Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (26 Eylül 2013; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio

MERVE BÜYÜKBAYRAK: Gözlerinin derinliğinden müthiş zevk aldığım bir tanemin sohbetine başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurunuz.

DİDEM ÜRER: Hocam, Suriye’de Esad güçlerinin ülke genelinde düzenlediği operasyonlarda on ikisi kadın, on biri çocuk toplam seksen bir kişi hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: Her gün olan bir şey bu ilk defa olmuş değil. Her gün devam eden ve edecek olan bir bela, Allah Müslümanlara gösteriyor, fakat daha hala bir kısım Nur talebeleri Hz. Mehdi (a.s) gelip geçti, Hz. İsa Mesih (a.s) öldü gömdük. Artık kıyameti bekliyoruz yani Müslümanları mahvedilmesini seyretme projesi var. İttihad-ı İslam’ı ağızlarına almıyorlar. Uyuşmuş kavruk bir ruh halinde durumu seyrediyorlar. Halbuki Bediüzzaman “beni Hz. Mehdi (a.s)’ın pişdar bir neferiyim öncü bir askeriyim O’na zemin hazır eden bir dümdarıyım” diyor. Bu arkadaşların enaniyetine ağır geliyor. Bediüzzaman, yok bu sözü söyleyemiyorlar. “Benim hayatımın gayesi İttihad-ı İslam’dır” diyor Bediüzzaman. Bunu da söyleyemiyorlar. Şam hutbesinde İttihad-ı İslam’ı baştan sona anlatıyor. Bunu da söyleyemiyorlar. Üç beş profesör, üç beş sermayedarın peşinde helak olup gidiyorlar, Allah esirgesin. Hepsi için demiyorum tabii bir kısmı böyle. Deyr-ez Zor şehrinde.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Esad çeteleri, ehl-i sünnet mescitlerinde ezan yerine komünist marşları çalmaya başladılar. Bugüne kadar Sünni ibadethanelerini bombalayarak birçok katliam yapmışlardı. Bazı çeteler bu kez bir camiyi propaganda merkezi gibi kullandığı görülmüş.

ADNAN OKTAR: Bir kere üslup, gıcık. Esad çeteleri falan hiç hoşlanmam böyle şeylerden. Tamam, adam katil, doğru katil bir yapılanma var ama gıcığıma gidiyor. Esad çetesi falan gıcığıma gidiyor öyle bir üslup. Kandırılmış Müslümanlar var, cahil Müslümanlar var. Biz onların da hidayet bulmasını istiyoruz. Düzelmelerini istiyoruz. Bugün çeteyse yarın mümin olur. Onun için böyle gözden çıkarılmış nefrete dayalı üslup olmaz. Belli ki bir kardeş kavgası var, kardeş kavgasında biz iki tarafı da kolluyoruz. İki tarafında kurtuluşunu istiyoruz. Dolayısıyla böyle bir üslubu Kabul etmeyiz.
Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Aralarında özgür Suriye ordusu ve El Nusra’nın da olduğu Suriye’deki on üç silahlı muhalif grup, bölünmeleri ortadan kaldırmak için ortak bir İslami Birlik adı altında toplanma çağrısı yaptı.

ADNAN OKTAR: Evet, Müslümanların bölünmesi rezalet. Allah ayette “dağılıp ayrılmayın” diyor “gücünüz kuvvetiniz gider.” Eğer orada bile birleşemiyorlarsa, zaten çok yanlış yoldalar demektir. Birleşsinler birleşsinler de, yalnız yöntem, yöntem değil. Mehdiyet’i esas alsalar bu kan akmaz. Barışla, sevgiyle hallolur Peygamberimiz (s.a.v) “Hz. Mehdi (a.s) kan akıtmaz” diyor. Ama burada kan var. “Hz. Mehdi (a.s) uyuyanı uyandırmaz” diyor, bunlar yeri göğü birbirine katıyor. İki tarafta, iki tarafta Mehdiyet’i reddettiği için belanın içinden çıkamıyorlar. İki tarafta Mehdiyet’i kabul etse, bela zail olacak. Ve felaha kurtuluşa kavuşmuş olacaklar, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mısır’da darbe sonrası eğitim öğretim yılı açıldı. Okullarda ilk kez Milli eğitim bakanlığının gözetimi altında İncil okutulmaya başlandı.

ADNAN OKTAR: İncil okutsunlar, Tevrat da okutsunlar, Kuran da okutsunlar. Yani sanki böyle felaket haberi gibi veriyorlar, çok gıcık hareketler bunlar. “Yeni yeni kiliseler açılmaya başlandı, işte Hıristiyanlara özgürlük verildi.” Zaten öyle olması lazım, Kuran’ın emir bu. Nasıl olması gerekiyor? İncil öğretiyorlarsa iftihar etsinler, Kuran öğretiyorlarsa iftihar etsinler, Tevrat öğretiyorlarsa iftihar etsinler. Dinsizliği öğreteceğine, Tevrat öğretsin. Dinsizliği öğreteceğine, İncil öğretsin. Ama İncil’i, Kuran’ı, Tevrat’ı Müslüman gençlere anlatsınlar, hangisini tercih ediyorlarsa ona göre amel eder. Yani İncil’den korkmak, Tevrat’tan korkmak çok anormal hareket, vahşi hareket. “İncil dağıtıyorlar, aman aman” diyor. Komünist kitap dağıtıyorlar, çıtı çıkmıyor.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Venezuella’nın resmi kanalına konuşan Esad; “Guta’daki kimyasal saldırıdan muhaliflerin sorumlu olduğunu” iddia etti. “Muhaliflerin ülkeye kimyasal silah soktuklarını itiraf ettiklerini ve yetkililerin bu kimyasal silahların saklandıkları yerleri ve laboratuarları ortaya çıkardığını” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Allah Allah kendisi demiyor mu? “Ben kimyasal silah yapıyorum” diyor. “Bir de haddi hesabı yok, her yerde yapıyorum, imalathanelerim var” diyor. Şimdi de “ben yapmadım onlar yaptı” diyor. Buna bir şey oldu, Allahualem.

Emre Uslu, akıllı delikanlı zeki bir delikanlı. Tayyip Hocam’ı eleştirmiş, Erdoğan fanatiklerini eleştirmiş. Tayyip Hocam, hadi diyelim eleştirdi diyorsun. Olabilir fakat bakın çok hayati bir konu kardeşim. Büyük bir kabustur bu, iddia edilen Ergenekon terör örgütü, her gün, hemen hemen faili meçhul cinayet vardı. Bir kişi, üç kişi, beş kişi, kimsenin gücü yetmiyordu. Bütün devlet tir tir titriyordu. Hükümet tir tir titriyordu. Bütün devlet derken, devletin tabii ilgili kısımlarındaki memurları kastediyorum, yoksa bir kısmı tabi muhatap olmaz. Başkanları tir tir titretiyorlardı. Bunu durdurdu, vesile oldu, bu bir gerçek. Dehşet havası vardı, ortadan kalktı. Şimdi Tayyip Hocam burada güzel, güzel insan. Ortada çete göremiyoruz. Eskiden haraç alanlar, racon kesenler, çete kaynıyordu. Elini kolunu sallayıp hepsi geziyorlardı. Bak bir tane çete yok ortada. Mesela bu da çok güzel. Ekonomi de iyi, bir rahatsızlığı yok milletin, zam yok. Eskiden sürekli zam yapılırdı. Turgut Özal; “Ben geldiğimde zam yapacağım” derdi. Demirel aynı. Herkes zam, zam aşağı, zam yukarı. Muazzam tedirginlik olurdu millette. Geceli gündüzlü yağmur gibi zam olurdu. Mesela öyle bir şey olmuyor. O yönü de iyi, Tayyip Hocam’ın. Dış politikada herkese sahip çıkması lazım. Hatası olsa da sahip çıkması lazım. Mesela İsrail, tamam hatası olabilir, doğru ama tamamen dışlayan bir yapı olmaz. Mesela hakim, adam katil oluyor ama hakim saygılı konuşuyor. Hakaret etmiyor adama, devlet de hakaret etmiyor. Bağlantı kuruyor, konuşuyor. İsrail’le de tamam hatası olabilir ama şefkatli, dostça, arkadaşça üslubu devam etmesi gerekiyor. Köprüleri atan üslup olmaz. Hatta Sisi, bu adamlar bir hata yaptılar ama köprüleri atan bir üslup, taraf olan bir üslup olmaz.

Didem Hocam, ben dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam kardeşlerimiz yazmışlar; “Ruhumuz, Sultanımız, bir tanemiz, sevgi öğretmenimiz, Çorum’da çok sayıda A9 broşürü ve İslam Birliği broşürü dağıttık. Faaliyet sonrası kardeşlerimizle birlikte sohbet edip, siz canımızı bize bahşettiği, bizim aşkla Allah’a bağlanmamıza vesile olduğu için, sizin vesilenizle bol bol şükrettik Allah’a. Canım Hocam dualarınıza muhtacız” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah, aferin aslanlarıma, aferin koç yiğitlerime.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sayın Yiğit Bulut sizi oldukça yakından takip ediyor. Genelde konuşmaları sizinle çok mutabık oluyor sizin konuşmalarınızla. Bu günde TRT ‘de şu şekilde bir açıklama yapmış; “Şu an bedenin başı yok o yüzden ayağa kalkamıyor” demiş. Ve ayetler okuyup bu konuda bilim vesaire olmadan, Müslümanların güçsüz kalacağını anlatmış.

ADNAN OKTAR: Aslan o aslan, çok değerli bir insan. Bir tek Allah’tan korkuyor. Hiç kimseden korkmuyor, helal olsun. MaşaAllah, Allah ömrünü uzun etsin. Koçyiğit hayret, mesela birçok insan yalaka, yağcı, korkak, kalabalığa uyuyor, topluluğa uyuyor, onların bir ekipleri oluyor. Ekibe uymaya özen göstertiyor. Tabii iyi insanlar var. Çok, ama nadir oluyor. Mesela bak bu delikanlı da Yiğit Bulut da öyle. Adı gibi maşaAllah. Çok dürüst delikanlı. Hakikaten İslam alemini kurtaracak ruhun İttihad-ı İslam olduğunu, başında da, bir baş olması gerektiğini ama bu başın, herkesi kucaklayan, herkese karşı şefkatli, yani insan ayrımı yapmayan, bütün alimleri seven, bütün kavimleri seven, hatada yapsa onlara şefkatli olan, merhametli olan bir lider gerekiyor. Yoksa adam güvenip nasıl başa getirsin? Bayağı tehlikeli olur. Çünkü İslam aleminin başında olan bir insan, uçsuz, bucaksız yetki, bir güç demektir. Adam mesela Alevi, gitti Allah esirgesin. Bir bağnaz bir Sünni olduğunu düşün, bitti. Yahut bağnaz bir Şii’nin olduğu düşün, mahveder Sünnileri. Bağnaz bir Vahabi’nin olduğunu düşün veyahut bir ırkçının olduğunu düşün, kendi ırkının dışındaki herkesi kesip doğramaya kalkar. Onun için herkesi seven, herkese şefkatle yaklaşan, Allah’tan korkan, sevgiyi esas alan bir insan gerekir. İşte bu da, Hz. Mehdi (a.s)’dır. Kim olacak seçsinler. Alimler bir araya gelsin. Allah onlara gösterir. Yani Şii alimleri, Sünni alimleri hepsi bir araya gelsin, Vahabi alimler. Bir tek alimler değil, komünistler de bir araya gelsin, onlar da katılsın bu şeyin içerisine, masonlar da katılsın. Yani sırf alime seçtirmek olmaz. Musevi de olsun, Hıristiyanlar da olsun. Desinler ki, “İslam aleminin başında şu şahıs iyi olur” desinler. “Biz bu adamla iyi geçiniriz. Bu insan başımız olursa biz rahat ederiz” desinler. Böyle birisi vardır dünyada değil mi? Hıristiyanlarında rahat edeceği, Musevilerinde rahat edeceği, Alevilerin Bektaşilerin, Şiilerin, Sünnilerin, onların değerlerine dokunmayan, onlara saygı gösteren, baş tacı eden bir insan vardır. Ararsalar bulurlar.  İşte bu buldukları adam, Hz. Mehdi (a.s)’dır. Bu kadar. Kim olursa olsun, kabul edeceğim, söz, bir Allah bir. Yani, “bu da olur mu” demem ben. İttifakla seçtiler mi, tamam hemen. Ama bundan kaçınıyorlar. İdeal bir insan bulunur dünyada. Herhalde dünyada kazılmamıştır. Çıkar böyle bir insan. Ona tabi olalım. Ben de tabi olacağım, herkes tabi olsun.

Didem Hocan dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, 19 Eylül Çarşamba günü Bursalı kardeşlerimiz birlikte ev sohbeti yapmışlar. “Sohbetin sonunda Hocamızın tavsiyesi üzerine Türk İslam Birliği, Mehdiyet ve zulüm gören kardeşlerimiz için dua ettik” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah ne güzel. Şu nura bak, şu evin güzelliğine bak. İnsanların güzelliğine bak ne güzel, maşaAllah. Öyle imreniyorum ki, hakikaten insan acayip imreniyor, keşke orada olsam diye. Ne güzel maşaAllah, Allah ömürlerini uzun etsin.

Bakın, Hz. İsa (a.s) Matta 16’da ne diyor; “Gökyüzü görünümünü yorumlayabiliyorsunuz” diyor. “Akşam gökyüzü kızıl olduğuna göre hava iyi olacak dersiniz” diyor. “Sabah bugün gökyüzü kızıl, hava bozacak dersiniz” diyor. “Gökyüzünün görünümünü yorumlayabiliyorsunuz da, zamanın belirtilerini yorumlayamıyor musunuz?” diyor. Ahir zamanı, ahir zamanın alametlerini çıkaramıyor musunuz? diyor. Bu kadar alamet. Bütün Peygamberler saymış, bütün alametler ortada, onu yorumlayamıyor musunuz? diyor. İşine gelmediği için yorumlayamıyorlar.  “Bu sözlerden sonra, İsa kendisinin Mesih olduğunu kimseye söylememeleri için, öğrencilerini uyardı.” Demek ki, yine geldiğinde ne diyecek “aman orada burada benim Mesih olduğumu söylemeyin. Böyle bir şeyde bulunmayın, başımız belaya girer” diyecek. İncil’de işaret.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Almanya’dan kardeşlerimizin size mesajı var; “Seyyid Muhammed Adnan Oktar Hocamız, Almanya’nın Münih şehrine yakın iki farklı bölgede 700’e yakın “Hz. İsa (a.s)’ın Tekrar Gelişi” ve yine 700’e yakın “Bilim Evrim Teorisini yalanlıyor” broşürleri dağıtıldı, kiliseler ve bir manastır dahil. Hocam kedi bulamadık ancak size çok asaletli at resmi gönderiyoruz, umarız hoşunuza gider” diyor.

ADNAN OKTAR: Şahane, şahane çok makbule geçti. Baya güzeller maşaAllah. Al işte kedinin hası bu. En ala kediyi bulmuşlar. Yaklaştır yüzünü bakayım. Böyle bir şey, bu tatlılık normal mi? Bal kaymak bu. Hart diye ısırmak lazım bunu, maşaAllah. Ne tatlı. Aferin çok güzel maşaAllah, özellikle kilise ziyaretleri çok önemli. Keşke yapabilseler de, sinagog ziyareti de yapabilseler. Benim canlarımı çok eziyorlar Musevileri çok, Avrupa’da, bilinmiyor bu. Onların çektiği çileyi insanlar bilmiyor. Küfür etmeler, hakaret etmeler, saçlarını çekmeler, taş atıyorlar, sokağa çıkamıyorlar, çoluğunu çocuğunu dövmeler. Dindarlara, ahir zamanda çok eziyet var. Böyle bir konumda oturup, onlarla da uğraşmaya kalkmak, vicdanlı bir davranış olmaz, Müslüman’a yakışmaz. Bilakis, koruyup kollayan, şefkat gösteren olmak lazım.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Pakistan’ın en büyük dini hareketlerinden Cemaati İslami’nin lideri Münevver Hasan; “Etnik ve mezhepçi yaklaşım, tıpkı bir kanser hücresi gibi bizi biz yapan birlik ve bütünlüğümüzü çökertti” diye söyledi ve “Müslümanlara karşı işlenen zulümlere karşı uluslararası toplum ve Müslüman ülkeler sessiz kalıyor” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: İşte, önce diyor “biz içimizi düzeltelim.” Öğretmen gelir, Hz. Mehdi (a.s) eğitir, konu biter. Sen bir baş seç, birleşelim de, İslam âlemi nur gibi olur kısa sürede. Bir sene bile sürmez, evliya gibi olur herkes. Muhteşem olur. Ama çaresizlik politikası adamların daha hoşuna gidiyor. İttihad-ı İslam olamaz, bak bir de bir fitne çıkardılar; “Ümmetin ihtilafı rahmettir.” Yüze yakın ayet haram olduğunu söylüyor ihtilafın, Müslümanların bir konuda ihtilafı. İttifak etmeleri gerektiğini söylüyor Allah. “Ümmetin ittifakı rahmettir.” İhtilafı rahmet olur mu? Böyle uydurma hadise nasıl inanıyorsunuz? Peygamberimiz (s.a.v)’in söylediği “ümmetimin ittifakı rahmettir” diyor, ittifakı. İhtilafı demiyor. İttifakını değiştirip ihtilafı yapmışlar. Onu da getiriyor diyor ki; “Kuran ayetleri var” diyoruz, “yüze yakın ayet var, ihtilafın haram olduğu ve birleşmenin gerektiği, ittifakın gerektiğine dair ayetler var” diyoruz. Hadisler var ayrıca. Kütüb-ü Sitte’de yüze yakın hadis var ittifakla ilgili. “Ne diyorsunuz bunlara?” diyoruz. “Olur mu, bu ayetler Kuran’ın büyük bölümünü nesh etti” diyor, “kaldırdı bu hadis. İhtilaf gerekir” diyor, “birleşme haram” diyor. “Müslüman’ın birleşmesi haramdır, ittifakı haramdır, ihtilafı rahmettir” diyor. “Bölünmesi, birbiriyle mücadele etmesi, birbiriyle uğraşması rahmet bu ya, güzellik” diyor. “Yağmur yağıyor gibi adeta” diyor. Adamlar da, “hay maşaAllah, biz yanlış biliyorduk” diyorlar. “Ne güzel şey öğrettin bize” diyorlar. Şeytanın oyununa bak, fitneye bak sen. Fitnenin şiddetine bak, ahir zamanın şiddetine bak. “Ümmetimin ittifakı rahmettir” hadisini, “ümmetimin ihtilafı rahmettir’e çevirmişler. Faciaya bak. Ve Kuran ayetlerine karşı da bu sahte hadisi kullanıyorlar. Kuran ayetlerine karşı, Allah’ın ayetlerine karşı. “Allah” diyor, “kurşunla kaynatılmış binalar gibi olun, birlikte olun, ayrılıp dağılmayın, ayrılıp dağılırsanız, kuvvetiniz gider, gücünüz gider” diyor Allah. Adamlar “yok yok, bu hadis bu ayetin hükmünü de kaldırdı” diyor. Çünkü adamların işine geliyor.

Didem Hocam dinliyorum

DİDEM ÜRER: Hocam, bu Cemaati İslami’nin lideri Münevver Hasan, çözüm olarak; “Etnik ve mezhepçi yaklaşım yerine ümmetçi perspektif ve birlik olmak gerekir” dedi. Ama bir liderden bahsetmiyor, o da.

ADNAN OKTAR: “Birleşelim” diyor, nasıl birleşelim? “Birleşme birleşmesi olsun” diyor. “Birleşenin başı olmaz mı?” diyorsun. “Olur” diyor. Başı olsun mu? “Yok, başı olmasın” diyor. “Birleşelim ama birleşmeyelim” diyor. Alay eder gibi. Berrak, samimi bir anlatım olmuyor. Ahir zamanda şeytan adeta böyle gözümüzün içine baka baka dans ediyor, eğleniyor. Müslümanların epey bir bölümünü avucunun içine almış hoplatıyor böyle Müslümanları. Baya bir bölümünü hoplatıyor, oynatıyor. İttifak varsa başı olmaz mı? “Yok” diyor “başı olmasın” diyor. Veya “olsun da” diyor, “altı-yedi tane başı olsun” diyor. Yani başı olmasına getiriyor. Allah bunların basiretini çözsün, ferasetini çözsün, akıllarını açsın, inşaAllah.

“Verilen kısa aralarda, uzun uzun hasretle sizi bekleyen iyice özlüyoruz sizi. Gelince de hah şimdi hasret bitecek diye seviniyoruz. Lakin özlem bitmeden canlı yayın bitiyor. Buna bir çözüm bulmak için çok düşündük canım Hocam, size dokunmadan mübarek elinizi tutmadan bu hasret dinmeyecek” diyor.

“Ne olur canım Hocam, malikânenizi görmekten vazgeçtim, A9 binasına girmesem de olur. Sizi yolda ayaküstü bari göreyim” diyor.

“Aşkınızla âşıklar yanıyor canım Hocam” diyor, bir hanım kardeşimiz.

“Keratalar, köfteler, kuzu bunlar kuzu” kelimeleri vesilenizle 2012 ve 2013’ün en popüler kelimeleri oldu canım Hocam” diyor.

Didem Hocam ben dinliyorum seni, yazıları okuyorum bir yandan.

DİDEM ÜRER: Hocam, Almanya’daki kardeşlerimiz; “Güzel nurlu ellerinizden öpüyoruz, dualarımız hep sizinle ve arkadaşlarınızla birlikte” demişler. Faaliyeti yapan kardeşlerimiz; Özcan, Hülya, Özkan ve Bünyamin diye isimlerini söylemişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’dan kardeşlerimiz Sıhhiye ve Ulus’da 120 adet sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, nur saçıyorlar nur. Ankaralı hemşerilerime iyi olmuş, çok güzel. 

Enbiya süresi 92-93. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Gerçekten, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse Bana ibadet ediniz.” “Onlar, işlerini kendi aralarında parça parça dağıttılar” ihtilafa düştüler diyor Allah, “(dinlerinde bölünmeler yaptılar); hepsi Bize döneceklerdir.” Ve intikam alacağım diyor Allah. Adam da diyor ‘rahmet rahmet’ diyor. Allah fitnedir diyor, bölünmek beladır diyor. O da ‘yok rahmet’ diyor. “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın.” (Ali İmran Suresi, 103) Nerede burada ihtilaf. Birbirine mi düşün diyor Allah bilakis. Hepiniz Allah’ın ipine sarılın topluca. “Dağılıp ayrılmayın.” İhtilafa düşmeyin diyor Allah. “Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin” ihtilafa düşmeyin “çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” 

“Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin” itilafa düşmeyin, “çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Şu anda da öyle oldu, Müslümanların gücü gitti ve yılgınlaştılar. “Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”

“Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın” diyor Allah, Müslümanlara. “Fitne kalmayıncaya kadar” ne demek fitne? İslam’a zıt hiçbir şey kalmayıncaya kadar, “ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar” din, bütün dünyada uygulanıncaya kadar İslam, mücadele edin diyor. Adamlar ne yapıyor? “İhtilaf rahmettir” diyor. Allah, dinin bütün dünyaya hakim olmasını istiyor. Burada ihtilaftan bahsediyor adamlar. “Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.”

“Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır” diyor birlik, “bütün İslam alemi birleşsin” diyor Allah. Bir yerde mesela Suriye’de “Müslümanlar’a zarar geldiğinde bütün İslam alemi birleşip birlik olup karşı koysunlar” diyor, Şura Suresi, 39’da, ihtilaf etsinler demiyor.

Saf Suresi, 4-“Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” Nasılmış Müslüman? İhtilaf bir yana, betonarme bina gibi diyor. Kenetlenmiş bina gibi, o kadar iç içe. Mesela köprü oluyor, kenetlenmiş bütün taşlar birbirinin üzerine oturmuş, bir tane taşı çekemiyorsun. Osmanlı köprüleri eski Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında da öyleydi, taş köprüler vardır, kenetlenmiştir birbirine. Bir taşı çekersen, bütün köprü çöker. “Birbirinizden hiç ayrılmadan, tek bir taş bile çıkmadan, kenetlenmiş olarak mücadele edin” diyor Allah. “Ayrılmayın, ihtilaf etmeyin” diyor.

İnsanlara şefkatle yaklaşmak lazım. Mesela ben masonlara şefkatle yaklaşıyorum. Birçok mason var tanıdığım, dostum. “Hocam, ben ailemin öğrenmesini istemiyorum ama İslam’ı çok seviyorum, Müslümanlığı” diyor. “Ama ailem acaba ailem duysa, arkadaşlarım duysa Müslüman olduğumu ne olur acaba?” diyor. “Olacağım” demiyor, “olduğumu” diyor. “ Kalbim İslam’dan yana, dinden yana” diyor. “Sizin anlattığınız Müslümanlığı kabul etmeyecek bir adam düşünemiyorum dünyada” diyor. “Sizin anlattığınız Müslümanlığı kabul etmeyecek mantıkta bir insan düşünemiyorum” diyor.

“Hocam, iyi geceler. Öğrenci evindeyiz, sizi dinliyoruz, her zamanki gibi şıksınız diğer hocalarımız da öyle” diyor, maşaAllah.

Musti; “Sizce bu kişi kim olmalı, siz hariç ama?” diyor. “ Harbiden Hocam, görüşünüzü merak ediyorum, kimi kabul ederdiniz?” Olur, dünyada iyi insanlar var. Bir insan çıkar hakikaten herkese şefkatlidir, merhametlidir. Böyle sevecen, dost canlısı insan çıkabilir, olur. Alevi’yi de sever, Bektaşi’yi de sever, masonlara da şefkatlidir, komünistlere de şefkatlidir. Makul, kültürlü, iyi bir insandır. Tamam, seçsinler bitti, bu kadar. O, benim için Hz. Mehdi (a.s)’dır o insan. Yani bunda tereddüt olmasının bir mantığı yok.

“Şu an izliyorum yayınını, Hocamızın az önce kurduğu; “Birbirimizden hiç ayrılmadan, tek bir taş bile düşürmeden kenetlenerek mücadele edin” cümlesi çok hoşuma gitti. Sizi ve Hocamızı çok seviyorum, derin saygıları iletiyorum.”

DİDEM ÜRER: Hocam, Ahmet Adnan’ın yeni resimleri vardı.

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Ahmet Adnan, göreyim, bakayım. Çok haşin poz vermiş. Ama bu çok yaman olacak, Allahualem. Ama özel vermiş bu pozu, normal bir şey değil.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda farklı dinlerden akademisyenler de katılmıştı. Bu akademisyenlerden bazıları çeşitli yorumlarda bulundular. Uygun görürseniz okuyacaktım.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Rahibe Doktor Shannon; “Bu terör olayları için İslam değildir diyen ses nerede? Müslümanlar neden bunu haykırmıyor?” sözlerini kullandı. Ayrıca “İslam, Said Nursi’nin gördüğü şekilde gösterilmiyor. Nursi’nin düşüncesi yansıtılmıyor” dedi. Ve “insanlar yeterli bilgiye sahip olmadığından İslam’ı kötülemek isteyenlerden kolayca etkilenebiliyorlar” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel, şuurlu konuşmuş. Ama bizim anlatımlarımız, hep o yönde. Yani dünyada en etkili modern İslam anlayışı, sahabe anlayışı, net sarih olarak, açık ve tavizsiz olarak bizim tarafımızdan anlatılıyor. Konuyu uzatmıyoruz, direkt samimi neyse açıklama o.

DİDEM ÜRER: Bir faaliyet okuyayım mı?

ADNAN OKTAR: Oku.

DİDEM ÜRER: 24 ve 25 Eylül’de Harbiye Cemil Topuzlu konser alanında kardeşlerimiz bin adet Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Şahane, çok iyi olmuş. Aslanlarıma helal olsun.

DİDEM ÜRER: Bir tane daha faaliyet okuyayım, inşaAllah. Kardeşlerimiz 26 Eylül’de Bahçelievler’de broşür dağıtmışlar. Ayrıca 25 Eylül’de de Cem Vakfı Genel Merkezi ve Pir Koca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi’ni ziyaret  etmişler. Vakıf Genel Müdürü Ali Rıza Kaçan Bey ile sohbet edip, sizin kitaplarınızı hediye etmişler. Kendisi, “Hocanızı çok seviyoruz. Saygı ve selamlarımızı söyleyin lütfen” demiş. Ve “A9 izlediklerini, çok beğendiklerini” iletmiş.

ADNAN OKTAR: Bakın, Alevi nezaketi, Alevi inceliği, Alevi kibarlığı, Alevi sevgisinin farkı işte. Ne kadar güzel, ne kadar nezih insanlar. Ve çok mühim bir denge unsuru ve hepsi Hz. Mehdi (a.s) aşığıdır Aleviler. Hiç öyle lafı değiştirmez ve yiğittirler, maşaAllah. Sünni, kardeşlerimiz de candır. Ama içlerinde bağnazı, yobazı bayağı var. Şiilerin içerisinde de bayağı var. Allah ıslah etsin, Allah düzeltsin.

DİDEM ÜRER: Hocam, ayrıca Alevilerin önemli kitabı olan Buyruk’u size hediye götürmeleri için kardeşlerimize vermişler. Kapağında size selamlarını yazmış. Bir de Cem evi camii projesi hakkında neler düşündüğünüzü merak ediyorlarmış, onu sormuşlar.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olur. Biz Alevi kardeşlerimizle karşılaşmak için uğraşmamız gerekiyor. Ne şahane olur, camiye gittiğimizde hemen Cem evi. Namazdan çıkar, Cem evine giderim saz dinlerim, Alevi özdeyişlerini dinlerim, güzel Alevi nefesleri dinlerim, içim açılır. Onların olgunluğunu, nezaketini görürüm. İnsan sevgisini, hayvanlara, bitkilere olan sevgilerini görürüm, bağnazlığa karşı nezih ve nezaketli tavırlarını görürüm. Mesela bağnazla mücadelede Alevi sert değildir. Orada da çok şefkatlidir, hep sevgidir. O sazın nağmeleriyle dillerinden akan nur gibidir. Müthiş bir sevgi, müthiş bir muhabbet denizi oluşur. İnsanların içi açılır, beyni ferahlar, çok güzel olur, çam isabet. Ama biraz sanki böyle zor bir şeymiş gibi gösteriyorlar. Halbuki yaygın olarak o şekilde olması lazım. Bak o resimleri bir daha göster şimdi. Bak, görüyor musun insancıl ifadeyi yüzlerinde? Atatürk’ün resmi orada asılı. Bağnazlığa karşı tavırları üsluplarından, yüzlerindeki ifadeden, nurdan, ışıktan anlaşılıyor. Ve dost canlısı insanlar, sevgi dolu insanlar, olgun insanlar. Dedeler Anadolu’da hep böyle erdemli insanlar yetiştirmişlerdir. Arif kişileri yetiştirmişlerdir. Çok ariftir Aleviler. Sohbetleri, sözleri kalbe ferahlık verir. Müthiş bir insan sevgisi, müthiş bir çocuk sevgisi, müthiş bir hayvan sevgisi, bitki sevgisi onların ruhunda vardır. Yunus Emre’nin şiirlerinde mesela Bektaşi’dir Yunus Emre, içimiz eriyor dinlerken. Bektaşi deyişleri, Alevilerin o güzel nağmeleri, o sazla dile getirdikleri güzel sözler, kalplere ferahlıktır. Çok iyi yapmışlar, maşaAllah. Allah razı olsun, inşaAllah. Hepsine selam ediyoruz, Alevi kardeşlerimize.

Bugün bu kadar olsun, yarın devam ederiz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü