Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (6 Şubat 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BEYZA BAYRAKTAR: Yüzü de ruhu gibi güzel olan yakışıklı Hocamın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Erol Göka bugün Hz. Mesih (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) inancıyla ilgili bir yazı yazmış.

ADNAN OKTAR: Dünya, Allah tarafından ayakta tutuluyor. Allah var. Adamlar bunu unutuyorlar. Burası çek-senet dünyası değil. Burası Allah’ın dünyası. Allah’ın dünyasında Mesih de olur, Mehdi de olur, melekler de olur, cinler de olur. Hz. Mehdi (a.s) yok dedikçe, Hz. Mehdi (a.s) yok olmaz. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı istedikleri kadar istemesinler gelir ve geldi. Alametleriyle, ihtişamıyla, her şeyiyle Hz. Mehdi (a.s) da geldi. İslam aleminde oluk gibi akan kanların nedeni Mehdiyet’tir. Ve kısa süre sonra da Hz. Mehdi (a.s) zuhur edecek. “Suriye karışacak” diyor Cenab-ı Allah, “kan gölü olacak, Şam yerle bir olacak” diyor. Oldu işte bak. “Irak, Bağdat yerle bir olacak” dedi Peygamberimiz (s.a.v) Hz. Mehdi (a.s) döneminde, oldu gördünüz. “İslam alemi paramparça olacak” diyor, “Müslümanlar başsız olacaklar. Böyle bir ortamda evlatlarımdan Muhammed Mehdi gelecek” diyor. Suni Mehdi’ler, sahte Mehdi’ler olur, olsun bir mahsuru yok. Her sahte Mehdi, gerçek Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet eder. Her sahte Mehdi, Hz. Mehdi (a.s)’ın hizmetçisidir. Her Müslüman da Hz. Mehdi (a.s)’ın hizmetçisidir, istese de istemese de. Hükümetin politikası da Mehdiyet yönünde. İttihad-ı İslam istiyor hükümet. “Irak, Suriye, Şam, Mısır hepsi birleşsin” diyor. Bu Mehdiyet’tir. Dışişleri Bakanı’nın bütün konuşmaları Mehdiyet üstünedir. Allah’ın isteği, muradı bu zaten. Mehdiyet, tüm bu dertleri ortadan kaldıracak sistemdir. Ve onlara şu an aman vermiyor ve aman da vermeyecek. İlimle, irfanla, sevgiyle.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Torba yasa teklifi içinde bulunan internet erişimi ve erişimin engellenebilmesiyle ilgili maddeler görüşüldükten sonra kabul edildi. Özel hayatın gizliliği nedeniyle, TİB’e bireysel müracaat yapılabilecek, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İnternetteki düzenleme güzel. Eskisi gibi öyle pervasız hareket edecekleri gibi değil. Hükümetin aslında son aldığı kararlar güzel. Aleyhte gibi gösteriyorlar ama düzgün aslında aldıkları kararlar. Mesela internete bir baskı yok orada. İnternette acımasızlık yapanlara, şefkatsiz davrananlara, kötülük yapanlara karşı yoğun bir tedbir almak var. Eskiden daha pervasızdılar. Yani güç karşılık veriliyordu, güç korunma, güç savunma yapılıyordu, şu an savunma hızlı hale geldi.

DİDEM ÜRER: Şöyle itirazlar var Hocam bu sistemle ilgili olarak; kişilerin, internete giren bütün herkesin iki yıl boyunca girdikleri her şey kaydedilecek bir iz olarak. İstendiğinde hemen verilebileceği gibi. Yani bir kişinin girdiği bütün siteler, ne resim açıyorsa hepsi. Bu, özel hayata yönelik olarak düşünülüyor, buna bir itiraz geliyor. Bir de haber sitelerinde sadece tek bir kişinin, TİB’in başındaki kişinin sadece yorumuna göre bu olabileceği için, bir gün katlığında bütün sistemin erişimi engellenirse, sadece bir haber değil, çalışanları vs. gibi, o kişiler mağdur edilecek gibi bugün televizyonda böyle itirazlar vardı.

ADNAN OKTAR: Tamam, işte neyse tedbirlerini alsınlar. İki yıllık. Tabii psikolojik olarak rahatsız edebilir bazı insanları. Ama zaten o teknik olarak zaten mümkün. Hiçbir bilgi kaybolmuyor zaten. Kendi bilgisayarında da duruyor. Ama bir çözüm bulunur, ortalama bir şey olur.

İnternet konusunda düzenleme önemli, faydalı bir şey. Bir suç işleyen içindir o, değil mi? İki yıllık?

DİDEM ÜRER: Şöyle söylüyorlar: “Maddeleri okuduk” diyor bazı arkadaşlarımız. Bakan da açıkladı bunu; “suç işleyenleri takip edilecek” diyorlar, fakat bugün televizyonda yapılan açıklamalarda bütün insanların gibi söylüyorlar. Ama muhtemelen dediğiniz gibi suç işleyenindir.

ADNAN OKTAR: Suç işleyense ne var iki yıl? Makul, onda bir şey yok. Yine de akılcı tedbirler alınabilir. Başka türlü tedbirler de alınabilir.

DİDEM ÜRER: Avrupa Birliği Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, kabul edilen internet yasasının Avrupa’da ciddi endişelere yol açtığını söyledi Hocam.

ADNAN OKTAR: Türkiye’deki?

DİDEM ÜRER: Evet, onlar baya itiraz ediyorlar. “Türk halkı daha fazla kısıtlama değil bilgi ve şeffaflığı hak ediyor. Bugün kabul edilen yasa bu haliyle ifade özgürlüğüne çeşitli kısıtlamalar getiriyor. Yasa, Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak yeniden gözden geçirilmeli” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii tabii. Yani Avrupa standartlarına uygun olması çok önemli. O doğru. Onunla çelişiyor mu bu şey?

DİDEM ÜRER: Öyle diyorlar Hocam, evet.

ADNAN OKTAR: Çelişiyorsa, düzeltsinler tabii. Avrupa ortalaması iyi olur. Bu son takip kısmı çelişiyorsa, onu yapmasınlar o zaman. Avrupa ile çelişen kısmını kaldırsınlar. Avrupa paraleli iyi olur genelde, çok akılcı olur.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Avrupa Birliği Komisyonu’nun da bu yasa değişiklikleri için Türk yetkililerle çalışmaya hazır olduğunu duyurmuşlar. Bu açıdan da yardım edeceklerini söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Tamam, güzel. Bizim Avrupa’yı yakından takip etmemizde büyük fayda var. Yani Asya’yı, Çin’i, Kore’yi takip eder görünümde olursak, biz mahvoluruz, Allah esirgesin. Avrupa’yı takip edersek, akılcı hareket etmiş oluruz. Daima Avrupa paralelinde, Avrupa demokrasisi, Avrupa özgürlüğü. En az öyle olması gerekiyor Türkiye’nin. Altında olmak, çok aşağılayıcı olur Türkiye için. Olmaz. Daha ilerisinde olması gerekir.

DİDEM ÜRER: Bir de Hocam, eskiden bütün site kapatılabiliyordu, şu an sadece ilgili şey çıkarılacak. Bu açıdan da aslında olumlu bir gelişme. Bir de hapis cezası yerine para cezasına çevrildi.

ADNAN OKTAR: Avrupa ortalaması işte iyi. Danimarka, İsveç, Norveç, Hollanda ne yapıyorsa, Almanya, Fransa onların ortası. Yeni icatlara gerek yok.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanan iş adamı Reza Zarraf, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında soruşturmanın gizliliğinin ihlal, adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs, iftira, sövme ve hakaret nedeniyle suç duyurusunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Ne zaman sövdü, var mı öyle bir şey?

SERAP AKINCIOĞLU: Var, tam şu an hatırlamıyorum ama Kılıçdaroğlu’nun söylediği bir söz var Zarraf’a karşı.

ADNAN OKTAR: Ama tabii ben böyle şeylere karşıyım, bunlar düzeltilsin. Fakat CHP’nin her şeyin üzerine gitmesi, her şeyi araştırıyor olması, Türkiye’nin demokrasisi açısından çok güven verici ve çok sağlıklı hareket. MHP’nin de aynı şekilde milli konularda çok hassas olması, bu konuların üstüne gitmesi çok güzel. Ama üsluba dikkat etmek lazım, demokratik nezakete özen göstermek lazım. Kalp kırıcı olmadan güçlü bir muhalefet dingin yapıdan çok daha iyidir. Hareketli olması, canlı olması Türkiye’nin çok güzel olur.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Doğu Türkistan’da yaşanan katliamı protesto etmek için Çin Büyük Elçiliği’ne gelen Doğu Türkistan Kültür Ve Dayanışma Derneği üyeleriyle MHP’li olduklarını iddia eden bir grup arasında kavga çıktı Hocam.

ADNAN OKTAR: MHP’liler aslandır, öyle bir şey yapmazlar. Orada bir acayiplik olmuştur. Sayın Bahçeli’nin terbiyesinde olan gençlerden sorun çıkmaz. Orada bir teknik anlaşmazlık yahut bir teknik yanlışlık olmuş olabilir. Makul değil. Araştırılırsa anlaşılır o. Öyle bir şey çok zor.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar; “Ergenekon ve balyoz gibi darbe davaları konusunda hükümetin üzerinde çalıştığı yeniden yargılama ve tutukluluk sürelerini indirmeye yönelik düzenlemeyle ilgi olarak, Ergenekon davasıyla yargılanan emekli generaller Veli Küçük ve Hurşit Tolon gibi isimlerin tahliyesine yol açacak düzenlemenin vicdanları kanatacağını, derin devletin yöneticilerine beraat yolu açacak bir düzenlemenin ülkeye haksızlık olacağını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Şamil Tayyar tam delikanlıdır, çok dürüsttür. İddia edilen Ergenekon terör örgütüne ‘hadi bakalım kaldığınız yerden devam edin’ diyen olursa, bunu tarih ve millet affetmez. Yani çok çok büyük bir felaketin imzası olur, başlangıcı olur. Bu sefer onlar gelip çok daha kendilerince kesin netice alacak şekilde hareket ederler. Kanun çıkartır asarlar. Kanun çıkartır keserler. Mahvederler ülkeyi. Şamil Tayyar haklı. Ben tabii o yargılanan kişileri bilmiyorum, onlar suçlu mu değil mi. Ama iddia edilen Ergenekon terör örgütü doğru. Bu felaketler doğru. Bunu anlamazlıktan gelmek çok büyük zulüm olur. Çok büyük bir vicdansızlık olur yakışık almaz.

Müzik ruhun gıdasıdır.

“Hocam, süper bir azmini var. Süper bir şevk ve heyecanla dolusunuz. Bunu görmemek imkansız. İttihad-ı İslam, yaratılış, anti-komünizm propagandası, anti-terörizm, iman hakikatleri, kitaplar, konferanslar, sergiler, kısa filmler, reklamsız tek kanal açılışı, gece yarılarına kadar programlar, aktif, sosyal ağ çalışmaları ve daha niceleri. Öte yandan çoğu insanı karşınıza da alıyorsunuz. Bunları saymamın tek amacı, yaptığınız çalışmaları makyaj malzemeleriyle ölçen kitleye sitemimizden dolayıdır ki, şüphesiz ki bu heyecan ve aşk, Allah kaynaklıdır. Aksi halde kaldırılması imkansız bir çalışma ve icraat var ortada.” Eyüp Yücel. Tanıyor muyuz biz Eyüp Yücel’i?

Makyaj malzemelerine karşı mıymış onlar? Hanımların makyaj yapmasına karşı olanlar medeniyeti, estetiği, sanatı, güzelliği bilmeyen insanlar. Çünkü bir hanımın makyaj yapması onun sanat yönünü, güzellik yönünü gösterir. Onun cennete olan eğilimini gösterir. Onun yaptığı makyajı, ona Allah yapar. Allah onun elini vesile yapar. Bir hanım güzelleştiyse, Allah onu güzelleştirir. Kendi kendine o güzelleştiremez. Allah onu cennet güzelliğine yaklaştırıyor. Cennetteki hanımların güzelliğini yaratan kim? Allah. Onların makyajını yapan kim? Allah. Dünyadaki insanları da güzelleştiren Allah’tır. Cemal ismiyle tecelli eder.

Sayın Devlet Bahçeli de, MHP’nin Sayın üyeleri de, Büyük Birlik Partililer de, hepsi bu milletin çimentoları, aslanları.

Mesut Temiz; “Olaylar sizin gördüğünüzden ya da görmek istediğinizden çok farklı. Çok insan döküldü bu süreçte. Şamil Tayyar da onlar arasında.” Ne demek, döküldüden kastı ne, ne anlamında diyor? Nereye dökülüyor?

DİDEM ÜRER: Yani, mevcut konumlarını kaybettiler anlamında herhalde.

ADNAN OKTAR: Yani Şamil Tayyar’ı korumak mı istiyor?

DİDEM ÜRER: Herhalde evet.

ADNAN OKTAR: Şamil Tayyar’a bir şey olmaz. O koç yiğittir. Baya samimi bir insan. Kamuoyunda saygı duyulan, değer verilen bir insan. Dedikleri de doğru. Hükümet de onun aleyhine bir üslup kullanmıyor zaten, kullanamaz da. Dolayısıyla, bizim yanlış gördüğümüzü iddia etmen için elinde bir somut delil olması lazım. Somut delil yok. Tahmin olabilir; tahmin için de delilin yok.

Kuran’da, Hz. Mesih (a.s) var ama Hz. Mehdi (a.s) yok. Bir anlatabilsem. Sıkıntı yapıyorsunuz.” Kardeşim Hz. Mesih (a.s) varsa, Hz. Mehdi (a.s) vardır. Hz. Mehdi (a.s) varsa da Hz. Mesih (a.s) vardır. Yapmayın, etmeyin. İkisi bir bütün. İkisi kardeş zaten. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın olduğu yerde, Hz. Mehdi (a.s) vardır. Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğu yerde de, Hz. İsa Mesih (a.s) vardır. Birini çıkartmaya çalışırsanız Kuran’ı da reddetmiş olursunuz. Kuran da 3 ayette Hz. Mesih (a.s)’ın geleceği belirtiliyor. Hz. Mesih (a.s)’in geleceğini sen kabul ettin mi, Hz. Mehdi (a.s)’ın da geleceğini kabul etmiş oluyorsun. Çünkü Kuran’da ayetlerde bir liderden bahsediyor Allah. Ve Müslümanların başına bir lider seçilmesinden bahsediyor. Müslümanlar zaten başsız olamaz. Şimdi bahar geliyor, bak karıncalara hepsinin lideri vardır. Arıların arıbeyi vardır. Bütün hayvanların, mahlukatın bir lideri olur. Bütün dinlerin, mezheplerin bir lideri olur. Budistlerin mesela lamaları var, başları. Hristiyanların bir lideri var, papaları var. Musevilerin başhahamları var. Sen Müslümanların başı yok diyorsun. Müslümanların şu an çıkacak olan başının ismi, Hz. Mehdi (a.s)’dır.

DİDEM ÜRER: Hocam, Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında yakalandıktan sonra emekli Albay Hasan Atilla Uğur tarafından yapılan sorgusunun görüntüleri yayınlandı. Öcalan görüntülerde şunları söylüyor: “Devletin direkt olarak bir şey yapmasına gerek yok. Biz taşeronuz. Bunlarla Yeni Kafkasya’dan Suriye’ye bütün güçle Türkiye’nin emrine vereceğiz. Çünkü bazı şeyleri devlet olarak yapmak olmaz ve zordur. Biliyorsunuz Amerika dev dünya gücüdür. Ama o bile taşeron kullanır. Dünya’da en büyük işleri bunlar yapar. Türkiye ölçülerine göre hiçbir devrimci bunu yapamaz. Hemen işbirlikçi derler, uzlaşıp teslim oldu derler. Ama ben yaptım’’ diyor.

ADNAN OKTAR: Abdullah Öcalan’ın bu sözlerine bizim cevabımız da: ‘‘Mehdiyet şu an devrede zaten. Her yer her şey Mehdiyet’in emrinde. İstese de istemese de. Her hükümet, her devlet her insan, her toplum, her dernek, her yapılanma, istesin veya istemesin Mehdiyet’in emrindedir. Havadaki kuşlar bile diyor Peygamberimiz (s.a.v.), onlar bile Mehdiyet’in emrindedir. Dolayısıyla Mehdiyet’le mesele çözülecektir. Buradan artık ne anlıyorsa anlasın.’’

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Öcalan konuşmalarının devamında şunları da söylüyor: “Bana işaret edin şu ülkede şu tehlike vardır diye. Benim için çocuk oyuncağıdır. Ortadoğu’da, Avrupa’da hangi ülke olursa olsun, Rusya’da dahil nerde olursa olsun farketmez bakın görün o zaman dünya nasıl idare edilir. Tek istediğim şunu diyin ‘Abdullah Öcalan iyi çalış, görevini iyi becer.’ Bunun bazı küçük olanaklarını isteyeceğiz. Şu an da milyonlarca insanı bağlayabilirim bu devlete. Mimar gibi bağlayacağız. Ve Kürt olayını da beş, on ülkeye tonlarca istihbarat, para ile vs. ile dev şeylerin yapamadığını tek başıma ve kuruş masraf ettirmeden ben yürüteceğim’’ demiş.

ADNAN OKTAR: Tabii bunlar ilk bakışta samimi, güzel konuşmalar gibi görünüyor. Fakat Allah’ın yardımı olmadan, Allah’ın kaderde ki desteği olmadan, Allah yolunda bir hareket olmadan, Mehdiyet’in emrinde olan bir hareket olmadan, bir hareketin başarılı olması, Allah’ın kanunlarına göre mümkün değildir. Kader içerisinde böyle bir sistem yok. Onun için bir daha söylüyorum hangi hükümet olursa olsun, hangi devlet olursa olsun, dernek, kurum, kuruluş, yapılanma, havada ki kuşlar, yerde ki hayvanlar dahil bütün insanlık Mehdiyet’in emrindedir şu an. İstese de, istemese de. Rusya’ da emrinde şu an, Amerika’da emrinde, Çin’de emrinde, hepsi. Bakın tıpış tıpış Mehdiyet’in emrinde hizmet ediyorlar. Ve milim santim emrinden çıkmıyorlar Mehdiyet’in. Kaderde Allah öyle bağlamış. PKK’da, İttihad-ı İslam’ın oluşmasında, Mehdiyet’in oluşmasında istese de, istemese de Allah’a boyun eğmiş olarak hizmet edecektir. Hepsi hizmet edecek. Aksini yapamazlar. Dolayısıyla bu mantık içerisinde olayı değerlendirmesi gerekir Abdullah Öcalan’ın da. Bunun dışında bir yol yok. Kainatın yaratılış amacı budur. Allah’ın imtihanıdır, Mehdiyet’in zuhurudur, İsa Mesih’in inişidir, kıyamet de çok yakın. Allah bitiriyor, yaşandı bitti dünya. Dünyanın işi bitti. Son artık. Son kere, sembolik gibi görünüyor hatta. Yetmiş sene kadar bir dünya hakimiyeti var, 60-70 sene hatta. Ondan sonra bitiyor, bu kadar. Ondan sonra kıyamet kopacak. Sonra kainat yeniden kuruluyor, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin faaliyetleri var onlardan okuyayım, inşaAllah. Urfa’da kardeşlerimiz geçtiğimiz Pazar günü MHP İl Başkanı ve kadın kollarına, Belediye Başkan adayına, resmi dairelere yüz adet kitap hediye etmişler, iki bin adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Mersin’den kardeşlerimiz yüz elli adet kitabı ofis ve iş yerlerine dağıtmışlar. Bu hafta Samsun’dan kardeşlerimiz elli adet kitap dağıtmışlar. 29-31 Ocak tarihleri arasında bazı kardeşlerimiz Bursa Ördekli Kültür Merkezi’nde fosil sergisi düzenlemişler. Halkımız çok ilgi göstermiş, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bursa’da bir maneviyat ateşi var. Bursa’nın güzeller güzeli insanı Şeyh Ahmet Yasin Efendi, oraya bir nur saçıyor. Bursa’ya bir ışık saçıyor. O bölgeyi olduğu gibi güzelleştiriyor. Allah uzun ömür, sağlık, sıhhat versin Şeyhimize, ellerinden öpüyorum, çok mübarek bir insan.

DİDEM ÜRER: CHP Genel Başkan Yardımcısı Aydın Milletvekili Bülent Tezcan; “Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Kırıkhan’daki tır soruşturması ile ilgili savcıların görevlerini yapmaya müdahale ettiği ve TCK’nın 277’inci maddesinde düzenlenen suçu iddia Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında fezleke hazırladığını” bildirdi.

ADNAN OKTAR: Biz hukuk, kanun ne diyorsa, bizim ona boynumuz kıldan ince. Yeter ki, hukuk samimi işletilsin. Bakan hata yaparsa, hukuk onun yakasına yapışsın. Halktan birisi hata yapıyorsa, onun yakasına yapışsın. Hukuk güzelliktir. Hukuk terbiyedir. Hukuk huzurdur. Hukuku dehşetle karşılamak doğru değil. Hukuku bir güzellik olarak karşılamak gerekir. Hukuku Allah nimet olarak yaratır. Bereket getirir, ferahlık getirir, hayata düzgünlük getirir hukuk. Dolayısıyla Türkiye’de demokrasi, Avrupa standartlarında gürül gürül işlesin. Onu teşvik edelim. Demokrasi olduktan sonra mesele yok.

DİDEM ÜRER: Hocam, bu fezleke usullere uygun olmadığı için, Sayın Bekir Bozdağ ile alakası olmayan klasörler eklenmiş olduğu için, iade edildi daha sonradan.

ADNAN OKTAR: Tamam, o da bir hukuktur. Düzeltsinler nasıl istiyorlarsa, hukuka uygun şekli nasılsa o şekilde gelir. Ama tabii şefkat, sevgi, insan sevgisi hukukta hakim olması lazım. Nefrete dayalı bir hukuk olmaz. İnsan sevgisi olmayan bir hukuk olmaz. O zaman dehşet olur, ızdırap olur. Hukuk bir bela aracı değil, bir nimet aracı olarak değerlendirilmeli. Bir güzellik aracı olarak değerlendirilmeli. Hukuk insanlarımızı kırıp döken, onların canlarını yakan, onları korkutan, evler ocakları söndüren, dehşet saçan bir sistem gibi göstermek doğru olmaz. Hukuku sevgi ile karıştırıp, şefkatle, merhametle karıştırıp insani güzel bir hukuk anlayışını Türkiye’de hakim kılmak lazım. Bu da Mehdiyet’in ruhuyla olacaktır, inşaAllah Kuran ruhuyla.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Markar Eseyan, Sayın Erdoğan hakkında: ‘‘Diktatör propagandası yaparak O’nu göndermek isteyenler seçimlerde sonuç alamazlarsa, bu sefer kitlesel eylemler, saldırılar ve ses getirecek suikastlar düzenleyerek Sayın Erdoğan’ı ülkenin selameti için feda edilmesi gereken bir lider olarak göstermeye çalışabileceklerini’’ yazmış Hocam. ‘‘Devletinde buna göre önlem alması, bu dönemi adeta hiç uyumadan alarm seviyesinde geçirmesi lazım’’ demiş.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Fakat Tayyip Hocam’ın da zaten Başbakan olmaya niyeti yok. Bunlar neyin heyecanı içindeler, ben anlamadım. Tayyip Hocam ben Başbakan olacağım demiyor zaten. Israr ettik kabul etmiyor zaten. Ama kabadayılıkla devletin nizamını değiştirmeye kalkmak anormal bir harekettir. Kabadayılık yapanın kolunu kırarlar kanunla, hukukla. Öyle şey olmaz.

DİDEM ÜRER: Cumhurbaşkanı olmasını da herhalde istemeyenler genelde var.

ADNAN OKTAR: Ama insaf artık, bu nefret demektir. Bu kadar acımasızlığa gerek yok ki. Ne mahsuru varmış Cumhurbaşkanı olmasının?

DİDEM ÜRER: Hocam genellikle zaten şahsına karşı çıkıyorlar. Allahualem dediğiniz gibi herhangi bir makul bir şey bildirilmiyor.

ADNAN OKTAR: Cumhurbaşkanlığı zaten aktif bir makam değil o anlamda. Cumhurbaşkanı kendi halinde yaşıyor. Tayyip Hocam da bunca yıl hizmet etti. Hizmet edenler hep cumhurbaşkanı oldular bu zamana kadar. Bıraksınlar da o da cumhurbaşkanı olsun. Ne mahsuru var? Neden rahatsız olduklarını bana söylesinler, ben ona göre bir söz söyleyeyim. Ayıp yapıyorlar. Bunca yıl hizmetin karşılığı bu mu olacaktı? Vefa bu mu oluyor, sadakat bu mu oluyor, bu şefkate insan sevgisine yakışan bir şey mi? Çok anormal bir hareket. Biraz sevginin, şefkatin, merhametin eksikliğinden oluyor bunlar. Tayyip Hocam da bunca yıl başbakanlık yapmış bir insan. Müsaade etsinler de cumhurbaşkanı yapalım. İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam şöyle iddia ediyorlar: ‘‘Yetkileri daha da çok genişletilip, tek adam olacak.’’ diye iddia ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Hayır, yok öyle bir şey olmaz. Öyle bir şeyi kabul etmeyiz. Olur mu öyle bir şey? Söyledik biz Başkanlık sistemini kabul etmiyoruz. Bu tarz bir Cumhurbaşkanı ve bu tarz bir Başbakanlık. Başkanlık sistemi sureti katiye de olmaz o. Türkiye paramparça olur öyle bir şey de Allah esirgesin. Öyle bir şey kabul etmeyiz.

DİDEM ÜRER: Muhalefet partileri şunu söylüyorlar Hocam: ‘‘Anayasa komisyonunda normalde 60 madde için anlaşma yapılmıştı aralarında. Fakat AK Parti Başkanlık sistemi iddiasından kesinlikle vazgeçmediği için biz de o yüzden anlaşma masasına oturmuyoruz’’ diyorlar.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim. Türkiye’de hiç kimse kabul etmez. İsterse bir anket yapsınlar. Başkanlık sistemini kimse kabul etmez. Olur mu öyle şey? Bayağı tehlikeli böyle bir şey. En başında söyledik Türkiye için olmaz böyle bir model. Türkiye’de ki model çok dengeli, güçler dengesi açısından da çok iyi, demokrasi açısından da çok iyi. Başkanlık sistemi süper tehlikeli olur Türkiye için. Bu çok dengeli iyi bir kontrol sistemi oluyor bunda, bu yakışıyor. O tür bir şey olmaz. O çok büyük bir felaket getirir Türkiye’ye. Türkiye yerle bir olur, Allah esirgesin. Bunda gayet hoş, Türkiye tipi demokrasi var, gayet iyi rahat ediyoruz. Öyle bir sistemi kabul edemeyiz. Başkanlık sistemi Türkiye’yi mahveder, allak bullak eder olmaz. Çok riskli bir şey. Biz Amerika değiliz. Bizim atom bombalarımız, nükleer gücümüz yok. Kendi halinde bir milletiz biz.  Biz de başkanlık sistemi ne demek?

Evet.

DİDEM ÜRER: Diyarbakır’da AK Parti İl Belediye Başkan Adayı Sebgetullah Seydaoğlu, seçim çalışmalarında esnaf ziyareti sırasında BDP’li olduğunu söyleyen bir esnaf döner bıçağıyla saldırı girişiminde bulundu.

ADNAN OKTAR: Vicdansızlık yapmış, ayıp yapmış, zalimlik yapmış. Kanunla hukukla bu tipleri anında tepelemek lazım. Orada samimi bir çalışma yapan bir Müslüman evladına bunun yapılması çok çirkin. Benim bildiğim hem Seyyiddir Seydaoğlu, çok beyefendi, Kürt orijinli bir kardeşimizdir. Kendi halinde, nezih bir insan. Ona bile döner bıçağıyla saldırıyorsa adam, PKK’nın Güneydoğu’daki azgınlığının ne boyutlara vardığı görülüyor demektir. Tedbir alınması lazım. Polis gücü, asker gücü, sivil polis gücü çok güçlü olması lazım.

DİDEM ÜRER: Hocam, siz Van belediye başkan adayına yapılan taşlı saldırıda da aynı şeyi söylediniz, korku imparatorluğu gibi göstermeye çalışıp kendilerine çevirmeye çalışıyorlar diye.

ADNAN OKTAR: O zaman bir kere BDP böyle şeyleri çok şiddetle kınaması lazım. Bizzat BDP’lilerin orda koruma görevi yapması lazım. Şiddetten gelecek oy, uğursuz bir oydur, bereketsiz bir oydur. Dehşet ve korkuyla gelen oy, yakışık almaz, kabul edilmez, çok çirkin olur. Dolayısıyla sevgiyi esas alan bir üslup kullansınlar.

DİDEM ÜRER: Meşhur bir ilaç firmasının kanser ilacı için hasta başına yılda 67.000 dolar talep ettiği belirtildi. Firmanın genel müdürü: ‘‘ İlacı Hintliler için değil, zengin batılılar için geliştirdik’’ diye açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Hoca köşeyi dönmeye karar vermiş ama hastanın sırtından köşeyi dönmek o kadar aşağılayıcı bir şey ki, o kadar ızdırap verici bir şey ki, o kadar utandırıcı bir şey ki. Onun yedi sülalesine yeter, Allah esirgesin. Çok çok ayıp yapmış. Bu sözünü geri alsın. Bu çirkinliği de temizlesin. Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili bir hadis okumak istiyorum; ‘‘Kaimimiz” Hz. Mehdi (a.s) “ortaya çıktığında, Peygamberimiz (s.a.v.)’in İslam öncesi dönemden gelen cahiliye halkından gördüğü kötülükten daha fazla ve şiddetli fenalıkla karşılaşacaktır. Ona bu nasıl olacak diye sordum. Şöyle dedi: ‘Peygamber’imiz  (s.a.v.) insanlar taşlar ve tahtadan putlara taparken geldi, Mehdi (a.s) geldiğinde ise ona Allah’ın Kitap’ını kendi isteklerine göre yorumlayarak karşı çıkacaklardır. Allah’a yemin ederim ki, Kaim-Mehdi adaleti onların evlerinin içine sıcak ve soğuk havanın girmesi gibi yerleştirecektir’’ diyor.

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.) zaten her şeyi çok detaylı anlatmış. Fakat adamlar Peygamber (s.a.v.)’ tabi olmak istemiyor. Allah sevgisi de yok, Peygamber sevgisi de yok. Bunlar da alim, hoca sevgisi var. Allah’tan daha çok seviyorlar Hocalarını, Peygamber (s.a.v.)’den daha çok güveniyorlar hocalarına, alimlerine. Put haline getirmişler, putlaştırmışlar bazı kişiler. Ama biraz sıkıştırdığında putlarına da saldırır bunlar. Menfaati mi putu mu desen, menfaatini savunur. Bir an da putunu da harcıyor. Putuna önce bunlar yemek götürüyor, yiyecek götürüyor, bakıyor ki putu istediğini yapmıyor, putuna da saldırır. Onun için Peygamberimiz (s.a.v.) bu devri çok güzel açıklamış detaylı olarak. Biz Peygamber (s.a.v.)’in bu sözüne uymakla mükellefiz, Kuran’ın hükümlerine uymakla mükellefiz.

DİDEM ÜRER: “Arakan’da Gawduthara adı verilen bir köye bugün bazı gruplar baskın yapıp, evleri ateşe verdiler. Burası geçen hafta katliam yapılan köyün hemen yanında ki köy. Katliam yapılan köyden bu köye kaçmış olan kişilerde şu an da polis tarafından gözaltına alındılar. 490 Müslüman şu an gözaltında tutuluyor. Orada ki kardeşlerimiz bu etiketi (#SaveGawduthara) başlatır mısınız?” diye rica ettiler sizden veya sizin uygun göreceğiniz bir etiket de olur diye soruyorlar nasıl uygun görürseniz diye.

ADNAN OKTAR: Tamam, onların dediği gibi yapalım. Evet, İngilizcesi etkili olur. Kardeşlerimiz geniş çaplı destek versinler. Rezaletin önü sonu gelmiyor. Şu saatte yine azgınlık yapıyorlar. Nefes aldırmıyorlar bunlar. Nasıl bir şeydir hayret. Ahir zaman o kadar şiddetli ki, ucu bucağı belli değil. Saati dakikası da belli değil. Her yerde bir azap.

Bu garibanlar ne yapacağını şaşırdılar Arakan’da. Bana resimlerini gösterdiler, çocukların oturduğu yer, normal çamur. Çadırda oturuyorlar, yerin zemini çamur. Çamurun içerisinde yatıyorlar, doğrudan çamur. Abartmıyorum, fotoğraflarını gördüm. Herkes çamurun içerisinde yatıyorlar. Bak, onlara da rahatlık vermiyorlar, onları da tutukluyorlar. İnanılır gibi değil. Böyle bir rezalet dünya tarihinde görülmemiştir. Böyle bir zulüm, dünya tarihinde ilk defa oluyor. İslam tarihinde böyle bir şey yok. Hülagu fitnesi zamanın da bile yok. Bu kadar katliam hiç olmamış. Bu kadar vahşet hiç olmamış. Sayısı, miktarı çok muazzam ve şiddeti çok muazzam.

“Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı.” (Araf Suresi, 142)  Deccal ile mücadele de kırk yıl. Hz. Musa (a.s)’ın çölde dolaştığı süre kırk yıl. İnsanın olgunluk yaşı kırk yıl. Hz. Mehdi (a.s)’ın görünüşü otuz ile kırk yaş arası. Mehdi’nin deccaliyeti ezme süresi kırk yıl. Kırk yılda işini bitiriyor deccaliyetin ilimle, irfanla. İnşaAllah. “Eğer doğruyu söylüyor isen bizlere melekleri getirmeli değil miydin? Hak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.” (Hicr Suresi, 7-8) Hz. Mehdi (a.s) devrinde melekler olacak fakat, görünmez şekilde olacaklar. Cebrail (a.s) önünde, Mikail (a.s) arkasında, sağında solunda melekler, üç bin melekle yardım görüyor Hz. Mehdi (a.s) ama görünmez. Görünse aklın ihtiyarı kalkar. Zaten o kişiye Hz. Mehdi (a.s) mı değil mi diye soramaz adama. Çok açık belli olur. Onun için gizli. “Allah'ı, sakın elçilerine verdiği sözden dönen sanma. Gerçekten Allah Azizdir, intikam sahibidir.” (İbrahim Suresi, 47) Peygamberimiz (s.a.v.)’e verilen söz dünya hakimiyeti, inşaAllah olacak.

Didem Hocam, ben gidiyorum. Yarın görüşürüz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü