Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (17 Ekim 2013; 11:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DAMLA PAMİR: Canım sevgilimin sohbetine başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Şeyhimiz dünyanın en tatlı Şeyhi Kıbrıs’ta televizyon kanalına röportaj yapmış, acayip sevimli. Müthiş tarih bilgisi var, muazzam detaylara giriyor. Çok şeker Şeyhin Şah Sultanımız Şeyh Nazım Kıbrısı El Hakkani Hazretleri, dün çok iyiymiş, maşaAllah. Meşhur devriyesi şahanesine çıkmış. Devriye değil bak devriyeyi şahane. Evvelsi gün Şeyh Bahaddin Efendi Hazretleri’yle Şeyh Mehmet Hazretleri, Şeyh Adnan Hazretleri selam söylemişler. Bayramımızı kutlamışlar Allah razı olsun. Bende şeyh Bahaddin Efendiye, Şeyh Mehmet Efendiye, Şeyh Adnan Efendi’ye selamlarımı sunuyorum, ellerinden öpüyorum. Şeyh Bahaddin Efendi de tevazu göstermiş, Allah razı olsun. Çok sevimli o bayağı, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Şemdinli’deki otuz dördüncü hudut tugay komutanlığında vatani görevlerini yapan askerlerimiz dün bayram namazını komutanları ile birlikte kıldılar. Sonra hep birlikte kurban kestiler.

ADNAN OKTAR: Adı üstünde Mehmetçik. Bak görüyor musun aslanlarıma maşaAllah. Kınalı kuzu, maşaAllah aslan onlar. Allah hepsine uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin.

DİDEM ÜRER: Yine Şemdinli’de tugay komutanlığı ilçe merkezi ve köylerde yaşayan vatandaşlar için bayramlaşma programı düzenlendi. Yöresel kıyafetlerle gelen Şemdinli’ler nizamiyede çiçek ve şekerle karşılandı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel, çok hoş olmuş. MaşaAllah, yakışmış evet.

DİDEM ÜRER: Başbakan yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ; “kılık kıyafete karışan devlet anlayışının terk ettiklerini” belirterek “yani ben senin bıyığına karışırım, topuğuna karışırım, makyajına karışırım, başını örtüp örtmediğine karışırım. Bunlara uymazsan da dünyayı sana dar ederim, bu devlette sana ekmek yedirtmem diyen devlet anlayışını ortadan kaldırdık” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu da çok güzel, örtü örtmeme makyaj, makyajlı olmama, kılık yada kıyafet bu güzel olmuş. Hem başörtülü hem başörtüsüz hanımlara saygı hürmet onlara koruyucu kanatları germek bu ifadeler de açıkça görülüyor.

DİDEM ÜRER: Türkiye’nin Mit müsteşarı Hakan Fidan hakkında geçen hafta Wall Street Journal’da Washington Times Gazeteleri’nde bir haberler çıkmıştı. Bu günde yine Washington Times’da David İgnatius’un bir yazısı çıktı, Davos’ta başbakan oturumunu yöneten kişi. O da, Sayın Hakan Fidan’ın bazı bilgileri İsrail’e ajanlık yapan İranlı on ajanın bilgisini İran’a verdiğini söylüyorlar. Bu şekilde bir kampanya başlatıldığı iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: Bir insan kendi ülkesinin aleyhine ajanlık yapar mı? Hainlik bu, çok büyük adilik. Bir İsrailli, İsrail’in aleyhine gidip İran’a bilgi verse, bu da hainliktir, ahlaksızlıktır. Hakan Hoca gidip söylediyse, iyi etmiş. Ama tabii adamların cezalandırılmalarını istemem. Ama hain olduklarını bilsinler, kendilerini toparlasınlar, o yönden iyi olur. Ama asıp kessinler hapsetsinler istemem tabii, kimsenin canının yanmasını istemem. Bir insanın kendi ülkesi aleyhine nasıl hainlik yapar, çok büyük karaktersizlik. Hakan Hocam adaletsiz bir şey yapmaz, makul olmayan bir şey yapmaz. Bir de ne malum öyle bir şey olduğu? Vesveselenmiş de olabilirler, öyle bir şey oldu mu, ne biliyorlar öyle bir şey olduğunu. Hakan Fidan Hocam bizzat gelir, başında durur, konuşur, tespit ederler olur. Bunlar tahmin zan yani, ya böyleyse. Bıraksınlar tahmini.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bu istihbarat bilgisinin 2012 yılında verilmesine rağmen, şu anda gündeme getirilmesinin ilginç olduğunu söylüyor bazı kişiler.

ADNAN OKTAR: Belli bir yamukluk olduğu. Düşün, İsrail’de on kişi var, İsrail’in aleyhinde bilgi veriyor. İsrail delirir öyle bir şeye, illet olur. Bu şerefsizlik namussuzluktur. Nerede olursa olsun hainlik. Bir insana yakışmaz, çok kötü.

DİDEM ÜRER: Melih Duvaklı’nın haberine göre; “Öcalan’ın son dönemde dini mesajlar vermesinin ardında, Hizbullah ve PKK arasındaki gerilim olduğu” söyleniyor. “PKK’nın Suriye kolu PYD, uzun sürerdir el Nusra gibi Hizbullah destekli örgütlerle çatışıyor” diye bildiriliyor.

ADNAN OKTAR: El Nusra, Türk Hizbullah’ı, El Kaide, PKK’nın baş edeceği gibi örgütler değil. Çünkü PKK kanun tanımıyor ama burada önemli nokta var, El Kaide hiç tanımıyor. Müthiş dezavantajları var, birde Allah adına ortaya çıktıkları için, PKK’nı orada tutunacak hiçbir dalı kalmaz. PKK’nın yapacağı; İttihad-ı İslam’ı savunup, Türk İslam Birliği’ni savunup, barışın tesisinde rol almak. Bunun dışında silahlı mücadelede mahvolur, söyleyeyim, yerle bir ederler, açık açık söyleyeyim. Türk ordusu gibi uyarı yapacak, kanuni gelişmeler olacak, savcı gelecek olay yerine, adamları götürecekler, adamların toplam karar vermesi yargılaması hükmün infazı, bir dakika alıyor. Soruyor sen nesin, adam açıklıyor namazın şartları ne söyle diyor, bir iki tanesi eksik oldu mu, çek aşağı diyor. Kurşunu başına sıkıyor bu kadar. İlgilenmiyor da zaten çekip gidiyor. Başkaları ilgileniyor. Yani gayri nizami harp, gayri nizami harple PKK baş edemez. Bölgede çok dindar birde içlerinde Hizbullah’ta var, dolayısıyla hiç direnecekleri yönü olmaz.  Türk ordusu gibi karakolda beklemezler onlar. Her yerdeler, her an her yerde karşılaşabilirler. Üstelikte deli cesareti var, çok pervasızlar. Dolayısıyla büyük tehlike olduğunu görmüş Abdullah Öcalan. PKK’yı yutacak bir tehlike olduğunu görmüş. PKK zaten fikren de direnemez onlara. Halk dindar, bağnazlığa açık insanlar çok oralarda, dolayısıyla karşı tarafın gücü ezici olarak fazla. Yapılacak şey kongre toplanmak değil, bir an önce Mehdiyet’e tabi olup, İttihad-ı İslam’ı oluşturmaktır.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: New York Times’da yayınlanan haberde; “Türkiye’de başörtüsü yasağının demokrasi işareti değil, aksine laik cumhuriyete karşı sinsi bir adım olduğu” iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Olur mu ne alakası var? Bütün millet çok rahatsızdı insanlar, çok onur kırıcı. Hastaneye geliyor geri gönderiyorlar. Resmi bir binaya giriyor geri gönderiyorlar kapıda çocuklar imtihana girecek aç başını diyor. Kameraların gözü önünde başını açıyor. Çocuk inanmış ona farz olarak. Korkunç ızdırap çekiyor başını açarken, eziyet çekiyor orada hissedilebiliyor. Bu eziyete ne gerek var? Başörtülü girmek istiyorsa girsin sana ne, nur gibi çocuklar. Dekolte hanımlarda girsin, başı açık hanımlarda girsin, hepsine saygı duyulsun, türbanlıda girsin.

Geçen günler Cihat, hamile kadınlarda bahsediyormuş. Kadın diyormuş “böyle içgüdüsel olarak toprak yemeyi ihtiyacı duyar. Gider toprak yer” demiş. Ne alaka psikolojik bozukluktur toprak yer mi? İçgüdüsel ihtiyaçta duymaz kadın. O zaman gider çelik yalaması lazım. Olmaz öyle şey. Kadın ilkel olan şeyleri yapmaz. Bu bilgide yanlış. Bazı gelenekçi kardeşlerimiz çıkıyor, “insanın içgüdüsel olarak kan dökme ihtiyacı vardır, kurban bayramında kan döker, ferahlarız” diye. Kuran’da Cenab-ı Allah kanı, Müslümanlara tiksinti verecek bir özellik olarak belirtiyor. Ve cehennem azabı olarak belirtiyor kanı. Kandan Müslüman irkilir ve rahatsız olur. Cehennem azabıdır kan, kanı görmeye tahammül edemez rahatsız olur. Sen ne diyorsun? “Müslüman’ın içgüdü olarak müthiş bir kan dökme arzusu varmış, garip sesler çıkarıyormuş kanı gördüğünde." Vampir mi Müslüman, kanı görünce o kadar heyecanlansın? Çok tedirgin olur Müslüman kandan. Hatta hanımlar bayılır kan gördüğünde. Kan tutar insanları birçok insan kan gördüğünde bayılır. Allah Kuran’da, bunu bir azap unsuru olarak, cehennem de bir acı unsuru olarak belirtmiştir. Günahkarların çekeceği azabın bir yönüdür bu. Dolayısıyla Müslüman’ın böyle hayvani bir içgüdüsü yoktur. Kan ihtiyacı yoktur. Hayvanlarda kana meraklı değildir. Hayvan acıkıyor, karşıdaki hayvanı pirzola gibi görüyor. Bu kadar basit. Karışık bir şey yok. Hazır biftek gibi görüyor, taze biftek gibi gidip yiyor. Hayvan oturup onu ızgara yapmıyor. İnsanlar ızgara yapıp yiyor. Onlar da çiğ yiyor. Bu, başka bir şey yok.

Didem Hocam dinliyorum.

 DİDEM ÜRER: Avrupa Birliği komisyonu, Türkiye ilerleme raporunu açıkladı. Raporda, demokratikleşme paketi ve yargı reformundan olumlu yönde bahsedildi. “Çözüm sürecine de değinilen raporda hükümetin terörü durdurma ve ülkeyi terk eden PKK üyelerin güvenli geçiş sağlama konusunda kararlı hareket ettiği” belirtiliyor. Ergenekon davasına da değiniliyor. “Raporda “karar demokratik yolardan seçilmiş hükümeti yıkmak amacı güden bir suç anın varlığını teşhir etmiştir” deniliyor.

ADNAN OKTAR: Evet, en önemli icraatı işte hükümetin; iddia edilen Ergenekon terör örgütü ve çeteler. İddia edilen Ergenekon örgütü bir örgüt ama yani onun altında palazlanmış çok fazla bir çete ordusu var. Bunu durdurdu hükümet. Ve hakikaten sakin, huzurlu bir ortam oluştu. Bu çok güzel. Ekonomi de normal akışında. Bağnazlık iddiaları oluyor ama hükümet zaman zaman yaptığı açıklamalarla bu iddiaları dengeleyecek bir çizgide.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu; “Suriye sınırına duvar çekilmesinin barışın işareti olamayacağını” söyledi. Tanrıkulu; “Suriye sınırına duvar olmaması için mücadelemiz sürecek” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani?

DİDEM ÜRER: Muhtemelen Suriye sınırındaki çatışmalardan dolayı duvar yapılacak herhalde, ona karşı Sayın CHP Genel Başkan Yardımcısı da istemediklerini belirtiyor.

ADNAN OKTAR: Yani kurşun geliyorsa. Ama duvar da öyle baş olacak bir şey değil, her halükarda kurşun gelir.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Hocam kaçak geçişleri engellemek için yapıyorlar ve ışıklandırma sistemiyle birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri yapıyor.

ADNAN OKTAR: Kaçak geçiş.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Evet, kontrollü olması için geçişlerin.

ADNAN OKTAR: Yani duvara gerek yok. Daha uygun bir üslup olabilir. Birçok teknik imkan var. Duvar sıkıcı bir şey. Görünüşü kötü oluyor. Teknolojinin daha uygun, daha kaliteli imkanları varken, öyle kaba Çin Seddi gibi bir şey olması, biraz garip durur.

Evet, dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Özcan Tikit; “Türkiye’nin hava savunma füzelerini Amerika yerine Çin’den satın almasının nedeninin, Çin’in uygun bir bütçe teklif etmesi ve ilgili füzelerin ve kontrol sistemlerinin Türkiye tarafından üretilmesine izin vermesi olduğunu” yazmış. “Türkiye’nin artık Amerika tarafından çantada keklik olarak görülmemesi gerektiğini” ifade etmiş.

ADNAN OKTAR: Yani füze bunlar değil de, Türkiye’nin barışa, kardeşliğe, İttihad-ı İslam’a ihtiyacı var. Türkiye füzesiyle, tankıyla, topuyla kimseyi ezemez. Yani ezmek amacında değil. Türkiye barışla, sevgiyle İttihad-ı İslam’ı oluşturacak bir ülkedir. “Biz tankla, topla İslam’ı hakim edeceğiz, İttihad-ı İslam’ı oluşturacağız” demedik. Bilakis tankı, topu kaldıracağız biz. Her türlü askeri malzeme kalkacak. Sadece insanların ihtiyacı olan buzdolabı, çamaşır makinesi bu tip ihtiyaçlar imal edilecek. Adam öldüren hiçbir şey imal edilmeyecek. İnsan öldürmeyi amaçlayan hiçbir faaliyet yapılmayacak. Haramdır insan öldürmek. İnsan öldürmeyi amaçlayan faaliyet yapılır mı? O amaçla fabrika kurulur mu? Roketler yapılır mı? Uçaklar yapılır mı? Obüs topları, tankları yapılır mı? Ve bu vahşet boyutlarında artık şu an dünyada. Bunu durduracak olan, yine Mehdiyet’tir. Anlasalar da, anlamasalar da, Allah onlara anlayacakları bir zemini oluşturuyor.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin size mesajı var Hocam; “Önceki gün Mersin’de canımın içi, nur yüzlü aşkım Hocamın eserlerinden 60 tanesini otellere hediye ettik. Ayrıca 2000 tane broşür dağıtımı yaptık. Etkinliğin sonunda nereden kedi bulacağımız düşünürken, miyav diye bir ses duyduk. Sanki resmimi çekip Hocama gönderin der gibi bize poz verdi, maşaAllah. Sevgi öğretmenimiz, nur yüzlü Hocamızın ellerinden öpüyor, Kurban Bayramını kutluyoruz” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Allah ne güzel rast getirmiş. Hem de tekirin tatlısı, gürbüzü. Uyanık bir şeye de benziyor, maşaAllah.

“Öncelikle gizli şirke değindiğiniz için sizleri tebrik ederim.” Şeytandan Allah’a sığınırım, “O’na (Allah’a) yönelin. Allah’a ulaşmayı dileyin ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namazı kılın) Ve böylece müşriklerden olmayın. Allah’a gönülden dilemez isek müşrik olmuşuzdur” diyor. “Buna değinirseniz sevinirim” diyor. “Allah’a gönülden dilemez isek” Mümin zaten akşamdan sabaha kadar Allah için yaşıyor. Allah aşkıyla yaşıyor, Allah için yaşıyor. Allah’ı anarak, Allah’ı severek, her şeyde Allah’ın rızasının en çoğunu arayarak yaşıyor. Mesela şu an konuşuyoruz, Allah rızası için konuşuyoruz. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapıyoruz, sevgisini kazanmak için yapıyoruz. Dolayısıyla zaten öyle.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz 12 Ekim’de İzmit’te 500 adet broşür dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanlarıma. Aman Allah’ım, benim canım da kedilerine kavuşmuş, onun mutluluğu içerisinde. Allah çocukları da çok tatlı, kedileri de çok tatlı yaratıyor. Ne güzel dünya, maşaAllah.

Şimdi dekolte konusu, dünyanın en önemli konularından bir tanesidir, kadınların özgürlüğü. Yani rejimler ona göre yıkılıyor. Rejimler ona göre güçleniyor. Kadına karşı olan her rejim yıkılıyor, her düşünce yıkılır. Hepsi mağlup olur. Tarihe bakın hep böyledir. Kadını seven, kadını kollayan muzaffer olmuştur. Kadın çünkü dünyanın en önemli süsüdür, en güzel kalitesidir dünyanın. Yani Kurani değerleri tenzih ediyorum, mevcut, maddi, insani, bedeni olarak kadının üstüne bir süs, güzellik yoktur. Kadın baskı altında olduğunda, biz de mutlu olmayız, neşeli olmayız. İnsan mesela bir tane bile çocuğu hapiste olduğunda huzurlu olmuyor, rahat etmiyor. Kadınların üstündeki baskı kalktığında biz neşeli, sevinçli oluyoruz, rahat oluyoruz. Biz hayatı güzelleştireceğiz. Binalar güzel olacak, insanlar güzel olacak, hayvanlar, bitkiler güzel olacak. Her yer, her şey güzel olacak.

“Yayın hayatınızı tebrik eder, başarılar dilerim, inşaAllah. Sizi zaman zaman izliyordum. Şimdi muntazam izliyorum. MaşaAllah çok kapsamlı ve derin analizleriniz var” diyor. Hakikaten yaptığımız analizler, alışılmışın dışında oluyor ve açık, doğru oluyor. Demagoji de yapmıyorum, lafı uzatmıyorum da. Adamlar program yapıyorlar, beş saat konuşuyor, hiçbir şey de çıkmıyor sonucunda. Benim açıklamam 1,5-2 dakika sürüyor, hadi 2 dakika diyelim. Ama olayı tam, net, doğru olarak açıklayan bir analiz olmuş oluyor. Yani hiç kimse “hayır” demiyor, “bu yanlıştır” demiyor.

“Merhaba Hocam, ben ilk başlarda size sinir oluyordum. Neden biliyor musunuz?” diyor, “çevrem sizi öcü gibi gösteriyordu. Yaklaşık bir aydır izliyorum sizi ama aklımdaki bütün fikirler değişti, size çok bağlandım, çok ama çok fazla seviyorum” diyor. Gaziantep’ten Şahin Bey. Okulunun bölümünü de yazmış. Çok şeker. Eskiden müminlere ahir zamanda deniyor ki, “Eminler hain bilinir, hainler emin bilinir.” Ahir zamanın özelliği bu. Özellikle Hz. Mehdi (a.s)’ı işaret eden bir hadistir bu. Hz. Mehdi (a.s)’a yönelik bir hadistir ve Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerine yönelik bir hadistir. Ahir zamanla ilgili zaten. Ama insanlardan gerçeği ne kadar saklayabilirsiniz? İnsanlar beni görüyor işte televizyonda, radyoda. İstediğin kadar aleyhte propaganda yap. Bak 25 senedir propaganda yaptılar aleyhimde, etrafımız nur gibi güzel insanlarla dolu, bütün dünyada müthiş etkili bir kültür faaliyetimiz var, 300’ün üzerinde kitap, 76 yabancı dilin üzerinde çeviri, binlerce internet sitesi, binlerce CD ve yüz binlerce, milyonlarca kitabım dünyada her yıl satılıyor ve okunuyor, milyonlarca. Ne güzel mutluluk, maşaAllah.

EBRU ALTAN: Dünyanın en etkili insanları size hayran, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Didem Hocam ben gidiyorum, yarın görüşürüz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü