Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (7 Aralık 2013; 15:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

DİDEM RAHVANCI: Aslan sevgilimle birlikte yayımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam yüksek ovada PKK mezarlılarının tahrip edildiği iddiasıyla yapılan basın açıklaması çıkan olaylarda iki kişi hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: Yani bu tip olaylar ahir zamanın alametleri olarak kesintisiz devam ediyor. Hadiste diyor ki, Peygamberimiz (s.a.v.) “bitti zannedilir, yeniden başlar” diyor, “bitti sanılır yeniden başlar” diyor “ve bu şekilde devam eder” diyor. Evlatlarımdan Muhammed Mehdi zuhur edinceye kadar, hiç bir şekilde durmaz.

(Hucurat Suresi 10) Cenab-ı Allah Diyor ki: “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin." Farz, yani müminlerin arası açıldığında, aralarını bulup düzeltmek farzdır. Gücün yettiği kadar, sen gayret edeceksin, sebebe sarılacaksın olur veya olmaz. Ama namaz vakti gibi, iki Müslüman cemaat topluluk birbirine düştüğünde, ona müdahale farzdır, aralarını düzeltmek için gayret etmek farzdır. Diyeceksin ki, ne kadar etkili olur. Onu söylemiyor Cenab-ı Allah. Sen o ibadeti yapmakla mükellefsin, namaz gibi. Bizim de yaptığımız o, benim de yaptığım o. İki gurubun Müslüman gurubun barışması için gayret ediyorum, etkiyi Allah meydana getirir. Yani belki hiç etkisi olmaz, belki çok büyük etkisi olur, belki hemen neticelendirtir. Bütün güç ve kudret Allah'ın elindedir. “Allah'tan korkup sakının umulur ki, esirgenirsiniz" diyor Allah, umulur ki, esirgenirsiniz, yani korunursunuz. Birde yeminlerinizi bahane ederek, bak yeminlerinizi bahane ederek, iyilik yapmanız, sakınmanız ve insanların arasını düzeltmenize Allah'ı engel kılmayın, Allah işitendir bilendir. Mesela bazen de yemin ediyor, hiç bir şekilde ben bu hükümeti bir daha desteklemem. Hal bu ki, bak Allah diyor ki; bir de yeminlerinizi bahane ederek diyor, iyilik yapmanız, sakınmanız ve insanların arasını düzeltmenizde Allah'ı engel kılmayın, hayır için umulur ki esirgenirsiniz diyor, Allah. (Hucurat Süresi 10)

“Onların gizlice söyleşmelerinin çoğunda hayır yoktur” diyor Cenab-ı Allah. Gizli kendi aralarında, gizli konuşmalarında. Mesela bakıyorsun bir oda, gizlice kendi aralarında konuşuyor, başka bir yerde gidiyorsun gizlice konuşuyor. Bak ben mesela açık konuşuyorum, bir şey olduğunda açık açık söylüyorum. “Geldiler şunu konuştum, bunu konuştum” diyorum. “Onların gizlice söyleşmelerinin çoğunda hayır yok. Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmayı, ya da insanların arasını düzeltenleri emredenlerinki başka.” Yani onda gizlicede olsa ara düzeltmek için konuşma yapılabilir,sohbet yapılabilir. Mesela benim konuşmam orada gizli, ama şu an açık yapıyorum. “Kim Allah rızasını isteyerek böyle yaparsa, artık ona büyük bir ecir vereceğiz, çok sevap vereceğiz. (Nisa Süresi 114)

“Müminler ancak kardeştirler” şeytandan Allah'a sığınırım. Cenab-ı Allah, “kardeştirler” diyor. “Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin.” Farz, namaz gibi farz.

Şimdi müminlerin arası bozulduğunda, arasını düzeltmek, aralarını ıslah etmek, sulha doğru götürmek, birbirlerini sevdirmek, aralarındaki fitneyi izale etmek hem ayetle hem hadisle çok ehemmiyetli bir konu olarak vurgulanmıştır. Allah'ın emri, Peygamberimiz (s.a.v.)'in de sünnetidir. O hadislerden okuyalım.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: “Ayrıca Resulullah (s.a.v.) ashabına; "Ey ashabım nafile oruç tutmaktan ve sadaka vermekten ve namaz kılmaktan daha faziletli bir ameli size söyleyeyim mi? Buyurduklarında ashap "evet, ey Allah'ın Resulü" dediler. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu "aralarında düşmanlık olan iki müminin arasını bulmaktır. O müminlerin arasını açmak dini tıraş etmektir.” Sen oku yavrum.

MÜZEYYEN HANIM: "Birbirinize buğz etmeyiniz, birbirinize haset etmeyiniz, birbirinize sırt çevirmeyiniz, birbirinizle alakayı kesmeyiniz. Ey Allah'ın kulları kardeş olunuz. Bir Müslüman'ın kardeşini üç günden fazla terk etmesi haramdır".

ADNAN OKTAR: Şimdi şu hadisi de oku. Ebru Hocam’a ver.

EBRU ALTAN: "Size namaz, oruç ve sadakadan daha üstün bir şey göstereyim mi?" buyurdu. “Evet, ya Resulullah” dediler. Peygamberimiz (s.a.v.) “ara bulmak barıştırmaktır. Çünkü aranın bozulması, dargınlık saçı kökünden kazır demiyorum, dini kökünden kazır, dini yok eder diyorum" buyurdu.

ZEYNEP HANIM: "Bir Müslüman'a din kardeşini üç gün üç geceden fazla terk etmesi haramdır. Bu dargınlıkla karşılaştığında ilk defa selam verip barışan en hayırlı olandır".

ADNAN OKTAR: Güzel, siz okuyun.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: "Her pazartesi perşembe günleri ameller Allah'a arz olunur. Allah kendisine şirk koşmayan herkesi bağışlar. Ancak kendisi ile din kardeşi arasında dargınlık olan kimse barışmadıkça bağışlamaz.

ADNAN OKTAR: Muhterem Hocam siz okuyunuz.

MÜZEYYEN HANIM: "Birbirlerini sevmekte, birbirlerini acımakta ve birbirlerine şefkat hususunda müminler adeta tek bir beden gibidirler. Ondan bir uzuv şikayet ederse uykusuzluk ve ateşle vücudun diğer uzuvları da ona iştirak ederler.”

ADNAN OKTAR: Evet, Ebru Sultan Hocam buyurunuz.

EBRU ALTAN: "Müminin mümine bağlılığı parçaları birbirine bağlayan tek bir bina gibidir".

ADNAN OKTAR: Bu ayetler aynı zamanda İttihad-ı İslam ayetleridir. İttihad-ı İslam'ın farziyetine delil olan hadislerdir. Hadisi şeriflerde bak ne diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). "Ey ashabım" diyor. Nafile oruç tutmaktan, sadaka vermekten ve namaz kılmaktan daha faziletli ameli size söyleyeyim mi? Diye buyurduklarında; Ashap: Evet, Ey Allah'ın Resul'ü dediler. Peygamber (s.a.v.) şöyle ferman buyurdu; Aralarında dargınlık, düşmanlık olan iki Müminin arasını bulmaktır. O Müminlerin arasını açmak, dini tıraş etmektir, dini kazımaktır diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Resulullah Diyor ki; "Birbirinize buğz etmeyiniz, haram. Birbirinize haset etmeyiniz, haram. Birbirinize sırt çevirmeyiniz, haram. Birbirinizden alakayı kesmeyiniz, bu da haramdır. Ey Allah'ın kulları kardeş olunuz diyor, bütün Müslümanlar kardeştir. Bir Müslüman'ın kardeşini üç günden fazla ter etmesi haramdır diyor. Üç günü çok geçti. Buhari Müslim Riyazüs' Salihin de var. Müminlerin arasını bulmak, her Mümine farz olduğuna göre ben de bir Müslüman olarak bu farzı deruhte diyorum, bu farzı yerine getirmek için gayret ediyorum. Cenab-ı Allah duamıza icabet eder ve ya etmez, takdir Cenab-ı Allah'ındır. Biz ibadeti yerine getirmekle mükellefiz. Size namaz, oruç ve sadakadan bak namaz, oruç ve sadakadan daha üstün bir şey göstereyim mi? Diyor Resulullah ferman buyuruyor; Evet ya Resulullah dediler. Peygamberimiz (s.a.v.)"Arabulmak, barıştırmaktır dedi."Namazdan, oruçtan, sadakadan daha üstündür diyor. Biz namaz kılıyoruz, namazdan daha üstün diyor. Bak ara bulmak barıştırmak, benim gayretim de bu. Çünkü aranın bozulması, dargınlık: saçı kökünden kazır demiyorum diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Dini kökünden kazır diyor. Bak iyi akıllarında kalsın diye temsilen söylüyor bak. Saçı kökünden kazır demiyorum bak iyi dikkat edin diyor, dini kökünden kazır diyor, din kalmaz diyor.(Tirmizi kıyame bölümü 56) Bir Müslüman'a din kardeşi üç gün, üç geceden fazla terk etmesi haramdır. Haram diyor, haram ne demek? Aksi cehennem. Bu dargınlıkla karşılaştığında ilk defa selam verip barışan en hayırlı olandır. İlk ondan bekliyorum demeyecek, ilk barışan daha hayırlı, daha çok sevap alıyor. Gidip sarılacak, asgari müşterekte ittifak olacak. Zıtlaşmak, inatlaşmak, tersleşmek hiç olmaz. Her pazartesi ve perşembe günleri ameller Allah'a arz olunur. Allah, Kendine şirk koşmayan herkesi bağışlar. Bak şirk, şirk; büyük bela fitne olduğu için onu bağışlıyor Cenab-ı Allah, ne güzel elhamdülillah. Ancak kendisi ile din kardeşi arasında dargınlık olan kimseyi barışmadıkça bağışlamaz. Şimdi adam şirk den vazgeçmiş şirk den vazgeçmiş günahları var bağışlanmış, diğer adamlar geliyor onları bağışlamıyor, neden? Çünkü barışmadın kardeşinle diyor Cenab-ı Allah, barış öyle gel diyor, ondan sonra duanı kabul edeyim diyor. Demek ki, vahim bir durum. Bak şirkle aynı konuma gelmiş oluyor o zaman. Çünkü bak şirk gibi vahim bir günahtan kurtulmuş Allah onu affetmiş dimi Allah onu affetmiş. Şirki bağışlamaz diyor. Bak burada bir tane daha var bağışlamadığı konu, ikincisi ney dargınlık, şirk ile aynı, mutlaka arayı düzeltecek. Bak ancak kendisi ile din kardeşi arasında ki dargınlık olan kimseyi barışmadıkça bağışlamaz diyor, Cenab-ı Allah. Müslim'de var, Riyazüs' Salihin’de var. Birbirlerini sevmekte, bak sevginin önemine de Cenab-ı Allah dikkat çekiyor Resulullah kanalıyla, birbirlerine acımakla: yani şefkat, sevmek ve acımak. Önce diyor ki, sevmek sonra acımak, sonra sevmek ve acımanın karışması birbirine şefkat. Görüyor musun önce sevgi, sonra acımak, sonra sevmek ve acımanın karışması olan şefkat hususunda Müminler adeta tek bir beden gibidirler. Müslümanlar, bütün dünyada ki, Müslümanlar tek bir insan gibidir diyor. Adam diyor ki, parçalanmakta hayır var diyor, rahmet var diyor. Allah da diyor ki; tek bir beden gibi olacaksınız diyor, tek bir insan. Bir beyniniz olacak: yani bir İmamınız olacak ve beden de ona uyacak. Müthiş bir benzetme yani. Bak Müminler adeta tek bir beden gibidirler, ondan bir uzuv şikayet ederse; mesela kolu şikayet ederse, uykusuzluk ve ateşle vücudun diğer uzuvları ona iştirak ederler. Demek ki, Afganistan'da bir şey olduğunda, bütün Müslümanlar mütezavır oluyor. Irak'ta bir Müslüman'a ızdırap, acı geldiğinde, bütün Müslümanlar mütazavır oluyorlar. (Buhari salat bölüm Müslim bölümü 65) Evet, Müminin Mümine bağlılığı parçaları birbirine bağlayan bir tek bina gibidir diyor. Müslümanlar nasıl olacakmış? Tek bir bina gibi. Ya ayrılmakta rahmet var diyor, parçalanmakta rahmet var. Tam aksi Peygamberimizin (s.a.v.) hadisini niye değiştiriyorsun. Ayrılmakta felaket var, ayrılmakta fitne var, ayrılmakta uğursuzluk var, ızdırap var, Kuran'ın hükmü bu, hadislerin hükmü de bu.

