Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (31 Ocak 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


AYLİN KOCAMAN: Olağanüstü heybetlim, yakışıklım, ruhumla yayınımıza devam ediyoruz. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Didem Hocam sizden güzel hayırlı bilgiler istiyoruz.

DİDEM ÜRER: Hocam Başbakan Erdoğan İran dönüşü demokratikleşme paketinin içeriğini açıkladı. Terörle mücadele kanunu kalkıyor. Savcılar adli kolluk kuvvetini validen isteyecekler. Telefon dinleme kararını tek hakim değil, ağır ceza mahkemesi heyeti oy birliği ile verecek. Bir savcı rastgele birkaç polisi çağırıp, şuraya baskın yapın diyemeyecek. Soruşturmalar da adli kolluk talebi birinci derece mülki amirlere yapılacak. Adli takibe ancak ağır ceza mahkemesi karar verecek. Oy çokluğu değil, üç hakimin oy birliği aranacak. Dinlemenin süresi sınırsızdı, şimdi önce 3 aylık bir süre olacak, bu süre birer ay olmak üzere üç ay uzatılabilecek ve son sınır 6 ay. Üç kişinin bir araya gelmesi suç örgütü sebebi sayılmayacak ki bunu siz çok uzun zamandır zaten söylüyorsunuz Hocam. Soruşturmanın gizliliği daha iyi korunacak. Telefon dinleme talebi için suç şüphesi iddiası yeterli olmayacak somut unsur aranacak. Ve on yıla varan tutukluluk süresi yedi yıla indirilecek. Jandarma içişleri bakanlığına bağlanacak.

ADNAN OKTAR: Bunların hepsi güzel ama ben bunları üç yıl önce söylemiştim. Alınan kararlar, iyi güzel. 

DİDEM ÜRER: Hocam, siz siyasilere her zaman halkla iç içe olmalarını ve canlı dışa dönük olmalarını tavsiye ediyorsunuz, AK Parti İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın Binali Yıldırım Karşıyaka Spor Kulübü’nü ziyaret etti.

ADNAN OKTAR: Binali Hoca zaten iyi onda bir şey yok, o hoş sohbet.

DİDEM ÜRER: Voleybol oynadı Hocam baya sevimli hareketleri.

ADNAN OKTAR: Bak mesela iyi burada modern bir görünüm vermiş. Bak genç kızlar var. Şortlu genç kızlar var değil mi? Onlarla birlikte. İşte bu bağnaz iddialarını kıran ehemmiyetli güzel bir tavır. Kadınlara karşı saygıyı, dekolte açık hanımlara karşı da saygıyı gösteren güzel bir tavır. İzmir’e de yakışmış. Güzel olmuş, hayati. Binali Hoca devamını getirsin. Çok güzel aferin maşaAllah, elhamdülillah. Dekolte hanımlar, başı açık hanımlar, modern insanlar, sanat, estetik, spor, bilim yani bağnaz yapıyı hiç kabul etmediğini göstermiş oluyor. İki saat anlatım ayrıdır, iki dakikalık uygulama ayrıdır. Bu çok daha makbul olmuş. Binali Hoca’yı tebrik ediyorum iyi olmuş. Hükümete de fayda, kendine de faydalı.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hayrettin Karaman Hocamız; “İsrail’in Filistin topraklarını silah gücüyle Müslümanların elinden aldığını ve zamana yayılan bir yok etme politikası yürüttüğünü” yazmış. “Hiç değilse elimizden geldiğinde açlığa hastalığa çare bulalım” demiş. Ek olarak da diplomasi dilinin fayda getirmediğini söylemiş. Çözüm olarak hendek savaşında Beni Kureyza Yahudileri hakkında verilen hükmü örnek olarak göstermiş.  

ADNAN OKRAR: Museviler orada olacaklar, Kuran’da açık hüküm var. Allah “orada öleceksiniz” diyor “orada diriltileceksiniz”. Allah onlara orayı vatan kılmış. Bütün ecdadı sülalesi orada, bütün mezaristan orada. Bediüzzaman’da diyor “kader” diyor “o şekilde tecelli etti” diyor “çünkü mezaristanları da oradadır. Orada Cenab-ı Allah onlara bir vatan gösterdi” diyor” vatan oluşturdu” diyor. Küçük bir toprak parçası orada yaşıyorlar. Artık orada da rahat dirlik verilmezse, çok ayıp. Alman harbini gösteriyor bir televizyon kanalında, çok şahane bir film. Orada gördüm, Musevi kadınları, yazık, çırılçıplak soymuşlar kadınları, kucaklarında çocuklar, sırf Musevi diye, başka bir konu yok. “Dizilin” diyor, binlerce Musevi hanım, önce toprağı adamlara kazdırıyorlar koskoca çukur yapıyorlar, “şimdi gidin içine girin” diyorlar, hepsi giriyorlar, sonra da kurşunluyorlar bir yandan da toprakla üstlerini örtmeye başlıyorlar. Bu çok büyük bir zulüm. Peygamber soyudur, bu ne uğursuzluktur, bu ne anormal harekettir. Bırakın yaşasınlar orada. Moşiyah geldiğinde çok rahat edecekler. Bütün bölgede istedikleri gibi yaşayacaklar. Ama Moşiyah’a özlem duymaları çok önemli. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuruna, İmam Mehdi’nin, İmam Muhammed Mehdi’nin zuhuruna özlem duymaları ve Allah’tan bunu istemeleri gerekiyor. Muhammed Mehdi zuhur ettiğinde bütün çileleri ıstırapları bitmiş olacak. Surlar yıkılacak, kapılar açılacak, yeniden Hz. Süleyman’ın Mabedi kurulacak. Tevrat’ta Hz. Davut (a.s) için Cenab-ı Allah “sen” diyor “o mabedi yapamayacaksın” “senin öz torunun yapacak” diyor, inşaAllah Moşiyah, Hz. Mehdi (a.s), öz torunu. Senin soyundan, ıtrinden gelen Muhammed Mehdi yapacak. Bu gün Tevrat okuyordum da orada gördüm. Altını da çizdim, inşaAllah. Gerçi bağnazlar Tevrat’tan (haşa) nefret ederler. Hiç aman aman yani böyle bir kafir kitabı gibi görüyorlar Tevrat’ı.  Halbuki Allah Kuran’da Tevrat’a gönderme yapıyor. “Tevrat’ı açıp bakın” diyor “orada delil var” diyor Allah. Bir şey söylüyor Cenab-ı Allah ayette, Tevrat’ta delili var diyor. 

Evet, dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam Cumhurbaşkanı Gül Roma büyükelçiliğimizde Türk ve İtalyan iş adamlarıyla bir araya geldi. Avrupa Birliği’ne ilişkin bir soruya da; “En yoğun ilişkilerimiz görüldüğü üzere Avrupa Birliği ülkeleriyle. Dondurulmuş yolları açın bizde yolumuza devam edelim” karşılığını verdi.

ADNAN OKTAR: Güzel söylemiş. Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Dün Halep’te Esad güçleri tarafından yapılan varil bombalı saldırıda 32 kişi daha hayatını kaybetti Hocam.

ADNAN OKRAR: İşte her gün cinayet işler bu adamlar. Hz. Mehdi (a.s)’a, Cenab-ı Allah dünyayı zorluyor. Hz. Mehdi (a.s)’ı arayın bulun diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın taklitlerini de Allah eziyor. Ortadoğu’da da o IŞİD var ya hep Hz. Mehdi (a.s) taklidi olarak ortaya çıkıyorlar. Onların başı da ben Mehdi’yim diye çıkmış. Diğeri çıkıyor “ben Mehdi’yim” diyor. Her Hz. Mehdi (a.s) taklidi ezilir. Allah’ın planını bozmaya kalkarsan, Allah’ın kaderini bozmaya kalkarsan, Allah’ın kaderine kendince sahte kader çıkarmaya kalkarsan, sahte Mehdiyet’le sahte sistem kurmaya kalkarsan, Allah esirgesin, Allah insanın başına geçirir. Doğru Mehdi’ye, doğru şekilde bağlanmak lazım, başka bir yol yok. Hz. Musa (a.s) döneminde de Hz. Musa (a.s)’a bağlanacaksın, yoksa felaket. O zaman da sahte peygamberler çıkmıştı Hz. Musa (a.s) devrinde, hep belayı bulmuş, hep belayı bulmuş. İlla ki Hz. Musa (a.s)’ın kendi olacak. Resulullah (s.a.v.) zamanında da sahte peygamberler çıktı hep helak edildiler. İlla ki gerçek peygamber.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnsan Hakları İzleme Örgütü raporunda Temmuz 2012 il Temmuz 2013 arasında Şam ve Hama’da muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde hükümet birlikleri tarafından bazı mahallelerin buldozerle yerle bir edildiği ifade edildi Hocam.

ADNAN OKTAR: Buldozer en hafif hareketlerden bir tanesi, adam varil bombasıyla yerle bir ediyor. Buldozerle yine bir kaçma yolun olur, varil bombasında o da yok. Ani tepeden inip darmadağın ediyor. Çoluk çocuk insanlar enkazın altında kalıyorlar.

AYLİN KOCAMAN: Özellikle sivil hedefleri hedeflediği tespit edilmiş Hocam.

ADNAN OKTAR: Mehdiyet’i tanımıyorum, anlamıyorum diyen anlayacak. Ortadoğu’da olay Mehdiyet. Bütün bu savaşlar mesela bak IŞİD şu bu kime baksan El-Kaide, Suriye hepsinde Mehdilik ana tema. Ama sahte Mehdilik’ten kaynaklanan ıstıraplar çekiyorlar. Sahte Mehdiyet olmaz, gerçek Mehdiyet olacak.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Yermük Mülteci kampında Birleşmiş Milletler tarafından 1026 paket gıda maddesi dağıtıldı. Ancak çevreden silah seslerinin yükselmesi üzerine dağıtımın durdurulduğu belirtildi. Yermük kampında ki açlık sorununa cevap verilebilmesi için kampın sürekli giriş izninin verilmesi ve güvenliğin sağlanması gerektiği açıklandı. 

ADNAN OKTAR: Taksit taksit olacak bir şey değil ki. Yermük tamam da, Suriye’nin tamamı kan gölü. Şimdi burada anlatılınca insan zannediyor ki, sadece Yermük’te. Bütün Suriye’de oluk gibi kan akıyor. Her mahallesi her sokağı oluk oluk kan akan çeşme gibi. Yermük’le konu bitmiyor ki. Irak’ta da her gün bombalar patlıyor. Her yer birbirine girmiş vaziyette.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, sizin yabancı yerlerde çıkan yazılarınızla ilgili örnek okuyacaktım, inşaAllah. Şöyle: Bir tane El-Kuds El-Arabi, 1989 yılından beri Londra’da basılan Filistinlilere ait bağımsız ve günlük Arap gazetesi. Sizin de El-Kuds’ta “Politika adına kardeşlik bağları kopmasın” başlıklı bir makaleniz yayımlandı. Bu makalede Mısır’da ki olaylardan örnek vererek politik manevralarla sadece geçici başarılar kazanılacağını anlatıyorsunuz. Ayrıca baskı ve yasaklamaların öfke artırıcı olduğunu, çözüm değil nefret üreteceğini, çözümün ise ancak eğitimle olacağını anlatıyorsunuz Hocam. Kardeşliklerin politik hamlelerle bozulamayacağını ve Türkiye’nin barıştırıcılık vasfını üstlenmek zorunda olduğunu ifade ediyorsunuz bu yazıda. İkinci olarak; Burma Times, Almanya’da ki Burma Rohingya derneğinin çıkardığı bir internet gazetesi. Arakanda son haftalarda yeni bir zulüm politikası başladı bildiğiniz sizin de söylediğiniz gibi. Siz de “Rohingya halkından Birleşmiş Milletler yardım çığlığı” başlıklı makalenizde bu zulmü durduracak çözüm yolları gösteriyorsunuz. Bu şekilde birkaç örnek vardı.

ADNAN OKTAR: “Canım Sultanım kelimeler yetmiyor size olan sevgimi anlatmaya. Çok şıksınız. Gömleğinizin rengi, mendiliniz müthiş. Böyle güzel renklerin uyumu bir tek sizin üzerinizde müthiş güzel maşaAllah, elhamdülillah. Ellerinizden öperim” diyor. Estağfirullah, biz sizin ellerinizden öpüyoruz.

Ümit Ata, Sevgi Sönmez, hepsi iltifat ediyorlar.

“Nur yüzlü, geniş gönüllü, canlara can olan, gönüllere ilaç olan canım Sultanım. Hocam benim niyetim Allah’ın rızasını kazanmak. Bazen şiddetli sinirlilik halleri, kocam ve çocuklarımı istemeden üzmüş oluyorum, pişman oluyorum. Fakat iş işten geçmiş oluyor. Hocam sizden hikmetli tavsiyenizi, kabul ve şayan dualarınızı istirham ediyorum.” Allah sana hidayet versin, kalbine ferahlık, suhulet versin. Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak lazım. Mesela Allah’ın bize hiddet etmesini istemiyoruz biz, sen de hiddet etme. Allah’ın bizi affetmesini istiyoruz yani “affeder” diyoruz değil mi? Bayağı güveniyoruz Allah’a. Sen de aynı, Allah’ın ahlakıyla ahlaklan ve affet insanları. Allah’ın bize yardım etmesini istiyoruz, sen de insanlara yardım et. Mesela aç kaldığında, imkansız kaldığında diyoruz ki; “Allah bize yardım etsin” diyor insan, değil mi? Sen de açlara yardımcı ol. Mesela ölen bir insana Allah’ın yadım etmesini istemesi gayet gerekli bir şey. Ölmek üzere olan, sıkılan bir insan, zor durumda olan bir insan “Ya Rabbi beni kurtar” diyor. Müslüman da ilgilenmiyorsa, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmamış demektir. Allah’ın ahlakını almak lazım. Allah ahlakıyla ahlaklanmak lazım. O zaman olur. “Ben insanım, sinirlenebilirim” diyor. Cenab-ı Allah’ın aynı şekilde sana muamele etmesini istiyor musun? “İstemem” diyor. Bu egoistlik. Allah’ın her halükarda seni affedeceğini düşünüyorsun. Karşıdaki insan da her ne olursa olsun, insan. Mutedil, itidalli bakıştan ayrılmamak lazım. Ne kadar sinirlenirse sinirlensin insan, diyecek; “Bu, Allah’ın yarattığı bir kul. Kaderiyle hareket ediyor, acz içinde, kim bilir nasıl bir ruh halinde yaratıldı? Özel bir boyutta da yaratılmış olabilir, özel bir hayat boyutunda olabilir, ben bu insana karşı şefkatli olayım” demesi lazım.

“Üç günde, üç yıl gençleşmişiniz canım Hocam, maşaAllah” diyor.

“Gözümüz aydın, son torba yasayla hırsızlık, yolsuzluk bitti. Bundan sona hiç haberimiz olmayacak. Budur işte” diyor. Uboz Kurt. Torba yasa niçin? Hırsızlığı örtbas edecek bir şey yok orada. Daha demokratik benim gördüğüm. Daha zulmü engelleyici, daha oyunu engelleyici bir yapı gösteriyor. Mesela bazı hakimlerin kendi kafasına göre hareket etmesini engelleyecek bir şey. Adam mesela tek hakim, karar veriyor, konu bitiyor. Ama bak şimdi heyet halinde karar veriyorlar, daha güzel. Bu sağlam, senin için de iyi bu Uboz Kurt, senin için de iyi. Başına gelecek belalardan Allah seni koruyor.

“Dünya tatlısı aşkım, göz bebeğim canım sevgilim; süt gibi tertemiz masumsun” diyor. “İnsanların çoğu böyle bir hayat olduğunu bilmedikleri için, saf olarak Allah için yaşamayı bilmedikleri için sizin de hizmetlerinizi para karşılığında yaptığınızı iddia ediyorlar. Bunu iddia ederken paradan bahsederken yüzlerinde o kadar kötü bir ifade oluşuyor ki, onları görünce size bir kere daha aşık oluyorum.” “Para için İslam’ı anlatıyorsun” diyor ama bunlar da sürekli bizden para istiyor bunu iddia edenler. Biz para verelim demiyoruz bunlara zaten. Sürekli benden para istiyorlar. “Masumiyetiniz içimi ferahlatıyor. Allah’a çok şükür ki ben sizinle aynı zamanda yaratılmış ve sizi Allah bana bir alim olarak nasip etmiş” diyor. Estağfirullah.

“Hocam” diyorlar bize hep, “yeni yeni kanallar açın, karasal yayına geçin, tesisler kurun” falan. Allah razı olsun. Yaparız, inşaAllah. “Paris’in merkezinde büyük bir kültür merkezi açın” diyor. İnanamıyor. “Niye duruyorsunuz ki?” diyor. Para bizde böyle tır hesabıyla, tırlar dolarla dolu; “Niye harcamıyorsunuz? Niye yapmıyorsunuz?” diyor.

Sayın Adnan Bey, dinler arası diyalog iyi de, biraz da mezheple arası diyalog gerekmez mi?” Doğru söylüyorsun. Asıl Müslümanlar arası diyalog bağlantı olması gerekiyor. Müslümanların birbiriyle bağlantısı yok. Bir acayip durum.

“Soru önergelerinin haberleri bile yasaklanırken demokrasiden bahsediyorsunuz.” Umut Barış Karataş Ubkdiver. “Soru önergelerinin haberleri bile yasaklanırken” Nasıl yasaklanıyor? Var mı öyle bir şey, yasaklama?

DİDEM ÜRER: Davalarda gizlilik olduğu için mi kastediyor acaba? Yoksa genel olarak mı?

SERAP AKINCIOĞLU: Basın odası katılmıştı bir ara, ondan bahsediyor olabilirler mi?

ADNAN OKTAR: Biz şeffaflıktan yanayız. Baskıdan yana değiliz.

DİDEM ÜRER: Muhtemelen fezlekeleri kastediyor olabilir, bu bakanlarla ilgili.

ADNAN OKTAR: Biz alabildiğine şeffaf, alabildiğine halkı bilgilendiren, halkın da alabildiğine özgür olduğu bir Türkiye istiyoruz. İnternete istediği gibi girsin konuşsun, istediğini anlatsın. Yani ben hükümetin o tavırlarına taraftar değilim. Ama yıkıcı internette hakaretamiz yazılar, konuşmalar bunları kaldırıyorlar. Güzel o. O senin de lehine. Sana küfretseler ister misin? İşte süratle kaldıracaklar. Eskiden haftalarca duruyordu çarşaf çarşaf, mahkeme kararıyla atı alan Üsküdar’ı geçiyor, adam zaten hakaret etmiş oluyor. Kalksa ne olur, kalmasa ne olur? Şimdi de süratli yapacağız ama yine de o sürat yeterli değil. Aslında en fazla yarım saat, bir saatte kalkması lazım. Mesela bakacak yetkili, diyeceksin ki, “İnternetten bana şu adam kötü söz söylüyor.” Bakacak ilgili kişi tak düğmeye basıp kapatacak. O kadar. Süratle yani yıldırım hızıyla olması lazım. Ama şu an öyle bir şey yok. Genelde iltifat eden, gönül alıcı konuşmalar yapan kardeşlerimizin yazıları var. Soru olarak nadir.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz bir rüya görmüş, onu soruyor Hocam. Hz. İsa (a.s)’ı görmüş rüyasında, konuşmuşlar büyük bir salonda, perde arkasından konuşmuş Hz. İsa (a.s). “Acaba Hocamız bir yorum yapar mı?” diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Hz. İsa Mesih (a.s) hazır ortama gelecek. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın gayretiyle-Şiloh’un gayretiyle ilgili bir şey. Hz. İsa Mesih (a.s) ancak siyasi faaliyet yapabilir. Dini faaliyet yapsa hemen fark edilir. Ve bayağı da bir olay çıkartırlar. Gizliliğinin önemli bir nedeni de bu. Yani Mehdiyet açık galibanedir. Ama Hz. İsa Mesih (a.s) gizli galibane faaliyet yapar. Fakat “daha ziyade siyasi faaliyet yapacak” diyor Bediüzzaman. Dolayısıyla şu an fark edilmesi çok güç. Bayağı güç. Küçük bir cemaat zaten. İleride asıl gücü ortaya çıkacak Hz. İsa Mesih (a.s)’ın, şu an değil. Şu an hafif olur gücü. Hz. Mehdi (a.s)’ın gücü şu an güçlü. Dünyada hissediliyor yani, inşaAllah. O da gittikçe tırmanacak yani bu yıl, bir dahaki yıl, ama büyük olaylarla. Mehdiyet öyle çalışmayla, gayretle olacak bir şey değildir. Yani insanlar zannediyor ki, adam çıkar cemaat oluşturur, işte siyasi oluşumlar da oluşturup para toplar, banka kurar, bir şeyler yapar, ekonomik kartel haline gelir, dünyanın önemli liderleriyle görüşür, kaşını gözünü de Hz. Mehdi (a.s)’a göre ayarlar, “ben Mehdi’yim” diye ortaya çıkar. Böyle bir Mehdiyet yok. Olsa olsa, Hz. Mehdi (a.s)’a yardımcı olmuş olur. Mehdiyet için Hz. Mehdi (a.s) olarak yaratılmak lazım. Çünkü Mehdiyet’te büyük felaketler, büyük olaylar, Allah tarafından yaratılıyor. Yoksa Mehdiyet oluşmuyor. Yani büyük felaketler olmadan Mehdiyet oluşmaz. Yani mecburen oluyor. Mesela Suriye, mahvoluyor Suriye, kaderinde. Irak mahvoluyor. Fas, Tunus, Cezayir her yerde olaylar olacak. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişi için, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru için bu kanun, Cenab-ı Allah’ın kanunu.

Ahir zaman o kadar acayip ki, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadisleri ve mucizeleri bizden başka anlatan yok. Koskoca dünya, milyarlarca insan var, yüz milyonlarca Müslüman var, Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatan yok. Peygamber (s.a.v.) müjdelemedi mi? Yüzyıllarca her gün gündemde tutmadınız mı? Ve bakın burada çok önemli bir şey var; Peygamber (s.a.v.)’in dedikleri aynısıyla çıkıp mucize oluyor. Kanallara çıkıyorlar, “Hz. Mehdi (a.s)’la ilgili konuşacağız” diyorlar, halk da oturuyor koltuklarında, “Hz. Mehdi (a.s)’la ilgili konuşacaklarmış.” Marulun faydalarından bahsetmeye başlıyorlar. Yani çok samimiyetsiz bir hareket. “Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedeceğim” dediğine göre, anlat. Alametlerini anlat. Niye korkuyorsun alametlerinden? De ki; “Böyle garip düşünceleri var bu insanların” dersin, “Böyle alametler çıkacakmış güya, “Böyle anlatıyorlar, bu da olmadı” dersin. Ve bizi de susturmuş olursun. Böyle yapmıyor. Sadece “Hz. Mehdi (a.s) çıkmayacak” diyor. Madem yanlış söylüyoruz, söyle yanlışı; bütün dünya duysun. Konuyu kökünden halletmiş olursun. Daha ne istiyorsun? De mesela, “Lulin iki uçlu kuyruklu yıldızı, bu hurafe. Böyle bir şey yok” dersin. “Çıkmadı ayrıca” dersin. “On beş gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak diyorlar, böyle bir şey yok” dersin. “Yalan” dersin. “Irak işgal olacakmış. Afganistan işgal olacakmış. Yalan” dersin. “Kabe’de kan akıtılacakmış. Hac engellenecekmiş. Yalan” dersin. “Fırat’ın suyu kesilecekmiş. Yalan” dersin. Hepsine yalan de, çık. Ödleri kopuyor. Kesinlikle söyleyemiyorlar. Sadece Mehdi (a.s)’in gelmeyeceği söylenebiliyor. Tamam da, gelmeyecekte, dersin ki; “Bak insanları böyle kandırıyorlar, böyle hurafeler var” dersin, halk aydınlanır. Gelmeyecek demeyle inanır mı insanlar öyle? Sen yalan söylediğini vurgulasana, ne güzel. Yap bakalım. Ama söyleyemiyor ki, söylediğinde, halk Hz. Mehdi (a.s)’ın varlığına kesin kanaat getirecek. Ödleri kopuyor, yani bir şekilde engellemek istiyorlar. Yalan da diyecek, onu da diyemiyor. Dedi mi daha fazla yayılacak. En fazla başka konulara geçiyorlar. “Hz. Mehdi (a.s)’dan anlatacağız” derken, hava durumuna geçiyor. Olmaz. Ve dünyanın hemen hemen her yerinde bu böyle. Hz. Mehdi (a.s) örtbas ediliyor. Deccaliyet örtbas ediliyor, süfyan örtbas ediliyor, Yecüc Mecüc, dabbet-ül arz örtbas ediliyor.

Şeyhimiz Sultanımız bugün iyiymiş, maşaAllah.

Seyyid Salih Özcan Ağabey’in durumunda değişiklik yok. Kardeşlerimiz dua etsinler de Ağabey’imize, Allah ona ferahlık versin. Güzel bir imtihanla imtihan oluyor. İnşaAllah, onun Allah makamını cennet eder. Ama çok mükemmel, nefsiyle mücadele halinde şu an. Mükemmel imtihanla imtihan oluyor. Ne mutlu ona, bütün ömrü imtihanla geçti. MaşaAllah.

Menderes Karcı, telefon numarasını da vermiş. “Gündemi en doğru ayrıntılarıyla değerlendiren tek kişi ve tek program sizsiniz. Bu yönden teşekkür ederim.” Vardır tabii yapanlar, doğru anlatanlar, güzel anlatanlar vardır.

“Mehdiyet zuhur ettiğine göre cemaatler yavaş yavaş yok olacaklar mı?” Cemaatlerin yok olması için bir neden yok. Mehdiyet’te birleşeceklerdir. Daha aktif, daha canlı, daha şevkli olacaklardır. Cemaat niçin yok olsun? “Bu konuda neler söylersiniz?” Mesela Süleymanlı daha aktif, daha akılcı, daha şevkli olur. Nurcu, Nur talebeleri daha aktif, daha akılcı, daha şevkli olur.

"Özel yetkili mahkemelerin kalkması doğru mu Hocam?" Gecikti bile, tabii öyle olması lazım normal mahkeme vardır özel yetkili ne gerek. Başından beri söylüyoruz bunu, üç yıl önce söylemiştim.

Çetin Yılmaz, Çetin Eylül: “Bizde insanları affetmeyiz derken, neyi kastediyorsunuz" diyor. Affetmek ibadet. Kuran'da Cenab-ı Allah affı önemli bir ibadet olarak birçok yerde Kuran'da vurguluyor. Mesela Müslüman sabrı tavsiye ediyor, hakkı tavsiye ediyor. Ve hem affediyor, hem affedilmeyi tavsiye ediyor. Af olmazsa güzel ahlak olmaz, öbür türlü kin ve nefret olur. Af için irade gerekiyor. Mesela sevdiğini af edersin, yanlış yapanı af edersin. Küfürde af olmadığı için sevemez birbirlerini bağlantıyı devam ettiremezler. Aşkın anahtarıdır, tutkunun anahtarıdır af. Af olmadığında, on dakika götüremezsin, sevgiyi bir gün bile götüremezsin. O yüzden affı bilmeyen insanlar hep yalnız yaşarlar; iki kişi, üç kişi arkadaşı vardır. Bir tane sırdaş arkadaşı vardır o da ihtiyatendir her an harcayabileceği gibidir. Bir tek annesine güvenir, bir kısmı babasına güvenir birçok insan böyledir. Af yoktur bir yanlış gördü mü, bir hata gördü mü nefret eder, küser, darılır, içi nefretle dolu olur.

Mesela Cenab-ı Allah yedinci sürenin yüz doksan dokuzuncu ayetinde "Sen af yolunu benimse, İslam'a uygun olanını emret, cahillerden yüz çevir" "Sen af yolunu benimse" affet" İslam'a uygun olanını emret" bizim yaptığımız o " Cahillerden yüz çevir" Onlarla muhatap olma, cahil bir münasebetsizlik yaptığında onun etkisinde kalma. Yirmi dördüncü sürenin yirmi ikinci ayetinde" Sizden faziletli ve varlıklı olanlar yakınlara, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar" Malı dağıtsınlar, parayı dağıtsınlar kimlere?"Yakınlara, yoksullara" yok bir şeyi azda olsa ona yardımcı olmak. "Allah yolunda hicret edenlere" mesela ayrılmış gelmiş, Allah için yanına gelmiş, Müslümanların yanına gelmiş, hicret etmiş onlara. "İhsan etmekte eksiltme yapmasınlar " Ne diyor ayet arkasından? "Affetsinler" ibadet, “affetsinler ve hoş görsünler" Güzel gözle baksınlar. Mesela aşkın anahtarı bu, gitti mi bitti. "Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah bağışlayandır, esirgeyendir" “Siz bağışlarsanız Allah da sizi bağışlar” diyor. Sen bağışlamıyorsun Allah’tan bağışlamasını nasıl istiyorsun? Evet, kardeşimiz bilmediği için affetmenin mantıksız olduğunu zannediyor Çetin Yılmaz. "Bizde insanları affetmeyiz derken neyi kastediyorsunuz?" diyor. "Bu nasıl oluyor?"diyor. Herhalde hiç böyle sistemi yok mübareğin, Çetin’in.

Avukat Mehmet Baş "Adnan Hocam” diyor, “bu kadar güzel hanımları nerden buluyorsun?" diyor. "Allah aşkına bir bilende var mı?" diyor. "Bana söylesin" diyor. Allah gönderiyor, Allah gönderiyor. Hz Süleyman (a.s)'a dünyanın en güzel kadınları gelmişti, en güzel kadınları. Çok seviyordu kadınların güzelliğini, Allah da ona bol bol gönderiyordu. Sanattan, güzellikten, estetikten çok hoşlanıyor. En güzel atlar ona geliyor, en güzel kuşlar ona geliyor, seviyor. “Kuşların dilini biliyordu” diyor Allah. Heykeller, resimler sanat atölyesi gibi sarayı, sanat sergisi gibi. Havuzlar, bahçeler aşk insanı. Allah'ta ona bol bol vermiş, maşaAllah güzellikleri.

Hamza Çakır, 55; "Karasal yayın fikri fena değil aslında" diyor. Helal olsun sana.

Safa Şener; "Kanalınızda program yapmak istiyorum, bu hususta bilgi edinebilir miyim? Saygılarımla iyi çalışmalar" diyor, Safa Şener. Allah razı olsun, niyet etmen bile güzel.

"İnsanlar sapkınlığa girdikleri zaman onları doğudan çıkacak" bak doğudan çıkacak "İsyanları sebebiyle" Allah'a isyanları, İslam'a inanmıyor, Kuran'a inanmıyor, Darwinizme, materyalizme inanıyor, "kimisini maymun şekline sokacak" Adam diyor ki; "Ben maymundan geldim" diyor "ben maymunum" diyor. "Atamda maymun, bende maymunum "diyor. Hadiste ne diyor; "Kimisini maymun şekline sokacak" Çünkü onu demesiyle o tamam olmuş oluyor. Çünkü "ben maymunum" diyor. "Babamda maymun, ben de maymunum" diyor. İfade önemlidir orada, ifadesiyle kabul etmiş oluyor maymun olmayı. Ne diyor hadiste; "Kimisini maymun şekline sokacak, kimisini de yerin dibine batıracak." Yani utandıracak, mahcup edecek anlamına da geliyor bu. "Yerin dibine batıracak olan kızıl bir rüzgarla” Komünizmle “bilgilendir” diyor Allah. "Kızıl bir rüzgar" tam ismiyle, cismiyle tam tarif etmiş Peygamberimiz (s.a.v.) Darwinizimin, materyalizmin, komünizmi getireceğini açıkça belirtiyor. Bak kızıl diyor. Sonra kızıl ismi kondu, onlar bilerek koymadılar Komünizme kızıl ismini. Mesela kızıl Çin, kızıl Ordu, kızıl komünistler sonra bu isimler kondu. Mesela kızılların saldırısı deniliyor. Mesela Komünist bir saldırı olduğunda, o şekilde söyleniyor. Ed Deylemi’de geçiyor. "Ganimet, zenginlik yalnız zenginler arasında dolaşan sermaye birikimi ihtiraz edildiği zaman felaketleri bekleyin" diyor. Kapitalizmin geliştiği zaman. Hemen arkasından Kapitalizmin bahsediyor. Yani "büyük sermaye guruplar, karteller oluştuğu zaman, para fakirlere de dağıtılmadığı zaman. Sermaye halkın arasında yayılmadığı zaman felaketleri bekleyin" diyor. "Emanetin ganimet" mesela emanet veriyor, adam ganimet gibi el koyuyor, bir daha vermiyor. "Zekatında altından zor kalkılacak bir borç olarak ittihaz edilmesi" yani büyük bir bela gibi görülmesi. Para dağıtmanın, Allah rızası için insanların sevindirmenin bela gibi görülmesi. "Dini eğitime önem verilmemesi " ahirete inanan, dünyaya da bağı olmayan insanlar için önemli bir bilgi. Ama Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bak nasıl açıklıyor. "Bu olaylar "diyor Tırmizi de" Hz. Mehdi (a.s)'ın çıkış alameti ve kıyamet alametidir" diyor. Dine önem veren, İslam'a önem veren için bak her türlü bilgi var. "Erkek zevcesine, hanımına itaat edip annesine karşı geldiği zaman" hakikaten karısına çok düşkün oluyor ama annesinden nefret ediyor. "Arkadaşını yaklaştırıp, babasını uzaklaştırdığı zaman" mesela arkadaşının yanında babasına saldırganlaşıyor, arkadaşı için babasına hakaret edebiliyor. "Mescitler de sesler yükseldiği zaman " mesela Kuran okuyorlar adam konuşuyor, tavanın süsünden bahsediyor, nakışlarından bahsediyor, bağıra bağıra konuşuyor bir uğultu oluyor. Mescitlerde sesler yükseldiği zaman şu an ahir zaman da oluyor işte bunlar. "Kişiye şerrinden korkulduğu için ikram edildiği vakit" mesela adam pislik ve tehlikeli oluyor. İnsanlar çekindiği için onun dediği gibi hareket ediyorlar, ona göre hareket ediyorlar. Ya hediye veriyor, ya nezaket gösteriyor, para veriyor bir şekilde destekliyor çekindiği için. Bu da, kıyamet alametidir diyor Hz. Mehdi (a.s)'ın çıkış alametidir diyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.).

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin faaliyetleri vardı Hollanda'dan. Hollanda'da bir kardeşimiz oğluyla birlikte çok sayıda kitap dağıtmış. Dün Ankara'da kardeşlerimiz, Sanatoryum Caddesi’nde bin yüz adet A9 TV ve Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmışlar. Adapazarı'nda ki kardeşlerimiz ev sohbeti yaparak Kuran'dan, Kuran ve sizin kitaplarınızdan okumuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah Allah şevklerini artırsın. Evdeki nurani yet çok güzel, evdeki insanlarda çok nurlu Allah ilim, irfan, feyizlerini artırsın.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Resimlerini gönderecekler de birazdan Başbakanımız bir eve ziyarete gitmiş, orada bir dedenin sakallarını sevmiş resimlerini gönderiyorlardı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Tayyip Hocam böyle delikanlıdır, dürüstlüğü güzel. Burada da halk insanı olduğu, Anadolu delikanlısı olduğu görülüyor. Allah Şevkini artırsın.

DİDEM ÜRER: Hocam bir de Başbakanımız İran'a gittiğinde "İkinci evim de gibiyim" diye açıklama yağmıştı o konuda çok eleştiri aldı, baya tepki gösterdiler.

ADNAN OKTAR: Niye çok güzel konuşmuş? Yok yok yok yok Tayyip Hocam doğru konuştun, rahat ol, çok güzel tabii ki ikinci evin. Müslüman kardeşi Şiiler’e karşı kalbindeki muhabbeti göstertmiş, ikinci evim süper olmuş. Konuşanlar önemli değil. Konuşanlar samimi konuşmamış oluyorlar. Yaptığı hareket Müslüman'ca, Kuran'a uygun, Allah'ın beğeneceği bir hareket. Mühim olan Allah'ın beğeneceği bir üslup kullanmış olması. İnsanların rızası hiç önemli değil. Elli kişi, yüz kişi beğenmemiş olabilir. Nefis konuşmuş tekrar tekrar tebrik ediyorum, çok çok güzel konuşmuş, Allah razı olsun, diline sağlık maşaAllah güzel konuşmuş. Ne kadar samimiyetsizlik ya lafa bak "Yanlış konuşmuş" kardeşim Müslüman kardeşinin evine gitmiş, ne kadar güzel söz etmiş. Şii kardeşlerini bağrına basıyor ne güzel konuşuyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocam bir de siz zaten biliyorsunuz, otuz milyona yakın Türk asıllı vatandaş yaşıyor orada.

ADNAN OKTAR: Ne fark eder kardeşim Türk olsun, Kürt olsun hepsi Müslüman evladı. Hepsi Müslüman ümmetinden. Kürtleri de seviyoruz, Türkleri de seviyoruz, Persleri de seviyoruz hepsini seviyoruz. Ama her yönden hakikaten Türkiye'nin bir parçası. Yöneticilerin büyük bir bölümü Türk hakikaten. Mesela İran istihbaratı hep Türklerle dolu. İran ordusunun bütün önemli subayları hep Türk, yöneticileri Türk. Hayır olmasa da fark etmez Türk de, Çerkez'de olsa. Fakat Türkiye'nin bir parçası gibi, kardeşleri gibi, tabii orada biz asıl Müslüman kardeşliğinin üstüne duruyoruz. Müslüman kardeşimiz onun için ikinci evim diyor. Kavmi açıdan demiyor. Kavim açısından tabii ki insanın çok hoşuna gider kendi kavminde hemşerileri olması güzeldir. Ama imanlı hemşeri olduğu için seviyorsun, oradan bir güzellik oluyor. Tayyip Hocam'a böyle çok gereksiz, anormal yaklaşımlar sergiliyorlar. Şurada ki samimiyetsizlikten anladım. Çok güzel bir şekilde söylemiş takdir et kardeşim. İnanılır gibi değil ya sen bu sözü beğenmediysen neyi beğeneceksin ben düşünemiyorum.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mesela Hocam Başbakanımızın İran ziyaretinde odada Türk bayrağı olmaması konusu eleştirildi. Halbuki İran genelde hiç bir zaman bulundurmuyor. Türkmenistan ziyareti olduğunda sanki orada bayrak varmış gibi bir haber yapılmış. Sonradan photoshopla eklenerek, bayrak bu şekilde eleştirilerde yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim buraya getirip bayrak koyun nasıl desin Başbakan. Oranın neyse adabı usulü o. Onlarda buraya geldiğinde Türk bayrağı var adam onun altında oturuyor nezaketiyle. Buraya İran bayrağı koyun demez adam. Öle şey olur mu? Herkesin bir adeti vardır, üslubu vardır, adabı vardır. O neyse ona uyuyor.

DİDEM ÜRER: Putin'de de yoktu bayrak, dediğiniz gibi hiç kimsede kullanmıyorlar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim hiç bir yöneticide yok. Anladım Tayyip Hocam'a kafayı takmışlar, çok samimiyetsizler. Bunu bazen milletin daha çok görmesi gerekiyor, insanların daha çok görmesi gerekiyor. Bu Anadolu delikanlısı, bu yiğidi kendilerince yalnız gördüler. Abuk subuk bahanelerle etkisiz hale getireceklerini zannediyorlar. Daha fazla oy oranı artar, daha fazla destek olur. Bıraksınlar bunları bunlar çok samimiyetsiz izahlar. Samimi eleştirin ben de yanınızda olayım. Çok samimiyetsiz insaf artık yani. Kaşın üstünde gözün var, gözün üstünde kaşın var bunlar laf mı?

DİDEM ÜRER: Hocam Hollanda'dan Necati kardeşimiz, eşiyle birlikte beş yüz adet "Evrimin Geçersizliği" ve "Gerçek İslam" broşürleri dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Aslan aslan onlar, maşaAllah aferin. Bu soğuk havada canlarım benim şevkle devam ediyorlar, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Otuz ocak Perşembe günü Malatya Yeni Camii önünde bir kardeşimiz ablasıyla birlikte A9 TV broşürü ve kitap hediye etmişler vatandaşa, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah aferin.

DİDEM ÜRER: Çorum'da salı gündüz ve akşam Mustafa Üstün Hocamız'ın öncülüğünde Kuran sohbeti yapıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Ah benim canlarım, ah benim aslanlarım bir kısmı maşaAllah. Bak çarşaflı olan var, başı açık olan var, annelerimiz var hepsi nur gibi tertemiz Müslümanlar. Mustafa Üstün Hocamız da, ahir zaman evliyalarından. Bak canlarıma benim maşaAllah, Allah ilimlerini, irfanlarını artırsın nurlarını artırsın.

DİDEM ÜRER: "Aramıza katılan yeni kardeşimizle sohbetlere devam ediyor" diyorlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Samimi olan herkesi davet etsin, samimi, samimiyse, elinde, yüzünde nur varsa samimiyse tamamdır, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Sonda Viyana’dan üç kardeşimiz Haubt Üniversitesi’nde çok sayıda CD ve kitap dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Aman Allah'ım nasıl güzelmiş onlar, nasıl güzellermiş. MaşaAllah, Allah şevklerini artırsın çok güzel.

Umut Ayaz, Umut Ayz; "Hocam, insanlar çok kötülük yaptıktan sonra tövbe edip geri dönebilir mi, Günahları af olur mu?" Cenab-ı Allah sürekli Allah'tan af dileyin diyor. Sürekli Müslümanların dilinde bir ibadettir af istemek Cenab-ı Allah'tan estağfirullah estağfirullah estağfirullah diyoruz. Cenab-ı Allah, Gafur ve Rahim'dir. Zaten af istememiz bağışlanma alameti, inşaAllah. Onu söyletiyorsa Cenab-ı Allah, Allah söyletiyor zaten. Affetmek istiyor ki söyletiyor, inşaAllah.

Hasibe Akdaş, Hasibe Emin; "Hırsızlıkları, rüşvetçileri, kul hakkı yiyenleri, vampirleri affedelim mi?" Olur mu öyle şey? Kanun hukuk ne diyorsa, o olacak. Alır hapse korsun. Ama mahkeme karar verecek, Yargıtay onaylayacak gidip yatacak. Nerenin affı o kamu hukuku sen şahsi konunu affedebilirsin ama o kamu hukuku. Kamu hukukunda sen affedemezsin.

Emir Babürhan bir; "Şeffaflık istiyorsunuz da yolsuzlukların yargılanmasına izin verin." İzin verin derken, kanun zaten yargılayacaktır, mahkemelerin görevi bu. Ama herhalde yargılama olmayacak diye mi korkuyor arkadaş? Bu çok yanlış anlaşıldı bu son değişikliklerin yargılamayı ortadan kaldırmak, ört pas etmek için yapıldığını zannediyorlar. Halbuki onun tam aksi, daha akıcı olmasını sağlayacak bir sistem bu. Daha net ve daha kesin olmasını sağlayacak bir sistem. Dosyalarda ortada, hiç bir şey kaybolmaz. O dosyalar su değil ki buhar olsun duruyor kaybedemezsin onu. Kopyası var, aslı var nereye kaybediyorsun. Yargılamalar mutlaka olur ama biraz süratli olmasını sağlayabilir belki Tayyip Hocam. O kamuoyunda bir ferahlık meydana getirebilir. Hepsi süratle yargılanamaya başlansın.

“Adnan Hocam, İslam’ı farklılaştırmadığın sürece her şey daha sağlıklı duruyor.” Herhalde İslam’da değişiklik yapmadığın sürece demek istiyor değil mi? Yani Kuran’ı değiştirmediğiniz sürece. Kuran’ı değiştirmek. Ben değiştirdiniz Kuran hükümlerini, doğruya getiriyorum. Ben Kuran ile ayet ile konuşuyorum. Benim karşımdakiler ayet ile konuşuyor mu? Benim karşımdakiler hurafe ile konuşuyor. Ben değiştirdiğiniz Kuran hükümlerini düzeltiyorum, Kuran ayetleri ile. Siz değiştiricisiniz, ben düzelticiyim.

BEYZA BAYRAKTAR: MaşaAllah. Bu Kuran’ın tehdidi Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabi. Şimdi biz değiştirdiğini düzeltince, Kuran’ı bozduk zannediyor. Senin bozduğunu biz düzeltiyoruz. Bozulmuşu düzeltiyoruz. Ona da şaşırıyor, “bozulmuşa neden elliyorsun?” diyor, “bu şekliyle kalsaydı” diyor. Bozmuşsun Kuran hükmünü, değiştirmişsin ayeti. Ben doğrusunu sana söylüyorum.

“Hocam kimmiş Mehdi, hakikaten biliyor musunuz? Hasan Hayrun Nazi.” Mehdiyet bir ruhtur. Ben Hz. İsa (a.s)’ın geldiğine inanıyorum, bütün gücümle ona ortam hazırlıyorum. Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğine inanıyorum, bütün gücümle ona ortam hazırlıyorum. An meseledir Hz. Mehdi (a.s)’ın ve Hz. İsa Mesih (a.s)’ın çıkması. Mühim olan hizmet etmek sürekli. “Siz buna ihtimal veriyor musunuz ki birileri halife ola?” Sen Hristiyanların Patrik’i oluyor, papası oluyor, çok makul karşılıyorsun. Roma’da, Vatikan’da toplanıyorlar milyonlarca kişi, alkışlıyorlar. Papayı seçiyorlar, “o seçer” diyorsun. Masonlar meşrik-i azam seçiyor, “ o da olur” diyorsun, NATO başkomutan seçiyor “ o da olur” diyorsun, Avrupa Birliği’nin başkanı oluyor, o da normal oluyor, Museviler’in başı oluyor, o da normal oluyor. Müslümanların başı diyoruz olur mu? “Sen rüya mı görüyorsun, nasıl oluyor?” diyor. Kardeşim karıncaların bile başı var. Yapmayın, etmeyin bu nasıl bir bakış açısı?

Mustafa Başar, Mstf Başar; “Tayyip Hocamız’ın sevgileri çok mu güzel?” Anadolu delikanlısı dürüst davranıyor. Mesela bak dedenin sakalını. Birçoğu enaniyetten bunu yapamaz.

Faruk Yılmaz. Faruk61faruk; “Seni tebrik ediyorum sevgili Oktar, dik dur ve Başbakan’a olan sevginden vazgeçme.” Allah için seviyorum, Allah için şefkat duyuyorum ve ben mazlumu ezdirtmem. Göz göre göre yaptırtmam. Zalim olduğuna kani olsaydım başımın gideceğini bilsem karşı koyardım. Ama mazlum, mazlum olduğu görülüyor. Oyun oynattırmam. Bir de kardeşim başbakan oluncaya kadar ne çileler çekti, bütün insanların büyük bir bölümü hop oturup hop kalktı acaba başbakan yapacaklar mı diye. Gözlerimize inanamadık “olur bu böyle şey” dedik. İmam Hatipli olabilecek mi başbakan? Darağacında resmini yayınlıyorlardı. Olmadık hakaret ediyorlardı hanımına, kendisine. Abdullah Gül Bey, cumhurbaşkanı oldu, dedik herhalde bir haftaya on güne kadar çıkarırlar oradan. Herkes öyle bekliyordu. Öyle günlerden geçtik biz. Şu anda da çok samimiyetsiz bir durum var. Hırsız, soysuz yakalansın yaptığı densizlikten dolayı da kafası ezilsin. Ama hükümeti yıktırmayız. Buna müsaade etmem, bunu unutun yani.

“Sizin öğrenciniz olmak istiyorum, size ulaşmak istiyorum” diyor kardeşimiz.

“Az önce; Allah’ın sana şefkatle davranmasını istemiyor musun? Sen de karşındakine şefkatli davran. Allah’ın seni affetmesini istemiyor musun? Sen de affet, sen de iyilik yap” dediniz. Her söylediğiniz hikmetli sözün tadı damağımızda kalıyor, bir tanemiz” diyor maşaAllah, elhamdülillah. Tabii mesela yalvarıyor Allah’a “beni affet” diye, çocuğu oluyor, acayip kinli affedemiyor ve çok boş bir konu için ufak bir şey için affedemiyor. Kendi çok büyük günaha giriyor “beni affet umut ediyorum Ya Rabbi sen affedicisin” diyor. Peki, Allah’ın affını umuyorsun, onu neden affetmiyorsun sen?

“Hz. İsa (a.s) şu anda ne gibi çalışmalar yapmaktadır? Hz. İsa (a.s)’ı özenle saklıyorlardır öyle bir şeye yanaşmaya çok çekinirler. Fark edilmesini istemezler. Yani tahmininizin çok çok üstünde çekinirler. İnsan bu vesvese olur yani Allah esirgesin bir şey yapacaklar diye çekinirler yani canına kıyarlar çok tedirgin olurlar o yüzden söylemezler.

Didem Hocam, dinliyorum ben sizi.

DİDEM ÜRER: İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres; “Fırsat penceresi var ve Filistinlilerle barış yapabiliriz. Mahmut Abbas’ın da ciddi ve istekli olduğuna inanıyorum. İki devletli çözümde doğru karar almak için fırsatımız var. Yahudi devletine İsrail, Arap devletine de Filistin denir" diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Tamam, güzel. Ama onlar “İsrail diye bir devlet kabul etmiyoruz” diyorlar, değil mi? Onlar orada yaşadı, ne onlar yaşasın, ne olacak koskoca arazi bomboş hepsine yeter. Zaten orada olmaları gerekiyor dine göre İslam’a göre Musevilerin orada bir yaşama hakkı olduğu görülüyor. Yani onu zorlamanın bir alemi yok. Bir de nereye gitsinler? Sürekli oraya da gitmesinler buraya da gitmesinler. Uzaya mı gitsin nereye gidecekler? Olmaz.

DİDEM RAHVANCI: Bugünkü yayınımıza burada son veriyoruz. Yarın Hocamızın ve kardeşlerimizin hikmetli sohbetleriyle birlikte yine sizlerle birlikte olacağız. Allah herkese hayırlı bir hafta sonu ve hayırlı bir gece nasip etsin, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü