Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (14 Eylül 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM RAHVANCI: Cennet sevgilimle birlikte yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şeyhimiz, Sultanımız dünyanın en tatlı Şeyhi maşaAllah, Allah sağlık sıhhat versin Şeyhimize.

Nizamettin Kundakçı; “Masonlara tebliğ yapılmasın denmiyor ki, masonlara tebliğ yap deniyor. Mason ol denmiyor.” Nizamettin, en başta ne diyordu “sakın masonlara tebliğ yapılmasın. Konuşulmaz, muhatap olunmaz, sadece lanetlidirler” diyordu, nihayet onu kabul etti. “Mason ol denmiyor” diyor. Mason olduğunda ne olur? Masonlarla rahat görüşebilirsin. Dergahlarına gidersin, localarına gidersin konuşursun. Yani o eve giriş için bir parola gibi bir şey o. Bir insanın evine ziyarete gitmek istiyorsun ama kapı kapalı. Kapıyı nasıl açacaksın? Tık tık vuracaksın. İşte mason olduğunda da, kapıyı tık tık vurmuş olursun. Öylece rahatça oraya girersin konuşurusun, tebliğ yaparsın. Masonların locasına giremez insan mason olmadan. Nasıl tebliğ yapacaksın?

DİDEM ÜRER: Hocam ayrıca bir masonun bir Müslüman’a  “emrindeyiz, ne dersen yaparız demesi, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, evet o görülmüş bir şey değil. Buraya gelen kişi bütün Avrupalı masonların üstadı. Ortadoğu masonlarda buraya bağlılar İtalyan mason locası çok ünlüdür. Oranın üstadı azamı en başta olan kişi “sizin emrinizdeyim” diyor. Tamam, tavazu ediyor ama gerçektende ne dersek, o yolda yardımcı olacak bir tavır içerisinde.

Osmanlı’yı içten yıkan Siyonist Yahudiler, Osmanlıyı içten yıkan Siyonist Yahudiler değil bağnazlar. Nasıl yıksın adam işte, falanca yıktı diyor. Bağnazlık yıktı bağnazlık. Tutucu bağnazlar Osmanlı’yı yıktılar. Bu kadar karmaşık bir şey yok. Hep böyle derler işte “Yahudiler yıktı, masonlar yıktı.” Kardeşim yıktı da yıkmanın işlemlerini yapan sen değil misin? Adam itince yıkılmadı ki, yıkmayı sen yaptın yıkma işlemini sen yaptın. Nereye gitsek, bağnaz görüyoruz. Peki Yahudi nerde mason nerede? Halende İslam alemini mahveden güruha baktığımızda, ne Yahudi görebiliyoruz, ne mason görebiliyoruz. Hep bağnaz yobaz takımı takımını görüyoruz. Asıl bağnazlardır utanç verici verici insanlar bunlar. Halende orada burada kapışıyorlar iticilikleriyle, iğrençlikleriyle, basitlikleriyle akılsızlıklarıyla, kokuşmuşluklarıyla, ahmaklıklarıyla abuk sabukluklarıyla, insanları kendilerinden nefret ettiriyorlar. Toplum bunları istemiyor istemeyince de sistem bu hale geliyor. 

“Canım Hocam, dün İtalyan locasının mensuplarının ayağa kalkarak size baidları ve takdim ettikleri, bizim yüreklerimizde coşkun duygular uyandırdı. İslam’ın dünya hakimiyetinin belirgin işaretlerini Allah bize gösteriyor. Mason arkadaşların ‘emrindeyiz’ demesi dünya barışı ve sevgisi için çalışacaklarını söylemesi bir harikaydı. Sizinle gurur duyuyoruz. İnşaAllah sizde bir gün bizimle gurur duyarsınız. Sizi çok seviyoruz. Büyük insan” diyor. Büyük olan Allah, biz Allah’ın zavallı bir kuluyuz. Tabii ki oradaki mason üstadı azamı nezaket göstertiyor. Kibarlık göstertiyor “emrinizdeyim” diyor ama hakikaten her türlü desteği, her türlü hayır yolda iş birliğini isteyen bir tavrı var.

Muammer Toprak; “Hatay’da binadan düşerek ölen Alevi vatandaşımızın hakkında çirkin sözler edenler oluyor, Alevi olduğu için” diyor. O çirkin sözler söyleyenler, kendi ahlaksızlıklarını ortaya koymuş olurlar. Düşerek ölen, üstüne bina yıkılarak ölen, Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor “Şehit hükmündedir” diyor. Alevi’de nurdur Alevilik nurdur, ışıktır, güzelliktir.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün canlı yayında size İtalyan büyük locası büyük üstadı tarafından 33. derece mason diploması takdim edilmişti, zaten şimdi açıkladınız maşaAllah İtalyan mason üstadının size emrindeyiz demesi de birçok haber sitesinde yer aldı onunla ilgili haberler vardı bu gün. Çok sayıda sitede vardı, bir iki örnek.

ADNAN OKTAR: Ayrıca Tapınak Şövalyeleri de aynı şekilde çok saygı dolu, sevgi dolu bir tavırları var. Onlarında üslubu aynı İtalyan Mason locası gibi. Biliyorsunuz masonlar, ahir zamanda bütün dünyayı kurtaracak bir insanı beklerler; Adonay’ı beklerler. Bütün dünyanın kardeş olacağı, tek din etrafında insanların toplanacağı, savaşların olmayacağı, barışın olacağı bir hayatı masonluk bin küsür seneden beri hedeflemiştir. Bu hedef içerisinde, Adonay çok yer tutar, çok önemli yer tutar, Adonay’ın gelişi tekrar gelişi onunla ilgili tarihi tablo onlardan birisini görmüştüm büyük bir mason tablosu, böyle binlerce mason dizilmiş Adonay da yüksek bir yere çıkmış, elinde asası var, onlara hükmediyor, yönlendiriyor. Demek ki, Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olacaklar. Masonlar ve tapınak şövalyeleri zaten şu an dünyadaki en hakim güçtür. Bütün siyasi liderlerin büyük bölümü, hatta Arap ülkelerinde de bir çok dindar alimler, hocalar birçok kişi masondur. Rusya’da, Amerika’da, Ortadoğu’da, Çin’de de siyasi liderlerin hemen hemen tamamına yakını masondurlar. Türkiye’de de mühim siyasi liderlerin çoğu masondu. Şimdi saysak, bu sefer sabaha kadar Facebook’ta, internette, şurada burada yıkılır herhalde. Ne ben söyleyeyim, ne onlar öğrensin. Ama ben delikanlı adamım direkt söylerim, bende gizli yok. En ufak bir şey olduğunda hemen söylüyoruz.

Cenab-ı Allah Araf Suresi’nin 31. ayetinde şeytandan Allah’a sığınıyorum; “Ey Ademoğulları, her mescid yanında” Ademoğulları; çok manidardır bu ifade.  Bir kavimden bahsetmiyor Cenab-ı Allah. “Ey Ademoğulları” diyor. Bütün dünyaya sesleniyor, bütün dünyadaki Müslümanlar. Hangi kavimdensin? “Ademoğlu kavminden.” “Ey Ademoğulları, her mescid yanında ziynetlerinizi takının.” Müslümanlara hitap. “Her mescid” nerede? Gittin aşağıda bir mescid gördün, Müslüman’ın evine girdin, o da bir mescid. Ne yapacaksın? Ziynet, süs eşyaları; süslü olacak Müslüman, bakımlı olacak, güzel olacak. Hanımların mesela süslü ve bakımlı olmasına da bu ayet işaret ediyor.  “Ziynetlerinizi takının. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O (Allah), israf edenleri sevmez. (Araf Suresi / 31) Yani yemek artırıp dökmek, şu bu falan bunlar olmasın diyor Cenab-ı Allah.

“De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" Bağnazların iki hassas noktası vardır; bir yiyecek haram etmeye çok meraklıdırlar. Bir de ziynet haram etmeye çok meraklıdırlar. Altını haram eder, gümüşü haram eder, inciği boncuğu haram eder, kıyafeti haram eder. Mesela saçını boyar hanımlar, onu haram eder. Makyaj malzemesi kullanır, onu haram eder. Her şeyi haram eder. Onların bu karakterine karşı diyor ki Cenab-ı Allah; “De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti” bütün ziynetleri Ben yaratıyorum diyor Allah. Yani ziyneti siz yapıyorsunuz demiyor Allah. Fabrikada da oluyor demiyor. Ben size gönderiyorum ziyneti zaten diyor. “Ben yaratıyorum. Bütün ziyneti ben yaratırım” diyor. “Sizin kullanmanız için yaratıyorum” diyor. Ama, “Kim haram etti onu size?” diyor. Kim yapıyor? Bağnazlar yapıyor. “Ve temiz rızıkları” Mesela birçok yiyeceği bağnazlar haram kılıyorlar. “De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir.” Sadece Müslümanlar içindir dünya hayatında. Sadece değil bak, “Dünya hayatında Müslümanlar içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Dün anlatmıştım ya bunu. “Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.” (Araf Suresi / 32) Ama bilen bir topluluk için, düşünen bir topluluk için.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Amerikan Dış İşleri Bakanı John Kerry ve Rusya Dış İşleri Bakanı Sergio Lavrov; “ortak bir basın toplantısı düzenleyerek, Suriye’nin elinde kimyasal silahların alınması ve yok yok edilmesi metotları üzerinde anlaşmaya vardıklarını” söyledi. Ve “Suriye’nin bir hafta içerisinde elindeki silahların listesini sunması gerektiğini” bildirdi.

ADNAN OKTAR: Yani herhalde benim gördüğüm veya yanlış anlamıyorsam, Amerika önce savaşa karar verdi, sonra gözü pek tutmadı, altta da kalmak istemedi anladığım kadarıyla, gurur meselesi olacağı için, bir orta yol buldular. Putin böyle bir akıl vermiştir. Halbuki Suriye’de fabrikalar zaten şu an cayır cayır kimyasal silah üretiyor. Stoklarının yarısını verdiğini düşünelim. Üretim devam ediyor. Üretimi nasıl durduracaksın? Sonra da diyecek ki, “Ben silahları verdim. Bilmiyorum bu silahların nereden çıktığını” diyecek-ki, aylar süren bir işlem olacak bu. Bu oyalamaca. Yine acılar, ızdıraplar devam eder. Ve hiçbir faydası olmaz bunun. Yani insan ölümüne hiçbir faydası olacak bir şey değil bu. Ancak Müslüman orduların askerleri girerse Suriye’ye toptan, her noktadan, Suriye bir anda sakinleşir. Bunun dışında bir yol olmaz. Bunu da yapabilecek olan ancak Hz. Mehdi (a.s)’dır. Onun dışında böyle bir şeye hiçbir İslam ülkesi yanaşmaz ve yanaşmayacak da. Ne barışı, kardeşliği bir araya getirmek için gayret ederler. Türkiye tamam, bir emeği var ama tek başına yapabileceği bir şey yok.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Özgür Suriye Ordusu komutanı Selim İdris de bugün, Esad’ın kimyasal silahları Irak’a ve Lübnan’a kaçırdığını iddia etti konuşmasında.

ADNAN OKTAR: Doğrudur. Yani birçok yere vermiştir. Onu oturup Birleşmiş Milletler denetçilerine vermez.

DİDEM ÜRER: Suriye’nin anlaşmaya uygun davranmaması durumunda Birleşmiş Milletler şartının yedinci maddesine göre barışa zarar verildiğinde askeri ya da askeri olmayan eyleme geçme izni veriliyor.

ADNAN OKTAR: Askeri olmayanı kabul ederler. Kınama şeklinde. Orada bir aciz olma konumu oluşmuş, benim gördüğüm. İşte yine yapılacak şey; İslam ülkelerinin birleşmesi. Onun için de bir başa ihtiyaç var. Baş olmadan birleşme olmaz.

Evet, dinliyorum ben.

DİDEM ÜRER: Bugüne kadar 110 bin insanın hayatını kaybettiği söyleniyor Hocam Suriye’de. Birçoğunu Esad rejiminin, bir kısmını da muhalifler içindeki radikallerin öldürdüğü biliniyor. Suriye’nin Halep kentinde El-Kaideli militanların yüzlerce kişi önünde Esad rejimine sadık bir askere yaptığı infaz savaşın ne kadar kontrolden çıktığının göstergesi oldu” diye fotoğrafları yayınlandı Time’da.

ADNAN OKTAR: Nerede o fotoğraf? Bu mu? Bakayım, yaklaştır bakayım. Evet, işte savaş ortamı. Karşılıklı sürekli birbirlerini öldürüyorlar.

DİDEM ÜRER: “Suriye’de 1700 kişinin yaşamına malolan katliamın, kimyasal katliamın sorumlusu Cumhuriyet muhafızları komutanı Mahir Esad’la istişare sonucu, katliam kararını aldığını belirten üçüncü tümen komutanı Tümgeneral Semen Berekat’ın, Beşar Esad tarafından apar topar idam ettirildiği” söylendi Hocam.

ADNAN OKTAR: Cinayetlerin önü ardı kesilmez. O onu, o onu, en sonunda da birisi Beşar Esad’ı vurur ve rezalet diz boyu gelişmeye devam eder Allahualem. Çünkü sevgisizlik, merhametsizlik, şiddet esas olmuş durumda. Onun yerini sevginin alması için sevgi insanlarının çok gayret etmesi gerekiyor. Hz. Mehdi (a.s) sevdalılarının, Hz. İsa Mesih (a.s) bağlılarının, talebelerinin var güçleriyle gayret etmeleri lazım. Gayret ettiklerinde netice meydana gelecek. Bak biraz gayret ettin mi ne kadar güzel gelişmeler oluyor. Bir parça gayret sonucunda Darwinizm, materyalizm yerle bir oldu. Bir parça gayret ettik, bilinen bilinmeyen müthiş gelişmeler oldu.

Dinliyorum, evet.

DİDEM ÜRER: “Bülent Arınç’a suikast iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında bulunan 958 el bombasının seri numaralarının Ergenekon ve Hizbullah’la irtibatlı olduğu” belirtildi.

ADNAN OKTAR: Yani bir an önce derin devletin tasfiye edilmesi gerekiyor, Türkiye’de şu an dimdik yine ayakta duruyor bunlar. Hükümet bu konuda dirayetli görünüyor ama daha kararlı, daha atak mücadele yapılması lazım. Bunların kökünün kazınması mümkün olmaz. Fakat ölü halde tutulabilir, yani donmuş halde tutulabilirler. Yani şu an yapılan bunları dondurma faaliyeti. Dondurduğunda, bir şey yapamazlar. Yoksa kazımak çok çok güç, çok çok zor olur yani. Gizli olduğu için bulmak da, yakalamak da güç.

DİDEM ÜRER: Avukat Mustafa Polat, Doğan grubunun patronu Aydın Doğan, Koç Holding yetkilileri ve bazı medya mensuplarının 28 Şubat darbe sürecinde rol aldıkları gerekçesiyle, haklarında suç duyurusunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Evet, suç duyurusunda bulunuyorlar ama tabii delil gerekir. Delail-i katıa-kati, net, doyurucu delil olmadıktan sonra, onun pek bir faydası olmaz. Elinde delil olan, savcılığa teslim etsin.

Hocam ben gidiyorum. Yarın görüşelim, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü