Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (24 Ekim 2013; 12:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Aşkım, bir tanemle programımıza başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü HDP’ye geçmek için BDP’den istifa ettiler.

ADNAN OKTAR: Hayırlı uğurlu olsun.

DİDEM ÜRER: Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Emrehan Halıcı da görevlerinden istifa etti.

ADNAN OKTAR: O niye?

DİDEM ÜRER: İddiaya göre “seçmen kütüklerini güncelleme projesi kapsamında Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin’le tartışan Emrehan Halıcı’nın ayrılık kararı aldığı” söyleniyor.

ADNAN OKTAR: CHP’de bölünme olmaz, CHP bütün olsun. CHP daima zinde, güçlü, dinamik parti olarak ortada olması lazım. Muhalefet önemlidir. Muhalefeti zayıflatmak, iktidara da zarar verir. Muhalefet iktidarın kalitesini arttırır, gücünü arttırır, dinamizmini arttırır. O yüzden bölünmelere karşıyız. Evet.

DİDEM ÜRER: Alman Hükümeti “Başbakan Angela Merkel’in cep telefonunun Amerikan istihbaratı tarafından takip edildiği bilgisine ulaştıklarını” açıkladı.

ADNAN OKTAR: Kendi ülkesi de dinliyordur. Herkes dinler. Telefon dinlemek zor bir şey değil ki. Özel bir yetenek gerektiren bir şey de değil. Her ülkenin istihbaratı isterse dinler telefonu.

DİDEM ÜRER: Hocam, Başbakan Erdoğan dün Kosova ve Arnavutluk başbakanlarıyla birlikte Kosova’da havalimanı açılışına katıldı. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama; “Başbakan Erdoğan zor günlerde de, güzel günlerde de dostumuzdur. Bu halk hiçbir zaman Kosova’nın bağımsızlığı için onun verdiği çabayı unutmayacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Kosova koç yiğit kaynar. Evlad-ı Fatihan’dır. Osmanlı torunlarıdır, Avrupa’daki bakiyemizdir, candır, bozulmamışlardır. Aslanlaşmış, daha da güçlenmiş, daha da yaman hale gelmiş parlak ümidimiz onlar, heyecanımız. Allah onların şevkini arttırsın, sayılarını arttırsın, güçlerini arttırsın, ilim ve irfanlarını arttırsın. Allah her yerlerini nur kılsın. Avrupa’daki süsümüz. Medar-ı iftiharımız Kosova. Allah hepsine yardımcı olsun, iyilik, güzellik, bereket, bolluk versin. Evet.

DİDEM ÜRER: Kosova Başbakanı Haşim Taçi de; “Başbakan Erdoğan Kosova’nın bağımsızlığı için Türkiye’nin kararı hazır diye aramıştı. Bunu hiçbir zaman unutmayacağız. Desteğiniz için teşekkür ediyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: EvelAllah. Gün gelecek, Kosova’yla Türkiye birleşecek. İttihad-ı İslam içerisinde, Türk İslam Birliği içerisinde birleşecek, inşaAllah. O güzel günler çok yakında. Bu Avrupa’nın da kurtuluşu olacak, dünyanın da kurtuluşu olacak inşaAllah. Evet.

DİDEM ÜRER: Kosova’da Başbakanımızın da katıldığı bir toplantıda Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ve Kosova Başbakanı Haşim Taçi’ye sizin kitaplarınız hediye edildi. Ve kitaplar hakkında bilgi verildi.

ADNAN OKTAR: Hangi kitaplar?

DİDEM ÜRER: Yaratılış Atlası kitabı Hocam.

ADNAN OKTAR: Süper, çok güzel olmuş.

DİDEM ÜRER: MaşaAllah. Kendileri kitapları inceleyerek beğenilerini dile getirdiler. Ayrıca Başbakanımıza da Yaratılış Atlası hediye edildi. Kendisi “Kitabın diğer ciltleri de var mı?” diye sormuş ve diğer ciltleri de kendisine ulaştırıldı, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a Yaratılış Atlası’nın bütün ciltlerini hediye ettiler.

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: İyi, çok güzel olmuş, maşaAllah. Var mı resmi görebiliyor muyuz?

DİDEM ÜRER: Bir videomuz var Hocam, uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

VTR-Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan’a Yaratılış Atlası hediye ediliyor.

ADNAN OKTAR: Çok iyi olmuş. Kitabı Kosova devlet erkanına da hediye edelim, Yaratılış Atlası’nı. Yani hükümet üyelerinin tamamında bulunsun. Tayyip Hocam bak bir ciltle yetinmiyor. O yaman, maşaAllah, o hepsini istiyor. Hepsini hediye ettiler değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet Hocam, ulaştırıldı, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İyi, güzel maşaAllah. Tayyip Hocam’ın ilmi, irfanı çok iyidir. Darwinizme, materyalizme şiddetle karşıdır, yaratılışa inanır. Hele şimdi elinde o atlaslar varken, Tayyip Hocam’ın yanına kimse yanaşamaz, söyleyeyim. Çok iyi olmuş. İyi maşaAllah, elhamdülillah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: AK Parti sözcüsü Sayın Hüseyin Çelik, gazetecilere açıklamalarda bulundu. Çelik, MHP lideri Devlet Bahçeli’yi eleştirirken ODTÜ tartışmalarıyla ilgili olarak da; “ODTÜ de bizimdir, Ankara Büyükşehir Belediyesi de. ODTÜ ormanları kamu malıdır. Kurumlar baki, şahıslar fanidir. Gökçek kıyamete kadar büyükşehir başkanı olarak kalmayacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii geçici yani mesela bir dönem olduğunu düşünelim, yerine başka bir belediye başkanı geçer. ODTÜ hakikaten Türk milletinindir. Ankara da Türk milletinindir, onu demek istemiş. Ama biraz daha şerh, biraz daha açıklamada fayda var böyle şeyleri, biraz alengirli görünüyor. Bir de insanların birçoğu şüpheci zaten. Yani her şeyin altında bir şey arıyorlar. Derler ya, öküzün altında buzağı aramak tarzında. O tip şüphecilikler olduğu için iyi şerh, iyi açıklama, detaylandırma önemli.

Evet, dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Lice’de 1993’te uğradığı suikast sonucu şehit edilen, dönemin jandarma bölge komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’la ilgili soruşturma tamamlandı. Gizli tanık ifadelerine dayanan iddianamede “Aydın’ı, dönemin Jitem tim komutanı öldürttü” denildi.

ADNAN OKTAR: Olabilir ama tabii onu açıklığa kavuşturmak lazım. Yargı kararı gerekir onun için. Mahkeme karar verir, Yargıtay onaylar. O zaman tamam, doğrudur o zaman.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili açılan davada da hakkında yakalama kararı çıkarılan 38 gündür aranan Erhan Tuncel yakalandı. Tuncel asayiş şubesine girerken yüksek sesle “memlekete hizmet etmenin bedeli budur. Adnan Menderes’in idam edildiği gün tutuklanma bir şereftir” dedi.

ADNAN OKTAR: O gün tutuklanması o kadar önemli bir konu değil. Ama bu çocuk zaten haber veren çocuk değil mi?

DİDEM ÜRER: Bu aranıyordu, fakat şöyle dedi; “Geleceğim, teslim olacağım fakat AİHM’ne savunma hazırlıyorum” dedi. “Onun içinde her şeyi açıklayacağım” gibi bir şey söylemişti. Fakat yakalandı ondan önce.

ADNAN OKTAR: Hayır olmuş. Belki canına kastedeceklerdi, bir şey olacaktı, hayır olmuştur. Ama benim bildiğim bu olayları ihbar eden delikanlı bu.

DİDEM ÜRER: Evet, Allahualem öyle.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Neyse vardır yargının bir bildiği, polisin bir bildiği vardır. Yargının kararını beklemek lazım. Ama her şeyde bir hayır vardır. Hrant Dink, çocuğu, garibimi çekip vurdular sokağın ortasında. Bize emanet insanlar. Evlad-ı Fatihan’dırlar. Biz Ermeni kardeşlerimizi, Osmanlı döneminde general yapıyorduk. Yüksek rütbeli general yapıyorduk. Mehmetçiği onlara teslim ediyorduk. Devletin kilit kademelerine Ermeniler geliyordu. Millet-i sadıka deniyordu-sadık millet, böyle bir milletin çocukları. Hrant Dink de, bu insanlar içinden bir insan. Yolda giderken çekip vurmak çok büyük zulüm. Yani tam Ermenistan’la Türkiye’nin birleşmesi mevzubahisken, Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesi mevzubahisken, böyle olaylar oldu ve bu birleşme bir süre daha ertelenmiş oldu. Ama önünde sonunda biz Ermenistan’la birleşeceğiz, Azerbaycan’la birleşeceğiz, bütün Türki devletler birleşeceğiz, koskoca bir Turan devleti oluşacak inşaAllah, Turan devletler topluluğu oluşacak. Ve büyük bir Türk İslam Birliği, bütün İslam alemi birleşecek, Türk alemi birleşecek. Geçen günde bir program vardı, Anadolu’dan çıkılıyor, ilerleniyor, ilerleniyor hep Türkiye devletlerinin başkentleri. Git git bitmiyor. Binlerce kilometre, binlerce kilometre. Oradan oraya gidiliyor. Hep de büyük başkentler, süslü. Türk İslam sanatının güzel örnekleriyle süslenmiş şehirler. Muhteşem bir yolculuk, muhteşem bir güzellik, inşaAllah yakında bu oluşmuş olacak. Yollar her yerde kapalı. Bütün kapalı yolları açacağız. Kardeşim 300 kilometre gidiyoruz, bir duvarla karşılaşıyoruz. 500 kilometre gidiyoruz, bir duvarla karşılaşıyoruz. Ne oluyor? Ne duvarı? Aç bütün duvarları aç. 250 ile geçip gidelim. İnşaAllah

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Genelkurmay Başkanlığı “bir Rus uçağının kıyılarımıza paralel uçtuğu ve F16 tarafından takip edildiğini ve uçağa önleme yapıldığını” duyurdu.

ADNAN OKTAR: Yani yanlışlıkla gelmiştir. Rus uçağının ne işi var? Oluyor zaman zaman, her ülkede olur. Emrehan Halıcı’dan özür dileyip, yeniden görevine iade etsinler. Kim vesile olduysa, kim aracı olduysa bu olaya güzel olmamış. Emrehan Halıcı değerli bir insan. Dindar bir insan. CHP’nin süsü, CHP’nin bir güzelliği. CHP’nin güzelliğine zarar getirmişler. CHP’yi bambaşka bir mecraya çekmeye çalışıyorlar. Küçültmek istiyorlar sakın ha! Hemen telafi edilsin.

Didem Hocam, dinliyorum ben sizi.

DİDEM ÜRER: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek; “ODTÜ yerleşkesinin 2003 yılından bu yana ağaçların nasıl yok edilerek yerlerine binaların inşa edildiğine uydu görüntüleriyle” açıkladı. “ODTÜ içinden geçen yolda itiraz edilmesi halinde, kaçak yapılara ilişkin suç duyurusunda bulunacağını” açıklayan Gökçek, “bizim yapmış olduğumuz alanın kaç misli yerde çalışma yapmışsınız? Bu kadar yere ağaçları kendiniz adına katlediyorsunuz. Bunların hepsi kaçak” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Orman içerisinde okul açılıyorsa, bu güzel bir şey de, fakat o kesilen ağaçlar, insanın vicdanını rahatsız eder. Onu kökünden çıkartıp, boş alanlara gömdüğümüzde, şahane bir ferahlık, şahane bir his insanda oluşur. Hiçbir şekilde keserek değil. Kökünden çıkartıp, boş alanlara götürmek lazım.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Bakanlık açıklama yaptı Hocam aynı şekilde, “hem nakledeceğiz, hem de onlardan daha fazlasını oraya dikeceğiz” diye.

ADNAN OKTAR: Mesele yok o zaman, o zaman güzel. Hakikaten öyle birçok üniversite öyle oldu. Orman arazisi içerisinde, blok orman içerisinde bir tesis meydana getirdiler. Ama hakikaten ağaçları keserek yaptılar o dönemde. Şu an yapılan güzel, kökünden söküp bir yere götürüp ekmek. En akılcı olan budur evet.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Cumhurbaşkanı Gül; “Mit müsteşarı Türkiye’nin milli menfaatleri ve çıkarları doğrultusunda kendilerine verilen görevleri en iyi şekilde yerine getirirler ve getiriyorlar” dedi. “Bazen bu faaliyetlerden rahatsız olan çevrelerde olabilir” diye açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Hakan Hocam’a, kimse bir şey diyemez. Diyende zaten lafını geri aldı. Bir şey yok. Gayet güzel çalışmaları var, maşaAllah. Türk İslam Birliği’ni gönülden desteklediği, gönülden hizmet verdiği çok açık icraatlarıyla görülüyor. Allah yardımcısı olur öyle insanların. Mehdiyet ruhuyla hareket eden, İttihad-ı İslam ruhuyla hareket eden hiçbir insan, mağlup olmaz. Allah hizbi olmuş oluyor o zaman. Allah hizbi mağlup olmaz. Allah “Hizbu’l Galibun” diyor - Allah hizbi galip olandır diyor. Çünkü orada da bu özelliği görüyoruz. Allah’tan korkan, Allah’a inanan bir insan Hakan Fidan, yiğit bir kardeşimiz, bayağı dürüst çekirdekten yetişme bir insan. Yani eleştirenler delilde getiremiyorlar, öylesine konuşuyorlar.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: ODTÜ de bu yolun geçeceği yerle ilgili bir resim vardı, uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakıyım.

DİDEM ÜRER: Sadece daire içindeki ağaçlar sökülenler, onun dışındaki yol zaten ağaç içinden geçmiyor.

ADNAN OKTAR: Tamam, o ağaçları da alsınlar boşluk bir yere diksinler.

DİDEM ÜRER: Evet, onu söylediler Hocam.

ADNAN OKTAR: Tamam, bir şey yok onda. Makul olan ağaca bir şey yapılan yok. Yani gözün üstünde kaşın var falan diye muhalefet ruhuyla hareket edenler olabilir. Bunu ısrarla anlatmak lazım. Yani halkın duyması gerekiyor. Israrla anlatırlarsa, zaten yapacakları bir şey olmaz. Bilinmeyen bir durum olursa, aksi bir propaganda tabii biraz etkili olabiliyor. Ama iyi tarif ederlerse, bilakis aleyhlerine olur, yani karşı taraf muhalif tavırlar gösterten kişilerin aleyhlerine olur. Hükümet benim gördüğüm dürüst davranıyor. Melih Gökçek’te, Ankara’da yıllardan beri Ankara’yı güzelleştiriyor, süslüyor, hizmet ediyor, gecesini gündüzüne katıyor. Zekide maşaAllah Melih Gökçek, öyle üslubundan tavrından anlaşılıyor. O kadar muhalefete rağmen, var gücüyle gayret ediyor. Benim gördüğüm Ankara çok güzel hale gelmiş, duyduğumda öyle. Başarılılar, oturup eleştirmek makul bir delil olsa, tamam bizde eleştiririz. Ama makul olmayan bir şeyin neyini eleştiriyorsunuz? Yol geçiyor, orada küçük bir ağaç topluluğu var, alıp onu başka yere ekiyorlar. Bundan tabi ne olabilir? Ayıp yani biraz abartmak yakışmıyor.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Sedat Laçiner, yazısında; “Türkiye’ye yönelik saldırıların asıl hedefinin hükümet ve Türkiye’nin istikrarı olduğunu” yazmış. “Türkiye’nin küçük bir sarsıntıyla koalisyona geçirilmesini ve daha zayıf bir hükümet çıkarsa, asker veya başka bir kurumun hükümeti dengeleyeceğini istediklerini” söylemiş.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Ama millet müsaade etmez. Millet bayağı akıllı.

Kimdir bu hanım? Tanıyor muyuz bunu?

DİDEM ÜRER: Evet. Yazar, bizim iftarımızda gelmişti.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Tunus Başbakanı Ali el-Urayyid; “ulusal diyaloğun sağlanması için sunulan çözüm planı gereği hükümetin 3 hafta içinde istifa edeceğini” açıkladı.

ADNAN OKTAR: İşte bak, bunlarda sıkıştırıyorlar. Çünkü bağnaz bir görüş, bağnaz bir görüş olduğunda, kadına saygı duymayan bir görüş olduğunda, dünyanın her tarafında baskı görür. Ve insanlar kabul etmez. Kendi halkı da kabul etmez. Ne gerek var? Kadınları baş tacı etsenize. Kadınları sevsenize. Dünyanın süsü onlar. Ne geçiyor elinize bu kafayla? Hem kendinizi eziyorsunuz, hem insanları eziyorsunuz. Hem kendiniz acı çekiyorsunuz, hem insanlara acı çektiriyorsunuz. Çok büyük hata yapıyorlar, çok. Ama Cenab-ı Allah, vakti merhunu gelince, bu dertleri kaldıracak.

DİDEM ÜRER: Emre Aköz; “Gerekiyorsa camiler yıkılıp, uygun alanlara tekrar inşa edilebilir” diyerek Başbakana destek vermiş. Sizin dün hatırlattığınız şekilde “ancak tarihi sanatsal değerleri olan camiler farklı” diye de eklemiş Hocam.

ADNAN OKTAR: Yani ne söylediysek, Allah’a şükür ertesi gün birisi tarafından veya birkaç kişi tarafından veya yüzlerce kişi tarafından aynı şekilde yorum ve fikir olarak derç ediliyor, bu güzel. Kendimiz evdeyiz ama fikirlerimiz iktidarda, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Amerika’nın Ankara büyük elçisi Francis Ricciardone; “Hakan Fidan’la çalışmanın bir ayrıcalık olduğunu” söyledi. “ABD basınında hakkında çıkan haberlerin Washington'un görüşünü yansıtmadığını, ancak ifade özgürlüğü olduğu için Amerika’da, Türkiye’yi sevenler olduğu gibi sevmeyenlerinde olabileceğini” belirtti.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Konuyu vuzuata kavuşturmuş. Demek ki, öyle bir iddia yok. Herkes sahip çıkınca Mit müşteşarını, herkes gülücükler dağıtıp, muhabbetlerini ifade etmeye başladı, bu da güzel, inşaAllah.

Biraz imani bir konu seyredelim, dinleyelim.

VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Doğumu.

DİDEM ÜRER: Ayet okuyorum, inşaAllah.

Sad Suresi, 40. ayet-şeytandan Allah’a sığınırım.

40-“Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azap dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti.

42-"Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik.).”

43-“Katımız'dan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.”

İşte Rabbimiz, samimi kullarını zorluğun ardından muhakkak kolaylığı ve güzelliği ve nimetini, rahmetini ve bereketini veriyor. İnşaAllah, içinde bulunduğumuz şu dönemlerde de zorluğun ardından, muhakkak kolaylık gelecek, Rabbimiz’in vadi gerçekleşecek ve inşaAllah İslam ahlakı dünyaya hakim olacak.

Bugünkü yayınımız sona eriyor, yarın inşaAllah tekrar görüşeceğiz.

Masaüstü Görünümü