Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (16 Kasım 2013; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DAMLA PAMİR: Canım Hocamın güzel sohbetine başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam sizden bir ilim istirham edelim.

DİDEM ÜRER: Ben Hocam, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili bir hadisle başlamak istiyorum, inşaAllah. “Allah Mehdi’ye tüm peygamberlere verdiklerini verecek. Ve bunun da ötesinde, Mehdi’yi hepsine tercih edecektir. Ali’nin soyundan olan Kaim Mehdi Hz. Yusuf’un ortadan kaybolması gibi kaybolacak ve Meryem oğlu İsa’nın tekrara zuhuru gibi zuhur edecektir.”

ADNAN OKTAR: Şimdi bana bölüm bölüm bir daha söyle.

DİDEM ÜRER: “Allah Mehdi’ye tüm peygamberlere verdiklerini verecek.”

ADNAN OKTAR: “Tüm peygamberlere verdiklerini.” Bu çok müthiş bir şey. Peygamberlerin özeti gibi bir varlık. Ahir zamanda hateme veli olan kişinin, Cenab-ı Allah tarafından bu kadar sevilmesi, bu kadar korunması, bu kadar nimete gark edilmesi çok harika. Demek ki, Hz. Nuh (a.s)’ın özellikleri, demek ki Hz. İbrahim (a.s)’ın özellikleri, Hz. Musa (a.s)’ın birçok özelliği, bir özet olarak onda tezahür edecek, inşaAllah. Evet.

DİDEM ÜRER: “Ve bunun da ötesinde, Mehdi’yi hepsine tercih edecektir.”

ADNAN OKTAR: Bu da çok müthiş bir ifade. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ı Allah’ın ne kadar sevdiğinin hadislerle ifadesi. Tevrat’ta da bu şekilde geçiyor, maşaAllah.

Furkan Suresi 30. ayet. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Ve elçi dedi ki:” yani Allah’ın dinini tebliğ eden, İslam’ı tebliğ eden, Kuran’ı anlatan kişi “dedi ki: Rabbim gerçekten benim kavmim” içinde bulunduğum kavim, “bu Kuran’ı terkedilmiş bir kitap olarak bıraktılar.” Kuran’a uymadılar, hurafeye uydular, Kuran’a göre hareket etmediler. Kuran’a göre hareket etmedikleri için de bölündüler, parçalandılar, mezheplere ayrıldılar, cemaatlere ayrıldılar, güçlerini kaybettiler. Kendi içlerinde fitneye tefrikaya düştüler. Büyük bir felaketin içindeler diye Peygamberimiz (s.a.v) şikayetçi Cenab-ı Allah’a. Bir tane şikayeti var Peygamberimiz (s.a.v)’in, ahirette bir tane peygamber şikayeti, tek. “Ve elçi dedi ki benim kavmim bu Kuran’ı” hadisi demiyor, fıkıh kitaplarını demiyor, “bu Kuran’ı terkedilmiş bir kitap olarak bıraktılar.”

Furkan Suresi 31. ayette Cenab-ı Allah; şeytandan Allah’a sığınırım: “Biz her peygambere” ama istisnasız her peygambere, her Mehdi’ye, “suçlu günahkarlardan bir düşman kıldık.” Bir deccal kıldık, bir zıttı, bir karşıtı olan kişi. “Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.” Şimdi mesela peygamber tebliğe başlıyor, “nasıl yapsam acaba?” Allah yol gösterecek zaten. Üç kişiler “ne yapsam acaba?” Allah yeter. İki kişiler, “ne yapsam acaba?” Allah yeter. Mağarada biliyorsunuz Peygamberimiz (s.a.v) tek Hz. Ebu Bekir (r.a) ile birlikteydi, orada o tevekkülü hissetti ve onu ifade etti, Allah’a bağlılığı.

