rezalet, olay çıkarma öyle provokasyona gelme bizim milletimizde olmaz.

“Rabbe övgüler sunun “ diyor, 149. Mezmurlar’da. “Rabbe yeni bir ezgi söyleyin. Sadık kullarının toplantısında onu ezgilerle övün.”Müslümanlar, bir araya gelsin Allah’ı övsünler diyor.

“İsrail, yaratıcısında sevinç bulsun. “ Yani o devrin müminleri ve bütün Müslümanlar Allah’ın varlığında sevinç bulsun. “Siyon halkı krallarıyla coşsun.” Yani birbirinizi sevin diyor. Liderinizle mesela Krala karşı nefret değil coşun diyor. Lideri sevmek, halkın liderini, liderinde halkını sevmesi çok önemli. “ Dans ederek övgüler sunsunlar onun adına.” Bak dans Tevrat’ta açık açık övülüyor.  “Övgüler sunsunlar onun adına tef ve lir çalarak onu ilahilerle övsünler.” Demek ki Allah’ı öven güzel şarkılar makbul. “ Çünkü Rab halkından hoşlanır. Alçak gönüllüleri zafer tacıyla süsler.” Demek ki enaniyetliler kaybediyor. Alçak gönüllüler kazanıyor. Onun için enaniyetli, mütekebbir kendini büyük gören lider olmayacak, inşaAllah. “ Bu onurla mutlu olsun, sadık kulları.” Mutlu olsun Müslümanlar diyor Allah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, muhalif güçler tarafından ele geçirilen bir kameradan alınan görüntüler, İran askerlerinin Suriye askerlerinin denetlediği. Halep çevresindeki çatışmalar sırasında haberleşmeyi yürüttüğü ve rejim yanlısı milislere komuta ettiği görülüyor.

ADNAN OKTAR: İran’ın hali malum. İran komünist blokun hamiliğini yapıyor. Asıl komünistlik, asıl amaç İslam’ı kullanıyorlar. Yani içlerinden gülüyorlardır, o Mehdi (a.s) inancına. Çünkü anlattıkları Hz. Mehdi (a.s)’ın hiçbir zaman için gelmeyeceği belli. Haşa Allah gibi görüyorlar Hz. Mehdi (a.s)’ı. Sizin içinizi bilir, dışınızı bilir, size rızık verir. Her yerdedir. Her an hakimdir size. Hem zahirdir, hem batındır. Kuran’da Allah’ın tarifini Mehdiye vermişler. Ve adeta dinle alay ediyorlar haşa. Böyle bir durumda felaket gelir. Allah esirgesin.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mısır Dini Vakıflar Bakanlığı, 55 bin civarında din görevlisinin camilerde vaaz vermesine engelledi.

ADNAN OKTAR: Yani baş edecekleri bir konu değil ki bu. Halk illaki konuşur. Evlere gider konuşur, sokaklara gider konuşur. Camide vaaz vermeyi engellemeyle nereye gideceksin? Akıl mı şu? O zaman Kuran’ın gerçeğini anlat. Onu da anlatmıyorsun. Susturmayla olmaz. Belli ki yıkılacak sistem. Belli ki deccal sistemi olmuş. Belli ki firavun sistemi gelmiş. Ama bağnazlık mı? Firavunluk mu? İkisi de olmaz. İlla ki Mehdiyet. Sahabe İslam’ı.

DİDEM ÜRER: Amerikan Başkanı Obama; “Esad’ın kapasitesi çocuklara yönelik hala organize olmaya çalışan ve profesyonel savaşçı olmayan muhalefete yönelik” dedi.

ADNAN OKTAR: O laflarla bir şeye varılmaz. Karşılıklı meydan okumalarla da bir şey olmaz. Yapacaklarsa dediğimi yapsınlar. İslam ülkeleri çekiniyorlar. Keyfinde, zevkinde adamlar. Sadece uzaktan film seyreder gibi olayları seyrediyorlar. Söylesin Amerika İslam ülkelerine, birer tugay versinler, konu biter. Söylüyorum, 70 ayrı noktadan girecekler Suriye’ye bu kadar. Hemen hallolur. İslam ülkesi askeri olması lazım. Çünkü Hristiyan askeri olduğunda, nefret ederler onlar. Biz cihat yapıyoruz. Kafirler işgal etti diyecekler. O zaman olmaz. Öyle dersem olur. Benim dediğim gibi olursa, olur. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, “Esad’ın uluslararası ceza mahkemesinde yargılanmama şartıyla istifayı kabul ettiği ancak Amerika’nın bu şartı reddettiği” ileri sürüldü. Lübnan gazetesi El- Müstakbel; “Irak başbakanı Nuri El Maliki’nin Esad’ı ailesiyle güvenli biçimde başka bir ülkeye sürgüne gitmesi, hızla seçim düzenlenmesi ve yargılanmamak garantisi karşısında görevini bırakmayı ikna ettiği” yazıldı gazetede.

ADNAN OKTAR: Tamam, gitsin. Irak’ta mı kalıyor? Başka bir ülkede de olabilir. Gitsin kalsın. İran’a da gidebilir. Milleti bu beladan kurtarsın. Deli gibi deliye dönmüş. Yani bütün sinirleri de bozulmuş. Çok dengesiz bir halde.

191- Ali İmran suresi,

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru."

ADNAN OKTAR: Göklerin ve yerin yaratıcısı. Ne yapacaksın? Nasıl hangi bilim dalları buna bakıyor? Astronomi, jeoloji, paleontoloji, arkeoloji ucu bucağı yok, say say bitmez. Bütün bilim dallarını bak farz kılmış Allah, inceleyin diyor. Nasıl inceleme üstün kör inceleme değil burada Kuran’da kastedilen. Derin ve kapsamlı Allah’ın sanatını anlamaya, çözmeye, fark etmeye, bilmeye ve taktiğine yönelik bir emir bu. Yer ve gök. Yerde hayvanlar, bitkiler, mikroplar, bakteriler her şey incelenecek. Gökte de göktaşları dahil her şey incelenecek. Yerin yapısı incelenecek. Bunu Allah farz kılmış Müslümanlara. Bilimin farz olduğunu anlıyoruz. Nereden? Yüzlerce ayetten.

Özetle, samimiyetsizlik, sevgisizlik dünyayı bir süre boğacak. En sonunda çok sade bir akılla dünyada yaşayabileceklerini anlayacaklar, çok sade bir akılla. Karmakarışık bir sistem var gibi gösteriyorlar. Mesela adam Şii, sanane yaşasın Şii ’iliğini. Sünni, sanane yaşasın hoşuna gidiyorsa o şekilde yapsın. Yani insanlara baskı çok çok rahatsız edici bir şey. Kepazelik çıkarmada çok rahatsız edici bir şey. Huzurlu ol, güzel ol, neşeli ol, eğlen, dürüst ol, kimsenin canını yakma. Allah’ı çok sev, aşkla bağlan Allah’a, yalan söyleme, insanlara iyilik yap. Ne olur yani iki günlük dünya. Ne gerek var şu kadar deliliğe, kepazeliğe? Bu kadar bombaya silaha, kana, bağırtıya, çağırtıya ne gerek var? Bütün dünyaya kan ağlatıyorlar. Bütün dünya, her yer ağlıyor. Sade bir akılla, aklı başında bir insan bütün dünyayı yönetir. Hiç karmaşık bir şey yok, gayet makul. Kadınlarda mutlu olur, çocuklarda mutlu olur, insanlarda mutlu olur. Fakat kader böyle bir süre sonra yeni bir güzellik, yeni bir açılım, yeni bir ihtişamla Mehdiyet filizlenip boy gösterecek, inşaAllah.

“Selam aşkım, bir tanem Hocam seni çok seviyorum. Canım Hocam, Esila bu sene anaokuluna başlıyor, inşaAllah. Ama sizin duanız olmadan göndermedik. Hocam birde Esila’nın bir arzusu var, sizleri çok sevdiğini söylememi istedi. Ayrıca sizi çok seviyoruz” diyor. Annesi dünyalar tatlısı nurlu. Bu köfte benim pek alışık olmadığım tatlılıkta yani. Bir garip sevimli şu şekere bak. Kıyafetlere bak sen. Allah yanaklarda hep elma gibi. Arkadaşlara bak öbürü de tam çete. Çetenin hası böyle. Baksana ekibi şekerliğine. Allı güllü. Allahualem, gecenin ilerleyen saatlerinde dağıtmış vaziyetteler. Çok şekerler, maşaAllah elhamdülillah. Evde çocuk çok büyük bir nimet. Onların üstünde bir ruhaniyet olur. Onların üstünde melekler oluyor. Masum oldukları için, bereketiyle gelir çocuk. Çok bereketlidir çocuk. Çocuğun olduğu evde bir güzellik oluyor, bir nur olur. Çünkü masum bir varlık ve insan çok acayip bir şey yani. Peygamber gibi yani. Tertemiz, günahsız.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bursa’dan kardeşlerimiz 8 Eylül pazar günü Bilecik’te Ertuğrul Gazi Anma ve Yörük Şenliklerine alperenlerin misafir olarak katılmışlar. Şöyle söylüyorlar; “Çok güzel ve kalabalık bir şenlikti. Şenlikte alperenler daha önce hazırlattığımız İslam Birliği pankartlarından açtılar, maşaAllah” diyorlar. “Tüm görüştüğümüz kişiler Hocamıza hürmetlerini iletti” diyor kardeşlerimiz.  “Bursa, Yıldırım Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici Büyük Birlik Partisi ilçe başkanı Fevzi Arda ve Şehzade Kayhan Osmanoğlu’yla görüştük. Ve Hocamız’ın kitaplarından hediye ettik “diyorlar. Türk boyları kon federasyon başkanı Nur Hasan Kocaeli’yle sohbet edip, Hocamızın kitaplarından hediye ettik. 63 ilde dernekleri varmış” diyor kardeşlerimiz. Oğuz boyları kon federasyon başkanıyla görüştük. A9 Tv de, bir programda konuşmak isteriz dediler. AKP Tepebaşı ilçe başkanı Vahap Atay’la sohbetimiz oldu ve kitap hediye ettik. Bizi Eskişehir’e davet etti” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Bakın, herkesi kucaklıyor, herkesi seviyor, sevgi gösterten, herkese muhip çok hoş bir tavır bu, maşaAllah. Allah devamını getirsin. Hristiyanları da seviyorlar, Musevilere de şefkat gösteriyorlar. Tam bir Osmanlı ruhu, tam sahabe ruhu ne güzel. Alperenler zaten bizim canımız, onlar bizim kardeşlerimiz. Türkiye’nin bereketidir onlar ana sütü gibidir onlar. Hep söylüyorum, ana sütü gibi aktırlar. Desteci Hocaya da tebriklerimizi sunuyoruz, çok güzel olmuş. Bir daha bakıyım resimlerine maşaAllah. Aferin bak çok güzel olmuş. Hay maşaAllah bakıyım şu Türk İslam Birliği haritasına nasıl bakıyorlar. MaşaAllah Desteci Hocamız’a yakışmış. Şehzade’de orada. Şehzade yemeklerimize gelir. İftarlarımıza geliyor çok efendi. Küçüğü bu, büyüğü de var. Küçüğü çok efendi maşaAllah. Şehzade ne yapıyor, onu da bir ziyaret etsin çocuklar. Epeyden beri görmüyoruz. Çok güzel olmuş. Türk İslam Birliği haritası. Buram buram buram tekrar tekrar bir daha bakıyım şu resimlere. Çok güzel olmuş maşaAllah Türkmen başı da gelsin, onu da bekliyoruz. MaşaAllah, çok iyi olmuş. İyi, Allah şevklerini arttırsın, neşelerini arttırsın. Çok efendiler, çok çok dürüstler maşaAllah, nur gibiler.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sakarya merkezde bir kardeşimiz eşiyle birlikte tekel bayi, eczane, öğrenci yurdu ve otobüs yazıhanesine kitaplarınızdan bırakmışlar.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma her yere nur saçmışlar, yani ışık. Güzelim bak ne güzel, ne güzel onlarda başörtülü onlara da çok yakışmış, çok tatlı olmuşlar, maşaAllah elhamdülillah iyi.

Başka neler var? Anlat bakalım.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz size şöyle mesaj göndermişler. “Adapazarı’nın değişik mahallelerinde İslam Birliği İstiyoruz broşürlerini dağıtmaya devam ediyoruz. Dualarınız bekliyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Ah benim canlarıma, maşaAllah. Sizi yaratan Allah’a kurban oluyum. Bak aslan gibi delikanlı kız buda başı açık ışık gibi, güneş gibi, nur gibi maşaAllah. Yüzde yüz Müslüman evladı. Çok güzel o da anne. Ufaklıklarda çok şeker yaklaştır bakıyım şunları. Canlarım benim nasıl temizler, nasıl güzeller, nasıl tatlılar, nasıl efendiler maşaAllah. Neşelerine Allah neşe katsın. Sevinçlerine sevinç katsın. Allah onları melek ordusuyla desteklesin.

DİDEM ÜRER: Hocam, Edirne’de de kardeşlerimiz, “Merhaba Hocam, Edirne İpsala’da, İpsala Çeltik ve Kültür Sanat festivalinde 3 bin adet A9 Tv broşürü dağıttık. Arslan Hocamız sizi Allah’ı sevdiğimiz için Allah’a niyetle Allah rızası için çok seviyoruz. Allah sizden razı olsun” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Şu köfteyi bana bir yaklaştır sen. Şekerliğe bak, gözlere bak sen mazlum dünya tatlısı, bayağı şeker, maşaAllah. Canım benim aslanım aferin benim aslanıma. İyi Allah şevklerini arttırsın çok güzel. Bayağı güzel olmuş. Orayı renklendirmişler. MaşaAllah, iyi çok güzel.

Başka neler var Didem Hocam?

DİDEM ÜRER: Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini okullardan kaldırılacağına ilişkin sonradan asılsız olduğu anlaşılan iddiayı protesto için, CHP Silivri Gençlik Kolları üyelerinin taşıdıkları bir pankartta, Atatürk’ün gençliği hitabesiyle, Kuran’ı Kerim ayetlerini kıyaslaması tepki çekti.

ADNAN OKTAR: Ne yazıyor göster bakıyım?

DİDEM ÜRER: Gençliğe hitabe ayet değildir, Atatürk’ün vasiyetidir, çiğnetmeyiniz.

ADNAN OKTAR: İnanılır gibi değil. Buna nasıl müsaade etmişler böyle bir şeye? Ondan sonrada ne konuşacağız, ne söyleyeceğiz? Bunu yapınca adamlar mesela CHP ilgili ileri geri konuşuyor bu sefer. Ne söyleyelim, delil gösterttiğinde bunu. Özür dilesinler bununla ilgili. Ayet kutsaldır, nasıl çiğniyorsun sen? Atatürk’ün vasiyeti; aydın olmak, ileri olmak, barışçı olmak, sevgi dolu olmak. Kuran’a sarılmak, İttihad-ı İslam’ı istemek, Türk İslam Birliğini istemek. Derhal özür dilesinler, derhal.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bursa genelinde 40 otele sizin kitaplarınızdan hediye etmiş kardeşlerimiz. Kitaplar lobilerde sergileniyormuş, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şahane, bayağı güzel olmuş. Tabii lobisinde oturan bir insan gayet güzel o kitapları okur. Şahane olmuş bayağı güzel. İyi aferin canlarıma, maşaAllah çok güzel.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerikan Başkanı Obama; “Ülkesinin televizyon kanalına verdiği mülakatta eşinin Suriye’ye karşı yapılacak askeri bir operasyona karşı olduğunu” söyledi. Obama, “Suriye’ye askeri operasyon için aile üyelerim çok dikkatli ve şüpheli yaklaşıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii bugün onu düşündüm. Amerikan halkı çok güzel bir insan topluluğu. Neşeleri güzel, efendilikleri güzel, sevinçleri güzel Amerika dünya için bir nimet. Amerikan halkı dünya için bir nimet çok güzel sevinçleri. Dostlukları, aile bağları, komşuluk münasebetleri, insanlara karşı nezaketleri, insan sevgileri muhteşem. Bu milletin güçlü olması, kuvvetli olması, sağlıklı olması duamız. Yanlışları için konuşuruz, anlatırız, ikna ederiz. Ama doğruları çok fazla olan bir millet, güzel insanlar, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Mehmet Şevki Eygi Hocamız; “Bir takım Müslüman kardeşlerimizin futbol kulübü tutar gibi cemaat, tarikat, hizip, fırka, grup, parça, sekt holiganlığı, militanlığı ve fanatizm yapmaları doğrusu çok esef, üzüntü, kaygı verici bir haldir” diye yazdı.

ADNAN OKTAR: Hocamızı bir ara davet edelim. Gelsin, bizzat anlatsın. Tam Osmanlıdır o. Tam Osmanlı, tam İstanbul efendisidir. Kaç tanedir? Bir elin parmaklarını aşmaz. O kalitede insan çok değerli insan, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin.

DİDEM RAHVANCI: İsra suresi, 18 ve 19. ayetleri okuyorum inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım. “Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider. Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.”Allah inşaAllah, bizi cennetine layık kullarından kılar.

Bugünkü yayınımıza inşaAllah son veriyoruz. Yarın Hocamızla birlikte yayınımıza edeceğiz. Hayırlı günler. 

Masaüstü Görünümü