Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (13 Kasım 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Sevgili Hocamın güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şimdi nedir, biz RTÜK üyesi mi olduk?

DİDEM ÜRER: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: RTÜK, iyi güzel hayırlı olsun.

Enam Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. Enam Suresi, 5; “Kendilerine hak gelince onu yalanladılar.” İnsanların fıtratında var bu. Bir hak olan doğru olan bir şey oldu mu, yalanlama kafası. “Fakat alaya aldıklarının haberi onlara gelecektir” Neyi alaya alıyorlar şu an? İttihad-ı İslam’ı. Neyi? Hz. Mehdi (a.s)’ı. Peygamberimiz (s.a.v)’ın geleceğini bildirdiği Hz. Mehdi (a.s)’ı. Neyi? Hz. İsa (a.s)’ı. Hatta ayette diyor ki; “İsa (a.s)’dan bahsedince, senin kavmin keyifle gülmeye başlıyorlar” diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Alay ediyorlar” diyor. Ama ne diyor Allah? “Fakat alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir” 1992 tarihini veriyor. Demek ki, o yılda bir hızlanma bir, ivme var, inşaAllah. “Ve derler ki ona bir melek indirilmeli değil miydi?” Hadislerde ne diyor? “Mehdi (a.s)’ın üstünde bir melek olacak.” “Eğer bir melek indirilseydi elbette iş bitirilmiş olurdu. O zaman kıyamet kopardı zaten diyor Allah. Melek ne zaman iniyor? Kıyamet koptuğu vakit iniyor. Onun dışında melek inmez görünür halde, ki görünmüyor insanlara. “Sonra kendilerine göz açtırılmazdı” Yani kıyametin dehşetinden kendilerini kurtaramazdı. Demek ki, meleğin oradaki açıklaması ne? Meleği diğer melekler görüyor. Başka bir melek göremiyor. Sadece oradaki melekler görebiliyorlar, onla ilgili.  

Maide Suresi, 114. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Meryem oğlu İsa Mesih, Allah’ım Rabbimiz bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve senden bir belge olsun” bak  “öncemiz ve sonramız için bir bayram ve senden bir belge olsun.” Belge yani ayet, mucize olsun. “Bizi rızıklandır, sen rızık vericilerin en hayırlısısın demişti.” Her yemek aslında mucize olarak yaratılır, fakat orada aklın ihtiyari kaldırılmaz. Burada da aklın ihtiyari kaldırılmadı, o sofra indi ve müminler yemeklerini yediler. Yan odaya geçtiklerinde, hazır bir sofrayla karşılaştılar, Allah katından inmiş bir sofrayla karşılaştılar. Gökten sofra iniyorsa, gökten melek de iner, insan da iner. Yani Hz. İsa Mesih (a.s)’da iner, inşaAllah. Allah, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişinin ne kadar makul olduğunu göstermek içinde o ayeti inzal ettiği anlaşılıyor. Çünkü “gökten sofra iner” diyor, “ama insan inmez” diyor. Gökten sofra geliyorsa, insan da gelir, inşaAllah. “Allah demişti ki şüphesiz ben bunu size indireceğim. Artık sonra sizden kim inkar ederse, ben onu gerçekten alemlerden hiç kimseyi azaplandırmayacağım bir azapla azaplandıracağım.” “Şüphesiz ben bunu size indireceğim” O zaman sofranın indiği anlaşılıyor. Yani ayetin hükmünden açık. Ve mucize olarak indiği anlaşılıyor. “Artık sonra sizden kim inkar ederse, ben onu gerçekten alemlerden hiç kimseyi azaplandırmayacağım bir azapla azaplandıracağım.”  Kim inkar etti? Yuda İzaryot inkar etti. Hz. İsa Mesih (a.s)’a hainlik etti. Demek ki Cenab-ı Allah, ona muazzam bir azap yapacak, ayetin ifadesiyle. Allah, şeytandan Allah’a sığınırım; “Ey Meryem oğlu İsa, insanlara beni ve anneni Allah’ı bırakarak iki ilah edinin diye sen mi söyledin?” Yani “teslis inancını sen mi söyledin insanlara?” diyor Cenab-ı Allah. Hz. İsa Mesih (a.s) diyor ki; “Seni tenzih ederim” Cenab-ı Allah’a. “Hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz” “Bir Müslüman’ın söyleyeceği bir söz değil bu” diyor. “Ben bunu yapmam” diyor. “Eğer bunu söyledimse, mutlaka sen onu bilmişsindir” Yani bu senin zaten ilminde, kaderdeki ilmindedir. Yani “bildiğin halde bana soruyorsun Ya Rabbi” diyor. “Sen her şeye Kadir, her şeye hakimsin.” “Eğer bunu söyledimse, mutlaka sen onu bilmişsindir. Sen bende olanları bilirsin ama ben Sende olanı bilmem.” Allah’ın büyüklüğünü ve gücünü vurguluyor. “Gerçekten görünmeyenleri gaybı bilen Sen’sin, Sen” diyor Hz. İsa Mesih (a.s). “Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiçbir şey söylemedim. O da şuydu: ‘Benimde Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’” İncil’de aynı bu şekilde geçiyor. Bak  “Benimde Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Onların içinde kaldığım sürece ben onların üzerine bir şahidim. Benim dünya hayatıma son verdiğinde üzerlerindeki gözetleyici Sen’din.” Yani beni göğe ref ettiğinde, beni katına aldığında, üzerlerindeki gözetleyici sendin. “Sen her şeyin üzerine şahit olansın. Eğer onları azaplandırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz aziz olan, hakim olan Sen’sin Sen.” Cenab-ı Allah’ın bağışlama yönüne dikkat çekiyor. Buradaki ayete göre, ayetin iması bağışlanacakları yönünde oluyor, inşaAllah. Yani çünkü doğruyu görüp vazgeçtiklerinde bağışlanırlar. “Allah dedi ki; bu doğrulara doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür.” Doğrulara doğru söylemeleri ne sağlıyormuş? Yarar sağlıyor. Allah’ın rızasını kazanırlar, üstlerinde bir hafiflik olur, cennetleri genişler. “Onlar için içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır” Mesela bak burada deniz İstanbul’un süsü, deniz olmazsa İstanbul’un süsü geniş çapta gider. Yani tabii güzelliği geniş çapta gider. Onu için Cenab-ı Allah, bakın  “altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu” Müslüman niçin gayret ediyor? Allah’ın rızasını kazanmak için. Allah ne diyor? “Allah onlardan razı oldu.” “Onlarda Allah’tan razı olmuşlardır.” Karşılıklı razı oluyorlar. “İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. Göklerin yerin ve içlerinde olanların tümünün mülkü Allah’ındır”. O zaman bir kişi çıkıp da, bu mal benimdir diyemez. Kuran’a göre malın ancak bekçisi olabilir. “Allah, O her şeye güç yetirendir” Konuşmaya, yürümeye her şeye güç yetiren Allah.

Ömer Bin Abdülaziz (r.a) “daha çocukken hayvanın biri alnına tekme atıyor ve alnı yarılıyor. Babası onun alnındaki kanı silerken” alnının ortasına geliyor, “Ümeyye oğullarının alnındaki yara kastedilen sen isen, mutlaka mutlu olacaksın.” Yani Mehdi isen diyor, alnındaki yara olunca, bak onu alnında alamet olarak görüyor, sırf tek bir alametten bile Mehdiyet’e bağlantı kuruyor. Tek bir alametle. “’Hz. Ömer (r.a)’ın benim çocuklarımdan alnı yaralı olan birisi” alnında yara izi olan birisi, “Mehdi gelip yeryüzünü adaletle dolduracaktır’ dediğini rivayet ediyor Hz. Ömer (r.a)’ın. Bak alnının ortasında yara izi olan birisi diyor. “Çocuklarımdan” benim çocuklarımdan diyor. Bak “ alnında yara izi olan birisi gelip yeryüzünü” bütün dünyayı “adaletle dolduracak” diyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mars ile Jüpiter arasında bulunan asteroit kuşağında bulunan 6 kuyruklu bir gök cismi görüntülendi. İlk olarak Ağustos’ta tespit edilen ve daha sonra Eylül tarihlerinde görüntülenen gök cismin kuyruklu yıldız ve asteroitlere benzemeyen bir harekete sahip olduğu belirtildi.

ADNAN OKTAR: Evet. Harikalar peş peşe devam ediyor anlayana. Anlamayana ayrı tabii. Anlasalar da anlamasalar da, İslam dünyaya hakim olacak, Hz. Mehdi (a.s)  zuhur edecek.

Didem Hocam, ben ayet okuyacağım.

Enfal Suresi, 62 Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar, seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter.” Ne demek? Şimdi aldatma yapıyor mu adam? Aldatmayı ne zaman yapmış? Daha annesinden doğmadan yapmış. Allah ne demek istiyor “Allah yeter” derken? “Benim kontrolümde seni aldatırlar” diyor. “Ben yaratıyorum onların yaptığı aldatmayı” diyor. “Bütün güç Bende. Dolaysıyla onların müstakil bir varlık olarak görüp sakın korkma, tedirgin olma. Onlar kendilerine göre aldattığını zannederler, Aslında aldatamazlar. Kontrol Benim elimde” diyor Allah.

“O, seni yardımıyla ve mü'minlerle destekledi” diyor, bak açıkta. “O, seni yardımıyla ve mü'minlerle destekledi.” “Ve onların kalplerini uzlaştırdı.” Müminlerin kalplerini uzlaştırdı. İnsanların kalbinin uzlaşması o kadar zordur ki. Her biri ayrı bir alemdir. Yani kavgaya çok yatkındır insanlar, anlaşmazlığa çok yatkındır. İnsanlar hep kendi aklını beğenir. En iyi ben bilirim kafasında olurlar, birçoğu öyledir. “ Ve onların kalplerini uzlaştırdı.” Kalplerin uzlaşması bir mucizedir. Yani müminlerin kalplerinin, o kadar çok insanın kalbinin uzlaşması mucizedir. Çünkü ufacık bir toplumda bile kaç parçaya ayrılıyorlar görüyorsunuz. Şuanda bile Müslümanlar sırf Suriye’de 1000 küsurluk parçaya ayrılmış vaziyetteler. Uzlaşmıyor kalpleri. “Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile,” “Onlara para versen, ev alsan, elbise alsan, yiyecek alsan yine uzlaşmazlar, yine birbirleriyle uğraşırlar” diyor Allah. Hakikaten çok çetindir insanların ruhu. Büyük bölümü öyledir.” Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların kalplerini uzlaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” “Hükmü Ben verdim” diyor Allah ve hikmet. “Her şeyde bir hikmet vardır” diyor Cenab-ı Allah. “Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.” “ Sen tevekkül et” diyor Peygamberimiz (s.a.v)’e ama bak, “seni izleyen müminlerde tevekkül etsin. Hepinize ben yeterim” diyor Allah. Şimdi insanlar Peygamber (s.a.v)’in tevekkül etmesini esas olduğunu düşünüyorlar. Mesela diyor ki Peygamber tevekkül et. Tamamda, asıl müminlerin de tevekkül etmesi önemli. Çünkü müminlerin morali bozulursa, Peygamber (s.a.v)’in işi çok zor olur. “Hepinize Ben yeterim” diyor Allah. “Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.” Yani “hepiniz birden Bana tevekkül edin” diyor. Tevekkül en büyük konfordur. Mümin gece gündüz Allah’tan tevekkül isteyecek. Tevekkül, mesela diyor ki; “içim sıkıldı” Niye? “Tevekkül edemedim.”  “Ağladım” diyor. Niye? Tevekkül edemediğinden.  “Endişelendim” diyor. Neden? Tevekkül edemediğinden. “Korktum” diyor. Tevekkül edemediğinden. Bütün ruhi sıkıntılar, bütün ruhi azapların tek nedeni vardır, bereketsizliğin, uğursuzluğun tek sebebi vardır; tevekkülsüzlüktür.  İnsanı acayip çökertir. Kahır meydana getirir insanda ve yaşlandırır tevekkülsüzlük. Kemiklerini eritir, beynini eritir, vücudunu çökertir. Kavurur insanı, içine geçirir. Ama tevekkül, insana nur verir, ferahlık verir, harikalar verir. İşleri rast gider. Mesela Hz. İsa (a.s) çok tevekküllü. Roma ordusunun subayları beraber Yuda İzaryot kendi talebesi önde, Hz. İsa (a.s)’ın bulunduğu odaya doğru paldır, küldür koşarak geliyorlar. Cenab-ı Allah Hz. İsa (a.s)’ın gözünü bir kapatıyor, bir açıyor Allah’ın yanında. Bir kapatıyor, bir açıyor geri dünyada. Aradan iki bin sene geçiyor. Ayette diyor ya; “Bir gözü açıp kapatmak kadardır” diyor ya ayette. Aynı zaman da ona işaret o. Ne güzel Allah’ın katında iki bin sene sonra bela, pislik, rezillik temizlendikten sonra geri dünyaya dönüyor. “Ben neredeyim” diyor, İbranice, anlamıyorlar tabii etrafındaki insanlar. Diyorlar; “Bir insan var ama yabancı dilde konuşuyor. Ailesi nerede bunun?” diyorlar. “Tanıdığı var mı?” Soru soruyorlar, tanımıyor. Bakıyorlar olacak gibi değil, İbranice bilen birini arıyorlar. Bir İbranice uzmanı, o diyor; “İbranice konuşuyor.” Sonra ona İngilizce konuşmak, Fransızca konuşmak, Türkçe, Arapça konuşmayı öğretiyorlar. Bakıyorlar çok yetenekli, anında öğreniyor, sonra “olsa olsa” diyorlar “bu, İsa Mesih’tir.” Kendisinin de öyle bir iddiası yok. “Olabilirim” diyor Hz. İsa Mesih (a.s). “Çok benziyorum” diyor, “Allahualem öyle” diyor. Çünkü annesi, babası yok. Harika halleri, vahiy de alıyor, duyuyor ama açıklayıp, hüküm verme yetkisi de olmadığı için “herhâlde öyle” diyor, “Allahualem öyle” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’da öyledir. Allahualem, zannı galiple.

Rad Suresi; 42-“Bu yurdun sonu kimindir?” Dünyanın sonu kimindir? “inkâr edenler pek yakında bileceklerdir.”  Şeddesiz; 1990, şeddeli; 2074. Son zamanlar artık “2074.” Yani 1990’a kadar atağın başladığı yıllar, 2074’de bitme aşamaları son 80’ler falan. İnşaAllah, İslam’ın hâkimiyetini göreceğiz.   

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, şöyle bir bilimsel dergide bir makale vardı. Bilim adamları görünmezlik özelliği olan bir örtüleme sistemi geliştirmişler. Görünmez yapılmak istene cismin etrafı küçük antenlerle çevriliyor ve bu antenler, elektromanyetik bir alan oluşturuyorlar ve bu alan cisimden yansıyan herhangi bir dalganın yansımasını engellediği için, cisim gözle görülemiyor.

ADNAN OKTAR: Şahane. İyi akıl. Demek ki, korunması gereken insanlar dışarıda caddede yürürken, öyle bir alet edevatla yürürseler görünmez oldukları için, tanınamayacakları için güven içinde sokakta yürüyebilirler! İyi akıl.

“Canım Hocam” diyor, “bir türlü gelmediniz nihayet geldiniz, maşaAllah” diyor. “Hanım kardeşlerimizin çarşaflısı ayrı güzel, açığı ayrı güzel, esmeri ayrı güzel, sarışını ayrı güzel” diyor, maşaAllah.   

“Hocam, seni yaratan Allah’a kurban olurum” diyor, bak başka bir hanım kardeşimiz.

Başka bir hanım kardeşimiz; “Hocam, seni Allah aşkıyla delice seviyorum göz nurum, nur ol sen nur” diyor.

Hanımların hepsi çarşaflı, maşaAllah. Her iki tarafta doğru yolda. Çarşaflı diyor ki; “ben inancıma göre dışarıda böyle rahat ediyorum, böyle kendimi güvende hissediyorum, zannı galip öyle güzel. Mesela başı açık olanlar diyorlar ki; “biz burada size güveniyoruz Hocam, sizin yanınızda böyle giyiniyoruz ama dışarıda da kapalı giyiniyoruz” diyor, tamam bu da güzel. Bir kısmı da diyor ki;” biz dışarı çıkmak istemiyoruz” diyorlar, “görüşmek istemiyoruz bazı insanlarla” o da olur, hepsine saygı duyarız.

Celaleddin Suyuti ne diyor eserinde; Naim bin Hammat, sabahtan tahric etti; “o dedi ki; “İmam Mehdi, insanlar arasında otuz dokuz yıl bekler.” Otuz dokuz, yani illaki o dokuz olacak. Otuz dokuz. “Deccaliyetin süresi kırk yıldır” diyor ya. Yani Mehdiyet’in mücadelesi kırk yıl sürüp deccaliyeti bitiriyor. O anlamdadır.

“Mehdi, insanlar arasında otuz dokuz yıl bekler.” Yani kırk yıl kadar ilmi mücadele yapar. Darwinizme, materyalizme karşı. Nasıl oluyor? 1980’de başladığında, 2020’de bitmiş oluyor. Demek ki, verdiğimiz tarih doğru hadise göre. Doğru mu? Doğru.

“Küçükler büyük olmak ister, büyükler de küçük olma temennisinde bulunur.” “Küçükler büyük olmak ister.” Çünkü İslam’ı anlatmak, tebliğ yapmak istiyorlar. Büyükler de ölüm yaklaştığı için, “ömrümüz uzun olsa da, daha çok Mehdiyet’e hizmet etsek, İslam’a hizmet etsek” diye temennide bulunuyorlar.

Naim bin Hammat ibn-i Abbas (r.a)’dan tahric etti ki;  “İmam Muhammed Hz. Mehdi (a.s) bizim Ehl-i Beytimiz’den bir gençtir. İhtiyarlarınız ona yetişemeyecek.”

Bak Süleyman Hilmi Tunahan, ona yetişemedi. Bediüzzaman yetişemedi. Muhammet Raşit Erol Hazretleri yetişemedi. Onlar söylediler “biz yetişemeyeceğiz” dediler. “Gençleriniz ise onu ümit edeceklerdir.”  Yani onu görmeyi ümit edecekler. Ne demek? Görecekler demektir. “Allah dilediğini yapacaktır.” Bu Allah’ın dilemesi. 

Vevyani Müsner isimli eserinde, Ebu Naim Huzeyfe (r.a)’dan tahric etti; “Rasulullah (s.a.v) ferman buyurdu: “Hz. Mehdi (a.s) benim evlatlarımdan bir reculdur.” Bir tebliğcidir. “Rengi Arabi’dir.” Yani beyaz, fakat kırmızıya çalan. “Cismi Ben-i İsrail’dir.” Yani İsrailli bir insan görünümündedir. İbrani görünümü. Yani şu an İsrail’e gittiğimizde, insanların görünümü ne? İsrailli gençlerin, İsrailli insan görünümü, genelinde onu andıran bir görünümdedir. İsrail görünümündedir. İsrail’den bir insan görünümündedir. Yani bir Musevi’nin görünümü gibi. İsrail’den gelen bir şahsın görünümü gibi.

“Yanağında parlayan yıldız gibi bir ben bulunur. Evvelce zulümle dolu olan yeryüzü, adaletle dolduracaktır.” Bütün dünya zulümle dolacak önce diyor, sonra adaletle dolduracaktır. “Onun hilafeti döneminde yer ve gök ehli” yerdeki insanlar ve gökteki varlıklar, melekler, hepsi. “Havada ki kuşlar bile ondan razı olacaktır.” Yani sevecekler hayvanları Müslümanlar. O devirde hayvanlarda da, kuşlarda da, kelebeklerde de, kedilerde de, köpeklerde de, evcil hayvanlarda da, kuzularda, keçilerde, balıklarda hepsinde sevilme hissi olacak. Hz. Mehdi (a.s)’a sevgilerini hissettirecekler, görülecek bu.

“Benden sonra fitneler görülecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Ebu Said-ül Hudri’den tahric etti. O dedi; Resulullah (s.a.v) ferman buyurdu. “Benden sonra fitneler görülecektir. O fitnelerden biri de ahlas (deve çulu) fitnesidir. Orada harp ve hicretler olur.” Yani iç savaş olur, dolayısıyla insanlar hicret ederler, giderler. “Sonra ondan daha şiddetli bir fitne olur.” Fitne çıkıyor, bitti zannediyorsun, daha şiddetlisi çıkıyor. “Sonra ondan daha şiddetli bir fitne olur. Ha kesildi denilirken sonra daha da devam eder.” Bak Ahir zamanın aynısı görüyor musunuz? Bitti zannediyorsun bir daha çıkıyor. Şimdi önümüzdeki günlerde göreceksiniz, çok daha büyük fitneler çıkacak, çok büyük olaylar çıkacak. İslam alemi birbirine girecek. “Fitnenin girmediği hiçbir ev, dokunmadığı hiçbir Müslüman kalmaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Her yere dokunacak” diyor. “Bu hal ıtretimden (soyumdan) bir recul” bir tebliğci, bir muslih, bir Mehdi “çıkana kadar devam eder.” “Bir recul” diyor Peygamberimiz (s.a.v).

“Taberani el Sadda, Talha Bin Ubeydullah’tan, o da Peygamber (s.a.v)’den rivayet etti. Resulullah ferman buyurdu: “Henüz bir tarafta sönmeden diğer tarafta alevlenen fitneler görünecek.” Mesela bak Mısır’da sönmedi. Çok manidar bu ifadeler. Fitne var sönüyor gibi görünüyor ama sönmüyor. Hafiften kaynayarak devam ediyor. “Fakat diğer tarafta alevlenen” diğer tarafta şiddetleniyor. Mısır’da söndü zannettik, azaldı ama Suriye’de acayip bir ateş yandı. Şimdi orada sakinleşiyor gibi görünürken, bir başka yerde şiddetlenecek bunu göreceğiz.  “Diğer tarafta alevlenen fitneler görünecek ve semadan bir münadi” yani gökyüzünden radyolardan, televizyonlardan “bir münadi emriniz (lideriniz) falandır şeklindeki nidasına kadar böyle devam edecektir.” Demek ki, alimlerden ulamalardan, sevenlerinden, insanlar ‘ben falanca kişinin Hz. Mehdi (a.s) olduğunu zannediyorum’ tarzında nida edilecek gökyüzünden, radyo ile.

“Naim bin Hammad, Said bin Müseyyeb’den tahric etti.” Bakın, ne kadar çok sahabeden geliyor görüyor musunuz Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadisler? Fıkıh konusunda, namaz, oruç, zekat konusunda bu kadar çok sahabeden gelmemiş. Ama Hz. Mehdi (a.s) konusunda çok çok fazla. “Resulullah ferman buyurdu: “Başlangıcı çocuk oyuncağı gibi basit olan” ilk başlangıcında çok sıradan bir şey zannediyorsun, bir şey çıkmaz zannediyorsun ama öyle olmuyor başlangıcı. Küçük olaylar büyük olayların başlangıcı oluyor. “Fakat bir taraf sükunet bulsa da, diğer tarafta genişleyerek devam eden ve ancak semadan bir münadinin üç defa” Yani tekrarlanan kereler “uyanın” uyanın ne demek? Şuurunuzu açın. Demek ki ümmet uykuda olacak, büyük bölümü uykuda olacak. Belki Ashabı Kehf’in uykusuna da işaret var. Bak “uyanın” Bir uyku hali olmazsa, uyanın denilir mi? Demek ki, bazı insanlarda, Ashab-ı Kehf’in uykusu gerçek bir uyku olmakla beraber, bazı insanlarda da gaflet uykusu olacak. “Uyanın, falan emir, sizin gerçek emirinizdir.” Bak, gerçek olan, bir de sahteler olacak demek ki. Sahte Mehdiler olacak ki, gerçeği ayırt edilsin, “diyinceye kadar sona ermeyen fitneler görünür”.

“İshak bin Yahya’dan o da annesinden ki, o eski ulemadan bir hanımdı” diyor. “Rivayet ettiler ki: “Zübeyir öldürüldüğünde ben anneme bu fitnenin bizleri helak edeceğini söylediğim zaman, o “hayır ey oğlum” dedi. Bundan sonra öyle bir fitne var ki insanlar onda helak olur. İşte semadan bir münadinin ‘falana uyunuz’ demesine kadar düzelmez.” Hz. Mehdi (a.s), “bana uyun” demiyor. Halktan insanlar, ulemadan insanlar, sürekli dışarıdan bir Hz. Mehdi (a.s)’a tabiyet tavsiyesi var. “Falana uyunuz.” Bunun dışında Hz. Mehdi (a.s)’ın böyle bir talebi yok.

“Tabarani Avf B. Malik’ten tahric etti. Peygamber (s.a.v) ferman buyurdu: “Tozlu dumanlı karanlık bir fitne görülecek” İşte 11 Eylül olayları. Toz ve duman, bu fitnenin ana özelliğiydi. Dünya tarihinde görülmemiş bir toz, bina yıkımından kaynaklanan ve görülmemiş bir duman ve hızla ilerleyen bir duman. Ve görülmemiş bir karanlık,, bütün şehri kapladı. “Fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek.” Arkasından Afganistan işgal oldu, arkasından Irak işgal oldu, fitneler. “Ehli beytimden kendisine Mehdi denilen bir zat çıkıncaya kadar, bu devam edecek. Şayet Hz. Mehdi (a.s)’a yetişirsen, onun vaktine gelirsen Hz. Mehdi (a.s)’a tabi ol ve hidayete erenlerden ol.” “Hidayete ermek için vesiledir” diyor Peygamberimiz (s.a.v).       

DİDEM ÜRER: Bu akşamki yayınımız sona erdi, yarın tekrar görüşeceğiz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü