Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (10 Kasım 2013; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DAMLA PAMİR: Canım ruhum bir tanem bebeğimin sohbetine başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Bugün 10 Kasım, Atamızı rahmetle anıyoruz, inşaAllah. Sizden önce de Atatürk’ün dindar kişiliğiyle ilgili, burada kendi sözleriyle ilgili ifadelerini okuduk, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Atatürk akıllı insan. Osmanlı’nın son döneminde, akıllı insanlarımız bir araya gelmişler, Atatürk’ü başa geçirmişler. Akıllı bir çalışma yapmışlar, akılsızlığa son vermişler. Akıllı olmanın nimetlerini insanlara sunmuşlar, olay bu. Yoksa akılsızlar şu an bizi baya zor durumda bırakırdı. Akılsızın baş belası olması, devlet kademelerinde olması, çok büyük bir beladır. Hep insanlar akılsızların başta olmasından çok ızdırap çekmiştir. Hitler ayrı baş belası olmuştur, Mussolini ayrı, Stalini ayrı. Geçmişte hep zulmetmişlerdir. Peygamberimiz (s.a.v) diyor: “Bir benim zamanım hayırlı, bir ahir zaman hayırlı” o kadar. Hep böyle “zalim sultanlar gelecek” diyor, zalimler gelecek, “sonunda ümmet feraha kavuşacak” diyor, Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle.

İslam ülkelerini görüyorsunuz, adam Avrupa’dan geldi zürafa, Suriye’yi mahvetti bak inim inim inletiyor. Sisi Amerika’da eğitim gördü, Müslümanları şimdi perişan ediyor. Aynı şekilde diğer ülkelerde de böyle, hep zalim sultanlar, zalim idareciler, mahvediyor İslam alemini. Bir tek Türkiye şefkatin, merhametin, akılcılığın iyi uygulandığı bir ülke. Ordu da makul Türkiye’de, hükümette makul. Özellikle ordumuz son zamanlarda çok daha iyi oldu. Hükümet de, cumhuriyet ülkeleri içinde en demokrat olanlardan, en huzur verenlerden biri oldu. Çünkü biz diğer hükümetler döneminde iddia edilen Ergenekon terör örgütünün rahatsızlığını hep yaşadık. Hep kabus içinde yaşadı insanlar. Ama ilk defa bu hükümet döneminde iddia edilen Ergenekon terör örgütünün ve mafyaların gölgesinden uzak yaşayabildik ilk defa. Bir de PKK belası vardı hayret edilecek şekilde o bela da geriye çekildi. O yüzden hükümet başarılı. Türkiye’nin hayır yolda ilerlediğini ve ilerleyeceğini görüyoruz, inşaAllah.

Şeyhin şah Şeyh Nazım Muhammed Kıbrısi El-Hakkani El-Nakşibendi El-Rabbani Sultanul Arifin Gavsul Vasilin Sırrul Kaşifin Sahib’üz Zaman Sultanımız Şeyhimiz bugün çok iyiymiş, maşaAllah. Çok iyi hissediyormuş kendisini. Hacı Rukiye anne “Hocamız’a çok selam ederiz” demiş. Aleykum Selam. “Allah ondan razı olsun” demiş. Allah Hacı Rukiye annemizden razı olsun çünkü şeyhimize güzel bakıyor, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, CHP İstanbul İl Başkanlığı tarihinde ilk defa Atatürk için mevlit okuttu.

ADNAN OKTAR: Çok güzel yapmışlar. CHP’nin bu atakları, CHP’ye çok yakışıyor, CHP’yi güzelleştiriyor. CHP kendilerine denenlere hiç bakmasınlar, gayet güzel yolda gidiyorlar bu yönde. Dindarlaşmaları, dindarlığı ön plana almaları, mukaddesata böyle güzel hürmetkerane tavırlar göstermeleri Türk milletinin nezdinde onları yüceltiyor, değerli hale getiriyor. Çok takdir ediyoruz.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan 10 Kasım nedeniyle bir kütüphanede Milli Kütüphane’de düzenlenen törende konuştu. “Gazi Mustafa Kemal’in adı maalesef ülkemizde yanlış uygulamalara paravan yapılmıştır. Cumhuriyetimizin herkese eşit şekilde kucaklaması Gazi Mustafa Kemal’in ideallerinden biriydi. Gazi Mustafa Kemal bir ayrışmanın aracı olabilecek en son istismar aracıdır” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylemiş. Ama bugün Atatürk’e karşı olanlar, Atatürk sayesinde yaşadıklarını görmezden geliyorlar. Nankörlük olur o.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, aynı zamanda Başbakan Erdoğan şöyle devam etti: “Herkese göre farklı bir Atatürk yoktur. Herkesin kendi ideolojisini keyfi bir şekilde kullanabileceği bir Atatürk yoktur. Kurtuluş savaşının başkumandanı Gazi Mustafa Kemal bir ayrışmaya aracı olabilecek son isimdir” diye ifade etti.

ADNAN OKTAR: Güzel söylüyor. Hakikaten adamlar Atatürk’ü dinsiz, ateist, İslam’a Kuran’a karşı gösteriyorlardı. Sen misin onu diyen; biz bir ortaya çıktık kitaplar, cd’ler, filmler, konu bitti. Bak, ağızlarını açamıyorlar, şu an Atatürk’ten bahsetmek istemiyorlar bu günlerde. Eskiden koyu Atatürkçü olanlar, şimdi Atatürk’ten bahsetmek istemiyorlar. Baktılar dindar Atatürk var, İttihad-ı İslam isteyen, Türk-İslam Birliği’ni isteyen Atatürk var, Darwinizmi, materyalizmi kabul etmeyen, komünizme karşı olan Atatürk var, çok ağırlarına gitti. Ama bütün ömrü de Atatürkçü diye geçmiş, son anda birden vazgeçtiler.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün Adana Valisi Coş, katıldığı törenlerde halk tarafından protesto edildi. Arabasına bindiğinde halktan kendisine küfreden birini duyunca, geri çıkmış arabasından ve o da karşılık cevap vermiş. Fakat sonradan o şekilde ifade etmediğini söylemiş. Ama böyle bir karşılıklı sürtüşme oldu.

ADNAN OKTAR: Adana Valisi çok sempatik bir insan ayıp yapıyorlar, baya sevimli, milliyetçi, mukaddesatçı, şevkli bir insan. Yani o tarzla yaklaşmaları çok çok ayıp. Taktıklarına takıyorlar, baya iyi niyetli bir insan, baya sempatik de. O gözle bakmasınlar, şevkli bir insan. Ne yapmış kanunsuz hukuksuz ne yapmış? Şevkli olmasında ne mahsur var? Heyecanlı bir insan, iyi bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ne yapsın bitap mı dursun, lakayt mı dursun? Kanunsuz hukuksuz yanlış hiçbir tavrı yok. Var diyen bana söylesin, söz bir Allah Bir, bütün açıklığıyla anlatacağım. Bunun dışında çok ayıp. Ortada hiçbir şey yokken bir insanı laf olsun diye böyle eleştirmeye kalkmak, çok yakışıksız.

Ahir zamanda olacak olaylardan Peygamberimiz (s.a.v) bahsediyor. “Bir çoban” diyor Peygamberimiz (s.a.v) “bir çoban.” Hani diyorlar ya insanlar son zamanlarda “çobanlarla bizim oyumuz aynı mı olacak?” Halbuki çoban ariftir, sürekli Allah’ın tecellilerini görür. Hep Allah ile kalben bir yakınlık içindedir. Ve derin düşünür, ariftir. Bakın, deccaliyetin kaybolması, yok olması sonucunda, bir çoban şöyle diyor: “SübhanAllah kısa zamanda nasıl da yok oldular.” Peygamberimiz (s.a.v), bir çoban böle diyecek diyor. Deccaliyetin yok olması sonucunda, “sübhanAllah kısa zamanda nasıl da yok oldular.” Demek ki çok kısa zamanda. Çünkü deccaliyet çok uzun zamanda hakim olacak, fakat kısa zamanda etkisiz hale gelecek. Sonra Müslümanların üslubu şöyle oluyor: “Elhamdülillah, bize kendisinden haber verilen alametler işte buydu.” Ve müminler hamd edecekler, alametler çıktıkça. Ne diyormuş bak: “Elhamdülillah, bize kendisinden haber verilen alametler işte buydu” ahir zamanda.

Fitne katilden beterdir, ayettir, Kuran ayetidir, aynı zamanda da Peygamberimiz (s.a.v)’in sık sık kullandığı bir ayet, inşaAllah.

Biraz size, ahir zaman hadislerinden okuyayım.

Hiçbir zaman için, Hz. Mehdi (a.s) “ben Mehdi’yim” demiyor. Fakat dışarıdan insanlar, “münadiler emriniz falandır,” falanca kişidir şeklinde “nida olunacak” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’dan böyle bir nida yok ama çevresinden böyle nidalar var. Mesela “emriniz falandır, işte bu Mehdi’dir ki yeryüzünü adaletle dolduracaktır diye nida olunur.” “Emriniz falandır, işte bu Mehdi’dir, yeryüzünü” İslam aleminin topraklarını değil, bütün yeryüzünü, “adalet” ilk ihtiyaç ne? Adalet. Dünyadaki en ilk ihtiyacı Hz. Mehdi (a.s) hadislerinde hep ilk planda görüyoruz. Hz. Mehdi (a.s) ile adalet iç içe. Hz. Mehdi (a.s)’ın ilk görevi adalet. Elle tutulur görev olarak en çok üstünde durulan hadislerde hep adalet. İnsanlara en çok huzur verecek olan da adalettir. Şu an İslam aleminde adalet yok, dünyada da adalet yok. Her yönden adaleti sağlayacak, “adalet ve bollukla” bereketle. İki, arkasından bolluk. Hz. Mehdi (a.s)’la bolluk iç içe. Bereket getirir Hz. Mehdi (a.s). Geldiği ülkeye, geldiği yere bereket getirir.

İkdü’d-Dürer isimli kitapta. “Bu nida” bu konuşma, “yeryüzünü kaplar.” Bütün yeryüzünü kaplar bir anda. Nasıl olur bu? Radyo ve televizyona bu kadar açık işaret eden bir hadis insanların nasıl dikkatini çekmiyor ben anlamıyorum. Bak, “bu nida bütün yeryüzünü kaplar,” bakın dikkat edin, “ve her dilin ehli” her yabancı dil “onu kendi lisanında işitir” tercüme edilmiş olarak diyor. Anlaşılmayacak ne yönü var bunun? Ahir zamanı ne kadar net açıklıyor. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) konuşacak her yerde tercüme olunacak. Mesela Fransızlar Fransızcaya tercüme edecekler, İngiltere’de İngilizceye, Kişifayili’de Kişifayili dilinde. Bu da gösterdi ki, Hz. Mehdi (a.s)’ın eserleri her dilde yayınlanacak, dünyanın her yerinde her dilde yayınlanacak ve dünyanın her yerine yayılacak, ona da işaret ediyor. “Bu nida bütün yeryüzünü kaplar ve her dilin ehli onu kendi dilinde” lisanında tercüme olarak “iştir” diyor. 700 yıllık kitaplar bunu anlatan kitaplar. Bu hep mucize olarak düşünülmüş, yani Hz. Mehdi (a.s) konuşacak, sesi dalga dalga dünyaya yayılacak. Mesela buradan Afrika’ya gidecek gökyüzünden, sonra havada giderken ses değişecek, o konuşma Afrikalıların anlayacağı dilden oraya yayılacak, öyle zannetmişler. Halbuki bak, bilim gelişince, teknoloji gelişince, neyi kast ettiği hadiste Peygamberimiz (s.a.v)’in açık açık anlaşıldı.

“Muharrem ayında bir münadi semadan” bak hep semadan, radyo, televizyon, internet sürekli semadan, “agah olun, Allah’ın seçtiği kişi falandır.” Kim seçiyor? Allah seçiyor Hz. Mehdi (a.s)’ı. Alametinden anlıyoruz Hz. Mehdi (a.s)’ı. “Onu dinleyin” Hz. Mehdi (a.s) “beni dinleyin” demiyor, etrafındaki muteber insanlar bunları söylüyor. Bak, “seçilen kişi falandır” Allah’ın seçtiği kişi falandır, “onu dinleyin.” Yani sözünü dinleyin. “Ve itaat edin.” Hz. Mehdi (a.s) “bana itaat edin” demiyor. Etrafındaki İslam aleminin önde gelenleri, önde gelen insanları bunu söylüyorlar. “Onu dinleyin” duyun, konuşmalarını dinleyin. Dinleyin ne demek? Kitaplarını okuyun, eserlerini okuyun, sohbetlerini dinleyin “ve ona itaat edin” diyecektir. “Bu çok şiddetli fitnelerin ve savaşların bulunduğu bir senede olacak.” Bak, “bu çok şiddetli savaşların” şu an öyle, “ve fitnelerin” mesela fitnelerin önü-arkası gelmiyor görüyorsunuz. Türkiye’de de fitne çıkıyor, başka yerde de fitneler devam ediyor. “Fitnelerin bulunduğu bir senede” yani yoğun bulunduğu bir senede olacaktır. Demek ki, sakinlik içerisinde bir Mehdilik çıkışı yok. Hep böyle kargaşalar, fitneler yani insanların iyice bunaldığı bir ortamda oluyor.

“Ebu Naim İbn-i Ömer’den tahriç etti. “O dedi ki Resulullah (s.a.v) şöyle ferman buyurdu; Hz. Mehdi (a.s) başı üzerinde bir bulut olduğu halde çıkacak. O bulutta bir münadi (seslenen) “bu Allah’ın halifesi Mehdi’dir, ona tabi olun” diye nida edecektir.” Bak her hadiste bunu görüyoruz. Hz. Mehdi (a.s) hiçbir zaman için ben Mehdi’yim demiyor, fakat her yerden, her çeşit insan, Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olunması için insanları uyarıyor. “Hz. Mehdi (a.s) başı üzerinde bir bulut olduğu halde çıkacak” birçok anlamı olabilir. Mesela Hz. Mehdi (a.s)’ın uçağa bineceğine işaret ediyor da olabilir. Çünkü uçak bulutların içinden geçiyor, dolayısıyla başı bulutlara değmiş oluyor. Çünkü buluta bir insan çıkamaz. Peygamberimiz zamanında da kimse çıkamamış buluta. Buluta çıkmak ancak ahir zamanda mümkün oldu. Ahir zamanın teknolojisine gücüne ve imkanına yine bu hadis işaret ediyor. Demek ki Hz. Mehdi (a.s) uçağa da binecek. Başı bulutlara değecek ve “o bulutta bir münadi” demek ki uçağın içinden yine konuşan, yeryüzüne yayın var çünkü burada. Buluttan münadi konuşuyor ama yeryüzüne yayın yapılıyor. Çünkü uçakta da öyle konuşma oluyor hatta uzayda konuşuyor adamlar yeryüzüne yayın oluyor biliyorsunuz. “O bulutta bir münadi, bu, Allah’ın halifesi Mehdi’dir, ona tabi olun” diyecektir. Demek ki uçakta yanında söyleyecek, kendi şahsi kanaati olarak, hüsnü zannı olarak söyleyecek.

“Ebu Naim ve Hatip Telhisü’l Müteşabihe isimli eserinde İbn-i Ömer’den tahriç etti. Resulullah (s.a.v) şöyle ferman buyurdu; “Hz. Mehdi (a.s) başı üzerinde ‘bu Mehdi’dir, ona uyunuz’ diye nida eden” ona tabi olun diye “nida eden, bir melek olduğu halde çıkacak” bal melekler de tabi olun diyor. İnsanlar diyor, cinler de diyecek, herkes Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olun diyor. Melekler de melek alemine onu söylüyor. Çünkü o zaman işte yüz binlerce melek Hz. Mehdi (a.s)’a tabi oluyor, yardımcı oluyorlar-ki bu, Cebrail, meleklerin başı, inşaAllah.  Meleklere diyor, “Mehdi’ye tabi olacaksınız” diyor, Allah’ın emrini getiriyor, bütün melekler tabi oluyor, orada ne kadar melek varsa. Zaten muhtelif sayıda meleğin tabi olacağı rivayetler de var. Cebrail, Mikail, “sağında ve solundadır” diyor.  

Bak, diyorlar ki; muhtelif beldelerden alimler geliyorlar, İslam alimleri, ileri gelen önderler ve şöyle diyorlar “biz o şahsı aramak için geldik” demek ki Müslümanlar Hz. Mehdi (a.s)’ı arayacak. Aklı başında insanlar Hz. Mehdi (a.s)’ı arayacaklar. Peygamberimizin hadisi. “Biz o şahsı aramak için geldik” demek ki, aranınca bulunuyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın vasıflarından biri de aranması. Müminlerin vazifelerinden biri de Hz. Mehdi (a.s)’ı aramak, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı aramak. Hz. Mehdi (a.s)’ı aramak görevimiz. “Ki” diyorlar bak “fitneler onun eliyle sönebilir” fitne var çünkü, şu an İslam aleminde görüyorsunuz. Bütün bakanlarımız, hükümet herkes yangın, söylüyor bak görüyorsunuz bütün ülkeler, Birleşmiş Milletler, herkes yana yakıla çözüm bulamıyor, sürekli çözüm arıyor. Fitneler bitmiyor. “Fitneler onun eliyle sönebilir” bak “fitneler onun eliyle sönebilir” onun etkisiyle. “İstanbul-Konstantiniyye onunla fethedilir” manen. Yer bildiriliyor. Dünyada kaç tane şehir var? Binlerce şehir var. Niye İstanbul diyor Peygamberimiz (s.a.v) sadece İstanbul diyor başka bir şey demiyor. Konstantiniyye, Konstantiniyye, Konstantiniyye. Yeri açık açık söylemiş Peygamber (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s)’ın bulunacağı yeri. “Nereden çıkarıyorsun?” diyor. Kardeşim, yüzlerce kitap, yüzlerce hadis bunu anlatıyor, başka bir şey yok. “Konstantiniyye onunla manen fethedilir. Biz onu ismiyle” bak ismini de biliyoruz diyorlar. Sonra ismini bulmuşlar. “İsmiyle, annesinin babasının ismiyle” demek ki, şeceresi ortaya çıkacak, annesi babası ismi demek, onun ismi, şeceresinin bilineceği, seyyid olduğunun bilineceğine işaret ediyor. Çünkü anne baba şecere demektir. Ve “talebeleriyle tanırız” bak alimler bunu diyorlar. “Alimler bu konuda birleşirler” diyor hadiste ve “onu ararlar ve bulurlar” diyor, “ve kendisine ‘sen falan oğlu falansın’” yani şeceren şu, falan oğlu falansın budur, yani şu oğlu şu oğlu şu. Babanın ismi şu, onun babasının ismi şu, yani seyit olduğunun şeceresini söylerler diyor. “Sen falan oğlu falansın” derler.” Hz. Mehdi (a.s) ise “ben sadece Ensar’dan birisiyim. Yani “sadece peygamberin soyundan, o soydan birisiyim, bir Müslüman’ım. Allah’ın her hangi bir kuluyum der” diyor. “Ve böylece onların elinden Hz. Mehdi (a.s) kurtulur” diyor, alimlerin elinden. Bak kurtulmanın peşinde Hz. Mehdi (a.s), Mehdi olmanın peşinde değil. Liderlik peşinde değil. Kurtulmadan bahsediyor peygamber “onların elinden kurtulur” diyor, kaçıyor. “Onu tanıyan ve bilenlere anlatırlar” alimler, diyor. Bu sefer etrafta konuşuluyor bak “onu tanıyan ve bilenlere anlatırlar” talebelerine, tanıyanlara, görenlere anlatıyorlar. Diyor ki, “doğru, Hz. Mehdi (a.s)” diyorlar. “bunu üzerine” halk diyor ki “aradığınız sahibiniz gerçekten o’dur” diyorlar, “doğru” diyorlar “Hz. Mehdi (a.s) o’dur” diyorlar. “Aradığınız sahibiniz o’dur” sahib’üz zaman. “O büyük şehre gitmiştir” yani Konstantiniyye’ye, hadislerde            Medine olarak geçiyor Konstantiniyye. Bu defa onu yine arıyorlar, onu tekrar buluyorlar,  o kaçıyor, onlar kovalıyor. Mehdilik, öyle bir iddia yok Mehdiyet’te, kaçma var Mehdilikte. Bak bu sefer diyorlar ki “sen alan oğlu falansın, annen de falan kızı filanedir.” Önce soyunu söylüyorlar, seyyid olduğunu, şeceresini anlatıyorlar. Şecereni biliyoruz diyorlar. Demek ki şeceresi anlaşılacak. "Sende şu alametler vardır." Demek ki, alametleri artık şöhret bulmuş, biliniyor. İşte omuzun da ben var. İşte ayağında ben vardır, anlında şu işaret vardır, boyun şudur budur. “Bütün alametler uyuyor” diyorlar, “sana.” Ne diyorlar; "Sen falan oğlu falansın, annende falan kızı felanedir." Bu, 800 yıllık kitapta yazıyor. "Sende şu alametler vardır. Birinci defa bizden kurtuldun." Bak “kaçtın bizden” diyorlar. Kurtuldun; kaçma, kovalama var. Bak "birinci defa bizden kurtuldun, uzat elini sana biat edelim" diyorlar. Yani, “uzatma” diyorlar. "Bunun üzerine Hz. Mehdi (a.s) ben aradığınız değilim, der” diyor. Bak yine kabul etmiyor. "Ben aradığınız değilim" der” diyor. “Ben her hangi bir insanım, Allah’ın kuluyum. Bende öyle bir şey yok” diyor. Görüyor musun bak kovalamacayı? Kaçma ve kovalama var. "Tekrar" yine şehirde duruyor Medine, Konstantiniyye’de duruyor Peygamberimiz (s.a.v.), “bu büyük şehir” diyor. Hangi tarih? Konstantiniyye-İstanbul'dur diyor. "Yine arıyorlar" diyor. Yine ısrar ediyorlar. Bu kaçıncı görüyor musun hadiste? "Ve sonunda kendilerini yine bulurlar” diyor. Bu kaçıncı oldu sayın. "Eğer biatlerimizi kabul etmezsen". Bu sefer yakalıyorlar. "Eğer biatlerimizi kabul etmezsen" Hepimiz sana biat etmeyi, “biatlerimizi kabul etmezsen. Sana bağlılığımızı kabul etmezsen. Bizi aramakta olan ve başında had datan birisinin bulunduğu süfyan ordusuna karşı korumazsan" yani bu deccal ordusu Müslümanları mahveden, işte Suriye’de mahveden, orada burada mahveden, bu zalimlere karşı, kan dökenlere karşı bizi korumazsan, "bütün günahlarımız senin boynuna, kanlarımızda senin boynuna olsun derler” diyor. Bu seferde lanetleşiyorlar. Yani bu çok ağır bir töhmet bu sefer. Yani “ya bul o zaman” diyorlar. Allah yani haşa Allah vermesin, “Allah her türlü belayı üzerine versin o zaman” diyorlar, “bunu yapmazsan.” Çünkü bütün Müslümanlar katlediliyor, mahvediliyor. “Sen bunu muttakisin, sen lider olsan bu konuyu bitireceksin, kabul etmiyorsun, o zaman sen sorumlu oluyorsun” diyorlar. “Hepsinin kan,ı hepsinin günahı senin boynuna olsun o zaman” diyorlar. Bunun üzerine Hz. Mehdi (a.s) dayanamıyor artık. Bak görüyor musun baskıyı. "Bunun üzerine” diyor, “rükün ve makam arasında oturur" Oturduğu yerden alıyor biatleri, ayakta değil. "Ve elini uzatarak biatleri kabul eder." Sağ elini uzatıyor, bütün biatleri kabul ediyor. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; "Allah da, onun muhabbetini, ona olan sevgiyi insanların sinelerinde yerleştirir." Müthiş bir sevgi geliştirir Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı. "O, daha sonra gündüz aslan" Hz. Mehdi (a.s) lakabı zaten. "Gündüz aslan,  gece ise abid olan bir kavimle" talebeleriyle “beraber olur.” “Onlarla başlar” diyor, “hizmete” 800 yıllık kitap anlatıyor. Bak bugün konuyu anlatıyoruz, anlayan anlıyor. "Dani Kataden tahriç ettiği, o dedi ki; “fitne içindeki insanlar kan akıtıldığı bir zamanda" Şu an görüyorsunuz, bütün İslam alemi kan gölü, "insanlar kan akıtıldığı bir zamanda evinde oturmakta olan Hz. Mehdi (a.s)’a gelir." Bak hep Hz. Mehdi (a.s) evinde oluyor dikkat edersen. “Sedirinde oturur” diyor Tevrat’ta, “sedirinde oturur” diyor. Hz. Mehdi (a.s) gelip bir makama bir yere gitmiyor. Bir devlet dairesine gidip oturmuyor. Başbakanlığa Cumhurbaşkanlığına gidip oturmuyor. “Kendi evinde hep oturur” diyorlar, sedirinde. Hep İstanbul’da, hep kendi evinde. Bak "fitne içindeki insanlar" fitne içinde. Fitne şu an ayyukta, görüyorsunuz. Ve kan akıyor. “Kan akıtıldığı bir zamanda" şu zaman zaten bu zaman. İslam tarihinde görülmemiş. Yani bütün İslam tarihinin toplamında bu kadar kan akıtılmamış. Bakın bütün İslam tarihinde bu kadar kan akıtılmadı, ahir zamanki kadar. Son 1300 senedir bu kadar kan akıtılmamış, bu son yüz yılda akıtılan kan kadar tamamında, "evinde oturmakta olan" başkasının evi de değil, kendi evinde, alıştığı, her zaman oturduğu evinde. Bir makama, mevkiye, bir yere gitmiyor Hz. Mehdi (a.s). "Evinde oturmakta olan Hz. Mehdi (a.s) gelir. Bizim için kalk artık der, o ise kabul etmez. Ancak ölümle tehdit edildikten sonra" artık seni öldürürüz diyorlar, Hz. Mehdi (a.s)’a. Hem bunu söylüyorlar, hem de “seni öldürürüz” diyorlar, “yapmazsan.” Yani “illaki kabul edeceksin” diyorlar. "Ölümle tehdit edildikten sonra onlar için kalkar" Allah rızası için. "Ondan sonra artık dünyada kan dökülmez" diyor. Bitiyor. Allah durduruyor kanı. Çünkü Allah’ın dediğini yapıyorlar. Allah’ın dediği; “Hz. Mehdi (a.s) tabi olun, kanı durduracağım” diyor Allah. “Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olmazsanız, kan akıtırım” diyor Allah. Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olunca, kan birden kesiliyor, anında duruyor. "Keza Naim Bin Hammad Zührüden tahriç etti. O dedi ki; “Fatıma soyundan gelen Hz. Mehdi (a.s) meydana çıkar ve istemediği halde kendisine biat edilir". Mehdiyet’te iddia yok. Kaçma var, kabul etmeme var. Tamam, o Hz. Mehdi (a.s) bütün alametleri anlatır tabii. Hz. Mehdi (a.s)’dan ilim akar. Hz. Mehdi (a.s) hiç bir zaman fitnelerin üzerine çekilip susmaz, gerçek neyse anlatır. Mehdiyet’e en güzel anlatacak olan Hz. Mehdi (a.s)’dır. Deccaliyeti en güzel tasrif edip, anlatacak olanda Hz. Mehdi (a.s)’dır. Ahir zamanı en güzel insanlara sunacak olan Hz. Mehdi (a.s)’dır. İman hakikatlerini en güzel anlatacak, Kuran mucizelerini en güzel anlatacak yine Mehdi (a.s)’dır. Bediüzzaman, “üç görevin üçünü de bir yapacak” diyor.

"Naim bin Hammad Katade’den tahriç etti; Resulullah (s.a.v.) ferman buyurdu. İmam Mehdi gelir kendisi istemediği halde insanlar kendi aralarından çıkarıp" Bak diyor ki, “Hz. Mehdi (a.s) kendisi istemediği halde insanlar onu kendi aralarından çıkarıp” kendi aralarında durduğu için Hz. Mehdi (a.s), kendi aralarından alıyorlar, evinden çıkarıp "rükün ve makam arası ona biat ederler.” Burada bir zorlama da var aslında, inşaAllah. “Ebu Said El Hudri’den tahriç; Peygamber (s.a.v.) buyurdu; “Allah Muhammed Mehdi’yi bir gecede ıslah eder." Olgunlaştırır. Yani harikulade bir hal veriliyor, bir gecenin içersinde Allah’ın bildiği, Hz. Mehdi (a.s)’ın bildiği bir hal.

“Ebu Cafer (r.a)’dan  rivayet edildi;” Şöyle dedi; "Mehdi, aşure günü zuhur eder. O gün Hüseyin Bin Ali (r.a) şehid edilmiştir.” Hz. Hüseyin (a.s)’ın şehit edildiği gün. "O muharrem ayının onunun Cumartesi günü olmuştur. O, rüku ve makam arasında kaim olur” Hz. Mehdi (a.s). "Cebrail (a.s), Mehdi (a.s)’ın sağında" bak Cenab-ı Allah ne kadar önem veriyor Hz. Mehdi (a.s)’a görüyor musun? "Cebrail (a.s) onun sağında" Tevrat’ta da 5000 yıldır bekleniyor, Moşiyah Mehdi. "Cebrail (a.s) onun sağında, Mikail (a.s) ise solunda olur" sol tarafında olur. "Arzın” dünyanın, “muhtelif yerlerinden gelen taraftarları, sevenleri toplanırlar bir araya” diyor. Kimi Almanya’dan, kimi Fransa’dan taraftarları, sevenleri geliyor. "Toplanırlar" diyor. "Ve ona biat ederler, böylece yeryüzü daha zulüm ve cevirle dolduğu gibi şimdi tam tersine adaletle dolar" diyor. Çünkü Allah kaldırıyor o acıyı, yerine adalet veriyor. Çünkü dediğini yapmış oluyorlar Allah’ın. Allah diyor ki, “Benim dediğimi yapın, Ben de sizi rahatlatayım” diyor. “Yoksa bela devam eder” diyor Allah. Yani, “şükredin, nimetimi arttırayım” diyor ya ayette, Hz. Mehdi (a.s)’a biat şükür işte. O zaman Allah nimetini arttırıyor.

Naim Bin Hammad, Ebu Hureyre’den tahriç etti, o şöyle dedi; “Rükün ve makam arasında Muhammed Mehdi’ye biat edilir. Mehdi (a.s)’ın zamanında, ne uykuda olan uyandırılır” bakın huzurun güzelliğine bak, öyle bombalar mombalar patlama yok. Şimdi herkes, feryatla ayağa kalkıyor. "Ne uykuda olan uyandırılır, nede herhangi bir kan akıtılır." Bak herhangi bir kan. Herhangi bir bahaneyle kan akıtıyorlar ya, hiç kan akıtılmaz diyor. Bu hadis öbür hadislerden daha ­­­iyidir, bak, “nede herhangi bir kan akıtılır.” Bir rivayette “burnu dahi kanamaz” diyor. Başka rivayette “damla kan akmaz” diyor. Allah durduruyor kanı. Çünkü şu an şeytan kan istiyor, kan denizine döndü dünya. Mehdiyyü’l dem; kan durduran Mehdi. Allah onu gönderdiğinde, kan birden kesiliyor dünyadan. Allah artık şeytanın istediği kanı, almayacak hale getiriyor onu, kilitliyor.

Taberani Evsat'da Hakim Ümmü Seleme'den tahriç ettiler; “Resulullah (s.a.v) ferman buyurdu; "Muhammed Mehdi'ye Bedir ehli sayısınca kişi" Bedir ehli kaç kişiydi? 313, "Bedir ehli sayısınca kişi rüku ve makam arasında biat eder. Irak halkının ileri gelenleri" bak şimdi Irak'la aramız düzelmeye başladı. "Şam abdalları ona gelerek" Şam'ın ileri gelenleri, bak Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olarak bize de geldiler. Şam'ın abdalları geçen günler. Talebesi olduğumuz için bizde de bir tecellisi oluyor. Geldiler burada konuştuk-ki, 300 gurubun lideri o gelen kişi. "Ona gelirler, o zaman Şam'dan bir ordu ona karşı savaşmak için gelir." Şu an zaten başladı Müslümanlara karşı savaşa başladı, Şam'daki bu savaş yani Suriye'deki bu savaşa dikkat çekiyor. Mehdiyet’i durdurmak için yapılacağını söylüyor bu savaşın hakikaten, çünkü Hz. Mehdi (a.s) Şam'da Emevi Cami’nde olacak, başka yerlerde olacak, birçok kutsal beldeyi ziyaret edecek. Şu an mevcut rejim buna müsaade eder mi? Etmez. Etmeyeceği için de, Allah bu rejimi yıkacak. Rejimi yıkma nedeni, Hz. Mehdi (a.s) çıkması için. Yoksa Şam'da rejimi yıkmaz Allah. Ama Hz. Mehdi (a.s)'ın çıkması için, rejimin yıkılması gerektiği için, rejim özel olarak yıkılacak şu an. Bütün dünyayı Hz. Mehdi (a.s)'a göre tasfiye ediyor, hazırlanmış, ona göre dizayn ediliyor şu an. Hz. Mehdi (a.s)'ın ayağına dolanacak her şey kaldırılıyor Allah tarafından. "Ancak bu ordu batacak" diyor, yenilecek diyor zaten Şam ordusu.

“Naim Bin Hammad İbn-i Abbas'dan tahriç etti, o şöyle dedi; “İnsanların ümitsiz olduğu" şu anda da çok ümitsiz insanlar "ve hiç Mehdi falan yokmuş dediği sırada” Ne diyorlar ortak olarak? “Hiç Hz. Mehdi (a.s) falan yokmuş” diyorlar. İlk defa İslam tarihinde ilk defa 1300 seneden beri ilk defa bu kadar çok Hz. Mehdi (a.s) yokmuş diye dünya çapında konuşma yapıldı. Eskiden Hz. Mehdi (a.s) yokmuş, en fazla birkaç yüz kişini duyacağı sohbetlerde olurdu. Çok küçük alimler dar alimler adı sanı duyulmamış alimler, Hz Mehdi (a.s) yoktur gelmeyecektir demişlerdir, Osmanlı döneminde de, geçmiş tarihte de, çok çok küçük topluluklar yapmıştır. Ama şu an yüz milyonlarca kişiye Irak'ta, Suriye'de, Mısır'da bütün İslam aleminde alimler, geceli gündüzlü “Hz. Mehdi (a.s) yok, Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyorlar. Bütün Türkiye'de de radyolardan televizyonlardan ünlü alim bilinen-ki, bana göre alim değil, alim bilinen kişiler geceli gündüzlü “Hz. Mehdi (a.s) yok gelmeyecek” diyorlar. Ne diyor? "Hiç Mehdi falan yokmuş dendiği bir sırada, Allah Hz. Mehdi (a.s)'ı gönderir." Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. "Onun yardımcıları Bedir ashabının sayıları kadar, 315 kişidir." Burada 315 diyor, bazı yerde 313 diye geçiyor, burada 315. Şam'dan da Hz. Mehdi (a.s)’â gelecek olanlardan bahsediyor Peygamberimiz (s.a.v), "ona kendisi istemediği halde, ona biat ederler." Bak kendisi istemediği halde, ona Hz. Mehdi (a.s)'a biat ederler. “O da onlarla birlikte rükunla makam yanında iki rekat namaz kıldıktan sonra minbere çıkar.” Hep Hz. Mehdi (a.s)'ın namaz konusunda iki rekat olarak geçiyor hadislerde. İki rekat namaz kılar, iki rekat namaz kılar, hep bak burada da "zuhur eder iki rekat namaz kılar." Sonra Hz. Mehdi (a.s) şöyle bir konuşma yapıyor; Ey insanlar ümmeti Muhammed ve bilhassa onun ehli beyti çok belalar gördü der" diyor. Hakikaten İslam alemi akıl almaz acı çekti şu son yüzyılda. Maaşı bol olan hocalar ne diyorlar; “Yok” diyorlar, “bayağı rahat içindeyiz, bir şey yok” diyorlar. “Devlet maaşımıza zam yapıyor, hanımda diyor pilav yapıyor tavuğu da üstüne koyuyoruz yiyoruz elimizi öpüyorlar sokakta, bayağı iyiyiz, çok rahatız” diyorlar. "Onun ehli beyti" ehli beytin çektiği acıları herkes biliyor. "Çok belalar gördü ve bizler kahır ve haksızlığa maruz kaldık" kahrettiler bizi diyor, haksızlığa maruz kaldık diyor. Hz. Mehdi (a.s) demek ki, haksızlığa maruz kalacak, adaletsizliğe maruz kalacak.

MERVE BÜYÜKBAYRAKTAR: Bugünkü sohbetimiz sona erdi, Allah herkese hayırlı geceler nasip etsin.

Masaüstü Görünümü