Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (4 Kasım 2013; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Aşkım bir tanem, güzelliğine kudretine aşık olduğum Hocamla programımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Didem Hocam, buyurun dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: Mursi’nin yargılanmasına bugün başlandı. Mahkemede çok gürültü olması ve Mursi’nin cezaevi üniforması giymemesi gerekçe gösterilerek, sekiz Ocak’a ertelendi. Mursi celsenin sonunda mahkeme heyetine: “Meşru Cumhurbaşkanı benim. Sizi darbe yapmakla suçluyorum” diyerek cevap verdi.

ADNAN OKTAR: Doğrusu bu tabii ki. Darbe yapılması suç, o legal cumhurbaşkanı şu an doğru. Yeniden seçim yapılır da görevden alınırsa, tamam. Ama ordu şu an ordu suç işliyor. Söylediği dünya için geçerli.

DİDEM ÜRER: Hocam, Abdülkadir Selvi’nin haberine göre; “MOSSAD birkaç ay önce Iğdır, Van, Osmaniye ve Konya’da bazı Türk vatandaşlarını casus olarak devşirmek istiyor. Ve MİT planını deşifre ederek ilk kez MOSSAD’ı engelliyor. Hakan Fidan’a yönelik saldırı nedeni de bu olabileceği” belirtiliyor haberde.

ADNAN OKTAR: Ne alakası var? MİT öyle yöntemlerle çalışmaz. Bir adamı da ikna etmek isterse eder zaten MİT, öyle bir sorun olmaz. Vatan sever bir insansa, vatanını milletini seviyorsa onu seçer zaten, görev teklif eder. O da seve seve iftiharla görevini yapar. Rast gele adam seçmez MİT. Sokakta, “Selamun Aleykum, sen gel bize yardımcı ol.” Öyle bir şey olmaz. Tavsiye üzerine gider MİT. Evet.

DİDEM ÜRER: Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry darbeden sonra ilk kez Mısır’ı ziyaret etti. Amerika’nın geçici hükümet için iş birliğine devam edeceğini açıkladı. Ve Mursi’den bahsedilmedi toplantıda.

ADNAN OKTAR: Evet, onları daha kabil-i hitap görüyor olabilir. Makul de tabii yani. Adamlarla bağlantıya geçmemek, adam yerine koymamak olmaz. Herkesle görüşmek lazım. Ama legal bir idare değil şu an. Legal bir hükümet yok, darbe hükümeti var, o da legal olmaz.

DİDEM ÜRER: Nasuhi Güngör yazısında; “Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry’nin Mısır ziyaretinin tam da Mursi’nin yargılanmasından bir gün önce gerçekleşmesinin mesaj verme amaçlı ve Mursi’nin yargılanması sürecinde uluslar arası sistemin damgası olduğunun vurgulanması için olduğunu” söylemiş Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, orduya cesaret vermek için yapmış olabilirler. Ama makul değil. Amerika demokrasiyi savunuyorsa demokrasiyle o hükümetin gitmesi gerekir. Seçim yapılır yeni hükümet gelir, hakikaten Mursi’nin suçu varsa yeni hükümet o görevi yerine getirir. Ama darbecilerin bu tip taktik yaptığını herkes bilir. Darbeci ne yapar; hükümetin başında olan adamı alır ya asar ya hapseder, ikisinden birisi. Bunlar da onu yapıyorlar.

DİDEM ÜRER: Rahşan Ecevit, meclise başörtüsüyle girilmesiyle ilgili Cumhuriyet Gazetesi’nde yazılı bir açıklamada bulundu; “Merve Kavakçı’ya haklı olarak, o dönemde müdahale edildiğini, bugün de meclise türbanlı girmenin doğru olmadığını” söyledi. “Dinimizde kadınların saçlarının tamamının örtülü olması yoktur. Edep yerlerinin örtülmesi vardır” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir hanım, “ben meclise türbanlı, başörtülü girmek istiyorum” diyorsa, “hayır giremezsin” demek, pantolonla girmek istiyorsa, “hayır giremezsin” demek “bu şekilde olmaz” deniyorsa bu olmaz. Özgürlük denen bir şey varsa bu olsun. Hanımefendiler türbanla, başörtüyle girebilir. Zaten hanımların süsüdür. Türban takar, başörtüsü takar, şapka takabilir başına süs olsun, güzellik olsun diye.

DİDEM ÜRER: Skytürk’te programa katılan Yavuz Bülent Bakiler; “Türkiye’deki harf inkılabıyla Sovyet Rusya’da gerçekleştirilen 1917 sosyalist devrimin aynısının olduğunu ve harf inkılabının İslam’dan ve Kuran’dan uzaklaştırmak için yapıldığını” iddia etti Hocam.

ADNAN OKTAR: Yok, ne alakası var? İsteyen Arap harflerini, Kuran harflerini öğrenebilir. Yani iki günde öğrenebilir, öğrenilemeyecek bir yönü yok ki. Latin harflerini herkesin biliyor olması Avrupa’daki bütün bilgiyi, Amerika’daki bütün bilgiyi Türkiye’nin rahatça almasını sağlıyor. Mesela internetten giriyor her yere ulaşabiliyorlar. Ama Arapça olmuş olsaydı zor olacaktı bağlantı kurmak, dünyayla bağlantı kurmak. Adamda o şevk, o istek varsa iki gün en fazla üç günde öğrenebilir.

DİDEM ÜRER: Mardin’de Rojova sınırına yapılan duvar ve Hakkari’deki gözaltı operasyonlarını protesto etmek için kentin değişik mahallelerinde olaylar vardı. Yola barikat kurup ateş yakan göstericilere polis basınçlı su ve gaz bombalarıyla müdahale etti. Göstericiler de polise taş ve molotof kokteyliyle karşılık verdiler Hocam.

ADNAN OKTAR: Ben anlamıyorum, molotof kokteyli denen şey yangın bombası. Doğrudan adam öldürmeye tam teşebbüstür. Ha silahla mermi sıkmış, ha polisin kafasına molotof kokteyli atmış aynı şey. Burada tedbirin çok güçlü olması lazım. Bir de ikide bir polis yakıyorlar. Molotof kokteyline karşı güçlü tedbir alınması gerekir. Yanmayan elbise olması lazım. Bu rahatça mümkün. O araçların içerisinde de bazen polisler yanabiliyorlar. Çok zor durumda kalıyorlar. Daha güçlü tedbir alınması lazım. Bir de yanan cisimleri söndürme konusunda da özel araçlar bulundurulması lazım. O tomalar yeterli değil. İlave ayrıca arozöz tarzı yahut ona benzer başka teknik donanımlı araçlar bu tip operasyonlarda bulunması gerekiyor.

DİDEM ÜRER: Hocam, bildiğiniz gibi kardeşlerimiz geçtiğimiz günlerde Almanya’da 2000 adet Atlas dağıtmışlardı, maşaAllah. Gönderilen adreslerden övgü ve hayranlık dolu ifadeler gelmiş, çok sayıda teşekkür mektubu gelmiş. Bir iki örnek vermek istiyorum, uygun görürseniz. Bir kiliseden gelen teşekkür mektubunda şöyle diyorlar: “Piskopos Doktor Stefan Akerman adına Sayın Adnan Oktar’ın Yaratılış Atlası kitabını aldığı-mızı teşekkür ederek teyit etmek isterim. Lütfen kendisine teşekkürlerimi iletin. Sayın Piskopos size hayır dualarını ileterek sevgiyle selamlıyor” diyor. Tesınrout şehrindeki bir okulun müdürü olan Herbert Vinis ise gönderdiği mektupta yine size teşekkürlerini iletiyor. Ve “eğer mümkünse bu çok etkileyici şaheserden birkaç tane daha göndermeniz mümkün mü?” diye soruyor Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel. Allah ilimlerini irfanlarını artırsın, Allah hidayet versin. Kalplerine huzur, iyilik, güzellik ruhu nasip etsin. Üslupları da güzel maşaAllah. Allah onları kolayda başarılı kılsın, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Piskopos’un size selamları vardı Hocam.

ADNAN OKTAR: Aleykum Selam.

DİDEM ÜRER: Cem Küçük;” İsrail’in bölgede kargaşa olmasını istediğini, güçlü Mısır, Irak ve Suriye’nin kendisi için bir tehdit olacağını” yazdı Hocam. “1982 yayınlanan Yinon raporunda Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun parçalanmasının İsrail’in güvenliği için elzem olduğunun iddia edildiğini ve eğer bu iddialar doğruysa bu Ortadoğu’ya barışın kolay kolay gelmeyeceğini” yazmış.

ADNAN OKTAR: Müslümanlar, o kadar iradeli olursa, o kadar kararlı olursa, mesel hallolur. Ama zayıf iradeli olurlarsa, tabii ki herkes tokatlar, herkes ezer, herkes parçalar. Müslüman Kuran’da tarif edildiği gibi güçlü ve kararlı olacak. Birleşecek, İttihad-ı İslam’ı savunacak, İttihad-ı İslam’ı oluşturacak, başlarına bir lider seçecekler, o zaman hiç kimse onları parçalayıp bölüp olayların içine çekemez. Gayet kolay formül varken bu formülden şiddetle kaçınıp, Allah’ın emrine şiddetle karşı gelip sonra da “İsrail bizi parçaladı, İsrail bizi mahvetti, bir türlü bölünmekten kurtulamıyoruz, parçalanmaktan kurtulamıyoruz” demek, çok yanlış olur. Onu kendi alimlerinin, hocalarının üsluplarında arasınlar. İsrailli hangi alim geliyor da onlara “parçalanın bölünün” diyor? Kendileri istiyorlar parçalanmayı bölünmeyi. “Parçalanmakta rahmet var” diyor adam. “Bölünmekte rahmet var” diyor, “ihtilafta rahmet var” diyor. “Müslümanların birbiriyle uğraşmasında rahmet var” diyor. Yani savaşmakta rahmet var diyor özetle. Böyle kafadaki adama İsrail’in müdahalesi niye gerekiyor ki?

DİDEM ÜRER: Cem Küçük, tam doğruyu aktarmam açısından yazısında, “İsrail’in içinde bir kesimin bunu istediğini, bir kesim Amerikalıların da Daniel Pipes gibi ‘bırakalım Müslümanlar birbirini yesin’ zihniyetinde olduğunu” açıklamış yazısında.

ADNAN OKTAR: Doğru. Onlar da yine Müslümanların acımasız olduğunu düşünüyorlar. Binlerce ölüm nedeni var, bir tane, iki tane, üç tane değil. Müslüman böyle bir toplumda yaşadığında her an öldürülebilir her an. Mesela bir cümlesinden, bir konuşmasından, bir tavrından, farkına bile varmadığı bir şeyden öldürülebilir. Tam bir dehşet topumu istiyor adamlar. Dolayısıyla onlar da bundan nefret ediyorlar, hoşlanmıyorlar benim gördüğüm. Bunun düzeltilmesi gerekiyor. Bunun düzeltilmesi için; İttihad-ı İslam’ın oluşturulması, sahabenin İslam anlayışının, Kuran’daki İslam anlayışının uygulanması gerekiyor. Müslümanların birbirini sevmesi ve kardeş olması gerekiyor. Bunun için de Mehdiyet ve Hz. İsa Mesih (a.s)’ın varlığı, O’nun mübarek kudümü, bunun istenmesi lazım. “Yok, biz kendi aklımızla yaparız” diyorlar. O zaman böyle sürünürsün işte. Sürekli acı çekiyorlar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz Tokat’ta esnafa sizin kitaplarınızdan çok sayıda hediye etmişler. Ankara’da da broşür dağıtımı yapmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, maşaAllah elhamdülillah çok güzel olmuş.

“Sultanım mest oldum. Müthiş bir tişört ve müthiş bir mendil uyumu mükemmel, maşaAllah. Hayatımda tanıdığım en çekici en karizmatik, en yakışıklı, en klas insansınız. Sizi çok seviyorum. Ellerinizden hürmetle öpüyorum.” Biz sizin ellerinizden öpüyoruz. Esra Zeynep.

“Bir tanem aşkım Hocam. Cennette bir kadın istediği herhangi bir erkekle evlenebilecek mi?” Eğer bekarsa tabii ki. Ama evliyse, eşini yüzlerce binlerce değişik erkek suretinde görüyor. Aynı ruh hepsine hakim, fakat cisim olarak çok farklılar. Kendi eşi ama başka başka insanlar suretinde görünüyor. Hepsinde tek ruh var. Mesela bin bedenli oluyor eşi, bini de ayrı, fakat hepsinde o eşinin ruhu var. Ama bekarsa, tabii orada mümin erkeklerden birisiyle evlenir. Allah’ın ona nasip ettiği sevdiği bir kişiyle, ona da öyle, binlerce insan suretinde görür.

“Sormaya çekindiğimiz fakat kadınlar kendi aramızda konuşurken bazen merak ettiğimiz bir sorumuz var. İsteyen kadın cennette Peygamberimiz (s.a.v)’le evlenebilir mi?” Tabii ki evlenebilir niye evlenmesin? Eğer müminse, mümin hanımsa bekarsa evlenir. Ama eşi varsa Allah ayette “eşleriyle” diyor. Eşiyle beraber olmuş olacak, inşaAllah. Tabii eşi dindarsa, müminse. Yani takdir Allah’ın orada.

“Maneviyatımıza güneş gibi doğan ve manevi fethimize vesile olan gül kokulu arslan Seyyidim hoş geldin gönül bahçeme” diyor Cavidan Hanım, maşaAllah.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Akşam Gazetesi yazarı Emin Pazarcı, Marmaray’ın açılışının dualarla olmasını eleştiren ve kendi düşüncelerine göre Atatürkçülüğü savunan bazı CHP’lileri eleştirerek, sizin de hep anlattığınız gibi “Mustafa Kemal Atatürk’ün dindar bir insan olduğunu, 1926 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ı davet ederek kendisinden Hak Dini Kuran Dili isimli bir tefsir yazmasını istediğini ve Hamdi Hoca ile Diyanet arasındaki protokolü bizzat kendisinin kaleme aldığını” belirtmiş.

ADNAN OKTAR: Atatürk’ün dindarlığını gece gündüz anlatıyoruz. Yine anlatalım bir görsün kardeşlerimiz, inşaAllah.

Şeker Şeyhimiz, bal Şeyhimiz dünyanın en güzel Şeyhi Şeyh Nazım El- Kıbrıs-i Hakkani Hazreti Sultanlar Sultanı Şeyhimiz, aradığımızda, oda da yürüyormuş. Birde bisikletle çalışıyor böyle bayağı şeker. Bugün meşhur devriye-i şahanesine çıkmış, deniz kenarına inmiş. Lefke’nin etrafında tur atmış, 45 dakika dolaşmış. MaşaAllah, iyi olmuş. Bizim çocuklar bir ara yine gitsinler Şeyhime.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Eski Saadet Partisi Lideri Merhum Necmettin Erbakan’ın yeğeni Sabri Erbakan, CHP’den Fatih Belediye Başkan aday adaylığı için başvuruda bulundu.

ADNAN OKTAR: Sabri Erbakan, Erbakan Hocamız’ın yeğeni. CHP’den aday. İyi, hayırlı uğurlu olsun. Yani CHP de bizim partimiz. Hizmet her yerde.

“ Ve elçi dedi ki:” Furkan Suresi’nde. "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran'ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar." İşte ahir zamanda gelen felaketi açıklayan ayet, Furkan Suresi, 30. ayet. Bu ayeti, her Müslüman her gün anlatması lazım. İslam alemine gelen felaketini açıklayan bir ayet. Şu an Müslümanların çektiği belanın nedenini açıklıyor. Bir ayet, tam açıklıyor. Bak, “Ve elçi dedi ki: “Rabbim, Peygamber (s.a.v) şikayetçi oluyor Allah’a. Bir tane şikâyeti var. Peygamberimiz (s.a.v)’in, başka hiçbir şikayeti yok. Peygamberimiz (s.a.v)’in Allah’a bir tane şikâyeti var, Kuran’da bu ehemmiyetle anlatılmış. Büyük bir olay olduğu için, büyük bir felaket olduğu için, yüzyıllarca süren büyük bir felaket olduğu için, İslam ümmetini mahveden ana neden olduğu için, bu büyük felaketi Kuran çok önemli bir olay olarak Peygamberin tek şikayeti olarak belirtiyor; “Rabbim gerçekten benim kavmim” işte o devirde olan hepsi. Benim kavmim o zaman Peygamberimiz (s.a.v)’in çevresinde olan herkes. “ Bu Kuran’ı terk edilmiş olarak bıraktılar.” Yani ahir zamana işaret ediyor. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v) zamanında biliyorsunuz. Kuran terk etme yoktu, Kuran’a tam anlamıyla temekssük vardı, tam anlamıyla Kuran yaşanıyordu. Ama kendisinden sonra ki büyük felaketi bir mucize olarak anlatıyor. “Benim kavmim” diyor. İşte Araplar, Müslümanlar, Peygamberimiz (s.a.v)’in kavmiyiz biz, ona uyanlarız. Bakın Mısır’da felaketin nedeni o. Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da her yerdeki felaketin nedeni Peygamberimin kavminin Kuran’ı terk etmesidir. Bu ahir zamanda olacak büyük felaketi, Peygamberimiz (s.a.v) kendi zamanında vahiyle bildiriyor, büyük belayı. Tabii kendi devrini de bakmakla beraber, ağırlıklı olarak ahir zamana bakıyor, Allahualem.

“Andolsun” diyor Cenab-ı Allah, Kehf Suresi, 54 de, Bu Kuran'da” bak hep Kuran’a dikkat çekiyor Allah, “Andolsun, bu Kuran'da insanlar için Biz her örnekten” ama bak her örnekten diyor Allah, akla gelen her örnekten “ çeşitli” diyor bu seferde. Bak her örnekten “çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır.” Yeni yeni hadisler ortaya çıkararak, yeni yeni hükümler ortaya çıkararak işte falanca alim şunu dedi, falanca alim bunu dedi diye tartışma ortamı meydana getiriyorlar. Diyorlar ki: “arkadan tartışmada da ümmetin ihtilafı rahmettir” diyor. Tartışma var ya bu rahmettir diyor. “Allah, felakettir” diyor ayette, ”bela“ diyor, onlarda Allah’tan bize bir güzellik olarak geldi bu diyor. Ümmetin bölünmesi, parçalanması, birbiriyle uğraşması tartışmasını bir nimet olarak görüyor.

Şeytandan Allah’a sığınırım. Halbuki Kehf Suresi’nde 54’de Allah; “Andolsun, bu Kuran'da insanlar için, Biz her örnekten” her örnekten üstelik çeşitli. Bak her örnekten diyip bitirmiyor Allah. Her örnekten birde “ çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır.“ Haz alıyorlar adam tartıştığında. İşte falanca alime göre böyle, falanca alime göre böyle. Alın fıkıh kitaplarını, 30 çeşit izah vardır. Aynı alimde hatta talebeleri ayrı düşünüyordur. Talebesinin talebesi ayrı düşünüyordur. Tartışma ortamı olmuş. Bakın, Allah ona dikkat çekiyor. “her şeyden çok tartışmacıdır” diyor.

“Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında (başka bir amaçla) göndermeyiz.” Müjde veriyorlar. İttihad-ı İslam müjdesi veriyorlar. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın müjdesini veriyorlar, cennet müjdesi veriyorlar ve uyarıyorlar ümmetleri.

“İnkar edenler ise, hakkı batıl ile geçersiz kılmak için mücadele ediyorlar.“ Batıl nedir? Geçersiz bilgiler. Darwinistler, materyalistler gece gündüz çalışma yapıyorlar. Nasıl yapıyorlar? “İnkar edenler ise, hakkı batıl ile geçersiz kılmak için mücadele ediyorlar. “ Batıl geçersiz. Bilimsellikten uzak, mantıksız şeyler ile geçersiz kılmak için hak olanı bak hak olanı geçersiz kılmak için mücadele ediyorlar. Ona para veriyorlar, imkan veriyorlar, salonlar tutuyorlar, üniversiteler açıyorlar, okullar açıyor uğraşıyor. Mücadele ediyorlar.

“Onlar Benim ayetlerimi ve uyarıldıklarını (azabı)” uyarıldıkları her şeyi “alay konusu edindiler” diyor Allah açın bakın internette, alay konusu ediniyorlar. Bak diyor ki Allah onun nedeni için; “Biz gerçekten, kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde kıldık” diyor. Yani niye anlayamıyor diyorlar, halbuki Ben öyle yarattım onları zaten diyor Allah bu da, ledün ilmi. “kulaklarına bir ağırlık koyduk” diyor Allah. “Sen onları hidayete çağırsan bile” anlatsan delillendirsen bile “onlar sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar.” Bak, sonsuza kadar. Sonsuz ne demek? Ben onları öyle yarattım diyor, sonsuzluğun anlamı bu. Böyle yaratıldılar onlar diyor Allah. Yani 1 trilyon, 2 trilyon geçse de değişmiyor. Sonsuza kadar böyledir diyor Allah. Bu çok manidar yani sonsuza kadar böyle olması. Ahir zamanın ne kadar acımasız olduğuna da Kuran işaret ediyor. Çünkü Kehf Suresi, ahir zamanı anlatır daha çok. Ağırlıklı olarak ahir zamanı anlatır.

“İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık;” Mesela bak şimdi Mısır yıkıldı, Afganistan yıkıldı, Irak yıkıldı, Libya yıkıldı. “İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman” çünkü idareciler zulmediyor, halk zulmediyor, halkın bir kısmı zulmediyor, “onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tespit ettik.” Onun için işte Hz. Hızır (a.s)’ın da katıldığı toplantı oluyor, yıkılmadan önce ondan sonra yıkım geliyor arkasından. “Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca “ ikisi iki-iki iki “iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca” 1984 ebcedi. İstanbul’da Mehdiyet’in ilk faaliyet yılları, “balıklarını unuttular. denizde bir akıntıya doğru kendi yolunu tuttu.” Denizde de bir akıntı var. Denizde normalde akıntı olmaz. Denizde dalgalandırma olur. Akıntı olmaz. Yani gözle görülür bir akıntı olmaz. Ama boğazın akıntısına dikkat çekmiş Kuran. Bak “iki denizin birleştiği yer” diyor. İstanbul boğazını bir öyle vurguluyor. Birde akıntıya dikkat çekiyor; iki.

“Hocam vesilenizle hayata bakışımız değişti, inşaAllah, neşeli, sevinçli, coşkulu, ümitle dolu olduk, elhamdülillah” diyor.

Başka bir hanım kardeşimiz diyor ki: “Karamsar deli dakikaların geçmek bilmediği bir karanlık dünyadan bizleri nurlara çıkardınız, vesile oldunuz. Hayatımıza müziği, sanatı, temizliği kattınız, inşaAllah. Gülen dudaklarımızın tebessümü canım Hocam” diyor.

Başka bir hanım kardeşimiz; “Canım, ruhum, huzurum, onurum Allah’ımdan başka her şeyim” demeliyim de, çok şeyim diyelim. “Bir tanem, sevdiğim çok sevilen, çok övülen, çok gözlenen, çok beklenen” demiş.

Ömür Osman Köse, devlet her zaman gerekir. Devlet tamir edilir, devlet yıkılmaz. Devletin eksiği varsa düzeltilirsin.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz, Düzce ili ve Cumayeri ilçesinde A9 broşürü dağıtmış. Kayseri merkezde de iş hanlarında 20 adet kitabınızı ve 1000 adet broşür dağıtımı yapmış başka kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, aferin canlarıma. Allah şevklerini arttırsın. Her nefeslerine, her dakikalarına Allah sevap versin, maşaAllah

Recep Kılıç, bu kardeşimiz Ermeni’ymiş. İsmi Jozef, o Müslüman olmuş. Aferin benim canıma, maşaAllah. Allah mübarek etsin. Şimdi Hz. İsa (a.s) daha çok sevecek. Eskiden sevmesinin belki bin misli daha fazla sevecek. Hakkıyla sevecek, İncil’e o zaman tam tabi olmuş olacak. Muhammedi Müslüman olunca, tam gerçek Müslüman olmuş olur. Ve gerçek Hristiyan olmuş olur. İncil’in hakkına, hakkaniyetine, hakikatine tam uymuş olur. Gerçek İncil’e uymuş olur.

Ben seni dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz kuzenlerinin resmini göndermiş. Küçüğünün adını siz koymuştunuz, Meryem Dilara, 2 yaşındaymış şimdi. Ablasının ismi de Tuana’ymış. Sizin hayranınızmış ikisi de. Meryem Dilara hastaymış, ailesi sizden dua rica etmiş. 

ADNAN OKTAR: Severim ben onun tadını, güzelliğini. MaşaAllah, Allah hepsine sağlık sıhhat güzellik versin. MaşaAllah elhamdülillah.

Güneydoğulu kardeşlerimiz ne şekerler. Oyunları düğünleri çok şeker oluyor, baya güzel oluyor. Neşeleri çok iyi oluyor. Diyarbakır, Mardin, Siirt, Urfa. Özellikle Urfa’da çok güzel insanların sesleri, maşaAllah.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam yine kardeşlerimizden mesaj vardı, inşaAllah. İzmir Karşıyaka Çarşı’da 31 eserinizi dağıtmışlar. Karşıyaka Ak Partisi İlçe Başkanlığına da Yaratılış Atlası 4’ü hediye etmişler. İlçe Başkanlığı teşekkürlerini iletmiş. Konya ve Akşehir’de de hastanelere İlmi Mercek ve İlmi Araştırma dergileri dağıtmış kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Hocam, İtalya’dan sizi takip eden Elana ve oğlu Gaita size çok sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Elana ve Gaita. Yerim ben onun minicik burnunu. Şekerliğe, ballığa bak sen. Ne güzel, maşaAllah. Canım benim. Ne kadar güzel çocuklar, hayret. MaşaAllah Elhamdülillah. Annesi de çok güzel hanım, maşaAllah. Allah hepsine sağlık sıhhat afiyet hidayet güzellik versin, Allah onları nuruyla sarsın. Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Yiğit Bulut Türkiye’de yakın zamana kadar “Türkiye’nin başında hep bir Ergenekon sorunun bulunduğunu, bunun en büyük sebebinin ise güçsüz hükümetler olduğunu” yazdı. “Bundan kurtulmanın tek yolu başkanlık sistemidir. Çünkü başkan yüzde ellinin üzerinde halk desteği alarak başkan olacak ve bu onu güçlü kılacak” diye yorum yapmış.

ADNAN OKTAR: Yiğit Hoca tabii güzel, iyi bir insan da, öyle bir şeye ihtiyaç yok. Hükümet yüzde elli oyla iktidara gelirse, yüzde elli beş oyla iktidara gelirse, zaten güçlü hükmettir. Tartışılacak bir yönü olmaz. Başkanlık sistemi riskli bir şey, biz onu kabul etmiyoruz. Çünkü o federasyona götürebilir, federe devletlere götürebilir. Onu riskli görüyoruz. Özellikle şu dönemde çok riskli görüyoruz. Ama İttihad-ı İslam olursa, o zaman ayrı. O zaman ne yapıyorlarsa yapsınlar, onun hiçbir mahsuru olmaz. Çünkü o zaman yapı, balistik çelikten daha güçlü olmuş oluyor. Ama şu an ciddi bir bölünme riski varken, başkanlık sistemi gibi bir lükse biz giremeyiz, böyle bir şey olmaz. Ama Yiğit Bulut tabii, iyi niyetli sevecen bir kardeşimiz. Allah ömrünü uzun etsin, sağlık sıhhat versin. Dürüst bir Müslüman, dürüst bir delikanlı, vatanını, milletini, bayrağını seven bir insan. Çoğunluğa uymuyor. Hak neyse oraya gidiyor. Yağcılığı yok, riyakârlığı yok. Dürüstçe bir şeye karar verdiğinde, onu savunuyor.

DİDEM ÜRER: Japonya’nın Başbakanının Marmaray’ın açılışında dua etmesiyle ilgili Twitter’da dine yönelik, saygıya uygun olmayan çok fazla kendilerince espri ve yorum yazıldı Hocam. Başbakan Twitter’daki bu yorumları sert bir şekilde eleştirdi. Ahmet Hakan ise “Başbakanımızın bu tip yorumları çok ciddiye aldığını, bunlara gülüp geçmesinin daha doğru olacağını” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Alay edilecek konular, din olamaz, mukaddesat olamaz. Ama sıradan günlük konularda espriler yapabilir insanlar. Ama din ile biz, şaka yapılmasını, espri yapılmasını istemiyoruz. Çoğunluğun, yüzde 90’ının, ülkenin yüzde 90’ının rahatsız olduğu bir konuda espri olmaz. Biz bu konudan rahatsız oluyoruz deyince üstüne üstlük daha hala ben espri yapacağım diyorsa, adam bu anormal bir harekettir, olmaz.

DİDEM ÜRER: Kamuoyunda ünlü bir aktivist olarak tanınan Avukat Gülçin Avşar ile Star Gazetesi’nde bir röportaj yapıldı Hocam. Avşar; “Kürt kardeşlerimizin bir kısmının PKK’nın varlığının kendisi için bir teminat olarak gördüğünü” iddia ediyor ve “Kürtler kendi varlıklarını devlete PKK sayesinde kabul ettirdiklerini düşünüyorlar” yorumunda bulunuyor.

ADNAN OKTAR: Hükümet, PKK’dan çekindiği için böyle bir şey yapıyor değil. PKK’yı özellikle son dönemde devlet, çok rahat ezecek güce sahipti. Çünkü Ergenekon desteğini kaldırdı devlet. İddia edilen Ergenekon terör örgütü, PKK’yı destekliyordu. PKK’nın en büyük desteğini ortadan kaldırdı. Kolunu kanadını kırdı PKK’nın. Dolayısıyla, o iddia hükümet için geçerli değil. Ama başkaları için diyorlarsa, onu bilemem.

DİDEM ÜRER: Hocam, yine Gülçin Avşar röportajın devamında; “Terörle Mücadele Kanunu’nun tamamen kaldırılması gerektiğini ve fikir bazında kaldığı sürece örgüt propagandasının yapılmasının serbest olması gerektiğini” savundu.

ADNAN OKTAR: “Türkiye’yi böleceğiz” diyor, serbest olsun.” Çok rahatsız edici, hakaret gibi bir şey yani. İnsanları rahatsız edecek bir şey. Biz istemiyoruz bölünmeyi, çok riskli görüyoruz. Hiçbir ülke bunu serbest bırakmaz. Sen git Amerika’da, Amerikan bölünmesinin propagandasını yap. Yapamazsın. Gidip Fransa’da yapamazsın. Hiçbir ülke kabul etmez. Özgürlük istiyorlarsa, önce onlara gidip bir kabul ettirsinler, kabul ediyorlar mı bir baksınlar.

Dinliyorum Didem Hocam, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; “Kent sınırının büyük şehir belediye sınırı haline getiren bütün şehir uygulamasının 30 büyük şehrin arından ilerleyen süreçte kalan 51 ilde de uygulanacağını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum, ne anlama geliyor?

DİDEM ÜRER: Bu bütün şehir uygulaması Hocam, illerde belde belediyeleri ve köy muhtarlıkları kalkıp, köyler mahalleye dönüştürülecek. İlçe belediyelerinin imar yetkileri de itfaiye, zabıta hizmetleri büyük şehre devrolacak.

ADNAN OKTAR: Acayip bir şey olmasın da, ne yapıyorlarsa yapsınlar. Bir inceleyelim, hukuk korumalarıyla, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Fehmi Koru yazısında; “CHP’nin mecliste başörtüsüne karşı çıkmamasının nedenlerinden birinin, seçimlerde AK Parti’ye giden oyların bir bölümünün CHP’ye çevirme niyeti olduğunu” söylemiş. “CHP’nin sol oylara talip bir parti olmasına rağmen, AK Parti’nin her kesime hitap etmesine başlamasından sonra, CHP’nin de artık birçok kesime göre kendini konuşlandırdığını” iddia etmiş.

ADNAN OKTAR: CHP, Kılıçdaroğlu Beyefendi’den sonra daha dindar çizgiye doğru gidiyor. Daha da iyi olacak. Tam dindar olduğunda CHP yüzde 70-80 ile iktidara gelir.

Hicri yılbaşı hepimize mübarek olsun, Allah tekrarına erdirsin, inşaAllah. Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz Avrupa’nın farklı ülkelerinden bu hafta sonu Hollanda’da bir araya gelip sohbet etmişler. 45 kişilermiş, maşaAllah. Hepsi size sevgi, hürmetlerini iletiyorlar. Pazar günü de Elazığ’da kardeşlerimiz Harput Jandarma Komutanlarına, askerlerimize ve halkımıza kitap hediye etmişler. Sonrasında da beraber yemek yenip sohbet etmişler. Faaliyete katılan kardeşlerimizden biri bedensel engelliymiş. Dua rica ediyormuş o da sizden.

ADNAN OKTAR: Sofraya bir yakından bakayım, bakayım. Ne güzel insanlar, ne güzel sofra. Allah bereketlerini arttırsın, Allah güzelliklerini arttırsın. Normal çekimle bakayım. MaşaAllah elhamdülillah. Allah onlara uzun ömür versin, hayır bereket versin, kalplerine sürur versin Cenab-ı Allah, nurlarını arttırsın, çok güzel. Öbür Avrupa’da ki toplantıya bir bakayım. MaşaAllah bir yaklaştırarak bakayım. MaşaAllah ne güzel anneler var, ne güzel insanlar var. MaşaAllah, maşaAllah. Allah şevklerini arttırsın, Allah her yerlerini nur kılsın. Sofraları da mükemmelmiş. Yani imrendik. MaşaAllah çok güzel. Cenab-ı Allah’ın katından onlara ikram. Allah ömürlerini uzun etsin, güzellik versin. Her yerde samimi insanlarla ahbap olup dost olup, onları da sofralarına davet etmeleri çok güzel olur. Hrıstiyan rahipleri de davet ederlerse çok güzel olur. Musevi kardeşlerimizi davet etsinler. Mesela bir Haham kardeşimiz olsa çok güzel olur. Veyahut bir Musevi kardeşlerimiz de olsa olur. Gerçi Haham’lar biraz mutaassıptır. Ama tabii fark etmez. Yine sevgilerinizi ifade edebilirsiniz. Fakat Hrıstiyanlar gelirler, inşaAllah. Musevi’lerden de böyle daha özgür düşünenler var, çoktur. Onlar da olabilir, inşaAllah. Mühim olan samimi olması. Samimi olan herkesle dost olunabilir. Dürüst olması, çok çok dürüst ve samimi olması, o kadar. Dürüst olacak, yalan söylemeyecek. İçi dışı bir olacak, bitti. O, nur gibi insandır.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Mehmet Barlas; “Türkiye’nin savunma sisteminin ucuz ve amatör insan gücüne doyalı zorunlu askerlik üzerine kurulu modelde sürdüğünü, bütçenin teknolojik modernleşmeye yetmediğini” yazmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Aslında tabii, teknolojik güç çok önemli. Yani elektronik teknolojik güç çok önemli. Yoksa insan gücüyle pek bir şey olmaz. Adam havadan yüz bin kişi olsa bile, bir defa 100 tane roketle yüz bin kişiyi darmadağın edebilir. Teknolojik yön, elektronik savaş dönemi açısından önemli tabii. Ama inşaAllah ne elektroniğe ne başka savaş yöntemlerine gerek kalmayacak. Mehdiyet, silah sanayini, silahı, savaşı, kanı, barutu, her şeyi ortadan kaldıracak. Hapishaneler, karakollar, kışlalar hepsi kalkacak, sadece barış olacak dünyada, Mehdiyet devrinde. Sadece sevgi olacak, dünyanın her yeri mescit olacak. Gençler her yerde eğlenecekler her yerde kardeşlik havası esas olacak, ne hırsızlık ne soygun ne gasp ne acılar ne ıstırap bunların hiç biri olmayacak, inşaAllah.

Amerika Birleşik Devletleri üç yüz elli bin askeri var ama teknolojik yönden adamlar dehşet.

Kehf Suresi 63. Hz. Musa’ya genç yardımcısı diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım, “gördün mü kayaya sığındığımızda balığı unuttun” diyor. “Onu hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı.” Demek ki, şeytanın unutturucu bir etkisi oluyor. Kayalık yerde kim var? Kayalık yer kimin kaldığı bir yer? Bu ayrı bir konu, buna ayrı bir dikkat çekmiş Kuran, “balık şaşılacak bir tarzda denizde kendi yolunu tuttu” diyor. Denizde bir yol açıyor balık. Bak bir yol, kendi yolunu tutuyor. Denizde bir yola dikkat çekmesi de manidar. Çünkü balık için denizde yola ihtiyaç yoktur. Her yere gider. Ama burada özel bir yoldan bahsediyor. Bak, kendisine ait bir yol. O yolun içinden geçip gidiyor, denizin içinde. Ahir zamana bir işaret, anlayan için. Her şey kapalı bir tarzda Kuran’da anlatılır.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ahmet Hakan yazısında; “Ateistler, yaşam tarzına karışılacağından endişe edenler ve başı açık vatandaşların, hak ve özgürlüklerinin teminatının kişisel bir teminat olarak değil, demokrasi ve anayasa teminatı olarak sağlanması gerektiğini” belirtmiş.  

ADNA OKTAR: Başı açık vatandaşa kim ne diyebilir? Türk milleti kendisine öyle bir söz ettirmez. Hiçbir hükümette böyle bir şey demez ve başbakanımızın da hükümetin de hiçbir şekilde böyle bir şeye niyeti yok zaten. Son derece rahat zaten hükümet üyeleri de. Özgür bakış açısına sahipler. İslam’ı Kuran’ı özgür değerlendiriyorlar. Bağnaz bir İslam anlayışını kabul etmiyorlar. Dolayısıyla anayasanın da bu konudaki hükümleri açık, kanunlar da bu konuda açık. Bilmiyorum yeniden bir teminat gerekiyorsa, hükümet onu da sağlayabilir. Ama halkın kendisi teminattır, milletimizin kendisi teminattır.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Endonezya’nın Kuzey Sumatra eyaletindeki Sinabung Yanardağı dün aktif hale geldi Hocam. Volkanik kül püskürten yanardağ sebebiyle, üç kilometrelik tehlikeli bölge içerisinde yer alan dört köyde tahliye çalışmaları başladı.

ADNAN OKTAR: Düşünene çok işaret var. Her yerinde dünyanın ahireti, cehennemi hatırlatacak, ölümü hatırlatacak işaretler oluyor ama insanlar tabii anlamazlıktan geliyorlar. Her gün cenaze görüyorlar, her gün ölüm haberleri alıyorlar, her gün ölümü düşünüyorlar ama yine anlamazlıktan geliyorlar. İşte Allah ayette “zaluma ve cehula” diyor, Allah, “insanlar zalimdir ve cahildir” diyor Allah. Yani ekaliyetle olarak, çoğunluğu öyledir diyor Allah, inşaAllah.

Bakın, “yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar” deniz kenarında yine  çocuklar bir define buluyorlar, toprak altında bir define çıkarılıyor. Yine 77 de Kehf Suresi’nde, “yıkılmak üzere duvar” yani böyle tarihi harabeler bulunuyor.

“Canım bir tanem Muhammed Adnan Hocam, gönülden seni görmek için yanıp tutuşmakta, görmek o nurlu ellerinizden öpmek istiyor, hasretim” diyor, Selcan.

Didem Hocam buyurun, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir hadis okumak istiyorum Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili, inşaAllah. “Kaim (Mehdi) zuhur ettiğinde, kendilerini Mehdi’nin takipçileri zannedenler bundan dönecekler. Dinin dışında olanlar ise, Mehdi’ye inanacaklar.”

ADNAN OKTAR: Çok acayip. Yani bağnazlardan talebesi yok. Ateist gelip Hz. Mehdi (a.s) talebesi olacak. Hıristiyan gelip Hz. Mehdi (a.s) talebesi olacak veyahut dini bilmeyen bir insan gelip Hz. Mehdi (a.s) talebesi olacak. Çoğunluk da böyle olacak. Halkın içinden insanlar, bağnazlardan veya hazır dindarlardan değil. Tabii dindarların içinde de gerçek dindarlar var, iyi dindarlar var, onları tenzih ederiz.

Biraz Hz. Mehdi (a.s)’ı Risale-i Nur’dan dinleyelim, sonra devam edelim, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü