Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (28 Ocak 2014; 14:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DAMLA PAMİR: Yakışıklım, canım sevgilimle sohbetimiz başlıyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan, bugün AK Parti grup toplantısında konuştu: “Kinle nefretle kesinlikle kesinlikle işimiz olmayacak. Sevgi, barış, hoşgörü ortamının kazanması ve sandıklarda da demokrasinin kazanması en büyük arzumuzdur” dedi.  “Hizmet tabanıyla örgüt dediği grup farklı olduğunu birkaç kez vurguladı. Bu örgütün yönetimiyle mensupları arasında maalesef çok büyük bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Hizmet aşkıyla hareket eden, kıtalar aşan samimi kardeşlerimize rağmen bu örgüt gitmiş, büyük Türkiye hasımlarının maşası olmayı tercih etmiştir. Hiçbir kardeşim siyasi parti olmadığı halde siyaset yapan örgütlerin aldatmasına gelmesin” diye uyardı.

ADNAN OKTAR: Güzel yani cemaat ayrıdır, içindeki bu insanlar sevgisiz, merhametsiz, şefkatsiz olan veyahut sinsi olan tuzakçı olan tipler ayrıdır.  Onları ayırıyoruz dedi mi mesele yok. Mazlumları itina ile ayırmak lazım. Tayyip Hocam da o konuda iyi söylemiş.

“Eminim şu an muntazam ve muhteşem heybet ve çok yakışıklı görüntünüzle nefesler kesilmiştir.” Bak bir kişiyi değil, birçok hanımın diyor nefesi kesilmiştir diyor. “Nurlar saçan elinizle vurgu yaparak konuşmuş, herkes elinizin nuruna hayran kalmıştır” diyor. “Hele birde o muhteşem gülüşünüzle herkes neşeyle dolmuştur” diyor, maşaAllah. “Zannederim şu an herkes kendine gelsin diye kısa bir ara veriyorsunuz.” Herkes demede bir kısmı, bizi sevenler diyelim.

Başka bir hanım kardeşimiz diyor ki; “Bize her daim Allah’ı anlatan bir tanemiz, bizi Allah’ımıza aşık eden, O’na kul olmayı öğreten sevgilimiz” diyor.

Başka bir hanım kardeşimiz diyor ki; “Dinimizin ne kadar kolay olduğunu ayet ayet anlatan, dinimize sevgimizi coşturan nurumuz” diyor, maşaAllah.

“İlk önce size çok teşekkür ediyorum ki, bizi o öz kanalınızda halihazırda çok güzel marifetlendirirsiniz. İlk önce her bir çektiğiniz eziyete göre hakkınızı helal etmenizi diliyorum. Ben Azerbaycan Bakü’de yaşıyorum. Çok istiyorum ki, öğreneyim ki sizin burada ofisiniz var mı? Ve sizinle çalışmak istiyorum” diyor.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Başbakanın konuşmalarından biraz daha aktarmak istiyorum, inşaAllah. Yermük kampından bahsetti. İnsanlar açlıktan hayatlarını kaybediyorlar, din adamları kedi köpek eti için fetva veriyorlar” dedi ve bunu Hitler’in Musevilere yaptığı zulme benzetti Esad’ın şuanda Suriye’de taptığını. “Suriye’de kimyasal silahlarla toplu halde öldürülen çocukların görüntüsü karşısında vicdanı olan herkes mahcup olacaktır. Ama yüz binlerce insanda konvansiyonel silahlarla öldürüldü bu unutulmamalıdır” dedi. “İki bin kişi bu şekilde kimyasal silahla hayatını kaybetti” dedi sizin tam anlattığınız mantığı vurguladı. Bir de Hocam “MHP binası önünde silahlı saldırı nedeniyle vatandaşımız hayatını kaybetti “dedi. “Şişli Belediyesine de dün akşam provokasyon amaçlı saldırı düzenlendi. Bu tür saldırıları şiddetle kınıyoruz. Tüm MHP camiasına başsağlığı mesajlarımızı şahsım, grubum ve partim adına iletiyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel olmuş. Başsağlığı sünnettir. O yazıyı bir daha göreyim.  “Sarıgül kazanıyor, Başbakan panikte.”

DİDEM ÜRER: Bu Hocam, bir gazetede en çok satan gazete diye söyledi Başbakan, ismini vermedi. Sarıgül’le ilgili yolsuzluk dosyasını Başbakan’ın söylemesinden dolayı, Başbakan’ın Sarıgül kazanacağından dolayı paniğe kapıldığını İstanbul’da diye duyurmuşlar gazetede. O da “böyle bir şey yok” dedi. “Bu bir gerçek” dedi, “bunu CHP duyurmuştu” dedi.  Ve o gazetenin patronuyla Sarıgül arasındaki bir ilişkiyi anlattı.

ADNAN OKTAR: Yani benim kanaatim yine Tayyip Hocam İstanbul’da alır. Belediye Başkanı çalışıyor yani, dürüst insan, dindar da, öyle bir yolsuzluk şu bu falan hiçbir şey duyulmadı ondan. Bayağı dürüst yani tek kelime bir şey duymadık ondan. Sakinde öyle enaniyetli, kibirli falan bir tip de değil. Kendi halinde, şamata Şengül yapan bir tip değil. Bakıyorum her yeri imar etmiş, yollar falan her yer düzgün. Var mı bir şikayet Belediye Başkanı’ndan?

DİDEM ÜRER:  Genel olarak çok seviliyor Hocam. Hatta yatıştırıcı, tırmandırıcı olmaması genellikle seviliyor.

ADNAN OKTAR: Çünkü ön planda falan değil, sakin bir tip.

DİDEM ÜRER:  Bu gezi olaylarında da genelde hep öyleydi üslubu. Yatıştırıcı görülüyor genelde.

ADNAN OKTAR: Evet sakin bir insan, Allahualem kazanır. Ama Sarıgül’de oyları toplar benim kanaatim. Ama CHP’ye Kılıçdaroğlu çok iyi gidiyor. Kılıçdaroğlu hem efendi, hem asil, hem karakterli bir insan. Kişiliği de güzel, nurlu bir insan. CHP’liler Sayın Kılıçdaroğlu’na iyi sahip çıkarlarsa, CHP şahlanır. Sayın Kılıçdaroğlu’na titiz bir sadakat anlayışı, saygı anlayışı olursa tavrı iyi. Mesela Seyyid olması da güzel, onun için bir güzel avantaj. Nezaketi iyi, taşkın bir üslup kullanmıyor o da güzel. Hep itidalli, dine karşı çok saygılı. Şahane bir atak oldu, tavsiyeleri, tavsiyelerimizi dinleyen bir ruhu görüyoruz.  Bu güzel. Dine karşı, İslam’a karşı içlerinde derin bir muhabbet olduğunu, aydın bir Müslüman, ilerici Müslüman ruhunu yansıttıklarını görüyoruz. Bu CHP için muazzam bir atak, çok güzel bir durum. İç açıcı, güven verici. Sayın Kılıçdaroğlu’nun o güzel ataklarıyla güzel neticeler alınıyor. Özellikle dindar yöneticileri, aydın, modern, dindar yöneticileri CHP daha çok koruyup kollasın. Kılıçdaroğlu zaten bağnaz karşıtı. CHP’nin içindeki dindarlar da zaten bağnaz karşıtı. Onlara bağnazlık dersi vermeye gerek yok. Adam direkt dinsizlik adına çıkıyor böyle olmaz. Mesela Sayın Kılıçdaroğlu dindar, fakat bağnazlığa karşı bir ruhla ortaya çıkıyor. Bu çok güzel. Ama öbürü direkt dini kökten kabul etmiyor. Acımasız, enaniyetli, kibirli, sevgisiz ve saldırgan oluyor bir kısmı. Bu CHP’ye çok büyük zarar verir. CHP güzel bir imaj çalışması yapıyor. Güzel bir imaj yenilemesi yapıyor. Böyle devam etmesinde çok büyük fayda var. Böyle giderse çok iyi.

Tayyip Hocam “İstanbul yeniden feth olunacak” diyor değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet Hocam. “İstanbul, Kuran şehri” diyor.

ADNAN OKTAR: “Kuran şehri” diyor ve “yeniden feth olunacak.” İşte o Mehdiyet’e inandığını gösteriyor. Çünkü İstanbul’un yeniden fethi ancak Mehdiyet’le bağdaştırılacak bir ifade. Mehdiyet’in dışında bir mantık olmuyor. Bak Ankara için demiyor, başka bir yer için demiyor. İstanbul, çünkü İstanbul’la ilgili bir hadis var.  Öyle olsa, Konya fethedilecek der manen fethedilecek, bir daha fethedilecek der. Samsun der. Demiyor. İstanbul diyor. Neden? Hadislerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın yeniden fethedeceği şehir. Manen fethedeceği şehir olduğu için onu vurguluyor. Tayyip Hocam’ın o yönü çok güzel. Mehdiyet’e olan saygısı, özlemi, güveni çok güzel, maşaAllah. Şimdi bak hadisi okuyorum, oradan aklıma geldi bak diyor ki; “Mehdi Konstantiniyye’yi feth edecektir. İsa (a.s.) semadan nüzul edecek, Mehdi’nin emirlerini ifade edecektir. ‘Hz. İsa (a.s)’a, Hz. Mehdi (a.s)’a bize namazı kıldır diyecek, ancak o emir sizsiniz diyor’, Hz. Mehdi (a.s)’a. “’Bu, Allah’ın Ümmet-i Muhammet de ikramıdır’ diyecek” diyor. Şimdi Hz. İsa (a.s)’ı nerden tanırız? Bu sözlerden tanıyacağız. Çünkü başka bir kişi diyemez bunu kaderinde yok. Yani diyorlar nasıl tanırız? Bak tanımanın bunlar şifre sözleri, ayrıca parola sözler, bu parola sözleri söylediğinden anlayacağız.  Mesela ‘Bu Allah’ın Ümmeti Muhammet’e bir ikramıdır.’ ‘Emir sizsiniz’ diyor, bu parola bir sözdür. Mesela gene şifreleri Hz. Mehdi (a.s) müminlerle beraber Beytil Mukaddes’te sabah namazı kılarken. Kudüs-ü şerifte, sabah namazı kılarken. Şimdi sabah şifre, sabah vaktinde olması lazım, yer Beytü’l Mukaddes, Kudüs, Kudüs’te olması lazım. Şimdi Hz. İsa (a.s)’nın teşhis yeri açısından, İşte şurada Hz. İsa (a.s) yok orada teşhis edilebiliyor. ‘O sırada nüzul eden Hz. İsa (a.s)’ı insanlara Hz. Mehdi (a.s) takdim edecek’ diyor. Yani bu Hz. İsa (a.s)’dır diyecek diyor. Hz. İsa (a.s), ben İsa’yım demiyor yalnız, yani inşaAllah diyor. Allahualem, Hz. İsa (a.s)’sın diyecekler. O da inşaAllah olurum diyecek, inşaAllah öyledir diyecek. Ve Hz. İsa (a.s) ellerini Hz. Mehdi (a.s)’ın, omuzlarına koyarak, bunu omuzlarına koyuyor, ellerini, bu şifre. Bu da bir şifredir. Yani parola bir tavırdır. İki elini omzuna koyuyor. Ve itiyor Hz. Mehdi (a.s)’ı, namaz kılmak için itiyor. Namazı sen kıldır diye. “Namazın kameti senin için getirilmiş, bu yüzden sen kıldıracaksın.” Hz. Mehdi (a.s) çok ısrar edince, Hz. İsa (a.s) yani ona o şeyi kabul etmemek için önce diyor kamet senin için getirildi sen kıldır diyor, Hz. Mehdi (a.s) biraz ilerliyor, sonra vazgeçiyor, Hz. Mehdi (a.s) geri dönüyor, sen geç diyor namaza diyor. Yani o sözü yeterli görmüyor. O zaman diyor ki işte bu, Cenab-ı Allah’ın bir ikramı olarak, sen bütün dünyanın imamısın diyor, Hz. İsa Mesih (a.s)’a, bende sana tabiiyim diyor. O yüzden eftaliyet, imamlık eftaliyeti sende, sen namazı kıldırman lazım diyor. Ancak o şekilde ikna ediyor Hz. Mehdi (a.s)’ı. Yoksa aralarında bir mücadele olduğu görülüyor. Yani omuzdan itme bunlar artık iş fizik şeye dönmüş yani, yani sözden çıkmış, fizik olarak omuzdan itiyor, o ısrar ediyor illaki geç diye, geçtikten sonra vazgeçiyor, bakın orada çok manidar bir durum var. Vazgeçer diyor, yeniden ısrar eder diyor, o zaman söylüyor Hz. İsa Mesih (a.s) detaylı olarak, sen diyor, bütün dünyanın imamısın ben sana tabiiyim diyor. Emir sen olduğun için senin namazı kıldırman eftaldir diyor, inşaAllah. “Nihayet, Hz. Mehdi (a.s), Hz. İsa (a.s), müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır.” Bak Hz. Mehdi (a.s), Hz. İsa (a.s) ve müminlere imam olarak kıldıracaktır.” Şimdi onun hem Mehdiliği anlaşılmış oluyor. Yani zannı galiple Hz. İsa Mesih (a.s)’ın da, Hz. İsa Mesih (a.s) olduğu, zannı galiple. Çünkü kaderde böyle bir şey bir kere oluyor. Bütün parolalar tamam. Peygamberimiz (s.a.v)’in bildirdiği bütün parolalar tamam. O zaman zannı galip de haklı olmuş oluyoruz. Allahualem, Hz. Mehdi (a.s) odur diyeceğiz. Hz. İsa Mesih (a.s)’da, o dur diyeceğiz. Ama Hz. Mehdi (a.s) hiçbir şekilde bu olaydan sonra Hz. Mehdi (a.s)’ım demez. Kendine Hz. Mehdi (a.s)’da dedirtmez. Hüsn-ü zan edilir. Hz. İsa Mesih (a.s) da, Allahualem, Hz. İsa Mesih (a.s) diyeceğiz. Hz. İsa Mesih (a.s) ben İsa’yım demiyor, Allahualem olabilir diyor. Çünkü bilmiyor annesiz, babasız dünya bir yerde bulunmuş.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Hz. İsa (a.s) saçları sanki sular damlatıyormuş gibi bir halde nuzur edecek.” Şimdi mesela bu da bir parola, durum maddi parola. Çünkü normal bir insanın saçı ıslak olmadıktan sonra ıslak gibi görünmez. Çok zor, milyarda bir rastlanacak bir şey dünyada. Kaç kişi ben görmedim, çok nadir. Tuttuğunda saçı kuru ama su damlatıyormuş gibi ıslak görünüyor abartılı bir ıslaklık hissi var, bir mucize bu çok şaşırtıcı. O da, onun bir delili, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın bir delili.

"Hz. Mehdi benim evlatlarımdandır, kırk yaşındadır." Yani genel görünümü kırk yaşındadır, yoksa hadislerde ileri yaşlardadır diyor, kırk değil. Mesela elli, atmış, yetmiş yaşında bile genç görünecek, inşaAllah. "Yüzü sanki yıldız gibi nurludur" parlak yüzü var. " Yanağında bir ben bulunur. Ben-i İsrail görünümündedir" diyor. Hz. Davut (a.s)'ın soyundan olduğu için, öyle bir görünümü var. "İnsanlar gurup gurup ona akın edecekler ve oraya giden herkes ondan bereket kazanacaktır." Onun yanına gelip bereketlenmek; ruhuna, bedenine, işine, gücüne bir bereket geliyor. Mesela daha dinçleşiyor, daha canlanıyor, eli yüzü düzeliyor, cildi düzeliyor, aklı düzeliyor, konuşması düzeliyor, işleri rast gitmeye başlıyor, hayattan zevk alıyor, mutlu oluyor değişik hissediyor onu kendinde, fevkaladelik oluyor. Bak ne diyor Peygamberimiz (s.a.v); “Ona giden herkes, ondan bereket kazanacaktır.” Oraya, ona giden herkes ondan Hz. Mehdi (a.s) bereket kazanacaktır. Bereket geliyor mübarekten, mabruk-bereket kazanacaktır. "Hz. Mehdi (a.s)'ın rengi Arabi" beyaz ama kırmızıya çalan beyaz. "Bedeni İsraili’dir.” Ben-i İsrail görünümünde bakılığında yani Musevi, İsrailli insanlar var ya onlar gibi görünüşü. “Yanağı üzerinde parlayan yıldız gibi bir ben vardır." Yani böyle siyah değil de, cildin kabarıklığından meydana gelen bir ben olduğu anlaşılıyor, parlaması başka türlü olmaz. "Onun hilafetinden" liderliğinden "yer ve gök ehli hatta havada ki kuşlar bile razı olacaklardır." Demek ki, kuşlar da o dönemde güzel yaşayacaklar, güzel bakılacaklar, kuşlara karşı bir sevgi olacak. Kuşlar belki Hz. Mehdi (a.s)'ın bulunduğu yere akın edecekler, sevecekler her yerde bir kuş sevgisi, hayvan sevgisi, bitki sevgisi, genel bir sevgi olacağı anlaşılıyor. Çünkü tek bir örnek vermiş Peygamberimiz (s.a.v) ama oradan anlaşılıyor. Kuşlar bile razı olacak, bak kuşlar bile. O zaman nedir? Bütün hayvanlar, bütün bitkiler razı oluyor. O zaman tavşanlar, kediler, köpekler aklına gelen her türlü hayvan hepsi mutlu oluyor. Çünkü güzel bakılıyor ve çok seviliyorlar hayvanlar. Bir hayvan sevgisi olacağı, bir bitki sevgisi olacağı hepsinin üzerinde güzel bir insan sevgisi olacağı anlaşılıyor. Bak "Hatta havada ki kuşlar bile razı olacaktır" görüyor musun mesela çok özlü bir söz, çok uzar yoksa bu. Ama havada ki kuşlar bile razı olacaktır diyince adam ha diyor o zaman karıncalara varıncaya kadar her türlü havan korunup kollanacak, hepsi sevilecek o akla geliyor. "Bir köyden çıkacaktır" diyor. Bir yerde de kara denilen bir köyden çıkacaktır diyor. Ankara aklınıza geliyor bilmiyoruz, kara denilen bir köy. "Kudüs'te uzun süre kalacağı anlaşılıyor" yani orayı bir merkez olarak kullanacağı anlaşılıyor Hz. Mehdi (a.s)'ın. "Hazreti Peygamber (s.a.v), en başta İslam'ı nasıl ayakta tuttuysa, Hz. Mehdi (a.s) da en sonunda aynı şekilde İslam'ı ayakta tutacaktır." Peygamberimiz (s.a.v) diyor zaten "Başı mı hayırlıdır, sonu mu hayırlıdır bilinmez" diyor. "Ümmetimin bir başı, bir de sonu hayırlı " diyor, inşaAllah. Ama "Sizden bir kişi, onlardan bir kişi" diyor "Hz. Mehdi (a.s) talebelerinden bir kişi, sizden elli kişinin aldığı sevabı alacaktır" diyor sahabelere. Ya Resulullah diyorlar: "Biz sahabeniniz, senin yanındayız nasıl olacak bu" diyorlar onun için çok müthiş Hz. Mehdi (a.s) hayranlığı var sahabelerde. O kadar çok sormuşlar ki sahabeler fıkıh konusunda bu kadar çok nakil vermemişler Hz. Mehdi (a.s) konusu kadar. Resulullah (s.a.v)’e her gördüklerinde Hz. Mehdi (a.s) soruyorlar. Mesela "yolda karşılaştıklarında, camide, mescit de, işte falancanın evindeydik" diyor. Falanca yerde oturuyorduk, yemek yiyorduk hemen konu Hz. Mehdi (a.s)’dan. Mesela bak deccaldan o kadar çok sormuyorlar. İllaki Hz. Mehdi (a.s) hep, Hz. Mehdi (a.s)’dan dolayı deccala konu geçiyor. Öyle bir acayip Hz. Mehdi (a.s) sevgisi var. Hatta Resulullah (s.a.v)’in vefatından sonra namaz saflarının arasında Hz. Mehdi (a.s)'ı aramaya başlamışlar, alametlere bakarak tipinden.

DİDEM ÜRER: Hocam siz, Başbakanımızı sürekli Mehdiyet'i ima eden konuşmalar yapmasını söylemiştiniz. Son günlerde sık sık "Türkiye bitmeyen bahara kavuşacak" diye açıklıyor. Allahualem Mehdiyet’i.

ADNAN OKTAR: "Bitmeyen bahar" güzel.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin faaliyeti vardı Hocam. Karadeniz Ereğlisi’nde bir kardeşimiz otellere, taksilere ve halka A9 tanıtım broşürü ve kitap dağıtımı yapmış. İlçe kütüphanesine de kitap bırakmış. Oranın müdürü çok teşekkür etmiş. Bir bayan kardeşimiz Kütahya’da Afyon Caddesi ve Fatih Mahallesi civarında yüz elli adet A9 broşürü dağıtmış. Geçtiğimiz günlerde İstanbul'dan birçok kardeşimiz bir araya gelip Kuran okumuşlar, iman hakikatleri hakkında sohbet etmişler. Bir kardeşimiz eşiyle Aksaray'dan Rize'ye seyahatleri sırasında birçok yer ve dinlenme tesislerine kitap hediye etmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, aferin benim canlarıma, aferin benim aslanlarıma. Burma Times Gazetesi’nin kurucusu Muhammed İbrahim.

DİDEM ÜRER: Okuyabilir miyim onu Hocam?

ADNAN OKTAR: Evet.

DİDEM ÜRER: Burma Times Gazetesi’nde yazınız çıkmıştı. Bununla ilgili Burma Times Gazetesi’nin kurucusu Muhammed İbrahim yazınızı yayınlama fırsatı verdiğiniz için onur duyduğunu ileten bir mesaj gönderdi. “Yirmi üç yıl önce Arakanda gördüğü baskı nedeniyle Almanya'ya iltica etmiş ve Avrupa Rohingya Konseyi Başkanlığı yapmış, yapıyor şu anda da hali hazırda. Müslüman dünyasında çalışmalarınızla çok etkili olduğunuzu ve özellikle Rohingya krizi için gösterdiğiniz asil çaba ve çalışmalar nedeniyle size teşekkür ettiğini” iletiyor. “Tüm Rohingya halkı adına kalpten en derin sevgilerini ilettiklerini” söylüyor. Ve Allah'ın asil tavrınız ve çabalarınızdan razı olması için dua ediyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah, biz Cenab-ı Allah'ın aciz bir kuluyuz. Allah'ın emri, Kuran'ın emri Müminlere dünyanın bir yerinde eziyet edildiğinde, bir zarar verilmeye kalkıldığında el birlik yardım edeceksiniz diyor Allah, Allah emretmiş. Namaz gibi, oruç gibi Allah'ın emri biz Allah'ın emrini yerine getirdik. Sevgisinden s-dolayı da ben ona teşekkür ediyorum, ilgisinden dolayı teşekkür ediyorum kardeşimize, Allah'a teşekkür ediyoruz, Allah'a hamd ediyoruz. Bütün hamdlar, teşekkürler Allah'a. Vesile olduğu içinde kardeşimizde, Allah'ın tecellisi olduğu içinde ona teşekkür ediyoruz ilgisi, alakası için.

Mustafa Ekmekçi Ağabey canım benim, onu da ebedi aleme uğurladık. Allah onu cennet kuzusu yapsın, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Jerusalem Post' da İsrail'in “Müslümanların Nazilerin yaptığı zulmü hatırlaması ve hayatını kaybeden masumları anmaları hayatidir" başlıklı makaleniz yayınlandı. İsrail'in en önemli İngilizce gazetelerinden olan Jerusalem Post bu. Bu makalenizde; “Nazilerin çok çeşitli dinlerden ve uluslardan Museviler, Katolikler gibi birçok masum insanı katletmelerinin altındaki asıl nedenin, Darwinist görüşlerden etkilenmesi olduğunu” anlatıyorsunuz Hocam.

The Moscow Times’da yazınız yayınlandı. Bu, Rusya'da en büyük İngilizce yayınlanan gazete The Moscow Times. "Rusya Suriye'ye rahatlık gelmesine nasıl yardımcı olur" başlıklı makaleniz. Suriye'deki katliamın boyutlarının anlatıldığı bu makalede “sorunların çözülmesinde Rusya'nın kilit bir rol oynayabileceği” belirtiliyor. Ayrıca makale yiyecek, ısınma ve barınma gibi konularda uluslararası yardım organizasyonlarının devreye sokulmasında ve ağır şartlarda yaşamaya çalışan Suriyelilerin tahliye edilmesinde Rusya’nın devreye  girmesi için bir çağrı niteliğinde Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Yine Hocam, Jewish Journal’da Los Angeles’da dün 27 Ocak Uluslararası Soykırımı Anma gününde yine "Müslümanların Nazilerin yaptığı zulmü hatırlaması ve hayatını kaybeden masumları anması hayatidir (It is essential for Muslims to remember the Nazi’s atrocities and to commemorate their victims)”  başlıklı makaleniz yayınlandı. Bu Los Angeles merkezi bilinen Musevi haber sitesi bu Jewish Journal.

Arab Times'de Kuveyt'te yazınız yayınlandı Hocam. Bu da İngilizce olarak yayınlanıyor Arab Times "İslam dünyasında ne yapılmalı" başlıklı makaleniz." “İslam dünyasındaki acıların dindirilmesi, karışıklıkların giderilmesi için, tek yolun Müslümanların birlik olması" olduğundan bahsediyorsunuz bu yazıda da.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: MaşaAllah, elhamdülillah. Salem News diye Amerika'da yayın yapan Oregon eyaletinde yayınlanan haber sitesinde "Rohingya’da sessiz katliam başlıklı bir haber yayınlandı. Bu yazıda Burma'da uzun yıllardır yaşanan etnik kıyım politikasına dikkat çekiyorsunuz ve geçmişten bu yana zulmün tarihçesini anlatıp, bölgeyi uluslar arsı medya mensuplarının girişi için izin alınması ve yardımlar yönüyle ilgili çağrıda bulunuyorsunuz.

Ve Irak Heliyun da dün Arapça "İslam dünyasında akan kanın nedeni ihtilaf" başlıklı bir makaleniz yayınlandı. Bu Irak'ta Arapça olarak yayınlanan günlük basılı ve aynı zamanda da internet gazetesi bu gazete. Burada da "günümüzde İslam Dünyasında akan kanın başlıca sebeplerinden birinin Müslümanlar arasındaki çekişmeler olduğunu” hatırlatıyorsunuz ve buna son verilmesinin nasıl elzem olduğunu hatırlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. O zaman ne yapalım? Yarın devam edelim. Bugün bu kadar olsun inşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah. 

Masaüstü Görünümü