Türkiye'de, tabii benim şimdi gördüğüm en büyük sorunlardan bir tanesi, kalite çökmesi var, yani müthiş bir kalite çökmesi var bu çok tehlikeli. Eskiden bir kalite arzusu yaygındı, ama şu an ben dışarıyı gözlemliyorum yani çok şiddetli bir kalitesizlik yayılmaya başladı bazı yerlerde, bazı kişilerde ve kalitesizlikten rahatsız olmuyor adam. Yani yaşıyor onu bir hayat şekli olarak kabul ediyor. Kalitesizlik bu sefer daha şiddetli bir kalitesizliği getiriyor, yani dalgalanmalar şeklinde. Mesela Afganistan kalitesizliğin bir örneğidir. Artık son noktaya gelmiş adam çul sarılıyor üstüne, kafasına da bir takke koyuyor, çamurun üzerine gidip oturuyor. Kadınların kafasında mesela bir burka var mecbur orada tabii adamlardan çekiniyorlar, onlarda çok kaba yapılmış kıyafetler. Estetik tek bir tane eve rastlayamıyorsun, tek bir tane güzel bahçe yok, bir tane güzel ev bulamazsın Afganistan'da bir tane, tek bir tane göze sürmeye. Temiz bir yol, temiz bir sokak bulamazsın. Mısır'da öyle akıl almaz bir kalitesizlik, müthiş bir kalite çöküntüsü şu an Mısır'da devam ediyor. Yalnız işte bunun tehlikesi şu; şimdi adam kalitesizliğe alıştıktan sonra, daha pis, daha kalitesiz, daha görgüsüz, daha kötü olmaya kapısı açılıyor. Ve arkasından diyor ki, bu nedir diyorsun? Müslümanlık bu diyor. Vahşetin, pisliğin, kalitesizliğin, görgüsüzlüğün tavan yaptığı bir sisteme Müslümanlık diyor. Bu çok büyük bir tehlike yani bu milli bir tehlike bunun üzerine durmak lazım. Bütün Ortadoğu'yu kasıp kavuruyor bu tehlike. Türkiye'ye de sıçradığını görüyorum. Yani buna karşı çok ciddi önlem alınması lazım. Evet, her yerde değil ama bölgesel yer yer, bölgelerin bazı bölgelerinde olmak şartıyla böyle bir belanın yayıldığı görülüyor, evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, HDP eş başkanı Sebahat Tuncer; "Gerçekten Türkiye'de Kürt sorunu çözüldüğünde, Öcalan'da siyaset yapma hakkını kazanacaktır. Önemli olan bu kısıtlı durumun ortadan kalkmasıdır" dedi. Ve “mevcut bu koşulda siyaset yapma hakkı bile olsa, Kürt sorunu çözülmeden işte dağdakiler gelecek siyaset yapacak, Öcalan gelip siyaset yapacak tartışması çok da anlamlı bir tartışma değil” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu Hanım bir şeyler diyor, ama orada asıl amaç istenen şey. O hanımı ben tenzih ediyorum da. Güneydoğu’nun komünist bir devlet olarak ayrılması. Lafı uzatmaya gerek yok. Asıl amaç bu. İran, Suriye ve Irak'taki topraklar yani Kürt kardeşlerimizin yoğun yaşadığı topraklar. Ve Türkiye’deki yirmi bir il yaklaşık komünistlerce ilhak edilmek isteniyor. Burada, Stalinist komünist bir düzen kurmak bu düzeninde başına devlet başkanı olarak Abdullah Öcalan’ı geçirmek istiyorlar. Abdullah Öcalan ölmeden önce en büyük arzusu bu. “Yaşım ilerledi” diyor. “Biraz acele edin bu iş hal olsun” diyor. “Yakıp yıkarım asıp keserim bu iş bir an önce olsun” diyor. Adamlarda sabırsızlar hakikaten muazzam bir militan kadro yetiştirildi. Emek, emek, tek, tek yetiştiriyorlar. Onlar kimya, fizik falan öğretmiyor millete. Yani biyoloji falan öğretmiyor onlar direk komünizmi, Stalinizmi ve PKK’nın stratejisini adam öldürmeyi bombalamayı saldırı tekniklerini silah ve bombalarını nasıl kullanacağını bunları öğretiyorlar. En hayati konu olarak bunu görüyorlar. Bunu dışında bir konuyla ilgilenmiyorlar. Ama diğer taraftan Müslümanlar kimya öğretiyor. Cebir öğretiyor. Fizik öğretiyor. Ardada da Allah’tan bahsediyor. Öbür tarafta yoğun olarak Stalinist, Marksist, Darwinist, Materyalist eğitimden ve komünist diktatörlüğünün vahşetini ve dehşetini nasıl uygulayacaklarını onlara anlatmakla vakit geçiriyor adamlar.

“Hocam, ne güzel hadisleri tane tane açıklıyorsunuz. Nasıl olağan üstü bir insansınız. Şeytanlar bile artık karşınızda pes ediyor. Allah’ın melekleri yanınızda olsun, inşaAllah” diyor. Bir hanım kardeşim. MaşaAllah.

“Belçika’dan izliyorum” diyor. “Annemle birlikte izliyoruz” diyor. “Hemen her gün sizleri izliyoruz” diyor. “Hanım kardeşlerimizde çok güzeller” diyor. MaşaAllah.

“Benim karışmaya hakkım yok ama bazı hanım kardeşlerimizin makyajları biraz abartılı. Neden bu kadar abartılı fazla makyaj yapıyorlar anlamıyorum? Sadece ve sadece gözlerine sürme çekseler inanın daha güzel olurlar. Kırk bin kere MaşaAllah, hepsi birbirinden güzeller” diyor. Sırf sürme çekmek şimdi sen bir tablo düşün diyorsun ki sadece oraya bir meyve resmi yapmak yeterli olur. Olmaz Allah insanı nasıl detaylı süslemiş demi. Saç yaratmış. Kaş yaratmış. Göz yaratmış. Burun, burunda simetri yaratmış. Dudakta dişlerde simetri yaratmış. Dişleri pırıl, pırıl böyle porselen gibi dizmiş teker, teker. İsterse blok diş yapardı. Ama bak detaya girmiş Cenab-ı Allah. Hatta dişleri böyle çizgi, çizgi her birini ayrı özellikte yaratmış. Süslemiş, burunu mesela tek bir parça yapardı bir tane hava alacak yer olurdu ama yakışmazdı. Allah yakışmadığı için yapmamış. Tabi Allah yaparsa yakışır ayrı bir mesele. İsterse yakıştırır. Ama yakışmayacağı için yapmamış Allah. Mesela bak kulak. Kulağa girintiler yapıyor Allah. Kıvrımlı böyle dümdüz et parçası gibi yapmamış olsa olur kulak. Blok yani koni şeklinde bir şey yapa bilirdi. Yapmamış süs yapıyor. Saçları mesela tel, tel. Anlını tam biçimli yerden saçı bitiriyor. Ondan sonra alın başlıyor. Kavis vermiş. Elmacık yanaklarına kemiklerine falan detaylarla süslemiş. Altın oranla süslemiş. Makyaj da öyledir. Hanımlarda ne kadar detay olursa o kadar güzeldir. Ne kadar güzel olursa o kadar güzel olur. Yanlış ama altında tabi biraz gıpta hissi vardır. Yani insan çok güzel bir hanımı olduğunda o ondan uzak olunca ağrına gider. İşin doğrusu, bu. Başkalarına yakınsa ağrına gider. Yani ızdırap verir acı çektirir, inşaAllah. İnsan işte o zaman bir kusur aramaya başlar. Zaten şöyle eksik böyle eksik dersinki. Senin için demiyorum sen çok iyi niyetli demişsin. Allah razı olsun.

“Leyla ile Mecnun aşkları imreniyor, Ferhat’ın. Sizin sevginize Hocam” diyor. MaşaAllah.

Bir sayfa açtım, Cin Suresi 24, şeytandan Allah’a sığınırım. “Sonunda kendilerine vaat edileni gördükleri zaman.” Nedir kıyamet? İmam Hz. Mehdi (a.s) görüyor. Artık görüyor vaadedilmiş. Hz. Mehdi (a.s) vaat edilmiş görüyor. Hz. İsa Mesih (a.s) vaadedilmiş görüyor. “Gördükleri zaman yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmış ve sayı bakımdan kim daha azmış artık öğrenmiş olacaklardır” diyor Allah. Sizde biraz beklerseniz anlarsınız. Sayı bakımdan kim azmış efendim kim çevresi yetersizmiş bunu anlamış olacaksınız. Bizim binlerce insana ihtiyacımız yok. İşte bakanlar milletvekilleri işte profesörlere geniş bir çevremiz bunlara ihtiyacımız yok. Allah diyor ki; “Nice küçük topluluklar vardır ki galip gelir. Yığın, yığın büyük topluluklara.” Yani bu ayettir aynı zamanda. Hem de hadislerde de vardır. Sözlü olarak ta vardır. Küçük topluluklar büyük işler yaparlar Hz. Süleyman’ın çok küçüktü ekibi. Ehli Bedir’in sayısı kaçtı kişiydi üç yüz on üç kişiydi bak dünyaya hakim oldu bak Müslümanlar. Talud’la nehri geçenler kaç kişiydi üç yüz on üç kişiydi. Ama galip oldular. Kuran da ayette övülüyorlar. Onun için Hocam senin çevren az, etrafındaki insanların sayısı az. Az profesör tanırsın az insan tanırsın. Alakası yok. Bak hiç unutma “yardımcı olmak bakımdan kim daha zayıf bırakılmış ve sayı bakımdan kim daha azmış öğrenmiş olacaklardır” bin dokuz yüz doksan beş veriyor ebcedi de. Mehdiyet’in en atağa geçtiği yıllar. “Sonunda kendilerine vaat edilen gördükleri zaman” diyor aynı zamanda. Vaat edileni görüyorlar. Gördükten sonra Allah böyle onlara şiddetli bir uyarıda bulunuyor.

Didem Hocam senin son söyleyeceklerin varsa ben gideceğim, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, var evet. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyahi devlet başkanı ve ömrü boyunca ırkçılığa karşı mücadele vermesi ile tanınan ve 27 yıl bu nedenle hapis yatan Mandela vefat etti. Allah’tan rahmet diliyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, o insan da çok çile çekti. Ahir zamanın, decceliyetin ızdırabından geçen biri de odur. Deccalin hapishanelerinde, deccalin vahşetinde bir ömür sürdü. Bir insan ömrü kadar neredeyse hapiste yattı. Ama sonunda da memleketinde bir ferahlık kurtuluş oldu, iyilik oldu. Daha da iyi olur, inşaAllah. Allah her güzeli her doğruyu koruyup kollasın. Rahmeti ile Cenab-ı Allah koruyup kollasın.

Bugünlük bu kadar, yarın devam ederiz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü