Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (29 Kasım 2013; 13:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Canımdan çok sevdiğim Bir tanemle sohbetimize başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Canımız Şeyhimiz Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi El Hakkani El Nakşibendi El Rabbani. Dün iyiymiş, MaşaAllah. Dün pedal çevirmiş, devriyeye çıkmış. Şeyhim bana cübbesini göndermiş. Şahane bir cübbe. Durun acele etmeyin göstereceğim. MaşaAllah. Şöyle bir açayım, görüyorsunuz. MaşaAllah, çok şahane güzel bir cübbe ve Şeyhimizin mis gibi kokusu da üstünde. Şeyhim ayrıca yüzüğünü göndermiş. Çok güzel taşı da, maşaAllah.  Ve daha neler neler neler, saymakla bitmez. Ve kendi bahçesinin mandalinaları Şeyhimizin Mis gibi kokuyorlar maşaAllah. Şeyhimiz dünya tatlısı ona kardeşlerimiz orada Şeyhimize hep şefkat, muhabbet, sevgi göstersinler. Ama sıkmasınlar. Salavat getir, Allah’ı an ama üstüne çok yakın gelmek, bu olmaz. Sonra gereksiz sorular sormak. Herkesin bildiği soruları, laf olsun gibisinden soru sormak, bu da yakışık alacak bir şey değil. Yormak amacıyla soru sormak olmaz. Bir de Şeyhimizi kendi haline bırakırsanız, o sünuhat halinde kendinde konuşur Cenab-ı Allah’ın dilemesiyle. Ama işte şu şu ne, zaten bildiğin konular nesini soruyorsun. Bildiğin şeyi niye sorarsın yani. Bir de hizmette kusur etmemek çok önemli, inşaAllah. Bir de Allah muhafaza, Allah muhafaza her hangi bir yılgınlık alameti hizmette, Allah muhafaza en korkuncu o olur. En çirkini o olur, Allah muhafaza. Yani en ufak bir fütur, en ufak bir yorgunluk alameti, en ufak bir bıkkınlık alameti çok büyük bir vicdansızlık ve çok büyük bir zulüm olur. Çok günah bir tavır olur. Sakın ha sakın, sakın ha sakın öyle kişileri Şeyhimizin yanına yaklaştırmasınlar. Hiç gereği yok. hiç ben gerekirse Şeyhimin hizmetçisi olurum zaten hizmetçisiyim, aman ha. Çünkü Şeyhimiz hassas bir insan, nezaketli bir insan öyle açıkça hissettirmiyor bir şey olduğunda. Ama cübbe nefismiş maşaAllah, şahane.

DİDEM ÜRER: Hocam sizi sorup, size de selam söylemiş.

ADNAN OKTAR: Şeyhimize Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Cumhurbaşkanlığı köşkünün etrafında dolanan bir şüpheli şahıs gözaltına alındı. Şahsın çantasından silah ve yasadışı maddeyle bir CD çıktı. Bu tip suçlardan, taciz, uyuşturucu gibi 17 suçtan sabıkası olduğu saptandı bu şahsın. Ve Cumhurbaşkanına suikast girişimi iddiasıyla tutuklandı.

ADNAN OKTAR: Suikast yapacak adam böyle acemice hareketler yapmaz. O meczuptur. Değil mi? Yani öyle göstere göstere yapmaz. Onu yapacak adam baya değişik yöntemler kullanır. Daha titiz olsunlar Cumhurbaşkanının da Başbakanın korunmasına da. Böyle alenen ortada gezmez öyle tipler. Daha önce de Kennedy’e şuna buna yapılan suikastlarda çok gizli bir yöntem kullandılar. Aynı şeyler olabilir dikkatli olmak lazım. İnşaAllah. Özellikle Tayyip Hocam çok özenli korunması lazım, çok fazla düşmanı var. Tayyip Hocamız’ın en iyi yönü iddia edilen Ergenekon terör Örgütü ve mafya yapılanmasına darbe indirilmesinde devlete gösterdiği destek. O çok mükemmel, baya iyi. Çünkü bir türlü baş olamıyordu. Şu an rahatladı ortalık.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz geçen hafta Mardin’e gidip Mor Avrom kilisesine kitap hediye etmişler. “Oradaki Süryani kardeşlerimiz çok güzel karşıladılar” diyorlar. Salı günü İstanbul’dan kardeşlerimiz “toplandık Kuran ayetleri ve kitaplar okuduk. Beraber dua ettik”. Dün Ankara’da kardeşlerimiz bir kolejde öğrencilere kitap ve Gazi mahallesinde de A9 TV broşürü dağıtmışlar. 28 Kasımda Kütahya Fatih mahallesinde 1000 tane broşür dağıtımı yapmış iki bayan kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şu çeteler ayrı, onlarla hesaplaşacağız. Şu heyet-i hazirun onları göreyim ilk önce. MaşaAllah şu nura, şu güzelliğe bak, Allah ilimlerini, irfanlarını artırsın cenabı Allah, nasıl güzel sofra indirmiş onlara gökten. MaşaAllah, afiyet, şeker olsun, dertlerine şifa olsun. Şimdi şu çeteyi bana bir yaklaştır, yiyeceğim ben seni, kıtır, kıtır yiyeceğim seni. Öbürünü yaklaştır, o sakallı ne kadar renkli ne güzel şey bu böyle, maşaAllah, bakışlarının güzelliğine bak sen, maşaAllah.

"Gördüğüm en klas, merhametli ve sevimli Hocam” diyor Özlem Hanım.

İlhan Aydın, “gömlek muhteşem olmuş, ayrıca saçınızın dağınık tarzına bayılıyorum, sevgili Hocam, biliyorsunuz karizma, heybet, asalet hepsi sizde maşaAllah, elhamdülillah Hocam” diyor. “Yakın alaka en güvenli sığınaksınız Hocam” diyor bir hanım kardeşimiz. Başka bir hanım kardeşimiz,” hayatla dolduk elhamdülillah” diyor, maşaAllah. “Heyecanla Hz. İsa (a.s) mı bekliyoruz, görmeyi umut ediyoruz, Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa (a.s)’ın namaz kıldığını inşaAllah görürüz, tüm dünyaya yön veriyorsunuz maşaAllah, vesilenizle yeniden Müslüman olmaya doğru gidiyoruz. Bağnazların bizde bıraktığı izler büyük, yanlış şeyleri doğru bildik şimdiye kadar, Allah sizleri başımızdan eksik etmesin Hocam “ diyor. “Şeyhimizin cübbesini Hocamızın üzerinde görmek isteriz” daha var, daha var, daha var şeyhimizden işaret bekliyoruz inşaAllah. “Dünden beri A9 binasının merdivenlerinden çıkışını anlatmaya çalışıyorum, uygun kelimeyi bir türlü bulamamıştım, evet, canım Hocam civa gibisiniz maşaAllah” diyor, “ben hala merdivenleri bir çırpıda çıkışınızı unutamıyorum” diyor “size bakıp hayran kalmıştım” diyor. Evvel Allah, milletin on dakikada çıktığı merdivenleri, ben on beş saniyede çıkıyorum, inşaAllah. Ve peş peşe öyle on tane merdiven olsa onunu da öyle peş peşe takır, takır saydırırım yani, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Gazze'deki Filistin Hükümeti Başbakanı İsmail Haniyye'nin torunu Amal vefat etti. Hamiye; “Amal'de diğer Filistinli çocuklar gibi, ilaç ve tıbbi tedavi imkanlarından mahrumdu” dedi, ve bu nedenle şehit olduğunu söyledi. Bir rahatsızlığı vardı daha sonradan Gazze'de tedavi edilemediği için buradan İsrail tarafına götürüldü, fakat orada da yine müdahale edilemediği için hayatını kaybetti daha sonra.

ADNAN OKTAR: Rahatsızlık olduğunda, tedavi edilemediğinde, helikopterle hemen nakledilecek bir sistem kurulabilir. Türkiye'de o konuda yardımcı olabilir, yani iki üç helikopterle çok rahat halledilebilir, en yakın hastaneye kaldırılabilir.

(Nebe suresi 78. Sure) Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, şeytandan Allah'a sığınırım. “Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar? O büyük haberi mi?” Burada kıyamete işaret olmakla beraber, kıyamet alametlerine de işaret olduğu anlaşılıyor. “Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içerisindedirler.”Hz. İsa Mesih (a.s) ve Hz. Mehdi( a.s) konusunda insanlar anlaşmazlık içerisindedirler. Kimi gelecek, kimi gelmeyecek diyor. Alametlerin hepsi çıkmış, daha hala gelmeyecek diyor. Yüzlerce alametin hepsi çıktıysa, sen istediğin kadar gelmeyecek değil mi? Beklenen bir araba vardır, bütün haşmetiyle gelir görürsün, sesini duyarsın, görüntüsünü, istediğin kadar gelmeyecek de, gelmiş yani." Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar. "Neyi sorup duruyorlar şu an, kıyamet ne zaman kopabilir, Hz. Mehdi (a.s) geldi mi? Geldiyse nerede? Hz. İsa Mesih geldi mi?  Geldiyse nerede? Sürekli bu gündem." O büyük haberi mi?” Mesela İttihat-ı İslam'da  büyük haberdir, kıyamet de büyük haberdir, Hz. İsa Mesih'in inişi de, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı da büyük haberdir. “Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler” diyor zaten ayette. Kıyametle ilgilide Bediuzzaman “yakın” diyor “kıyametin kopması” ama bazı kişiler bir milyon sene sonra diyor. Bir başkası 300 yıl sonra diyor. Doğru olan her anda kopabilir ama Bediuzzaman’ın sözünün doğru olduğuna inanıyoruz. Hicri 1545 Allahualem doğru. En doğrusunu Allah bilir. “Hayır pek yakında bileceklerdir.” Neyi bilecekler? Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını, İsa Mesih’in çıkışını, İddihad-ı İslam’ı, kıyameti.

Mürselat Suresi 28. Şeytandan Allah’a sığınırım. “O gün yalanlayanların vay haline kendisini yalanladığınız azaba gidin.” Allah yalanlamıştınız diyor ama şimdi bu azaba gidin diyor. “Üç dala ayrılmış bir gölgeye gidin” üç dala ayrılmış bir, iki, üç üç tane gölge ahirette. “Ne gölge altında barındırır ne yakıcı alevden korur” hiç bir şekilde kurtulamıyorlar. Gölgede de kurtulamaz alevden de kurtulamaz. “Geçekten o sanki her biri saray olan kıvılcım saçar.” Orada meleklere cehennemin görünüşü başka küfre cehennemin görünüşü başka. Meleklere saray gibi görünüyor kıvılcımlar. Ayette diyor ki “Geçekten o sanki her biri saray olan kıvılcım saçar.” Özellikle söylemiş Cenab-ı Allah ona kıvılcım ateş olarak görünen şey meleğe orada buluna meleğe saray gibi görünüyor. “Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.” Erkek deve sürüleri gibide görünüyor ama gerçekte ateş. Küfre ateş olarak görünüyor. “O gün, yalanlayanların vay haline. Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.” Çünkü konuşacak hali kalmıyor. Fiziki şartlardan da hali kalmıyor, bir de yalan söylese yalanı anında ortaya çıkıyor. “Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.” Normalde zırvalar bıraksan çok uzun anlatır. Allah Müslümanları rahatsız etmemek için izin vermiyor. Çünkü demagojiye alışık olduğu için konuşur da konuşur. Direkt cehenneme koyuyor Allah. “O gün, yalanlayanların vay haline.” Çünkü dünyada da sahtekar insanlar lafı uzattıkça uzatır. Haksız olduğu halde sahtekarlık yapar. Bu da Müslüman’ı rahatsız eder. Alenen belli ama yalan söylüyor. Bu huylarından vazgeçmiyorlar ahirette de devam ediyorlar. Onun için Allah onlara “Bu, onların konuşamayacakları bir gündür. Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.” diyor Allah izin verilmiyor. Tabi bunlar tefsir gerçek anlamı Allah katında. Açık sarih anlamı zaten açık üstünde ama işari anlamları dalları olur ayetin kuranın, biz işari anlamalarını da söylüyoruz, inşaAllah.

Sevim Hanım; “canım Hocam o muhteşem gözerinizle bana bir bakar mısınız çok özledim bana bakmanızı. Alemin delikanlısı Hocam” diyor.

Ozan Kara; “Hocam parti kurun “ diyor, “parti kurun ve İstanbul’u siz alın.” İstanbul’u biz aldık zaten, çoktan aldık elhamdülillah. Dünyayı almaya geldi sıra, inşaAllah. İlimle, irfanla, akılla, partimiz memleket partisi, millet partisi zaten. Bütün millet bizim partimiz. “Anlayamadığım bir şey var Adnan Hocam” diyor. “Hanımefendilerin bazıları çarşaflı bazısı açık “ diyor. “Bunun dindeki yeri nasıl oluyor acaba?” Dindeki yeri tam olmuş oluyor işte, o inancına göre öyle yorumlamış oluyor, O inancına göre öyle yorumluyor. Her iki yorumda doğru inşaAllah. “İlmi, imanı, ahlakıyla gönüllerimizi fetheden canım Hocam, siz delikanlının hası yakışıklı, karizmanın markasısınız, maşaAllah” diyor, Cavidan Hanım.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam Libya’da 16. yüzyıldan kalma Osmanlı türbesi bilinmeyen guruplar tarafından bombayla saldırıya uğradı. Ve yıkıldı tamamen ve Libya’daki yönetim Türklere her zaman yanında oldukları için saygı duyduklarını kendilerinin bu nişle bir bağlantısı olmadığını söylediler. Bu nedenle de yapmayı düşündüklerini söylediler ama 500 yıllık türbeyi yıkmışlar.

ADNAN OKTAR: Vahhabiler yapabilir, eski Kaddaficiler var, onlar yapabilir. Komünistler var Libya’da onlar yapabilir. Yani hepsi yapabilir. “Hocam size Osmanlı kaftanı çok yakışır daha da heybetli görünürsünüz” diyor. Siz sonunda ilginç şeyler.

VTR

MERVE BÜYÜKBAYRAKTAR: Bu günkü yayınımız sona erdi yarın, inşaAllah görüşmek üzere.  

Masaüstü Görünümü