Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (1 Şubat 2014; 21:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM ÜRER: Canım aşkımın güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Başbakan Erdoğan bugün yaptığı konuşmada yine İstanbul’un özel bir şehir olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi. “İstanbul’a hizmet, o hizmetkar için şereftir, onurdur demiştim. Zira İstanbul dünya şehirlerinin adeta kıskandıkları, hürmet ettikleri bir şehirdir. İstanbul şehirlerin anası bir şehirdir. İstanbul’a hizmet etmek, fethi Fatih’i, Osmanlı kurtuluş ve kurtuluş ruhunu özümsemekle mümkün olur. Herkes İstanbul’a hizmetkar olamaz. Herkes bu bahtiyarlığa erişemez. Kutlu yürüyüşlerin başlangıç yeri İstanbul’dur” dedi.

ADNAN OKTAR: “Kutlu yürüyüşlerin başlangıç yeri” oldu. Bak, Mehdiyet’i net ifade etmiş. Koçyiğit, helal olsun. MaşaAllah, güzel konuşmuş.

Dünyada sevgiye önem vermiyorlar. Halbuki en büyüklük sevgidir. Mesela dindarlıktan bahsediyor, başka şeyden bahsediyor ama bakıyoruz sevgi yok. Veyahut işte “sosyal demokratım” diyor, yahut “başka ideolojilerdeyim” diyor. Kardeşim sevgin yok. Sevgisiz dünya olmaz. Dünya ölür, mahvolur. Dünyadaki en mühim gıda imandan kaynaklanan sevgidir. Olmadığında, bitti. İstediğin kadar köprü yap, yol yap, binalar yap. Mesela New York, muazzam zengin ama her gün bir adam kendini öldürüyor. Her yerde intiharlar oluyor. Her yerde insanlar uyuşturucu kullanıyor. New York’ta bir günlük uyuşturucu miktarı ton hesabıyladır. Ton hesabıyla uyuşturucu akıyor şehre. O kadar çok oluyor, sevgisizlikten.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocam, aylık yüz kişi intihar ediyor.

ADNAN OKTAR: Aylık yüz kişi intihar ediyor, muazzam yüksek. Günde bir kişi de değil. Çok acı bir durum, sevgisizlikten kaynaklanıyor. Sevilen bir insan, seven bir insan niye intihar etsin. Bunalıyor, sevgi yok. Sağa dönüyor sevgi yok, sola dönüyor sevgi yok, uyuşturucu alıyor yine kurtulamıyor. Sonra da intihar ediyor, Allah vermesin. Allah korkusunun da amacı sevgidir. Cenab-ı Allah, “Ben’den korkun” diyor, orada Cenab-ı Allah’ın amacı Kendisi’nin sevilmesidir. Yani nihai amaç orada saf korku değildir. Yani Allah’ın istediği korkunun meydana getireceği sevgidir. Çünkü Allah korkusu olmadan sevgi olmuyor. Hayret edilecek bir şey. Bazı insanlar diyor ki; “Nasıl bir bağlantısı olabilir?” Bir düşün, olmaz. Egoist olursun Allah korkusu olmazsa, bencil olursun. “Çok seviyorum” diyor. Bencilsin. “Çok seviyorum” diyor. Egoistsin. Affedici değilsin, merhametli değilsin, cömert değilsin. Nasıl seveceksin? Gitti sevgi işte, yaktın gitti. Allah korkusu bunları sağlıyor. Yani sevginin temel bütün ihtiyaçlarını sağlıyor. Kuru kuruya sevgi olmaz. Sevginin gıdası vardır, ölür yoksa sevgi. Çeşit çeşit gıdası var; 1-Sabır, 2-Affedicilik, 3-Cömertlik, diğergamlık, derin düşünmek, ince düşünmek, vefa, say say bitmez. O gıdaları almadan, sevgi ayakta durmaz. O zaman insanda garip bir güç meydana gelir, insanların tanımlayamadığı bir cazibe, çekicilik meydana gelir. Onun dışında görüyorum mesela yakışıklı delikanlılar çıkıyor ama bomboş. Çok güzel kızlar çıkıyor ama bomboş. Yakından gösteriyor kızları, gözlerinde hiçbir anlam yok, derinlik yok, tutku yok, aşk yok, muhabbet yok, hiçbir şey yok. Bomboş yani cam gibi bakıyor. Hakikaten cam güzelliği var gözlerinde. Yani bir biblo güzelliği var. Biblo güzelliği tamam. Gözlerinde de süslü bir camın güzelliği var. Derinlik, ruh, aşk; onlar yok. Olmadı o zaman. O zaman taş mankenden farkı kalmaz, biblodan farkı kalmaz.

DİDEM ÜRER: Hocam, siz Allah’a olan sevginizden kaynaklanan 24 saat coşkun olarak o sevgiyi yaşıyorsunuz, o çok büyük bir nimet. MaşaAllah, imanınızın derinliğiyle de doğru orantılı olarak çok çok coşkun, yani bütün dünyaya yetecek kadar maşaAllah, elhamdülillah.    

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Türkiye’nin her şeyi güzel geliyor bana, Allahualem. Ön yargı değil bu. Mesela Türk sanat müziğine bakıyorum, nefis. Dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir müzik. Yani böyle bir anlam, özel derinlik yok. Türkülere bakıyorum, nefis. Hepsi güzel. Allah yemeklerini güzel yapmış, halılarını güzel yapmış. Mesela bir Hereke halısı var ipek, baktım nefis. Dünyanın her yerinde halılar var ama mesela Türk halıları çok şahane hakikaten. Bayağı güzel. Mesela kebapları şahane. Yazın Tokat kebabı için fırın yaptıracağım inşaAllah. Tokat kebabı fırını, şahane bir şey. Büyük bir ihtiyaçtır, sosyal ihtiyaç.

Didem Hocam, sizi dinliyorum ben buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mahir Kaynak Hocamız, Star Gazetesi’nde; “Ülkenin iç barışından MHP’nin hayati rol oynadığına” dair bir yazı yazdı. “MHP bu ülkede bir iç çatışma yaratabilecek güçte bir partidir. Zaten bugünlerde onların bir bürosuna yapılan saldırı da bir tahriktir. Ancak MHP ısrarla iç barıştan yana tavır koymaktadır ve bunda asıl belirleyici unsur Sayın Bahçeli’dir. Endişem onu tasfiye etmek için bir takım komplolar hazırlamalarıdır. Ve devletimiz bunu engellemelidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Sayın Devlet Bahçeli gitmiş olsa, yine Başbuğumuzun değerli bir evladı gelir. O gider yine Başbuğ’umuzun değerli bir evladı gelir. Ne alakası var? Yani orada sağduyuyu bir tek Devlet Bahçeli sağlamıyor ki. MHP'lilerin hepsi aklı başında, eğitimli insanlardır. Yani oradaki üslup biraz yanlış anlaşılmaya müsait olmuş. Mahir Kaynak Hoca değerli bir insandır.

DİDEM ÜRER: Şöyle bir yorum yapıyor; “Devlet Bahçeli Beyi bu yeni operasyonda baronlar değiştirmek istiyorlar. Sebebi de şu Devlet Bahçelinin her zaman güzel bir hasveti vardır, takdir ettiğim bir davranış. Gençleri sokağa dökmeyelim" demişti. "Bu gezi olaylarında son olaylarda da ne olursa olsun güzel bir davranıştı bu” dedi.

ADNAN OKTAR: Niye sokağa dökülsünler, Allah vermesin. Sonuçta tecrübeli aklı başında, oturaklı insanlar. Ama Türkiye'nin çimentosudur sözümüz her zaman için geçerli.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bugün İstanbul'da bir kaç kardeşimiz Sultan Ahmet'te elli beş adet otele ve turistlere İngilizce kitap dağıtmış. Sonra hep birlikte sohbet etmişler. Bu gün Konya Selçukluda kardeşlerimiz beş yüz kadar broşür dağıtımı yapmışlar. Daha sonra beraber iman hakikati ve Kuran sohbeti yapmışlar. Yine kardeşlerimiz Mersin'de bin adet A9 broşürü dağıtmışlar. Geçtiğimiz Pazar günü kardeşlerimiz Meryem Ana Süryani Kilise’sini ziyaret etmişler. Kilise görevlisi Zeki Bey, onları çok sıcak karşılamış. Kendisine Hz İsa (a.s) ile ilgili kitaplardan ve sizin tavsiye ettiğiniz gibi canlı çiçek hediye etmişler Hocam. Zeki Bey 22 Nisan 2013 yılında Suriye'de kaçırılan Halep Süryani Ortodoks Metropolit Yuhanna İbrahim ile Rum Ortodoks Metropoliti Pavus Yazıcı’dan bir daha haber alınamadığını ve bunun unutulduğundan yakınmış, gündeme getirmesini rica etmiş.

ADNAN OKTAR: Onunla devletimiz bizzat ilgilensin. Sayın Dışişleri Bakanımız çok efendi bir insan ona da dilekçeyle durumu bilgilendirelim. O mazlum insanları, zalimlerin elinden kurtaralım. Ne amaçla yaptıkları da belli değil. Adamların manyaklığına bak. Onlar mazlum kendi halinde Allah'a ibadet eden insanlar, onlardan ne istiyorsunuz? Unutulmaz, unutturmayız gereken ilgi alakayı gösteririz, inşaAllah. İlgili yerlere hem dilekçede verelim, bilgi alalım.

DİDEM ÜRER: İHH 'da bu konuda gayret gösteriyor diye biliyorum Hocam.

ADNAN OKTAR: İHH delikanlıdır. İHH'yı boş yere kötülüyorlar. Takdir edeceklerine, kötülüyorlar, inanılır gibi değil. Takdir nerede, kötüleme nerede çok büyük bir zulüm bu. O liderleri olan delikanlı.

DİDEM ÜRER: Bülent Yıldırım.

ADNAN OKTAR: Bülent Yıldırım HaberTürk’teydi, gayet güzel fasih bir şekilde çocuk anlattı. İddiaları, iftiraları hepsini anlattı, iyi oldu.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Melih Gökçek’te benzer bir uyarıda bulundu, şöyle söylüyor: “Baronlar değiştirmek istiyorlar.”

ADNAN OKTAR: Yok, hiç bir şey yapamazlar. Baronla ne alakası var? O ülkücü gençliğin Milliyetçi Hareket Partisi’nin tabanının alacağı bir karar. Milliyetçi Hareket Partisi’nin gençliği, tabanı son derece şuurludur. Öyle oyun, komplo hiç tınmazlar, hele öyle tiplerden hiç etkilenmezler, dolayısıyla tedirgin olmaya gerek yok, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Selahattin Demirtaş, Hakkari'de yaptığı konuşmada, Sayın Erdoğan'ın biletini keserek, Kürdistan'ı inşa edeceklerini iddia eden şöyle bir konuşma yaptı: "İnşaAllah 30 Mart akşamı Sayın Erdoğan eline o bileti vereceğiz. İlk genel seçimde de artık göndereceğiz. İnşaAllah, 30 Mart akşamı hem burada, hem de bütün Kürdistan'da büyük bir zaferle kutlayacağız" dedi. "Ayrıca Rojava'daki özerkliğin gün gün, an an inşa etmesini, milat etmesini buradan izlemek eminim ki en fazla Hakkari'de heyecan yaratıyor" diye ekledi.

ADNAN OKTAR: O nasıl olacakmış özerklik?

DİDEM ÜRER: Suriye'nin kuzeyinde kendileri üç kantoma ayırarak bir özerklik ilan ettiler.

ADNAN OKTAR: Bize ne kardeşim oradakinden?

DİDEM ÜRER: Onun hakkı oraya da sirayet edeceğine inanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi bunun bir mantığı yok ki. Çelikten buhar geçer mi? Hoca ne diyor? “Geçer” diyor. Olmaz. Türkiye bir çelik, imanımız bir çelik, inancımız bir çelik Türkiye'yi böldürtmeyiz. Ayrıca özerklik falan bölünmeye gidecek hiç bir yola müsaade etmeyiz, bunu unutsunlar. Otuz kere söylemenin bir alemi yok. Bir de yakışık almıyor. Niye özerklik? Onlar bizim kardeşimiz, biz onların kardeşiyiz. Kürt kardeşlerimizle biz kaynaşmışız yüz yıldan beri gayet güzel, mutlu yaşıyoruz. Eski köye yeni adet olmaz. Biz annelerimizi kardeşlerimizi İzmir'de, İstanbul'da, Ankara'da her yerde görüyoruz. Ankara'daki, İzmirli kardeşlerimizi de orada göreceğiz. Dolayısıyla öyle sınırlar, küçültmeler, perdeler, özerklikler, federasyonlar veya PKK'nın dediği gibi “Stalinist, komünist Kürdistan devleti” öyle bir şeye müsaade etmemiz mümkün değil. Biz dedik, yolu da gösterdik, yetmiş yedi milyonu şehit edersiniz tamamını alırsınız o zaman Türkiye'nin onun dışında müsaade yok. Anlaşılmayacak bir yönü de yok, otuz kere söyledik.

DİDEM ÜRER: Hocam o tatlı, güzel, iki yanağınızdan da öpüyorum, iyi ki doğdunuz.

ADNAN OKTAR: 2 Şubat'tan dolayı. Ben bu yaş günü olaylarına pek makul bakamıyorum, ne alakası var. Her gün yaş günüdür, her gün anneler günüdür, her gün babalar günüdür, her gün kadınlar günüdür. Ne alakası var? O gün çılgınlar gibi falan, ben pek bir anlam veremiyorum.

Ben size ahir zaman hadislerinden okuyayım. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); "Hz Mehdi (a.s) döneminde siyah bayraklıların çok olduğunu" söylüyor. Hakikaten bütün orta doğuda bir siyah bayrak yaygınlığı var büyük bir mucize daha önce yoktu 1980'lerde de yoktu. 2000'lerde başladı bu siyah bayrak. Yüz binlerce siyah bayrak her yerde var. Hz. Mehdi (a.s)'ın bir özelliği bu ahir zamanın.

“Teberani Evsat’da İbni Ömer (r.a) tahric etti, o şöyle dedi: “Peygamber (s.a.v.), bir gün Hz. Ali (r.a)'ın elinden tutarak şöyle buyurdu” elinden tutup söylüyor. "Bunun soyundan bir genç çıkar" Peygamber (s.a.v.) diyor, bak muhabbete bak, sürekli. Elinden tutuyor, mübarek elinden alenen elinden Resulullah (s.a.v) tutuyor. Bak dikkat çekiyor o ravinin aklında öyle kalıyor, "elinden tuttu" diyor. Aklında kalıyor rivayetin doğruluğunu vurgulayan bir şey bu, detay. "Bunun soyundan bir genç çıkar, arzı adaletle doldurur" bütün dünyayı adaletle doldurur, sırf Türkiye'yi değil, bütün dünyayı adaletle doldurur, hiç bir yerde terör, anarşi yok ve ekonomik adalette var. "Siz onu gördüğünüzde, temimi genci de arayın, çünkü o doğudan çıkacak, o Hz. Mehdi (a.s)'ın bayraktarı olacaktır." Yani Hz. Mehdi (a.s)'dan önce, Hz. Mehdi (a.s)'a zemin hazırlayan insanlardan bahsediyor. Belki de Bediüzzaman temimiydi, ona zemin hazırladığı için.

Didem Hocam ben gidiyorum, yarın görüşürüz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü