Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (12 Ocak 2014; 13:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Ruhum, bir tanem, aşık olduğum sevgilimin programına başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam bugün bildiğiniz gibi Mevlid Kandili, inşaAllah. Hicri Rebiülevvel ayının 12. gecesi alemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in doğum gecesi, maşaAllah. Bütün İslam aleminin, Türk İslam aleminin, Müslümanların hepsinin kutluyoruz Mevlid Kandilini.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, canım dedemin doğum günü Resulullah (s.a.v.)'in.

DİDEM ÜRER: Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Hocamız, Mevlid Kandili dolayısıyla verdiği mesajda: "Gençleri yetiştiremedik" itirafında bulundu Hocam. Şöyle söylüyor: "Bu gün ülkemizde yaşanan gerilim ve çekişmeler, İslam dünyasında yaşanan şiddet ve çatışmalar, biz Müslümanların topyekun insan yetiştirme düzeneklerimizi bilgi ve bilinç üreten mekanizmalarımızı yeniden gözden geçirmemizi zorunlu hale getirmektedir. Bu çerçevede tüm okullar, STK'lar, kurslar, yazılı sözlü basın, sosyal medya yani her yerde İslam'ın hangi metotlarla öğretildiğini yeniden ele almanın gerekliliği çok açık. İnsanlık ölmek üzere" dedi.

ADNAN OKTAR: Çok hayati bir konuşma yapmış. Yani ne olur burada? “Mehdiyet olur” diyor. Çünkü başka kimse kalmıyor. Mehdiyet’in dışında kimse kalmıyor. Bak “hiç biri olmaz” diyor, samimi olarak. Niye olmaz diyor? Çünkü netice alınmamış. Bir netice yok. “İnsanlık ölmek üzere” diyor. Mehdiyet'ten başka çözüm olmadığını resmi dille devletin, Diyanetin en yüksek organının başı ifade etmiş oluyor. Tek çözüm; Mehdiyet.

Şeyhimiz, Şeyh-in Şah, Şeyh Muhammed Nazım Kıbrıs-i, El Hakkani, El Nakşibendi, El Rabbani, Sultan-ül Arif-in Şeyhimiz; dün ve bugün çok iyiymiş, maşaAllah. Cuma namazına inmiş dün, devriyesine çıkmış. MaşaAllah, elhamdülillah güzel.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Fransa'nın geçtiğimiz aylarda askeri müdahalede bulunduğu Orta Afrika Cumhuriyeti’nde müdahalenin ardından büyük bir katliam başlamıştı. Fransa'nın desteklediği Hristiyan milislerin yol açtığı şiddet nedeniyle son bir ayda başkentte bini aşkın kişi hayatını kaybetti. En az bir milyon kişi de evlerini terk edip, çadıra kaçmak durumunda kaldılar. Cumhurbaşkanı ve Başbakan dün istifa ettiklerini açıkladılar ve şehit edilenlerin hemen hemen tamamı Müslüman.

ADNAN OKTAR: Bayağı seviniyorlardır adamlar. Müslüman öldükçe “yecüc mecüc öldü” diyorlar, “yecüc mecüc eksilmesi oldu” diyorlar. Müslümanlar birleşip başlarına bir lider seçmedikten sonra, Hz. Mehdi (a.s)'a özlem duymadıktan sonra, Hz. İsa Mesih (a.s)’a özlem duymadıktan sonra, bela yağmur gibi yağacak. Bütün sahte Mehdiler etkisiz hale gelecek Allah tarafından. İslam'a hizmet edecekler ama etkisiz hale gelecekler. Gerçek Hz. Mehdi (a.s)'ın yolunu Allah açacak ve Hz. Mehdi (a.s) ortaya çıkacak. Birçok kişi Mehdiliğe özenecektir, Mehdiliğe heveslenecektir. Hz. Mehdi (a.s) olmak için olağanüstü gayret edecektir. Bu Mehdiyet'e yarayacaktır, Mehdiyet'e fayda sağlayacaktır. Ama Allah bu sahte Mehdileri kenara çekecektir. Gerçek Hz. Mehdi (a.s) ortaya çıkacaktır.

Birçok güzel hanımefendi, dekolte hanımefendi sürekli sizin niye dekolte olduğunuzu soruyor. Bana biraz kıskanıyorlarmış gibi geliyor.

“Bebeğini kaybetti.” Aferin “Allah'ın yarattığı kadere teslimim” diyor. “Bilirim imtihan.” Aferin benim canıma, Esra Erol.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, sizin yazınız çıktı yine bir gazetede onu söylemek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Hangi gazete?

DİDEM ÜRER: Malezya'nın en iyi İngilizce gazetesi olan New StraitsTimes'da; “Bağnazlar öğretileni nesilden nesle aktarırlar” başlıklı makaleniz yayınlandı. Makalede bağnazlığın eğitimle nesilden nesle aktarılan bir inanç sistemi olduğu, bunun son bulmasının ancak Kuran'ı ölçü alan çok ciddi bir eğitimle mümkün olacağı belirtiyorsunuz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah bir daha bakayım. Evet, Harun Yahya. Göreyim Harun Yahya'yı, bir yaklaştır bakayım şöyle. Devam edebiliriz.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sayın Bahçeli AK Parti'ye sizin tavsiyeleriniz doğrultusunda bazı tavsiyelerde bulundu. "Başbakan'ın sonuna kadar yolsuzlukların üzerine gitmesi ve savcıların önünü açması gerektiğini" söyledi. "Kavgadan çıkar bekleme gibi bir gayretimiz yoktur, olmayacaktır. Başbakan'ın önündeki en ciddi sorumluluk hukukun elini kolaylaştırmaktır. AK Parti saygınlığını diriltmek istiyorsa bu olayın üzerine gitmelidir" dedi.

ADNAN OKTAR: Benim konuşmalarımın bak birebir aynısı, Allah razı olsun güzel olmuş. Sayın Devlet Bahçeli denge unsuru bir insandır. Ben diyordum MHP her zaman çimento görevi yapan, milletimizi birleştiren bir partidir, bir zihniyettir, bir inançtır ülkücü sistem. Bak konuşmalarımızın birebir aynısını ifade etmiş olması çok güzel, çok şevk verici.

DİDEM ÜRER: Hocam, ayrıca Sayın Bahçeli; “Bu krizden çıkmanın tek çözümünün ortak bir akıl geliştirmek olduğunu” belirterek; "akıl kalpte bir nur gözüdür. Bugünkü şartlarda yaşadığımız krizleri aşmanın yolu aklı ortak çalıştırmaktır" diye ekledi.

ADNAN OKTAR: Bu da çok güzel, maşaAllah. Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Öcalan son olan olaylarla ilgili bir açıklama yaptı, şunları söyledi: "Bu topraklar son iki yüz yıldan beri hep bir darbe ateşi ile kavrulmaktadır. Bizim geliştirdiğimiz süreç, anti darbecidir ve demokratik bir toplumu hedeflemektedir. Ülkeyi bir darbe ateşi ile yeniden yangın yerine çevirmek isteyenler, bizim bu ateşe benzin taşımayacağımızı bilmelidirler" dedi.

ADNAN OKTAR: Yani PKK'nın da bu konuda bir dahilinin olmayacağını söylüyor. Zaten böyle bir oyunu kabul etmeyiz, açıkça söyledik. MHP de çok güzel açıklama yapmış Sayın Bahçeli. “Biz böyle bir şeyin fırsatçısı değiliz” diyor özetle. Bu çok önemli, ama zaten fırsatçı hiç kimse çıkmadı dikkat ederseniz. Yani fırsat bu fırsattır mantığında ben bir adam göremedim. Çünkü utanç verici bir şey bu, böyle bir şey olmaz.

"Aşkım, kıymetlim" diyor, bir hanım kardeşimiz, "en güzel vazgeçilmezimsin" diyor. "Sevmekle bitmeyenimsin" diyor.

Başka bir hanım kardeşimiz de "Hocam" diyor "O güzel yüzünüze bir zoom yapılsa da, sizin güzel gözlerinize baksam doya doya" diyor.

Ethem ne diyor; "Hocam cennette müminlerin konuşma dili ne olacaktır?" İstediğin her dilde konuşursun, istemene bağlı. İtalyanca da konuşursun, Fransızca da konuşursun, Arapça da konuşursun. Yani Allah orada bir sınır koymuyor.

"Canım Hocam, o kahve fincanı ve tabağı, ipek halısı nasıl bir şeydi öyle?" diyor. "Her şeyin en güzeli sizde. Siz en güzeline layıksınız" diyor, maşaAllah.

"Sizin tarif ettiğiniz ruh ve ideoloji tam İslam ahlakı, asalet ve zarafet, sanat, sevgi bunun özü. Çok güzel örnek oluyorsunuz bizlere. Tam Risale-i Nur’un programını uygulamadasınız, inşaAllah, Allah nurunu tamamlayacak” diyor.

Başka bir kardeşimiz ne diyor; "Allah büyük bir aşk ve mutlulukla içimi kapladı” diyor, “vesilenizle. Öyle güzel ki bu duygu daha fazlasını, daha çoğunu istiyorum her an" diyor, maşaAllah.

Aman Allah'ın ne çok kardeşlerimizden ne çok yazılar gelmiş böyle.

BEYZA BAYRAKTAR: Herkesin Mevlid Kandili mübarek olsun, yarın tekrardan görüşmek üzere inşaAllah, bu günkü yayınımız sona erdi. 

Masaüstü Görünümü