Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (21 Ekim 2013; 11:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Yakışıklı sevgilimin güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun aşkım.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, uluslararası topluma İran’a yönelik baskıyı arttırma çağrısında bulundu.

ADNAN OKTAR: Ne diye arttıracağız, nasıl yani?

DİDEM ÜRER: İran’ın yıllardır uluslararası toplumu aldattığını söylüyor.

ADNAN OKTAR: Doğru.

DİDEM ÜRER: Ve “Sanırım” diyor “şu ana kadar sözlerden başka bir şey görmedik. Baskı arttırılarak devam etmeli. Eğer baskı azalırsa, nükleer silah tesislerini kapatıp dağıtma ihtimali azalacak İran’ın” diyor.

ADNAN OKTAR: Yok, çoktan yapmıştır atom bombası o. Olur mu öyle şey? Bir de ayrıca baskı maskı dinlemez onlar. Yani çünkü orada İsrail bağımsız bir ülkeyle muhatap olduğunu düşünüyor. Yani yalnız bir ülkeyle. Öyle bir şey yok. Rusya, Çin, İran, bunlar ittifak halindeler. İran’a vuran, Rusya’ya ve Çin’e vurmuş olur. Çin’e vuran, İran’a ve Rusya’ya vurmuş olur. Bu ittifakın nasıl farkında olmaz İsrail? İnanılır gibi değil. Suriye’nin çökmemesinin nedeni de o. Suriye şu an iskelet halde ama iskeleti yürüyor. Yani tek sebebi Rus desteği ve Çin desteğidir. Atom bombasının alasını yapar adamlar. Yapmaz olur mu? Çoktan yapmışlardır. Belki sayısını arttırıyorlardır. Öyle bir konu olmaz. Ve civar ülkelerin hepsinde var atom bombası. Pakistan’da var, Rusya’da var, Türkiye’de de var. NATO tesislerinde mebzul miktarda atom bombası var.

Evet dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Rusya muhalefetinden Liberal Demokrat Parti Başkanı Vladimir Jirinovksi, Rusya’nın başkenti Moskova’da Türk-Rus Kültür Merkezi’nin düzenlediği Kurban Bayramı programında “Türkiye’yi çok seviyorum. Birlikte Ortadoğu’ya dönelim” dedi.

ADNAN OKTAR: Putin iyi. Putin akıllı, o bayağı uyanık. Çok yaman bir tip. Ondan istifade edilebilir. Yani bir an önce Türk İslam Birliği’nin oluşması için onu da içine alan, Obama’yı da içine alan bir birlik, bir meclis oluşturmak lazım. Toplu karar alıp, dünyayı sevecenlikle idare etmek lazım. Hz. Mehdi (a.s) tek kendi başına, tek başına karar verip hareket etmeyecek. Hristiyanlarla hareket edecek. Mesela Putin Hristiyan, Obama da Hristiyan. Birlikte hareket edecekler. Aynı masada olacaklar, birlikte karar alacaklar. Ama Hz. Mehdi (a.s) tabii bir sevgi öğretmeni olduğu için sevgi hakim olacak.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Jirinovski de; “Rusya’da Müslüman ve Hristiyan topluluklarının barış içinde bir arada yaşadıklarını” söylemiş. Ve “herhangi bir sorun olmadığını, hiçbir gerginlik olmasın. Her zaman barış içinde olalım, Müslüman-Hristiyan birlikte bayram kutluyoruz” demiş.

ADNAN OKTAR: Öyle de, şimdi pratikte öyle olmuyor işte. Yani Hz. Mehdi (a.s)’sız olmaz. Çünkü dünyanın hali, pratik bunu gösteriyor. Pratik önemlidir. Her zaman kardeşlikten bahsedilir ama bir baş olmayınca, İslam alemi böyle oluyor. Hristiyan alemi de başsız kaldığı için, inançlarından geri adım attığı için, zaten Hristiyanlık diye de bir şey kalmadı. Ne kiliseye giden var, ne dua eden var. Rusya’da dinsizlik çok yaygın. Amerika’da çığ gibi yayılıyor. Evanjeliklerin sayısı çok azaldı. Bir tek Teksas’ta falan yoğunlar. Hristiyanlık tasaffi ediyor, Müslümanlığa dönüşüyor ama dönüşürken de tabii ateistler de oluşuyor. Fakat sonuçta Hz. İsa Mesih (a.s)’ın nüzulüyle deccaliyet, o dinsiz meslek mahvolacak Bediüzzaman’ın ifadesiyle. “Cismi beşerisiyle” diyor, “Semavatta bulunan şahs-ı İsa aleyhisselam’ın -bizzat şahsının-  semavi nüzulü (gökten inmesi) kati olmakla beraber” diyor Bediüzzaman. Bediüzzaman “görmediğimi anlatmadım” diyor. Ne gördü? “Allah adına yemin ediyorum” diyor, “İslam hakim olacak hicri 1400’den sonra” tarih veriyor 1400’den sonra, “Allah adına yemin ediyorum” diyor. “Hicri 1506’ya kadar bir hakimiyet göreceksiniz” diyor. “Ama ondan sonra bozulma olacak” diyor. “1543’e kadar hicri, sonra da 1545 gibi de kıyamet kopacak” diyor. Dünya ihtiyarladı bitti dünya. Dünyada bir şey yok. Nereye baksan gidin bakın mesela Bebek’teki binalara bakın hep eskimiş, hasta, Etiler’e gidiyorum hasta. Her yer çürümüş. Paris’e gidin her yer, bütün binalar hasta, çürümüş vaziyette. Bütün dünya çürüdü. Son anlarını yaşıyor yani. Son bir dirilme var Hz. Mehdi (a.s)’la, ondan sonra bitiyor. Hz. İsa Mesih (a.s) ile Hz. İsa Mesih (a.s), daha çok siyaset aleminde, öyle dünyada dikkat çekecek faaliyeti olmayacak Hz. İsa Mesih (a.s)’ın. Daha çok gizlendiği için. Ama Hz. Mehdi (a.s) çok zahiri, açıktır. Zahir, açık, galibane. İsa Mesih gizli galibane. Hz. Mehdi (a.s) zahir, açık, galibane, inşaAllah.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Cem Küçük; “Genelkurmay Elektronik İstihbarat adlı dinleme ve istihbarat kurumunun Elektronik Sistemleri isimli kurumun, 2012 yılında MİT’e bağlanmasıyla, Amerika ve İsrail’in Türkiye’deki ajanlık faaliyetlerinin sekteye uğradığını ve asıl rahatsızlık veren durumun bu olduğunu” yazmış. “MİT artık Amerika ve İsrail’in yaptığı bu sistemle her operasyonu izleyebilir hale geldi” diyor.

ADNAN OKTAR: Yani kötü mü etti? Devletin bir şeyden nasıl haberi olmaz? Tabii ki haberi olacak. Bu zaten aksi bir şey olmuşsa hata olmuş, yanlış olmuş. MİT yurt dışında olan şeyleri bilmiyorsa, yurt içinde olan şeyleri bilmiyorsa zaten fonksiyonu yok demektir. Olur mu öyle şey? MİT’e bir çekidüzen vermiş Hakan Hocamız gördüğümüz kadarıyla. O delikanlının da çok üstüne gidiyorlar. EvelAllah, Allah’ın korumasında. Niye destekliyorum Hakan Hocayı? Dindar. Niye destekliyorum? Çünkü Türk İslam Birliği’ni savunuyor. Nereden anlıyorsun? Dünyanın gelişmelerini görüyoruz. Nerede hayır, orada Türk MİT’i, maşaAllah. Hep harbi delikanlılardan oluşuyor, maşaAllah. Eskiden biraz solcu vardı, tatsız tuzsuz olaylar oluyordu eskiden. Artık onlardan da hiç tıs çıkmıyor. Herhalde bir şekilde ya geri çekildiler, ya etkisiz hale geldiler. Eskiden çok sesleri çıkardı kenardan köşeden. Şimdi ama çıkmıyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Suriye’nin Hama kentinde tam 1,5 ton patlayıcı yüklü araçla düzenlenen intihar saldırısında 30 kişi yaşamını yitirdi.

ADNAN OKTAR: Anlamadığım 1,5 ton olduğunu nereden biliyorlar? Herhalde tahmin ediyorlardır “bu kadar” diye. Bu kadar patlayıcıyı nereden buluyor bu adamlar? Ama bütün ülkeler imal ediyor. Yani her yerde imalat, seri imalat var. Sorun olmuyor demek ki onlar için.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Beşar Esad rejimiyle muhaliflerin bir araya geleceği Cenevre’deki barış konferansı için Arap Birliği 23 Kasım tarihini belirledi.

ADNAN OKTAR: Ne olacakmış sonra?

DİDEM ÜRER: Muhaliflerle Esad rejimini anlaştıracaklarını düşünüyorlar ama.

ADNAN OKTAR: Öyle bir olay olmaz. Olur mu? Adamlar Suriye’yi tamamen teslim alıncaya kadar hiçbir şekilde yakasını bırakmazlar, öyle bir konu olmaz. O arada sürekli çatışırlar. Bunlar hep sallama siyaset. ‘Laf olsun dolma dolsun’ o tarz.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Gezi olaylarının ardından Türkiye ile müzakere masasına oturmak istemeyen Almanya geri adı atıyor. Çeşitli kaynaklara göre ertelenen Bölgesel politikalara ilişkin olarak 22. faslın yeniden açılması bekleniyor. Kaynaklar Avrupa Birliğinin Türkiye ile Kasım ayı başında yeniden müzakere masasına oturacağını söylüyor.

ADNAN OKTAR: İyi, güzel müzakere etsinler. Bunlar bu kadar uzayacak şeyler değil. Suriye’nin işi bu kadar, İran’ın işi bu kadar uzayacak şeyler değil. Mehdiyet olmuş olsa, İran atom bombası ne alaka “kardeşim bırak böyle işleri” dersin. Bomba değil, çocukların şekere, tatlıya, oyuncağa ihtiyacı var. Kadınların güzel kıyafetlere ihtiyacı var. İnsanların yiyeceğe ihtiyacı var. “Böyle boş işlerle uğraşmayın” dersin, konu biter. “Bütün atom bombalarını kaldıralım” dersin, oradaki radyoaktif maddeler hastanelere dağıtılır, nükleer enerji santralleri yapılır oralarda kullanılır, konu biter. Boş yere ızdırap çekiyor dünya, bir türlü işin içinden çıkamıyorlar. Bol bol laf. Mehdiyet’in özelliği pratik olması.

Bak Şeyh Nazım Hocam ne diyor, canım benim, “bana versinler Suriye’yi, 40 günde düzeltirim” diyor. Doğru söylüyor, daha önce söylemiştim ya aynısı bak Şeyhimiz. Mısır’da ne dedi “hepiniz evinize gidin” dedi “konu biter” dedi Şeyh Nazım Hocam, daha bu olaylar ilk başladığında. Kan da akmaz, hiçbir şey olmaz gibi konuştu Şeyhimiz. Sözünü dinlemediler. “Gidin evinizde oturun” dedi. Fitne olduğunda geri çekilmek, fitneyi yatıştırır. Fitnenin üstüne gittiler. Şu an çok güçlü olurlardı, geri çekilmiş olsalardı. Buyurun hadi siz geçin o zaman deselerdi iktidara, biz muhalefette kalalım ne yaptığınızı bir görelim deseler, akıl almaz güçlenirlerdi, yüzde doksanlara çıkardı güçleri. Çünkü demokrat oldukları, hırslı olmadıkları, sevecen oldukları, makul oldukları ispatlanmış olacaktı ama inatçı bir kişilik içinde oldukları, makul olmadıkları imajını verdiler, kadınlara karşı soğuk ve mesafeli gelenekçi İslam anlayışının bazı katı yönleriyle davrandılar. Öyle bir yapıyı dünyanın hiçbir yeri kabul etmez. Dünyanın kabul etmemesini önemli görmüyorlar. Dünyanın kabul etmemesi ne demek? Senin bütün vatandaşların dünya ile bağlantı halindeler. Senin vatandaşlarının da yarıdan çoğu kabul etmiyor. “Olsun” diyor “oyun yarısı bende” diyor. Olmaz. Sen yarı oy alacaksın ama diğer yarıyı asıl koruyan kollayan olacaksın, ana görevlerinden biri o olacak, diğer yarıyı tam koruyup kollamak olacak. Onların inançlarına, değerlerine dokunmayacaksın, tedirgin etmeyeceksin.

Didem Hocam dinliyorum.   

DİDEM ÜRER: Esad’ın Türkiye sınırındaki Rojava Kürtlerine “biz dostuz” mesajı gönderdiği ve orduya “Kürtleri öldürmeyin” mesajı verdiğine dair bir haber vardı. Esad aynı zamanda Kürtlere haklarını vermeye hazır olduğunu da belirtmiş.

ADNAN OKTAR: At atabildiğin kadar. Hep kitle halinde öldürdü, şehit etti. On binlerce, yüz binlerce Kürt kardeşimizi zehirli gazla yok etti. Şimdi de hakkınızı vereceğim diyor, hakkını avucuna koyacağım demek istiyor. Onun kastı hakkınızı vereceğim diye değil, mahvedeceğim anlamında söylüyor. Bu.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bekir Bozdağ, Twitter hesabında Hakan Fidan ile ilgili açıklamalar yapmış. Özetle şöyle söylüyor “Hakan Fidan’ın vatana, devlete, bayrağa ve bağımsızlığa sadakati tam ve tartışılmazdır. Olumsuz haberler bu değerlere sadakatindendir ve Sayın Başbakanımızın Fidan’ı atamasının ne kadar doğru stratejik olduğunu bu haber ve yorumlar tekrar göstermektedir” diyor.

ADNAN OKTAR: Hakan Fidan Hocamız’a kimse bir şey diyemez. Diyorsa da, boşa konuşur. Sorun yok. O Musevi arkadaşa da uyarı yazısı göndermiştik. “Ben öylesine dedim” diye cevap vermiş. “Tabii ki öldürülmesini istemem” demiş “öyle bir şey yok ama öylesine söyledim” demiş. Ama tabii yine de hiç yakışmamış. Olgun bir insanın konuşacağı bir söz değil. Museviler sevgi insanlarıdır, şefkat insanlarıdır. Tevrat hep barışı, sevgiyi, kardeşliği insanlara anlatır. Komşuyu sevmeyi anlatır. Ve Müslümanları, Museviler ehli iman olarak görürler. Yani Müslüman olarak görürler, mümin olarak görürler. Nuh-i olarak görürler, Hz. Nuh (a.s) Peygamberin ümmeti olarak görürler. Dolayısıyla Müslüman’a bu tip bir söz söylenmesi yakışık almaz. Doğru olmamış sözü. Musevi’ye olgunluk gider, nezaket gider. Cenab-ı Allah Musevileri övmüş. Ve onlara güzel vaatlerde bulunmuş Cenab-ı Allah. İlerde Moşiyah’ın geleceğini, güzel günler göreceklerini söylemiş.  Onun olgunluğu içinde olmaları lazım. Onun nezaketi içinde olmaları lazım. Böyle avami, sıradan konuşmalar, kabadayıca sözler iman ehline yakışmaz. Bir Musevi’ye yakışmaz. Ve Museviler hakkında da kötü imaj içerisinde olan insanlara da malzeme verir. Verdiğimiz emekleri de boşa çıkaran bir çalışma olur.

Kısa bir ara verelim devam edelim.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Derin aşkla sevdiğim Bebeğimle sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Ama hakikaten Allah’ın bu kadar güzel yaratması mucize. Ceylan, Yasemin, Beril her biriniz ayrı, her halükarda güzelsiniz.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Elhamdülillah, maşaAllah

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İlk Kürtçe Kuran basıldı Hocam, inşaAllah. Suudi Arabistan Kralı, Kral Abdullah finanse etti. Kürtçe konuşulan coğrafyalarda dağıtımına başlanacağı belirtildi yakında. Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan yönetimi tarafından da halka dağıtılacak, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel, maşaAllah. Bazı kardeşlerimiz var mesela sadece Kürtçe biliyor. Baya iyi olur.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kaçırılan Türk Pilotları, “kendilerini bir anda cehennem gibi bir ortamda bulduklarını, her gün Allah’a dua ettiklerini, sabırla her gün yeni bir umut beklediklerini” söylediler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Demek ki, Allah’a iltica etmelerine vesile olmuş, imanlarına vesile olmuş, güzel olmuş, hayır olmuş. Hidayet bulmaları, hidayetlerinin güçlenmesi, imanlarının güçlenmesi, hürriyetin kıymetini bilmeleri, Allah’ın gücünü görüp, O’na teslim olmaları, birçok yönden hayır olmuştur. Kaçıranlar da tabii günaha giriyorlar. Bir Müslüman’ı alıkoymak haramdır.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir kardeşimiz şöyle yazmış; “İstanbul’dan gelen kardeşlerimizle bizim fakirhane de ahir zaman sohbetleri yapıp. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru ve İttihad-ı İslam’ın bir an önce kurulması için dua ettik. Nur Hocamız’ın aşkla ellerinden öpüyor, hayır dualarını bekliyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, sofra çok güzel olmuş. Tam Tokat işi. Baya güzel. Cennet sofrası gibi, maşaAllah. Allah cennette daha da güzellerini nasip etsin. İman ziyafeti çok güzel.

DİDEM ÜRER: Hocam, Tokat’tan yazıyor kardeşlerimiz, maşaAllah

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İman ziyafeti var. Taam ziyafeti var. Hepsi Allah’tan, Allah’a Hamd olsun, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Polis Bakım ve Yardım Sandığı Poy San’ın emniyete iki adet makam aracı hibe etmesine ilişkin Facebook’ta yer alan bir habere “maşaAllah” yazan polis hakkında Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı soruşturma başlattı.

ADNAN OKTAR: Ne bakımdan? Alay mı ettiğini düşünüyorlar?

DİDEM ÜRER: Şöyle söylüyorlar; “ ’MaşaAllah’ yorum yaptığınız iddia ediliyor, bu yorumu neden ve hangi amaçla yaptığınızı ayrıntılı bir şekilde açıklayarak ifade vermenizi istiyoruz” deniyor raporda.

ADNAN OKTAR: Yani acayip olan ne var orada?

DİDEM ÜRER: Belki bir ihtimal samimi olarak değil de acaba estağfurullah kelimeyi tenzih ederim alaycı bir şey olarak mı düşündüler?

GÖRKEM ERDOĞAN: Polislerin üzerinde böyle bir baskı olduğu söylüyorlar. Ne konuşulacak, ne söyleyeceklerinin belirli olması gerekiyormuş.

ADNAN OKTAR: İyi niyetli olmadığından şüphelenmişler anladığım kadarıyla.

DİDEM ÜRER: Muhtemelen olabilir.

ADNAN OKTAR: Bence gerek yok. “MaşaAllah” diyorsa, “Allah razı olsun” dersin. Velev ki, alaycıysa bile alayında boğulur zaten o. Mühim olan güzel bir kelime kullanmış “maşaAllah” demiş.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Emniyet Sen Başkanı Faruk Sezer ‘maşaAllah’ kelimesinin soruşturulmasına şöyle tepki gösterdi; “Emniyet teşkilatı keyfi uygulamaların merkezi oldu. Polislerin sosyal medyayla bağını koparıp tekdüze bir kişilik yaratmaya çalışılıyor. Bu insanların konuşmasını, düşünmesini böyle yasakçı zihniyetle engelleyemezler. Emniyet’te teknoloji ilerlemiş olabilir ama zihniyet hâlâ çok geride” demiş.

ADNAN OKTAR: Yani polislikte disiplin gerekir, doğru da, daha arkadaşça, dostça, sevecen bir üslup olması lazım. Sevgisiz polis, tabii polisin içinde olmaması lazım. Vatanını, milletini, devletini, bayrağını sevecek polis. Hükümeti desteklemek zorundadır polis. Yani hükümetle uğraşamaz. Hangi hükümet gelirse gelsin, desteklemek durumundadır.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Roma’da on binlerce gösterici, hükümetin açıladığı yeni ekonomik tedbir paketini protesto için sokaklara döküldü.

ADNAN OKTAR: İyi temiz hava alırlar, iyi olur. Sanki sokağa dökülünce ne olacak, yine aynı şeyler olacak. Daha da hükümet açmaza girer, daha da zora girer. Onunla olmaz. Allah’a dönecekler. İslam’a dönecekler. Allah’ı sevecekler, birbirlerini sevecekler. Hırsızlık, şu, bu alabildiğine yayılmış durumda İtalya’da. İnsanlar aşkla, muhabbetle Allah’a sevgi duymaları lazım. En derin aşkla, en derin muhabbetle. Ve Allah’ın yarattıklarına da sevgi duymaları lazım. İtalyan halkı genelde sanatçı millettir, güzel huylu, güzel insanlardır. Ama onlar da çok ezildiler, dizsizliğin cenderesinde perişan oluyorlar. Yoksa İtalyanlar dindarken dünyanın en sanatçı milletiydi. Ama dindarlıklarını kaybettiler, bak ünlü markalarda bambaşka bir şey oldular. Bütün kaliteleri gitti. Bütün güçleri gitti. Sanat üretemiyorlar, bir şey geliştiremiyorlar. Yani hiçbir markada hiçbir şey yok. Eskiyi taklit ediyorlar ama çok kötü taklitler. Bazı markalar için diyorum.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz Adapazarı’ndan bir kardeşimiz Merkez Mithat Paşa mahallesinde broşür dağıtımı yapmış. Size sevgi ve hürmetlerini iletiyor.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma aferin, maşaAllah. Elhamdülillah, çok iyi olmuş.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, İran’da narkotik suçu nedeniyle ıslah edilip idama mahkûm edilen bu kişi hayatta kalmıştı. İyileştikten sonra bu cezası yeniden infaz edilecekti. Fakat İran’ın dini liderlerinden Golpaygani; “kaderinde yaşamak varmış” diyerek cezanın uygulanmaması çağrısı yaptı. 

ADNAN OKTAR: O kadar eziyet, bir kere asmaları münasebetsizlik. Yani rejimin korkunçluğunu gösteriyor. Hapset, en fazla hapsedersin. Asmak ne demek? Bir de o kadar işkence sonucu, yine “bir daha asalım” diyorlar, müthiş bir zulüm. Rejimin korkunçluğu acımasızlığı bu. Bu da çok küçük bir yönü.

Allah’ın bunları böyle fıtrat fıtrat yaratması, hayret. Hiç kimseye benzemiyor bu. Ses tonu, üslup, kişilik acayip farklı.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: “PKK’nın Öcalan’ın söylediklerini yapmadığını sadece yapar gibi göründüğünü” anlatan İbrahim Güçlü, Kürt siyasetçi ve yazar, “PKK yöneticileri Öcalan’ın söylediklerini yapar görünüyor. Asıl kendi çıkarlarını, kendilerini yöneten güç odaklarını ve devletlerinin çıkarlarına uygun hareket ediyorlar” dedi. Ve “PKK’nın değişmediğini aksine her geçen gün nüfus alanını genişlettiğini” vurguladı.

ADNAN OKTAR: Öcalan’ı dinlemez olurlar mı dinlerler, neden dinlemesinler? Nereden anlamış dinlemediğini?

DİDEM ÜRER: Herhalde Hocam bu müzakere süreçleriyle ilgili bazen Kandilli, Öcalan arasında farklı ifadeler oluyor, onları kastediyor.

ADNAN OKTAR: Tamam da, mesela bir tane örnek?

DİDEM ÜRER: Örnek vermemiş Hocam.

ADNAN OKTAR: Yok, olmaz öyle. Öcalan ile tam mutabıklar. Uyumlu olmayan tek bir hareketleri yok. Bana söylesinler. “Şu uyumlu değil” desinler duyayım, anlayayım. Öyle bir şey yok. Mesela geri çekilmeme falan o doğru, bilgi dahilindedir tabii. Öyle şey olmaz.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Çin’in Şanghay kendinde yaşayan bir çift üç çocuklarını İ-phone, bilgisayar ve ayakkabı almak için satmakla suçlanıyor. Toplamında on üç bin dolar paraya sattıkları iddia ediliyor.

 ADNAN OKTAR: Çocuk çok şeker. Kediye benziyor acayip tatlı. Orada din yok, iman yok, şefkat yok, komünist dinsiz imansız yetiştiriyorlar, materyalist yetiştiriyorlar. Allah korkusunu bilmiyor, o da olur, başka şeyde olur. Zaten ailenin anlamı yok bir komünist için. Çocuk zaten devletin mülkü olması gerekiyor komünizmde. Aileye ait olmuyor çocuk.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam kardeşlerimiz Mersin’de otogarda seferi olanlara 51 adet kitabınızı 500 adet A9 tanıtım broşürü Mersin Residance Oteli’ne de Yaratılış Atlası hediye etmişler. “Sizin nurlu ellerinizden öperiz dualarınıza talibiz” demişler.

ADNAN OKTAR: Aferin ne güzel çalışma ne güzel gayret. MaşaAllah hem Yaratılış Atlası da gittiği yeri Allah’ın izniyle nura gark eder, çok güzel aferin, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Azerbaycan’dan Şafak kardeşimiz kızı Betül’ün resmini gönderdi Hocam. Sizi çok seviyormuş Betül. Resimde yanındaki oyuncak bebekte çok sevdiği Rus çizgi film kahramanı Maşa’ymış.

ADNAN OKTAR: Ama çok şık olmuş acayip güzel, arkadaşı Maşa’da çok güzel, kendide çok güzel. Ona büyük bir dikkatle bakıyor güzel ama kıyafetler muhteşem olmuş, başörtüsü her şey. Dişleri de tavşanlar yemiş, bayağı şeker bal. Allah ömrünü uzun etsin, cennet kuzusu olsun, inşaAllah. Ahirette kardeşimiz olsun, Hz. Mehdi (a.s)’a Hz. Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe olsunlar, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Yoksulluk ve yaşanabilirlik oranlarında Türkiye’nin en geri kalmış illerinden gösterilen Hakkari’nin, yer altı kaynaklarından oldukça zengin olduğu ortaya çıktı. Hakkari’nin krom, kurşun ve çinko gibi önemli maden yataklarına sahip olduğu ifade edildi ve bölgede 40 milyon tonluk kurşun rezervinin olduğu söylendi.

ADNAN OKTAR: 40 milyon ton, maşaAllah.
Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Norveç’te tiyatrocu Svein Tindberg, Hz. İbrahim (a.s)’la ilgili, sergilediği oyunla ilgili olarak “Kuran’ın hem benim hem de oynadığım oyun üzerinde çok büyük tesiri oldu. Fakirlere, yetimlere ve birbirimize sahip çıkmak her dinde işleniyor ve bu her din aynı yaratıcıdan bahsediyor” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, her yerde hayır haber, her yerde güzellikler.

Yunus Suresi 39. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Hayır onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar.” Yahut henüz daha tahakkuk etmemiş. Ortaya çıkmamış mesela Hz. Mehdi (a.s) veya Hz. İsa Mesih (a.s), o anlama geliyor bu kelime. Kendilerine henüz yorumu gelmemiş anlamına da geliyor, henüz ortaya çıkmamış vaat anlamına da geliyor. Henüz daha zuhur etmemiş, Allah’ın vaadi anlamına geliyor. “Hayır onlar ilmini kuşatamadıkları” Mehdiyet ve Hz. İsa Mesih (a.s) ile ilgili bilgileri ilmini kuşatamadılar o yüzden geceleri gündüzleri anlatıyoruz, bazı kişiler anlamaları için, “ve kendilerine henüz” bu olay tahakkuk etmemiş, vaat daha oluşmamış, daha görmemişler. Ama daha tahakkuk etmeden yalanlıyorlar. Ne diyor ayette? “Bir şeyi yalanladılar onlardan öncekilerde böyle yalanlamışlardı.” Peygamber gelecek deniyor, yalanlıyorlar. ‘Yok’ diyorlar ‘gelmez, Hz Musa’dan sonra peygamber gelmez’ dediler, Hz. İsa (a.s) geldi. ‘Hz İsa (a.s)’dan sonra peygamber gelmez’ dediler Hz. Muhammed (s.a.v) geldi. ‘Hz Yusuf (a.s) zamanında’ demişler, ‘Hz Yusuf (a.s)’dan sonra peygamber gelmeyecek’ dediler, yine peygamber geldi. ‘Hz Mehdi (a.s) gelmeyecek’ diyorlar, geliyor. ‘Hz. İsa Mesih (a.s) gelmeyecek’ diyorlar, geliyor. “Hayır onlar daha ilmini kuşatamadıkları” daha o konuda bilgiye ulaşamamışlar, detaylı bilgileri yok. Ahir zaman hadislerini bilmiyorlar, Kuran’daki işretleri bilmiyorlar. Kuran’da Hz. İsa Mesih (a.s) geleceğine ait ayetlerden haberleri yok. Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadislerin bu kadar sahih olduğundan haberleri yok. “Ve henüz tahakkuk etmemiş henüz daha zuhur etmemiş bir olayı yalanladılar.” Şu anda da Hz. Mehdi (a.s)’ı yalanlıyorlar değil mi? Hz. İsa Mesih (a.s)’ı da yalanlıyorlar, halbuki Hz. Mehdi (a.s)’da, Hz İsa (a.s)’da hak. Yunus Suresi 39, bu gerçeğe dikkat çekiyor. “Onlardan öncekilerde böyle yalanlamışlardı” hep böyle yaparlar diyor Cenab-ı Allah. “Zuhur etmeyecek, olmayacak” derler diyor. “Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak” Allah bunu zulümlerinden dolayı böyle yapıyor diyor. Tek amaçları zulüm diyor. Zalimliklerinden dolayı anlamazlıktan geliyorlar diyor. “Nasıl sonuca uğradıklarına bir bak” diyor, yani onlara içi savaş dış savaş, belalar, hastalıklar, devletlerinin yıkılması, kargaşa, açlık, hayat pahalılığı ile zulmedeceğim diyor Allah. Vaat edilen gerçekleri inkar ettiklerinde. “Onlardan ona inanlar var ve inanmayanlar da vardır. Rabbin bozgunculuk çıkaranı daha iyi bilir.” Mesela Hz. Mehdi (a.s)’in, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geleceğine inanda var, inanmayanda var. “Rabbin bozgunculuk çıkaranları daha iyi bilir.” Yani Müslümanları bölen, bozan bütünü bozduğunda, ona bozgunculuk denir. Parça parça ayırdığında, Müslümanları birbirine düşürdüğünde buna bozgunculuk denir. “Eğer seni yalanlarsa” senin doğru söylemediğini iddia edip yalan söylediğini iddia ediyorlarsa “onlara deki; benim yaptıklarım benim.” Ben İslam’ı tebliğ edeceğim, Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğini söyleyeceğim, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geleceğini söyleyeceğim, “sizin yaptıklarınız da sizindir” sizde inkar ediyorsunuz, kabul etmiyorsunuz, ‘gelmeyecek, bu bir iddiadan ibarettir sadece, yüz yıllar sonra gelecek’ başka şeyler diyebilirler. “Benim yaptıkların benim sizin yaptıklarınız sizindir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız” benim dediklerimi yapmaktan uzaksınız. “Bende sizin yaptıklarınızdan uzağım” bende sizin gibi bağnaz değilim. “Onlardan seni dinleyecekler vardır.” Peygamberimiz (s.av)’a hitap etmekle beraber, ahir zamana hitap ediyor ayet. “Onlarda seni dinleyecekler vardır.” Yani Hz Mehdi (a.s)’ın talebeleri, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebeleri “ama hiç duymayan sağırlara üstelik hiç akılları ermiyorsa, sen mi duyuracaksın?” Aklı ermiyor diyor Allah, sen mi duyuracaksın? “Ve sana bakacak olanlar vardır.” Bakıyor ama boş bakıyor anlamsız bakacak olan. “Ama kör olanlar, üstelik basiretleri de yoksa sen mi doğru yola ulaştıracaksın?” Kör, üstelik basiretleri de yok. Kör dediğimizde, klasik kör anlamında değil, manevi kör. Körlük mükemmel bir şeydir imtihan yönünden, insanı üstün kılar. “Ama kör olanları” üstelik basiretleri de kör “yoksa bu kadar açık delile rağmen” anlayamıyorsa “sen mi doğru yola ulaştıracaksın?” Sen mi hidayetlerine vesile olacaksın? “Şüphesiz Allah insanlar hiçbir şeyle zulmetmez, ancak insanlar kendi nefislerine zulmediyorlar.”  Anlamazlıktan geliyorlar, bütün dünya şu an kendine zulmediyor. Darwinizme, materyalizme inanarak, Mehdiyet’e tabi olmayarak, Müslüman alemi paramparça olarak kendilerine zulmediyorlar. Şeytandan Allah’a sığınırım “Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arya toplayacağı gün” yani kıyamet günü 45. ayet, 1545’e bakıyor. “1545’te kopacak kıyamet” diyor Bediüzzaman 45. ayet. “Sanki hiç ömür görmemişler gibi” başka bak diyor ki “gündüzün bir saatinden başka” bir saat kaldığını düşünüyor, “gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi, onları bir araya toplayacağı gün onlar birbirini tanımış olacaklar.” Bütün küfür birbirini tanıyor orada, bütün Allah’ı inkar edenler hepsi birbirini tanıyor. “Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır” orada müthiş bir hüsrana uğrayacaklar diyor Allah, “onlar hidayete ermiş kimseler değillerdi.” Yani Mehdiyet’i kabul etmiş “Hadi” isminin tecellisi olan, Mehdiyet demek, Allah’ın Hadi isminin tecellisi, “hidayete ermiş kimseler değildi” yani Allah’a inanmamış Allah’ı sevmemiş, onlara bağlanmamış Allah’a bağlanmamış, Kuran’a bağlanmamış insanlardı. Yani Allah’ın iman etmelerini istediği konulara bağlanmamış. “Her ümmetin bir Resulü vardır” diyor ayetin devamında 47. ayette, bir imamı vardır bir lideri vardır, “onlara imamları” liderleri “geldiği zaman” ebcedi 2021 tarihini veriyor. Çok manidar, inşaAllah.

Bugün bu kadar olsun, yarın devam edelim, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü