Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (26 Kasım 2013; 11:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Yakışıklı Aşkımın güzel sohbetine başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, hadi bakalım program başlasın.

DİDEM ÜRER: Başlayalım Hocam. Ben haberlerle başlayayım isterseniz.

ADNAN OKTAR: Evet, buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam Angola’da, Angola Hükümeti ülkede İslam’ı resmi olarak yasakladı ve ülkedeki camileri yıkmaya başladı. İslam’ı bir Din olarak değil, bir kült olarak gördüklerini belirten (İslam’ı tenzih ederim) Afrika Devletleri’nden Angola yönetimi,  İslam’la ilgili olan her şeyi ülkelerinde yasaklayacaklarını duyurdu.

ADNAN OKTAR: Onlar İslam’ı yasaklamıyor, bağnazlığı yasaklıyorlar. İslam ayrı çünkü. Bağnazların marifetlerinden bir tanesi işte. Hem kendilerini yakıyorlar, hem inananları yakıyorlar, hem Müslümanların başını belaya sokuyorlar, hem İslamofobi’nin gelişmesine sebep oluyorlar. Yani tam manasıyla baş belası oldu bağnazlar. Kendini de öldürtüyor. Müslümanları öldürtüyor yani çekinmiyor. “Ölmek istiyorum” diyor, hayatı kalitesiz, tipi kalitesiz, kıyafeti kalitesiz, yemesi içmesi kalitesiz, her şeyi kalitesiz. Kuran’ın dışında her şeyi anlatıyor. Hurafe kafasıyla yaklaşıyor. Adamları bak ne çizgiye getirmişler. Angolalılar’ın yapacağı asıl bağnazlığı yasaklamaları lazım. Onlarda da tabii İslam’la bağnazlığı ayırt edecek adam olmadığı için, külliyen yasaklama yoluna gitmişler, gördüğüm kadarıyla. Bu yayılabilir de. Yani Avrupa’da da yayılabilir, bir süre sonra. Asya’da, Çin’de birçok yerde de yayılabilir bu kafa, bu mantık. Bağnazlık deccaliyetin bir koludur, Darwinizm, materyalizm bir kolu, bağnazlık bir kolu. Yani iki dişlidir deccaliyet ama en şiddetli kolu bağnazlık. Orada kim bilir ne rezillikler çıkardılar ki, adamları bu çizgiye getirdiler. Halbuki sevgiyle, şefkatle, merhametle, dostlukla, kaliteyle, klaslıkla ortaya çıkmış olsalar, hayran olur insanlar. Ama pislik, rezillik, kavgacılık, bağırtı, çağırtı, küfür, iftira, nefret, münasebetsizlik. “Nedir bu?” diyoruz, “Müslümanlık” diyor. İşte Mehdiyet’in ihtiyaç olmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi de bu, şu an, ahir zamanda.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Angola Hükümeti’nin Devlet Başkanı’nın bu haberi yalanladığına dair bir haber çıkmış şimdi. Detayına bakıyorlar, doğruysa bildirecekler, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İşte genel nefretlerini ifade eden bir konuşma. Adamların başı bu bağnazlarla belada, İslam’a karşıyız diyemiyor adam, çünkü İslam güzel. Ne desin adam onlara? İsim de koyamıyor. Baş belası oluyorlar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Suriye İnsan Hakları Örgütü; “Suriye’de olayların başladığı 2011 yılından bu yana on bin sekiz yüz elli üç kadının hayatını kaybettiğini, bunların yedi bin beş yüzünün de cinsel şiddete maruz kaldığını” bildirdi.

ADNAN OKTAR: Adam diyor ki “Müslümanlara bir saldırı yok, bir şey yok” diyor “ahir zamanda da değiliz, son derece rahat, güzel yaşıyoruz” diyor. “Doğru söylüyorsun” diyor. Sokağa çıkamayacak hale gelmişsin, dünyanın birçok yerinde, mahvediliyorsun, öldürülüyorsun, kadınların, kızların ırzına geçiliyor, rezil, rüsva oluyor Müslümanlar, görmüyor musun ne olduğunu? “Yok, görmüyorum” diyor. İttihad-ı İslam’a gerek yok dedirtiyorlar. Kardeşim İttihad-ı İslam olmayınca mahvediyorlar Müslümanları, başka çözüm yok. Parça parça ayırmışlar, lokma lokma yutuyorlar. Birleşirsen, yutamaz. Çünkü bir güç oluşmuş oluyor. Ama parça parça olduğunda, lokma lokma adamın ağzına sunduğunda yutuyor. Ve ne mahsuru var? Avrupa Birliği oluyor da, komünistler birleşiyor da, başka ülkeler birleşiyor, İslam âlemi niçin birleşmesin, ne mahsuru var? Yani şu mahsuru var desinler, bir anlayayım. Ve mahsuru olsa ne olur ayrıca. Kuran’da Allah emrediyor. Dünyevi mahsurlar olabilir, o bizi ilgilendirmez, Allah’ın emri. Allah mahsurlu olan, olmayacak bir şeyi söylemez. Allah diyorsa olacaktır, yolu açıktır, zaten kolaylıkla meydana gelecek bir şeydir. Bizim istemediğimiz durumda Allah engeller, Allah esirgesin. Ama biz istiyoruz, istemeyenleri de iknaya çalışıyoruz.

Evet.

DİDEM ÜRER: Eski Refah Partisi Milletvekili Haşim Haşimi, Başbakan’la Barzani’nin Diyarbakır’da görüşmesini kastederek, “Diyarbakır buluşması, devletin korkularla yönetilme dönemini bitirdi. Devletteki zihinsel dönüşüm, topluma da yansıdı. Kürtlerle, Türkler arasındaki büyük ittifak başarıya ulaşırsa Ortadoğu’nun kaderi değişir” dedi.

ADNAN OKTAR: İşin doğrusu yani, tamam biz Kürt kardeşlerimizle zaten beraberiz ama bu bir güç oluşturmuyor. Eskiden beri beraberi zaten, Türkiye’nin bir gücü olmuyor bununla.  Türkiye, Mısır’la birleşirse, Suriye’yle, Ürdün’le, İran’la, Pakistan’la, Afganistan’la, Fas, Tunus, Cezayir’le, Libya’yla bunlarla birleşirse ve Ermenistan’ı da, İsrail’i de kendi içine alarak bir dostluk, kardeşlik, cumhuriyetler birliği meydana getirirse, o zaman kurtuluş olur. Yoksa bir avuç Kürt kardeşimiz var, Türkler de bir avuç. Biz, Türkiye, küçük bir ülkeyiz. Yani dünyaya göre çok küçük bir ülkeyiz. Nüfusumuz da az, toprağımız da az. Bizim bu toplulukla birlikte yapabileceğimiz pek bir şey olmaz. Olmadı da, yüz yıldan beri olmadı. Olmaz da. Ancak birleşirsek olur. Allah’ın emri yerine gelemeden, Allah vaadini yerine getirmez. Allah “birleşin, bereket vereyim, kuvvet evreyim, güç vereyim“ diyor “birleşmezseniz kuvvetiniz elden gidecek” diyor Allah “kuvvetiniz alacağım” diyor. Açık açık söylemiş Cenab-ı Allah bak “eğer ittifak etmez, birleşmezseniz, korku gelecek” diyor “mağlup olacaksınız, zayıf düşeceksiniz” diyor, açık söylüyor Allah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Allah Enbiya Suresi 92-93. ayetlerde, şeytandan Allah’a sığınırım “Gerçekten, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse Bana ibadet ediniz. Onlar, işlerini kendi aralarında parça parça dağıttılar (dinlerinde bölünmeler yaptılar); hepsi Bize döneceklerdir.” diye bildiriyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İşte bak, Din’de bölünmeyi, kendi aralarında mezheplere, cemaatlere, gruplara bölünmeyi Allah yasaklıyor. Kuran’da hep Müslümanlara hitap ederken tek bir topluluğa hitap ediyor Allah. Mümine ve Müminat diyor. Yani Suriye Müslümanları, Mısır Müslümanları, Nakşibendîler, Nurcular yahut Nur talebeleri, o şekilde demiyor Cenab-ı Allah. Sadece Müminler, Kuran Müslümanlarına hitap ediyor. Tek bir topluluğa hitap ediyor ve Müslümanların mutlaka başı olması gerektiğini söylüyor Allah. Her kavmin başı olduğunu söylüyor. “Birlik ve beraberlik içinde olursanız, birlik, beraberlik içinde size bolluk, huzur ve güven veririm” diyor “aksinde korku ve acıyı tattırırım” diyor Cenab-ı Allah “ızdırabı tattırırım” diyor. Aynısıyla oluyor. Allah’ın açık hükmünü görmezden gelmenin bir alemi yok.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Rabbimiz başka bir ayetinde, şeytandan Allah’a sığınırım, Hucurat Suresi 10. ayet-“Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.” (Hucurat Suresi, 10) diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Bak, kardeş. Aile içinde kardeş nasıl, onu kastediyor Cenab-ı Allah, “aralarını bulup düzeltin” bulup düzelttiğinde nasıl oluyor? Birlik ve beraberlik içinde oluyor. Allah diyor; “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi” (Saff Suresi, 4) “lehimlenmiş gibi olacaksınız” diyor ayette. Burada paramparçalar. “Bir yerde bir Müslüman’ın hakkına saldırıldığında bütün Müslümanlar ittifak etsinler birlikte, ona karşılık versinler ve gidip Müslümanları kurtarsınlar” diyor Allah ayette. Yani “her hangi bir yerde, dünyanın her hangi bir yerinde bir Müslüman’a saldırı olduğunda, bütün Müslümanlar birleşin, gidip kardeşinizi kurtarın” diyor Allah. “Bunu size farz kıldım” diyor Allah. Yapmıyorlar. Peki Hristiyanlar birleşiyor, Papanın başkanlığında birleşiyorlar. Onların hakkı var. Museviler Başhaham kontrolünde birleşiyorlar, masonlar Meşrik-i Azamın başkanlığında birleşiyorlar. Müslümanlar? “Yok, Müslümanların birleşmesine gerek yok” diyorlar. Bu olacak iş değil. Bunda bir acayiplik var, bir hastalık var, bir yanlışlık var. Bunun derhal düzeltilmesi lazım. İttihad-ı İslam coşkuyla aşkla savunulması lazım. Aksi haramdır.

DİDEM ÜRER: Hocam, Allah bir ayetinde söylediğiniz gibi Müslümanların gücünün gideceğini bildiriyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Enfal Suresi 46. ayette, “Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”

ADNAN OKTAR: Bak, güç gitme olayı oluyor mu? Çözülme var mı? Müslümanlar çözüldüler. Bak, bir birleşme vardır, bir de çözülme vardır. Çözülme olmuş zaten. Güçleri de gitmiş. Mağlup da olmuşlar. Eziliyorlar da.  Allah buna karşı diyor ki; “Birleşin. Beraber olun.” “Çözülmeye karşı birleşme yapın” diyor. “Birleşin, bir araya gelin.” “Ayrılıp dağılmayın” diyor Allah. Ne diyor adam? “Ayrılıkta rahmet var” diyor. “Bereket, güzellik var” diyor. “Müslüman ne kadar parçalansa, ne kadar muhalif olsa, ne kadar birbirinin zıttı olsa o kadar hayır vardır” diyor. Peygamberimiz (s.a.v) bunun şer olduğunu söylüyor. Bela olduğunu, hastalık olduğunu söylüyor ve haram olduğunu söylüyor. Adamlar da çıkıp övüyorlar. “Ne güzel” diyorlar. Ve alkışlıyor adamlar da, bunu duyanlar da. “Ne güzel konuştu” diyor. Çünkü “İttihad-ı İslam’a gerek yok” dedi mi gayrete de gerek kalmamış oluyor. Ondan sonra vezneden para toplar gibi sadece para toplayacaksın. İşine gücüne bakacaksın. Köşe dönmeci olacaksın. İthalat, ihracatla uğraşacaksın. Bediüzzaman’ın İttihad-ı İslam’ı savunan, o kadar çok sözü var ki. Sende Bediüzzaman’ın sözleri var mı?

DİDEM ÜRER: Evet, bir tanesini okuyabilir miyim Hocam?

ADNAN OKTAR: Evet.

DİDEM ÜRER: “İnşaAllahü Teâlâ, Birleşik İslâm devletleri de meydana gelecek ve İslâmiyet dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır. Rahmet-i İlâhî’den kuvvetle ümit ve niyaz ediyoruz” diyor.

ADNAN OKTAR: Başka ne var Bediüzzaman’ın sözlerinden?

DİDEM ÜRER: Bediüzzaman Hazretleri, Hakikat Çekirdekleri,  Mektubat’ta inşaAllah. "Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, İttihad-ı İslâm’dır" diyor.

ADNAN OKTAR: Bak, “reçete” diyor. İlaç, İttihad-ı İslam.

Bak Bediüzzaman diyor ki Sözler sayfa 722’de, Risale-i Nur Külliyatı Sözler. “ İnşaAllahu Teâlâ, Birleşik İslâm devletleri de meydana gelecek” mesela Türkiye, Pakistan, Mısır, hepsi birleşecek, “Birleşik İslâm devletleri de meydana gelecek ve İslâmiyet dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır.” Bakın, idealine bak. “Rahmet-i İlâhîden kuvvetle ümit ve niyaz ediyoruz” diyor. Sayfa 722, Sözler’de. Bak Bediüzzaman diyor ki Emirdağ Lahikası sayfa 271, hükümete sesleniyor. Adnan Menderes hükümetine söylüyor. “Şimdi milletin arzusuyla şeâir-i İslâmiyenin” yani İslam’a ait işlerin “serbestiyetine vesile olan Demokratlar” yani Müslümanların rahatça İslam’ı yaşamasına imkan sağlayan Demokratlar, Demokrat Parti Hükümeti “hem mevkilerini muhafaza” yani yeniden seçilmek istiyorlarsa eğer. Yeniden Başbakan, Bakan olmak istiyorlarsa “hem vatan ve milletini memnun etmek çâre-i yegânesi” tek çaresi “ittihad-ı İslâm cereyanını kendine nokta-i istinad” dayanak noktası “yapmaktır.” diyor. Tayyip Hocam ne yapıyor? Bak, İttihad-ı İslam’ı kendine dayanak noktası yapıyor. Bin bir türlü düşmanı, karşıtı var. Allah bereket veriyor. Yolunu açıyor. Göğsünü gere gere hükümette Başbakanlık yapıyor. Bin bir türlü düşmanı var. Muhalifi var. Kimseyi kaile almıyor o yönden yani muhaliflerini. Düşmanlık eden, yahut muhaliflik eden, yahut karşıt koyan adamlar. Etkilenmiyor. Tabii ki eleştiriyi alıyor. O ayrı mesele. Eleştiren bir şeyi alıyor. Doğruyu gördüğünde onu uyguluyor. Ama İttihad-ı İslam’ı esas aldığı görülüyor. O yüzden de Allah bereket veriyor. Sağlık sıhhat veriyor. Hükümete birlik beraberlik veriyor. Bediüzzaman ne diyor? Bak, diyor ki; “Demokratlar” Demokrat hükümet “hem mevkilerini muhafaza” hükümeti devam ettirmek istiyorlarsa “hem vatan ve milletini memnun etmek çâre-i yegânesi” tek çare “ittihad-ı İslâm cereyanını kendine nokta-i istinad yapmaktır.” Bediüzzaman söylüyor bunu.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün Birleşmiş Milletler, kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü nedeniyle yeni veriler yayınlandı. Dünyada yaklaşık her üç kadından birinin hayatının bir döneminde şiddetle karşı karşıya kaldığı ve cinsel istismara uğrayanların yaklaşık yüzde ellisinin 16 yaşından küçük kız çocukları olduğu belirtildi. Ayrıca dünyada her 2 milyon kadın ve genç kızın da fuhşa sürüklendiği belirtildi.

ADNAN OKTAR: O, görülenler. Görülmeyenler onun on misli, yüz mislidir yani. Tabii. Mehdiyet’in olmadığı yerde, bereketsizlik ve acı kol geziyor, görüyorsunuz. Dünyanın her yeri acı içinde kıvranıyor her yer. Halbuki cennet gibi olması gerekiyor dünyanın çok mutlu sevinçli olması gerekiyor. Ve çok da kolay. İnsanlar güzel huylu varlıklar. Biraz konuşsan hemen sevecenlikle dost olur. Arkadaş olur. Ama damarına basar da canını yakarsan bir kısmı düşman oluyor. Nitekim görüyorsunuz dünyanın halini. Bu hale geldi.

Enbiya Suresi 92 ve 93’te Cenab-ı Allah “Gerçekten” diyor Allah, vurgu yapıyor. “Sizin” yani Müslümanların “bu ümmetiniz tek bir ümmettir.” diyor. Bir tane. Arkasından diyor ki Cenab-ı Allah; “Onlar, işlerini kendi aralarında parça parça dağıttılar” diyor. Tek bir ümmetken, parça parça. Ülkelerde, cemaatler halinde gruplar halinde birbirleriyle alakaları yok. Parça parça dağıttılar. “dinlerinde bölünmeler yaptılar” diyor. Ve Allah bunun intikamını alacağını “Hepsi Bize dönecekler” diyor. “İntikam alacağım” diyor bölünmede. Bakın, diyor ki Allah, Al-i İmran Suresi 103, şeytandan Allah’a sığınırım, “Allah'ın ipine hepiniz” Bak, hepiniz ne demek? Bütün Müslümanlar. Dünyada ne kadar Müslüman varsa. “Hanefi, Şafii” demiyor. Bütün Müslümanlar “hepiniz sarılın.” Diyor. Ama nasıl sarılın diyor? “Sımsıkı sarılın” diyor. Sımsıkı sarılmak ne demek? Var gücüyle. “Dağılıp ayrılmayın.” Diyor. Cemaatlere, gruplara, paramparça ayrılmayın. Mezheplere ayrılmayın. Bakın, diyor ki Enfal Suresi 46’da “çekişip birbirinize düşmeyin” şu an dünyanın her tarafında çekişiyorlar. Her yerde çekişme var. Bütün dünyada çekişiyorlar. “Çekişip birbirinize düşmeyin” birbirine düşmenin en şiddetlisi. Çoluğunu çocuğunu katlediyor. Mahvediyorlar birbirlerini. “Birbirinize düşmeyin” Kuran ayeti okuduğum için konuşma olmaz. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Allah diyor ki, “Kuran okunurken susup dinleyin” diyor. Yani konuşmada olmuyor. Ve dinleyin dikkatinizi verin. Özen göstertin anlamında. Kuran okunurken normal hayat devam etmez. Bazı camilerde falan öyle oluyor. Adam, Kuran kıraati var. Adam, konuşuyor, durum değerlendirmesi yapıyorlar. İşine gücüne bakıyor. Mesela cenazelerde de öyle oluyor. Ben görüyorum. Kuran okunuyor. “Başınız sağ olsun birader” diyor. “Ne yapıyorsunuz, ne ediyorsunuz?” falan konuşuyor.  Allah diyor ki, “susup dinleyin” diyor. Susup dinle, demek ne demek? Dikkatin edin teksif edin. Özen göstertin. Kafanızı iyice açın. Özenle teksif olarak bütün kalbinizle anlamaya çalışın ve anlayın. Bak, “Allah’a ve Resulü’ne itaat edin” diyor. Cenab-ı Allah. “çekişip birbirinize düşmeyin.” İslam alemi şuan savaşıyor. Boğuşuyor adeta birçok yerde. Birbirine düşmüş durumda. Ama feci şekilde birbirine düşmüş durumda. O zaman ne olur diyor biliyor musunuz? Cenab-ı Allah “çözülürsünüz” diyor. Çözülme demek, birlikken parçalanırsınız. İlk başta birlikmiş. Peygamberimiz (s.a.v) zamanında. Sonra çözülmüşler, sonra parçalanmışlar, sonrada güçleri gitmiş. Peygamberimiz (s.a.v) zamanında çözülme yok birlikteler. Tek bir ümmet var. Hepsi birlikteler. Yılgınlaşma yok. Yılgınlaşma olmuş, yığılmışlar şuan. İslam aleminin büyük bir bölümü yılgın. “Ve gücünüz gider” diyor Allah. Güçleri gitti. Çünkü birlik ve beraber değiller. Bak, Kuran’ın mucizesi bu oluştu. “Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”

Enfal suresi, 73: “İnkar edenler birbirlerinin velileridir.”  Birbirlerini koruyup kollarlar. Birbirlerine destek olurlar. “Eğer siz bunu yapmazsanız” yani birleşmez, beraber olmaz, birbirinizi korumazsanız veli olarak yani. Mesela çocuğun velisi vardır. Annesi, babasıdır değil mi? Çok iyi korur çocuğunu. ”Birbirinizin velisisiniz” diyor Müminler. Birbirlerinizi koruyacaksınız. Velayet altındalar Müslümanlar birbirlerinin. “Eğer siz bunu yapmazsanız. Birbirinize yardım etmez, dost olmazsanız, ittifak etmezseniz. Yeryüzünde bütün dünyada bir fitne ve büyük bir bozgunculuk fesat olur” diyor. Şuan İslam alemi büyük bir bozgun ve fesat yaşıyor görüyorsunuz. Allah’ın dediği oldu mu? Olmadı mı? Oldu.

DİDEM ÜRER: Tam olarak, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Büyük bir bozgun yaşanıyor mu? Yaşanıyor. Fesat yaşanıyor mu? Yaşanıyor. Adamlar duyarsız ayrıca. Oda ayrı bir fesat ve fitnedir. Etkilenmiyor. Bak, her gün Suriye’den çocuk ölüm haberleri geliyor. Şehit oluyor çocuklar sabiler. Kadınların ırzına geçiliyor. Ve şehit ediliyorlar. Adamların umurunda bile değil.

Nisa suresi, 75.de diyor ki, Cenab-ı Allah “Size ne oluyor ki,” insanların gaddarlığı, gaddar yönlerini Allah ve zulümatlı yönlerine uyarıda bulunuyor. ” Allah yolunda” Allah için ”ve: Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar,” Şimdi Suriye’deler. Halkı zulüm var. Adamlar ülkeden çıkmak istiyorlar. Kurtulmak istiyor. ”bize Katından bir veli (koruyucu sahib)” bir Mehdi (a.s) “gönder,”Bak, “bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder,” Bir tane. Diyorlar ki, Mehdi (a.s) nereden çıktı. Müslümanların başına nereden bir lider gerekiyor. Nerden çıkartıyorsun? Bak, diyor ki, müminin duası olarak söylüyor Allah  “bize Katından bir veli (koruyucu sahib)” sahibi zaman bir Mehdi (a.s) Müslümanların başına bir lider “bize Katından bir veli (koruyucu sahib) göder, bize Katından bir yardım eden yolla" Bak, bir yardım eden yolla. O bir kişinin özelliği ney? Milyonlara sahip çıkacak, yönetecek. Ayeti vurgulamasına bak. Kaç defa vurguluyor. Cenab-ı Allah “bize Katından bir veli “bir veli. Bir Mehdi (a.s) “koruyucu sahip gönder.” Bununla bitmiyor ayet diyor ki, Cenab-ı Allah yine “bize Katından bir yardım eden yolla” bir tane “yardım eden yolla” bunu kim diyor. “diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan “bak, erkeklerde diyor bunu. Kadınlarda diyor Müslüman ve çocuklarda diyor. ”Zayıf bırakılmışlar da“ diyor mustazaflar ”adına” diyor. Mücadele etmiyorsunuz?  Niye gayret etmiyorsunuz? diyor Allah. Demek ki, Müslümanların başlarına bir sahip, bir veli, bir yönetici Müslümanlar tarafından istenecek. Erkekler, kadınlar, çocuklar mustazaflar Allah’tan bu ricayı Cenab-ı Allah’a istirham edecekler. Allah’a sunacaklar. Bak diyor ki, Allah

Şura suresi, 39: “Ve haklarına” kardeşlerine saldırıldığı zaman onlara mütecaviz bir tavır gösterildiği zaman şehit edildiklerinde evleri yakılıp yıkıldığında Müslümanlara yönelik bak “Ve haklarına” saldırı olduğu zaman şahıslarına evine barkına her şeyine. Bütün Müslümanların birlik olup karşı koymalarına bahsediyor Allah. “Birlik olup karşı koyanlardır” diyor.Yani İttihat edip, İttihad-ı İslam’ı meydana getirip, birlik olup karşı koyuyor. Neye karşı koyuyor? Müslüman’a saldırıyı durdurmayı amaçlıyor. Birliğin amacı bu oluyor. Müslüman’a zulmedilmesini durdurmak. Aksinde zaten Allah “fitne, fücur her türlü şey olur” diyor. “Gücünüzde gider” diyor.

Şüphesiz diyor, Cenab-ı Allah. Saff suresi, 4’te. Şeytandan Allah’a sığınırım.  “Allah, Kendi yolunda,” Yani Kuran yolunda “sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi” bina nasıl kilitleniyor? Harçla, çimentoyla değil mi? Demirle  “kilitlenmiş bir bina gibi” sap blok tek parça ”birbirine kenetlenmişte parça bir bina. Bak “bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” Zaten Saff Suresi, özel olarak iniliyor bu ayet. Bak diyor. Saf bağlayarak birlikte. Ama bir bina gibi tek bina gibi. Tek bir topluluktan bahsediyor Allah. Mesela bir bina görüyorsun, bina nedir? Diyor. Bu Müslümanları temsil ediyor. Blok tek bir tane bina. Yanında küçük küçük binalar yok. Tek bir binadan bahsediyor Allah.

Bakır Şerif Kırişi, Seyyid Atar Hüseyin, “İmam Mehdi’nin Yaşamlı” isimli eserde. İmam Mehdi (a.s) Peygamberimiz (s.a.v.)’den hadis, “İmam Mehdi, muhaliflerinin kalbine korku ve hayranlık telkin etmek için yardım alacaktır. Allah’tan” Yani korku onun ilmi gücünden korkacaklar. Yoksa yani Mehdi (a.s)’ın şamarından, yumruğundan değil. Tek başına bir insan. Bak, “Mehdi (a.s) muhaliflerinin kalbine korku ve hayranlık” şimdi hem “korku” duyuyor. Hem “hayranlık” duyuyor. Korku mağlubiyet korkusu. Hayranlıkta gücüne. “Telkin etmek için Allah’tan yarım alacaktır. Ve yeryüzü manen Mehdinin kontrolüne geçecektir. Ve hazineleri onun için açığa çıkaracaktır.” Cenab-ı Allah ”Hakimiyeti doğuya ve batıya yayılacaktır. Her şeye kadir olan Allah müşrikler istemese de kendi dinini hakim kılacaktır.” Ayette var. “Onun, (Mehdi (a.s)’ın) zamanında çorak topraklara eski gücünü kazandıracaktır.” Çorak topraklara eski gücünün kazandıracaktır. Mesela çorak olmuş artık. Orayı yemyeşil ediyor. Yeniden güzelleştiriyor. “Ve dünya yeşilliklerini filizlendirecektir.” Yani burada tabii yeni yetişen nesillerin, yeni filizlerin yeşermesine işaret ediyor aynı zamanda. “İnsanlar daha önce benzeri görülmemiş biçimde rahmet altında olacaktır.” Allah’ın “bereketi, rahmeti her yere yayılacaktır” diyor. İnşaAllah.

Burhan Kuzu, bizi A9’da konuşmasından sonra sevgisiz insanlar, şefkatsiz insanlar çok ıstırap çekmeye başladılar. Sanki böyle limon damlatılmış küçük neyse. Burhan Hocamız’ı seviyoruz. Allah ömrünü uzun etsin. Tayyip Hocam’ı da ben şefkatle seviyorum. Mazlum bütün ömrü çileyle çekti. Çileyle geçti. Çocuk yaşta simit satıyordu. Buz gibi havada eksi beş derecede, eksi sekiz derecede gidip fırınlarda bekleyip simidi bir diziyor. Götürüp satıyordu. Simit satıyordu. Ve onunla okudu bu insan. Hapishanelerde ıstırap çile çekti. Olmadık hakarete göğüs gerdi. Burhan Kuzu’da aynı yollardan gelen Anadolu delikanlısıdır. Kimsenin ağırına gitmesin. Hep çile insanlarıdır bunlar. Bütün ömürlerince adeta sürünmüşlerdir. Hep acı çekmişlerdir. Keyif insanı değil bunlar. Istırap insanı, çile insanı dava adamı bunlar. Kıymetlerini en iyi bilenler Allah katındadır. Ama kıymetlerini iyi biliyoruz. Değerlerini iyi biliyoruz. Haset edecekte bir şey yok. Çırpınmanıza da gerek yok. Her zaman Hocamızı seveceğiz. Ben Tayyip Hocam’ı seviyorum tamam. Fakat MHP’yi de, CHP’yi de destekliyorum. Büyük Birlik Partisi’ni de destekliyorum. Saadeti de destekliyorum. Çünkü her birinin ayrı güzelliği var. Saadet, İslam’ı savunan sıcak Anadolu ruhuyla savunan güzel bir partidir. Seviyorum. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk İslam Birliği için canını verecek Koçyiğitlerden oluşmuş. Bir yiğitler ordusudur. Canım gibi seviyorum. Büyük Birlik Partisi’nin alperenleri zaten aynı. Yiğitlikleri koçlukları, aslanlıkları. Zaten aklı başında her Müslüman sever onları. Yani nasıl sevmeyeceksin. Bak,  Allah için canını vermeye hazır. Ana kuzusu onlar hepsi. Saadet gençliği de öyledir. Cumhuriyet Halk Partisi de, Atatürkçü aydın. Bağnazlığa karşı olan tavırlarıyla Türkiye’nin bir nevi sigortasıdır. Her zaman gereklidir. Ve hakikaten samimi dindarlar görüyorsunuz. Aydın dindarlığı temsil eden, bağnazlığa karşı çıkan sıcak ve temiz nurlu bir ruhları var. Ve gittikçe de güzelleşiyorlar. Gittikçe daha iyi oluyorlar. Dolaysıyla hepsinin ihtiyaç olduğunu bildiği için Cenab-ı Allah hepsini de yaratmış. Yani insanda mesela gözü olmasa olmuyor. Burnu olmazsa olmuyor. Kulağı olmazsa olmuyor. Yüz bu organlardan konuşuyor. İşte Türkiye’yi de Cenab-ı Allah CHP ile, MHP ile, AKP ile, Saadet’le, Büyük Birlik’le süslemiş. Bir bütünlük ve bir güzellik meydana getirmiş ve muazzam bir denge kurmuş. Nasıl insanda bir denge var. Nasıl kainatta bir denge varsa Türkiye’de de Allah böyle bir siyasi denge kurmuş. Bu mükemmel bir şey. Bu siyasi denge yüzünden de Türkiye bölünmüyor, dağılmıyor, yıkılmıyor. Vesile oluyor Allah. Vesile ediyor yani. Burhan Hocamız’ı canımız gibi seviyoruz. Aklınıza bunu iyice koyun. Allah daha da güzel görevler versin. Tekrar Allah’tan onu istirham ediyorum. Dua ediyorum. Kulağımıza da geliyor bazı sözler. Güzel inşaAllah her halde. Öyle olsun, inşaAllah. Güzel yerlere geleceğini duyuyoruz, inşaAllah. Allah yolunu da açık etsin. Kalbini de ferahlık versin. Her yerini nur kılsın. Uzun ömür versin. Bundan sonra ki hayatının güzel geçmesi için Cenab-ı Allah nasip etsin.

Hocam, “Sizleri izlemekten gurur duyuyorum. Eğer Kayser’i civarında etkinliğiniz varsa sizlere katılmak isteriz, inşaAllah” diyor. “Bizlerde katılmak istiyoruz” diyor.

Bizim Kayser’i civarında çok fazla etkinliğimiz var. Öyle binalarımız var. Gittiğinde değil mi? Kubbelerini göreceksin. Uzun uzun minareleri var. Günde beş vakit oradan ezan okunur. Oraya gittiğinde kardeşlerimizle karşılaşacaksın. Yapacağın en güzel şeyde kitap dağıtmaktır. Kitap dağıtmak okul kurmakla aynı. Bir okul kurmuş oluyorsun bir kitapla. O kitabın etrafında binlerce insan yetişir. Daima kitap en güzeli odur.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Bir ayet söyleyeceğim, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın” diye Rabbimiz bildiriyor Allah. İnşallah, bütün Müslüman alemini birleştirsin. Dağınık alemi İttihad-ı İslam’la “Birlik” alemine getirsin, inşaAllah. Bugünkü programımız son buldu, yarın inşaAllah görüşmek üzere.  

Masaüstü Görünümü