Furkan Suresi 25. ayet: “Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilmeyle indirileceği gün.” Gök normalde baktığımızda masmavi blok olarak durur değil mi? Ama kıyamet günü açılıyor, pencere gibi açılıyor. Gece nasıl yıldızlar falan görülüyorsa, gökyüzü görülüyorsa o simsiyah gökyüzü görülüyor o büyük parçalanmadan açılan delikten. Ama ayna gibi çok büyük bir yırtık. “Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilmeyle indirileceği gün.” Gökten bir indirilme şeklinde melekler iniyorlar yeryüzüne, muazzam bir melek yağıyor yeryüzüne. Zaten onu anladıklarında kıyametin olduğu anlaşılmış oluyor. İşte onlar uzaylılar falan diyorlar ya, “uzaylılar dünyayı istila edecek, gökten gelecekler, uzaylılar istila edecek.” Aslında içgüdüsel olarak onu anlamış olmanın etkisi. Meleklerin gökyüzünden süratle giriş yapmaları ve her yere giriyorlar ve yeryüzüne süratle dağılıyorlar. Ayette anlatılan o. “İşte o gün gerçek mülk Rahman olan Allah’ındır.” Mesela adam diyor ki, “mal benim” diyor, “binalar benim.” Bina seninse, bina yerinde durmuyor, kum gibi dağılıyor. Mal kiminmiş? Allah’ınmış. “İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür” diyor Allah, çok zor. Deprem bir yandan, melekler bir yandan iniyor, müthiş panik içerisinde oluyorlar.

Göstermek istediğin bir film var mı?

DİDEM ÜRER: Var Hocam. Hadislerle ilgili bir video izleyebiliriz, inşaAllah.

VTR-Bir Hadis

EBRU YILMAZATİLA: Güzel Hocamın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam ne anlatayım?

DİDEM ÜRER: Haber okuyayım, inşaAllah. Sedat Laçiner yazısında; “Azerbaycan’ın geleceğinin ne Rusya ne de İran’da değil Türkiye’de gördüğünü. Bu nedenle birçok alanda Türkiye’ye yatırım yaptığını ancak düzelen Türkiye-Azerbaycan ilişkisinin, Türkiye-Ermenistan ilişkilerini bozacağını” söylemiş.

ANAN OKTAR: İşte Mehdiyet ruhu olmayınca, nasıl olaylar birbirine karışıyor. Ermeni insan değil mi? Allah’ın yarattığı kul değil mi? Azeri nasıl bizim kardeşimizse, Allah’ın yarattığı mükemmel bir varlıksa ki Azer’in soyundan gelirler Hz. İbrahim (a.s)’ın babası Azer. Oradan geliyor Azerbaycan, Hz. İbrahim (a.s)’ın soyudur. Herkes bütün insanlar Allah’ın kulu olarak sevilmesi lazım. Ayrım yaptın mı, ırkçı bir ruhla yaklaştın mı bela ve felaket kapıda. Bundan çok çekti insanlar. Birinci dünya harbi, ikinci dünya harbi hep bu ırkçılık kafasından oldu. Ve süründü insanlar baya acı çektiler. “Bu yetmedi” kafası olmaz. Irkçılık haramdır. Peygamberimiz (s.a.v) diyor: “Arap’ın Acem’e, Acem’in Arap’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak tava iledir.” Ermenistan’da yeni gençlik 18-19-20 yaşında çocuklar, genç kızlar h,iç bir suçları yok, günahları yok ne yapmışlar? Neden onlara muhalefet olsun? Bu sevgisizlik için bir sebep de yok. Sevgiyle ve şefkatle yaklaşmak lazım. Azerbaycan’la Türkiye birleşmezse bu bir fitnedir, ızdıraptır. Ama bunun şartı da Ermenistan’la Türkiye’nin birleşmesidir. İsrail’in içinde olmadığı, Ermenistan’ın içinde olmadığı bir Türk-İslam Birliği olmaz. Bu, ayrımcı şefkatsiz ve sevgiyi ön plana almayan bir birlik anlamına gelir, buna Allah müsaade etmez.

Evet, dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Britney kendi şarkılarından yaptığı bir derlemeyle Hz. İsa (a.s)’ın hayatını anlatan bir müzikal yapacakmış.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma, aferin benim güzelime. Çok güzeldi o, çok şekerdi, ilk çıktığında çocuk. O kendine de bakmadı pek, çok bozuldu. Halbuki kendine baksa o şu anda bile çakı gibi kalırdı. Özen göstermiyorlar, hiç bir şey olmayacak genç kalacağız zannediyorlar, öyle olmaz çok özen gösterilmesi lazım. Uykusuna yemesine içmesine ve özellikle maneviyat, maneviyat insanı çok diri tutar, canlı tutar.

DİDEM ÜRER: 2006 yılında denizden çıkarılan ve Mink adı verilen bir midye çeşidi dünyanın en yaşlı canlısı olarak tanımlandı. Bilim adamları, kendisini denizden çıkarıp kaç yaşında olduğunu anlamak için kabuğunu açana kadar halen yaşıyormuş. Mink’in yaşı 507 yıl olarak tespit edildi.

ADNAN OKTAR: Mink’i niye ellemişler? Çok ayıp yapmışlar Mink dedeye. Bıraksınlar yaşasın. Ama devamı var değil mi bunların, kabile halindeler?

DİDEM ÜRER: Allahualem.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kimleri görmüş kimleri. Neredeyse Osmanlı’nın kuruluş yıllarına kadar gitmiş, maşaAllah.

Şeyhin Şah Sultanımız Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi El-Hakkani Hazretleri bugün çok iyiymiş, maşaAllah. Kıbrıs’ta böyle bir süs olması ne şahane bir şey, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Kıbrıs onunla şenleniyor, Akdeniz onunla şenleniyor acayip şeker bir şey, maşaAllah.

Son zamanlarda hanımlarla sohbet ediyor. O da benim gibi Şeyhim de. “Güzel olunuz, Allah güzeldir güzeli sever” diyor. Hep güzellik üstünde duruyor, maşaAllah.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Pakistan’ın Belucistan eyaletinin Sibi bölgesinde 5.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi Hocam.

ADNAN OKTAR: Dünya zangır zangır sallanıyor, illaki Hz. Mehdi (a.s) diyor. İllaki, Hz. İsa Mesih (a.s) diyor. Dünya tatlısı Hz. İsa Mesh (a.s)’ın minik burnunu bir sıksaydım, yanaklarını bir sıksaydım hayırlısıyla. Sevimli acaba nerede gizleniyor bilmiyorum ki. Baya tatlı bir şey, maşaAllah. Çilli olması şahane. Hadiste “eli ayağı hepsi çilli” diyor. Burnu, boydan boya çilli, acayip şeker, maşaAllah.

2000 yıl Allah’ın katında kalıyor 2000 yıl, maşaAllah. Göz açıp-kapama vakti kadar onun için, maşaAllah.

“İmam Mehdi Hz. Musa’nın ahlak mükemmelliğine sahiptir” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Hz. İsa Mesih’in zerafetine sahiptir. Ve Hz. Eyüp’ün sabrına sahiptir.” Çok çile çekecek Hz. Mehdi (a.s). İnsanların bildiği bilmediği çok acı çekecek. “Mehdi’nin zuhurundan önce benim ümmetime küfredilecek, Müslümanlara hakaret edilecek” diyor. Aşağılanacak, İslamofobi yayılacak, insanlar nefret edecekler Müslümanlardan bir kısmı tabii. “Kesilmiş başları hediye olarak verilmek istenecek.” Biz diyecekler, “falancayı hapsettirdik, mahvettik.” “O zaman gel seni bakan yapalım. “Mesela “falancayı tımarhaneye attırdık” “o zaman gel seni bakan yapalım. “Falancayı mahvettik.” O zaman gel seni genel müdür yapalım.” Böyle bir durum olacak bazı yerlerde. “Öldürülecekler” diyor hatta, “şehit edilecekler” diyor. “Diriyken yakılacaklar.” Manen insanlar onları yakacak, aleyhlerinde propaganda yapacaklar, hareket edemeyecek hale getirecekler. Öyle muazzam bir propaganda olacak ki aleyhlerinde artık manen yakmış olacaklar. “Sürekli korku içinde olacaklar” diyor. Hz. Mehdi (a.s) talebelerinde sürekli korku; işte acaba baskın mı olacak, acaba iftira mı olacak, acaba bir pislik mi yapacaklar, bir zulüm mü yapacaklar, gece yarısı baskın mı yapacaklar, bir tuzak mı kuracaklar, yeni bir oyun mu hazırlanıyor şeklinde sürekli bir teyakkuz içinde olacaklar diyor Peygamberimiz (s.a.v).

“Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri Müslümanların gerçek dostları olacak. Allah ancak Hz. Mehdi ve ashabı yoluyla, “Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri yoluyla, “tüm karanlık fitneleri kaldıracak.” Karanlık fitne ne demek? Darwinizm-materyalizm gibi insanları umutsuzluğa, şevksizliğe, sevgisizliğe iten her türlü fitne. “Ve onlar Hz. Mehdi ve talebeleri vesilesiyle zelazil kaynaklarını çağlatacak.” Zelazil nedir zelzele mi? Bak bakalım sözlüğe.

AYLİN KOCAMAN: Zelzeleler.

ADNAN OKTAR: Zelzeleler.

Bende de ne ilim var, maşaAllah. Bak, diyor ki “onlar vesilesiyle zelazil kaynaklarını çağlatacak.” Onlar vesilesiyle bütün dünyada deprem olacak diyor. Her yerde deprem olacak. Hz. Mehdi (a.s) talebeleri felaha kavuşmadan, dünya durmuyor. Onlar tedirgin yaşadıkça, onların üstüne gelindikçe dünya sürekli depreşip yerle bir ediyor dünyayı. Dünya bir türlü huzurlu olmuyor. Hz. Mehdi (a.s) talebeleri huzurlu olduğunda dünya huzurlu olur. Hz. Mehdi (a.s) talebeleri gergin oldukça, sürekli depremler devam eder. “Ve tüm engelleri kaldıracak” Hz. Mehdi (a.s).”Rablerinin merhametiyle kutsanacaklar” kutsal olacaklar diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Rablerinin merhametiyle kutsanacaklar” kutsal, ta Tevrat’ta kutsanmışlar. 5000 yıl önce kutsanmışlar. “Gerçek hidayete erenler, Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleridir” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Gerçek hidayet, hakiki hidayet.

DİDEM ÜRER: Hocam, İmam Caferi Sadık’a soruyorlar Kaim (Mehdi) doğmuş mudur diye. O da “hayır. Hz. Mehdi (a.s)’ın zamanında doğmuş olsaydım hayatımın her gününü Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet ederek geçirirdim” diye cevap veriyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah bizleri de Hz. Mehdi (a.s)’a talebe kılsın, inşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe kılsın. Hep onun yolunda güzel hizmetler yapmayı Allah nasip etsin. Kalbimize de onun nurunu güzelliğini nakşetsin Cenab-ı Allah, ferahlıkla, iyilikle, güzellikle, inşaAllah. Cenab-ı Allah hepimize mutluluk, sevinç, iyilik versin. Hepimizi güzelleştirsin Cenab-ı Allah. Bütün dünyayı güzelleştirsin. Bütün dünyaya hidayet versin, inşaAllah.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Muhammed Mursi’nin dün cezaevinde kaldığı yerin değiştirilmesinin ardından ailesiyle görüşmesine izin verilmediği bildirildi. Görüşme taleplerine ne zaman olumlu yanıt verileceği konusunda da bilgi sahibi olmadıklarını kaydeden Mursi’nin oğlu Usame Mursi, “meşru cumhurbaşkanına bir kötülük yapmaları uzak ihtimal değil” dedi ve “halka vatana karşı ihlaller yapan darbeci yönetimin ona da kötülük yapmamasının bir teminatı yok” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR: O Mısır için çok büyük felaket olur. Çok tehlikeli bir hareket olur. Ben zannetmiyorum öyle dengesiz bir hareket yapacaklarını. O zaman hiçbir açıklaması olmaz. Bütün ülkeleri hasım haline getirirler. Öyle bir zulüm dünya tarafından affedilmez. Yerle bir olur Mısır. Allah esirgesin öyle bir fitneyi akıllarından dahi geçirmesinler. O çok büyük bir terbiyesizlik olur. Gaddarlığa gerek yok. Tutukladıysa tutuklamış işte ortalık yatışsın diye yaptı diyebiliriz yani bir mantık olabilir. İyi davranmak ve nezaketli davranmakla mükellefler. Çünkü meşru bir darbe değil bu, zaten ahlaksızlık yaptılar. Ama hadi diyelim ki ortalıktaki fitneyi kargaşayı yatıştırmak için öyle bir iyi niyet düşünelim ama burada bunun bir açıklaması olmaz. O zaman gaddar demektir bu insanlar, zalim demektir. Açıklamasını nasıl yapacaklar.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Libya’nın başkenti Trablus’ta dün milisler ve yerel sakinler arasında yaşanan çatışmadan sonra bugün de Tacura şehrinde yeni çatışmalar yaşandığı bildirildi.

ADNAN OKTAR:  Adamların yatışacağı diye bir konu olmaz. Daha önce de söyledim, Libya’da daha hiçbir şey başlamadı. Asıl bundan sonra Fas, Tunus, Cezayir her yerde ortalık karışır. Ta ki, Hz. Mehdi (a.s) çıkana kadar, Hz. İsa Mesih (a.s) çıkana kadar. Bu acıları insanlar yaşayacaklar.

“ Sizin, Hz. Mehdi (a.s) olduğunuzdan şüpheleniyoruz. Hz. Mehdi (a.s) hadisleri iyice araştırdık, inceledik. Şemailini şeklini iyice öğrendik, inşaAllah. Bütün yollar size çıkıyor.”

Şimdi insanlar sevdiklerini hep, Hz. Mehdi (a.s) olarak görmüşlerdir. Tarihçede hep öyle olmuştur. Sahabe döneminde görüyorsunuz, sahabe torunları alnı yarılıyor diyor ki, “acaba Mehdi (a.s) sen misin?” Alnında iz oluştuğu için, yara izi oluştuğu için. Ufacık bir şeyde. Mesela Hz. Ali (r.a)’ın oğullarından Muhammed var. Şemaili şekli benziyor Hz. Mehdi (a.s)’a, “sen Mehdi misin?” diyorlar. “Yok, ben Mehdi (a.s) değilim ama” diyor, açıklıyor. Her dönemde insanlar sevdiklerine böyle güzel bir sıfatı uygun görmüşlerdir. Bediüzzaman Said Nursi’yi de denmiştir. Süleyman Hilmi Tuna Hz. denmiştir. Bazen sevdiklerimiz bana da o güzel sıfatı nakşetmek istiyorlar. Bende sevdiklerime nakşediyorum. Diyorum acaba Şeyh Ahmet Yasin Hocamız mı? Yoksa Şeyh Adnan Efendi mi? insanın aklına geliyor. Yoksa Şeyh Nazım Hocamız, Mehdi de, bizim haberimiz mi olmadı. Yani olur olur. Çünkü dünyanın Sultanı olduğuna göre, olur olur. İnsanlar sevdiklerine böyle güzel iltifatlar edebilirler. Ama iddia anormal. İddia etmek. Ben Hz. Mehdi (a.s)’ım demek anormaldir. Ama insanlar sevdiklerine velilik ithaf edebilirler. Mehdilik ithaf edebilirler, keşke ”Mehdi olsa inşaAllah Mehdi’dir “ diyebilirler. Bu bir iltifattır, bir güzelliktir. “ Ziyade hüsn-ü zan eskiden beri var ” diyor Bediüzzaman. Kendi üslubuyla “eskiden beri var.” “Ben” diyor, “ ilişmezdim talebelerime “ diyor. “ Hüsn-ü zan ederlerdi, ilişmezdim “ diyor. “Haddimin yüz derece fevkinde bu makama laik değilim“ diyor. Mehdiyet’e yardım etmek, Mehdiyet’e hizmet etmek, Hz. Mehdi (a.s) talebesi olmak bana yeter, inşaAllah

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili bir hadis okuyum ben de inşaAllah. “Mehdi doğacaktır ki, onun Ali’nin soyundan gelecektir. Mehdi’nin aracılığıyla Allah yalanları ortadan kaldıracaktır. Onun aracılığıyla Allah zorlukları kaldıracaktır, boyunlarınızdan esaretin utancını kaldıracaktır.”

ADNAN OKTAR: Bir daha sen baştan oku.

DİDEM ÜRER: “ Mehdi doğacaktır ki, onun Ali’nin soyundan gelecektir.”

ADNAN OKTAR: Hz. Ali (k.v), dedesi gibi şakacı olacak Hz. Mehdi (a.s) sevgi dolu olacak, inşaAllah, onun gibi yiğit olacak. Çok çile çekecek çok.

DİDEM ÜRER: “Mehdi’nin aracılığıyla Allah yalanları ortadan kaldıracaktır.”

ADNAN OKTAR: “Yalanları ortadan kaldıracaktır.” Çünkü yalan şu an yağmur gibi. Yani insanlarda birbirlerine akıl almaz derecede yalan söylüyorlar. Hâlbuki doğru konuşmak çok zevklidir, çok güzeldir. Doğru konuşmak bir kere sevginin kaynağıdır. İnsan doğru konuşanı çok rahat güzel sevebilir. Yalan söyleyeni nasıl sevsin insan? O değil ki, başka bir insan. O insan yok ortada. Adamla konuşuyorsun, nerelisin diyorsun? Daha orada başlıyor yalana. Ne sorsan yalan. Yani o gerçek insanla bağlantı mümkün değil. Bir kere sevginin oluşması için, karşıdaki insanın gerçek insan olması lazım. Yalanda gerçek insan olmuyor ki. O bize başka bir varlıktan bahsediyor. Başka bir varlık konuşuyor adeta. Onun için yalan Cenab-ı Allah tarafından haram kılınmıştır. Çok korkunç bir şey. Samimiyeti öldüren, samimiyetin zehridir. Müslüman daima dürüst olacak. “Bilmiyorum” diyebilir, “söylemek istemiyorum” diyebilir. Ama yalan söylemeye ne gerek var?

DİDEM ÜRER: “Onun, Mehdi’nin aracılığıyla zorlukları kaldıracaktır. Boyunlarınızdan esaretin utancını kaldıracaktır.”

ADNAN OKTAR: Zorlukları kaldıracak. "Her zorluklar beraber bir kolaylık vardır”  diyor Cenab-ı Allah. “Yine her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” diyor, iki kere tekrar ediyor Cenab-ı Allah. Zorluklar ne? Şimdi abdest alalım diyoruz, “ tamam “ diyor. “Abdesti biliyor musun?” diyor. “Bilmiyorum” diyor, “ben sana şimdi abdesti öğrenmen için bir kitap veriyorum” diyor. En az şu kalınlıkta bir kitap. Sırf abdestle ilgili. “Bunu oku” diyor, “abdesti öğren gel“ diyor. Adam abdesti bir okuyor. 370 sayfa, “ben bunu yapamayacağım” diyor. Kardeşim, adamı delirtecek misin? Dinsiz mi yapacaksın? Aklını mı attın sen? Kuran’da bir satırda açıklanıyor, adam 370 sayfa anlatıyor. Allah’tan kork. 370 sayfa anlatılacak ne var? Mahvediyor insanları. “Bu niye böyle” diyorsun? “Takvayız, onun için” diyor. Akla bak akla. Allah’ın hükmünü yetersiz görüyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in sünneti Kuran’dır. Aklını başına al. Peygamber (s.a.v) Kuran’a ekleme yapamaz, çıkartmada yapamaz. Kuran’a uymakla mükellef. Namaz son derece kolayken namaz, son derece kolay bir ibadetken namaz içinde 400 sayfa, 500 sayfa kitap yazıyorlar. Kardeşim 400 sayfalık ne var. Namazda? Gayet kolay. Fitneyi Allah adına çıkarıyorlar. Cenab-ı Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz onlara ruhbanlığı emretmedik. Kendileri çıkardılar ruhbanlığı” diyor. “Ama ona da gereği gibi uymadılar” diyor. Hiçbiri namaz kılmıyor ondan sonra. Bunu savunan adamlardan namaz kılan çok nadirdir.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleri vardı, isterseniz okuyabilirim.

ADNAN OKTAR: Bir göreyim.

DİDEM ÜRER: Bugün Ankara, Ulusta 30 adet kitabınızı dağıtmışlar. Fransa’nın Blua şehrinde arkadaşımız kızıyla birlikte 40 adet CD’lerden dağıtmış. Kırklareli’nde iki kardeşimiz Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu’nda sizin 150 adet eserinizi her odaya bir kitap olacak şekilde hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok çok güzel olmuş. MaşaAllah, elhamdülillah. Kitabın etkisi o kadar muhteşem ki. Ben çocukluğumdan bilirim, kitap olurdu çok etkisinde kalırdım. İnsan aylarca, yıllarca onu unutamaz. Bir sayfasını bile okusa, iki sayfasını bile okusa unutamaz.

Hz. Mehdi (a.s) Hindistan’a da hakim oluyor, hadislerde. Ama en çok İstanbul’un üstü birde Roma. MaşaAllah.

Ben, Didem Hocam yine senden bir şeyler bekliyorum.

DİDEM ÜRER: Amerikalı bilim adamı; “Kuantum fiziğiyle ölümsüzlüğü kanıtladığını iddia” etti. Prof. Robert Lanza’nın biomerkezcilik adını verdiği hipotez özetle şöyle: “ Ölüm, insanlar için bir yok oluş değil. Aksine sınırsız sayıda evren içerisinde bir diğerine geçiş, yani boyut değiştirme. Evreni insan bilinci yaratıyor ” demiş o kendi. “Bilimde aynı şekilde bir bilinç oyunu ve bilincimize başka bir evrene geçiş oluştuğunu” söylemiş. Yani insan ölerek yok olmuyor. Yeni bir hayatta, yeni bir evrende yeniden.

ADNAN OKTAR: Yani anlatışı bizim kitapları okuduğunu göstertiyor. Anlatışı da fena değil, güzel olmuş.

DİDEM ÜRER: Evet. Hocam, Katolik lideri Papa Francis’in göreve geldiği Mart 2013 den bu yana yolsuzluk ve Vatikan’daki kara paranın üzerine gittiği için, mafyanın hedefinde olduğu ileri sürüldü. İddiayı ortaya atan isim, 26 yıldır mafyayla mücadele eden İtalya'nın Calabria kenti savcısı Nicola Gratteri.

ADNAN OKTAR: Ama orada o arkadaş bilinç e uydu demeyecek de, sadece diyecek ki, Allah bilinci değiştirerek, bunu yaratıyor diyecek. Yani bilinç kendi kendine oturup oyun oynamaz. Bilinç akışı olan bir bilgi. Sürekli bir bilgi akıyor, Allah tarafından. Allah o bilginin akışını birden değiştiriyor. Başka bir görüntü görmeye başlıyorsun. Mesela adam uçakla gidiyor. Ertesi gün bakıyor Amerika’da. Allah Amerika göstertiyor ona. Uçağı sebep yapıyor. Mesela oda gibi bir şeyin içerisine giriyor, uyuyor. Uçaktan bir iniyor , “Texas’a geldiniz “ diyorlar. Alsana Texas. Bakıyor, hakikaten etrafında öyle. Görüntü öyle. Orada yine uçağa biniyorlar diyor ki, şimdi “bir yere gidiyorsun” diyorlar. Bekliyor, bekliyor, bekliyor uyanıyor “Pekin’e geldin” diyorlar. Yeniden uçağa bindiriyorlar. Bakıyorsun Moskova Havaalanı’nda. Öyle yani bir görüntü değişikliğidir. Ahirette öyle. Adam bir gözünü kapar, bir açar, bakar ki ahirette. Zaten “şaşkınlar“ diyor Allah ayette, “şaşırmış olarak kalkarlar” diyor. “Hayret içindedirler” diyor. “Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı” derler. Yani uyuyor zannediyor. “Neredeyiz” diyor. “Ne oldu” diyor, anlamaya çalışıyor. Kalabalık birçok kişiyi aynı anda kalktığı için, topluluğu da kavrayamıyor. Sonra diyorlar ki, küfür içinde olanlar “eyvahlar bize” diyorlar, “vaadedilen din günü işte bu” diyorlar. “Daha önce duymuştuk bunu, hakikaten öldük ve dirildik” diyorlar. Ama bilimsel anlatım tabii öyle üslup kullanmış olabilir. Bazı kişileri öyle bir anlatım dine ilk adımda olumlu etkili olabilir. Mesela ruh, madde tarzı şeyler olurdu eskiden. Kitaplar ona benzer eserler. Veyahut hatta Satanizmle ilgili, oradan adam dine geçer, İslam’a geçer. Çünkü şeytana inanıyorsa, Allah’a da inanır. Çünkü şeytan görünmez bir varlık varsa onun kafasına göre, meleklerinde vardır. Ve o zaman “şeytanı, meleği kim yarattı” diyor, “Allah yarattı” der, tamam. Allah’a iman ediyor.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Yüksek tirajlı gazetelerden birinde, kıyamet alametlerini anlatan bir albüm yayınlandı. 1979 Rusya’nın Afganistan işgaliyle başlıyor albüm.

ADNAN OKTAR: Kimse Papa’ya bir şey yapamaz. Aleni olarak yapabilecekleri bir şey yok. İyi korunan insanlar. Mafya öyle bir delilik yapamaz. Birde Papa öyle bir şey yapıyorsa, zaten devlet desteği vardır. Tek başına ben mafyayla birden mücadele edeyim, öyle değildir. Ona yardımcı olan kardinaller vardır, ekip vardır, yani büyük bir topluluğun kararıdır o. Devlet desteği vardır. O da ortaya çıkmıştır. Bir de artık mafyanın modası geçti dünyada. Bundan sonra mafya pek tutunamaz. İtalya’da çok güçlüydü, Türkiye’de çok güçlüydü mafya, birde Rus mafyası ünlüdür. Rus mafyası şuan oda can çekişiyor aslında. Yani pek o kadar gücü kalmadı. Korku içinde yaşıyorlar. Türkiye’de aşağı yukarı kazındı diyebilirim, hiç göremiyoruz. İtalya’da çok çok zor. İtalyan halkı bayağı aydın, kültürlü. Oranın kültürüne uygundu, Sicilya kültürüne uygundu, halk hoşlanıyordu mafya kültüründen. Ama sonra bir rezillik olarak tiksindiler, çok itici buldular. Vazgeçtiler yani. Şu an İtalya’da ciddi bir tepki var. Eskiden mafya mensubu olmak onurdu bir kısım İtalyanlar için.  İtalyanlar için. Yani bir gelenek, bir örf gibiydi, bir üstünlük alameti olarak görüyorlardı. Ama şu an onursuzluk olarak görüyorlar. Dolayısıyla kimse artık o kafaya girmez. Ama 1940’larda, 1930’larda filan hakikatten onurdu o zamanlar, yani bir kısmının inancına göre.

DİDEM ÜRER: Hocam, albüm bulduk kıyamet alametleri ile ilgili.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Çok güzel.

Sen bir filmden bahsetmiştin.

DİDEM ÜRER: Evet, ahir zaman alametleriyle ilgili bir video izleyebiliriz Hocam.

VTR: Hadislerde Bahsedilen Develerin Boynunu Aydınlatacak, Ağır Seyr Edecek Bir Ateş, Ortadoğu’daki Petrol Kuyularına İşaret Etmektedir.

EBRU ALTAN: Dünyalar yakışıklısı aşkımla sohbetimize devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yusuf Suresi’nde, ahir zamandaki iki mühim olaya dikkat çekilmiş. Bir; Yağmurların kesilmesi. İki; Yağmurların fazlalığı. “Sonra bunun arkasından bir yıl gelecektir ki, insanlar onda bol bol yağmura kavuşturulacak ve onda sıkıp-sağacaklar.” (Yusuf Suresi, 49) Muazzam bir yağmur bolluğu olacak diyor. Şu an bol bol yağmur yağıyor, hatta sel basıyor etrafı. Bir ara müthiş bir kuraklık olmuştu, biliyorsunuz. Küresel ısınma diye yeri göğü birbirine kattılar. Ekonomik krize dikkat çekiyor Yusuf Suresi’nde. Hayvanların hayvansal yemlerle, ot yiyen hayvanların, hayvansal yemlerle besleneceğine işaret ediyor. İlk defa ahir zamanda oldu bu. Hayvansal yem, yiyeceklerine ilk defa sığır eti karıştırılıyor, kemik tozu karıştırılıyor, kan karıştırılıyor, ilk defa oluyor bu. Sığırların sığır eti yediği Kuran’da belirtilmiş, sığır eti yiyeceği, ahir zamanda da bu aynısıyla oldu. Sığır yemi olarak şu an bu kullanılıyor. İslam’ın yeryüzüne hakim olacağı, Müslümanların zengin olacağı yine belirtilmiş. Hz. Mehdi (a.s)’ın ilk defa başta tanınamaması. İsa Mesih (a.s)’ın da ilk defa tanınamaması, buna dikkat çekilmiş. Yusuf Suresi’yle Mehdiyet arasında o kadar fazla bağ var ki, bir tane iki tane değil. Mesela Hz. Mehdi (a.s), 12. İmamdır. Yusuf Suresi 12. suredir. 12 yıldızdan bahsediliyor Yusuf Suresi’nde. Mesela diyor ki burada, Yusuf Suresi 67-“Ve dedi ki: "Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin.” “Mehdi İstanbul’un 12 kapısına da hakim olacak” diyor. İstanbul’da hakikatten Çatladı Kapı, Topkapı, bir çok kapılar var, 12 tanedir, ona dikkat çekilmiş.

Didem Hocam bugün bu kadar olsun, yarın devam edelim, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü