Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (24 Eylül 2013; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Yakışıklı sevgilimin programına başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun aşkım.

ADNAN OKTAR: Evet, Şeyhimiz Sultanımız, dünyanın en tatlı Şeyhi. Dün doktorlar gitti, kardeşlerimizle beraber, profesörler muayene ettiler Şeyhimizi, aslan gibi, maşaAllah. İhvan olan bir doktor vardı, o da ayrıca dinlemiş Şeyhimizi “son ayların en iyisi” demiş, maşaAllah. Meşhur devriyesine çıkmış. Şeyhim bana neler gönderdi neler. Bak, taze hurma, kendi bahçesinin limonları ve çeşit çeşit hediyeler bir tane iki tane değil. Seylan çayları neler neler. Birde Şeyhim bana kendi hırkasını göndermiş. O can, can dünya tatlısı. “Oğlumun himmeti ve duasıyla böyle sağlıklıyım” demiş, Şeyhimiz. “Sultan çıkacak, İstanbul’dan çıkacak” demiş. Son zamanlarda öyle diyor. “Sultan çıkacak, İstanbul’dan Sultan çıkacak” diyor, maşaAllah.

Hz. Mehdi (a.s) sevgisi, Hz. Mehdi (a.s) muhabbeti, ta çocukluğundan beri Şeyhimizde var. Allah, ona uzun ömür veriyor, bereket veriyor, onur veriyor, herkes seviyor. Ne kaybediyor, Hz. Mehdi (a.s)’ı sevmekle ne kaybediyor? Ve ne çok şey kazanıyor, sevgiyi kazanıyor, muhabbeti kazanıyor, en başta Allah’ın rızasını kazanıyor. Bütün Müslümanlar seviyor, Allah bir nur güzellik veriyor. Hz. Mehdi (a.s) muhalifi olanlarda, hep bir bereketsizlik, hep bir noksanlık, eksiklik hissediliyor. Uğurları gidiyor, Allah üzerlerinden uğuru alıyor, bir garip oluyorlar.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantıları için hafta sonu New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Gül; “Güçlü etkin ve güvenilir Birleşmiş Milletler hepimizin ihtiyacıdır. Günümüzün küresel gerçeklerine hazırlıklı bir Birleşmiş Milletler’e ihtiyaç duyuyoruz” dedi. Ve “güvenlik konseyinin tepkisiz kalmasının saldırgan rejimleri cesaretlendirdiğinin bilincinde olmalıyız” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel söylemiş de, bakalım bir değişiklik olacak mı. Baya güzel konuşması.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir de şöyle söyledi: “Masumların nasıl öldürüldüğünün değil, öldürülmesi üzerine odaklanmalıyız” dedi, kimyasal silahlarla ilgili.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, başından beri söylediğimiz bu önemli konu ilk defa ben söyledikten sonra gündeme gelmeye başladı. Daha önce, öldürme şekillerine onlara bir ses çıkarmıyorlardı. “Kimyasal öldürmeyi kabul etmiyoruz” diyorlardı. Ben söyledikten sonra, bütün öldürme çeşitlerinin çirkin olduğu savunulmaya başlandı. Bu çok güzel bir gelişme, maşaAllah.

Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Dün Mustafa Sarıgül’le görüşmek istediğini söyleyen bir kişi Şişli Belediye binasına silahlı baskın düzenledi. Rastgele ateş açan saldırgan iki kişiyi de rehin aldığı bildirildi. “Sarıgül gelmeden memurları bırakmam” dedi. Sonra müzakereci polisler tarafından ikna edilip, gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: Delidir o. Öyle meczupları bulup bulup gönderiyorlar. Yani biraz da karanlık tabii. Evet.

DİDEM ÜRER: Esad rejimine ait savaş uçakları camileri bombalamaya devam ediyor Hocam. Dün Hama’da Alhuwaiz Köyü’ndeki bir cami bombalandı ve bir çok insan hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: İşte, alimler hocalar ne diyor? “Hiç bir şey yok, gayet güzel huzurluyuz, ahir zamanda da değiliz” diyorlar. “Ahir zamana daha çok var” diyorlar. “Rahat olun” diyorlar. Yani “nasıl rahat olur?” “Bir tane Müslüman kalmayınca kurtuluşa erersiniz” demeye getiriyorlar. Bir kısmının kafası bu gibi. Bir de bunları dinliyorlar, inanılır gibi değil. Mesela Bediüzzaman açık açık, Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğini söylüyor, tarihini veriyor, adam gevrek sesle çıkıyor, “yok böyle bir şey, size öyle geliyor. Allah Allah ben de az kalsın öyle anlayacaktım” diyor. “Ne güzel böyle zeki insanların olması. Biz fark edemiyoruz siz bize fark ettiriyorsunuz ne güzel söyledin” diyor. “Ben de gelecek zannettim” diyor, oradaki anlatımla” diyor. Gelecek diyor açık açık. “Yok öyle olur mu, orada gelmeyecek diyor” diyor. “Ben yanlış anlıyorum o zaman” diyor. Allah akıl-fikir versin. İnanılır gibi değil. Ahir zamanın bu kadar harika olması ve bu yönde de harika meydana gelmesi çok şaşırtıcı.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Esad, şimdi Çin televizyonuna verdiği röportajda, Suriye’de onlarca senedir kimyasal silah üretildiğini ve ülkesinde çok sayıda kimyasal silah olduğunu söyledi. Esad, muhalif grupların bölgedeki bazı ülkelerden emirler aldığını ve inceleme yapmak isteyen uzmanları engelleyebileceğini hatta bu konuda da hükümeti suçlayabileceğini iddia etti.

ADNAN OKTAR: Esad’ın aklına bir şey oldu herhalde. Kimyasal silahı sen imal ettiğini söylemiyor musun? Adamlar zaten onun için geliyorlar. “Ben yapıyorum” diyorsun zaten. Adam da öldürüyorsun. “Engellerler” diyor. Engellenecek, incelenecek de bir şey yok. Adam zaten “yapıyorum” diyor, daha ne desin? Ama bununla kendilerini kandırmaları, çok anormal. “Ben kimyasal silahla öldürmeyeceğim, söz veriyorum” diyor. “Neyle öldüreceksin?” “Boğarak öldüreceğim, boğarak öldüreceğim, bombalayarak öldüreceğim” diyor. “Kimyasal silahla öyle vahşice öldürür müyüm ben” diyor. “Yakarak öldürmek varken, bıçaklayarak işkenceyle öldürmek varken ben öyle bir şey yapmam” diyor. “Aferin, helal olsun sana” diyorlar, “dürüst çocukmuşsun” diyorlar. Yani bir şey olmuş dünyaya akıl alacak gibi değil. Rüya görüyoruz herhalde biz. Dalga geçer gibi, inanılır gibi değil yani.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mısır’da bir mahkeme, Müslüman Kardeşler Hareketi’nin yasaklanması ve bütün mal varlıklarına el konulması yönünde temyiz yolu açık olarak hüküm verdi. Siz zaten söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tiyatro oynuyorlar. Tabii adamlar askeri talimat gelince kanattan, mahkeme ne desin? Ama gelenekçi bağnaz kafa hiçbir şekilde iktidar olamayacağını bir kere daha görmüş oldu. Hiçbir şekilde olmaz. Eninde sonunda yine yıkılırlar. Diğer bağnazlar da eninde sonunda yıkılırlar. Bağnazlıkla bir yere varılmaz. Kuran’a uyan, Kuran Müslümanlığıyla başarılı olur. Onun dışında boş yere uğraşıyorlar.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İhvan liderlerinden Muhammed Ali Beşir de, “kapatma kararının yeni yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle, itiraz edeceklerini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, demokrasinin beşiği olan bir ülkede böyle! Çok isabetli olur. Ne olup neler bittiğinden de haberleri yok. “İtiraz edeceğiz” diyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz 18 Eylülde Şirinevler’de 500 adet İslam Birliği broşürü dağıtmışlar. 19 Eylül’de de Şişli’de 600 adet Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel bereket, ne güzel hizmet.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kenya İçişleri Bakanı Lenku; “Nairobi’deki alışveriş merkezinde üç gündür devam eden kuşatmanın ardından son aşamasına gelindiğini” söyledi. “Üç teröristin öldürüldüğünü ve tüm çıkışların tutulduğunu bildirdi. İçeride rehin kalmış olmasının çok düşük bir ihtimal olduğunu” söyledi.

ADNAN OKTAR: Onlar da Darwinist-materyalist eğitim yapıyorlar Kenya’da. Sevgi yok, merhamet yok. Şimdi bunu yapıyorlar, arkasından bir daha olur, arkasından bir daha olur. Hiçbir şekilde huzur bulamazlar.

Obama da bugün konuşma yaptı, ortalı konuşuyor. Ne dediğini anlayabilene helal olsun. Mesela, “ben şöyle bir netice düşünüyorum, şöyle bir tedbir alacağım” diyemiyor, Allah’ın izniyle. Hep muğlak konuşmalar, tam açmaza girmiş. Amerika’nın genel yapısına da tam güvenemiyor, ekonomik yönden de güvenemiyor. Bir de baya zırtapoz da var aslında Amerika’da. Onların da bela çıkarmasından da çekiniyor. Ortalı bir üslupla durumu idareye çalışıyor. Halbuki dindar bir Amerika ayakta durabilir-ki, dindarlığa çok yatkın bir millet, dindarlar da. Dindarlığa teşvik edilmesi lazım Amerika’da, o bereket getirir. Bir de Amerika’ya tabii sahip çıkmak lazım. Bütün dünya karşı Amerika’ya. Çin nefret ediyor, Rusya nefret ediyor, Araplar nefret ediyor, Türkiye’de çok fazla nefret eden var. Nefret etmeyen yok gibi bir şey. Onun ortadan kaldırılması ve bu neşeli, canlı sevgi dolu milletin yeniden ihyası gerekiyor. Yeniden o sevecen, o muhabbet dolu günlerini yaşamalarını teşvik edilmeli diye düşünüyorum.

DİDEM ÜRER: İran’la bir araya geleceklermiş Hocam. “30 yıllık anlaşmazlığın bir günde çözüleceğine inanmıyoruz” gibi. Ama yine olumlu bir gelişme olarak söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Şimdi, İran Başbakanı durumu dengelemek istiyor, Amerika’nın üslubunu biraz yatıştırmak istiyor. Obama’nın da işine gelir zaten öyle bir şey. Daha ziyade konuşmayla durumu yatıştırarak vakit kazanacaklar benim kanaatim. İran çoktan atom bombası yapmıştır. Ama hemen hemen her ülkenin var atom bombası. Asıl olan sevginin yayılması, atom bombasından korkmaya gerek yok. Sevgisizlikten çekinsinler, merhametsizlikten çekinsinler. Adam her halükarda elde edebilir atom bombasını. Sürekli deli kovalar gibi atom bombası kovalamaya gerek yok. Sevgiyi aramak lazım, muhabbeti aramak lazım.

Didem Sultan Hazretleri buyurunuz.

DİDEM ÜRER: Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu, Birleşmiş Milletler Genel Kurul Toplantısı nedeniyle bulunduğu New York’ta, Amerika’nın Dışişleri Bakanı Kerry ile görüştü. Ağırlıklı olarak Suriye’de yaşanan iç savaşın konuşulduğu görüşmede, Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ve Arap Baharı ekseninde bölgedeki değişim ele alındı.

ADNAN OKTAR: Arap Baharı şu bu falan hiç biri kurtarmaz. Amerika’nın da kurtuluşu, Türkiye’nin de kurtuluşu İttihad-ı İslam’da, fakat Hıristiyanlarla iç içe bir İttihad-ı İslam, bu çok önemli. Tam anlamıyla iç içe. Gizli özel bir İttihad-ı İslam çalışması değil. Böyle milliyetçi İttihad-ı İslam çalışması değil, sadece Müslümanları kaile alan değil, Hıristiyan ruhanilerle, Hıristiyan liderlerle gece gündüz birlikte olarak, İttihad-ı İslam oluşturmak. Ve çok şeffaf, her şey görünür bir üslupla sevgiyi, şefkati, merhameti, dostluğu sanatı, bilimi, estetiği esas alan, Hıristiyanların, Musevilerin, Müslümanların özgürce yaşayacağı, bağnazlığa geçit vermeyen ama kırarak dökerek değil ikna ederek sevgiyle, böyle bir sistem. Avrupa’nın, Amerika’nın bundan çekinmesi için bir neden yok ama gizli bir İttihad-ı İslam olursa bu tehlikeli olur. Özel bir yapılanma, özel bir ekip gizlice bunu yapıp da bir İttihad-ı İslam ortaya çıkarmaya kalkarsa-ki, zaten olmaz öyle bir şey, milliyetçi bir kafayla yaklaşacakları için yani İslam milliyetçisi anlamında, ama faşizan bir milliyetçiliği kast ediyorum. Makul bir milliyetçilik değil, mantıklı, sevgiye dayalı milliyetçilik değil; çok vahim olur, o zaman. El-Kaide kafasıyla bütün dünyayı kırar geçirir. Yıkmadık dökmedik hiçbir yeri bırakmaz. Ama Hıristiyanlarla iç içe Mehdiyet ruhuyla, Moşiyah ruhuyla, Mesih ruhuyla bir İttihad-ı İslam-ki, Bediüzzaman’ın da söylediği budur, Peygamberimiz (s.a.v)’in de söylediği budur. Mutluluk huzur sevincin kaynağı bu olacaktır. Onun için dindar Hıristiyan ruhanilerle konuşmak hatta Papa ile de konuşulabilir, bu konuda dünyayı ikna etmek, Hıristiyan alemini ikna etmek çok önemli. Museviler, maşaAllah zaten tarafları var onların İttihad-ı İslam’a. Yazık onlara, mesela 4000 yıldan beri vaadedilen topraklarda huzur içinde yaşamak istiyorlar. Bunu yapalım, mutlu olsunlar. Ne olur? Bir avuç insan 8-10 bin tane bütün dünyada toplasan, İsrail’de zaten bir avuçlar, çok çok azlar. Kayboluyorlar o toprağın içinde, bırakalım huzurla güzel yaşasınlar. Ve o vaad edilen günleri görsünler. Hz. Süleyman (a.s)’ın mescidini yeniden yapalım.  Ne güzel olur ya. Ne sevinç verici bir şey! Hz. Süleyman (a.s)’ın sarayını da yapalım ayrıca. Ne güzel olur. Bırakalım Ürdün’e kadar Museviler gelsin, Güneydoğu’da da gelsinler yerleşsinler, her yere yerleşsinler, kime zararı var bunun. Sevgi, şefkat gösterelim, Hristiyanlar istediği gibi kilisesini açsın, ibadetlerini yapsınlar, her yere mescitler kurulsun, Müslümanlar istediği gibi ibadetini yapsın. Ama modern bir dünya olsun, sevgi dolu bir dünya olsun. Kadınlar başı açık rahatça gezsinler, dekolte de rahatça gezebilsinler. Mesela komünist olanda “ben komünistim” konuşabilsin. Ateist olanlar “ben ateistim” çıkıp söyleyebilsin. Ne olur? Kuran’a uygun olur. Kuran’da olan bu; herkesin özgür olması. Boş yere kavga, boş yere kepazelik, boş yere olay çıkıyor. Her yer boş bütün araziler boş, insan yok, kavgası oluyor. Mevcudun yüz misli insanı barındırır dünya yüz misli. Boş yere kıyamet yaklaşmış zaten 2120 gibi kıyamet kopacak, inşaAllah. Ne gerek var? Aklı başında insanlarla görüşüp, anlaşıp, ittifak edip bu konuyu halletmek lazım.

Obama’da içinden çıkamıyor, Putin’de içinden çıkamıyor ne yapacağını şaşırmış vaziyetteler. Modern bir İttihad-ı İslam anlayışını savunsunlar, modern Hristiyanlarla, modern İslam anlayışını savunan Müslümanlar birleşsin, bütün dünya devletleri ileri gelenleri de bunu desteklesin, çok şefkatli ama çok çok şefkatli çok sevgi dolu bir yönetimle dünya yönetilsin merkezden, herkes de huzurlu olsun. Silahları kaldıralım, bütün silahlar kalksın. Savaşlar kalksın, savaş çok büyük suç olsun. Savaşın meşrusu, meşru olmayanı olmaz savaş hiç olmaması lazım. Kan dökmek hiç olmaması lazım. Korkunç rezalet adam öldürmek ne demek, Allah vermesin. Herkes huzurlu yaşasın, çocuklar gülüşsün bağırsınlar sokaklarda. Silah arasını çocuklara güzellik olarak sunalım. Elbiseler alalım onlara, oyuncak alalım, yiyecek alalım silahla niye can yakıyoruz ya niye can yakıyorlar? Çünkü biz istemeden verdiğimiz parayı devlet silaha çeviriyor dünyanın her tarafında. İstemiyoruz biz. Dinamitlerle bizim ne işimiz var? TNT ile bombayla ne işimiz var? Napalm bombasıyla ne işimiz var?

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Sayın Davutoğlu; “Türkiye’nin Suriye konusundaki çığlığının barış çığlığı olduğunu” belirterek, “uluslararası toplumun net tavır almasının önüne geçenlerin maskelerini indirmeleri lazım” dedi. Sayın Kılıçdaroğlu için de; “Savaş istemiyoruz diye meydanlarda dolaşıyor, aslında dediği şey şu “dokunmayın Esat’a. Öldüreceği kadar öldürsün. Niye dur diyorsunuz? Öldürüyor, bırakın öldürsün” Bunu da barış kisvesi altında yapmak tam bir ikiyüzlülük” şeklinde ifade etti.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabiki.

DİDEM ÜRER: Hocam Başbakan Erdoğan Lütfü Kırdar Kongre Merkezindeki konuşmasında “196 üyesi olan birleşmiş milletler, barış ve huzur için kurulmuştu ancak şuanda görevini yapamıyor. Atılacak adımları istediği zaman engelleyebilen 5tane daimi üyeye bağlı bir dünya adil bir dünya olamaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok haklı, güzel konuşuyor ama kimse dinlemez. Öyle bir şey olmaz, yani bu sistemi devam ettirirler. Çünkü ona karar verecek onlar zaten, haklısın der mi? Çünkü çoğunluğa göre olduğunda, mesela fakir ülkeler bir araya gelip bir karar çıkartırlar, adamların işine gelmez. Onun içinde o pek olacak iş değil ama dürüst tavrını göstermesi iyi, yani insanların böyle dürüst bir sesi duyması, samimi bir sesi duyması güzel. Evet.

DİDEM ÜRER: Yaklaşık 20 kadar Türk protestocu, Gezi Parkı eylemlerindeki polis müdahalesini kınamak için, ellerindeki pankartlarla Sayın Abdullah Gül’ü New York’ta CNN binasının çıkışında protesto etti.

ADNAN OKTAR: Abdullah Gül Hocam’ı onlar pek anlamamışlar, kaile almaz. Ama tabii haber oluyorlar, o yönden hoşlarına gidiyor olabilir.

DİDEM ÜRER: Hocam, Galatasaray-Beşiktaş derbisinde çıkan olaylarla ilgili 4 spor savcısı soruşturma başlattı. Polisin ilk tespitleri sahayı basan grubun organize hareket ettiğini ortaya koydu. 8 bilet turnikesi maçtan önce kablolarının kesildiği ve bu şekilde stada girildiği ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: İşte durup durup bu tip olaylar çıkaracakları belli. Daha önce de söyledim kamera sistemi kursunlar dedim, gereken tedbirleri alsınlar, polis gücü olun dedim aynısı şimdi yapmaya başladılar. Yani ne dediysek aynısını yapıyorlar.

Didem Hocam, ben sendeki haberleri bekliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, 17 Eylül Salı günü Bursa’daki kardeşlerimiz ev sohbetinde buluşarak kuranı kerim ve sizin kitaplarınızdan okumuşlar. “Gözümüzün nuru, bir tanemiz, canımız Hocamıza en derin sevgilerimizi iletiyoruz” demişler.

ADNAN OKTAR: Aman aman ne güzellik, ne güzellik, içlerinde melek gibi varlıklarda var. MaşaAllah, Allah nurlarını artırsın. Benim en hoşuma giden işte başı açık hanımlarla, başı kapalı hanımların, çocukları, milletimin sıcak ruhunun, sevecen ruhunun bir arada böyle coşkuyla, güzellikle, iyilikle kendini göstermesi çok hoş bir şey, maşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin, hayır bereket versin, çok güzel olmuş.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Gebze’den Zuhal ve dünyalar tatlısı kızı Elif; “Hocamız’ı çok çok seviyoruz” diyorlar ve aktif olarak broşür dağıtımı yapıyorlar, maşaAllah.  Sizden isim vermenizi çok istiyorlarmış “mümkünse” diye, yayında soruyorlar.

ADNAN OKTAR: Elif’in ismi zaten güzel. Elif çok şeker olduğu için, küçük olduğu için onu kabul ediyorum ama artık büyükler isim istemesinler. Ya Allah bismillah. İsmi alışılmamış isim olsun, Yakut olsun ismi.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, İsveç’te yapılan bir araştırmada her 7 kişiden birinin hiç dostu olmadığı, yüzde 63’ünün de yanlış başına öldüğü ortaya çıkmış.

ADNAN OKTAR: Bakın, deccaliyetin insanlara getirdiği belayı görüyor musun? Hâlbuki insanlar ne güzel varlıklar, ne kadar çok dostu olması lazım, ne kadar çok seveni olması lazım. Dedeler, nineler olması lazım. Allah akıl fikir versin. Allah deccaliyeti kahretsin. Darwinizmi, materyalizmi yeryüzünden kaldırsın. Huzur, güzellik versin dünyaya.

Evet, dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Almanya’nın önde gelen İslam bilimcilerinden Profesör Gordon Kramer; “Bilimsel araştırmaların bu dünyada dinle devletin kesin hatlarla ayrılamayacağını ortaya koyduğunu” ifade etti. İslam bilimci, “laik bir devlet modelinin sadece İslami kesim tarafından değil, neredeyse tüm toplum tarafından reddedildiğini” aktardı. “Bu ülkelerde laikliğin dinsizlik olarak görüldüğünü ve dinsiz olanın da hiçbir değere inanmadığı için, sınırının olamayacağını düşünüldüğünü” söyledi.

ADNAN OKTAR: Bunlar bu işi beceremez. Hz. Mehdi (a.s)’dır laikliği uygulayacak olan. Her dine, herkese şefkat, sevgi gösterecek olan odur. Laikliği uyguladıklarında, hakikaten dinsizlik gibi uyguluyorlar. Eziliyor dindarlar. Hristiyanlar eziliyor, Museviler eziliyor, Müslümanlar eziliyor. Hakikaten kaldırdığında laikliğini; akıl almaz rezalet, akıl almaz bir ızdırap, akıl almaz bir baskı da hakikaten kendini göstermeye başlıyor. Bu dengeyi kuracak olan, Hz. Mehdi (a.s)’dır. Hz. Mehdi (a.s)’ın dışında bu güzelliği oluşturacak bir insan, Allahualem yok. Olsa, çıkardı şu ana kadar.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Azerbaycan’dan bir kardeşimiz şöyle diyor: “Merhaba aslan Hocam, bugün sizin değerli eserlerinizden yararlanarak iki tane blog site hazırladım. İnşaAllah faydalı olur. Ellerinizden öpüyor ve sizden dua bekliyorum canım Hocam” diyor. Sitelerin isimleri; sevgivebarisolsun.webly.com ve cennetvecehennem.webly.com.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Diyarbakır’dan kardeşlerimiz şöyle yazmış: “15-23 Eylül arası Diyarbakır’ın değişik semtlerinde esnaf kardeşlerimize çok sayıda kitap dağıtımı yaptık. Seyidimiz, sevgi öğretmeni Hocamız’a saygılarımızı sunuyoruz, ellerinden öpüyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Diyarbakır, adını duyduğunda bile, insanın içi açılıyor, maşaAllah. Kürt kardeşlerimizin, Kürt canlarımızın yoğun olduğu bir ilimiz. Onları canımdan çok seviyorum, maşaAllah, Allah ömürlerini uzun etsin. Bak dünya tatlısı benim yiğidim, benim aslanım. Arkadaşı da çok şeker. İkisini yaklaştır bakayım. Ne çilelerden geçtiler benim canlarım, ne çileler çektiler. Artık bundan sonra güzel günler onları bekliyor, hayırlı, bereketli, güzel günler olacak, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Emre Aköz, bugün; “Türkiye Müslümanları olarak İslamofobiye karşıyız. Çünkü canlı bombalara ve masum insanlara sadece başka dine mensup diye saldırılmasına zinhar karşıyız. Ama diğer insanlara bu yapılanları nasıl açıklayacağız?” diye sormuş. “Batıda Müslümanlar’a karşı duyulan korkunun normal olduğunu ve buna göre stratejiler geliştirmek gerektiğini” yazmış.

ADNAN OKTAR: Doğru söylemiş. Nasıl korkmaz adam? Hristiyan’a hayat hakkı tanımıyor. “Musevi’yi taş, ağaç haber verecek, öldüreceğim” diyor. Müthiş bir Musevi nefreti var. Komünist zaten hiç yaşama hakkı yok, onların kafasına göre. Dehşet saçıyor adamlar. Orada görüyorsunuz, “Nusayr” diyor, soruyor. Adam bir öğreniyor Nusayri, bitti. Tek yapılacak kafasına sıkmak. Allah esirgesin. Çok korkunç bir şey bu. Sana ne ya? Nusayri de olur, Alevi de olur, komünist de olur, Hristiyan da olur, Sünni olur, her şey olur. Sana ne yani? Hür iradesiyle, hür kararı. Samimi kanaatine, samimi inancına saygı duyacaksın. İşte Mehdiyet’in dışında laiklik uygulayacak insan olmasına ihtimal vermememizin nedeni bu. Yani illaki bir ızdırap oluşuyor. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. Peygamberimiz (s.a.v) söylüyorsa, doğru söyler. Bediüzzaman söylüyorsa, doğru söyler.

DİDEM ÜRER: Kenya’daki saldırıda da aynısını yaptılar Hocam. Müslüman olanları bırakıp, Hristiyan olanları tuttular Kenya’daki alışveriş merkezinde.

ADNAN OKTAR: Gariban, sana ne? Ne kadar büyük zulüm. Cenab-ı Allah diyor ki; “Hristiyan’la evlenebilirsin” diyor. “Size sevgi bakımından daha yakın bulursunuz” diyor. Sevgi bakımından daha yakın bulduğun adamı sen gidip doğruyorsun. Adam da diyor ki, “İslamofobi var. Nasıl oluyor bu?” diyor. Ancak Mehdiyet ruhuyla bu bela kalkar. Yani birçok ortalı gibi görünen adamlar var, onlardan yana aslında. Birçok kişi, kravatlı falan adam. Normal bir şey zannediyorsun. Aynı onların kafasında.

DİDEM ÜRER: Dışişleri Bakanı Davutoğlu’yla, Yunanistan Başbakan Yardımcısı Evangelos Venizelos, çözüm sağlamak için liderlerin müzakerelerdeki özel temsilcilerinin karşılıklı olarak Yunanistan ve Türkiye’yi ziyaret etmelerine dair anlaşmaya vardılar. Venizelos, önümüzdeki yıl Avrupa Birliği dönem başkanlığı yapacaklarını ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklediklerini belirtti.

ADNAN OKTAR: Türkiye’yi, Avrupa Birliği’ne almazlar. Türkiye’de Hristiyan karşıtlığı var. Musevi karşıtlığı var. Antisemit bir kafa var, bir kısım insanlarda. Birçok insan müziğe karşı, dansa karşı, hanımların başının açık olmasına, makyaja karşı, bakımlı hanımlara karşı. Avrupa’daki hanımların hepsi bakımlılar. Hepsini başı açık. Adam nasıl birleşecek onunla? Her yerde müzik var Avrupa’da. Nasıl olacak? Her yerde heykel var Avrupa’da. Adam nasıl beraber? Yaşayamaz ki orada o. Ölür. İstemediği her şey orada var. Müziği kabul etmiyor, heykeli kabul etmiyor, sanatı kabul etmiyor, başı açık hanım kabul etmiyor, bakımlı hanım kabul etmiyor, dekolte hanım kabul etmiyor. Avrupa’nın tamamı öyle. Nasıl birleşeceksin? Avrupalılar, bunu düşünerek yaklaşmıyorlar. Bunun ortadan kalkması lazım. Bu da Mehdiyet ruhuyla ortadan kalkar. Bunun dışında bağnaz, geleneksel kafayla veyahut işte başka fikirlerle kalkması zor görülüyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney, aralarında 2009 seçimlerinde gösterilerde tutuklananların da bulunduğu 80 siyasi tutuklunun affını resmen onayladı. 80 kişiden bir kısmı tamamen aftan yararlanabilecek. Bir kısmının ise cezalarının bir kısmı affa tabi olacak.

ADNAN OKTAR: İyi, güzel. Ben daima insanların acı çekmesini istemem. Yani kim olursa olsun, hapsedilmezi, acı çekmesi beni rahatsız eder. Ama tabii kanuna, hukuka da saygılıyız. İnsanların hakkı olan bir konuysa, yani vatandaş hukukuysa, ona da bir sözümüz olmaz. Ama ben şahsım adına, hiç kimseden öç almak, intikam almak peşinde olmam.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Azerbaycan Nahcivan’dan başka kardeşlerimiz de yeni siteler hazırlamışlar. Sitelerin isimlerini okumak biraz zor, Türkçelerini okuyacağım onun için. Biri, “Yeryüzünde gezip dolaşın” sitenin adı.

ADNAN OKTAR: Oku oku ne var?

DİDEM ÜRER: “yeruzundegezibdolasin.com.” İkincisi,  İslam’a hizmet, “islamaxidmet.com” diye yazılıyor. Üçüncüsü Kuran ahlakı, “quranexlaqi.com” diye yazılıyor. Kuran mucizeleri, “quranmocuzeleri.com” “saxtadeliller.com” x’le yazılıyor.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, Azerbaycan’ın koç yiğitleri coşmuş. Sen oraya komünizmi, Darwinizmi nasıl sokacaksın? Yamultmuşlar, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bir de Hocam, Adnan Oktar diyor ki, “adnanoktardeyirki.com”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde terör amaçlı uyuşturucu üretimi ve ticareti yapanlara yönelik hava destekli operasyon başlatıldı. Operasyonda 24 jandarma özel harekat ve komando timiyle geniş bir kadro güvenlik tedbirleriyle birlikte operasyon yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet. Operasyonla, eğitimle olur. Adam uyuşturucuyu illaki bulur. İstediğin kadar oradan yakala.  Yani uyuşturucu isteyip de bulamayan olmuyor. Adam “çıktım ben piyasada bulamadım” demiyor. Canı uyuşturucu çekti mi, dışarı çıktı mı eliyle koymuş gibi buluyor. Eğitim, Allah korkusu, Allah sevgisi. Bu, konu bu, çözüm bu.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Şahin Alpay da yazısında; “İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin, Suriye’de yönetim-muhalefet diyaloğuna aracı olabileceğini ve Suriye Başbakanı Cemil’in de ateşkes ve uzlaşmadan bahsettiğini” söylemiş. “Bu nedenle Ankara’nın Suriye’ye askeri müdahale yapılarak rejim değişikliği talebi yerine Suriye’de ateşkes ve temsili yönetime yol açacak diplomatik çaba desteklemesi gerektiğini” söylemiş.

ADNAN OKTAR: Ben size söyleyeyim; orada, o mücadele eden şahıslar, iktidarı ele almadıktan sonra, onların yakasını bırakmazlar. Yani öyle tatlı tatlı konuşmayla falan bu iş hallolmaz. Ben olacağını söyleyeyim. Hakiki çözüm istiyorlarsa, Mehdiyet’e temessük etsinler. Bu tip yöntemle aranıyorlarsa netice için, beladan başka bir şey çıkmaz. Sadece kan ve bela olur, hiçbir şekilde çözüm çıkmaz, Allahualem.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerine vizesiz giriş yapabilmeleri için sonucu beklenen Leyla Demirkıran davasında, Adalet Divanı, başvuruları reddederek, “Türk vatandaşlarının Avrupa’ya vizesiz girme hakkı olmadığını” belirtti.

ADNAN OKTAR: Neden? Çünkü antisemitizm Türkiye’de körükleniyor. Hristiyan karşıtlığı körükleniyor. Müzik karşıtlığı, sanat karşıtlığı körükleniyor. Bunu din olarak kabul ediyor adam. Bak buraya çıkıyor benim canlarım başı açık, yüzlerce muhalif yazı geliyor. “Nasıl başlarını açarlar?” diye. “Nasıl makyaj yaparlar?” diye. “Ekrana nasıl çıkar?” diyor. “Dışarıya nasıl çıkar?” Ve kadınları yarım varlık görmede kararlılar. Ve büyük bir kitle var bunu savunan. Bu felakete, bu belaya dur diyecek bir eğitim politikası yapılması lazım. Ve Mehdiyet ruhuyla sevgi, akıl, güzellik, demokrasi insanlara öğretilmeli.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İsa kardeşimiz şöyle yazmış; “Sultanım, sizi çok özledim. Sıla ve Ahmet Sıraç Özkan’ın, kedilerim Ökkeş ve ekibinin fotoğraflarını gönderiyorum. Size talebe olur, inşaAllah. Bolu’dan İsa” diyor.

ADNAN OKTAR: Ne şekermiş benim canım, ne güzelmiş o, ne güzel kızmış. Tatlım benim bakışının şekerliğine bak, sanki melek. Bunun yanaklar ısırmak için Allahualem. Gıdısı da.

DİDEM ÜRER: Bunlar da Ökkeş ve ekibi.

ADNAN OKTAR: Ökkeş çok şeker bir şeymiş. Ama ekip bayağı keyifliler.

DİDEM ÜRER: Pozları çok güzel, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, çok güzel olmuş. Allah hepsine iyilik, güzellik versin. Kedilerine de Allah onlara da uzun ömür versin. Kediler az yaşarlar, canlarım benim acayip şekerler. Tatlılığa bak sen. Çok güzel olmuş.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Papa; “Mevcut ekonomik sistemin parayı putlaştırdığını ve etikten uzak olduğunu” söyledi. Ve “adil bir ekonomik sistem istediklerini” belirtti.

ADNAN OKTAR: Darwinist, materyalist eğitim yapıyorlar, Papa’nın mekanında. Ne kadar ateist, Darwinist varsa toplamadılar mı? Dinsizlik propagandası yapıyorlar. O zaman arkasından bu konuşma olmuyor. Papa’nın samimiyetine inanıyorum ama önce bu belayı temizlesin. Darwinist, materyalist eğitimi durdursun. Darwinist propagandayı durdursun. Onun filmini göstersene. Daha önceki Papa’nın yaptığı marifet, çirkin marifet diyelim. Onu izale etsin. Aylardan beri, yıllardan beri Darwinist propaganda yapıyorlar. Papalığın merkezinde yapılıyor bu ve Papalık ödüyor bunun parasını. Dindar Hristiyanlar ödüyor. Dinsiz ateist propagandayı teşvik ediyor papalık. Bunun durdurulması gerekiyor. Gösterin onun filmini varsa.

VTR

DİDEM ÜRER: Hocam, 19 Eylül Çarşamba günü Bursa’da kardeşlerimiz Tayyareci Mehmet Ali caddesi esnafına sizin çeşitli kitaplarınızdan ve CD’lerinizden hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bu köfte de oranın kuzusu, şekeri, balı. Yaklaştır bakayım. Ne kadar uslu, ne tatlı varlıklar. İnsanın nasıl hoşuna gidiyor. Garip his oluyor bunları gördüğümde bende. İnsana huzur da veriyor çok şekerler. Ağaçlarda çok tatlı, çiçekler de çok tatlı, bunlar da çok tatlı. Karıncalar çok şekerler. Hepsine Allah bir sıcaklık tatlılık veriyor. Garip bir his, maşaAllah.

“Hocam size Diyarbakır’dan yazıyorum. Ben sizi daha çok filozof olarak görüyorum” Felsefe okuduk, inşaAllah. “Çünkü yaşam anlayışı ve şuan gördüklerimle İslam âleminin aydın bir yüzü olduğunuzu düşünüyorum” diyor. Teşekkür ediyorum.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, moda tasarımcısı Sinem isimli kardeşimiz şuan sizi izliyormuş. Size çok sevdiğiniz için bir kedi göndermiş. Ve Sizi çok sevdiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Genellikle sevgilerini, muhabbetlerini ifade eden yazılar kardeşlerimizin.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Birleşmiş Milletler’de şu an Ruhani konuşuyor. Konuşmasına “Yes to peace, no to war” diye başlamış. Sizin sözünüz; “barışa evet, savaşa hayır” diye, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel.

DİDEM ÜRER: Ve soğuk savaş zihniyeti ve militarizmin tamamen son bulduğu bir dünya istediklerini anlatmış.

ADNAN OKTAR: O zaman, Mehdiyet görüşündeki yanlışlıklarını düzeltmeleri lazım. “Hz. Mehdi (a.s) gelecek, kan denizi olacak” diyorlar. Onları düzeltsin. Gelsin Türkiye’yle konuşsun, ama iyi, müspet konuşmaları, güzel.

MEHTAP ŞAHİN: Ayet okuyorum, inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Zuhruf Suresi, 85. ayet. “Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü kendisinin olan (Allah) ne yücedir. Kıyamet saatinin ilmi O'nun katındadır ve O'na döndürüleceksiniz.”

Bugünkü yayınımız burada sona eriyor, yarın görüşmek üzere, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü