Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (4 Ekim 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


AYLİN KOCAMAN: Ruhum bir tanem aşkımla yayınımıza devam ediyoruz. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Bütün gazeteler benden bahsediyor, her yerde.

Didem Hocam’dan mı başlıyoruz? Buyurun.

DİDEM ÜRER: Maltepe Gülsuyu Mahallesi’nde Hasan Ferit Gedik’in katil zanlısı dolayısıyla gözaltına alınan M.K. cinayeti itiraf etti. İfadesinde: “Çardak kahvesinde kalabalık bir grubun geldiğini” belirterek “ben de pompalı tüfekle karşılık verdim. Kaçarken de elimde tabanca vardı. Arkama bakmadan tabancayla ateş etmeye devam ettim. Sonra da elimdeki silahları bir arkadaşıma verdim, yok etmesini istedim. Onun da Tuzla’da denize attığını öğrendim” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu resimdeki çocuk km?

DİDEM ÜRER: Bu, ölen Ferit Gedik.

ADNAN OKTAR: Yazık günah değil mi? Gencecik delikanlı. İşte sevgi öğretilmedi, sürekli şiddet öğretildi. Hiçbir şey olmaz zannediliyor. Kardeşim oluyor işte, nefret toplumu oluyor, nefret yayılıyor. Toplumun epey bir kesiminde nefret oturmuş durumda, sevgisizlik oturmuş durumda. Bu ciddi bir milli, tehlikedir. Milli tedbir alınması lazım, bunu çok ciddiye alınması lazım. Bir dış savaş tehdidinden yahut dış saldırıdan daha şiddetli bir tehlike bu. Buna kanun çıkartmakla olmaz, sevgiyi anlatmakla olur. Adam öldürüyor adam, müebbet hapsi göze alarak öldürüyor. Nefreti önleyici ceza. Haydi beş yıl verdiğini farz et, ne dinleyecek adam? Yani hapsi takmaz adam, dinlemez.

Devlet, sevgiyi öğretmeyi milli mesele haline getirmesi lazım. Nefreti yok etmeyi de milli mesele haline getirmesi lazım. Nasıl teröre anarşiye karşıysa devlet aynı şekilde nefrete de karşı olması lazım. Bununla ilgili geniş eğitim programları uygulanması lazım. Eğitim programı ne olur? Darwinizmin, materyalizmin durdurulması, en başta. Nefretin ortadan kalkması için bu şart. İkincisi; Kuran mucizelerinin, iman hakikatlerinin anlatılması, Allah’ın varlığının, birliğinin anlatılması. Bu durumda başarı sağlanır. Öbür türlü bu taun, bu fitne bütün dünyayı yaktığı gibi Türkiye’yi de yakar, Allah esirgesin. Onun için Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s.)’ı gönderiyor, onun için Hz. İsa Mesih (a.s)’ı gönderiyor.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün siz Gülsuyu’ndaki olaylarla ilgili açıklama yapılmaması, özellikle İçişleri Bakanı’nın bu konuda açıklama yapmaması konusu üzerinde durmuştunuz. Bu sabah İçişleri Bakanı Muammer Güler açıklama yaptı bu konuda. Şöyle söyledi: “Orada yapılmak istenen cenaze ortamındaki gerginliği kullanarak çok daha büyük olaylara vesile olmasının sağlanmasıydı. Yasa dışı örgütlerin ve şehir eşkıyalarına asla müsamaha etmeyeceğiz. Son iki aydan bu yana İstanbul Maltepe Gülsuyu’nda örgütler arsında meydana gelen olaylar sonucu polisin takibiyle tamamıyla aydınlatıldı” dedi. Ve “en son meydana gelen olaylarda da Hasan Ferit Gedik hayatını kaybetti” dedi ve diğer göz altıları anlattı.

ADNAN OKTAR: Tamam da, adamlar pompalı tüfekle falan geziyorlar. Ben yanlış mı görüyorum? Elinde tabancayla geziyor, polis müdahale etmiyor.

DİDEM ÜRER: Yani, bir komplo olduğunu, kendilerinin büyütmesi için böyle olaylar olduğu söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Büyütmek istiyorsa büyütsün. Nereden büyüyorsa bir görelim bakalım. Devlet böyle bir şeyden çekinemez. Büyütüyorsa büyüttüğü yerde gereğini yaparsın. Adam büyütecek diye. O zaman piyade tüfeklerle gezer adam. Bu sefer havan topuyla gezecek, bazukalarla gezecek. Ne diyeceksin? “Aman olay çıkartma, ses çıkartmayalım” diyemezsin. Dün söylediğim o, buna bir millet çapında karar verilmesi lazım. Bunlara karşı susulacak mı, hakkı avucuna konacak mı? Kanunla hukukla hak avucuna konsun.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mısır’ın başkentinde bugün silah ve patlama sesleri vardı Hocam. Mısır’da Temmuz ayında darbe sonucunda devrilen Mursi’nin taraftarlarının düzenlediği destek gösterileri güvenlik güçleri tarafından müdahaleye maruz kaldı.

ADNAN OKTAR: Gösteriyle falan olmaz. İttihad-ı İslam’dan bahsetmedikten sonra imkanı yok. Böyle uydurma sistemlerle olmaz bu. Şeyh Nazım Hocam ne güzel söylüyor, değil mi? Uydurma sistemlerle olmaz. İttihad-ı İslam isteniyorsa, ki istemiyorlar şu an, istiyorlarsa çözüm Mehdiyet’tir ve Hz. Mehdi (a.s)’dır.

Her yerin bir Mehdi’si var. Mısır’ın bir Mehdi’si var, Sudan’ın Mehdi’si ayrı. O zaman her Mehdi’yi böyle kendi ülkesinde yiyorlar ve bitiriyorlar. Böyle olmaz. Partiyle olmaz, Allah “partiyle yapın” demiyor, “hiziple yapın” demiyor. Mehdiyet’le. “Yok, biz daha iyi biliriz” diyorlar. Sürünürsün, sürekli sürünürsün. Allah’a akıl vermeye kalkıyorsun. Allah “Mehdi” diyor, “yok” diyorsun, “ben daha iyi biliyorum” diyor Allah esirgesin. İyisini biliyorsan da Allah işte o zaman burnunu sürter. Başka çözüm yok.

Şeyhimiz sultanımız şeyhin şah Şeyh Nazım Kıbrısi El-Hakkani Hazretleri, tansiyonu 14.8, nabzı normal maşaAllah. Bugün yine bir doktor görmüş çok iyi bulmuş, maşaAllah. Dışarıya meşhur devriyeyi azamına çıkmış Şeyhimiz. Çok önemli o devriyesi. Hafif belli belirsiz salatalarına elma sirkesi koysunlar şeyhimizin. Sulandırılmış ama. Peygamberimiz (s.a.v) de kullanıyordu sirke, “iyi bir katıktır diyor sirke için. Ama sulandırarak, asitli çok tehlikeli olur, mideyi rahatsız eder.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Suriye’de bir kısım muhalif grupların kendi aralarındaki anlaşmazlıklarıyla birbirlerini mürtet ilan edip çatışmaya varan tavırları üzerine altı büyük grup 2 Ekim’de ortak bir bildiri yayınladılar. Konu başlıkları şöyle: “Bir an önce ateşkes yapılması, Irak, Şam, İslam devletlerinin güçlerini geri çekmeleri, Müslümanları mürtet ilan edip tekfir etmekten vazgeçmeleri, 48 saat içinde iki grubun da şer’i heyetin katılacağı Halep’teki şer’i mahkemeye başvurmalarını talep ediyoruz” diye kendi aralarında böyle.

ADNAN OKTAR: Onların mahkemesini adam ne dinler? Onların başları zaten dünyanın başı hükmünde onların kafasına göre. O mahkeme başkanını kaile dahi almaz o. Dolayısıyla öyle bir hal yolu olmaz. Mehdiyet olmadıktan sonra, böyle çözümlere tevessül etmek, sadece çözümsüzlük ve ızdırap getirir. Mehdiyet ruhunun dışında, İslam aleminin ızdırap çekileceğini Allah defalarca gösterdi. “Anlamadım” diyorlar bir daha gösteriyor, “anlamadım” bir daha, anlamadım bir daha. Başka yolu yok, bunu bilecekler.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bursa’dan kardeşlerimiz 3 Ekim Perşembe günü Bursalı kardeşleriyle birlikte toplanıp, önce Kuran’ı Kerim okuyup sonra da sizin kitaplarınızdan okumuşlar ve sohbet etmişler. “Canımız gözümüzün nuru bir tanemiz güzeller güzeli heybetliler heybetlisi canımızın içi Hocamıza en derin sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah heyetlerini mübarek etsin, toplantıları güzel olmuş. Kendileri de güzel insanlar. Bir daha göreyim. MaşaAllah, ne nurlu insanlar, ne güzel insanlar, maşaAllah. İnsan her bakışında imreniyor her seferinde. Tabii en önemlisi melek gibi çocuk olması, hanımlar klaslar, hanımlar tertemiz, anne var, her yaştan insan var çok güzel, elhamdülillah, maşaAllah.

Evet, buyurun Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerika’nın hükümetinin kapanmasının takiben bankaların ve yatırım şirketlerinin genel müdürleri Obama’yı ziyaret ederek, faizlerin yükseltisine ve başta sağlık reformu olmak üzere sosyal güvencelerin iptal edilmesini talep ettiler. Hükümet bütçesinin onaylanmaması nedeniyle bir milyon kişi işsiz durumda. Ve yirmi milyon kişi sosyal güvencelerden faydalanıyor.

ADNAN OKTAR: Yani “Obama bu işi beceremiyor” mu demek istiyorlar?

DİDEM ÜRER: Hocam, onun bir sağlık reformu var. Fakirlerin de bundan istifade edilmesi için, çok yüksek olduğu için Cumhuriyetçiler de onu iptal etmek istiyorlar. Vergilerin artacağı düşünülüyormuş. Yani, fazladan biraz kapitalist bir zihniyetle fazladan vergi verip o insanların da sağlıktan istifade etmesine vesile olmayız diye zihniyetindeler.

ADNAN OKTAR: Cumhuriyetçiler ofsayt duruma düşmüş oluyorlar bu durumda. Çünkü bu sağlık nihayetinde, keyfi bir şey değil. Ayıp yapıyorlar çok çok ayıp yapıyorlar. Yani müthiş bir gaddarlık? Nereye gitsin adam, nasıl yapsın? Fakir adam hastaneye verecek parası yok, ölecek demektir. “Bana ne” diyorsa onun yaşaması niye önemli oluyor o kadar? Yani onun ölmesi onun için önemli değilse onun için de onun yaşaması önemli olmaz. Çok vicdansızca bir hareket. Obama doğru yolda.

DİDEM ÜRER: Evet, Obama da tam dediğiniz gibi maşaAllah ifade ediyor; “Elli milyon insan varmış sigortasız.

ADNAN OKTAR: Çok korkunç bir şey. Bir de çok zavallı bir şey, çok güzel huylular onlar, çok insancıllar, çok kibarlar, saygılılar. Özellikle fakirler daha da mazlumlar. Onları ezmenin alemi yok. Cumhuriyetçiler biraz, hangisi bilmiyorum hepsi değildir herhalde de gaddarca yaklaşmışlar, ayıp yapmışlar.

DİDEM ÜRER: Hocam, 29 Eylül Cuma günü kardeşlerimiz Ümraniye’de 1800 adet İslam Birliği broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah bir göreyim. Aferin benim aslanlarıma.

Yunus Suresi / 101- “De ki: Göklerde ve yerde ne var bir bakıverin.” “Göklerde ne var.” Göğe nasıl bakacaksın? Bakmayla bir şey göremezsin, az şey görebilirsin. Demek ki, astronomi önemli. Bak, “göklerde ve yerde ne var.” Yeri de inceleyin diyor Allah. “Bir bakıverin” diyor bak. Neyle bakacak? Teleskopla bakacak. Neyle bakacak? Elektro mikroskopla bakacak, yeri inceleyecek. Bütün tabakaları, yer tabakalarını inceleyip araştıracak. Jeolojiden tut, paleontolojiden çık.

“İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz.” Kuran’da bu kadar diyor. İman etmiyorsa, anlattıkların bir şey sağlamaz. Ama gidip zorlayın demiyor Allah, canını yakın demiyor. Tamam, inanmıyorsa inanmıyor. Ama mesela Darwinist materyalistlere daha ziyade yönelik ifade bu; “İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler” deliller “uyarmalar bir şey sağlamaz.” Ama göklere ve yere de bakın diyor Cenab-ı Allah. Her türlü imkanı, bakın deyince ne yaparsın sen, daha iyi görebilmek için bilimin bütün imkanlarını kullanırsın, Kuran’ın ifadesi bu. “Sonra biz elçilerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız, müminleri kurtarmamız bizim üzerimize bir haktır.” 103. ayet. Nasıl mümin? Sahabe ruhlu Kuran’a tam uyan mümin. Nasıl kurtuluyor? İttihad-ı İslam ile kurtuluyor. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı nasıl kurtarıyor Cenab-ı Allah? Göğe alarak kurtarıyor. Peygamberimiz (s.a.v) etrafını düşman sarmışken sağ salim kurtarıyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın talebelerini sağ salim kurtarıyor Cenab-ı Allah. Hz. İsa Mesih (a.s) talebelerini sağ salim kurtarıyor. Hz. İsa Mesih (a.s) tahmin ediyorum, masonları tapınak şövalyelerini etrafına topladı. Onları yönlendiriyor, dünyanın önemli siyasi liderlerini yönlendiriyor, böyle bir çalışma yapıyor. 109-“Sana vahyolunana uy” yani Kuran uy “ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret.” İslam hâkim oluncaya kadar, Allah’ın hükmü bütün dünyada aşikar oluncaya kadar sabret. “O (Allah) hükmedenlerin en hayırlısıdır.” Bak “O (Allah) hükmedenlerin en hayırlısıdır.”

DİDEM ÜRER: Hocam, “nefret suçu düzenlemesinin dine hakaret yasası olarak çıkmasından çekindiklerini” söyleyen CHP Bursa milletvekili Aykan Erdemir, “düşünce özgürlüğünde çok ciddi kısıtlamalar var. Dine hakaret yasası şeklinde çıkarsa hâlihazırda zaten dar olan ifade özgürlüğünü daha da kısıtlayabilir” gibi bir açıklama yaptı.  

ADNAN OKTAR: Yok, dini isteyen eleştirebilir. Allah’a inanmadığını da söyleyebilir, dine inanmadığını söyler. Küfür etmeyecek, hakaret etmeyecek. Nefret dolu bir hakaret, küfür bu olmayacak. Tedirgin olmaya gerek yok. Bunun demokrasiyle de alakası yok, insan haklarıyla da alakası yok. Ben komünizmi eleştiririm ama komünistlere küfür etmem. Küfür de ettirmem, hakaret ettirmem. Dün de söyledim. Diyor ki “PKK, dağda diyor kayalarda fuhuş yapıyorlar” diyor. Bu hakaret çok kötü bir hakaret, çok vicdansızca bir hakaret. Yalan olduğu her yerden belli. Ve böyle bir yöntem olmaz. Bu söyleyeni küçük düşürür. Sen fikren yenemeyeceksin, sonra diyeceksin ki “dağda esrar çekiyorlar.” Eksi 30 derecede 2000 metre-3000 metre yükseklikte adamın zoruna ne olmuş? Ölüm korkusu içerisinde, hayvanın barınmayacağı yerlerde yaşıyorlar. Bu adam oturacakmış orada fuhuş yapacakmış ve gayesi de oymuş, onun için çıkmış dağa. Bu çok çirkin bir yalan. Ama ben ayrı, komünizmi eleştiririm ama böyle densizlikte yaptırmam. Bu çok gıcık. Bunu yapana herkes de hakaret eder. Bu çok pis devletin içerisinde bulunan bazı odakların, kirli gizli odakların, aptalca beyin yıkama yöntemlerinden bir tanesidir. Her guruba yapardılar bunu, kafalarına esene. Hakikaten de bunu yiyenler de var. Yiyor adam bunu. Kendine saygısı yok adamın. Ben de böyle anormalliklere densizliklere karşıyım.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün 34 yaşında bir kadın aracıyla beyaz saraya girmek istedi ve sonrasında yaşanan takibin ardından polis tarafından vurularak öldürüldü. Aracında bir buçuk yaşında bir çocukta vardı, çocuğa bir şey olmamış. Kadının silahsız olduğu görüldü. Olayın nedenlerinden biri olarak kriz nedeniyle istihbarat görevlilerinin dörtte üçünün izne çıkması olarak gösterildi.

ADNAN OKTAR: Kadının anormalliği, yazık kadıncağıza. Onlarda anlamadılar herhalde, Amerikan polisi çok panik.Terör olaylarından falan korktukları için, hemen çekip vuruyorlar böyle bir şey oldu mu. Artık daha tecrübeli olurlar inşaAllah da, böyle bir olaya mail vermezler.

MaşaAllah. En’am Suresi 133. Şeytandan Allah’a Sığınırım “Rabbin hiçbir şeye ihtiyacı olmayan rahmet sahibidir.” Bu ne demek? Hz. Mehdi (a.s)’ın de hiçbir şeye hiç kimseye ihtiyacı yok, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın da öyle. Çünkü Allah’ın desteğini alıyorlar. “Dilerse sizi giderir.” Mesela Mısır’da hükümeti yıkıyor, Suriye’de yıkıyor, Libya’da yıkıyor. “Ve dilerse sizi, bir başka kavmin soyundan inşa edip var ettiği gibi, yerinize bir başkasını getirir.” İşte o bir başkası Hz. Mehdi (a.s). Onları götürecek, yerine Cenab-ı Allah yerine Hz. Mehdi (a.s)’ı getirecek. “Sizi bir başka kavmin soyundan var ettiği gibi, yerinize bir başkasını getirir.” 134. ayette de diyor ki; “Hiç şüphesiz, size vaadedilen mutlaka gelecektir” diyor, arkasındanda. Yani ayetin akışı, siyakı sibakından, siyak sibak tabir ediliyor yani geliş ve gidişinden, Mehdiyet’e açıkça işaret edildiği görülüyor. “Hiç şüphesiz” diyor, “size vadedilen mutlaka gelecektir.”Yani Hz.  (a.s), Hz. İsa Mesih (a.s), yani İttihad-ı İslam, kıyamet alametleri ve kıyamet. “Ve siz bizi aciz bırakacak değilsiniz.” Yani Hz. Mehdi (a.s)’ı durduramazsınız. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı durduramazsınız. Dabbet-ül Arz çıkar. Kıyamet oluşur. 135. Ayet-“Ve de ki: “Ey kavmim bütün yapabileceğinizi yapın.” Yani elinizden engellemek için, yani oturup sizi insafa davet etmiyorum diyor. “Elinizden geleni yapın.” Çünkü yapamazsınız zaten diyor. Kaderde yok. Belirli bir şeyin dışında bir şey yapamazlar. Allah’ın takdir ettiği kadarını yapabilir. Ne münafıklar ne kâfirler ne diğerleri, ne Darwinistler, ne materyalistler, Allah’ın dediğinin dışında bir güçleri bir atakları olmuyor. “Şüphesiz ben de yapıyorum.” Hz. Mehdi (a.s)’da diyecek bunu, “siz elinizden geleni yapın, ben de yapıyorum” diyecek. “Bu yurdun, dünyanın sonu kimindir, bilip öğreneceksiniz.” Deccalin mi, Hz. Mehdi (a.s)’ın mı göreceksiniz diyor. Dünyanın sonu Hz. Mehdi (a.s)’ın.  Zaten Ebcedi de; 1993 tarihini veriyor. Yani bu çok manidar, 1993 tarihini vermesi. “Gerçekten zalimler kurtuluşa ermeyeceklerdir.” Zalim ne demek? Zulüm, Kuran’a uyulmamasını Cenab-ı Allah zulüm olarak görüyor. Kuran’a uyulmayan her yerde zulüm vardır. “Gerçekten zalimler kurtuluşa ermeyeceklerdir.” Yani Darwinistler, materyalistler, ateistler komünistler, İslam karşıtları, hiçbir şekilde kurtuluşa ermeyecekler. Bunların içinde zulüm yapanlar özellikle, hiçbir şekilde kurtuluşa eremiyor.  Zulüm kavramı tabii geniştir. Mesela bazısı adam öldürür zulüm yapar, bazısı hakkı gördüğü halde anlamazdan gelir, zulüm yapar. Bir kısmı kendine zulüm yapar. İnsanın kendi kendine yaptığı zulmü, düşmanı yapmaz.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Aylin arkadaşımızın Jerusalem Online Gazetesi’ne verdiği bir röportaj yayınlandı bu hafta. Röportajda; Suriye sorunu, Suriye sorunu için tüm İslam ülkelerinin bir araya gelip çözüm bulmaları konusunda sizin açıklamalarınız yönünde açıklama yaptı. Ve Suriye sorunu içerisinde Türkiye İsrail ilişkileri gibi konuları anlattı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ünlü bir internet sitesi. Güzel. Ama Aylin’in çok yerli, yabancı dergilerde, gazetelerde yazıları çıkıyor zaten sürekli. MaşaAllah elhamdülillah.
Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mümtazer Türköne; “Ana dilde eğitim ülkeyi bölmez, bilakis PKK’nın ‘kültür ve kimliğimiz kabul görmüyor’ argümanını yıkar” dedi. “Batıdaki örnekleri gibi, devlet anadilde eğitim veren kurumların masraflarını karşılasın. Öğrenci veya veli tercih yapsın” önerisini getirmiş.

ADNAN OKTAR: Olur mu? Biz bir yere gittiğimizde, kardeşlerimizle rahat anlaşmamız lazım. Saf Kürt de yok, saf Türk de yok, saf Çerkez de yok, karmakarışık olmuş. Türkiye’de köprü gibi bir yer olduğu için, sürekli kavimlerin göç ettiği çok hareketli bir ülke. Dolayısıyla saf bir ırk yok. Olsa da zaten saf bir ırkı savunmak vicdanlı akıllı bir davranış olmaz. Dolayısıyla Kürt kardeşlerimiz bizim canımızdır. Çerkezler de bizim canımızdır, Lazlar da bizim canımızdır. Tek bir dille hepsiyle biz anlaşmak istiyoruz, hepsiyle kaynaşmak istiyoruz. Bu, kardeşliğimizi pekiştiren bir şey. Ama Kürtçe öğrenmek isteyen varsa, devlet ücretsiz kurslar açsın, gitsin öğrensin çocuklar, gençler. Çerkezce kurslar açabilir, Arapça kurslar açsın devlet, canı isteyen gitsin öğrensin. Ama yabancı bir dilmiş gibi Türkçeye muamele yapılırsa, bu yakışık almaz. Bu vatanın dili o.  Adı Türkiye. Dili Türkçe. Bu vatanın bir adı olması gerekiyor, adını hazmedememek, anormal. Dilini hazmedememek, anormal. Bir de ırkçılığı çağrıştıran bir şey bu. Ben sadece Kürtçe konuşmak istiyorum, Kürtlerle oturmak istiyorum, idarecilerimiz Kürt olsun. Sağa döndün Kürt, sola döndün Kürt, Kürt aşağı Kürt yukarı. Bu, ırkçılık bu, yakışık almaz. Laz, Çerkez, Boşnak herkes olacak, herkesi seveceğiz. O zaman dünya güzel olur. Öbür türlü paramparça olacağı belli Türkiye’nin. Sonunda da hiçbir şey kalmaz. Ne Kürt kalır, ne Laz kalır, ne Çerkez kalır. Çok çok yanlış bir politika. Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ankara Sıhhiye’de kardeşlerimiz sizin kitap ve belgesellerinizden dağıtmışlar. “Ahmet Muhammed Adnan Hocamız’ın ellerinden öpüyoruz, dualarını bekliyoruz inşaAllah” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel faaliyetler, maşaAllah.

Evet, dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Teşvikiye’de iki kardeşimiz esnafa broşür ve kitap dağıtmış inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aferin, maşaAllah.
Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz bu akşam Ataşehir Yeditepe’de İslam Birliği broşürü dağıtmışlar Hocam. “Canımız, zümrüt gözlü ilim öğretmenimizden dualarını istiyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, aferin benim aslanlarıma, aferin benim nurlularıma, maşaAllah. Ne şevkliler ya, ne şevkliler maşaAllah. Allah kalplerine nur versin, feyiz versin, bereket versin. Allah kalplerini açsın, onları felaketlerden hastalıklardan korusun. Çünkü geceli gündüzlü faaliyet yapıyorlar. Hasta olurlarsa yapamazlar. Onun için Cenab-ı Allah, onlara hastalık vermesin. Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerika’da bir mağazada satış görevlisi olan iki Müslüman, “namaz kılmak istedikleri için işten çıkarıldıklarını” söylediler. Fakat mahkemeye başvurdular bunun için. Ama mağaza yönetimi işten çıkarılanların kurallara uymadıkları için, aykırı hareket ettikleri için, işten çıkarıldıklarını iddia ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Olabilir, Amerikalılar nezaketli kibar insanlardır. Biraz kuşkulu hakikaten. Namaz kılacak adam, bulur yer, birçok yer de oluyor. Her şeyin bir nezaketi vardır. Dikleşmek tersine gitmek olmaz. Sevecenlikle yaklaşmak lazım ama dedikleri doğru da olabilir tabii, bir araştırmak lazım.
Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Uğur Dündar’ın Halk TV’deki programında, Ece Zereycan’ın Suriye Devlet Başkanı Esad’la yaptığı röportajda, Esad’ın Başbakan Erdoğan için ağır ifadeler kullandığı bir bölüme yer verildi Hocam. Esad’ın sözlerine Gazeteci Yılmaz Özdil itiraz ederek, “kimse Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına hakaret edemez” dedi. Ayrıca “Esad’ın Türk halkına psikolojik harp uyguladığını” da vurgulayıp, yayını da eleştirdi.

ADNAN OKTAR: Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanına hakaret ettirip, getirip onu millete dinletmek makul bir şey değil, çok anormal bir hareket. Ona da hakaret edilmiş oluyor. İzzeti nefsine dokunması lazım. Ağırına gidecek. Devlete, millete, Cumhurbaşkanına Başbakana ülkeye hakaret olduğunda, sana da hakaret olmuş olur. Bunu böyle göğsünü gere gere anlatmak olmaz, ayıp etmiş.

DİDEM ÜRER: Müjdat Gezen de eleştirdi Hocam. “Türkiye’yi eleştirebilecek en son kişi Esad” dedi. “Uygun değil bu” dedi.

ADNAN OKTAR: Müjdat Hoca’ya helal olsun. Müjdat Gezen eskiden ortalarda çok olurdu. Halbuki baya yetenekli bir sanatçı. Hiç ne adını duyuyoruz, ne sanını duyuyoruz. Herhalde kanallar mı ona imkân tanımıyor, bilmiyorum. Baya güzel esprileri olurdu. Levent Kırca ortalarda yok. Gazete işlerine falan herhalde ağırlık verdi. Baya komikti onun programları falan.

DİDEM ÜRER: Hocam, Gaziantep’te bir kedi evi açılmış, Cahide Kedi Evi. Uygun görürseniz resimleri vardı.

ADNAN OKTAR: Bıyıklı mıyıklı bu da baya şekermiş. Severim ben senin tadını. Ama otel gibi kardeşim, baya güzelmiş. Baya güzel, yemekleri de fena değil. Doluşmuşlar bir araya. Çok iyi olmuş maşaAllah elhamdülillah. Çok sevindirici. Tabii bu soğukta onlar baya perişan olur. Baya iyi olmuş, insan görünce içi açılıyor. Ne yiyecek onlar? Bir tabak yemek.

Amerika’da yaptıkları zalimlik. Kedileri topluyorlarmış doğruysa, bir hafta kadar bekliyorlarmış. Sahipleri geliyorsa geliyorlarmış, gelmiyorsa öldürüyorlarmış. Çok korkunç, dehşet verici bir şey. Allah vermesin. Nasıl kıyıyorlar? Canlarım benim, nereden bulsunlar sahip? Adam sahibi olmuyorsa onların suçu. O zaten ister birinin sahibi olmasını. Evi olsun, arkadaşları olsun ister. Onların suçuna bir suç daha eklemiş oluyorlar bir de canlarımı katlediyorlar. Çok korkunç bir şey. Onu, Obama’ya mektup yazalım. Çok büyük zulüm o. Yazık, ne güzel evlerin süsü onlar. Bahçelerin sokakların da süsü. Yemek de istemiyor gariplerim, bir şey istediği yok ki. Onlar sadece, ellemesin yaşar onlar. Toplama ne alaka? Bırak kendi halinde yaşasın. Onlardan yemek mi istiyorlar? Yok. Barınacak yer de istemiyorlar. Onlar kendi işini kendileri hallediyor. Çok büyük vicdansızlık, zulüm. Ona tedbir alalım.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, “Amerika’da Federal Hükümetin bütçe yokluğu nedeniyle İsrail’e yapılacak askeri yardımında gecikebileceğini” söylediler bu nedenle.

ADNAN OKTAR: İsrail’e en güzel askeri yardım, İttihad-ı İslam’ın oluşturulmasıdır. O zaman, askeri yardıma da ihtiyaç kalmaz, İsrail bölgede alabildiğine rahat eder. Kuran’da deminde baktım, “sizi güzel bir yere hoşunuza giden bir yere yerleştirdik” diyor Allah, ayette. Onların, İsrail’de kalacağı anlaşılıyor. Devlet kurmalarıda meşru devletleri de meşru, ülke olarak orada bulunmaları da meşru, çünkü Kuran buna işaret ediyor. Vicdanda bunu gerektirir zaten. Bütün ataları sülaleleri orada, orada yaşasınlar. Birde güzel insanlar, dindar insanlar, Allah’tan korkan insanlar, Allah’ı seven insanlar. Bence birazda hasetlikte var, ufacık ülkeyi onlara çok görmek, yakışık almaz, vicdana sığmaz. Uçsuz bucaksız arazi, bırakın onlarda yaşasınlar. İttiihad-ı İslam oluştuğunda, İsrail devleti bağımsız bir devlet olarak var olacaktır. Ama İttihad-ı İslam’ın özelliği, bütün bölgede adaleti sağlaması olacaktır. Dolayısıyla İsrail bu adalet ve güvenlikten istifade edecektir, huzur içinde yaşayacaklar. Düşmanları olmayacaktır, muhalifleri olmayacaktır, savaş olmayacaktır, savaşa ayıracağı parayı sanayiye tarıma harcayacaktır, sağlığa harcayacaktır, müreffeh bir ülke olacaktır İsrail. Huzur içinde murtluluk içinde yaşasınlar, bütün bölgede rahat yaşasınlar. Ürdün’e de gelsinler, Mısır’a da gelsinler, daha önce çıktıkları yer. Nereyi istiyorlarsa Harran’a kadar gelsinler. Her yerde gelsin yerleşsinler, her yerde sevgi şefkat görürüler. Sınırlarını Cenab-ı Allah belirlememiş, uçsuz bucaksız coğrafyada rahat yaşamalarını istemiş. Çalışkan insanlar, zeki insanlar bırakın yaşasınlar mutlu olsular ne gerek var onları korkutmak ızdırap vermek, acı vermek? Doktorluk yapıyor, mühendislik yapıyor bayağıda okuyup araştıran insanlar. Bu dehşet politikasının bir an önce kalkması gerekiyor. Onlarda o şüpheci ürkek tavırdan kaçınmaları gerekiyor. Gereksiz bir şüphecilik içerisindeler. İttihad-ı İslam olduğunda, Hristiyanlarla Müslümanlar zaten içi içe olacaklar. Her şey şeffaf olacak, her şey kardeşçe olacak. Buna güvenmeleri lazım, gereksiz bir kuşkuculuk olmaz. Çünkü Mesih devrindeyiz Allah’a güvensinler Moşiyah’a güvensinler, yani Hz Mehdi (a.s)’a da güvensinler. Moşiyah-Hz Mehdi (a.s)’a güvenmek demek, Allah rızası için yapılan bu hareket ibadet olur. Allah’a güvenmek anlamına gelir.

DİDEM ÜRER: Sayın Başbakan Erdoğan; “on beş ay olan uzun dönem askerliğin on iki aya indirileceğini” söyledi. “Altı ay olan kısa dönem altı ay kalacak, bedelli de de değişiklik yok” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir mahsuru yoksa, planlatıp ayarladılarsa olabilir.
Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Avrupa Birliği Bakanı Baş müzakereci Sayın Egemen Bağış; “Ne güzel bakın dokuz aydır on aydır memlekette şehit haberleri gelmiyor. Terör artık unutulmaya başlandı. Allah ülkenizin bu huzur ortamını bozmak isteyenlere fırsar vermesin” dedi. “Böylesine huzurlu ortam olduğu sürece, tabii ki, o zaman askerlik süresinin kısalması da profesyonel orduya geçmesi de sorun olmaz, düşünülebilir” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: Zaman gelecek, hiç ordular kalmayacak, hiç silah kalmayacak. O devrin içindeyiz. Bunlar, onun ön alametleri. Yani silahların kalkacağı, orduların kalkacağı döneme girildiğini işareti. Bir Mehdiyet işaretidir bu, bir Mehdiyet damgasıdır. Dünyanın her tarafın bu böyle gelişmeye başladı, inşaAllah.

“Hocam” diyor “dün gece bir türlü sesiniz gelmedi, neler oluyor deyip de, A9 Tv sayfasına geçince, birde ne görelim, alt yazıyla canlı yayın bitti yazılmış ve sessizce gitmişsiniz. Şimdi her ara verişinizde bir tedirginliktir gidiyor. Alt yazıyla canlı yayın bitti yazılır diye gözlerimiz A9 Tv’ye diktik, dikkatle bakıyoruz” diyor. MaşaAllah.

“Hocam kedim Patik, sizi seviyor” diyor “programlarını izliyor, “her başladığında hemen televizyonun başına geçiyormuş” Patik.

Görebiliyor muyuz Patik’i? Patik’i görüyorsunuz değil mi orada büyük bir dikkatle izliyor. Bu da Patik’in çeşitli pozları, burada keyifle uyuyor.

Gülhan; “Bu kedicikler evimize misafir oldular, Allah’ın izniyle bakıyoruz, çok şekerler, maşaAllah” diyor. Çok iyi olmuş maşaAllah, hava da soğuk. Canlarım benim, bayağı rahat ederler, çok iyi olur. Ne olacak bunların bir avuç yemek yiyorlar. Hayır fazla da yeseler bir şey olmaz. MaşaAllah.

Sosyalist Parti amblemli birisi göndermiş; “İyi akşamlar Hocam, her gün aynı saatte çıkmanız mümkün mü?” diyor. “Takip etmekte zorlanıyoruz Hocam” diyor. Zaten programlar dolu dolu oluyor, yani yayın aralarını verdiğimiz programlar, ondan önceki programlar, bunların hepsi hayati, çok can alıcı güzel programlar.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Huffington Post’ta sizin, “Terörün dini yoktur” makaleniz yayınlandı. Kenya, Pakistan’da yapılan terör eylemlerinin İslam’da yerinin olmadığını Kuran ayetleriyle Hristiyan ve Yahudilere karşı Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in ne kadar adaletli davrandığını örnekleriyle anlatmışsınız makalede, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: KCK Yürütme Kurulu Üyesi Zübeyir Aydar, demokratikleşme paketini değerlendirirken, “Paketin tümünü hiçleştirmiyorum ama sürece cevap olabilecek ve sorunu çözebilecek bir paket değildir” dedi. “AK Parti bir şey yapıyoruz görüntüsü verip, seçimlere kadar durumu idare etmek istiyor” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Seçime kadar tamam, idare ettiğini düşünelim ama iyi uygulamalar. Bazı eksik yönler var, bazı yanlışlıklar var, onlar düzeltilir. Ama genelde demokratikleşme iyi.

Didem Hocam, bu sefer izinli gidelim biz. Gidelim, çünkü saat 02:00’a geliyor, kardeşlerimiz uyusunlar, dinen kuvvetli olsunlar, yarın yine geliriz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü