Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (18 Eylül 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Aşkım, ruhum, birtanemle programımıza başlıyoruz, inşaAllah. Buyur aşkım.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan, Ankara Bilkent’te yapılacak şehir hastanesinin temel atma töreninde “Demokratikleşme Paketi ile birlikte halkımızın birçok beklentisi gerçekleştirilecek. 2023’de dünyanın en büyük on ekonomistinden bir olma hedefimiz var” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne 10’u, birinci ekonomi olalım. 2023’de birinciyiz. inşaAllah.

DİDEM ÜRER: “Devlet insanına sahip çıkacak. temel ihtiyaçlarını temin edecek” dedi Başbakan.

ADNAN OKTAR: Şu internet işini halletsin Başbakanımız önce. En hayati konu, o. En hayati konu eğitimdir. Eğitimde de en önemli yer, halk üniversitesi olan internettir. O zaman herkes üniversiteye kaydolmuş oluyor. Bu kota falan bunları kaldırsın Başbakanımız. İsrail’de olduğu gibi havdan internet ve bedava. İstediği gibi de girsinler. Hatta halka ucuz bilgisayar dağıtılabilir. Kültür olmasını istemiyor muydun? Alabildiğine açık bir okyanus. Trilyonlarca, milyarlarca, milyonlarca bilgiye ulaşma imkanı. Dünyanın en büyük üniversitesi en büyük ansiklopedisiyle halkı iç içe etmiş oluyoruz, milletimizi. Bir düğmeye basıyor istediği bilgiye ulaşıyor. Bunun yolunu açsın Başbakanımız. En hayati bu. Ondan sonra diğerleri.

Tayyip Hocam’ı yolda düşündüm de, en iyi yaptığı hizmet şu devlet içindeki mafyayı, çeteleri ortadan kaldırması. Öyle bir güç ki, polise şikayet ediyorsun, şikayet ettiğin adamı onun içinde oluyor zaten. Mahkemeye gidiyorsun, hakim onun içinde oluyor. Bazı yerler için söylüyorum, bazı kişiler için söylüyorum. Nereye başvuracaksın? Adli tıbba gidiyorsun, orada da karşına çıkıyorlar. Tam bir kabus. Ama güvenilir devlet olması hedeflendiği için, şu an ki çizgi güzel gidiyor. Tamam, ciddi bir şey yapılmadı daha ama en azından bir durduruldu. Durdurulma çok hayatidir. Eylem yok şu an. Tabii bazı kişiler için diyorum, bazı vakalarda karşılaştığımız olaylar.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakan aynı zamanda; “Türkiye’yi kargaşaya çekme girişimlerini son derece hassas bir şekilde takip ediyoruz, hiç kimse Türkiye’nin sabrını test etmeye kalkışmasın” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Evet bir de o var, o doğru hakikaten. Şamata da insanlar sağlıklı düşünemez. Büyük bir kavga, büyük bir olay var bağırtı çağırtı, itidalli olamaz bazen ani karar vermesi gerekir, ya bir tarafı, ya bir tarafı seçmesi gerekir. Halbuki diğer türlü iki tarafı da seçmez. Makul yaşamayla. Ama kavga şamata ortamında olduğunda, bir tarafı seçmek durumunda kalıyor. Onun için şamatanın kargaşanın engellenmesi, çok hayati bir konu. Her bağırtı çağırtıda mutlaka bir rezalet çıkıyor, ya adam ölüyor, ya bir yerler yıkılıyor kırılıyor, bir şeyler oluyor. Halbuki, sakin mutedil bir ortam, makul ve mantıklı düşünme için en güzel vasatı oluşturuyor. Allah’ı düşünürsün, ahireti düşünürsün, maddenin hakikatini düşünürsün, bilimin bize verdiği delilleri düşünürsün, güzellikleri düşünürsün, sevgini düşünürsün, sakin kafayla olur bunlar. Sevgi tutku da sakin kafayla olur. Kargaşanın içerisinde, şamatanın içerisinde panik ve dehşet oluyor. Panik ve dehşette de insanlar makul düşünemiyor, Allah vermesin. İlla mesela bazı komünistler solcular, hep şamata olsun, panik olsun, dehşet olsun, istiyorlar. Sende sürünürsün, başkasını da süründürürsün. Sen de helak olursun, başkasını da helak edersin. Ne gerek var?

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Finlandiya Dışişleri Bakanı’yla düzenlediği basın toplantısında Esed rejiminin düşman bir ordunun yapmayacağı şekilde kendi şehirlerini bombaladığını ara buluculuk konusunda sadece kimyasal değil bütün suçların konuya dahil edilmesi gerektiği ve Suriye yönetiminden isimlerle görüşmeler yapılması gerektiğini belirtti.

ADNAN OKTAR: Adam başını belaya soktu işte. Aklı zayıf. Şimdi kimyasal silah tabii onun karşılığını idam olarak değerlendirecekler. Uçuyor. Laf söz dinlemedi adam.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Kendisine lodos kod adını veren terör örgütünün üyesi T.Y gönderdiği ihbar mektubuna göre; “suikast emri Ergenekon’un hala deşifre olmayan grup liderlerinden geldi. Ekip içindeki anlaşmazlık yüzünden suikast gerçekleştirilemedi”. Lodos, timin hala aktif durumda olduğunu ve saldırı için uygun zamanı kolladığını dile getirdi.  

ADNAN OKTAR: Kime suikast?

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan’a suikast için.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın kılına dokunamazlar. Tedirgin etmeye çalışıyorlar, hiçbir şey olmaz. Gayet iyi Başbakan’ın koruması, maşaAllah. Panik ve tedirginlik meydana getirmeyi amaçlıyorlar. Tayyip Hocam öyle şeylerden etkilenmez.

Evet, dinliyorum inşaAllah.         

DİDEM ÜRER: Hocam, bildiğiniz gibi İran’da Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri yasak. Dün birkaç saatliğine bu sitelere giriş yapabilen İranlılar, “İran’ın yeni liderinden reform” “İran dünyaya açılıyor” gibi paylaşımlarda bulunmuşlardı. Ancak durumun teknik bir hatadan kaynaklandığı anlaşıldı ve yeniden kapatıldı.

ADNAN OKTAR: Rezalet. Halka ne kadar güveniyor? Adam yerine koymuyor. Diyor ki,” siz bunları okursanız, bakarsanız, sapıtırsınız. Biz sizden daha akıllıyız. Aman çocuğum okumayın, bakmayın” mantığı. Yani sana ne istediğini okusun. Baya aşağılayıcı bir tavır. Çocuk için tamam akıl alır da, yetişkin bir insana ne alaka. Ne okuyorsa okusun. Ne karışıyorsun?

Didem Hocam dinliyorum.  

DİDEM ÜRER: Hocam, İsrail’in istihbarat örgütlerine yakınlığıyla bilinen dep gazetesi Esad rejiminin Türkiye sınırına em 17 helikopteri bilinçli olarak göndererek Türkler’i tuzağa düşürdüğünü iddia etti.

ADNAN OKTAR: Ne fayda sağlamış?

DİDEM ÜRER: Herhalde Türkler’in genellikle Hocam askeri bir müdahale istediğini söylüyorlar. Heralde bu tarz bir müdahaleyle bunu hızlandırdığını genelde hızlandırması için bir tuzak gibi söylüyorlar.  

ADNAN OKTAR: Başka ülkeler mi yaptı diyor?

DİDEM ÜRER: Herhalde.

ADNAN OKTAR: Ama çok mantıksız açıklama. Tamam, komplo teorisi anlatılabilir ama bu kadar çocuksu ve bu kadar havada olan bir teori de olmaz değil mi? Ayağını yere bastırması lazım. Olmamış.

Abdurrahman Dilipak konuşmacı olarak katıldığı tek çözüm İslam Birliği ifadesinden rahatsız olmuş. “Tek çözüm diye bir şey olmaz, tek çözüm Kuran’dır.” Tek çözüm Allah’tır deriz. O da yanlış dersin. Olur mu, hepsi aynı. Kuran ne diyor sana? İttihad-ı İslam’ı yap diyor, Müslümanları birleştir diyor. Mesela bir fakir insanla karşılaştın, burada ne dersin; tek çözüm buradaki bu insanların cömert olması dersin. Namaz kılmıyorsa, tek çözüm bu insanlara namaz kıldırmak dersin. Tabii ki Kuran’a uymak anlamında dersin. Kuran’a uysunlar ve namazların kılsınlar. Kuran’a uysunlar, cömert olsunlar. Kuran’a uysunlar ve İttihad-ı İslam’ı gerçekleştirsinler. Ama şu an hastalık Kuran’a uymama değil ki. Adamlar biz Kuran’a uyuyoruz diyorlar. Tek çözüm Kuran’dır. Tamam dedik. Onlar da diyor tamam çözüm Kuran diyor. Peki, Kuran sana ne diyor? “İttihad-ı İslam” diyor. Onu niye söylemiyorsun? “Tek çözüm Kuran” dedin mi, Kuran’da bin bir türlü hüküm var. Hangisini kastediyorsun? İttihad-ı İslam’ı isteyen, zaten Kuran’ın diğer kurallarını da istiyor anlamındadır. Diyelim tek çözüm Kuran, bende tek çözüm Allah derim. Doğru, hepsi doğru. Allah’a inanan Kuran’a inanır, Kuran’a inanan Kuran’ın İttihad-ı İslam hükmünü uygular.

Kısa bir ara verelim devam edelim. Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerini sayalım fizik alametlerini, sonra onunla ilgili hadisler var, onlara bakarız. inşaAllah.

VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Fiziksel Özellikleri

EBRU ALTAN: Bir tanemin, sevgilimin sohbetine devam ediyoruz, inşallah.

ADNAN OKTAR: Şii kardeşlerimizin iyi yönü de, Mehdi hadislerini çok iyi muhafaza etmişler. Sünni kardeşlerimiz ne hikmetse, Mehdi hadislerini biraz sernişte etmişler, örtmüşler. Ama Şii kardeşlerimize helal olsun, mebzul miktarda muhafaza etmişler. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v) geceli gündüzlü anlatmış. Ama şimdi ikisi birleşince tabii, muhteşem bir tablo meydana geliyor, muazzam bir bilgi hazinesi meydana geliyor.

Bu akşam bir misafirim gelecek. İngiliz antik kayıp medeniyetler yazarı, kitapları 27 dile tercüme edilmiş, dünya çapında 5 milyondan fazla satmış. Bu kitaplar arasında “İşaret ve Mühür, Kayıp Ahit Sandığının Arayışı” isimli kitaplar yer alıyor. Kendisi şuan Şanlıurfa Göbeklitepe’de arkeolojik incelemede bulunmak üzere Türkiye’de, birazdan yayınımızda olacak, inşaAllah. Kısa bir sohbet ederiz, kısa bir görüşme yaparız. Önümüzdeki ayda yine bu tarz bir yazarımız daha gelecek, o da Mason. Fakat kim olduğunu söylemeyeceğim. Çünkü gizli kalmasını istiyor Masonluk, biliyorsunuz gizli olması gereken bir olay, ben gürül gürül anlatıyorum, bende gizlilik yok.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz şöyle yazdı; “Malatya çarşısında A9 broşürü dağıttık. Orada bir kedi yavrusuna rastladık, patisiyle A9 broşürünü almak istedi. Daha sonrada ona döner ısmarladık, afiyetle yedi. Kardeşlerimizde evde buluşup Hocamızın kitaplarından ahir zamandan Mehdiyet’ten bahsettik. Canım Hocamıza sevgilerimizi iletiyoruz.”

ADNAN OKTAR: Döneri yiyen çete bu mu? Bir yüzünü göreyim. Hayvanı yemek yerken resmini çekmeyin. Rahatsız olur öyle şeylerden. Yaklaştır bakayım yüzünü, acayip tatlı dünya tatlısı, çok iyi olmuş. Afiyet şeker olsun döner. Hayatında ilk defa döner yemiş olabilir garibim. Kardeşlerimizi tebrik ediyorum, Allah onları güzelleştirsin, nurlandırsın, hidayet versin, maşaAllah elhamdülillah diyoruz.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Serhat arkadaşımız Bihter ismindeki gelinciğinin resmini göndermiş. Çok oyuncuymuş, geri geri koşmayı, top oynamayı, kuru yemiş ve meyve yemeyi çok seviyormuş.

ADNAN OKTAR: Bunun adı da köfte Bihter. Ama bayağı tatlı bir şey hakkaten. Bu da soyu talukat, maşaAllah elhamdülillah.

Evet, dinliyorum

DİDEM ÜRER: Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz; “Türkiye Suriye sınırını elek haline geldiğini, PKK’nın biner kişilik guruplar halinde akaryakıt kaçakçılığı yapanların ve Suriye’li militanların rahatlıkla sınırdan girip çıkabildiklerini” iddia etmiş. Hükümeti yeterli tedbir almamakla eleştirmiş.

ADNAN OKTAR: O mazot satışı yapan çocuklar, gariban zavallı onlar. Oturup böyle büyük kahramanlık yapılmış gibi onları o şekilde değerlendirmek bence doğru değil. Onların mazotunu orada satın alacak bir sistem kurulsun. Onlarda kar etsin gariplerim. Yazık onlara, dehşet içinde geri dönüyorlar. Belli ki fakir durumdalar perişanlar, helalinden kazanmak istiyorlar. Vergi ödemiyorlar sadece anladığın kadarıyla, onlardan da vergi alınmasın. Getirdikleri mazotu da birileri satın alsın. Kar edecekleri şekilde satın alsın. Yazık çok acıyorum. Katırlarla bin bir eziyetle geliyorlar geri gönderiliyor, hayati tehlike yaşıyorlar. Çok zor durumları. Onlara bir kolaylık sağlanması, onlara bir güzellik sağlanması çok iyi olur, sevindirici olur. Ben mutlu olmadım şahsen, çok rahatsız oldum. Yazık, ne kadar zor katırlarla bir şeyler getirmek götürmek. Geri götürüyorlar ne yapacak onu? Onlar evlilerde çoluk çocukları oluyor, fakir oldukları her halinden belli. Ucu ucuna yaşayan insanlar. Muazzam emek veriyorlar. Düşün, katırların üstünde bir avuç mazot getiriyor. Ne olur hepsini satın alsınlar orada ne olur?  Kaç kişi bunlar yazık günah değil mi? Onlardan da vergi alınmasın, ne olacak?

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, 10 Eylül Salı günü kardeşlerimiz Ataköy’de 750 adet İslam Birliği broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Bak sevgiye nasıl açık görüyor musun? Sevilmek için ne numaralar yapıyor? Ne tatlı hayvanlar, maşaAllah. Şu arabanın üstündekini yaklaştır bakayım. Ben onu yerim, tatlı patilerini, burnunu. Nasıl uslu bakıyor? Bayağı şeker. Broşür dağıtımında ağabeylerine yardım ediyor bunlar. Bunlar şeker, bal, kaymak.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İsrail tarafından 35 yıl önce alınarak yerleşim yeri yapılan Batı Şeria’daki bazı topraklar, Filistinlilere geri verileceği belirtildi. 1978 yılında Filistinlilere ait olan kuzey Batı Şeria’daki Burka köyü tekrar eski sahiplerine geri dönecek Hocam. İsrail’in ele geçirmesi sonrası Yahudi yerleşimciler için bir bölge haline getirilen bu bölge sahiplerine verilmesi için İsrail yüksek mahkemesine başvurmuştu.

ADNAN OKTAR: İsrail, geri iade ediyor. Hadi bakalım güzel.

Biraz Şeyhimizi dinleyelim benim canım Şeyhimi. Dünya tatlısı Şeyhimi, inşaAllah.

VTR-Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Güzel Duası

EBRU ALTAN: Yakışıklı aşkımın güzel sohbetine devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hz Mehdi (a.s)’ın alametlerini saydık, anlattık. Eğer böyle birisi çıkarsa-ki, var olduğunu düşünüyorum ben, bu dünyadaki en büyük olaylardan bir tanesi olur. Çünkü milimi milimine aynıysa çıktığında ve hakikaten dünyaya hakim olursa, hakikaten Hz. İsa (a.s)’la buluşursa. Kuyruklu yıldızlar tamam aynısı, Fırat’ın suyu tamam aynısı, onbeş gün arayla güneş tutulması aynısı, İran-Irak savaşı aynısı, yüzlerce olay aynısı. Israrla, dünyada sanki ittifak edilmiş gibi bu konu örtbas ediliyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in mucizelerinden her hangi bir tanesi, her hangi bir gazetede hatta Hürriyet’te bile çıksa Türkiye’de, yer yerinden oynar. Milliyet’te çıksa, yer yerinden oynar. Fetullah Hoca çıksa dese ki “bu kuyruklu yıldızlar Peygamber (s.a.v) söylemiş, hakikaten aynısıyla çıktı.” Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmeden. Müthiş bir mucize, yer yerinden oynar. Peygamberin (s.a.v) mucizesi olduğu halde ısrarla kapatılması, ahir zamanın şiddetini, ahir zamanın alametlerinin ne kadar büyük olduğunu gösterir. Ahir zamanı kavrayamayanlar, böyle daha iyi kavrayacaklar. Çünkü her hangi bir şey bile, bayağı abartılı olarak anlatılıyor. Mesela bir falcı çıkıyor diyor ki “falanca gün şu olacakmış” diyor, bayağı bir olay oluyor anlatılıyor, her yerde anlatıyorlar. Nostradamus bir şeyler açıklıyor büyük gazetelerde, o haber oluyor. Peygamberimiz (s.a.v)’ın söyledikleri bir tane, iki tane, on tane, yirmi tane, yüz tane, ikiyiz tane değil kelimesi kelimesine aynısı çıkıyor, ittifak edilmiş gibi bütün dünya susuyor. Çok nadir insanlar bunu anlatıyor, onun dışında susuyorlar. Ahir zaman nasıl diyor? İşte ahir zaman böyle, bu kadar harika, bu kadar şaşırtıcı. Tamam, o susabilir sen hayret et, sen şaşır. “Yok “ diyor “bizim tarikatta bu konuşulmadığına göre, falanca gazetede bu yazmadığına göre ben bunu düşünmem” diyor. 1000 yıllık kaynaktan sana aktarıyoruz, 1200 senelik kitaplar, 900 senelik kitap, oradan anlatıyoruz. Ve aynısıyla çıkmış.  “Anlayamıyorum” diyor. Basiretin bağlandı ve mucize meydana geliyor, ferasetin bağlandı bir şey oldu, bir harikalık var.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Dün Ankara’da kardeşlerimiz Maltepe’de 800 adet bu günse Gaziosman paşa’da Nenehatun Caddesi’nde 500 adet A9 TV ve Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Yaşayan Fosiller. Allah ilimlerini artırsın, ferasetlerini artırsın, basiretlerini artırsın onlara nur versin, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Yalçın Doğan; “Dünyada, onca sınır ihlaline karşı bir ülke diğer ülkenin helikopterini düşürmüyor, çok ender” demiş.”Dünyada sayısız ihlal var, her sefer düşürmeye kalksan, komşular arasında savaş bitmez. Her olay bizi Suriye ile savaşın eşiğine getiriyor, oysa hiç kimse savaş istemiyor diye” yazmış.

ADNAN OKTAR: Adam ölmesi bizim için eğlendirici bir şey değil tabii ki, savaşta isteyeceğimiz bir şey değil. Ama bölünme varsa, kavga vardır. Birlik varsa, huzur vardır.

Misafirimiz, maşallah o da kutsal sandığı arıyor. Ama binlerce seneden beri aranıyor. Cenab-ı Allah, onu sadece Hz Mehdi (a.s)’a bulduruyor. Bu da, Hz Mehdi (a.s)’ın, Hz Mehdi (a.s) olduğunun, en güçlü alametlerinden bir tanesi. Binlerce sene kimse bulamıyor, Hz Mehdi (a.s) eliyle koymuş gibi buluyor. Bu harika bir şey değil mi? Kader öyle de onun için. Yani Allah kaderde böyle bir nimeti ona gösterecek, inşaAllah. 

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Gaziantep’in Nizip ilçesindeki parkta kalan Suriyeliler, çadır ve kalacak yer taleplerini iletmek amacıyla toplu şekilde kaymakamlığa yürümek istedi. Polis izin vermeyince, kısa süreli gerginlik yaşandı. Gurubu yönlendirdiği iddia edilen üç Suriyeli gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: Öyle bağırtı çağırtıyla olur mu? Dilekçe yazıp versinler, şamataya ne gerek var. Çok ayıp. Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bir bayan kardeşimiz de şöyle yazmış; “bugün yine arkadaşlarımızla toplandık ve iman hakikatlerinden konuştuk. Bugün kızım Sümeyye’nin doğum günüydü onu da kutladık hepinize sevgilerimizi sunuyoruz.

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım bu ne güzellik, Allah güzelliğini artırsın. Sağlık sıhhat versin, iyilik güzellik versin. Ne güzel yiyecekler. Cennet bahçelerinde cennet sofralarında da Allah böyle güzellikler nasip etsin. Ne güzel insanlar, ne güzel ev, ne güzel sohbet. Şu masadaki hazirunun heybetine bak güzelliğine, nuruna bak, maşaAllah. Allah sağlık sıhhat versin hepsine.

DİDEM ÜRER: KCK Yürütme Konseyi İş Başkanı Cemil Bayık, çözüm süreci ve PKK’nın durdurulduğunu açıkladığı çekilme süreciyle ilgili konuştu; “Çekilmeyi durdurduğumuzu söyledik. Eğer hükümet müzakerede adım atar ve güven verirse, elbette ki geri çekilmeyi sürdürürüz. Biz geri çekilmeyi durdurur ve ateşkesi sürdürürken, herkesi uyarmak istedik” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne çekileceksin, çekilmediğin bir konu olur mu? Öyle bir şey olmaz. Gündem olmak istiyorsunuz, oluyorsunuz da. Boş işler bunlar. Eğer iyilik yapacaklarsa, İttihad-ı İslam’ı savunsunlar, İslam birliğini savunsunlar. Onun dışın da boş.

Didem Hocam biraz Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğinden anlatalım, sonra devam edeceğiz.

VTR-Sayın Adnan Oktar’ın İlmi Çalışmaları Neticesinde, Darwinistler Yenilgiyi Kabul Etti.

EBRU ALTAN: Aşkım bebeğimin sohbetine devam ediyoruz, inşallah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam 11 ve 12 Eylül tarihlerinde Bağcılardaki kardeşlerimiz esnafa kitap ve yaratılış atlası hediye etmişler. Size hürmetlerini ilettiler.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma, maşaAllah. Çok güzel olmuş, Allah şevklerini artırsın. 

Ben dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: 28 Şubat davasında müşteki avukatlığından Emrullah Behtar tahliye edilen 28 Şubat döneminin YÖK Başkanı Profesör Doktor Kemal Gürbüz’ün tutuklanmasını talep etti.

ADNAN OKTAR: Mahkeme ne diyorsa o olur. Hakimliği bozup, karar vermek “şunu tutuklayın şunu bırakın” olur mu? Mahkeme bırakmışsa bırakmıştır. Üst mahkemeye itiraz edersin. O da bıraktıysa, karışma sen ne alaka? Yani bıraktıysa, adaletin tecellisi demek ki adalet öyle olmasını istiyor. Adalete saygı göstertmek lazım.
Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Papa Francis, Ezher Şeyhi Ahmet el Tayyip’e gönderdiği mektubunda; “Vatikan’ın İslam’a ve Müslümanlara saygı duyduğunu” belirtti.   Ezher Şeyhi ise; “Bütün semavi dinlere saygı duyduklarını ve insan onurunun korunması gerektiğine inandıklarını” vurguladı.

ADNAN OKTAR: Güzel. Papa’nın tavırları güzel. Yaklaşımı sıcak, sevecen, Müslümanlara bakış açısı güzel, Musevilere bakış açısı güzel, sevecen yaklaşıyor, insancıl. Tebrik ediyorum Papa’yı, bu yönüyle tebrik ediyorum.

Didem Hocam ben gidiyorum, yarın görüşürüz, inşaAllah.  

Masaüstü Görünümü