Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (3 Aralık 2013; 12:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


AYLİN KOCAMAN: Ruhum, sevgilim, gözbebeğimle yayınımıza devam ediyoruz. Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Selahattin Demirtaş; “Eğitimde boşluğu sizler doldurun.” Tamam, gereğini yapacağız. Ben bana söylendiğini sanıyorum. Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğini anlatmada daha titiz olacağız. İman hakikatlerinin, Kuran mucizelerini anlatmada daha titiz olacağız. Daha gayretli olacağız. İttihad-ı İslam için, Mehdiyet’e zemin hazırlamak için, Hz. İsa Mesih (a.s)’a zemin hazırlamak için var gücümüzle ilimle, irfanla, akılla, fikirle gayret edeceğiz. Biz bunu güzel bir düşünce olarak görüyoruz.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Sayın Bülent Arınç, bir konuşma yaptı bugün; “Kapanma, bir kelime olarak doğru değildir. Dershanelere takviye dersi veren kurumlar olarak ihtiyaç kalmadığını düşünüyoruz. İhtiyaç olan yeni okulların açılması. Yeni derslikler öğrencilerin bu okullarda üniversite imtihanlarına hazırlanmalarıdır” dedi. “Dolayısıyla da özel okullara dönüşüm projesidir “ dedi. Dün yaptı. Pardon konuşmayı. Bir de bir hadis söyledi. Fitneyle ilgili olarak. “Güzel insanların arasını açmayı çalışanları istirham ediyorum. Fitnenin aleti olmayalım. Yakında büyük fitneler olacak. O fitnelerde ayakta duranlar, yürüyenlerden oturanlarda ayakta duranlardan daha hayırlıdır” hadisini söyledi.

ADNAN OKTAR: Fitne, Müslümanlara karşı sinsice bazı yerlerde bazı kişilerin faaliyet yapmasıdır. Bu bir fitnedir. Sezdirmeden, çaktırmadan devlet imkanlarını kullanarak elinden bir şey gelecekmiş gibi Müslümanların aleyhinde komplolar hazırlamaktır. Oyun oynamaya hazırlanmaktır. Bunlar fitnedir. Ama bunları yaparken, bu tuzağın hazırlanmasını Allah yapar. Tuzağı bozanda Allah’tır. Dolaysıyla bütün güç Allah’a aittir. Fitneden tabi ki Müslüman sakınacak. Ama güç Allah’ındır. Bunu unutmayacaklar.

Tevrat’ta yeni bir şey söyleyeceğim ama ortalık karışmasın. Yedi ayrı yerde, “Harun Yahya” geçiyor. O yedi sayfayı gösterebilir misin Didem Hocam? Var mı görüntüsü sende?

DİDEM ÜRER: Tabii.

ADNAN OKTAR: Bu bir, bu iki, bu üç, bu dört, bu beş, bu altı, bu da yedi. İnanmayan açsın baksın Tevrat’a. Kod şifre sistemiyle alenen ve alenen “Harun Yahya”  diye yazıyor. Yedi yerde. Yedi ayrı yerde. Doğrusu bu.

Aynı sayfalarda “aslan” kelimesi var. “Güzel koku” var. “Allah tarafından yaratılmış” var.

DİDEM ÜRER: “Allah’ın kelimesi” ifadeleri var.

ADNAN OKTAR: “Yıldız gibi” var. “Derin düşünmek” var. “Araştırma” kelimesi var. Aynı bu sayfalarda.  Ama “Harun Yahya” alenen ve net olarak hiç kesintisiz harf şeklinde. Yedi ayrı yerde.

Evet. Başka bir araştırmacı da sırf “Harun” kelimesini ben onu görmedim daha. Sekiz yerde geçtiğini söylüyor Tevrat’ta. Sırf “Harun.” Burada da biz sarayda sohbet toplantısı yapmıştık. Efendim ünlü bir yabancı şarkıcı da vardı. Orada da herhangi bir Tevrat sayfası açtılar. “Harun’un meseleleri” çıkmıştı. Çok şaşırmışlardı. Bu tabii. “Allah yaratır” kelimesi var. “Ceriel, ceriel: Allah onu ön plana çıkaracak” kelimesi var. Bak, “Ceriel” okunuşu “Jeriel” diye yazıyor. “Jeriel” okunuşu “Jeriel.” “Allah onu ön plana çıkaracak” var. Bir de “Arslan” gibi diye var. “Arisie” aslan demek. “Arisie, aslan gibi” bir de bu kelime var. Artık ne derlerse desinler. Doğrusunu söylüyorum çünkü. Çünkü ispatlı Tevrat’ta. Açsın baksınlar. Yine aynı sayfaları göster. Sonra hayali bir şey söylediğimizi iddia etmesinler. Bakın bu bir, iki, üç, dört, beş, altı ve yedi. Yedi ayrı sayfada Tevrat’ta “Harun Yahya” net geçiyor. Ben evliyayım. Büyüyüm falan bana işte böyle harikalar meydana geliyor” demiyorum. Harikalar meydana getiren Allah’tır. Ben Allah’ın zavallı herhangi bir kuluyum. Acz içinde herhangi bir kuluyum. Herhangi bir insanım. Dünyadaki yedi milyar insandan herhangi bir insanım. Benim büyüklük iddiam yok. Mehdi (a.s)’a hizmetçiyim. İsa Mesih’e hizmetçiyim. Onların talebesiyim. Ama bunlarda gerçek. Şaşırtıcı, hayret verici. Önce söylemeyeyim dedim. Ama doğru, var. Çünkü herkes biliyor. Ben niye söylemeyeyim? İnşallah, bilinen bir gerçek. Çok çok şaşırtıcı. Özellikle de diğer kelimeler, onlarla beraber olan kelimeler de çok hayret verici. Normalde anlamlı kelime nadir çıkıyor, Tevrat’ta. Ama burada bir yerde değil. Yedi yerde birden var. “Harun Yahya”, “Yahya Harun” değil. Direk “Harun Yahya” maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kabinede bu aydan itibaren revizyona gidileceği bildirildi. Hocam. Başbakan Erdoğan, yerel seçimlerde aday olacak bakanların istifalarını istedi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’de, Hatay’dan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise İzmir’den aday gösterildi.

ADNAN OKTAR: Sadullah Hocam, çok değerli bir bakandı. Fakat yeni görevinde de, inşaAllah hayırlı hizmetler eder. Ama hakikaten çok değerli bir bakandı. Bakandı derken yine bakanlık yapacak mı?

DİDEM ÜRER: Hocam, Yüksek Seçim Kurulu bakanlıkta kalabileceklerini söyledi. Ancak bunun etik olmadığını söylüyor, diğer muhalefet partileri. O yüzden sanırım Sayın Başbakan da istifalarını istiyor. Ama CHP Danıştay’a, Yüksek Seçim Kurulu’nu durdurma kararını almasını istiyor. Eşitlik olmayacağı için. Bakanlık yaparak belediye aday olurlarsa.Bunu onların lehine bir şey olacak” diyor. Muhalefet partileri. Uygun olmadığını söylüyorlar bu kararın.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Devlet imkânlarıyla seçim çalışması yapabileceklerini düşünüyorlar.

ADNAN OKTAR: Etik değil. “Ahlaklı olmaz” deseler daha olmaz mı? “Ahlak uygun olmaz” deseler. Etik daha bir altı mı oluyor? Kural.

DİDEM ÜRER: Yani ifade olarak.

ADNAN OKTAR:  Adaba uygun, edebe uygun olmaz falan denilebilir. Etik ahlakın üstünde bir şey mi oluyor? Daha mı değişik? Usul kural mı? Evet, hem ahlak, hem kural. Her şeye dahil oluyor. Etik her şey için. Evet. Etik ilk diyecektim. Ona hazırlık yapıyordum. Ama bu tip değil. Ama ona güzel, gerçek, Türkçe bir kelime olması lazım. Edebe uygun olmaz. Adaba uygun olmaz. Ama tabii etik, tetik diyebilir. Ben bir şey diyemem.

“Ben bir haftaya kadar ateist bir gençtim. Yaklaşık üç yıldır da ateistim. Rastgele gezerken A9 TV’yle karşılaştım. Adnan Hoca canlı yayındaydı, dinledim. Ama pek de ilgilenmedim. O gece rüyamda Adnan Hoca’yı gördüm. Bir elinde dünya. Diğer elinde Kuran vardı. Gülümsüyordu. Biraz korkmuştum. Ama sonra anlamıştım. Üç yıl boyunca beni kimse dine döndürememişti. Hatta çoğu kişiyi ben ateist yapmıştım. Ama Adnan Hoca’yı dinledikten sonra Müslüman oldum.” MaşaAllah. “Ben ateistken çok genci ateist yaptım. Çevrem çok geniş. Ancak şu an Hz. Mehdi (a.s) talebesiyim. Ancak tanıdıklarıma, Adnan Hoca’nın o muhteşemliğini anlatacağım tanıdıklarıma, inşaAllah” diyor, “Hz. Mehdi (a.s) talebesi olacak” diyor. Evet. İnşaAllah, Hz. İsa Mesih (a.s)’a, Hz. Mehdi (a.s)’a Allah hepimizi talebe etsin.  

Mahmut Hocam, canım benim bak çok güzel bir açıklama yaptı. “Ben” dedi, “Hz. Mehdi (a.s)’a biat edeceğim, inşaAllah” dedi. Ve “ben bunu göreceğim” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in matarasından su içmiş. Ne güzel. “Bunun işareti bu” diyor. Bak “bir tane işaret” diyor. “Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olacağım” diyor. “Ona biat edeceğim” diyor. Mahmut Hoca ki hakikaten değerli, çok samimi bir Müslüman.

Didem Hocam dinliyorum seni.

DİDEM ÜRER: Hocam, PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD’nin lideri Salih Müslim hedeflerinin Suriye içinde özerk bir Kürt bölgesi kurmak olduğunu söyledi. “Hedefimiz ayrılmak değil sadece federal sistem” dedi. Irak’lı Kürtlerin Talabani’nin ve PKK’nın kendilerine yardım ettiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Türkiye dışında ne yapıyorlarsa yapsınlar, bizi ilgilendirmez. Biz Türkiye’de federasyon şu bu asla kabul etmeyiz. Resmi dil Türkçe, eğitim dili Türkçe. Ama Kürtçe öğrenmek istiyorsa kurslar açalım. Bedava eğitim imkanları sağlayalım. Kendi arasında istiyorsa Kürtçe konuşsun ama ben Mardin’e Siirt’e gittiğimde kardeşlerim Türkçe bilecek. Ben onlarla konuşacağım, onlar da buraya geldiklerinde Türkçe bilecekler. Rahat rahat konuşabileceğim. Türkiye’nin dili Türkçedir. Fransa’ya da gittiğimizde Fransa’da İtalyanlar var, şunlar bunlar var. Herkes Fransızca konuşuyor. Fas, Tunus, Cezayirliler neredeyse Fransızlardan daha fazla gibi. Her yer yabancı kaynıyor. Çoğu Arap. Ama hepsi Fransızca konuşuyorlar. Ana dil Fransızca. Arapça konuşmak isterse konuşsun Arapça. Türkler de gidiyor. Fransa’da çok fazla Türk var, çalışan. Hepsi Fransızca konuşuyorlar. Almanya’da üç milyon Türk var. Şimdi onlar dese ki, Almanya’nın bir bölgesinde mesela Münih’te yoğunlaşsalar. “Arkadaş artık biz Almanca öğrenmek istemiyoruz. Okullarda bize Türkçe eğitim verin. Sonra Alman hükümeti de bize karışmasın. Ayrı devlet kuracağız burada. Türk devleti kuracağız” deseler. Şimdi bu oluyor mu? Almanya o zaman kendini korur. Haklı da olur. Sen adamın ülkesine gidip, orayı işgal etmeye kalkarsan, adam onu kabul etmez. Aynı şekilde Türkiye’de de böyle bir şey olmaz. Bunu unutacaklar. Irkçı bir yaklaşım ve çok koyu ırkçı yaklaşım var. Kürt’ten başkasını kabul etmeyen, onunla muhatap olmak istemeyen, ondan başkasını sevmeyen, onunla muhatap olmanın dışında yani adeta aralarında büyük engeller varmış gibi gösteren bir üslup içindeler. “Öğretmen Kürt olacak” diyor, “polis de Kürt olacak, vali Kürt olacak, eczacı Kürt olacak, lokantacı Kürt olacak, boyacı Kürt olacak. Herkes Kürt olacak” diyor. “Konuşma da Kürtçe olacak” diyor. Türk ne yapacak? Çerkez, Arap ne yapacak? “Onu istemiyoruz” diyor. Böyle şey olmaz. Diyor ki, “biz de o zaman olay çıkartırız.” Olay çıkartırsan cevabını alırsın. Nitekim zaten cevabını alıyordun da, hükümet vazgeçti. Anında karşılığını alıyordun. Böyle şey olmaz. Bu konuda aynı şeyi durup durup tekrar etmeye de gerek yok. Kürt kardeşlerim benim canlarım, annelerim, kız kardeşlerim. Ben onları Stalinistlerin, komünistlerin eline teslim etmem. Her ne pahasına olursa olsun teslim etmem. Bunu unutacaklar.

Şeyhin Şah Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi El Hakkani, Sırr-ul Kaşif’in Şeyhimiz çok iyiymiş, maşaAllah. Nezaketten, adaptan, edepten hoşlanır Şeyhimiz. Osmanlı efendisidir, nezihtir. Mehmet Şevket Eygi Hocam’la iyi anlaşır aslında. O da bir yol bulsak da Mehmet Şevket Eygi Hocamız orada biraz kalsa, inşaAllah. Ağır Osmanlılardan hoşlanır Şeyhimiz. Sohbetler de öyle olacak, derin sohbetler hoşuna gider.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Suriyeli kardeşlerimizden İstanbul’da sokaklarda kalanlarla ilgili siz ricada bulunmuştunuz Valimizden. Bugün Valimizin açıklamaları olmuş bu konuda. Şöyle söylüyorlar; “Özel bir yere yerleştirmişler hepsini sokakta kalanların. Ama bir kısmı ısrarla kabul etmek istemiyorlarmış. Yine de ilgileniyoruz” diyor.

ADNAN OKTAR: Valimiz dünya tatlısı, çok güzel ahlaklı, çok nezih bir insan. İnşaAllah ileride başbakan da olur, inşaAllah cumhurbaşkanı da olur, daha ileriki yıllarda. Genç çünkü çok güzel ahlaklı. Allah kalbine güzellik, iyilik nasip etsin, ferahlık nasip etsin. Tam Müslüman evladı, elinden yüzünden nur akıyor. Heybeti de Osmanlı heybeti, maşaAllah. Çok vicdanlı, merhametli, makul, mutedil bir insan. Akıllı isabetli konuşan bir insan. Allah yolunu açık etsin. Allah hidayet versin, sağlık, sıhhat, selamet versin. Çok uzun ömür versin sayın Valimize Allah.

“Hocam” diyor, “kıpır kıpır yerimizde duramıyoruz. Hayatımızın tatlı heyecanısın, coşkususunuz “ diyor.

“Hocam” diyor, “ledün ilminden de bahsetmenizi istiyoruz” diyor.

“Gördüğüm insanlar içinde” diyor “en güzel Allah’ın tecellisi, güzeller güzeli, canım Hocam” diyor, Deniz Hanım, maşaAllah.

“Bir tanem, yakışıklı, ilim deryası Aşkım, Seyyid Aslan Hocam, annemle birlikte sohbetini dinliyoruz” diyor. Özlem Hanım, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER:  Lübnan’ın kuzeyindeki Trablus’ta Suriye rejimi yanlılarıyla muhalefete destek veren guruplar arasında üç günden buyana devam eden çatışmalar devam ediyor. Hükümette burada ordunun hakim olmasını, ordunun kontrolüne girmesini söyledi altı ay boyunca. 

ADNAN OKTAR: O nasıl olacak, olağanüstü hal? Tamam, yapsınlar gereğini.

Didem Hocam bu Tevrat’ta yedi yerde Harun Yahya geçmesine ne diyorsun sen?

DİDEM ÜRER: Hocam olağanüstü diyorum gerçekten, maşaAllah. Bazı kardeşlerimiz yanlış anlıyorlar. “Benim ismimde olur” diyorlar. Halbuki orada isim soyadı bir arada ve defalarca.

ADNAN OKTAR: Yedi yerde çok acaip değil mi? Bir daha göstersene. Bak bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, yedi yerde geçiyor. Ben Tevrat’ın böyle harika yönü olduğunu bilmiyordum. Diğer kelimeler de çok hayret verici yani şaşırtıcı. Aynı sayfada bulunan diğer kelimelerde çok şaşırtıcı.

Bakın, sayfa açtım 87, İsra Suresi-“Şüphesiz onun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.” Ebcedi 1980 tarihini veriyor. Şeddesiz 1980, şeddeli 2029. Mehdiyet’e açık açık işaret değil mi bu? Çünkü bak bu ayetin üç beş tane işari manası olabilir. Üç beş şeye bakabilir ama bir tane ebcedi var. Ebcet bir tane. Bak, “Şüphesiz onun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.” Birincisi şeddesiz 1980 tarihini veriyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. Şeddeli de 2029. İslam’ın hakimiyet tarihini veriyor. Şimdi buradaki kod sistemi de çok şaşırtıcı. Kuran’da da her hangi bir sayfa açtım. İsra Suresi 87 çıktı. Allah her şeyi harika yaratmış. Kuran’daki bu harikalar, kod şifreleri, 19 üzerine olan harikalar, yedi üzerine olan harikalar, bu ebcet harikaları, çok çok şaşırtıcı, maşaAllah.

Didem Hocam ben gidiyorum, yarın görüşürüz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü