Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (5 Aralık 2013; 15:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Aşkım, bir tanem de geldi. Onun hikmetli sohbetiyle sohbetimize devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün 5 Aralık Türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanunun kabul edildiği gün beş aralık.

ADNAN OKTAR: Çok acayip ya böyle bir şeyin olmaması bile, bir marifet gibide anlatılıyor ya zaten utanç verici bir olay kadınlara seçme ve seçilme hakkı nasıl verilmez, İnanılır gibi değil, vahşet ya, vahşet yani insanın yüzü kızarıyor duyarken bile, evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sayın Yalçın Akdoğan, son dönemdeki olayları değerlendirdi. Ve bir AK Parti yıpratma kampanyasıdır, iki Tayyip Erdoğan'ın önünü kesme çabasıdır. Ben bunu bu şekilde görüyorum. Bu çok sürpriz bir durum da değil. Sayın Başbakanımızla ilgili son bir haftadır söylenmedik şey kalmadı” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii, Tayyip Hocam’a ne söylenirse söylensin samimi bir insan o. Allah yolunda hareket eden bir insan. İttihad-ı İslam'ı savunan bir insan, Mehdiyet’in yolunda hareket eden bir insan. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişini, Hz. Mehdi (a.s)'ın çıkışını özlemle bekleyen bir ruhun temsilcisi. Çile insanı. Karşısına ne çıktı, ne oldu, millet ne dedi önemli değil. Mühim olan milletin büyük bölümü destekliyor şu an. En az yüzde 52, yüzde 53 desteği var. Eksik, yanlış yönleri de oluyorsa söylüyoruz, zaten hatırlatıyoruz. Laftan bir şey çıkmaz. "Hatta lafla peynir gemisi yürümez" derler. Bir şeycik çıkmaz. İstedikleri kadar konuşsunlar. Sonuç da ne Türkiye bölünür, ne bağnazlık gelir Türkiye'ye. Gayet güzel tıkır tıkır Türkiye ilerler, gelişir. Bereket ve bolluk içinde İttihad-ı İslam'a doğru yol alıyoruz. Hiç bir şey olmaz. Şu şunu diyor, bu bunu diyor diye Tayyip Hocam’ı yormaya da gerek yok. Tavşanlar hoplar demiş, gemi ilerler demiş.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün yoksullukla ilgili ayetleri okumuştunuz. Suriye'de aç ve yoksul insanlarla ilgili bir haber vardı. Yaşlı bir adam Suriye'de evde aç olan ailesine yemek götürmek için yemek dağıtılan yere gidiyor. Yemeyin bittiğini gören adam ağlamaya ve konuşmaya başlıyor. “Vallahi para yok, yemek yok. Allah'a şükür yine de, biz Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz. Güç ve kuvvetin hepsi Allah'ındır. Ey Allah'ım, ey Allah'ım” diyor.

ADNAN OKTAR: İşte oraya da askeri müdahale nasıl yapılabilir? Yani şimdi yapsan orada o insanlar da Allah esirgesin zor durumda kalacaklar. Bir acayip durum var. Yardım malzemesi gidemiyor mu, nedir? Yasak mı?

DİDEM ÜRER: Hocam gidiyor ama ulaşması çok zor oluyor. Özellikle iç bölgelerde ulaştırmak ancak saklanarak oluyor. Bir belgesel çekmişlerdi. İHH böyle çok zor şartlar altında ancak ekmek ve un ulaştırabiliyor bazı yerlere.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Kısa süre yetiyor o da.

 ADNAN OKTAR: İHH’ya helal olsun, aferin İHH’ya. Suriye ile konuşmak lazım. Yani “bu insani bir şey. Müsaade edin, yapalım” demeleri lazım.

DİDEM ÜRER: Muhaliflere ait olduğu düşünülen yerlere hiç izin vermiyorlar zaten Hocam. Hatta fırınları da bombaladılar bir kaç kere. O yüzden fırınlar gizli olarak çalışıyor.

ADNAN OKTAR: Canım hazır malzeme gitmesi lazım. Fırınlar falan olmaz, Allahualem. İşte herhalde rejimin gitmesi lazım. Adam ne kadar sakat, vicdansız adammış bu. Kardeşim git, bir süreliğine git en azından da millet bir rahatlasın. Sonra geliyorsan gene gel. Kimsenin bir şey dediği yok.

DİDEM ÜRER: Hocam, genel olarak "Amerika belki en azından baskı yapabilir" diye yorum yapıyorlar. Bu insani yardımın ulaşması konusunda.

ADNAN OKTAR: Evet, o zaman Amerika'ya yazı gönderelim, konuşalım.

"Hamiyeti İslamiyenize bayılıyoruz Hocam” diyor. “Kızdırın bizi, hizmetimiz artsın. Sözünüz adrenalin etkisi yapsın. "MaşaAllah hakikaten gazab-ı şahanem oluştuğunda muazzam yeni fikirler geliyor aklıma. Muazzam, gazab-ı şahane güzel bir şeydir.

"Canım Hocam, burnunuz nasıl bir şey? Böyle hayır hiç hayatımda böyle acayip tatlı burun görmedik ve bir buruna böyle vuramadık" diyor. Evet.

"Erzurum'dan yazıyorum” demiş, Sait kardeşimiz, arkadaşlarımla şu an sizi izliyoruz. Karizmanıza hayranız."MaşaAllah.

Bir hanım kardeşimiz diyor ki; "Canım Hocam çok doğal, çok sempatik, çok şekersiniz" diyor.

Azad Aydın "Hocam siz çok modern bir insansınız, radikal dinci örgütlerden çok farklısınız" diyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kültür Bakanımız ve Başbakan’ın yakın çalışma arkadaşı Ömer Çelik az önce Twitter'a şöyle yazdı. "Ülkede kadın ne kadar çok söz sahibi ise o ülkenin dünyada ki sözü o derece geçerlidir ve güçlüdür.

ADNAN OKTAR: Ama işte başörtüsüne de karışmasınlar, dekoltesine de karışmasınlar, başın açıklığına da karışmasınlar. Seçme seçilme hakkı verildi diye seviniyoruz, inanılır gibi değil. Bu utançla hatırlayacağımız bir şey. Hiç olmaması lazım böyle bir şey değil mi? Yani tahayyül edilecek gibi değil.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocam siz zaten çok iyi biliyorsunuzdur inşaAllah, birçok Avrupa ülkesinden ve Amerika'dan çok daha önce oldu Türkiye'de.

ADNAN OKTAR: O çok çok daha büyük acımasızlık, çok acayip bir durum. Bu nasıl bir şeydir? Hayret edilecek şey. Dünya ne kadar garip badirelerden geçmiş. Ne kadar büyük karanlıklardan geçmiş. Kuran Ahlakı olmadı mı, acı, azap, her yeri kaplıyor.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakan vekili Beşir Atalay, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in Hatay Büyük Şehir Belediye Başkanı olması ile ilgili; “Sadullah Bey’i kendi iline gönderiyoruz. Bin Ali Bey’i de, inşaAllah gelecek hafta İzmir'e uğurlayacağız, oraya götüreceğiz" dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii alışmıştık. Gitmeselerdi falan diyeceğiz ama hayır vardır. Dikkat ederseniz bir şey de demedim yani. İnşaAllah, hayır vardır.

DİDEM ÜRER: Atilla Yayla yazısın da; “dünyada her sekiz kişiden birinin aç olduğunu, her yıl üç milyon çocuk, yedi milyon kişinin açlıktan öldüğünü” yazmış Hocam. “Fakirlik oranının dünya çapında ekonomik büyüme nedeniyle diğer yıllara göre azaldığını, on beş, yirmi yıl içinde dünyada fakirlik kalmadığını ya da çok az olacağı bir dönem geleceğini” söylemiş.

ADNAN OKTAR: Yani Mehdiyet, maşaAllah. Hoca açılmış, ne güzel. O ilanda dindar kardeşlerimizin verdiği ilanda vefadan bahsediyor. O güzel o, tamamdır o. Tabii çünkü o insan çocukluğundan itibaren ızdırap ve çilenin insanı oldu. İddia edilen terör örgütünün çetelerinin bir numaralı hedefi oldu. Yüz elli yıllık bir çeteyi, yüz elli günde çökertti, elhamdülillah. Yüz elli yıllık çete. Mehdiyet’in bereketiyle.  Çünkü Ahir zamanda bu çetenin helak olacağını Bediüzzaman Hazretleri belirtiyor. “İmanın nuruyla kahraman ordu” diyor, “ve imanlı millet.” “İmanın nuru ve Kuran'ın ışığıyla hakikati hali göreceği ve bu dehşetli taifenin tahribatını tamirine çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor. Ve aynısını da gördük, maşaAllah. Tayyip Hocam’ı zor, çileli günlerde öne sür. İşin bitince de, “sana ihtiyacımız kalmadı. Sen şöyle bir kenara çekil. Getir şu torbayı” mantığını kullanırsan olmaz. O ilanda bir şey yok. Güzel orada. Baktım normal yani güzel olmuş. Çok da iyi olmuş hatta. Tayyip Hocam’a moral yönden iyi olmuş. Bütün inananların, dindar insanların ve milletimizin hepsi zaten dindar. Milletimizin yanında olduğunu bilmek onu rahatlatır.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Esad yönetimi iç savaş nedeniyle ülkesini terk eden ve muhalif direnişçilerin saflarına katılan Suriyelileri vatandaşlıktan çıkarmaya başladı. Bunun için yeni kimlik uygulaması başlatan rejim, ülke genelindeki tüm Suriye vatandaşlarına yeni kimlikler tahsis ediyor. Ve yeni kimlik verilmeyenler seçimlerde oy kullanamayacaklar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. O zaman Esad’ı seçmenin dışında bir yol kalmıyor. Kendi yandaşlarına kimlik verirsen, “Beni seçiyor musunuz, seçmiyor musunuz?” Zaten seni mecburen seçecek adam o zaman. Çok münasebetsiz çok. Bu böyle olacak gibi değil Allahualem. Bunun mutlaka görevden alınması gerekiyor. Amerika, Rusya hepsi ittifak etsinler de bu adamı bir kenara alsınlar. Amerika, Rusya ikisi bir karar verirse bu gider. Başka türlü olacak gibi değil. Ama gitse de durulmaz. Çünkü illaki Hz. Mehdi (a.s). Haydi, gittiğini farz edelim, her grup diyecek ki “biz iktidar olalım. Biz iktidar olmazsak zaten kabul etmeyiz” diyecekler. İmam Mehdi ile sakinleşebilir. “Yok, biz yaparız” diyorlarsa bakın, görün. Şimdi biz 2013’teyiz. 2014’ü de göreceğiz. 2015’i de göreceğiz. Bela sürekli tırmanacak. Acılar sürekli tırmanacak. İslam âlemi bayağı karışacak ve hiçbir kurtuluş olmayacak. Ehli Sünnet kendini haklı görüyor. Şialar kendilerini haklı görüyor. Rahabiler kendilerini haklı görüyor. Bir kısım Nakşi Bendiler kendilerini haklı görüyorlar. Bir kısım başka kadiler kendilerini haklı görüyor. Partiler, cemaatler, dernekler kendilerini haklı görüyorlar. Böyle olmaz. Mümkün değil. Yani Suriye’de yüzlerce grup var birbirine zıt muhalif, yüzlerce. Her biri ayrı bir mantık üstlerindeler.

DİDEM ÜRER: Hocam, özgür Suriye ordusu muhaliflerin lideri Selim İdris, “El Kaide başa geçeceğine Esad’la devam etmeyi isteriz” demiş.

ADNAN OKTAR: Bak ki El Kaide mantığı Suriye’de çığ gibi yayılıyor ve yayılır da. Çünkü konuştuğunda mesela bir Sünni Müslüman’la veyahut Şii Müslüman’la konuştuğunda adamlar Buhari’den, Müslüm’den, Tırmızi’den konuşuyorlar. Çok rahat ikna edebilirler. Yani gelenekçi, bağnaz bir ruhla olaya yaklaştın mı olacağı o. İkinci bir ihtimal çok zor.

VTR-BEDİÜZZAMAN

MEHTAP ŞAHİN: Canımın içi aşkımla birlikte devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Diyor ki İbn-i Hacer Peygamber (s.a.v.) ümmetini bilhassa ehl-i beytini müjdelemiştir. “onların her türlü zulüm ve işkencelerden kurtulacaklarını anlatmıştır.” Demek ki, ehl-i beyt zulüm ve işkence görecek. Ama kurtulacaklar diyor.  Devam etmeyecek “oda ancak uzun bir müddet yapılacak adalete bağlıdır.” Yedi ile dokuz sene buna kafi değildir. Hz. Mehdi (a.s)’a yedi yada dokuz sene deniyor ya, “ikincisi Hz. Mehdi (a.s) tıpkı Hz. Zülkarneyn, Hz. Süleyman gibi bütün dünyaya hükmedecek. Diğer ülkelerde mescitler binalar kuracak.” Büyük bir mimari sanat hamlesi yapacak. “Dokuz sene gibi az bir müddet yapacak olduğu cehd ve diğer işlere yetmez” bu gayretlere yetmez diyor. “Üçüncüsü onun zamanında ömürler uzayacak, ömürlerin uzaması Hz. Mehdi (a.s)’ın da ömrünün uzun olmasını gerektirir. Aksi halde ömürlerin uzamasının bir anlamı kalmaz” diyor. Oradaki o hadisin bir anlamı kalmaz. Hz. Mehdi (a.s)’ın ömrü uzun olmazsa bir anlamı kalmaz. “Dördüncüsü o Rumlarla dokuz senelik bir barış anlaşması yapacak.” Yani gayri Müslimlerle barış anlaşması yapacak. “Buna göre Konstantiniyye’de katıda ikamet edecek.” Roma’da ve İstanbul’da ikamet edecek diyor. “Oraya iki kere gidişi ve dönüşü yıllar alacaktır.” Roma’da uzun süre kalacağı söyleniyor Hz. Mehdi (a.s)’ın. “Süfyaniyle mücadele edecek” diyor. “Hindistan’ı ve diğer ülkeleri manen fethedecek” diyor. “Bu muhakkak ki, yıllara mal olacaktır” diyor. “Bütün bu işler hükümranlığının dokuz yıldan fazla olduğunu göstermektedir. Öyleyse yedi sene ile tahdit edilmesi de bütün ülkede tam manasıyla yedi sene hakim olması itibariyledir.” Tam anlamıyla hakimiyeti yedi sene “bu da Roma şehrini fethettikten sonra vuku bulacaktır. Doku seneyle tahdit edilmesi Konstantiniyye” İstanbul’u manevi fethi. “ on dokuz yıl ile dahtidi” bak on dokuz burada da çıkıyor on dokuz, Kuran’da ki on dokuz. “Süfyanı deccali mağlup etmesi ve diğer ülkelere hakim olması, bütün insanların ona biat etmesi itibariyledir. Yani bu zamanda geçen zaman itibariyle ki buda on dokuz seneyi içine alır” diyor. Sırf dokuz sene değil on dokuz sene dünya hakimiyeti Hz. Mehdi (a.s)’ın, inşaAllah. Kırk yılda ilmi mücadelesi var. Olaylar tahakkuk adince tam anlayacağız şimdi tam anlayamıyoruz yaklaşık çıkarabiliyoruz.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İsrail çevre bakanı Amil Prets Türkiye’ye geliyor. Mavi Marmara olayından beri İsrail’den Türkiye’ye bakanlar düzeyinde yapılan ilk ziyaret.

ADNAN OKTAR: Güzel böyle gelip gitsinler, Tayyip Hocamın da iyi bir açılımı bu güzel. Tebrik ediyorum Allah razı olsun. Ben diyorum Tayyip Hocam söz dinler, güzel olan pozitif olan şeye açıktır. Bu İsrail açılımı da güzel olmuş, bu Tayyip Hocamın bilgisi talimatıyla olan bir şey. İsrail’le demek kibir yakınlaşma politikası başlamış güzel. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Londra belediye başkanı Boris Johnson, fakir insanların IQ’ları düşük olduğu için başarılı olmadıkları yönünde bir açıklama yapmış. Ardından kendisi canlı yayında IQ testine tabi tutulmuş ancak soruya cevap verememiş.

ADNAN OKTAR: Çok şahane olmuş. Halbuki fakir insanlar bilakis yetenekli olurlar baya zeki olurlar. Acı ve çile insanı olgunlaştırır. Orada atmış, o açıklamada ona yetmiş.

Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Selahaddin Demirtaş çekilmeyi durduran PKK’lıların Diyarbakır’dan çekildiğini söyledi “Şırnak ve Hakkari’de olabilirler geri kalanlarda bir yere toplandılar” dedi.

ADNAN OKTAR: Toplanan, çekilen, çıkan bir şey yokta hadi öyle anlayalım, öyle anlamaktan gelelim diyelim. Terörü durduruyorlar yoksa adam ne çekilecek. Çekilme diye bir şey yok ki başında da söyledik. Böyle yaşlananlar var, hastalananlar var onları emekli ediyorlar gönderiyorlar. Yerine gençler var dağlara çıkıyor. Bir görev değiş tokuşu ve bir strateji bir toparlanma halindeler. Çünkü devlet çok ciddi bastırdı bir aralar hakikaten darmadağın odular. Öyle şeylerde yeni stratejiler yeni taktikler geliştiriyorlar acele etmiyorlar. Daha öncede olmuştu Abdullah Öcalan “kitle halinde kayboluyorsunuz” demişti. Strateji düzeltin demişti ve ara vermişleri o zaman uzun süre ara verdiler strateji değiştirip yeniden atağa geçmişlerdi. Şimdi de yine strateji tespiti için ara verdiler. Teknik tespit yapıyorlar işte arazi tespitleri, yol tespitleri, nasıl ne yapacaklar, ne edecekler onlar bu. Yoksa adam komünist ideolojiden vazgeçmiş değil. Onlar vazgeçse komünistler bırakmaz zaten. Komünizm zamp gibidir yapışır adam vazgeçse o onu bırakmaz vakkumlar “nereye gidiyorsun hemşerim” der. Gidemez adam o onu çeker, o onu çeker. Çekeni de başkası çeker. Onu da başkası çeker bir örümcek ağı gibidir. Yapıştın mı o ağ herkesi her yerde çeker. Komünizmin özelliği budur o çeteden çıkmak kolay iş mesele değildir. Komünist çeteden çıkmak, çıkarsa öldürürler. “Hocam yakın çevremde üstüme gelenler var diyorlar ki “Adnan Hoca böyle lüks içinde yaşayacağına Afrika’da aç insanlara yardımda bulunsun.” Tamamda ben Afrika’da kaç kişiyi besleyebilirim hatta Afrika değil Somali’nin bilmem ne köyüne yardım ettim orada onbinlece köy var hangi birisine. Kongo var aşağıda Yeni Gine Bisav var, adı sanı duyulmamış birçok yer var. Oradan geçeceksin Afganistan’a, oradan in Pakistan’a Adnan Hoca hangi birine yetsin. Herkes bana geliyor, evlenecek olan bana geliyor hayır gelsinler Allah razı olsun da. Mehdiyet devrinde, inşaAllah Hz. Mehdi (a.s)’a gidin. O size parayı dağıtacak malı dağıtacak olan. Biz Hz. Mehdi (a.s)’ın kapıcısıyız. Kapıcının ne gücü olur o kadar, kapıcı kadar. Yine de elimizden geldiği kadar ilgileniyoruz, mesela hastası olanla ilgileniyoruz. Gücümün yettiği en son kadar, benim malım mülküm falan yok sıfır. Malım mülküm yok kazandığımızı Allah yolunda harcıyoruz, inşaAllah. Birisinin hastası oluyor bütün gücümüzle gider gecenin ikisinde üçünde bile olsa maddi gücümüz azda olsa imkanımız dahilinde açık kalmayacağı kadar destek oluyoruz. Darp hane değilim ki ben nereden bulayım. “Hocam “diyor “şu an yolda yürürken canlı yayını izliyorum” diyor. “Elimden gelse telefonun sesi yüksek olsa herkese dinletsen o muhteşem ses tonunu diyor aşkım Hocam” diyor. Ne güzel bu, yolda telefon elinde dinleyerek gidiyor çok şahane. Tayyip Hocamız’ın tabii ki beni Hocalık yönü ilgilendiriyor. Başbakan tamam Allah razı olsun güzelde ben Mümin bir kardeşim olarak görüyorum Tayyip Hocam’ı. Hatta Hocadır yanlış değil dediğim, imamdır Tayyip Hocamız. Çok şahane kıraati var fıkıh bilgisi de çok iyidir, genel kültürü de iyidir.

Evet, dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, gece yine Kerkük’te Türkmenlere saldırı vardı. Irak’ın Kerkük kentinde istikbal binasını ele geçirmeye çalışan saldırganlarla güvenlik güçleri arasında çatışmalar oldu. Alışveriş merkezine sığınanları saldırganlar esir aldı ve çatışmalar onbir saat sürdü. Genel olarak son birkaç aydır Türkmenlere yönelik saldırılar oluyor Hocam. Hem liderlerine yönelik, Türkmenler de Türkiye’nin garantörlük yapmasını istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyorlar, doğru söylüyorlar ve derhal derhal. Türkiye orada hatta gerekirse birlik bulundurabilir. Askeri birlikte bulundurabilir, ne gerekiyorsa yapalım. Daha önce öyleydi benim bildiğim özel kuvvetler gidiyordu. Türkmen kardeşlerimiz delikanlıdır. Yamuk yapanın hakkını avucuna koyar, onlar cesurdur öyle bir şeyden yılmazlar ama yardım çok önemli. Kanunla hukukla. Evet.

DİDEM ÜRER: Başbakanımızda Türkmenlerin lideriyle görüşecekmiş Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet bütün gücümüzle destek olalım ne gerekiyorsa. Gizlide olsa açıkta olsa destek şart. Ne yapsak ne etsek

DİDEM ÜRER: Hocam kardeşlerimizin faaliyetlerini okusam. Pazar günün Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen 50 kadar kardeşimiz Brüksel’de evlere, otellere, merkezlere ve yerel halka toplam 24 bin kitap dağıtmışlar, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Obüs mermisi olduğu yer mübarek, maşaAllah. Havanla dövmüşler maşaAllah aslanlarıma bak sen, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: İki bayan kardeşimiz hafta sonu üç tane alışveriş merkezine A9 TV broşürü dağıtmış. Mescitlerine kitap ve dergi bırakmışlar. Bir kardeşimiz Gümüşhane hastane başhekimi ve çalışanlarına, Gümüşhane nüfus müdürü ve çalışanları ile Gümüşhane’deki bazı esnaflara kitap ve A9 TV broşürü dağıtmış. Ankara’da dört aralıkta Ulus ve Çankırı Caddesi’ndeki otellere 30 adet kitap dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, 24 bin ne demek. En az 24 milyon insana tebliğ demektir. O kitaplar oradan oraya parça tesiri vardır. Radyoaktif tesiri vardır. Atom bombası gibidir, maşaAllah.

Didem Hocam ben gidiyorum. Gidelim, yarın gelelim, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü