Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (28 Kasım 2013; 11:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Bir tanem, Bebeğimin güzel sohbetine başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam süratle gelişiyor. Mehdiyet’in ruhu süratle gelişiyor Kuran ahlakı dünyaya hızla yayılıyor bağnazlık ortadan kalkıyor. Cenab-ı Allah istediğimiz sistemi, güzelliği bütün dünyaya getireceği alametlerden anlaşılıyor. Fakat bir kader üstüne olayları karmakarışık hale getiriyor Cenab-ı Allah. Mesela şu olaylarda bir hareketlenme var Allah monotonluk istemiyor. Durağanlığı mutlaka kırıyor Allah, durağan sistemleri mutlaka dağıtıyor. Dağsa yanar dağ haline getiriyor, araziyse depremle hareketlendiriyor. İnsansa ya hastalandırıyor, ya sevindiriyor, ya canı ı alıyor. Ama mutlaka bir hareketlilik meydana getiriyor Cenab-ı Allah. Durağanlık yok her hareket Mehdiyet’in lehinedir. Mesela bu hareketlenme mutlaka Mehdiyet’in lehine deccaliyetin aleyhine Mehdiyet’in lehinedir. Yoksa günler geçer perşembeler gelir çarşambalar gelir hayat gelir geçer.  Ama Allah öyle yapmıyor bir bakıyorsun Ankara’da deprem oluyor bir bakıyorsun İstanbul’da deprem oluyor. Bir bakıyorsun basında harikulade olaylar oluyor. Sistemlerde harikulade olaylar oluyor fakat bu bir yere doğru akıyor. Mehdiyet’in denizine akıyor nereden ne olursa Mehdiyet’in denizine akıyor. Deprem Mehdiyet’in denizine akar. Yanardağ depremlerin dışında her şey yani hep Mehdiyet’in denizine akar. Sosyal olaylar ekonomik kriz Mehdiyet’in denizine akar. Mehdiyet’i sürekli yükseltir, sürekli santim, santim, metre, metre, yükseltir. Bu son olaylarda doğrudan Mehdiyet’in lehinedir. Sürekli yükseltir ve geliştirir ama öbür yerlerde sistemler hep aleyhine oluyor. Orada oturanların aleyhine olur bir siyasi sistemin aleyhine olur. Belirli bir gurubun aleyhine olur, hayrına olur, aleyhine olur ama. İslam’ın hayrına olur. Onların aleyhine olur ama İslam’ın lehine olur. Kuran lehine olur, inanan müminlerin mutlaka bereket kazanacağı, hayır kazanacağı lehine olan hayırlı olan bir durumdur. Bizimle ilgili bir yazı çıkıyor diyorlar ki işte şu son zamanlarda Tevrat koduyla ilgili olarak yazılar çıktı. Sathi bakan anlamaz ama akılcı bakan biz bir kişiye hitap ediyorsak o sayede onbin kişi duymuş oluyor. Adam merak ediyor o zaman Tevrat’ın kodu nedir? Onu araştırıyor o zaman başka kodları nelerdir. Ufku açılıyor ilk defa Tevrat’ta bir kod olduğunu anlıyor o zaman Kuranın kodunu da merek ediyor. Kuran’daki kodlar ne acaba diyor? Onları araştırıyor bu nereye akıyor? Mehdiyet’in denizine akar yedi denizden daha büyüktür Mehdiyet’in denizi. Gece gündüz dolar diyorlar ki falanca yerde zam oldu “eyvah” diyor insanlar Mehdiyet’in denizine akar hemen. Diyorlar ki falanca kişi Müslüman oldu alim falanca ateist Müslüman oldu. Yine Mehdiyet denizine akar bakın dikkat ediyor musunuz? Lehte aleyhte her ne olursa olsun hayır denizine Mehdiyet denizine akıyor. Ama öbür sistemler öyle değildir aleyhine olur adamların. Ya birini yıkar geçer, ya birini dağıtır. Adam zengin olur başına bela olur normal hayatı varken huzurlu hayatı varken zengin olur bütün millet düşman olur ona baş belası olur. Parasıyla başı belaya girer kaçacak delik arar ama Mehdiyet’te öyle değil de mutlaka lehe gelişme olur. Hayır gelişme olur Mehdiyet denizine akmayan hiçbir şey olmuyor dikkat ederseniz. Gittikçe seviye alır ama deniz dolmadan da taşmıyor. Cenab-ı Allah o denizi kırk yıldan beri dolduruyor Cenab-ı Allahi denizin taşması kırkıncı yılın sonunda. Ondan sonra Hz. Nuh’un gemisi gibi gemi karaya oturacak. İnşallah, deccalin ömrü kırk yıl diyor Peygamberimiz (s.a.v.) kırk yıldır. Mehdiyet’le deccaliyetin mücadelesinin süresi. Kırk yıl, kırk yılda bitiriyor Hz. Mehdi (a.s). İstedikleri kadar muhalif olsunlar Mehdiyet’e muhalif olunduğunda peygamberimiz diyor ki “Hz. Mehdi (a.s)’a alimler ulema hep karşı olur.” Hadislerde söylüyor hatta diyor” İstanbul’da bir alim bilinen bir alim böyle firavun ruhlu bir alim Hz. Mehdi (a.s)’a musallat olur. Onu küfürle delaletle itham eder” diyor hadis İmam-ı Rabbani Mektubat’ında anlatıyor. Mehdiyet denizin dolmasına sebep olur, bu eğer o alimler karşı olmazsa Mehdiyet gelişmez. Adam bilse çıtını çıkarmaz Mehdiyet’i niye geliştirsin? Ama Allah onu asker ediyor, haberi yok, illaki yardım ediyor. İnternette Mehdiyet’in aleyhine faaliyet lehte kullanır. Rabbimizin lehinde kullanır delalete yatkın ruhlarda da tabii Allah’ın aleyhinde kullanmaya kalkar. Oda bir bela getiriri ona felaket getirir. Şimdi o kuşku ruhu araştırma ruhu orada onu adete çılgına çevirir şimdi Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek dedi ya o geleceğe kafaya takar o zaman. Şimdi Hz. Mehdi (a.s) gelecek desen gelmeyeceği araştırır. Biz diyoruz ya Hz. Mehdi (a.s) gelecek o gelmeyeceği araştırıyor bizim dediğimizde. Gelmeyecek dedin mi illaki geleceği araştırır. Ama insanın ruhunda var bu şimdi gelemeyeceği de araştırdığında Hz. Mehdi gelecek çıkar onu karşısına. Geleceğin karşısına gelmeyeceği araştırdığında yine Mehdiyet çıkar. Yine gelecek çıkar çünkü kesin, kıyasladığında bakıyor deliller net. Kaç delil var? 200 delil var karşı tarafın kaç tane var? Allah Mehdiyet’e milyonlarca deccalı musallat etmiştir. Çok fazla firavunu çok fala nemrutu musallat etmiştir. Münafıkları çeşit çeşit münafık ordularını, cin münafıkları, kafir cinleri. İns insan cinleri her türlü mahlukatı musallat etmiştir. Allah ayette de söylüyor Cenab-ı Allah “her peygambere ins ve cins düşman kıldık” özel yarattım diyor Allah. Mehdiyet’e kemali rahmetinden çok çok fazla düşman yaratıyor muhalif yaratıyor. Muhalif yaratıyor. Nemrutları yaratıyor. Münafıkları yaratıyor. Bilmeyenleri yaratıyor. Mehdiyet o zaman muazzam bir hacim alıyor, manevi bir hacim. Normalde Hz. Mehdi (a.s) küçük bir insan. Ama onu, küfür ve tuğyanın saldırıları, delaletin saldırıları dev yapıyor. Dünyaya sığmayacak hale geliyor bu sefer, o kadar büyüyor yani. Onun için her saldırıdaki rahmeti heyecanla karşılayıp Mehdiyet’in denizini, aklını görüp sevinçle karşılamak lazım. Bunu göremeyen bu nimetin güzelliğini de görememiş olur.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kansas şehrinin birçok noktasına kulübeler yerleştirilmiş. İnsanlar bu kulübeler aracılığıyla sorunlarını telefonun diğer ucundaki Hristiyan din adamına anlatıp bunlardan kurtulmaya çalıştıklarını söylüyorlar. Yetkililer yaşanan manevi boşluktan kaynaklı suç oranlarını düşürmeye hedeflediklerini iddia ediyorlar. Sadece kulübenin isimlerine Müslüman camiadan itiraz gelmiş. “Tanrıya Direk Hat Kulübeleri” deniyormuş.

ADNAN OKTAR: O kulübeye giren de tabii ona göre adam oluyor. Yani faydası varsa ne yapıyorsa yapsınlar. Hiç yoktan Allah’ı anıyorsa, Allah’ı hatırlıyorsa yine iyi. Çok az bile faydası olsa fayda faydadır.

DİDEM ÜRER: Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerinden Mustafa Sungur Ağabeyin vefatının 1. Yıldönümünde pazar günü Fatih Camii’nde mevlit okutulacakmış.

ADNAN OKTAR: Ne şeker Sungur Ağabey, maşaAllah. Mümin, şevkine bak, ben 1986’da ümmetçilik propagandasından tutuklanmıştım. Benim hapishane kartımda yazıyordu. “Suçu ümmetçilik propagandası” diye yazıyordu. Sungur Ağabey canım benim, cübbesiyle, takkesiyle DGM’nin önüne geldi. “Mazide müstakbelde seni alkışlıyor. Ne mutlu sana” dedi. Ama bayağı bağırdı yani çok yüksek. Yani böyle 30 metreden duyulacak gibi bağırarak söyledi. “Kardeş, mazide müstakbelde seni alkışlıyor. Ne mutlu sana”

Abdülkadir Badıllı Ağabey, buradaki yazısında Abdülkadir Badıllı’nın yazısında diyor ki; “Bediüzzaman Ispartalı Katip Osman’ın sorusuna cevabı, “Bediüzzaman’a dedim ki: “Biz sizi Hz. Mehdi (a.s) biliyoruz. Sizse bu meseleyi hep örtüyorsunuz. Siz hakikatten Hz. Mehdi (a.s) mısınız, değil misiniz?” Bediüzzaman’a soruyorlar. Katip Osman. Bediüzzaman diyor ki; “Kardeşim ben gelmeseydim Hz. Mehdi (a.s) gelmezdi. Yahut ben gelmesem Hz. Mehdi (a.s) gelemez. Hz. Mehdi (a.s)’ın ömrü kısa olacaktır. Ben ona zemin hazırladım. Program hazırladım. Badıllı’nın yazısında. Rivayetlerde de öyle, Peygamberimiz (s.a.v.) “7 veya 9 yıldır” diyor Hz. Mehdi (a.s)’ın ömrü. Ama tabii buradaki ömürden kasıt dünya hakimiyetindeki ömrü. Yani dünya hakimiyeti 7 veya 9 sene sürüyor. Yoksa 40 yıllık bir mücadelesi var Hz. Mehdi (a.s)’ın. Yani hadislerde de var. Bediüzzaman da diyor; “yani asıl onun deccaliyetle olan mücadelesi esastır” diyor. “Yoksa saltanat alemindeki o gücü, çıkışı esas değildir” diyor. “Makbul olan kısım o ilk 40 yıllık yaptığı mücadele dönemidir” diyor. Yani özetle bunu anlatıyor Bediüzzaman. Burada da aynısını söylemiş Abdülkadir Badıllı. Demek ki Hz. Mehdi (a.s) şahıs olarak gelecek ve vakti de bu yüz yıl. Başka da vakit yok.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s)’ın fiziksel özelliklerini de tarif etmiş. Şöyle buyuruyor; “Hz. Mehdi (a.s)’ın omuzları geniştir. Dişleri parlaktır ince ve güzel bir burnu vardır. Alnı geniş ve parlaktır. Omuzları bir kale kadar sağlamdır” diyor bir hadisinin bir kısmında.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, demek ki Hz. Mehdi (a.s) yapılı olacak görünüş olarak. Heybetli bir şahıs.

DİDEM ÜRER: Ve güçlü, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah bizleri talebesi yapsın, beni de sizleri de, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hadisin devamında Hocam; “yanakları daha az dolgun gözükür. Ve yüzü uykusuz kaldığından dolayı bazen solgundur” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).

ADNAN OKTAR: Bak, detaya bak, maşaAllah. Daha az dolgundur. Demek ki, yanakları biraz çukurca. Ben, Hz. Mehdi (a.s) talebesiyim. Hz. Mehdi (a.s) öncüsüyüm. Sizler de Hz. Mehdi (a.s) talebesi, Hz. Mehdi (a.s) öncüsüsünüz. Hz. Mehdi (a.s)’a zemin izhar ediyoruz inşaAllah.

“Eşlerine sevgiyle tutkun ve hep yaşıt” (Vakıa Suresi, 37), ne güzel. Bak, Cenab-ı Allah diyor ki; Vakıa Suresi 61, şeytandan Allah’a sığınırım. “(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme” ruhu duruyor ama beden başka bir beden yapıyor Allah, değiştiriyor, “ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda.” Yani “şu anki bilimle bunu bilmeniz mümkün değil” diyor Allah. Yeni inşa etme şeklini. Çünkü bilimin zemini değişiyor. Yani fizik kanunları değişeceği için, kimya kanunları değişeceği için, biyolojinin kanunları değişeceği için, ne diyor Allah. “sizi şimdi bilemeyeceğiniz” bak, şimdi bilemeyeceksiniz. Ama sonra biliyor. Ahirette biliyor. “Ama şimdi bilemezsiniz” diyor. Ahirette de tabii bir mantık yapıyor Cenab-ı Allah. Mesela ciğerin vazifesi şu, kalbin vazifesi bu, yani her şeyin bir mantığı yine oluyor ahirette. “Şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda. Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz” şeytandan Allah’a sığınırım “ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?” ( Vakıa Suresi 62)  diyor Allah. Yani hücrenin yapısını görüyorsunuz. Kromozomları, kofulları, mitokondriyi hepsini görüyorsunuz. Sitoplazmanın yapısını, virüslerin yapısını. Her şeyi biliyorsunuz. “Düşünüp öğüt alıp derinliğine bakıp Allah’a hayran olmanız gerekmez mi?” diyor Allah. “Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü?” ( Vakıa Suresi 63) “Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?” ( Vakıa Suresi 64) Yani o tohuma o gücü veren, küçük bir tohum atılıyor toprağa. Mesela farz edelim Bediüzzaman’ın benzetmesini yapalım. İncir, toplu iğne başı kadar bir çekirdeği var. Yere düşüyor. 30 sene sonra geliyorsun. 30 metre boyunda ağaç. En az 300.000 meyve veriyor. Ve gelecek nesil incirlerin kodu da onun içinde, ballı, tatlı koca koca incirler. Vesile olan ne? Toplu iğne başı kadar olan bir çekirdek. Hızlandırdığını düşün. Çekirdek yere bir düşüyor. Koskoca ağaç oluyor. Yağmur gibi oradan meyvesi yağıyor. İncir yağıyor, tonlar hesabıyla. Her sene toplanıyor. Adeta deniz gibi akıyor oradan meyve. Bir ucu toprağa girmiş bir ağaç. O kadar.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hadisin devamını okumak istiyorum Hocam, inşaAllah. “Kasları kavisli ve güçlüdür Hz. Mehdi (a.s)’ın. Saçları kulağının üzerinden kıvrılır. Yani kulağına arkaya doğru dalgalı” olarak devam ediyor, inşaAllah. “Dudakları mükemmel ve güzeldir. Görünüşü iyi ve yakışıklıdır.” Çok yakışıklı yaratacak Allah, Hz. Mehdi (a.s)’ı. Hocam, talebesi olarak inşaAllah, öncüsü olarak Hz. Mehdi (a.s)’ın, burada gösterebilirler. “Yüzü iffet nuruyla ve görkemle dolu olur” diyor. maşaAllah, sizin de öyle. “Görkemli bir lider görünüşü vardır” diyor Hz. Mehdi (a.s)’ın Peygamberimiz (s.a.v.).

ADNAN OKTAR: Görkemli bir lider görünümü, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: “Bakışları farklıdır. Sesi güçlü ve nefes kesicidir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Çok detaylı tarif etmiş, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, maşaAllah. Hakka Suresi, 7-“Onu, yedi gece” diyor bak ayet, “(Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine gönderdi” diyor. 7. ayette hemen 7’den bahsediyor. Başka yerlerde de var yine öyle. Ayet 7. Ayet, 7’ye işaret ediyor. Kuran’da 7 kodlaması var. 19 kodlaması var. Bunlar çok önemli. 19 ve 7 kodlamalarını zamanla anlatalım. Tevrat’ta da o kod sistemi var. Moşiyah, yani Hz. Mehdi (a.s)’ın ismi de Tevrat’ta geçiyor. 2012’de atağa geçeceği, iyice belirginleşeceği yine Tevrat’ta kodlanmış durumda. Onu da anlatan kişi uzman. Yani Tevrat konusunda, kod sistemi konusunda iyi bilen bir uzman. Bu şekilde Tevrat uzmanları var. Yani Tevrat’ın içindeki kod sistemlerini, şifre sistemlerini çözebilen derin alimler var. Ama sayıları az tabii. Onlardan biri o şahıs. Yani birçok olayın, birçok yerin ismi, cismi, tarihi, zamanı, Tevrat’ta böyle kodlu. Onları oradan gösterebiliyorlar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Nur Serter; “ikna odalarıyla ilgili, yaptığım doğruydu. Bugün olsa yine yaparım. Çünkü pek çok baş örtülü öğrenci üniversiteye girerek eğitim imkanına kavuştu. Beni tanıyıp bilen o başörtülü kızların pek çoğu da aynı şeyi söyleyecekler” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani tamam iknaya ne gerek var? İnancına göre yaşasın. Şimdi mesela başka bir yerde düşünelim, tam aksini düşünelim. Başını kapatma ikna odaları olsa, başı açık hanımlar var, adamı oraya götürüyorsun, ikna etmeye çalışıyorsun. Yani başını kapatmazsan seni bu okula sokmayız diyorsun. Adamda tabii madem siz istiyorsunuz, başka türlü okula giremeyeceğim, okumam için başka türlü bir yol yok, o zaman başımı örteyim dese, bu olur mu? Olmaz. Yani zor anlamına gelecek, baskı anlamına gelecek her şeyden kaçınmak lazım. Didem Hocam yine iman hakikatleri dinleyelim biraz.

Didem Hocam, sizi dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Türkiye ve İran Dış İşleri Bakanları İran’da bir araya geldiler. Görüşmede Suriye’de askeri çözümün olmadığı konusunda Türkiye ve İran’ın hem fikir oldukları söylendi ve 22 Ocak’ta Cenevre’de yapılması beklenilen Suriye barış konferansı öncesi taraflara ateşkes çağrısı yapıldı.

ADNAN OKTAR: Ateş kesecek de yani, ne olacak?  Rejim nasıl olacak?

DİDEM ÜRER: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Hepsi kendi kafasına haklı buluyor. Halbuki, bir tane görüş doğru, Mehdiyet’in görüşü doğru. Ama kabul etmeyeceklerdir. Dolayısıyla çatışma durur. Başlar durur, başlar öyle bir sonuç olmaz. Yani İran’da da diğer ülkelerde de hep bir oyalama siyaseti var.  Müslümanları donuklaştırıyorlar, şevklerini kırıyorlar. Bu hasta konumunda onları muhafaza ediyorlar. Yani ölümcül komada olan insanları, koma halinde muhafaza ediyorlar. Halbuki tedavi edip hayata döndürebilirler. Mutlu olmalarını sağlayabilirler. Cennete çevirebilirler dünyayı. Her türlü güzelliği sağlayabilirler. Ama yapmıyorlar. Fakat Cenab-ı Allah onların engellemesine rağmen Mehdiyet’i güneş gibi dünyanın üzerine yönlendiriyor ve bir süre sonra bu ışığı tam görmüş olacağız. Yani belki 5-6 yıla kadar daha da netleşmiş olacak, inşaAllah. Çok netleşecek, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kayseri merkezde kardeşlerimiz 500 adet A9 TV broşürü ve 20 adet kitap dağıtmışlar.  Bir bayan kardeşimiz Adapazarı çarşı esnafına ve alış veriş merkezlerinde 350 adet A9 TV ve İslam Birliği ve yaşanan fosiller broşürü dağıtımı yapmış. Gebzeli kardeşlerimiz geçtiğimiz günlerde ev sohbeti yaparak, Kuran’dan ayetler ve kitap okumuşlar. Size en derin hürmetlerini iletiyorlar. 24 Kasım Pazar günü de İnegöl’deki kardeşlerimiz 1000 adet A9 TV broşürü ve 20 adet dergi esnafa dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel insanlar. Ne güzel şevkleri var, heyecanları çok güzel. Azimleri çok güzel. Kardeşlik samimiyet anlayışları çok güzel. Allah ömürleri uzun etsin, hayır bereket versin, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: İson Kuyruklu Yıldızı 28 Kasım’da ilk defa güneşe en yakın geçiş yapacak Hocam. Güneşe en yakın geçiş yapacak kuyruklu yıldız olacak. Yıldızın saatte 325 bin kilometre hızla güneşe yaklaştığı, yaklaştıkça da bu hızın daha da artacağı, güneşi dolandıktan sonra da hızın yeniden 90-100 bin kilometreye kadar düşeceği söylendi.

ADNAN OKTAR: Peki güneşin çekim alanına girmiyor mu?

DİDEM ÜRER: Girecek herhalde Hocam ama yok olmayacak herhalde.

AYLİN KOCAMAN: Yok olma ihtimali varmış, yoksa dünyanın yakınından geçecekmiş.

ADNAN OKTAR: Ne şeker şey o öyle, maşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Çok büyükmüş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kim bilir niye geldi ziyarete. Kuyruklu yıldızlar durduk yere ziyarete gelmezler. Bir şey vardır, bir şeyi anlatmaya gelmişlerdir. Lulin’i Peygamberimiz (s.a.v.) 1400 yıl öncesinden bildirdi, aynısıyla çıktı. Halley ‘i 1400 yıl öncesinden bildirdi, yine çıktı. Ama bu sevimli misafirin anlatımı bambaşka görünüyor. Onu da anlayacağız, inşaAllah.

Evet dinliyorum.  

DİDEM ÜRER: Hocam “Hz. Mehdi (a.s)’ı tanıyabilmek için, “Kaimimiz Mehdi’nin alameti nedir?” diye soruyorlar. Cevap olarak “Mehdi’nin alametlerinden biri yaşı ileri olmasına rağmen görünüşünün genç olmasıdır” diye cevap veriyor.

ADNAN OKTAR: Beni gösterin.  Yani eskiden böyle yapıyorlardı, yöntem oydu.

DİDEM ÜRER: Mehdi (a.s)’ın alametlerinden bir diğeri de vefat edeceği zamana kadar yaşlanmayacak olmasıdır” diye bildirildi, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah görmeyi nasip etsin. Talebesi olmayı nasip etsin. İsa Mesih’inde Mehdi’nin de kapıcısıyım, inşaAllah. Onların yardımcısıyım. Allah öyle kutsi mübarek insanlara bizleri hizmetçi etsin. Beni de sizleri de, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Peygamberimiz (s.a.v.) bu alametinin Hz. Mehdi (a.s)’ın onun reddedilmesinin de vesilesi olacağını söylüyor.  Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde insanların bir kısmı Hz. Mehdi (a.s)’ı reddedecek. Çünkü onlar yaşlı birini düşünürlerken, Mehdi (a.s) onlara genç bir yüzle yaklaşacak.

ADNAN OKTAR: Evet, demek ki onlar böyle ağır molla birini bekliyorlar. Mehdi daha modern olacak ve çok çok “çağının en moderni olacak” diyor Mevdudi öyle açıklıyor. Evet, böyle molla birisini beklerlerken diyor, çağının çok modern tipiyle görünümüyle karşılaşacaklar ve ona hayret edecekler gibisinden açıklaması var Mevdudi’nin, yaklaşık.

Şeytandan Allah’a sığınırım, “Meryem oğlu İsa Mesih Nisa Suresi, 171 şeytandan Allah’a sığınırım; “ancak Allah’ın elçisi ve kelimesidir” Tevrat’ta da o şekilde geçiyor, Allah’ın kelimesi olarak. Yani o kod sisteminde geçen şekli o. Onu ol kelimesini Meryem’e de yöneltmiştir Cenab-ı Allah. Ve “O'ndan bir ruhtur.” Allah’ın kelimesi ve Allah’tan bir ruh. “Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. “Allah üçtür demeyin. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlah'tır. O, çocuk sahibi olmaktan Yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.” (Nisa Suresi,171) Bakın; “Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler,” Cebrail, Mikail “Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar.” Şimdi meleklerle aynı yerde olan birisinden bahsediyor Cenab-ı Allah bir insandan bahsediyor. Bir tane insan var meleklerle beraber olan insan. O kim?  Hz. İsa Mesih (a.s). Onun için ne diyor, Cenab-ı Allah? “Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler,” Niye Hz. Muhammed (s.a.v.) demiyor, Hz. Nuh (a.s) demiyor, şu kişi demiyor, bu demiyor? Hz. İbrahim (a.s) demiyor? Hiçbir peygamberden bahsetmiyor Allah. Meleklerle beraber ibadet eden bir insandan bahsediyor. Bu insan kim? Hz. İsa Mesih (a.s). Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gökte olduğunun alametlerinin bir tanesidir bu ayet bakın; “Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler,” Cebrail, Mikail “Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar.” Yani ibadet ederler. Allah’a boyun eğmişlerdir. Birlikte Allah’a kuldurlar. “Kim O'na ibadet etmeye 'karşı çekimser' davranırsa” Zaten burada açıklıyor Allah ibadet etmeden bahsediyor. Hz. İsa Mesih (a.s)’da gökte şu an Allah’a ibadet ediyor. Meleklerde ibadet ediyorlar. Onlarla beraber rüku ediyor secde ediyor kıyam ediyor Hz. İsa Mesih (a.s) “Kim O'na ibadet etmeye 'karşı çekimser' davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır (Nisa Suresi, 172) O yüzden diyor Cenab-ı Allah Mesih (a.s)’da onu yanında olan yakınlaştırılmış meleklerde Cebrail ve Mikail ve diğer onun inişini sağlayacak hadislerde de var biliyorsunuz. Binlerce melek var. Onlarda beraber namaz kılıyorlar. Beraber ibadet ediyorlar. Ama asıl burada ayetin ifade ettiği Hz. İsa Mesih (a.s) ve yakınlaştırılmış yüksek dereceli melekler. Cebrail var. Mikail var. İsrafil (a.s) var ve bizim bilmediğimiz başka meleklerde var. Bunlar meleklere öncülük eden melekler. Onlarla beraber aynı ortamda hayat sürüyor şu an Hz. İsa Mesih (a.s) onun için Hz. İsa Mesih (a.s)’la meleklerin yaptıkları ibadetten bahsediyor. 172. ayet Nisa Suresi. Birlikte namaz kılmaları birlikte rüku etmeleri birlikte secde etmeleri. Tek bir insan şu an meleklerle birlikte ibadet ediyor. Bir kişi var. Kıyamete kadarda bir kişi olacak. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın iniş vaktine kadar. Ama şu an indiği için dünyada olduğu için bu ayetin hükmü başka türlü olur o zaman. Yine ibadet ediyorlar fakat gökteyken olan bir olaydan bahsediyor Cenabı-ı Allah gökte. Yere indiğinde yerdeki hayatı başkadır. Çünkü göğe alınmadan önce Hz. İsa Mesih (a.s) Cebrail ve Mikail ile beraber namaz kılmıyordu. Müslümanlarla namaz kılıyordu orada birlikte namaz kılıyorlardı. Ama göğe alındıktan sonra ibadeti orada devam ettiği için orada da cemaatle namaz kıldılar. Kimlerle kılıyor? Cebrail, Mikail, İsrafil ve diğer büyük meleklerle. Buradayken de o on iki talebesiyle kılıyordu namazı. Aynı Müslümanlar İslam namazı aynıdır. Rükû secde ve kıyam. Gökteki namazı nasıl? Aynı rüku, secde ve kıyam. Sadece Hz. İsa Mesih (a.s)’a mahsus olarak dünyadaki tek insan olarak Allah burada bu ayette Nisa Suresi 172’inci ayetinde gökte namaz kılan insan olarak bize müjdeliyor Hz. İsa Mesih (a.s)’ı Cenab-ı Allah.

DİDEM ÜRER: Bir hadiste şöyle bildiriliyor. “Sizin Kaim hakkındaki konuşmalarınız insanları rahatsız ediyor. Onlara ısrarla anlatın. Kabul eden kişiye daha fazlasını anlatın. İnkar edeni bir kenara bırakın. Bir sınama olmak zorunda bununla arkadaşlar, akrabalar hatta kılı kırk yaranlar düşecek ve geriye kimse kalmayacak. Allah bizi ve samimi talebelerimizi korusun.

ADNAN OKTAR: Açıkla biraz.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki rivayetleri açıklamalarımız Müslümanların açıklaması Peygamberimiz (s.a.v..)’in hadislerini bazı kişileri çok rahatsız ediyor gerçekten. Çünkü dünyevi anlamda menfaatleri rahatsız oluyor. Zara göreceğini düşünüyorlar. Fakat Peygamberimiz (s.a.v..)’de anlatmaya devam edin çünkü inanlar daha çok inanacaklar. Rahatsız edenleri de bir kenara bırakırsınız diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

174. ayette de şeytandan Allah’a sığınırım, “Ey insanlar Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik.” (Nisa Suresi,174) Diyor Cenab-ı Allah. Kuran’a işaret etmekle beraber işari anlamında da Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişine işaret ediyor ayet. “Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik.” Gökten bir nur indirdik. İlk anlamı Kuran’a işaret eden ana anlamı budur. Fakat işari anlamıyla da Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişine açıkça işaret ediyor 174’üncü ayet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Fehmi Koru yazısında; “Türkiye’nin dünyada oluşan yeni ittifaklara ayak uydurması gerektiğini bunu da yerimizde sayarak değil yeni düzene uygun politikalar geliştirerek yeni şeyler söyleyip yeni davranışlar sergileyerek olacağını” söylemiş. “Türkiye’nin jeopolitik konumu sahip olduğu değerler ve canlı ekonomisiyle bu yeniliklere hazır olduğunu” eklemiş.

ADNAN OKTAR: Tamam da nereye ne yapacağız?  Onu anlatsın mesela; hangi birlikten bahsediyor? Neyi bahsediyor?  Belli değil ki, bir şey söylemiş ama öyle karnından konuşma olmaz. Şu birliğe girmek için şunu yapmamız lazım demesi lazım. Bilinmeyen bir birliğe bilinmeyen yöntem. Olmaz.

171’inci ayette “Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('OL' kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlah'tır. O, çocuk sahibi olmaktan Yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur.” (Nisa Suresi, 171) Göklerde kim var? Hz. İsa Mesih(a.s) ve melekler. Hemen arkasından ne diyor Allah? “Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler,” diyor. Önce “Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur.” Diyor Allah’ındır. Sonra gökteki Mesih (a.s) ve yakınlaştırılmış meleklerin Allah’a ibadet ettiğinden bahsediyor. Cemaat halinde sadece Hz. İsa Mesih (a.s) namaz kılıyor. Çok önemli olduğu için tekrar tekrar vurguluyorum. Çünkü bazen anlatımlarım unutulabiliyor. Unutulmaması için üç defa tekrar etmek sünnettir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetidir.

GÜLGÜN GÖKTAN: Hocamızın bugünkü güzel sohbeti burada sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere. Herkese hayırlı günler diliyorum. 

Masaüstü Görünümü