Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (6 Ekim 2013; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Hayatım, aşkım, bebeğimle sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Şeyhimiz, dünya tatlısı Şeyhimiz, Şeyh Nazım Kıbrısi el-Hakkani Hazretleri. Dünyanın Sultanı Şeyhimiz, biliyorsunuz. Bu gün iyiymiş, maşaAllah. O sevimli, devriyesine çıkmış Şeyhimiz. Şeyhim, benim gönderdiğim tek bir lamba var gece onunla aydınlanıyormuş. Hediye ettiğim şeyi kullanması çok hoşuma gidiyor Şeyhimizin.

Gülsuyu’ndaki olayların Ergenekon olduğunu birçok kişi fark etmiş, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün yaptırdığını.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mısır’da güvenlik güçleri darbe karşıtı göstericilere gerçek mermilerle müdahale etti. Olaylarda 10 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

ADNAN OKTAR: işte sorduğunda İttihad-ı İslam diyorsun, “ütopya” diyorlar. O zaman işte gerçeklerle karşılaşıyorsun. Nerenin ütopyası? Allah ütopya demiyor ki. Nur Suresi’nde kesinlikle vaat ediyorum, yapacağım diyor Allah. Müslümanların birleşmesinden doğal ne olabilir? Bir ailenin fertleri deseler ki, biz aileyiz bir araya geleceğiz deseler, biz şaşırır mıyız buna? Müslümanlar bir ailenin fertleridir. Bir araya geleceğiz diyoruz, “olur mu, ütopya bu” diyor. Peki Varşova Paktı nasıl toplanıyor, NATO nasıl toplanıyor, Avrupa Birliği nasıl toplanıyor, Akdeniz Ülkeleri Birliği nasıl toplanıyor. Herkes birlik oluşturuyor, Müslüman âleminin birleşmesinde bir zorluk yok kolaylık var. Allah’ın emri, farz.

DİDEM ÜRER: Hocam, hayatını kaybedenlerin sayısı otuz beşe yükselmiş, yüzden fazla da ağır yaralı varmış.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin diyebiliriz. İttihad-ı İslam’ı kabul etmedikleri müddetçe, Mehdiyet’i kabul etmedikleri müddetçe bu bela devam edecek, eder yani.

DİDEM ÜRER: Bugün Beyaz TV’de programa katılan Sayın Hüseyin Çelik “ilkokula başladığımda, tek kelime Türkçe bilmeden okula başladım” diye anlattı, “o yüzden bunu en iyi bilenlerden biriyim. Ancak okullarda seçmeli ders olarak Kürtçeyi seçebilirler ama tek müfredatın Kürtçe okutulması olmaz. Ana dil ana sütü gibidir. Millet tek bir beyindir. O insanları bir araya getiren gönül bağıdır resmi dil Türkçedir” dedi.

ADNAN OKTAR: Görüyor musun akıllı insanı, görüyor musun Müslüman’ı? Ne güzel konuşmuş Hüseyin Çelik Hocam, helal olsun. Bir de yiğit de öyle korkak da değildir o. Bir tek Allah’tan çekinir. MaşaAllah, çok güzel konuşmuş, ağzına sağlık.

DİDEM ÜRER: Demokratikleşme Paketiyle ilgili konuşan KCK yürütme konseyi eş başkanı Cemil Bayık, “Abdullah Öcalan ile müzakere koşullarının oluşturulması ve müzakere başlanması gerektiğini” söyledi. Bayık, “yoksa süreç Ak Parti tarafından tek taraflı olarak bozulmuş demektir, aslında süreç kalmamıştır” gibi açıklamalar yaptı.

ADNAN OKTAR: Bunlar kabadayılık yapıyor, bunlara da şimdilik ses çıkarmıyorlar. Bunları böyle gece gündüz konuşturmak. Türkiye’nin bölünmesi diye bir konu olmaz, bir kere bunu unutacaklar. Ama demokrasiyle ilgili talep nereden gelirse mübarektir, güzeldir. Özgürlük güzeldir, insan hakları güzeldir. Ama bölünme komünist idare, Stalinist idare, bunu unutsunlar. İşte şöyle yaparız böyle yaparız. Elinden geleni ardına koyma. Olmaz öyle şey.

DİDEM ÜRER: Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, “Türkiye’de ki Kürt sorununu kapsamlı çözümü noktasında, Türkiye’nin PKK ile doğrudan görüşmeler yapması gerektiğini” iddia etti Hocam. PKK’nın Ankara ile bir barış mutabakatına vararak kendine düşeni yaptığını savundu. Ve “şimdi top Türkiye’nin tarafında”  dedi.

ADNAN OKTAR: Bizim istediğimiz şu; Kürtler bizim canımız, bizim kardeşimiz, annelerimiz, bacılarımız. Ama Türkiye’yi böldürtmeyiz diyoruz. Bu anlaşılmayacak bir şey değil ki. Adamlara otuz kere söylesen, yine anlamıyorlar. Ne yapalım, kaç defa söyleyeceğiz? Çaktırmadan böleceklerini zannediyorlar. Yok, öyle bir şey olmaz. Diyor mesela eğitim Kürtçe olsun, böldün işte o zaman. Dilini anlamadığımız bir topluluk olmuş olacak kendi kafalarına göre. Onlar Türkçe bilmeyecek, biz de Kürtçe bilmeyeceğiz, konuşamayacağız, bağlantımız olmayacak. Oradan konuyu halledeceklerini zannediyorlar, kendilerince kurnazlık yapıyorlar, çok cahilce bir kurnazlık. Bıraksınlar bunu. Durup zıt pırt da tehdit etmelerine de gerek yok. Ellerinden geleni artlarına koymasınlar.

Didem Hocam buyurun, dinliyorum. 

DİDEM ÜRER: Hocam, Fatih Camii’nde Tüm Din Hizmetleri Derneğince çocukları namaz kılmaya teşvik etmek ve namaz bilincini oluşturmak için yedi yaşındayım namaza başlıyorum etkinliği düzenlenmiş. Aynı anda 8000 çocuk namaz kılmışlar.

ADNAN OKTAR: Çocukları namaza, jimnastiğe alıştırıyor gibi olur mu? Neden namaz kıldığını, neden namaz kılması gerektiğini, içinden gelerek ve severek, manasını anlayarak bunu yaşadığını çocuğa göstermek lazım! Seni alıştırıyoruz, neyi alıştırıyorsun? Alıştırmayla olur mu? İnançla olur, akılla olur. Çocuk aklını iradesini kullanacak, namazın iyi bir şey olduğunu, güzel olduğunu, Allah’a ibadet olduğunu kulluk olduğunu, onun sevinci içinde yapacak. Çocuk alışsın diye namaz kıl diyor. Böyle ibadet olmaz.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Suriye’nin elinde bulunan kimyasal silahların imhasına başlandı. Birleşmiş Milletler yetkilisinin yaptığı açıklamaya göre; “denetçiler Suriye’nin kimyasal silah stoklarını ve mekanizmalarını imha etmeye başladılar.”

ADNAN OKTAR: Bu çok utanç verici. İleride baya utanacaklar bundan. Bak kimyasal, seviniyor adam kimyasal silahı yok ediyor, ne güzel diyor. Makineli tüfek mermisi varken, obüs mermisi varken, tank mermisi varken, uçaksavar mermisi varken, fosfor bombası varken kimyasal silaha ne gerek var diyor. Kimyasalla adam nefes alıyor ölüyor. Öyle olur mu tarayacaksın diyor, kan revan içinde kalacak, kafasını beynini patlatacaksın, darmadağın edeceksin diyor, öyle öldürürsen güzel olur diyor, böyle adam öldürme olur mu? diyor. Herkes seviniyor oh çok şükür diyor ne güzel kimyasal silahla öldürme durdu diyor. Diğeri daha tatlıymış, daha görkemliymiş. Öyle rezalet olur mu? Öldürmenin hepsi rezalet! Çoluğu öldür, çocuğu öldür, kadınları öldür. Obüs mermisi atıyorlar cehenneme dönüyor ortalık. havadan napalm bombası atıyorlar, 3000 dereceye çıkıyor sıcaklık, metali bile eritiyor. Bu olur diyor. Gayet normal diyor. Çünkü adam gibi öldürüyor diyor. Öyle adam öldürülmez, böyle öldürülür diyor. Böyle şey olmaz. Utanç verici bu, bütün dünya için utanç verici. Bütün silahlar kalkacak, hepsi kaldırılacak, adam öldürme kalkacak. Böyle rezalet olmaz. 

“Ashab-ı Kehf’in uyandırılıp, uyandırılmayacağını sorabilir miyim?” Ashab-ı Kehf gibi insanlar olacak. Demek ki ahir zamanda Hz. İsa Mesih (a.s)’da, onların içerisinde olacak işte. Geçmişini bilmeyen insanlar belki on tane belki onbeş tane belki yirmi tane insanlar olacak, ailesi olmaya geçmişi olmayan onların içinden bir tanesi Hz. İsa Mesih (a.s) olduğunu anlayacağız. Onlardan bir kısmının da Ashab-ı Kehf olduğunu anlayacağız, bir kısmının da hakikaten ailesi olmayan insanlar olacak hakikaten. Bu dünyanın adamı olmuş olacak, bu asrın adamı olacak, dolayısıyla imtihan ortamı tam olmuş olacak. İmanın nuruyla ayırt edeceğiz Ashab-ı Kehfi’de, Hz. Mehdi (a.s)’ı da, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı da, inşallah.

Özlem Hanım; “bir tanem Seyyidim Ahmet Muhammed Adnan Hocam, sürekli artan yakışıklılığınız eksilmeyen sevginiz ve ilminize hayranım. Canımsınız buradayım, maşallah.”

“Hocamızın her zamanki gibi görünüşü ve tecellisinin karşısında dünyadaki tüm elmaslar, altınlar, yakutlar tedahülden kaldırıldı, Hocamız bugün bir bambaşka, maşallah. Özlem içinde ellerinizden öperim.” Estağfirullah, biz sizin ellerinizden öperiz.

Çok korkunç. “iyi geceler Hocam, Şirin evlerde oturuyorum, bizim evin önünde parkta Suriyeli mülteciler bulunmaktadır. Battaniye yastık verdik ama onlara bir şekilde yardım edilmesi konusunda Hocamızın Başbakana seslenmesini istiyoruz.” Soğukta mı yatıyorlar? Bu havada, buz gibi hava. Hasta olurlar, Allah esirgesin. Çadır versin Kızılay. Çok geniş alanlar var uygun bir araziye. Canlarım benim, bunlar çocuk. Çadır var. Kendileri kurmuşlar, yazık günah böyle olmaz. Çok şekerler, acayip tatlılar. Çok zor durumda bu çocuklar. Tamam, makul meşru bir çadır versin belediye, halkta yardım eder, yiyecek içecek o sorun olmaz.

DİDEM ÜRER: Çocukların ayakları çıplakmış.

ADNAN OKTAR: İnsan bunları duydukça çok rahatsız oluyor. Mağazalardan ayakkabı bunlara bir avuç şeyler bunlar. Kaç kişi ki bunlar? Yarın birileriyle konuşalım, o çocuklara ayakkabı toplayalım, versinler. Her mağaza bir şey yapsa, olur. Uyaralım hatırlatalım her mağaza 5 tane ayakkabı verse çocuklara, belki 500 tane mağaza var bir semtte. Ne olacak? Şu kadar zaten onların patileri de. Çorap, ayakkabı, kazak, Allah rızası için bunu yapsın kardeşlerimiz. Ürkütücü bu durum hava buz gibi soğuk. Ben yukarıda bile üşüdüm, bayağı keskin soğuk var. İnsan duyduğunda, çok çok rahatsız oluyor. Özellikle o çocuklar çok şeker, badem şekeri gibi bayağı tatlılar. Hangi semt dediniz? Bahçelievler. Tayyip Hocam bir yiğitlik yapsın. O konulara çok titiz Kızılay burada onbinlerce yüzbinlerce çadırı var, depolarda duruyor. Peş peşe peş peşe dizilsin çadırlar. O kadar esnaftan da toplanır ayakkabı? Teşvik edelim, gitsin, toplasın. İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: Şirinevler’de de varmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Özellikle çocuklara yazık. Çok zor, Allah vermesin.

DİDEM ÜRER:  Şu an bir kampanya varmış, hırkaları topluyormuş gençler, fazla hırkaları.

ADNAN OKTAR: Tabii ne olacak? Her evden bir kazak verilse, yeter onlara. Evlerde genellikle fazla oluyor. Hayır, eski de olsa fark etmez kazak. Çocuklar çok önemli. Onlara çorap filan, küçük pati. Yüz çift olmuş olsa, orada hepsine yeter. Onu yarın bir konuşalım. Sabah hemen halledelim, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, 4 Ekim Cuma Cevizlibağ’da 500 adet İslam Birliği broşürü dağıtmış kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Hava soğuk, üstlerine kalın giysinler. MaşaAllah, aferin.

Sabah erkenden o çocukların pati ve ayakkabı işini halledelim. Kim kanalıyla yapacağız? Bir Kızılay kanalıyla mı yapacağız? Kızılay’ı mı devreye sokalım?

DİDEM ÜRER: Olabilir Hocam.

ADNAN OKTAR: İHH olmuyor mu? Bir şeyler daha var. Yardım, “Kimse Yok mu?” “Cansuyu” filan. Ama en pratik, en kolay kiminle ulaşabiliriz acaba?

DİDEM ÜRER: İHH ile olabilir Hocam.

ADNAN OKTAR: Pratik, çabuk işi halleden kimse, ona bakalım. O zaman İHH ile konuşun yarın. Kardeşim o kadar çok dert var ki, Mehdiyet’in dışında çözüm görülmüyor. Şimdi Irak’taki çocuklar da donuyor. Kürt çocuklar canlarım, Güneydoğu’da hep ayakları lastik ayakkabı, donuyor. Lastik ayakkabılarının hep burunları patlak çocukların, büyük bölümünün. Çoğunun çorabı yok canlarımın.  Bak, buraya geldiler, bu çocuklar, bunların da çorapları yok. Mafya çekiyor şakır şakır gençleri vuruyor. Adam aşka geliyor, adam vuruyor. Geçen gün bir daha vurmuşlar herhalde. Yani Mehdiyet’in tek çözüm olduğunu Allah gösteriyor. Her yerden olay patlamış vaziyette. Afganistan, sürünüyorlar. Pakistan’da sürünüyorlar, perişanlar. İnsan hangi birine ne yapsın, karar verecek gibi değil. Nereye yetişilecek, bir insanın tabii gücü ve takati, imkanı belirli. O yüzden, Allah’tan bir an önce Hz. Mehdi (a.s)’ı zuhur ettirmesini diliyoruz. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı bir an önce zuhur ettirmesini diliyoruz.

DİDEM ÜRER: Hocam, Cansuyu Derneği’ne ulaşabilecek bir kardeşimiz varmış. Bir de “İstanbul Valisi ile Belediye Başkanı da ilgilenebilir” diyorlar.

ADNAN OKTAR: İstanbul Valisi, o çok efendi insan. O hakikaten kırmaz bizi, bir kolaylık gösterir. Tam sağlam kaynak, o. Valiyle görüşün yarın. Şu çocuklara pati süratle. Bir çorap, yün çorap, patileri üşümesin, bir de üstlerine kalın bir şey, miflonlu. Bir de uydurma çadırlar onlar. Çadır değil onlar. Bez falan gibi, öyle çadır olur mu? Belediyenin zibil gibi çadırı var. Kursunlar geçici bir şey. Parklar halinde nereye istiyorsa kursunlar. Çok acı olay, gözümüzün de önünde onları görmüyor insan, düşündükçe çok ıstırap çekiyor çok acı bir durum. Bir de çocuklar acayip şekerler çok tatlılar, kuzu gibiler. Bir de afacan oynuyor falan durumun farkında değil. Eğleniyor o. Allah kolaylık versin. Bir de bir yerde de böyle çocuklara helva toplayalım. Valiye söyleyelim. Büyük şirketler falan onlardan, büyük marketler ondan sonra özellikle o imalatçılar onlardan. O çocuklara kalorili yiyecek temin edelim. Bir avuç zaten onların midesi, kedi kadar. Kedi ne kadar yiyorsa, onlar da o kadar yiyor. Özellikle çocuklar. Onlara öyle bir imkân sağlayalım. Vali bize en iyi kolaylığı o göstertir. İnşaAllah, o bize bir yok bir işaret göstersin, biz oradan yapalım. Ama mutlaka resmi yoldan yapalım, bunlar aleni konular, başımıza iş çıkartır. Yani şimdi gittim yardım ettim dersen, o da bir acayip oluyor. Yani mutlaka resmi kanaldan yapılması lazım, ona dikkat etmek lazım.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Van’da da 110 tane konteynırda kalan kardeşlerimiz vardı, onlara da elektrik verilmiyormuş galiba kiralarını ödeyemedikleri söylendikleri için. Devletten yardım bekliyorlarmış. Resmi vardı.

 ADNAN OKTAR: Kira mı? Konteynırda nasıl kira oluyor?

DİDEM ÜRER: Radikal’de çıkmış.

ADNAN OKTAR: Devlet bize vergi yüklesin, bir ekmek az yiyelim ama bu insanlar kardeşlerimizi kurtarsınlar. Yani bize spor tesisi yapmasınlar kardeşim, spor yapmayayım. Onlar kurtulsun. Zam yapsınlar, ne yapıyorlarsa yapsınlar para yoksa. Ben çok rahatsız oluyorum, çok acayip ıstırap çekiyoruz. Yazık günah. Hem konteynırda, hem adamdan kira! Zaten işi gücü dağılmış evi barkı yıkılmış, bir de ondan kira mı alacağız. 

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Adapazarı’nda kardeşlerimiz bir araya gelmişler, Kuran okumuşlar önce kendi aralarında, sonra çalışmaları hakkında istişarede bulunmuşlar. Sizin de söylediğiniz gibi Mehdiyet’in yeryüzünde bir an önce hâkim olması için de topluca dua etmişler.

ADNAN OKTAR: Ne güzel insanlar, ne güzel ortam, maşaAllah. Özellikle çocuk oldu mu acayip tatlı oluyor. Kuzu gibiler baksana. Bak şekerliğe bak sen şekerliğe. Tatlım benim, canımın içi. MaşaAllah, saadetleri mutlulukları gözlerinde okunuyor, baya güzel. Ama en hoşuma giden şeylerden biri de başörtülü ve başörtüsüz insanların iç içe, sevgiyle, kardeş oturmaları. Beyler de orada var, sahip çıkıyor kardeşine “kılına zarar getirttirmem” diyor. Ne güzel. Allah’ı anıyorlar toplanıyorlar. Bir kişinin dua edip, diğer kardeşlerin âmin demesi güzel olur. “Ya Rabbi İslam dünyaya hâkim et, Hz. Mehdi (a.s)’ı zahir et, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı zahir et, üzerimizdeki zorlukları sıkıntıları kaldır, İttihad-ı İslam’ın güzelliği ile bizleri müşerref et şereflendir” diye kısa bir dua olabilir. Dua da çok büyük bereket vardır. Hepsi âmin derler, çok güzel olur. Her toplantıda öyle kısa bir dua da fayda var. Yemekte, bu tip kitap okurken, sohbet ederken orada dua çok hayatidir. Hristiyanlar çok titizdir duada. Sofraya otururlar, hemen dua ederler. Musevilerde öyle duaya çok titizdirler. Mesela her meyve için ayrı dua ediyorlar. Mesela alıyor eline elmayı, elma için dua ediyor. Ona hayranlıkla bakıyor, onun özel duası var, ondan sonra yiyor elmayı, dua ettikten sonra. Allah’a olan hayranlığını dile getiriyor. Hakikaten büyük nimet, canlı o elma canlı, şuurlu. Belirli bir dereceye geldikten sora büyümüyor, küçükte kalmıyor, şekerini tam ayarına getirmedikten sonra da bırakmıyor şekerini tam ayarına a, b, c vitaminleri tam ayarında, mineralleri tam ayarında.

AYLİN KOCAMAN: Hocam, Museviler her gün Hz. Mehdi(a.s) için dua ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Mesela çok güzel o.

Halime kardeşimizin kardeşi Halide; “kalbimizde ruhumuzdasın sizi çok seviyoruz, sevgiyle bağlıyız, inşaAllah. Mis ellerinizden öpüyoruz duamız üzerinize olsun, inşaAllah Allah’a emanet olunuz” diyor. MaşaAllah.

 Başka bir hanım kardeşimiz; “kuvvetli, kudretli, heybetli canım Hocam sevgi dolu, şefkatli ledün-i şahım Hocam, Allah aşığı bir tanem, gözbebeğim aşkım Hocam.” Ne kadar çok seviyorlar bunlar beni, maşaAllah.

Betül Hanım; “ruhum, sevgilim Hocam sesini duymak bile beni benden alıyor, inşaAllah yine Cenab-ı Allah sizlerle görüşmeyi nasip eder” diyor. MaşaAllah.

 “Bugün yine her gün gibi çok yakışıklısınız, gözlerimiz kamaşıyor. Bence Mehdiyet’i inkâr eden Peygamber (s.a.v)’i inkâr etmiş oluyor.” Var Peygamberiz (s.a.v)’in hadisi; “Hz. Mehdi (a.s)’ı inkâr eden, beni inkâr eder” diyor, “beni inkâr etmiş olur” diyor.

“İnşaAllah, yakında Türk İslam Birliği’ni görürüz. Dünyada olan olaylara bakılırsa, Mısır’a da bu sıra, dünyanın Türk İslam Birliğine gittiği görülüyor” diyor. MaşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün Mecidiyeköy metrobüs çıkışında kardeşlerimiz broşür dağıtmışlar, ayrıca Trump Tower Alışveriş Merkezi’ndeki mescidin kitaplığına da sizin kitaplarınızdan bırakmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, her yere nur saçıyorlar. MaşaAllah ellerine sağlık olsun, Allah hayır, bereket versin. Başka neler var? 

DİDEM ÜRER: Kardeşimiz şöyle yazmış; “Canımın içi Hocam, annem Ayşe ve Osman’la birlikte dün Fındıklı Mahallesi’nde yaklaşık 1500 adet A9 TV ve İslam Birliği broşürü dağıttık. Zümrüt gözlü, sevgi öğretmeni Seyyid Muhammed Adnan Hocamızın ellerinden öper dualarını bekleriz, Seyyidimizi çok ama çok seviyoruz hasretle kucaklıyoruz.” 

ADNAN OKTAR: Canlarım benim ah benim nurlularım, aslanlarım maşaAllah Allah şevklerini artırsın. Kedileri de çok şekermiş.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kütahya’dan kardeşlerimizin mesajı var; “Tutkuyla sevdiğimiz bir tanemiz canım Hocam. Büyük bir aşkla bugün Kütahya TOKİ’de 250 civarında kitap ve 200 civarında broşür dağıttık. Yalnız hiç böyle bir faaliyet görmediniz Allahualem herhalde” diyor kardeşlerimiz. “Kitapları posta kutularına koyduk,  çokta yakıştılar, inşaAllah Allah’ın rızasının sevgililerinin duasını dileriz, bize bu hizmeti yaptıran Allah’a şükürler olsun” diyorlar. 

ADNAN OKTAR: Aslanlara bak sen aslanlara, nurlulara bak sen. Bunlar ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’ın kuzuları bunlar, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın kuzuları maşaAllah. Aferin canlarıma çok güzel olmuş.

Evet, dinliyorum Didem Hocam.

DİDE ÜRER: Hocam, Hollanda’dan kardeşlerimiz şöyle yazmış; “gözümüzün nuru aslanlar aslanı, heybetli, yiğit, yakışıklı ve nuruyla karanlığı delip geçen canım Hocam. Kardeşlerimizle ev sohbetleri yaptık. Konu; iman hakikatleri, ahir zaman, Hz. İsa (a.s), Hz. Mehdi (a.s) ve Türk İslam Birliğiydi. Burhanettin, Fidan, Dilara, Aleyna, Funda, Murat, eşim ve ben Necati size sevgi saygı ve hürmetlerimizi iletiyoruz dualarınızı bekliyor ve nur ellerinizden öpüyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, o sofra onlara bereket olsun. Allah ömürlerini uzun etsin, üzerlerinde dert hastalık varsa alsın Cenab-ı Allah, kalplerine ferahlık versin. Çok güzel, maşaAllah. Hz. İsa Mesih(a.s)’e inen sofra mütevaziydi. Ama Allah’ın rahmetiyle çevrelenmişti, inşaAllah kuşatılmıştı.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz Bursa Karacabey’deki Roman yardımlaşma derneğini ziyaret edip, oradaki kardeşlerimizle sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Süper, çok güzel. Romanlar dünya tatlısıdır, çok güzel insanlardır. Onlara gösterilen şefkat ibadet, güzelliktir. Çok ezdiler benim canlarımı zamanında. Onlar nur gibidirler, çok sanatçı ruhlu, sevgi dolu, mütevazi, çok yüksek ahlaklı insanlardır, maşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Bir bayan kardeşimiz size şöyle mesaj yazmış; “canım zümrüt gözlü Hocam, sizi her gördüğümde kalbim daha hızlı atıyor. Size olan sevgim o kadar çok ki, sizi özlemeyi bile çok seviyorum” demiş. “Bugün Fethiye Çalış’da broşür dağıtımı yaptık. Arkadaşım Elif ve kızı İlayda’yla. Canım Hocam sizin her cümlenizi bir defterim var, ona yazıyorum. Arkadaşlarımla, akrabalarımla konuşurken, sizin o güzel cümlelerinizle konuşuyorum” demiş kardeşimiz. “Büyük bir nimetsiniz yakışıklı sevgi dolu Hocam, elhamdülillah” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah onlara sevgi, bereket, iyilik, bolluk, güzellik versin. Sağlık sıhhat versin, inşaAllah. Çok güzel.
Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bugün kardeşlerimiz Maltepe Kilisesi’ni ziyaret etmişler ve kitaplarınızdan hediye etmişler. Kısa sohbetleri olmuş. Kilisedekiler çok memnun kalmışlar. Özellikle kitapların kalitesi dikkatlerini çekmiş ve çok beğenmişler. “Seyyidimiz, canımız, mübarek Hocamızın ellerinden öperiz, derin sevgi ve muhabbetlerimizi sunarız” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Özen gösterdikleri gruplar çok önemli. Mesela Hristiyanlar çok ezilen, mazlum Hz. İsa (a.s) talebeleri. Onları koruyup kollamak, şefkat göstermek, yanlarında olduğumuzu hissettirmek, şahane bir şey. Birçok yerde azınlıktalar, korunup kollanmaları çok çok güzel olur. Mesela Roman kardeşlerimiz canlarımız, ne eziyet ettiler onlara zamanında. Dünya tatlısıdır onlar. Kürt kardeşlerimiz, Aleviler hepsi birbirinden değerli insanlardır. Keşfedilmemiş, bilinmeyen değerlerimiz de, Allah şu an insanlara onları gösteriyor. Onların güzelliklerini gösteriyor, inşaAllah.
Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Roman Derneği kardeşimiz yazmış düzeltme göndermiş, Bursa’da değil İstanbul’da Ayvansaray’daymış. 

ADNAN OKTAR: Çok güzel, çok güzel.
Ben dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Başka kardeşlerimizde Hagios Demetrios Rum Ortodoks Kilisesi’ni ziyaret etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

DİDEM ÜRER: Oradaki görevliye Hristiyanlar Hz. İsa’yı Dinlesinler, Gelin Birlik Olalım ve İslam Terörü Lanetler kitaplarınızı hediye etmişler. Kilise görevlisi “Harun Yahya kitaplarından kendi kütüphanesinde olduğunu” söylemiş, maşaAllah ve size sevgi ve selamlarını iletmiş. 

ADNAN OKTAR: Aleykum Selam. Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam kardeşlerimiz Ayvansaray’da kitap broşür ve Türk İslam Birliği İstiyorum stickerı dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel semtleri, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İzmir Karşıyaka’da ve Çiğli’de ülkü ocağına sizin kitaplarınızdan hediye etmiş kardeşlerimiz. Size sevgi ve hürmetlerini iletiyorlar. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok iyi olmuş, bayağı güzel olmuş. İyi çok güzel, ülkücü kardeşlerimize destek olmak, kitapla destek olmak çok önemli. Onlar milli manevi değerlere önem veren koç yiğitler, onun için en makbul hediye kitap olur.

Didem Hocam ben gidiyorum. Gidelim, yarın devam ederiz, inşaAllah.   

Masaüstü Görünümü