Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (11 Ocak 2014; 13:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


TUBA BABUNA: Aşkım, ruhum, bir tanemle yayınımıza başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam, seni dinliyoruz.

DİDEM ÜRER: Rusya Moskova'da görüştükleri Amerikalı dışişleri yetkililerine: "Şartlar ne olursa olsun Esad'ı destekleyeceklerini ve Esad'ın muhaliflere yürüttüğü savaşın arkasında olduklarını" söyledi.

ADNAN OKTAR: İyi de Esad hurdaya döndü artık, pert oldu adam daha hala Esad diye biri var mı? Ülke yok oldu, insanlar yok oldu, vatandaşlar yok. Boş arazi, yıkılmış evler ve bir yerde gizlenen bir adam. “Biz bunu destekleyeceğiz” diyorlar. Böyle bir mantık boş mantık.

“Ahir zamanda” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), "Hz. Mehdi (a.s) devrinde korkunç ve şiddetli bir fitne meydana gelecek." Bak, “korkunç ve şiddetli.” Bütün İslam aleminde korkunç ve şiddetli bir fitne var şu an. "Bütün dostluklar ve samimiyet yok olacaktır." İnsanlar dost olamıyor ve samimiyet de yok olacaktır diyor. Bak Dışişleri Bakanı, “kime güveneceğimizi şaşırdık” diyor. Yani çok manidar bir ifade. "Hz. Mehdi (a.s) reddedilmiş, yalnız kalmış, ehlinden ayrılmış bir insan olacaktır" diyor. Bak red olunmuş, insanlar tarafından reddedilecektir. “Hz. Mehdi (a.s) yalnız kalmış, ehlinden ayrılmıştır” diyor. "Onun adı Peygamber (s.a.v.)'in adıdır" Peygamberimiz (s.a.v.)'in ismi gibidir diyor. Kıyam etmeden önce muhtelif kere kaybolacağı fazla rivayette geçiyor. Bu kitapta da çok fazla var.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bediüzzaman’ın talebelerinden Kırkıncı Ağabey, sulh çağrısı yapmış. Açıklamasında; “Üstad’ın siyasetten uzak durma tavsiyelerini, daima müspet hareket etmek gerektiğini ve iman hakikatleri çalışması yapılması gerektiğini” Üstadımızın sözlerine yer vererek anlatmış. Sizin de hatırlattığınız gibi şöyle demiş: "Hepimiz bir vücudun azalarıyız. Vücudumuzdaki herhangi bir organın rahatsızlanmasıyla bütün vücut rahatsız olduğu gibi yaşanan bu hadiselerden dolayı da bizler son derece üzüntü duymaktayız" demiş. "Hükümetle Hoca Efendi cemaati arasında meydana gelen bu hadiselerin ve kırgınlıkların bir an evvel sulh ile neticelenmesi birlik ve beraberliğimiz devamı için sürekli dua ediyorum" demiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ama biz bunu daha olaylar olduğu gün ifade ettik ve ısrarla da açıkladık anlattık, birçok kişiyle görüştük, birçok kişiye bu konuları anlattık, yazılar yazdık. Şu an neticesini almaya başladık, maşaAllah, elhamdülillah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Şahin Alpay yazısında; “Kürt sorununun çözümü Kürtlerin yalnızca bireysel değil gurup haklarının da tanınmasını gerektirir" demiş. Ve Kürtlerin ortak ve meşhur talepleri olarak şunları belirtmiş; "Yurttaşlık tanımının etnik göndermeden arındırılması, kamu okulları dahil resmi dil yanında ana dilde eğitim hakkının tanınması, bölgelere idari özellik verilmesi ve Kürt partilerinin serbestçe örgütlenmesinin ve meclis de adil bir temsil sağlamalarının önündeki engellerin kaldırılması."

ADNAN OKTAR: Yok öyle bir şey. Yani dediklerini yapmayacağız. Kürtler bizim kardeşimiz, canlarımız biz iç içe, beraber mutlu yaşayacağız Müslüman’ca. O dediği de olmayacak, öyle bir şey yok yani.

DİDEM ÜRER: Hocam, Başbakan Erdoğan içinde; “2011 genel seçimlerinden sonra giderek keyfileşen ve otoriterleşen yönetimiyle Erdoğan'ın başlattığı çözüm sürecinin şiddetin durmasından öteye gidemediği bir zamana yayma ve oyalama taktikleri büründüğü de görüldü" sözlerini eklemiş.

ADNAN OKTAR: Burada asıl olan, şiddetin durması zaten. Şiddetin durmasını hükümet gayet başardı. Tayyip Hocam, eline sağlık Allah razı olsun. Hiçbir hükümet yapamamıştı bunu, yaptı işte. Ondan gerisi Erbakan Hocamız'ın tabiri ile fasa fiso, asıl olan budur.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Malezya İslam Partisi’nin gazetesi olan Harakah Daily'de, “Myanmar'da yaşananlar insanlık suçudur” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda "Arakanda Rohingyalı Müslümanların vatandaşlık haklarının dahi olmadığı, Myanmar Hükümetince etnik temizliğe maruz kaldıkları, Müslümanlar birlik olup bu duruma karşı durmadıkça da yaşanan bu acıların son bulmasının mümkün görülmediğini" belirtiyorsunuz.

ADNAN OKTAR: İşte bir araya gelinmesi de, ancak Mehdiyet'le. Başsız vücut olmuyor. Mehdiyet’i eninde sonunda kabul edecekler. Yani şu an anlamazlıktan gelenler sonunda ağlayarak, coşkuyla kabul edecekler, inşaAllah. Bak "Süfyan zuhur edecek, belalar çoğalacak, halkı öyle ölüm ve katliamlar saracak ki, Allah'a ve Resulü’ne sığınacaklar" diyor. "Bir de zayıf devletler kurulacak ahir zamanda" diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). O çok manidar. Küçük, bak, “halkalar daralacak” diyor, “küçük devletler kurulacak” diyor, “o zaman süfyan zuhur edecek, belalar çoğalacak, halkı öyle ölüm ve katliamlar saracak ki, Allah'a ve Resulü’ne sığınacaklar diyor" Allah'a sığınacaklar, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Antalya'da kamp yapan Fenerbahçe, Bursaspor, Eskişehirspor, Kayserispor, Çaykur Rizespor, Karademir Karabükspor’un yanı sıra diğer Anadolu kulüplerinden bazı futbolcular Cuma namazını Belek’teki cami, kilise ve sinagog'un bir arada bulunduğu Dinar Bahçesi’nde kıldılar Hocam.

ADNAN OKTAR: Aferin koçlarımıza, aferin aslanlarımıza maşaAllah, baya güzel olmuş.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, yoğun katılım olduğu için namaz kılan bazı futbolcular, vatandaşlar kilise ve sinagog zeminine serilen halıların üzerinde namazlarını kıldılar. Namaz sonrası futbolculara yoğun ilgi gösteren vatandaşlarla da fotoğraf çektirmişler.

ADNAN OKTAR: Güzel, her yer Allah'ın evidir, orada da mescit olduğu için her yer, Allah dünyanın her tarafını Müslümanlara mescit kıldı. Onlar da orada namazlarını eda etmişler, hayırlı, bereketli, güzel olmuş.

Evet, buyurun.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz İstanbul'da 1000 adet kitap dağıtmışlar Hocam.

Ankara Demetevler hastane metro istasyon çıkışında da dün halka 50 adet kitap hediye edilmiş.

Perşembe günü başka kardeşlerimiz Zeytinburnu’nda ilk 1500 adet A9 TV broşürü, 100 adet kitap dağıtmışlar. Ertesi günde toplanıp Kuran okuyup, sohbet etmişler ve İslam Birliği için dua etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah şevklerini artırsın, harikulade, çok güzel. Tam sevabın toplanacağı vakitlerdeyiz, çok güzel sevaplar alıyorlar, ahirette çok sevinecekler bu faaliyetlerine şaşıracaklar "ben ne yaptım ki, çok az bir kitap dağıttım, çok az bir faaliyet yaptım, ne kadar çok sevap almışım” diye sevinecekler. Çünkü fitne şiddetli, fitne şiddetlenince sevapta güçlü oluyor.

Evet, yine Risale-i Nur’dan biraz devam edelim, inşaAllah.

VTR

TUBA BABUNA: Bugünkü yayınımız sona erdi, yarın tekrar birlikte olacağız, inşaAllah. Herkese hayırlı günler. 

Masaüstü Görünümü