Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (18 Aralık 2013; 21:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


AYLİN KOCAMAN: Gözlerine, ruhuna, yakışıklılığına aşık olduğum sevgilimle yayınımıza devam ediyoruz. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk efendim. Herkes birbirinden güzel.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu üç soruşturmadan oluşuyor bildiğiniz gibi. Birincisi Ebru Gündeş’in kocası Reza Zarrab’ın rüşvetle gerçekleştirdiği iddia edilen faaliyetleri. İkincisi TOKİ ve inşaat sektöründeki iddia edilen rant yolsuzlukları ve haksız kazançlar. Üçüncüsü de Fatih belediyesince tarihi yapıların bulunduğu arazilerin ve doğal sit alanlarının rüşvet karşılığı usulsüz bir şekilde imara açılması iddiası.

ADNAN OKTAR: Tamam, eğer varsa bir yanlışlık ilgililer ilgili ceza maddelerine göre tecziye edilir. Ben telaşı yersiz buluyorum. İtidal ve sükunet daha doğru olur diye düşünüyorum. Gerçekten varsa böyle bir şey adam cezalansın, bu hükümeti ne ilgilendirir? Hükümet bütün Türkiye’deki yolsuzluklardan şundan bundan sorumlu olamaz. Hükümeti ilgilendiren bir şey değil bu. O gider başkası gelir, değiştirilir bu kadar basit. Yanlış yapan gider doğru olan insan gelir. Hükümet de yoluna devam eder. Bir şey yoksa ur ala nur ne güzel, aklanmış paklanmış olur, daha da onurlanmış olur yoluna devam eder. Her iki halükarda da lehe. Dolayısıyla ben gereksiz telaşı uygun bulmuyorum. Ama tabii bizim bilmediğimiz özel bilgiler de varsa hükümet gereğini yapar tabii o zaman. Evet.

DİDEM ÜRER: Başbakanımız bugün şöyle bir konuşma yaptı bu operasyonlarla ilgili Hocam, “biz Türkiye’yi nasıl lider hale getiririz gayreti içindeyken bazıları Türkiye’yi nasıl durdururuz gayreti içerisinde” dedi. Ve bakanlar hakkındaki iddialar için gereken soruşturmaların elbette yapılacağını, ancak bunun arkasında bazı kişilerin planları olduğunun da farkında olduklarını söyledi. Bülent Arınç da; “eğer bakanlar açısından da eğer bir suç ortaya çıkarılırsa biz zaten bunun gerekli işlemlerini yaparız” diye açıkladılar.

ADNAN OKTAR: Tamam. Hükümetin aleyhine olan bir şey yok burada. Hükümet başarılı. Elle tutulur gözle görülür netice var. Herkes bunu görüyor, herkes bunu hissediyor. Hürriyet, demokrasi Türkiye’de güçlendi. Geriye gidiyor dediler ama bilakis güçlendi. Çünkü eskiden ölüm korkusuyla yaşıyordu insanlar, can kaygısı vardı, faali meçhul korkusu vardı, darbe korkusu vardı. Her Ağustos ayı geldiğinde insanlar korku dolu bir bekleme içinde oluyorlardı; acaba nasıl bir açıklama olacak, acaba nasıl bir tehdit dolu bir üslup olacak, kimler ordudan atılacak, kimlere ne denecek gibi tedirgin oluyordu insanların birçoğu. Ama şu an insanlar huzurlu, ordu da huzurlu şu an, ordu da sakin, millet de sakin. İlk defa millet bir huzura kavuştu. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, “gezide istediklerini elde edemeyenler şimdi yeni bir adım attılar” dedi Başbakan. 14 ay izleme yapılıyorsa ve bu kendi üslerine haber vermeden yapılıyorsa burada siyasi bir mühendislik vardır. Bunlar da çetelerdir” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR: Bilmiyorum da her şey Başbakan’a bildiriliyor mu nedir? Öyle bir şey var mı?

DİDEM ÜERE: Hocam bu, “hukukun idarenin bütünlüğü ilkesi dolayısıyla İçişleri Bakanı’na olmasa bile Başbakan’a muhakkak tüm dünya çapında bildirilmesi gerekiyor böyle operasyonların” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Hukuken böyle miymiş?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: O zaman ayrı mesele tabii, o zaman hata varsa o da düzeltilir, yanlışlık varsa düzeltilir. Ama ben böyle sıradan basit suçlar olarak gördüğüm için hangisini Başbakan’a bildirsinler gibi düşündüm. Ama eğer böyle bir kanun maddesi varsa, böyle bir kural varsa ayrı mesele.

DİDEM ÜRER: Bir de “böyle durumlarda Başbakan’a ilk olarak sorulacağı için böyle bir durumun, Başbakan’ın habersiz olması dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur” dediler açıklamalarda.

ADNAN OKTAR: Evet. Artık hükümetin elinde her şey. Güç hükümetin alinde oluyor. Hükümetin bütün imkanlar elinde. Gereken neyse yapıyor genellikle gördüğüm kadarıyla. Gerekeni yine yapmaya devam ederler diye düşünüyorum.

Ahir zaman çok hareketli bir zaman, çok şaşırtıcı bir zaman. Mesela şu son olaylar Osmanlı:’dan bu yana görülmemiştir. Yani şekil itibariyle görülmemiştir. Yok böyle bir olay.

Hadiste Peygamberimiz (s.a.v) “Amaçları aynı olan iki Müslüman camia birbirleriyle mücadele eder” diyor ahir zamanda, Hz. Mehdi (a.s) devrinde. Bak, “amaçları ve gayeleri aynı olan iki Müslüman camia birbirleriyle mücadele ederler” diyor, fitne olarak. Ben söyledim; ahir zaman çok hareketli dedim. Her gün şaşırtıcı şok gelişmeler oluyor. Bu duracak mı? Durmaz, daha da şaşırtıcı olaylar olacak, daha da hayret verici olaylar olacak. Ta ki Hz. Muhammed Mehdi (a.s) zuhur edinceye kadar. Allah tarihi böyle planlamış. Allah’ın plana ihtiyacı yok kader böyle. Hepsi şaşırtıcı. Bak mesela insanlar şok oluyor, hükümet şok oluyor, cemaat şok oluyor, herkes şok oluyor, herkes şaşırıyor. Nereden kaynaklandığı bilinemeyen bir güç sürekli hareket halinde Türkiye’de ve dünyada. İnsanlar bir türlü çözemiyor. “Acaba şu mu” diyorlar, o olacak gibi değil. “O zaman şudur” diyorlar, o da olacak gibi değil. “O zaman bu ne” diyorlar. Dikkat ederseniz çözemiyorlar şu an, çözülemez de. Çözülemeyecek gibi yaratmış Allah. Bir türlü içinden çıkamıyorlar. Ama daha büyük olaylar olacak, daha daha büyük olaylar olacak. Tam yatıştı denirken yine daha büyük olaylar olacak. Çünkü Cenab-ı Allah’ın bir kastı var; Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın zuhuru ve İttihad-ı İslam. Çünkü kıyameti koparacak Allah. Kıyamet öncesinde İslam’ın çok çabuk hakim olması gerekiyor. Onun için olaylar da çok çabuk gelişiyor, hızlı gelişiyor. Zaman kısaltıldı, Allah zamanı kısalttı ahir zamanda. Zaman da çok hızlı geçiyor dikkat ederseniz. İnsanlar yatıyor kalkıyor gün oluyor, yatıyor kalkıyor hafta oluyor. Cumartesinden cumartesiye jet gibi. “Daha yeni tatil olmuştu bir daha geliyor” diyor. Aylar su gibi akıyor. Şimdi bak 2014’e giriyoruz, hemen 2015 gelir, yıldırım gibi süratle. Hemen 2016 gelir. Ama her yıl çok önemli. Mesela 2014 çok muazzam olayla dolu bir yıl olacak, inşaAllah. 2015 çok çok hayret verici olaylar, 2016 çok hayret verici olaylar, 2017 fevkalade olaylar. Ama 2019’lar falan artık mübareği ve mübarekleri sezmeye başlarız. Anlamadım görmedim kalmaz. Hissedemiyorum diyen en don adam bile “evet fark ettim” diyecek, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Nazilli’nin Teyp Tahir Ağabey olarak bilinen, Bediüzzaman Hazretleri’yle görüşen son şahitlerden Tahir Gürdere Ağabeyimiz vefat etti. Allah’tan rahmet diliyoruz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne mutlu ona, üstadın yanına gitmiş. Darısı Müslümanlara, bizlere inşaAllah. Cennetle, Cemalullah ile inşaAllah şerefleniriz. Ama Müslüman tabii mümkün mertebe kalıp küfürle çok mücadele edip çok sevap toplaması lazım. Altın toplar gibi. Şimdi mesela bir insana on dakika verilse, on bin altın atılsa yere, “on dakikada ne kadar toplarsan topla” dersen ne yapar? Büyük bir süratle ne bulursa doldurur, toplamaya çalışır. Şimdi tam sevabı toplamanın vakti ama çok süratli hareket etmek lazım. O zaman da tabii Allah’tan süre istemek lazım; “Ya Rabbi hayatımı uzat, süremi uzat bol hizmet edeyim çok sevap kazanayım” demesi lazım Müslüman’ın.

Şimdi şu Tevrat’taki harikayı bir izleyelim. Şaşırtıcı o çünkü hakikaten günlerden beri hayret ediyorum. İnceledik araştırdık doğru. Allah Allah hayrettir. Önce ben inanamadım bir yanlışlık vardır herhalde dedim, inceledik araştırdık hakikaten doğru. Bakalım, inşaAllah.

VTR- Tevrat’ta Kodlanmış Olarak Yer Alan Adnan Oktar ve Harun Yahya İsimleri Harun Yahya Kitaplarına İşaret Etmektedir.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Profesör Doktor Nevzat Yalçıntaş; “28 Şubat’ın diğer darbeler gibi olmadığını” söyledi. “Diğerlerin den çok farklı 28 Şubat milli değerle karşı yapıldı” dedi. “Örneğin; yapılan gizli toplantılarda Kuran kurslarının tamamen kapatılması ve Kuran okutulması da yasaklanması hedeflendi” diye konuştu. 

ADNAN OKTAR: Nevzat Hoca aslandır. Baya akıllı dava adamıdır. Allah ömrünü uzun etsin. Çok değerli âlim, fadıl, nezaketli, hürmetli tam Osmanlı beyefendisidir. Hocamı bir ara görelim.

DİDEM ÜRER: Çok iyi olur Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Epey oldu ben görmeyeli. Ben böyle nezaketli insan görmedim. Gerçi Şeyhimiz vardır o ayarda, Şeyhimizi de çok sever Nevzat Yalçıntaş Hocamız. Ama ne kadar hürmetli insan hayret! Bize gelmişti anlatmıştım, ben içeriye geldim oturuyordu ayağa kalktı “hadi neyse” dedik, o nezakettir. Oturuyoruz, ben bir ara bir şey almak istedim içeriden, koskoca insan yani Cumhurbaşkanı olmasını umuyoruz yani öyle bir insan düşünün. Bir şey alamaya çıktım yine ayağa kalktı. Allah Allah. İçerden ben bir şey alıp gelinceye kadar oturmuyor, yine ben gelince ayağa kalktıktan sonra ben oturduktan sonra oturdu. Çok efendi, tam Osmanlı efendisi adap, edep, nezaket, hürmet, saygı yani kitabını yazmış adeta maşaAllah. Böyle asil bir insan maşaAllah Allah ömrünü uzun etsin. Muhteşem bir insan. Çokta seviliyor zaten hangi hükümet dönemi olursa olsun, herkes sever, Başbakanlar, Bakanlar herkesin çok itibar ettiği sevdiği bir insan. Allah çok uzun ömür versin.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, İsrail merkezli havayolu şirketleri 6 yıl aradan sonra Türkiye’ye uçuşlarını tekrar başlatma kararı aldıklarını açıkladılar.

ADNAN OKTAR: Yani zaten olması gereken o. İsrail’le bizim aramızda zaten bir şey yok. Dostuz, kardeşiz, arkadaşız. Gereksiz bir ara açılması olmuş.

Didem Hocam buyurun. 

DİDİEM ÜRER: Hocam, İtalya’nın Lampedusa Adası’nda botlarla gelen Suriyeli mültecilerin sokakta dondurucu soğukta dezenfektan suyuyla yıkandığına dair bir haber vardı. Avrupa Birliği ’de mültecilere karşı sergilenen bu davranışı kınamış.

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam olmadığında, Müslümanlar dünyanın hemen hemen her yerinde çoğu kere horlanıp aşağılanıyorlar. İnsan yerine dahi konmuyorlar. Hatta orada bir köpek olsa köpeğe yapmaz onlar. Mesela köpeğe yapsalar yer yerinden oynar. Hayvanı donduracak mısınız bu soğukta gibisinden? Müsaade etmezler. Ama insana yapıyorlar bak Müslüman’a yapıyorlar. Ama özellikle de Müslüman’a yapıyorlar. Mesela Budist’e yapmaz, Hristiyan’a yapmaz, Musevi’ye yapmaz. İşte Müslümanların değerini azalttı bağnazlar. Bağnazların karaktersizliği, akılsızlığı, çirkin yönleri tabii bir kısım bağnazları diyelim, Müslümanlara mal edildi ve Müslümanları onuruna, şerefine,   dünyanın her tarafında hemen hemen bu tarz saldırılar oluyor.

“Hükümetin elle tutulur, gözle görülür başarıları var. Hürriyet demokrasi açısından büyük ilerlemeler oldu bunu anlamazdan gelmek olmaz.” Evet, bu bizim konuşmamız.

DİDEM ÜRER: Angela Merkel, üçüncü kez Başkan seçildi Hocam, yemiz etti ve görevine başladı Almanya’da.

ADNAN OKTAR: Angelina Merkel. Güzel hayırlı olsun. Ama onlar yemin ederlerken, nasıl Allah adına mı yemin ediyor onlar?

DİDEM ÜRER: Bilmiyorum.

ADNAN OKTAR: Evet, Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliğinin açıklamalarına göre bir hafta içerisinde Orta Afrika’daki olaylarda, altı yüz kişiden fazla insan hayatını kaybetti. Müslüman ve Hristiyanlar arsındaki olayları yatıştırmak için gönderilen Fransa ve Afrika Birliği güçleri yetersiz kaldı.

ADNAN OKTAR: Yine laf dönüp dolaşıp oraya geliyor İttihad-ı İslam olsa olmaz. Kavgayı ayırmak zor mu? Koskoca dünya kavgayı mı ayıramayacak? Kavgayı ayırmak ne kadar kolay bir şey ya!  Mehdiyet’in ruhu ortada olsa, güç hakim olsa konu bitecek. Bak Bediüzzaman ne diyor Said Nursi Hazretleri; “Muhbiri Sadık’ın ihbarına aynen tasdik etmiş.” Muhbiri Sadık kim? Peygamber Efendimiz (s.a.v.).  “Ve vukuat ispat etmiş.” Yani vaadi olmuş olaylar Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri tahakkuk etmiş ortaya çıkmış. “Ve ediyor” yani “ahir zaman alametleri çıkmaya devam ediyor” diyor. Gece gündüz anlatıyoruz ispat da ediyoruz görüyorsunuz zaten. “ Ve inşaAllah daha alametler çıkmaya devam edecek” diyor Bediüzzaman, Tasdik-i Gaybi’de, “alametler çıkmaya devam edecek” diyor. “Hem öyle kökleşmiş ki inşaAllah, hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden Risale-i Nur’u çıkaramaz.” Bakın şimdi ne diyor; “Ta ahir zamanda” kendisinden sonra bu devri söylüyor, “ta ahir zamanda” kendisinden yüz yıl sonra olduğunu söylüyor Bediüzzaman.  “Ta ahir zamanda hayatın geniş dairesinde” yani bu televizyonların radyoların olduğu internetin olduğu bu dönemde. “Risale-i Nur’un asıl sahipleri” bakın yani en odun adam bile, zekası en zayıf adamın bile anlaması için çok açık söylemiş. Bak “yani Mehdi ve şakirtleri” şahs-ı manevisi demiyor bakın “Mehdi ve şakirtleri” Mehdi ve talebeleri diyor. “Cenab-ı Hakk’ın izni ile gelir” geldiler demiyor, gelir, “o daireyi genişlendirir, o tohumlar sümbüllenir, bizlerde kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz.” Ben, Hz. Mehdi (a.s)’ı mezarımdan seyredeceğim diyor, Hz. Mehdi (a.s)’ı ve talebelerini mezarımdan seyredeceğim diyor, samimiyetsizliğe gerek yok. Yani tamam aldatıcılar görev başında ama doğruyu anlatanlarda görev başında. Aldatıcılar elinden gelen her şeyi yapsın. Doğruyu anlatanlar daima galip gelecekler.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, yerel seçimlerde aday gösterilen bakanların dışında görevden alma ve kabine içi değişikliklerle on bakanın daha değişeceğine dair bir iddia vardı. Adalet bakanlığına Bekir Bozdağ veya Mustafa Şentop’un getirilmesi söz konusu.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam gereğini yapar. Mustafa Şentop, şenlenir adalet bakanlığı, inşaAllah güzelleşir.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir gazetenin foto muhabiri olan Bünyamin Aygün’ün Suriye’de El Kaide yanlısı gruplar tarafından kaçırıldığı belirtilmişti. Aygün’ün serbest bırakılması için bir süredir devam eden çabalardan bir sonuç alınmadığı belirtilerek, bata dış işleri bakanı olmak üzere yetkililerden yardım istendi.

ADNAN OKTAR: Böyle şeylerde destek sağlamıyorlar benim gördüğüm. Çünkü kontrolsüz ülkeler, kontrolsüz yerler zor yani. Ama Türkiye İttihad-ı İslam’ın lideri olursa o zaman zoluk diye bir şey olmaz. Eliyle koymuş gibi buluruz. Ama şuan geçici olarak böyle bir durum var.

“Sevgilinin her daveti bir vuslat canım Hocam. Her gün iple çektiğim bu kavuşma anını kaçırmak istemem, inşaAllah” diyor, Cavidan Hanım.

“Buradayım” diyor Zeynep Hanım. “Allah’ın aslanı Seyyidim. Aslanlar aslanı Seyyid Muhammet Adnan Hocam. Nefesim, canımın içi, bir tanem” diyor. MaşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir kardeşimizin şöyle bir mesajı var; “dedemlerdeyim, dayım, ben kuzenim ailece izliyoruz. Hocama sevgiler ve selamlar. Hocamın sesini duyan içeri geliyor. Teyzem, yengem de geldi, beş kişi izliyoruz” diyor, maşaAllah. Size selamlarını iletiyorlar. 

ADNAN OKTAR: Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Erkin Asena; “Türkiye ayakkabı kutularından çıkan milyon dolarlardan konuşuyor, Hocamız Bediüzzaman okuyor. Yorum yok mu cemaat, AK Parti kavgası” diyor. Risale-i Nur’dan okumak bereket, güzellik. Ak Parti-cemaat kavgası, aslında abartıyorlar. Cemaat içinde belki küçük bir grup ilginç şeyler yapıyor olabilir. Ama cemaati biz yıllardan beri tanırız. Bütün Müslüman cemaatler aynıdır Türkiye’de aşağı yukarı. Böyle sakin,  devlete saygılı, anarşiye teröre karşı, hep Osmanlı hayranıdırlar, dolayısıyla bunlar gelip geçecek şeyler.  Ama olacak şeyler, ahir zamanda olacağı belirtilen şeyler. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? Deminde söyledim; “Gayesi amacı aynı olan iki cemaat ahir zamanda birbirleriyle mücadele ederler” diyor Hz. Mehdi (a.s) devrinde.   Mühim bir alamet olarak belirtmiş Peygamberimiz (s.a.v.). Olan olay bu. Ama sonuçta Mehdiyet ortalığı güllük gülistanlık yapacak. Onun beklentisi içinde olun. Bunlar olmadan Hz. Mehdi  (a.s.) çıkmaz. Daha da büyük olaylar olacak, eğer ona kalıyorsan sen, eğer onu düşünüyorsan daha geçenlerde söyledim, büyük olaylar olacak dedim, daha da büyük olaylar olacak. Sen o büyük olaylar oldukça Risale-i Nur’u okumayı bırakacaksan, bu olmaz. Bediüzzaman diyor, “dış alemde birçok olaylar olacak, bütün dikkatinizi ona vermeyin” diyor.  Dikkatinizi Kuran’a verin, Kuran hakikatlerine verin, iman hakikatlerine verin. Mesela bak “olmuş, oluyor ve olacak” diyor Bediüzzaman “ve daha da devam ediyor” diyor ahir zaman alametleri. Zaten beklediğimiz şey ahir zaman alametleri, şaşıracak bir şey yok. Vel Asr Suresi’ni Bediüzzaman açıklarken, innel insane lefi husr, şeytandan Allah’a sığınırım; İllellezîne âmenû ve amilûssâlihâti vetevâ savbilhakkı vetevâ savbissabr, Asr Suresinin 3. ayetinde geçen essâlihâti salihlerdeki ‘t’ ahirdeki, önceki geçen (ta)’lar ekseriyetçi vakfa rast gelmesiyle cifrce ‘h’ sayılabilir. Bu noktada illa beraberdir (1358-1939) “Bu zamanımızı gösterir” diyor Bediüzzaman. 1939 yılında bunu söylüyor ve telaffuzce ‘h’ okunmadığı zaman ‘t’ kalabilir. Bu noktadan şeddeler sayılmazsa ve illa beraber değil 200 kusur sene zamana kadar iman ve ameli salihle beraber bir taifeyi azime” büyük bir cemaat yani Hz. Mehdi (a.s) cemaati hadiste geçen büyük topluluk. “Hasaratı azimeye büyük hasarlara karşı 31.42 devam edeceğine işaret ediyor.” Demek ki, büyük hasarlar olacak. Ona karşı da bir taifeyi azime, yani azim bir taife kutsal bir taife kutsal bir topluluk, kutsal bir cemaat mücadelesine devam edecek. Fatiha’nın 32:00 sıratellezine en amte aleyhim “kendilerine nimet verdiklerinin yoluna” 1547-2122 veya 1577, Miladi 2150 gösterdiği zamana hem “Lâ tezâlü tâifetün min ümmetî zâhirine ale'l-hakkı hattâ ye'tiyallahü bi emrihî.” 1. Cümle “Lâ tezâlü tâifetün min ümmetî”  “Ümmetimden bir taife 1500 taneyi verir” diyor Miladi 2076. “makamıyla ahir zamanda bir taife-i mücahidînin son zamanlarına” demek ki 2076’lara doğru artık mücadele düşmeye başlıyor gücü. Ama işte bu aralar her şey olup bitecek hem İslam’ın hakimiyeti, hem Hz. Mehdi (a.s) çıkışı. 2076’ya kadar sürüyor. 2076’dan sonra çökme başlayacak. Şimdi bir yükselme olacak, önümüzdeki on yıl içerisinde muazzam yükselecek. 2076’lara doğru düşüyor, azalıyor. “Makamıyla ahir zamanda bir taife-i mücahidînin son zamanlarına ve ikinci cümle, (Zâhirine ale'l-hak ve galibane hak üzerine devam edecek 1506. 2082 makamıyla galibane mücahedenin tarihine” yani yaklaşık 2076-2082’ye kadar. “Galibane mücahedenin tarihine ve üçüncü cümle hatta 33:42 Allah’ın emri gelinceye kadar  (1545- M. 2120) makamıyla, pek az bir farkla hem Fatiha'nın, hem Ve'l-Asri Sûresi’nin iki cümlesinin gaybî işaretlerine işaret edip tevafuk eder. Demek, bu hadis-i şerifin üç cümlesinden herbirisi, bin beş yüz tarihine ve mücahedenin ne kadar devam edeceğine dair işaretlerine aynen bu ellezine Amenu ve amilus salihati “ancak iman eden ve güzel işler yapanlar müstesna” Asr Suresi 103. Sure 3. ayeti şedde sayılmazsa-bin beş yüz altmış bir (Miladi 2134) makamıyla, hem veteva savbil Hakkı veteva savbissabr “birbirlerine Hakkı ve sabrı tavsiye edenler” Asr Suresi 103. Sure 3 şedde sayılır fakat bissabr sabrı da lâmdır-bin beş yüz altmış” yani 2133 “makamıyla iştirak edip, o taife-i azimenin mücahedatları ne kadar devam edeceğini mana-yı işârî ve cifriyle gösterirler. Ve Fatiha ve hadisin ira ettikleri gösterdikleri tarihe makam-ı ebcedleriyle takarrüp edip” yaklaşıp, “farklı bir derece tevafuk ederler ve manalarıyla da, tam tetabuk ederek, parlak bir lem’a-i i’câziye-i gaybiyeyi gösteriyorlar. Gaybdan hikmeti bölümü gösteriyorlar. Yani Bediüzzaman, “bin beş yüz yetmiş yedi, bin beş yüz kırk beş. Yani normalde bin beş yüz kırk beş” diyor Bediüzzaman. “Miladi, ama 1577 de olabilir, bu tarihler arasında kıyamet kopacak” diyor. “Fakat en fazla hicri 1500’e kadar mücadele devam edecek” diyor. “1400’de başlayacak” diyor. “Kırk yıllık bir mücadele var. Kırk yılın sonunda İslam hakim olacak” diyor. “Sonra 1500’e doğruda zayıflayıp, azalıp, 1500’lerin sonuna tamamen bozulma olup, 1545 gibi de kıyamet kopacak” diyor.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hz. Mehdi (a.s) için Peygamber Efendimiz, Hz. Mehdi (a.s) alametlerinden birinin "yaşı ileri olmasına rağmen, görünüşünün genç olmasıdır” diye bildiriyor. Hz. Mehdi (a.s)’a bakan biri yaşının kırk yada daha az olduğunu tahmin edecek. Hz. Mehdi (a.s) alametlerinden bir diğeri de vefat edeceği zamana kadar yaşlanmayacak olmasıdır" diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah yakışıklı, delikanlı olacak Hz. Mehdi (a.s). Şimdi diyecekler ki, sen kendini mi ima ediyorsun. Ya kardeşim dünyada bir tek yakışıklı ben mi varım yani, milyonlarca yakışıklı var.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Avrupa insan hakları mahkemesi: İsviçre'de Ermeni soykırım iddialarını reddettiği gerekçesiyle, ceza aldıktan sonra mahkemeye başvuran İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i haklı buldu.

ADNAN OKTAR: İyi hadi gözü aydın, maşaAllah. Doğu Perinçek aslında İslam'a yatkın bir insan, fakat çok gururlu. Yani bir kere Darwinist Materyalist başladı ya, aksini yapmak istemiyor. Yoksa dinin hak olduğunu anlamayacak Darwinizmin, Materyalizmin geçersiz olduğunu anlamayacak bir akla sahip değil, yani net farkına varmıştır ama çevresinin etkisinde kaldığı için ve onlara karşı prestijini düşündüğü için bu mantıktan vazgeçmiş olduğunu göstertmek istemiyor. Ben kalben vaz geçtiğine inanıyorum.

Didem Hocamız'la muhabbete devam. Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Demin okuduğum hadisi yeniden okumak istiyorum, çok güzel bir hadis, Hz. Mehdi (a.s)’ ifade eden, inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s) alametlerinden biri, yaşı ileri olmasına rağmen görünüşünün genç olmasıdır. Hz. Mehdi (a.s) bakan biri yaşının kırk ya da daha az olduğunu tahmin edecek. Hz. Mehdi (a.s) alametlerinden bir diğeri de, vefat edeceği zamana kadar yaşlanmayacak olmasıdır.”

ADNAN OKTAR: Yani herkes manidar bir şekilde bana bakıyor. MaşaAllah.

EBRU ALTAN: Çok çok yakışıklı ve çok genç olduğunuz için dikkat çekiyorsunuz gerçekten, maşaAlah.

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) öncüsü benzer değil mi? Gül bahçesine giren gül kokar. Tabii ki Hz. Mehdi (a.s)’a benzerliklerimiz olacak. Ama bakın orada ne diyor; “kırk yaşında gibi gösterir, yaşı ileri olmasına rağmen” diyor. O zaman belki elli, belki atmış yaşında, belki yetmiş yaşında. Çünkü o zaman bir anlamı olmaz bu hadisin. “Bakan” diyor, “kırk yaşında gibi görür, yaşı ileri olmasına rağmen” O zaman en az atmış yetmiş falan olması gerekiyor, öyle görünüyor değil mi? Yani kırk gibi değil ya elli gibi, ya atmış gibi, ya yetmiş gibi görünmesi lazım ki o hadisin bir anlamı olsun. Oradan da anlıyoruz ki, Hz. Mehdi (a.s) ileri yaşlarda görev alacak. Çünkü bak ne diyor kırk yaşında görünmesine rağmen diyor, yaşı ileridir diyor, yaşı ileri olmasına rağmen kırk yaşında. O zaman elli, atmış, yetmiş yaşlarında olması gerekiyor, belki seksen yani, Allah ömür versin kimse artık o mübarek göreceğiz, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bulgaristan'da Bulgar meclisinde yirmi üç sandalyesi bulunan, Ataka Partisi mensupları sık sık göçmen karşıtı eylemler düzenliyorlar. Ataka yeni propaganda yöntemi olarak Suriyeli mültecileri de terörist olarak nitelendiriyor.

ADNAN OKTAR: Niye terörist olsunlar canı derdine düşmüş mazlum insanlar, tertemiz insanlar. Bunlar gaddar, sevgisiz insanlar, bunlar muhabbeti bilmiyor, merhameti bilmiyor, şefkati bilmiyor. Can havliyle oradan kaçmış, uzaklaşmış, kendini kurtarmaya çalışan, etrafındakileri kurtarmaya çalışan, hayatını kurtarmaya çalışan insanlara terörist diyorsa, bende ona ahlaksız derim başka bir anlamı olmaz.

(Neml Suresi 58) “Ve, üzerlerine bir yağmur yağdırdık” diyor Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah'a sığınırım. “Uyarılanların yağmuru ne kötüdür” Demek ki, Allah uyardıktan sonra insanlara yağmurla da felaket veriyor. Mesela bak Ahir zaman da hep yağmur felaket getiriyor. Nereye yağsa normalde bereket getirir. Ama “uyarılanların” bak diyor, “uyarılanların yağmuru ne kötüdür” diyor Allah. İnsanlar yağmur yağdığında dünyanın her yerinde mutlu olurlar ama artık felaket getiriyor yağmurlar, seller her yeri basıyor, evleri yıkıyor, tarlaları yok ediyor, ağaçları yıkıyor, köprüleri yıkıyor bir felaket getiriyor. Dünya uyarıldığı için artık Allah yağmuru bir felakete dönüştürmüş durumda, ayette de açıkça söylüyor Cenab-ı Allah. Bak 58. ayet, “Ve, üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarılanların yağmuru ne kötüdür” diyor Allah. Demek ki, bir iyi yağmur var, bir de kötü yağmur var. Ahir zaman da kötü yağmur yoğun. Zaten önce dediler ki, yağmur yağmıyor küresel ısınma var, artık kuraklık başladı. Şu an o kadar çok yağmur yağıyor ki; barajlar, köprüler, evler yerle bir oluyor. “Dedi ki; Hamd Allah'ındır. Selam onun seçtiği kullarının üzerinedir.” Allah'ın seçtiği kulları üzerine Cenab-ı Allah'ın Selamı var. “Hamd Allah'ındır” Allah'a Hamd olsun, elhamdülillah. “Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?” Yani daima insanlar Allah'tan yana olacaklar, Kuran'dan yana olacaklar hiç bir zaman için insanların rızasını gütmeyecekler. İnsanları putlaştırmayacaklar. İnsanları putlaştıranlar deliye dönüyorlar. Allah akıllarını alıyor. İnsanlara aşırı değer veren, her şeyini insanlara göre yönlendiren çok insan vardır. Felç olur, yeni bir insan gördüğünde deliye döner öyle insanlar. Halbuki o Allah'ın aciz bir kulu. Esas Allah'ı hedeflemesi gerekir kulun. Bak, “Dedi ki; Hamd Allah'ındır. Selam onun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?” Tabii ki Allah daha hayırlıdır. Daima Allah'tan yana olmak lazım. “Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana” (62. ayet) İnsanların çoğu sıkıntı çeker. Mesela durduk yere sıkıntı gelir üzerine veya bir olaydan dolayı sıkıntı çeker. “Ve ihtiyaç içinde olana” Maddi ihtiyaç olabilir, manevi ihtiyaç olabilir, bir zorlukla karşılaşmıştır. “Kendisine dua ettiği zaman icabet eden” Bak, “dua ettiğinizde mutlaka icabet ederim” diyor Allah. Yani duyarım, bilirim duayı. Dua için söylüyor Allah bunu. Her şeyi bilir Allah. Fakat “duanızı da dinliyorum” diyor Allah, “ve icabet ediyorum” diyor. “Kötülüğü açıp gideren” Kötülük insanları kalır zannediyor. Halbuki Cenab-ı Allah istese kötülüğü açar ve giderir, ferahlık getirir. Açar yani açılır. Kapalı zannettiğin yer açılır bir anda ve açılmayla kalmıyor bir de gideriyor Allah, yok ediyor onu. Mesela farz edelim bir evin içerisine duman dolduğunu düşünelim. Allah kapılarını açıyor, dumanı da alıyor dışarıya. Hiç bir şey kalmıyor tertemiz oluyor. “Ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı?” Yeryüzünün halifeleri kılmak ne demek bu? Mehdiyet. Yeryüzüne hakim olan düşünce nedir? Mehdiyet'tir, yeryüzünün halifesi olmak. Demek ki, Mehdiyet devrinde dua ile sıkıntılar dağılacak, ihtiyaçlar dağılacak. Cenab-ı Allah dualara icabet edecek kötülüğü açıp giderecek. Yani deccaliyeti açıp giderecek. Darwinizmi, materyalizmi açıp giderecek ve müminleri yeryüzünün halifeleri kılacak. “Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz.” Yani “şirk koşmazsanız” diyor Allah, “bunu yaparım, bu güzelliği yaparım. Ama ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz. Öğüt alın” diyor Allah. “Öğüt alın alınca da öğüdü düşünün” diyor. Yani beyninizi yorun. Biz Müslüman olduğumuz için sıkıntı ve ihtiyaç içinde olduğumuzda Allah'a dua edeceğiz. Cenab-ı Allah da kötülüğü açıp giderecek, yanlışlıkları açıp giderecek. Darwinizm, materyalizmi, din dışı sapkın her türlü tavrı yok edecek ve müminleri yeryüzünün halifesi kılacak, inşaAllah. Ama şart ne? Allah'la beraber başka bir ilah edinmemek. Yani Allah'a tevekkül edip Allah'a bağlanmak. “Ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz” Mümin az değil çok fazla öğüt alacak. Her öğüde titiz olacak, Kuran’ın her öğüdüne titiz olacak. Beynini çalıştıracak ve düşünecek beynin bir fonksiyonu var bir öğüt alma gücünü kullanacak beyninin, bir de düşünme fonksiyonunu kullanacak. Adam diyor ki ben sadece namazlarımı kılarım gerisine karışmam kardeşim o ibadetlerden bir tanesi senin başka ibadetlerin var başka ibadetlerin uyanık olduğun sürece bu devam ediyor. Muntazam sen ibadet halindesin namaz hiç bitmiyor gibi.

Risale-i Nur’dan devam edelim, inşaAllah.

VTR

DAMLA PAMİR: Canım, sevgilim, ruhumun sohbetine devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam, dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: Hocam kardeşlerimiz Gümüşhane’de CHP il başkanına MHP il başkan yardımcısına A9 broşürü ve kitap hediye etmiş. Ayrıca Gümüşhane müftülüğüne, hastane klinik doktorlarına da kitap, A9 ve İslam Birliği broşürleri vermiş.

Gebze’deki kardeşlerimiz ev sohbeti için bir araya gelerek Kuran’da ayetler okumuşlar. Çalışmaları hakkında istişare yapıp topluca dua etmişler.

Cumartesi günü Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz Serdivan ilçesinde üniversite öğrencilerinin oturduğu bloklarda 750’den dazla broşür dağıtmışlar.

İstanbul’dan bazı kardeşlerimiz ayın 15’inde Beşiktaş Protestan Kilisesine ziyarette bulunmuşlar. Yetkililere kitap hediye etmişler. Kardeşlerimizi çok sıcak karşılamışlar ve beraber yemek yiyip sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Bunların hepsi birbirinden güzel haberler. Protestanlara göstertilen sevgi, ilgi, alaka, çok güzel bir ibadet. Kardeşlerimizin o konudaki titizliği çok güzel CHP MHP Türkiye’nin çimentosu olan güçlü ve güzel partiler. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu partiler oralara yapılan ziyaretlerde çok büyük fayda bereket var. Ev sohbetleri Resulullah (s.a.v.)’ın sünneti. Resulullah (s.a.v) hep sohbet ederdi evinde. Kardeşlerimizde Resulullah (s.a.v)’ın sünnetini yapıyorlar. İnşaAllah Resulullah (s.a.v)’in ruhaniyeti de orada oluyordur. Çünkü çok sever Resulullah (s.a.v) sohbeti.  Orada çocukların olması da ayrı bir güzellik, bereket, melek varmış gibi. Melek hükmünde oluyorlar çünkü günahsız oldukları için. Oradaki sıcaklık hoşnutluk zaten hissediliyordur orada. Kardeşlerimiz hissediyorlardır. Allah her yerlerini nur kılsın. İslam’a hadim kılsın. Hz. Mehdi (a.s)’a, İsa Mesih (a.s)’a talebe kılsın. Çok güzel, maşaAllah.

“Bu fazl lütuf ve ihsan Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter” diyor Cenab-ı Allah, Nisa Suresi 70 de. Bak “ bu fazl lütuf ve ihsan Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter. Ey iman edenler tedbirinizi alın mücadeleye bölük bölük veya topluca çıkın.” Bak iman edenlere Cenab-ı Allah bütün iman edenler hitap ediyor. Mücadele ederken, İslam’ı anlatırken, İslam’ı savunurken ya parça parça veya topluca. İttihad-ı İslam’ın farziyetine bir delil. Bütün İslam alemi topluca birlikte hareket edecekler. Bak  “şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır” diyor Allah, Nisa Suresi 72 de. Çok fazla insan vardır. Ağır davranır nasıl olsa vakit var diye. “Şayet size bir musibet isabet edecek olsa” Bir zorluk, bir acı, sıkıntılı bir durum isabet edecek olsa. “Doğrusu Allah bana nimet verdi çünkü onlarla birlikte olmadım der.” Yani onların içinde olsaydım kim bilir başım belaya girecekti ama şu an ne kadar huzurluyum ne kadar iyiyim der diyor. Halbuki risk Müslüman’ın ayrılmaz bir parçası. Müslüman dünyada imtihan olurken, hep belayla imtihan olur. Beladan kaçmaz, belanın içinde oluyor. Bela ne demek? İslam’ı savunurken her türlü riski göze almak. Tabii kanuna hukuka uygun olmak şartıyla. Her türlü zorluğun içinde olmak. Çünkü riski göze almayan mücadele edemez. İşte Darwinistler ne der? “Aman Darwinizmi anlatmayalım.” Materyalistler ne der? “Materyalizmi eleştirmeyelim, olmaz.” “Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmeyelim. Bin bir türlü insan muhalefet eder. Yanlış anlaşılırız.” Olmaz, anlatacaksın. İsa Mesih’in inişini anlatmayalım birçok kişi itiraz eder. Birçok kişi yanlış anlar. Olmaz anlatacaksın. “İttihad-ı İslam’dan bahsetmeyelim fitne ayyuka çıkar. Orada burada laf eden olur.” Kardeşim sen Allah’ın hükmünü açıklıyorsun. Korkma, Allah seni korur. Allah’a verecek bir can borcun var. Bak diyor ki Allah, “mücadele üzerlerine yazıldığında onlardan bir grup insanlardan Allah’tan korkar gibi hatta daha şiddetli bir korkuya kapılıyorlar” diyor. “Allah’tan korkar gibi hatta Allah’tan daha fazla korkuyorlar insanlardan” diyor. İttihad-ı İslam’ı anlatamıyor, söyleyemiyor korkmuş. Mehdiyet’i de anlatamıyor korkmuş. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişini de anlatamıyor, korkmuş. Korkudan da ayeti de inkar ediyor. Diyor ki, “böyle bir şey demiyor” diyor. Sahih hadisleri de inkar ediyor. “Böyle bir şey yok” diyor. Bak “insanlardan Allah’tan korkar gibi hatta daha da şiddetli bir korkuya kapılıyorlar. ‘Rabbimiz ne diye mücadeleyi üzerimize yazdın yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?’ dediler.” Bizi erteleseydin, hep ertelemeciler öyle tipler. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışına daha var erteler. İsa Mesih’in çıkışına daha var erteler. İttihad-ı İslam’a daha var, erteler. Niye? Çünkü belalı görüyor. Erteleyecek ki kurtulsun. Hatta kıyameti de ertelemeye kalkıyorlar. Bediüzzaman “1545” diyor. “Yok ya en az 300 yıl var” diyor. Veyahut “binlerce yıl var” diyor. “Ben Nur talebesiyim” diyor. Bediüzzaman’ın ifadesi açık, hadislerin hükmü açık. Anlamazdan geliyor. Tabi her an da kopabilir. Peygamberimiz (s.a.v) zamanında da ayet iniyor ona. Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki “kıyamet her an kopabilir” diyor.  Bu ne demek? “Daha senin peygamberliğin devam ederken kıyameti koparabilirim” diyor Allah. Kıyametten har en korkulur ayrı ama alametleri de vardır kıyametin. Ama Allah kıyametin alametlerini de dinlemeden koparabilir. Allah alametlere mecbur değil. Direk koparabilir kıyameti. “De ki” diyor Cenab-ı Allah “ dünyanın metaı azdır” Çıkarı azdır. Ne olacak? En fazla yemek yersin ondan da kolesterolü çıkıyor insanların. Yahut kilo alıyorlar. Onu da yiyemiyor. Ne var dünyada başka yapacağı? “Geziyorum” diyor. Gez gezebildiğin kadar. Hep ölümlü insanları görürsün, ölümlü kuşları görürsün, ölümlü yıkılacak binaları görürsün. Gördüğümüz her bina yıkılacak, kainat yıkılacak zaten. “Ahiret ise muttakiler için hayırlıdır” Niye hayırlı? Çünkü Cenab-ı Allah’ın asıl isteği bu ve sonsuz kadar. “Ve siz hurma çekirdeğinde ki ipince bir iplik kadar haksızlığa uğratılamayacaksınız.” Ne güzel. Bak, Cenab-ı Allah, “size çok adaletle davranacağım” diyor, “ahirette.”

MERVE BÜYÜKBAYRAK: Bugünkü yayınımız sona erdi, yarın inşaAllah, Hocamızın programında görüşmek üzere.

Masaüstü Görünümü