Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (2 Ekim 2013; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Ruhum, sevgilim, yakışıklı aşkımın programına başlıyoruz. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Aziz Üstel yazısında; “Atatürk’ün gizli vasiyetinin halifelikle ilgili olduğunu ve vasiyetin bir kopyasının kendilerinde olduğunu” söyleyen Tumluer ailesine göre vasiyette “Türkiye’nin önderliğinde bir Türk-İslam Birliği kurulacağını, başına da Hz. Muhammed (s.a.v)’in soyundan birinin geçeceğinin belirtildiğini” söylemiş.

ADNAN OKTAR: Yani Hz. Mehdi (a.s). Aziz Üstel’in kafası çalışıyor, maşaAllah. Dürüst yaklaşmış. Atatürk bütün sırlara vakıftı. İttihad-ı İslam’ın olacağını biliyordu, Türk-İslam Birliği’nin olacağını biliyordu, bağnazların yenileceğini biliyordu. O, Hz. Mehdi (a.s)’a yardımcı olmak için, önden bağnazların yolunu kapattı. Mehdiyet’in kapısını sonuna kadar açmış oldu. Hz. Mehdi (a.s) yardımcısı olarak bir görev yaptı. İsmi bile Mustafa, Peygamber (s.a.v)’in ismi; Gazi Mustafa Kemal.
Evet, dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Dün Burma’da Müslümanlara yönelik bir saldırı daha oldu Hocam. Yüzlerce Budist, Müslümanlara saldırdılar ve 94 yaşında Müslüman bir kadın öldürüldü. 70 ev ateşe verildi.

ADNAN OKTAR: Onlarda öyle bir olay yoktur, nereden o kafaya geldiler acaba?

AYLİN KOCAMAN: Genelde oradaki Müslümanları, Budist görünümündeki bazı kişilerin Cunta’ya ait olduğu kişiler olduğunu söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Derin devlet elemanları, Budist değil onlar. Budist ayrı. Budist, garibandır onlar. Çok sakin insanlar.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Bu olayda da Hocam, küçük bir tartışmanın tekrar alevlendirildiğini görünür sebep olarak söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Polis devlet orada iyi devreye girmesi lazım. Böyle ite çakala müsaade etmemesi lazım.
Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan, bugün bir toplantıda konuştu; “İslamlık terörist olamaz. El-Kaide olsun, kim olursa olsun, İslam barış dinidir. Biz insanı yaratılmışların en şereflisi olarak gören bir anlayışın sahibi olarak her türlü saldırıyı lanetliyoruz” dedi. Ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni de sert bir dille eleştirdi.

ADNAN OKTAR: Güzel olmuş, yani kendisinin teröre, anarşiye karşı olduğunu sık sık söylemesi iyi olur çünkü Sayın Başbakanımızı da bağnaz zannediyorlar. O da ben karşıyım demekle iyi bir zemin oluşturmuş oluyor. Ama tabii imani, Kurani sünnete dayalı detaylı bir açıklama yapması Başbakan’ın konumu itibariyle mümkün değil. Onu biz yapabiliriz. Yani “İslamofobi var” diyorlar. İslam şefkat dinidir, güzel İslam ama, İslam Kuran’da ki İslam. Adam Kuran’ın dışında binlerce cilt kitap yazmış. Orada anlatıyor, hurafeler var. Bağnazların anlattığı İslam dini, İslam dini değil ki o. Şiddet dini, dehşet dini. O yüzden o konuda felaketi görmek lazım.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Yiğit Bulut bugünkü yazısında; “ülkede demokratikleşme anlamında adım atmak isteyenler şimdiye kadar önünün kesildiğini ya da canının alındığını” yazdı. “Atatürk’ün ölmeden önceki son 5 yılda köşke kapatılıp izole edilerek etkisizleştirildiğini, Turgut Özal’ın da olgunluk döneminde ilginç bir şekilde kriz geçirerek vefat ettiğini” belirtti.

ADNAN OKTAR: Doğru tabii, çok cesurca üstüne gidip hepsinin araştırması lazım. Ama tabii bir şey elde edilmez. Atatürk ile ilgili kim desen, adam bulsak mezarda bulacaksın adamı. Yani ölmüş, gitmiş adamlar, yapacak bir şey yok. Zamanında düşünülmesi gerekiyordu. Korumamışlar Atatürk’ü.

Didem Hocam, Türkler Geliyor marşıyla, Osman Paşa marşını, mehter müziğiyle dinletelim ve mesul olalım, inşaAllah.

VTR-Mehter Marşı

LEYLA KÜRŞAT: Canımın içi, Ruhum, Bir tanem ile sohbetimize devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Taha Akyol, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün meclis açılış töreninde yaptığı konuşmasında; “Millete hizmete devam edeceğim” sözlerini yorumladı. “Mesaj çok açık, Gül siyasete dönecek ve AK Parti’nin başına geçecek” dedi.

ADNAN OKTAR: “Ak Parti’nin başına geçecek.” Yani hayırlısı, takdir Allah’ın. Kaderde ne varsa, o olur. “Başına geçecek.” Bir istisna da yapmıyor. İnşaAllah’a hiç ağızları alışmamış. “Şunu yapacağım, bunu edeceğim.” Kardeşim bir “inşaAllah” de. Kuran’da bu açık bir hüküm olarak belirtilmiş. Allahualem de. “Mesaj açık.” Kesin hüküm olmaz, Müslüman öyle konuşmaz. Allahualem diye, inşaAllah diye konuşur. Çünkü kaderde olacak olayları biz bilemeyiz. Bir kere insanlar ölümlü. Kendisi ölebilir, bir başkası ölebilir, bir başkası ölebilir. Birçok şey değişebilir veyahut bambaşka insanlar olabilir, başka şeyler olabilir veyahut hakikaten bu şekilde de olabilir. Ama inşaAllah dersen, bereket gelir. Kaderin ışığıdır “inşaAllah.” Allah’ın beğendiği bir söz. Kalplere sürur, olaylara berekettir. İttihad-ı İslam’ın, dünya hakimiyetinin şifresi, anahtarıdır; “inşaAllah-maşaAllah.” İnşaAllah’ı-maşaAllah’ı çok söyleyenler, dünyaya hakim olacaklar inşaAllah. Bu Kehf Suresi’nde açıkça işaret ediliyor, inşallah ve maşaAllah. Zaten  Kehf Suresi, sırf Mehdiyet’le ilgilidir, baştan sona Mehdiyet’i şifreli anlatır. Sembollerle anlatır, kapalı bir anlatımla anlatır. Az sayıda bir genç topluluğu gelir, o devir deccaliyet devridir. Bir araya gelirler, mücadele ederler. Sonra Hızır Kıssası başlar, Hz. Hızır (a.s) ile buluşma vardır. Kayalık bir mekanda, denizin kenarında Hz. Hızır (a.s) buluşma vardır. Mehdiyet’in mekanına da işaret edilmiş oluyor; “İki denizin birleştiği yer” diyor, açık açık İstanbul’a Kuran işaret ediyor.   Üstelik de bak daha da detay veriyor Kuran; “kayalık” diyor, “kova burcundan birisi.” Çünkü balık gidiyor, balıktan sonra kova, inşaAllah. 

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Şanlıurfa insani yardım platformu başkanı ve temsilcileri Şanlıurfa valisi Celaleddin Güvenç’i ziyaret ederek, bir yıldır Suriyelilere yapılan yardımlar sürecinde gösterdiği destekten ötürü teşekkür ettiler. Güvenç; “asıl öz veriyi gösterenlerin Allah rızası için yardım eden Şanlıurfalılar olduğunu” söyledi.

ADNAN OKTAR: Ne güzel bak, Müslüman’ca bir ifade, yakışmış güzel olmuş. Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz Ankara Ulus’ta kitap ve cd dağıtım faaliyeti yapmışlar. Sizin ellerinizden öptüklerini söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Aferin aslanlarıma, aferin canlarıma, maşaAllah. Bu da dağıtım yaptıkları çantaları mı?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne sevimli şeyler bunlar böyle, çantayla. Aferin maşaAllah. Allah şevklerini artırsın, maşaAllah. Güvercinlerde arkadaşları olmuş. İyi, güzel.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hristiyan Ortodoks cemaatinin avukatı Kezban Hatemi; “Ruhban Okulu’nun demokratikleşme paketinde yer almadığını ama bu konuda umutlu olduklarını” söyledi. “Ben başbakana güveniyorum, verdiği sözü tutuyor ve istikrarlı bir şekilde yürüyor” dedi.

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam olmuş olsa, zaten ruhban okulu konusu kökünden hallolur. Bütün Türkiye’de, bütün İslam aleminde, her yerde Ruhban Okulları açıkça alenen faaliyetlerini huzur içinde yaparlar. Hadi burayı hallettin, Pakistan’da adamları kıtır kıtır kesiyorlar Hristiyanları. Mehdiyet olmuş olsa, konu kökünden hallolur. Son derece rahat ederler. İttihad-ı İslam’ın üstüne dursun. Evet, çünkü kökten çözüm. 

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Cüneyt Arcayürek yazısında; “Sayın Başbakanın ‘açıklanan paketin, paketlerin sonuncusu olmayacağını’ söylemesindeki amacın, 1923 Cumhuriyetinin çağdaş temel taşların hepsinin 2023’e kadar üstünü çizmek, kafasındaki İslam kurallarının egemen olduğu, giyimiyle yazılımıyla, konuşmaları ve yorumlarıyla ve de dindar gençliğiyle bir Türkiye yaratmak olduğunu” söylemiş.

ADNAN OKTAR: Yok, bence memnuniyetsiz tipler var, onları yatıştırmak için söylüyor. Yani bir şeyler yaparız, daha da düzeltiriz, daha iyi yaparız, istediğimize yakın şeyler olur falan anlamında diyor. Başbakan sağlam adam, bağnazlığa da karşı.
Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Yiğit Bulut bugün konuşmasında; “Bugün kendilerini sol sosyalist adalet kavramları içinde tanımlayanlara soruyorum; son 60 yıldır bu ülkedeki işçi haklarıyla ilgili tek kelime ettiniz mi? Yerleşik sermaye gruplarının menfaatine olmayan tek cümleniz var mı? Bu ülkede gerçek bir sosyalist varsa, o da Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam iyi niyetli, onunla uğraşmasınlar, ayıp yapıyorlar.  Hakikaten iyi niyetli. Türkiye’de huzurlu baya. Eskiden çok huzursuzdu ortalık. Bin bir türlü korku kol gezerdi. Mafya korkusu, faili meçhul korkusu, ordunun darbe yapma korkusu. Şu darbe korkusu bir kere yetiyordu insana, her sabah millet korkuyla gazetelere bakıyordu. Acaba darbenin ışıltısı var mı? Darbeden bir alamet var mı? Darbeyi geçiştirecek bir konuşma olduğunda, insanlar “oh elhamdülillah” diyorlardı. Yani bence bayağı iyi gidiyor. Tek tek hesap soruyor yamuk yapanlardan. Tabii adalet tam tecelli ettiğinde, yamuk olup olmadığı ortaya çıkacak şekilde, inşaAllah. 
Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mümtazer Türköne yazısında; “Dün herkesi Türk yaparak devletle milleti kaynaştırmaya çalıştık. Bugün kaderlerimizi bir ve bütün yaparak devletin bekasını sağlıyoruz” dedi ve “herkesin kendi kimliğiyle özgür yaşadığı bir Türkiye’de bölünme riskinin kalkacağını, dolayısıyla MHP ve Büyük Birlik Partisi’nin de varoluş gerçekleri kalmayacağı” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Büyük Birlik Partisi, MHP olmadığını düşün, sonunda çizginin nereye gideceğini görmüyor musun sen? Sağın yok olması ne demek? Sağ Türkiye’ye bereket getirir, nur getirir. Yani Saadet Partisi olsun, Büyük Birlik Partisi olsun, MHP olsun Türkiye’nin temel taşları, Türkiye’nin çimentosu olan ana ayaklar. Mesela bunları yok ettiğinde, olmaz. Tarikatlar, cemaatlerde öyle mesela Nakşibendiler, Kadiriler, Süleymanlılar, Nurcular, bunlar da çimentosudur Türkiye’nin. Bunların hepsini kaldırdığında, bambaşka bir şey olur, Allah esirgesin. Riskli, olabilir yani zemin kayabilir.

“Hocam, ben İsa Bağcı, Yozgat merkezden” diyor, maşaAllah. Yozgat delikanlı yatağıdır, maşaAllah. 

“Sayın saygı değer varlığı insanlığa şeref, canımdan çok sevdiğim Muhammet Adnan Hocam. Müslüman ülkelerin genelinde 55 yaşın altında sakalı göbeğinde Yüce Allah’tan değil de, ölümden korkmakta olan, ruhunu sahte ibadetle rahatlatmaya çalışan, akşam yediği tereyağlı pilav ve etli kuru fasulyeyi eritmek amacıyla odalara kapanıp, elinde tespihle zikreden uyuklayan, yada cami avlusunda cemaate gayri menkullerin havasını atmakta olan, bunun adına ibadet diye istismarcı bazı sahte Müslümanlarla dolu. Halbuki bilmiyorlar ki, o dakikalar içinde dünyanın her köşesinde bir Müslüman açlıktan, işkenceden, bulaşıcı hastalıktan, sefaletten kıyıma uğrayan binlerce Müslüman kardeşimiz ölüyor.” Açlıktan değil de, acılardan, çeşitli belalardan, dertlerden. “Ben çok eğitimli ve her şey hakkında bilgisi olan bir insan değilim ama gerçekleri görmek için illa ki her şeyi bilmek gerekmiyor. Sizden öğrendiğim bana ve çevremdeki insanlara yetiyor. Artık her şey çığırından çıktı ve toparlanabilir bir yanı kalmadı derken, Mehdiyet’in ortaya çıkması ve güçlü adımlar atması ve güçlü bir yapılanmayla dünyada kendini hissettirmesi hepimizi çok sevindiriyor. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Sağ olun var olun” diyor, Soner kardeşimiz, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerika’da kamu kurumlarının harcama yapabilmeleri için, kongrenin ek harcamayı 1 Ekim’e kadar onaylaması gerekiyordu. Bu onay gelmeyince parası olmayan şu anda Obama hükümeti, 800 bin kamu çalışanına maaş ödeyemeyecek duruma geldi ve hükümet kapandı, bildiğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: Bu onay gelmeme şu bu falan bunlar hep Mehdiyet’i onlara hatırlatmak için, Allah’tan meydana gelen harikalardır. Amerika’nın tarihinde görülmemiş çok harika bir olay var. Yani devlet durdu, hayat durdu. Ekonomi allak bullak ve müthiş bir ekonomik kriz Amerika’yı kasıp kavuruyor. Bu, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın dünyaya gelişinin, Mehdiyet’in zuhurunun mühim alametlerindendir. Bu kıtlığı Peygamberimiz (s.a.v) belirtmiş aynısıyla tahakkuk etti. “Kuyruklu yıldızın geçişinden sonra kıtlık başlayacak” diyor Peygamberimiz  (s.a.v), aynısıyla oldu.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mısır’da Tahrir Meydanı’nda darbe karşıtı gösteri düzenlendi. Protestocular, baltacıların saldırısına uğradı.

ADNAN OKTAR: Hiçbir şey çıkmaz bundan, yani o baltacı ona saldırı, o ona saldırır. Mehdiyet’i ağızlarına almayanlar, bu çileye çekecekler, bu acıyı çekerler. İttihad-ı İslam’ı savunduklarında, Mehdiyet’i savunduklarında ancak kurtuluş olabilir. Öbür türlü kurtulamazlar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Macaristan’da evsizlerin geceyi sokakta geçirmelerini yasaklayan bir yasa çıkarıldı. Yüzlerce evsiz, meclis binası önünde protesto yaptılar. Sadece Budapeşte’de on bin evsizin yaşadığı tahmin ediliyor. Hizmete sunulan evsizler yurtlarının kapasitesi ise altı bin kişilik.

ADNAN OKTAR: Yani evsizlerin uzaya mı gitmesini mi istiyor? Ne yapsın adamlar? Şaka gibi yani. 

Masaüstü Görünümü