Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (7 Ekim 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM RAHVANCI: Bebeğim güzel sevgilimle birlikte yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Hoş geldin aşkım.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Didem Hocam, ilminizden irfanınızdan istifade edelim.

DİDEM ÜRER: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Amerika’nın Dışişleri Bakanı Kerry; “Suriye’nin kimyasal silahlarının imhası sürecinin başladığını ve Esad’ın anlaşmaya uyduğu için övgüyü hak ettiğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, espri gibi. Esad diyor ki: “Ben havan topuyla adam öldüreceğim” diyor. “Çok iyi olur” diyor. “Obüs mermileriyle öldüreceğim” diyor, “o da olur” diyor. Bir de “kimyasal silahla öldürmeyeceğim” diyor.  “Aferin çok güzel” diyor. “Napalm bombası nasıl olur?” diyor. “Çok güzel olur, onların hepsiyle öldürebilirsin” diyor. “Ama kimyasala, ona yanaşma” diyor. “Tamam, o konuda anlaştık” diyor. Yani ben böyle bir mantığı anlayamıyorum. Nasıl bir vicdan, nasıl bir ruh? Ölümlerin hepsi kötü, adam öldürmenin hepsi kötü. Adam öldürmenin iyisi kötüsü olur mu? “Bu güzel adam öldürme, bu kötü adam öldürme” böyle mantık olmaz. Savaşın durdurulması lazım. Araya Müslüman ülkelerin girmesi gerekiyor. Şefkatle yaklaşmaları lazım, birbirlerini sevmeleri lazım. Nur gibi Müslüman hepsi. Bu kadar azmaya, bu kadar nefrete, bu kadar kine gerek yok. Müslüman’da böyle bir karakter olmaz.

DİDEM ÜRER: Hocam, son altı ayda Suriye’de 30 bin kişi öldürülmüş. 4922’si çocuk. Hiç biri de kimyasal silahla değil.

ADNAN OKTAR: Bak. Bu ölümler meşru olmuş oluyor, kimyasal silahla öldürülürse “onu kabul etmeyiz” diyor.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan bu açıklamaya atfen “110 bin kişiyi öldüren insanın davranışlarını nasıl övgüyle karşılayacağız? Silah ne olursa olsun, ister kimyasal, ister diğer silah türleri olsun bunun neticesi ölüm. O zaman biz buna nasıl övgü gönderebiliriz” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak, ne diyorsak o. Daha önce hiç kimse, hiç kimse kimyasal silahla öldürülmenin dışında bu öldürülmeler konusuna bir şey demiyordu. Bu meşru ve legal görülüyordu. İlk defa ben söyledikten sonra buradaki anormallik fark edildi. Açın bakın gazete sayfalarına, televizyon haberlerine bakın, dünyanın hiçbir yerinde hiç kimse tepki göstermiyordu yıllardan beri. Bir tek “kimyasalla öldürürsen çirkin” diyorlardı, öbür türlü öldürme makul görülüyordu. Benim açıklamamdan sonra hem Başbakanımız, hem diğer kişiler aynı yönde açıklamalar yapmaya başladılar. Ve bütün dünyada bu yönde açıklamalar gelmeye başladı. Bir basiret tutulması, feraset tutulması var dünyada. Bir şey var, bir gariplik var.

Şas Partisi’nin Ruhani Lideri İsrail Sefarat Baş Hahamı Haham Ovedia Yosef 93 yaşında bugün vefat etmiş. Asrımızdaki en önemli Haham kabul edilen bir zatı muhterem. Şu an camiasında onunla ilgili defin merasimi yapılıyormuş. Oğlu Baş Haham Abraham Yosef misafirim olmuştu, daha önce buraya gelmişti, değerli bir insan. Birlikte basın toplantısı yapmıştık. Hakikaten sevecen iyi niyetli bir insandı.

Şas Partisi’nin Ruhani Lideri İsrail Sefarat Baş Hahamı Haham Ovedia Yosef için Allah’tan rahmet diliyoruz, baş sağlığı diliyoruz, geride kalanlara Allah uzun ömür versin. Hakikaten, oğlunu ben tanımıştım çok temiz, nurani bir insan. Müslümanları mümin kabul eden bir insan, kafir olarak görmüyor. Müminleri Müslüman olarak görüyorlar. Ve birçok Hahamın da Peygamberimiz (s.a.v)’i gerçek peygamber olarak gördüğünü biliyorum. Özel sohbetimizde açık açık söylüyorlar. “Gerçek bir peygamber olduğunu biliyoruz” diyorlar, inşaAllah.

“Allah’ın arslanı” diyor Meryem hanım, “yiğit, aklına, ruhuna her şeyine hayran kaldığım gözbebeğim, canımdan çok sevdiğim aşkım” diyor, maşaAllah.

Tülay Keçeli; “Sizi o kadar seviyorum ki, kelimeler yetersiz kalır canım Hocam” diyor, maşaAllah.

Semra Suakıtan; “Canım aşkım bir tanecik tatlı Hocam, sanki şu ana kadar hiç yaşamadım ve tanımlayamayacağım garip bir sevgiyle seviyorum sizi. Allah’ın sizdeki tecellisini her gün hayranlıkla izliyorum ve Allah’tan tek kararlı arzum ve isteğim muzaffer olmanız. Allah’ım Hz. Mehdi (a.s)’ı bir an evvel başımıza getirsin, inşaAllah” diyor. Direkt beni kast etmiyorsundur, inşaAllah.

Evet, bu mealde yüzlerce yazı gelmiş, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz Kayseri’de bugün Kayseri Sahabiye Mahallesi’nde 500 adet yaşayan fosiller ve A9 TV broşürü dağıtmışlar. Ve sonrasında ayet okuyup tefsirlerinizden faydalanmışlar. Şöyle diyorlar: “Canım Hocam, hasretle ellerinden öperiz. Seni çok seviyoruz. Duaların bize çok şevk veriyor, heyecanlandırıyor inşaAllah” demişler.

ADNAN OKTAR: Aferin benim güzellerime, aferin benim nurlu aslanlarıma, maşaAllah. Allah kalplerine ferahlık iyilik versin, huzur versin. Çok güzel, maşaAllah. Her gün sevap topluyorlar, sokağa çıkıp sevap topluyorlar, eve gidip sevap topluyorlar. Namazda sevap topluyorlar, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, yine başka kardeşlerimiz de Sütlüce’de taksi durağına büfe ve esnafa sizin kitaplarınızdan hediye edip sohbet etmişler. “Ahmet Muhammed Adnan Hocamız’ın ellerinden öpüyor, dua istirham ediyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Ben de onların ellerinden öpüyorum, maşaAllah. Ne güzel insanlar bak, her yerde bir güzellik, her yerde bir ışık nur. Bunlar da benim kedilerim, nurlu kedilerim. Yüzündeki tatlılığa bak, masumluğa. Kuzuya benziyor bakışı.

“İlim deryası canım Hocam, doyulmaz sohbetiniz, herkesi kucaklayan sevginizle içimizi ısıtıyorsunuz, maşaAllah.”

“Alkol içmek haram değil midir?” Alkolü içip de ne yapacaksın? Son derece rahatsız olursun, hemen karaciğerinde ağrı meydana gelir, anında. Çünkü karaciğer böyle toksik bir zehirle karşılaştığında, ne yapacağını şaşırır. O zehirden kurtulmak için olağanüstü çalışır. Oradan beyine gider, beyin hücrelerini tahrip etmeye başlar alkol. Önüne geleni devirir, önüne geleni devirir, karaciğeri devirir. Ağza bile bir damla alkol damlatsan, mesela rakı damlatsan yahut viski damlatsan, bembeyaz olur. Niye? Oradaki hücrelerin tamamını öldürüyor. Damlatır damlatmaz oradaki hücreler bembeyaz olur. Sebebi; ilk tabakadaki hücreleri öldürmesi. Alkolün özelliği bu, hücre öldürür. Zaten antiseptik olarak kullanılıyor alkol, hücre öldürücü özelliğinden dolayı. Hücreyi öldürür. “İçip güzelleşelim” diyor. Güzelleşmezsin, morarırsın başka bir şey olmaz.

Madonna ilk başta Kuran’a karşı uzaktı. Ama benimle görüştükten sonra, Kuran’a karşı içine bir sevgi oluştu. Kuran’ı gece-gündüz okuyor, araştırıyor. Muhammediliğe karşı, İslam’a karşı içinde müthiş bir eğilim oluştu. Bak o sözü de söyledi. Gece-gündüz bizim anlattığımız, benim anlattığım ve o sohbette de anlattığım kitaplarımda da geçen o güzel sözü söyledi. Ne dedi; “Gerçek bir Müslüman, aynı zamanda gerçek bir Hıristiyan’dır ve gerçek bir Musevi’dir” dedi. Bizim anlattığımızı aynısıyla tekrar etmiş oldu. Güzel, böyle hayırlı konuşan insanları teşvik edip takdir etmek azlım. Madonna’yı bu üslubundan dolayı tebrik ediyoruz, güzel konuşmuş. Zeki bir kadın, akıllı bir kadın, kibar bir kadın maşaAllah, aklının gereğini yapıyor. Egoistçe, bencilce, sevgisiz gaddar ruhlar bu güzelliği göremez. Hayır haber bu, güzel haber. Buna sevineceği yerde yeriniyor adam. Evet.

DİDEM ÜRER: “BDP Genel Başkanı Demirtaş’ın yerel seçimlerden sonra partiden ayrılmaya hazırlandığı” söylendi. Olağanüstü kongrenin yerel seçimden önce yapılmasını istiyor ve bu talep parti yönetimi tarafından kabul edilmiyor. Bugün istifa ettiğine dair haberler vardı.

ADNAN OKTAR: Sorun nedir, niye ayrılmak istiyor Demirtaş?

DİDEM ÜRER: Tam olarak net değil ama olağanüstü kongrenin yerel seçimden önce yapılmasını istediği söyleniyor. Bunu da parti yönetiminin kabul etmediği söyleniyor, fakat tam net bir bilgi vermediler.

ADNAN OKTAR: Demirtaş böyle makul konuşabilen bir delikanlı, terbiyeli, nezaketli. Benim kanaatim dindar da yani Allah’a inandığı hissediliyor. Kabili hitap bir insan. Allah hidayet versin, ilmini artırsın, Kuran’ı sevdirsin, İttihad-ı İslam’a asker etsin, Hz. Mehdi (a.s)’ asker etsin, Hz. İsa Mesih (a.s)’a asker etsin. Yüzünde öyle sahtekar bir ifade görmedim, dürüst bir ifade var. İnşaAllah, iyi olur.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün Başkent Kulisi programında Habertürk’te Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olacağı, seçileceği, seçildikten sonra da Sayın Abdullah Gül’ün AK Partinin başına ilk bata geçemeyeceği, çünkü milletvekili olmadığı için, Sayın Mehmet Ali Şahin ile Ali Babacan’ın geçiş döneminde AK Parti’nin başında olacağına dair yorumlar yapılıyordu.

ADNAN OKTAR: Ali Babacan terbiyeli bir insan. Mehmet Ali Şahin Hocam’ı tanırım yamandır, dindardır, dürüsttür. Başka kimler Başbakan olabilir?

DİDEM ÜRER: Suat Kılıç’ın yönetimini, Başbakan’ın o kadar tutmadığını söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Suat Hoca genç, daha pişecek o, daha pişecek. Davutoğlu Hocam, evet o olabilir. Egemen Bağış çok yaman.

DİDEM ÜRER: Hocam, Yaklaşık beş, sekiz milletvekilinin belediye başkanlığı seçimlerine aday gösterildiği için o aşamada onların da olmayacağını. Sayın Egemen Bağış, Sadullah Ergin, çok sayıda milletvekili var. Binali Yıldırım. Böyle söylüyorlar genellikle.

ADNAN OKTAR: Yetenekliyse bir insan niye gidiyor, ben anlamıyorum. İnönü pirifani olmuştu, daha hala görevdeydi. Ecevit ayakta duramıyordu. Sandalye diyeceğine gökyüzü diyordu, kitap diyeceğine elim diyordu, buna rağmen başbakanlık yapıyordu. Olmaz öyle bir şey. Bana pek mantıklı gelmiyor ama tabii yenilikte de fayda var, inşaAllah.

Ayfer hanım; “Aşkım bir tanem Sultanım, sevmeyi sevilmeyi gerçek aşkı öğreten sevgi öğretmenimiz. Bu gece yine muhteşemsiniz” diyor. Vesile oluyorum ben, çünkü Kuran bize sevmeyi ve sevilmeyi öğretir, Allah öğretir. Ben vesile oluyorum.

Ben dinliyorum Didem Hocam, bir yandan da okuyorum bu yazıları.

DİDEM ÜRER: Fitov Tayfunu nedeniyle Çin’in güneydoğusunda kırmızı alarm verildi. 400 bin kişinin bölgeden tahliye edildiği söylendi. Dev dalgaların boyunun on metreye kadar yükselmesi bekleniyor.

ADNAN OKTAR: Ahmet kavi bir senetle Enes’de (r.a)’dan nakletmiştir. La İlahe İllaAllah diyecek kimse kalmayıncaya kadar kıyamet kopmayacak.” Allah Bir diyen insan bulunduğu müddetçe kıyamet kopmayacak diyor. Bu hadisi Müslim’de rivayet etmiş.

“Allah Allah diyecek kimse kalmayıncaya kadar kıyamet kopmaz.” Ahmet Müslim ve Tirmizi’den nakletmiştir. “Onlar böylece yaşarlarken” işte bu 1543’ler gibi, hicri 1543. “Onlar böylece yaşarlarken” Müslümanlar, “Allah güzel bir rüzgar gönderecek” güzel bir rüzgar, bir ölüm rüzgarı “her mümin ve Müslüman’ın ruhunu kabzedecek” ayrı ayrı. Biri evinde, biri dükkânında, biri sokakta, birbirlerinden habersiz müminler, hepsinin ruhu kabzedilecek. “İnsanların imanlısı kalmayacak, sadece kötüleri kalacak. Hayvanlar gibi başıboş sokaklarda dolaşacaklar.” Gayesiz amaçsız hayvanlar gibi sokaklarda, böyle eli cebinde boş, gidip birine çatıyor, sokakta birini buluyor ilişkiye giriyor. “İşte kıyamet, onların üzerine kopacak” diyor peygamberimiz (s.a.v). “Dabbe, iblisi öldürecek” diyor. Yani internet, deccaliyeti öldürecek, şeytanın sistemini yıkacak internet. Çünkü cehalet ortamında deccaliyet yayıldığı için, şeytanlık da cehalet ortamında yayıldığı için, dabbe yani bilgisayar dünyadan deccaliyetin yok olmasında, şeytanın yok olmasında mühim bir vesile olduğunu hadis belirtiyor.

Huzeyfe bin useyt (r.a)’den; “Biz kıyamet hakkında konuşurken Resulullah (s.a.v) çıkageldi.” Bak sürekli sahabeler ahir zamandan, deccalden, Hz. Mehdi (a.s)’dan, Hz. İsa Mesih (a.s)’dan konuşuyor. Bak şu an ahir zaman oldu şu an konuşulmuyor. Ancak biz konuşuyoruz. Belirli insanlar konuşuyor kimse konuşmuyor. Bu, Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa Mesih (a.s)’ın çıkış alametidir. Peygamberimiz söylüyor; Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedilmediğinde, deccalden bahsedilmediğinde, Hz. İsa Mesih (a.s)’dan bahsedilmediğinde kıyamet alametler, başlamıştır diyor, deccal artık çıkmıştır diyor. En mühim alameti çünkü Müslümanlar da bahsetmiyor Mehdi’den çekindikleri için çıkışından, epey bir bölümü bahsetmiyor, deccal taraftarları da bahsetmiyor. Hiç kimse bahsetmek istemiyor. Bir Mehdi çekincesi, bir Mehdi huzursuzluğu yayılıyor. Hem cahil Müslümanların arasında, hem deccaliyet arasında. Ama gerçek müminlerde de müjde, sevinç ve heyecanla Mehdiyet yayılıyor. “Ne konuşuyorsunuz” diye peygamberimiz (s.a.v) soruyor. “Kıyametten bahsediyoruz ey Allah’ın Resulü dedik.” Hemen peygamberimiz (s.a.v) konuya giriyor. “10 alamet görülmedikçe kıyamet kopmaz.” Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru, Duhan, deccal, Hz. İsa Mesih (a.s), Dabbet-ül arz, yecüc mecüc, sayıyor Peygamberimiz(s.a.v). Hz. Mehdi (a.s)’ı, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı sayıyor. “Duman ve deccali de. Bu 10 alamet arasında sayılar” Müslim ve Tirmizi’den rivayet ediliyor.

Dabbet-ül arz için, Dabbet-ül arz bir alet bir makine. Diyor ki, şöyle insanlara seslenecek; “insanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular.” “Samimi iman etmiyorlar der” diyor. Neresi? İnternetten. Mümin Dabbet-ül arz ile karşılaşınca, yüzü inci gibi pırıl pırıl parlayacak. İki gözünün arasına mümin yazılacak.” O bilgisayarın ışığında yüzünde bir parlama oluyor, müminin yüzünde. Yani mümin temizliği görülüyor onun yüzünde. Kâfirde de bilgisayarın ışığında yüzünde bir karartı görülüyor, imani konuları gördüğünde, Kuran’ı gördüğünde, Mehdiyet’i gördüğünde, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı inişini gördüğünde, münafıklarda da, müşriklerde de yüzünde bir karartı oluşuyor. Müminde de bir sevinç oluşuyor baktıklarında. Yeryüzünde bir yıldız gibi seyredecek.” Yani yıldız gibi parlayacak. Hakikaten açtın mı bilgisayarı pırıl pırıl parlar, bir yıldız gibi parlar. “Yerle gök arasında olan herkesin duyacağı bir sesle hitap edecek” diyor peygamberimiz (s.a.v). Dünyanın her tarafında yerler ve gök arasında olan herkesin duyabileceği bir sesle hitap edecek. Dabbet-ül arz ne olmuş oluyor? Açık, bilgisayar. Çünkü bak dünyanın her tarafında yerde olan herkes ve gök de olan herkese hitap edecek diyor. Uçakta ki de görebiliyor, yerdeki de görebiliyor. Bak göktekinden bahsetmesi çok manidar. Gök de halkın olacağını söylüyor peygamberimiz(s.a.v) o devirde. Gökte insanlar olacak diyor, gökte ki insanlar bunu duyacak diyor. Gök vasıtalarındaki insanlar. Daha önceki hadisler hiç gökte insanlardan bahsetmiyor. Ama ahir zamanda gökte insanlardan bahsediyor, gökte olan havada olan insanlardan. “Onlar diyor “bu sesi duyacak” ama “dünyanın her tarafında” diyor. Yerde olan insanlarda dünyanın her tarafında onun sesini duyacak. Bunun bilgisayardan başka bir şey olmadığını görüyoruz. “Doğuya yönelip konuşacak bütün doğulular sesini duyacak. Şam’a yönelip konuşacak bütün Şamlılar sesini duyacak, Yemen’e yönelip konuşacak bütün Yemenliler sesini duyacak. Bu ne demek?  Bir kişi konuşacak internetten, her yerde duyulacak, bu. Şu anda olduğu gibi.

 “O sözün manası kendilerine aleyhinde tahakkuk edip vuku ve zuhuru geldiği zaman” yani ahir zamanda insanlar bozulduğu, artık kıyamet yaklaştığı zaman, kıyametin alametleri belirdiğinde, “yerden bunlar için bir dabbe çıkarılır.” Yerden mamul yani demir, bakır, çinko, kobalt, alüminyum yerden mamul, ayette yerden mamul diyor yerden oluşmuş, “yerden mamul bir dabbe çıkarılır. Ki bu, bunlara insanların ayetlerimize kati bir kanaat beslemez olduklarını onlara söyler.” Tukellimûn diyor Allah, hitap eder. Sadece canlılık özelliği bu! Bir kıpırtı var diyor hareketlenir, dabbabe, debib, yani elmanın çürükteki ilerlemesi, içkinin vücutta gelişmesi gibi. Yavaş hareket eden veya hızlı hareken eden küçük hareketler için de aynı şey söyleniyor. Televizyonda da bu biliyorsunuz küçük küçük parçaların bir araya gelmesiyle görüntüler oluşuyor. Bilgisayarda da öyle oluyor. O debelenme, o hareketlenmeye hadiste dikkat çekilmiş. Hareketlidir diyor ve konuşur. İki özelliği var, bu kadar. Ve “yüzü insan yüzü gibidir” diyor, hitap eden, zaten insan yüzünde hitap ediyor.  Ama sadece hitap ederken diyor bak "tukellimûn" "hitap ederken yüzü insan yüzü gibidir.” Hatta diyor, "sakallıdır." Muhtemelen Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyor hadiste. "Sakallıdır" diyor.

"Oradan hitap eder insanlara Allah'ın ayetlerine insanları çağırır" diyor. "İnsanlar marufu emretmekte ve münkerden nehiy etmekten çekindikleri zaman vaki olacaktır. İlim ve Kuran ilmi azaldığında yerden mamur onlarla konuşacak. Bir dabbe çıkar.  İbn-i Mesud’un sözünü tünebbihunu hum tuheddisi hum kıraatleri tayyit eder" diyor.

"Ona hiç bir kimse yetişemez" diyor. Çok süratlidir. Bir konuşma yaptığında anında. Mesela şuan biz konuşuyoruz Amerika’da anında duyuluyor, inşaAllah. "Kaçan da kurtulamaz" diyor. Çünkü bilgisayarda istemeden görür.

Ama yüzü sakallı, çok manidar. Yani “insan yüzü görünümde çıkar” diyor. “Yüzü insan yüzü gibidir” diyor. “Sakallıdır” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın hitabı hadiste belirtilmiş. Dabbenin varlığında demek ki, Hz. Mehdi (a.s) yüzü görülecek her yerde, inşaAllah.

"Her türlü renk, o varlıkta mevcuttur" diyor. Hakikaten de bilgisayar denildiğinde internete her türlü renk mevcut. Bak, “her türlü” diyor, “renk mevcuttur.” Bu çok müthiş bir detay. Her türlü renk mevcut. Bildiğin sarı, kırmızı, yeşil, hepsi var. Tonları da var.

Bir de küçük bir gözü olacağından bahsediyor hadis. Her bilgisayarda küçük bir kamara var. O gözle görüyor. Hepsinde var bilgisayarlarda. Bak, “domuz gözü gibidir” diyor. Küçük. “Küçüktür” diyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v). O pırıl pırıl parlar. Küçük kamara değil mi? Ortadaki küçük bir cam olarak parlıyor. O da onun gözü işte oradan görüyor insanları, her yeri görüyor.

“Kulağı fil kulağı gibidir” diyor. Açıp kapattığımızda fil kulağı gibi bilgisayar değil mi genişliği? Ancak yavaş açıp kapadığında yani fil kulağı gibi. Çok şahane benzetmiş Peygamberimiz (s.a.v).

Masalı bilgisayarlara da dikkat çekmiş. “Ayakları dev ayağı gibidir” diyor. Bilgisayar masası da, ayakları oluyor bilgisayarda, üstüne konuyor, inşaAllah.

"Beraberinde Hz. Musa (a.s) asası, Hz. Süleyman (a.s) yüzüğü olacak." Demek ki internetten, televizyonlardan Hz. Musa (a.s)’ın asası bulunacak, insanlara gösterilecek. Hz. Süleyman (a.s)’ın yüzüğü televizyonlarda insanlara gösterilecek, bulunacak. Belki zaten bulunmuş durumda, muhafaza ediliyor, ona işaret var evet.

"İmanla tövbe anacak güneş batıdan doğarken kabul edilmez.” Güneşin batıdan doğması, dünyanın başını başka bir yıldıza çapmasıyla dünya dönüş yönünü değiştirecek. Ama kıyamette başlamış oluyor orada. Onun için imtihan kapısı da kapanmış oluyor. O hadiste de zaten buna dikkat çekilmiş.

 "İyilerde sonra kötülük yüz yirmi yıl kalacak." 2120’de açıkça işaret ediyor. İbn-i Beşer (r.a)’dan. "İyilerden sonra kötüler" yani Mehdiyet devri yaklaşık 120 yıl sürüyor. Yani zayıflamasından da içerisine alırsak, tamamen din kaybolmaması şartıyla baktığımızda, 120 yıl tam oturmuş oluyor, inşaAllah. Tabii bu yaklaşık bir tarih. Peygamberimiz (s.a.v)’e sürekli soruyorlar. Hep sorduk, hep sorduk hadisler böyle çıkıyor.

"Güneşle ay boynuzlu iki boğa gibi çıkacaklar." Yani kontrolden çıkacaklar diyor. Yani böyle saldırgan anormal bir görüntü alacaklar. O ona çarpıyor, o ona çarpıyor darmadağın olmuşlar. Her biri ötekini geçmeye çalışacak intizamsız hareketten. Yani “kontrolünü kaybedecek” diyor, Peygamberimiz (s.a.v). "Dünya ehlini büyük bir korku salacak. Anneler yavrularını bırakıp kaçacaklar. Hamile kadınlar korkudan hamileliğini vaaz edecek". Yani “doğuracaklar” diyor, “korkudan." “Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. Doğup ta insanlar onu görünce işte o zaman kadar iman etmiş olmayan hiç kimseye o zamanki, imanlar fayda vermeyecek" diyor.

Enam süresi 158 "Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin, Biz de şüphesiz beklemekteyiz."  İşte bu, dünyaya çarpacak olan yıldızın dünyanın dönüş yönünü çevirmesi olayına Kuran dikkat çekiyor. İki kere vuracağını belirtiyor Allah. "O vuruşu diğer bir vuruş izler" diyor. Çift vuruş. Yani vuruş dünyayı delip geçiyor, spin atıyor, bir daha vuruyor dünyaya. Ondan sonra dünya tersine dönmeye başlıyor. Ve çok intizamsız ve kontrolsüz. Yani “kendini kaybetmiş bir boğaya dönecekler” diyor, Peygamberimiz (s.a.v). “Ay ve güneş çok kontrolsüz olacaklar” diyor. Şu an çok intizamlı düzgün gidiyorlar. Kabe'nin yıkılacağı belirtiliyor. “Kabe'yi, Habeş'ten önce ince ökçeliler harap edecek” diyor. Kimin yapacağına kadar Peygamberimiz (s.a.v) belirtiyor. “Ziynetlerini alacaklar, kisvesiyle tehcir edecekler.” Yani “üstesindeki örtüyü parçalayacaklar” diyor. “Kabe'nin örtüsünü oraya gelecekler” diyor. Ziynetle çünkü altın kaplı ya, o çok acayip onun bilinmesi, Peygamberimiz (s.av)’in onu bildirmesi. “Örtünün üstü altınla kaplı, o altınları alacaklar” diyor. O örtünün altınlarını sökecekler. Kisvesiyle tehcir edecekler. Üstündeki örtüyü de parçalayacaklar, kaldıracaklar. Tecil edecekler.

Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki: “Şu anda görüyorum” diyor, bak “dazlak kafalı ve eli yamuk bir adam” diyor “gelmiş elindeki kürzüyle onu yıkmaya çalışıyor” diyor “Kabe’nin duvarlarına vuruyor” diyor. O kişilerden birini tarif ediyor. Bir ekip olarak gelecekler diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Bak “dazlak kafalı ve eli yamuk” diyor kişilerden bir tanesi, bu Kâbe’yi yıkanlardan biri “şuan görüyorum” diyor Peygamberimiz (s.a.v) “elindeki kürzüyle onu yıkmaya çalışıyor” yani o örtüyü parçalıyor. Oraları kırıp yıkıyor, kapısını kırıyor. Oradaki yani düzgün olan parçaları kırıyor.

“Fitne bütün dünyayı saracak” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Şu an oluyor bu, daha da devam edecek. Yalnız İstanbul’daki olanlara dikkat çekmiş, Medine. Hidayet içinde olacaklar, yani Hz. Mehdi (a.s)’ın bulunduğu insanlar güçlü bir iman içinde olacaklar. Türkiye’ye dikkat çekiyor, özetle. “Zira gerçek halife olan Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olmuşlardır. Hz. Mehdi (a.s)’da İstanbul’dan çıkacağına göre, Medine’nin İstanbul olduğu zaten diğer hadislerde belirtiliyor, büyük şehir anlamında. “Hangi şehir?” diyorlar Peygamberimiz (s.a.v) “Konstantiniyye” diyor. Bak “gerçek halife olan Hz. Mehdi (a.s)’a tabii olmuşlardır” diyor, uydurma değil. “Gerçek halife” yani Hz. Mehdi (a.s), “mevcut olup da onu tanımayan, tanımayıp da ona bağlanmayan kimsenin ölümü, cahiliyet ölümü gibidir” yani “İslam gelmeden önceki insanların ölümü gibidir” diyor Peygamberimiz (s.a.v) “İşte "Din Medine’ye dönecektir" sözünün manası budur.” yani İstanbul’dan iman hareketi başlayacak, ona işaret ediyor. “Sonra, o içinizdeki yaramazları atacak böylece münafıklar ve kötü kişiler oradan ayıklanmış olacaklar” Hz. Mehdi (a.s) cemaatinden münafıkların ayrılacağına işaret ediyor Peygamberimiz (s.a.v) “ve halis iman Medine’de” İstanbul’da “kalacak.” (Kıyamet Alametleri, 257)

 “Beytül Makdis” Kudüs “ve diğer ülkelere böyle olmayacak” diyor. Bütün dünyanın diğer ülkeleri bozulacak diyor, hepsi yani Mekke, Medine dahil. Çünkü İstanbul’da olan Medine’den bahsediyor burada. “Çünkü Kudüs bile bozulacak” diyor. Çünkü münafık ve ehli zamme ve yaramaz kişiler oraları dolduracak” yani “çoğunluğu insanların kötü olacak” diyor, “iyi insanlar olacak ama çoğunluk kötü insanlar olacak” diyor. Hakikaten İslam alemi mahvolmuş durumda şu an.

“Şam’dan bir rüzgar çıkacak” diyor, “Mümin ve Mümine namına ne varsa hepsini helak edecek” diyor. Yani bir savaş çıkacak Şam’da, çok net söylüyor “mümin ve mümine namına ne varsa hepsini helak edecektir. Medine’ye uğramayacağından” yani İstanbul’a, Türkiye’ye uğramayacağından Medine’dekilere bir şey olmayacak” diyor “İşte Tırmizi’nin, Ebû Hureyre’den naklettiği hadisin manası budur.” Bakın “Şam’dan bir rüzgar çıkacak” diyor, net söylüyor “ mümin ve mümine” yani kadın ve erkek müminler “namına ne varsa hepsini helak edecektir.” Şam’da olan şu an bu, açıkça Şam diye geçiyor.

Hz. Mehdi (a.s) ile birlikte mücadele edeceklerdir. Sonra Medine” İstanbul “sarsılacak,” ayrıca İstanbul’da da bir deprem olacağına da işaret ediyor, “münafıklarını içinden atacaktır.” Demek ki, Hz. Mehdi (a.s) cemaatinde esaslı bir münafık hareketi olacak. “Orada halis Müslümanlar kalacak, bilahare Beyt-i Makdis'e hicret edeceklerdir. (Kıyamet Alametleri, 8. bsk, s. 256) “Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri sonra Kudüs’e hicret edecekler” diyor. Yani gezeceklerini anlıyoruz, sabit kalmayacaklar.

“Tilki gelip, Resûlullâh (s.a.v)’in minberine oturuncaya ve kimse kalkıp onu oradan kovmayıncaya kadar Kıyamet kopmaz.” (Ebû Hureyre) Yani camilere çıkıp Tilki gibi böyle, sahtekar bazı hocalar, kurnaz bazı üçkağıtçılar çıkıp Peygamberimiz (s.a.v)’in minberi olan camii minberlerinden halka olumsuz bilgiler verecekler, yanlış bilgiler verecekler. Ve “kimse de çıkıp onlara uyarıda bulunmayacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Ama çok uygun bir üslupla anlatmış.

“Kıyametten kırk sene önce Medine harap edilecek.” Demek ki, İstanbul yerle bir olacak, kıyametten kırk sene önce. Yani bu hem bir depreme de işaret ediyor, büyük bir depreme işaret ediyor-ki, bizim dediğimizle de mutabık. Demiştik değil mi?

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Dediğimizle tam mutabık. Hicri 1506 dedik, işte bir sene farkla tam. Tam mutabık, inşaAllah.

Mukaddes toprağa hilafetin indiğini gördüğünde” yani Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini gördüğünde “anla ki depremler, belabil” belalar “ve büyük işler” yani savaşlar, kargaşa “başlamıştır” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Hz. Mehdi (a.s)’ın İstanbul’a gelişiyle, yer yerinden oynamaya başladı. Bütün dünya birbirine girdi. Halen de devam ediyor, daha da gelişecek, daha da büyük olaylar olacak, Allahualem.

“Yecuc ve Mecuc” benim yine kanaatim; komünistler ve faşistler. Dünyayı istila ettiler, her tepeden akıp geldiler “onlar her bir tepeden akın ederler;” (Enbiya Suresi/ 96) ayetin ifadesiyle insanların da Yecuc ve Mecuc çıktı. Birinci dünya harbi, ikinci dünya harbi ve komünist ve faşistlerin saldırıları ona işaret ediyor. Museviler de bu görüşteler. Yani Hahamlarla görüştüm, onlar da bu kanaatteler.

Hz İsa Mesih (a.s), “O kızıl, kıvırcık saçlı ve geniş göğüslüdür.” Atletik yapılıdır, ince belli. “O, salibi (haçı) kıracak,” (İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s. 182) mesela sahte İsa’lara bakıyoruz, hemen ortasında bir haç. Olmaz, gerçek Hz. İsa (a.s)’da haç olmaz. Haç kullanmaz Hz. İsa Mesih (a.s).

“Şeytanlar, Hz. Mehdi (a.s) devrinde zuhur edip yalan haberler getirecek” diyor. Sahtekar gazeteciler, sahtekar bazı televizyon kanalları yalan haber yayıp insanları Müslümanlara karşı kışkırtıyorlar. Yahut internetten Müslümanların aleyhine yoğun bir kampanya oluyor, “şeytanlar zuhur edip, yalan haberler yayacaklar” diyor Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s) devrinde.

“Birçok kavim, imandan sonra küfre sapacak” diyor. Şu an bu, dünyada geniş çaplı oluyor.

“Yer hazinelerinin dışarı çıkarılması olacak” diyor petrol, altın falan en çok bu devirde, yani dünyanın hiçbir devrinde bu kadar yer hazinelerinin çıkarıldığı olmadı.

“Deccal vücut yapısı bakımından kısa bodurdur.” Darwin’in özelliği mesela, kısa ve bodur bir insan Darwin. “Ayakları yamuktur” diyor, onun da ayakları yamuk, “saçları sık ve beyazdır” saçı sakalı birbirine karışmış zaten resimlerini görüyorsunuz, sık ve beyaz. “Bazen kalas gibi büyüktür.” Yani kütük gibi adamdır diyor. Kalas gibi diyor, hakikaten de öyle, yani saçı sakalı çok ve dağınıktır. Bir rivayette “saçlarının kıvırcık olduğu rüzgar vurduğu zaman kum gibi dağıldığı” anlatılmaktadır. Darwin’in bakın resimlerine öyle rüzgar Galapagos olaylarında bir rüzgar yiyordu saçı sakalı dağılıyordu öyle bir hayat yaşayacağına da işaret etmiş oluyor hadis, inşallah. Bak çünkü detay veriyor “rüzgar vurduğu zaman” diyor. Rüzgar daha ziyade açık gemilerde gidenlerin karşılaşacağı olay. Tarlada olur ama insanlar gizlenir ama gemide mecburen güverteye çıkıyor, dışarıya çıkıyor. Orada da gizlenir ama genelde dışarıda oluyorlar. Ona işaret etmiş. “Medine’ye giremeyecek.” İstanbul’a yani. Demek ki Hz Mehdi (a.s) olduğu için, Darwin’in hiçbir etkisi olmayacak.”Delalet Mesihi olarak ortaya çıkacak “ diyor, insanı dalalete düşüren Mesih. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı da “Mesihü-l Hüda”hidayet Mesih’i yani Mehdiyet Mesih’i deniliyor. Hz. İsa Mesih (a.s)’a hidayet Mesih’i “Mesihü-l Hüda” Mesihü-l Hüdadır Hz. İsa Mesih (a.s)’e, o şekilde hitap ediyor. Deccale de “Mesüd delaleh” Mesihüdelaleh delalet Mesihi. Bak Mesüddelaleh Peygamberimiz (s.a.v) öyle diyor Darwin için, Darwinizm için. Materyalizm için onu diyor “Mesihüddalaleh”delalet Mesihi. Mesela Marksizm de öyle sahte Mesih görüntüsü ortaya çıktı. Sahte Mesih görüntüsü Mesih’in aynısını taklit ediyor. Marx, anne babadan hahamdır haham aileden gelir. Tevrat’ı çok iyi bilen bir insan gelecek olan Mesih-Hz Mehdi (a.s)’a hayran olmuştur. Kendisi dinsiz bir Mehdi olarak ortaya çıkmak istemiştir, tabii Allah batırdı ama Hz. İsa Mesih (a.s)’a “Mesihü-l Hüda” yani hidayet Mesih’i, yani Mehdiyet Mesih’i, “diyerek Resulullah (s.a.v) ayırım yapmıştır” diyor. “Ona Mesih denmesinin sebeplerinden biri, birçok sebebi vardır” diyor  “gördüğü herhangi kör gözü derhal iyileştirirdi. Onun içindir” diyor “elini sürdüğü için kör gözleri açmaya vesile ettiği için, Mesih denmiştir” diyor. “İnce belli olduğu için de Mesih denmiştir” diyor. İnce belli olduğu için de Mesih deniyor. “Annesinin karnından tertemiz silinmiş ve kokulanmış halde doğduğu için.” Vanilya kokuyor mis gibi gül kokuyor, çok şeker. Bir de tertemiz doğmuş. Normal çocuklar doğumda kirlenerek doğuyorlar O nur gibi tertemiz doğmuş annesinden, pırıl pırıl bal gibide kokuyor. “O yüzden de ayrıca ismi Mesih’tir” diyor. Bir de “yeryüzünü tam manasıyla dolaşacağı için de ayrıca Mesih denmiştir.” Birçok nedenden Mesih denmiştir diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Yeryüzünü dolaşacak uzun mesafeler kat edeceği için.” Dünyada gitmediği hiçbir yer kalmayacak Hz. İsa Mesih (a.s)’ın. Çin, Rusya, Amerika, Türkiye, Fransa her yeri tek tek gezecek, Afrika. Hz. Mehdi (a.s)’da gezecek ama Hz. İsa Mesih (a.s) bu yönüyle meşhur. O yüzden Peygamberimiz (s.a.v) o şekilde isim verildiğini söylüyor. Deccal demek anlamı da “hilekar” anlamında, oyun oynayan, doğru konuşmayan insanları aldatan anlamında.

“Ebu Ubeyde’den Nuh’tan” Hz. Nuh (a.s)’dan “sonra hiçbir kavim yoktur ki, kavmini daccale karşı uyarmış olmasın ve Hz. Mehdi (a.s)’ı müjdelemiş olmasın” diyor. Bakın, hepsi Hz. Nuh (a.s)’dan sonra Peygamberler hepsi muntazam hem deccalden bahsediyor, hem de Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyor. Bütün peygamberler “Hz Nuh (a.s) ümmetine ondan sonraki peygamberler ümmetlerini deccale karşı uyarmışlar, Hz Mehdi (a.s)’den de haber vermişler.” “Müslümanlar arasında ayrılıklar ve ihtilaflar baş gösterecektir.” Şu an öyle oldu, mezhepleri ayırdılar cemaatleri ayırdılar. Nurcular bile kendi aralarında bölündüler, birbirleriyle görüşmüyorlar ve ihtilaf sebebiyle kavga var, savaş var zaten. “ Nihayet gökten uzaydan bir el uzanıp görünecek” diyor. Onun resmi var mı bizde?

VTR-Uzayda İnsan Eli Biçiminde Bir Görüntü Oluşacaktır, Bu Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alameti Olacaktır.

ECE KOÇ: Aşkımın yayınına kaldığımız yerden devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Muhittin Arabi el Endülisi’nin Futuhat-ı Mekkiyesi’nden bazı açıklamalar var; “O büyük İmam Mesih kitabının atmış altıncı babında der ki; “Allah’ın bir halifesi olan Hz. Mehdi (a.s), yeryüzü zulüm ve haksızlıklarla dolduğu zaman zuhur edecektir. Yeryüzünü adalet ve sükunetle dolduracaktır. Peygamber (s.a.v)’in yolundan gidecektir, o hiç yanılmayacaktır.” Ahkamda masum. “Çünkü onun görmediği yerde onu doğrultan, doğruyu gösteren bir meleği vardır. Hz. Mehdi (a.s), hastayı sırtında taşıyacak.” Hastaları hep koruyup kollayacak. “Zayıfa yardım edecek. Yani ekonomik yönden güçsüz olanlara fakir olanlara yardım edecek. “Misafirperver olacak” misafiri sevecek. “Hakkı ayakta tutanlara yardım edecek” yani bütün Müslümanlara İslam’ı Kuran’ı yayan herkese yardım edecek, destek olacak. “Dediğini yapacak” bir şey söylediğinde, mutlaka yerine getirecek diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Bildiğini söyleyecek” kimseden çekinmez diyor Peygamberimiz (s.a.v). Bildiğini söyler diyor. “Allah ona o kadar güç verecek ki, bir gece içinde zulmü ve bidatleri ortadan kaldıracak.” O biattan sonra, Hz Mehdi (a.s)’a bir gece içinde her yer sakinleşiyor. O, “kavgaya gerek yok, kardeşiz” diyor, herkesin kanaati geliyor. Kısa bir konuşmadan sonra bitiyor iş. İnşaAllah.

“İslam’ı ikame edecek, İslam’ı ihya edecek. Önemsenmez bir hale geldikten sonra İslamiyet, İslamiyet’e tekrar kıymet kazandıracak. Ölümünden sonra İslamiyet’i diriltecek” diyor, inşaAllah. ” Aslında cahil bahil ve korkak olan bir adam, hemen alim cömert ve cesur olacak” onun yanında olan insanlar. “Çizi işlemini kaldıracak” yani Hrıstiyanlardan, Musevilerden vergi almayacak diyor. Öyle güzel bir ortam yapıyor. Yani öyle bir huzur öyle bir güzellik ortamı var ki, artık böyle bir şeye ihtiyaç kalmıyor. “Allah’a davet edecek kendisine karşı geleni perişan edecek” diyor. İlmi irfanıyla. Kafa tutanı da perişan edecek” diyor. İlimle irfanla. Dini, İslam’ı Resulullah (s.a.v)’in zamanında olduğu gibi, aynen tatbik edecek.” Sahabe devri gibi olacak diyor. “Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak.” Hanefi, Hanbelî, Maliki, Şafii, Şii, Vahabi hiçbir mezhep kalmayacak. Bütün mezhepleri kaldırıyor. Sadece İslam kalıyor. “Halis ve hakiki dinden, İslam’dan başka hiçbir mezhep kalmayacak. Düşmanları, ehli içtihad alimlerin mukallitleri olacak.” Yani Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafii, Şii alimlerin bir kısmı ona düşman olacak diyor. Mukallit onlar, mukallit alimler. Onlar düşman olacak diyor. “Çünkü onlar, Mehdi (a.s)’ın kendi mezhep imamlarının mezheplerinin tesire hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklar.” Bunlar ne yapıyor, uymuyor diyorlar. Bediüzzaman da onun için diyor; “Mehdi (a.s)’ın işi bambaşka olacak” diyor. Sungur Ağabey’e öyle demiş, “bambaşka olacak” demiş. “Fakat karşı da gelemeyecekler” diyor. “Çekinecekler” diyor Mehdi (a.s)’dan. “Onun açık düşmanları karşıtları fukuha olacak” cahil alimler. Yobaz takım bağnazlar açık düşmanı olacak diyor. “Çünkü halk arasında bir imtiyazları kalmayacak. Halk arasında aşağılanmış olacaklar.” Yani adilikleri karaktersizlikleri sapıklıkları anormal düşünceleri hurafeci ve müşrik karakterleri açıklandığı için, rezil olmuş olacaklar. “Halk arasında bir imtiyazları kalmayacak” diyor. “Ahkâm hususunda da ilimleri azalacak.” Cahil olacaklar diyor, bilgisiz olacaklar. “Mehdi (a.s)’ın gelişiyle alimlerin hükümlerdeki anlaşmazlıkları da giderilecek.” Hanefi’ye göre, Maliki’ye göre, Şafii’ye göre böyle diyorlar ya, hepsi kalkacak diyor. “Bağnaz bazı fakihler, onun ölümüne fetva verirlerdi” diyor. “Lakin, Allah ona bir güç verecek ve cömertliğini hakim kılacak, ondan hem korkacaklar, hem de bir şeyler umacaklar” diyor. Yani para, imkan. Yani sahtekarlıklarını Peygamber Efendimiz (s.a.v) ne güzel anlatmış. Bak hem korkak, hem bir şey umuyor. “Onu en çok Küfe’deki arifler sevecek” diyor. Yani Aleviler, Şiiler daha çok sevecekler diyor. Sünniler hakikaten biraz Mehdi (a.s) konusunda az hadis rivayet etmişler. Yani o biraz garip. Dikkat çekecek bir şey. Ehli Beyt konusunda da biraz, Şiilere göre daha az bir muhabbet üslubu geliştirmiş, bir kısmı. Mesela Alevilerde çok coşkundur, Şiilerde çok coşkundur. Hem Mehdi (a.s) sevgisi coşkundur, hem Ehli Beyt sevgisi coşkundur. Ama Sünnilerin bir kısmında bu zayıftır biraz. “Talebeleri memleket işlerinin ağırlıklarını onunla paylaşacaklar.” Hz. Mehdi (a.s)’ın dokuz büyük yardımcısı olacakmış, dokuz büyük veziri. Baş veziri, Hz. İsa Mesih (a.s). Ama ayrıca dokuz tane veziri var. A9’u soranlar, şimdi daha iyi aydınlanmış oluyorlar herhalde. “Allah haklarında şöyle buyurmuştur; Ahzap Suresi 23. Mehdi (a.s) ve talebelerine bakıyor” diyor ayet, “Allah’a verdikleri sözlerinde durmuşlardır.” Ahzap Suresi 23. Şeytandan Allah’a Sığınırım “Allah’a verdikleri sözlerinde durmuşlardır.” Allah için biz mücadele edeceğiz, İslam’ı yayacağız, Kuran’ı yayacağız, Hz. Mehdi (a.s)’a sadık olacağız ve Allah’a verdikleri sözü yerine getiriyorlar. “Yardımcıları Arap olmayacak.” Detaylara bak. “Diğer milletlerden olacak.” Türk, Çerkez, Laz, Kürt, Boşnak. “Fakat, Arapça konuşanlarda olacak diyor aralarında. Fakat, Hz. Mehdi (a.s) Arapça bilmez diyor Peygamberimiz (s.a.v). Yani Hz. Mehdi (a.s)’in, Mekke’den Medine’den Arabistan’dan çıkmayacağını bu açıkça gösteriyor, Şam’dan çıkmayacağını açıklıyor.  Çünkü o ülkede olmuş olsa, anadili oluyor, nasıl bilmesin? “Arapça bilmez” diyor. Türkiye’den çıkacağının bir delili de bu, inşaAllah. Türkiye’de mesela Harf Devrimi’nin yapılması da çok manidar. Çünkü Harf Devrimi olmasa yine bilirdi. Harf Devrimi olduğu için bilemiyor. Kaderde Cenab-ı Allah hepsini ona göre yaratmış. Harf Devrimi de demek ki bir hayırlı hikmetle yaratılmış. “Allah’a hiç asi gelmemiş bir hafızı bulunacak” diyor, Hz. İsa (a.s)’ı kast ederek. “Allah’a hiç asi gelmemiş” masum, “bir hafızları bulunacak, o vezirlerin gözdesi güvenilir kimselerin en emini olacak.” Baş vezir. Hz. Mehdi (a.s)’ın en güvendiği kişi. Hz. İsa Mesih (a.s). Ve “Allah’a hiç asi gelmemiş” diyor. Ve hafız. Kuran’ı su gibi ezbere biliyor. Tevrat’ı da ezberden bilecek, İncil’i de ezberden bilecek Hz. İsa Mesih (a.s). Müthiş bir zekâya sahip. Oradan da anlayacağız Hz. İsa Mesih (a.s) olduğunu. Bediüzzaman’da da var mesela bir sayfaya bakıyor, bir kere bakıyor, su gibi ezberliyor, hepsini biliyor. Ama tek bir kere okuması yetiyor. Yani bir kere bakıyor, tamamını su gibi biliyor. Bilmiyorum dünyada var mı öyle insan, çok nadir oluyor. Hz. Mehdi (a.s)’da ahkâmda masum. Hiç hata yapmıyor. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın, Türk milletinden olmadığını vurgulayan bir şey var. “O, onların kavminden değildir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “İsrail oğullarındandır” diyor, köken olarak. Hz. İsa Mesih (a.s), Hz. Mehdi (a.s)’a çok benziyor yüzü. Yani o da şaşırılacak bir konu olacaktır. Sima olarak çok benzeyecek. Halbuki 2000 yıl önce gelmiş bir peygamber ama Hz. Mehdi (a.s)’ a baya bir benzeyecek yüzü. Bedeni benzemiyor ama yüzü benzeyecek.

BEYZA BAYRAKTAR: Tüm peygamberlerin benzerliği gibi mi, ayrı bir benzerlik mi? Görünüşü olarak.

ADNAN OKTAR: Tabii, peygamber heybeti oluyor. Alışılmış bir şey değil. Hz. Mehdi (a.s)’da da var o. Peygamberimiz (s.a.v) diyor; “Allah, peygamberle verdiği heybeti, Mehdi (a.s)’a da verecek.” Yani olağanüstü bir insan görünümünde olacak. Böyle sıradan bir insan görünümünde değil Hz. Mehdi (a.s). Hz. İsa Mesih (a.s)’da öyle, yüzünden anlaşılıyor, olağanüstü birisi olduğu anlaşılıyor. Ama zekâsı, aklından anlayacağız. Bir de annesinin babasının olmaması dünyada. Kimsesi olmayacak, bir de oradan anlayacağız. Dindarlığı, dürüstlüğü, üslubundan. Ama açıkça ben İsa’yım demiyor. Hüsn-ü zan edilecek. Talebeleri de anlıyorlar ama açıkçada hiç söylemiyorlar kimseye. Ama kendi aralarında aynı o diyorlar. Her yönden benziyor diyorlar. Ama o vahiy alacak, fakat kendi sorumlu ondan. O da kendinin İsa olduğuna, çok çok hüsn-ü zan eder, çok çok zannı galiple kanaati gelir. Ama net olarak ben İsa Mesih’im demez, inşaAllah. Zımmen kabul eder, Allahualem diyecek, herhalde benim diyecek, inşaAllah.

Bugün bu kadar olsun, yarın devam edelim, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü