Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (19 Şubat 2014; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Sevmeye doyamadığım, heybetli aşkımla sohbetimiz başlıyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah iman ettin mi hem zorluk, hem kolaylık meydana getiriyor. Ayette de var ya Cenab-ı Allah şeytandan Allah'a sığınırım "Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Yine her zorlukla beraber bir kolaylık vardır." diyor. Mesela Peygamber efendimiz (s.a.v.)'in hayatı çok zordu ama aynı zamanda çok güzeldi. Cenab-ı Allah ona en güzel yerlerde, en güzel insanlarla, en güzel şekilde yaşamayı nasip etti. "Seni fakir bulup zengin etmedik mi?" diyor Şeytandan Allah'a sığınırım. Dalalette bulup hidayet vermedim mi sana" diyor Cenab-ı Allah. Hep böyle olmuştur bütün peygamberlerde. Hz. Musa (a.s)'da da hepsinde öyle. Hz. Musa (a.s) mesela çok çetindi hayatı ama son zamanlarda huzurlu, güzel yaşadı maşaAllah. Şimdi Türkiye'de de bir karmaşa var. O dünyanın nasıl bir imtihan yeri olduğunu göstermesi açısından insanlara delil. Çünkü Mehdiyet düzgün akışta çıkmıyor. Mehdiyet'te illaki zıtlıklar oluyor. Siyah-beyaz, gece-gündüz, iyi-kötü, güzel-çirkin, sürekli bir zıtlık. Savaşlar, kargaşalar, duman sütunları, kan, olaylar. Mesela Ukrayna'ya baktım her yer duman sütunu. Tevrat'ta da diyor "ahir zamanda duman sütunları göreceksiniz" diyor "ateş sütunları göreceksiniz" diyor. Hakikaten her yer duman ve ateş sütunları ile dolu. Bir yandan da Mehdiyet sessiz sessiz, sakin sakin yol alıyor kendine has doğal akışıyla. Saatin yelkovanı gibi yavaş yavaş yol alıyor. Ama tabii yanlış olanlar yanlışlar hanesine geçiyor. Doğru olanlar doğru hanesine geçiyor. Allah imtihanı çok sessiz, aynı anda çok sesli. Çok gizli, hem çok açık devam ettiriyor imtihanını. Seçilim devam ediyor Hz. Mehdi (a.s)'ın insanların gözüne sunulması gittikçe yavaş yavaş arttırılıyor. Ama bir bilinçaltı eğitimi yapıyor Cenab-ı Allah yavaş yavaş. Bilinçaltında milim milim milim milim geliştiriyor. Yoksa Hz. Mehdi (a.s)'ı hemen tanırlar. Onun için diyor "İmanın nuruyla belki o şahsı ahir zaman tanınabilir" diyor Bediüzzaman. Tanıyamıyor insanlar. Hatta hiç alakasız yerlere gidiyor insanlar. Acaba şu mu Hz. Mehdi (a.s) bu mu, Hz. Mehdi (a.s) gözünün önünde oluyor, fark edemiyor. Hiç alakasız adamaları Hz. Mehdi (a.s) zannedebiliyor, hiç alakasız olayları Hz. Mehdi (a.s) zannedebiliyor. Allah bir kaç alamet veriyor "tamam buldum" diyor o tarafa doğru gidiyor. Ve yahut bulsa bile gereğini yapmıyor o şevki, o heyecanı göstertmiyor.

Dünyanın Sultanı Şeyhimiz, dünya tatlı Şeyhimiz Şeyh Nazım Kıbrıs-i El Hakkan-i dün iyiymiş, maşaAllah Devriyeye çıkmış.

Dinliyorum.

 DİDEM ÜRER: Dün akşam Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: "İki madde dışında internet yasasını onayladığını " Twitter’daki kendi hesabından duyurdu. Bazı gazetelerde bu duyurudan sonra Cumhurbaşkanımızın Twitter hesabını takip eden kişi sayısında ciddi azalma olduğunu dair haberler yayınlandı Hocam. On yedi bin kişinin takip etmekten vazgeçtiğini söylediler.

ADNAN OKTAR: Takip etmekten vazgeçtiler. Protesto mu ediyorlar yani?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: Dayanamaz yine bakarlar. Öyle bir, iki gün takip etmez sonra takip ederler inşaAllah. Neye, kızdıkları konu nedir?

DİDEM ÜRER: İnternet yasasını onaylaması Hocam.

ADNAN OKTAR: Ne var orada kızdıracakları ne var?

DİDEM ÜRER: İnternet yasasının kişilik haklarına müdahale olarak görüyorlar, kişilik özgürlüğüne müdahale olarak görüyorlar. Halbuki Cumhurbaşkanı’nın da geri çevirdiği iki madde de aslında daha da kapsamlı olarak rahatlık sunacağa benziyor. Bu TİP yetkilisine tam bir güvence verilmemiş oluyor, bütün yetki verilmemiş oluyor. Dört saat içinde o kaldırsa bile o ilgili yeri mahkeme yirmi dört saat içinde başvurması gerekiyor. Mahkeme ret ederse yine geri açılabiliyor. Ama böylece kişilik haklarına saldıranlara da izin verilmemiş olacak.

ADNAN OKTAR: Bu insanların lehine değil mi? İnternette herkesin canı yakıyorlar, rahatsız ediyorlar birçok kişinin. "PKK'nın özerk şehirleri kapıda" Gültekin Avcı. "Belli ki artık Kürdistan'a iki var" diyor.

"Birinci süreç: Yerel seçim. İkinci süreç ise milletvekili seçimlerine kadarki süreç. Zira milletvekili seçimine kadar Kürdistan'ı kurmayız ifadesi hemen hemen her KCK il toplantısının klasikleşmiş ifadesi."

ADNAN OKTAR: Canım zurnayla, davulla da söyleyebilirler. İstediğini söylesin akşama kadar adam Napolyon'um diye de gezebilir, Napolyon kıyafeti de giyebilir yani serbest. Ama Türkiye'yi böldürmeyiz öyle bir şey olmaz yani nihai safhada müsaade etmeyiz. Ama kendi kendine öyle neşeleniyorsa içip içip bir şeyler söylüyorsa der yani. "Sırada yerel seçimden sonra Türkiye'de şehirlerin bazılarının özel hayata geçirilmesi var" Yok öyle bir şeye müsaade etmeyiz. Öyle bir şey demek Türkiye'ye savaş ilanı demektir. Ben Türkiye'yi böldün ne diyorsun? Cevabını alırlar olmaz öyle şey. Fikir olarak söyleyebilir, konuşabilir ama fiiliyata dökmeye kalkarsa mesela oraya polisin girmesini engellerse, askerin girmesini engellemeye kalkarsa, mahkemeleri lav etmeye kalkarlarsa, kaymakamlık binalarını etkisiz hale getirmeye kalkarlarsa o zaman gereği yapılır. Ama onun dışında adam alkol alıp ben burayı federal devlet haline getirdim, bağımsız hale getirdim falan diyorsa vatandaş ayıldığında, kendine geldiğinde o fikirlerde olmaz o sorun değil. Ama onun dışında müsaade etmeyiz onu unutacaklar.

DİDEM ÜRER: Hocam Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'de Budapeşte'de gündeme ilişkin sorulara verdiği cevaplarda BDP'lilerin özerklikle ilgili sözlerin hatırlatılması üzerine "Türkiye'nin anayasası, kanunları ortada çeşitli fikirler söylenebilir. Ancak böyle bir özerkliğin kesinlikle Türkiye için doğru olmadı ve bunların kimseye faydası olmayacağı kanaatindeyim" dedi.

 ADNAN OKTAR: Yok adamlara faydası da olabilir belki kendi açılarından. Bizi ilgilendirmez öyle bir şey olmaz. Mesela adam der ki falanca ülke "ben Türkiye'yi işgal edeceğim bizim çıkarımıza" der. Kolunu, bacağını kırarız öyle bir şey olmaz; kanun, hukukla öyle bir şey olmaz. Adamın çıkarına olması bizi ilgilendirmez ki. Adam belki oradan bir şeyler toparlayacaktır, belki bir şeyler kazanacaktır, çıkarı da olabilir para alacaktır, pul alacaktır bizi ilgilendirmez, biz müsaade etmeyiz.

"Bu kadar taviz özerkliliklerini ilan etmelerine sebep değil midir Sayın Hocam" Serdar Beser. Tayyip Hocam istediği kadar özgürlük versin. Adamlara desin mesela Kürtçede konuşun, şunu yapın, bunu yapın kardeşimiz onlar bizim özgürlük verilsin. Ama yani "ben jandarmayı, polisi tanımıyorum" dediğinde o zaman konu bambaşka mecraya girer. Adam özgür olsun mesela "burada olağanüstü hal olmasın" hükümet kaldırdı tamam rahat olsun kardeşlerimiz bizde istemeyiz. Olmasın rahat etsinler istedikleri gibi dağlarda gezsin kardeşlerimiz zılgıt çeksinler, eğlensinler oralar Paris, Londra gibi olsun daha da güzel sevinç duyarız. Ama ben mahkemeleri tanımıyorum. Valiliği tanımıyorum, polisi tanımıyorum demeye kalkarsa bir kişi. O zaman olmaz, çizgi budur. Adam özerklikten bahsediyorsa, etsin. Federasyon, ne diyorsa desin. İçer içer söyler adam sabaha kadar bağırsın. Bizim sorunumuz yok. Yani fiili eylem, mesela adam “yol kesip ben” diyor “kimlik kontrolü yapacağım” diyor. O zaman değil mi, olmaz. Yol kesen varsa onları alır tak tak tak yakalar. İlgili kanun maddelerine göre teziz edersin. Çünkü bu taşkınlık şımarıklık başka bir şey değil. Türkiye bütün öyle bir şeye müsaade etmeyeceğimiz belli.

“Üstadlar, siz Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s)’ı daha çok bekleyeceksiniz. Ömrünüz biter yine beklersiniz. Üstatlar sizin her şeyiniz çelişkilerle dolu biraz. Kendinize gelin.” Şöyle bir toparlanalım. Oh iyi oldu kendime geldim. Peki, “bekleyeceksiniz” diyorsun, bir de “çok” demişsin. Hz. Mehdi (a.s)’ın geliş alametleri var, çıkış alametleri var. Ya kardeşim tamamı çıktığına göre. Hani bekliyorduk, hani bekliyorduk? Gelmiş. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın çıkış alametleri var tamamı çıkmış. Hani bekliyorduk? Gelmiş. O zaman bekleme yok. Gelme tamam, gelmiş. Sadece zahir olma eksik şuan, zahir olma. Bazılarına göre zahir olmuş durumda. Yani gören göze zahir olmuş durumda. Hz. İsa Mesih (a.s)’da Hz. Mehdi (a.s)’da. İmanın nuruyla her ikisi de tanıyanlar tarafından tanındı şuan. Bak imanın nuruyla Hz. Mehdi (a.s)’da tanıyanları tarafından tanındı. İsa Mesih (a.s)’ta tanıyanları tarafından tanındı. Bediüzzaman açık açık söylüyor. Ömrümüz de bitmedi. Şuan canlıyım bilmiyorum ölüye mi benziyorum? Beklemiyoruz, tamamdır.

“Her şeyimizde çelişki.” Çelişkiyi Cenabı Allah dünyada yaratır. Gece var gündüz var, iyi var kötü var çirkin var güzel var. Ama benim sözümde çelişki yok. Benim özüm ne ise sözüm ne ise hepsi doğru. Çünkü ispatlı, tak tak tak tak hepsini sayıyorum. Diyorum “iki uçlu kuyruklu yıldız çıktı mı”? “Buyurun fotoğrafı” diyorum. Nerede çelişki? “15 gün arayla ay ve güneş tutulması” diyorum fotoğrafları belgeleriyle gösteriyorum. Takır takır takır gösteriyorum. Nerede çelişki? Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları çok büyük bir mucizedir, harikadır. 15 gün arayla ve üst üste iki kere. İki kere kuyruklu yıldız ve iki uçlu kuyruklu yıldız. Ve aynı dönemde kuraklık mucizedir. Bak 2007’de bir kuraklık oldu 2014’te ikinci kuraklık. 7’nin iki katı. 7’nin iki katı 14 yine bir kuraklık var. Aynı Kuran’da ki gibi. Yusuf Suresi’nde var ya kuraklık. Ve “tekrarlayan 7’yi” söylüyor Allah. Tekrarlayan 7’lerden bahsediyor. Hicri 1400 geriye gittiğimizde 700 Osmanlı’nın kuruluşuna gidiyorsun. Bir 700 daha geri gidiyoruz Oğuzhan’a kadar gidiyoruz. Türk devletinin kuruluşuna kadar gidiyoruz. Hepsi planlıdır 7’lerle, 3’lerle, 40’larla, 19’larla kainat kodlanmıştır. 3, 7, 9, 19 kodludur hiç şaşmaz. Hatta mesela 12 Mart, 12 Eylül Hızır (a.s) tarafından tarihi belirlenir, bakın 12. 27 Mayıs, 27 9’un katlarıyla. Plansız hiçbir şey olmaz. Rakamlar hep hareket halindedir. Kainatta rakamlar hep görev yaparlar.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, korucu kardeşlerimiz bekliyorlarmış da. Bir faaliyetlerini göndermişlerdi.

ADNAN OKTAR: Korucu. Göreyim.

DİDEM ÜRER: Evet, inşaAllah. Dün Siirt’te korucu ve asker kardeşlerimiz. Görev yaptıkları dağlarda sizin kitaplarınızı okuyup sohbet etmişler. “Hocamızın ellerinden öper ve saygılarımızı sunarız” diyorlar. Bir de korucu kardeşimiz dağda kedi olmadığı için “daha önceden tedbir almıştım” deyip. Bir kedinin de fotoğrafını her zaman yanında bulunduruyormuş. Onu da gönderdi. Şuan da bütün korucu arkadaşlarıyla birlikte sizi izliyormuş.

ADNAN OKTAR: Onlar aslan, onlar aslan. Allah ömürlerini uzun etsin. Rabbimiz onları korusun. Kalplerine güven, cesaret, huzur duygusu indirsin. Nurla kaplasın Allah her yerlerini nur kılsın. Devletimiz de, hükümetimiz de koruculara sahip çıksın. Yani koruculuk sistemi kalkmasın. Bilakis takviye edilsin. Değil mi? Polis hükmüne alınsın korucular. Yani aynı kanun içerisine dahil edilsin veya çavuş, başçavuş askerdeki başçavuş hükmüne. O olabilir askeriyedeki başçavuş hükmüne dahil edilsin. Korunup kollansın Koçyiğitlerimiz. Allah için canlarını ortaya koydular. Delikanlıca, Koçyiğit’çe bedenlerini siper ettiler. Hepsi dindar, muttaki, tertemiz insanlar. Allah ilimlerini, irfanlarını arttırsın. Kahpe kurşunlardan korusun onları, inşaAllah.

MaşaAllah. Bakın Hz. Mehdi (a.s) devrinde ahir zamanda. Yani Moşiyah konusunda Tevrat’ta Talmut’ta geçen bölüm; Sanhedrin 97a “Bir yerde” diyor “sel olurken, diğer yerde kuraklık olacak” diyor. “Davutoğlu’nun” yani Hz. Mehdi (a.s)’ın. Hz Davud (a.s) soyundan gelecek Hz. Mehdi (a.s). “Geleceği 7 yıllık sürenin sonunda” Bak 7 yıllık çok manidar. 2007’de yine kuraklık oldu, 2014’te yine kuraklık var. “7 yıllık” diyor. “Sürenin sonunda ilk yıla bu ayet gerçekleşecek. Bir şehrin üzerine yağmur yağdırırken, diğerinin üzerine yağmur yağdırmayacağı.” Hakikaten mesela, bir yerde kuraklık oluyor. Bir yerde sel oluyor. Bu Tevrat’ın bir mucizesidir. Tevrat’ta ki bir mucizedir.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Çamlıca’da ki camiinin hızla yapımı devam ediyor. Çamlıca tepesinde ki caminin yapımı büyük hızla devam ediyor. Cami için her gün 300 kişilik ekip besmelelerle işe başlıyor. Kaba inşaatın yüzde kırkı biten projede, minareler Mart ayında semaya yükselecek, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, hadi bakalım. Tayyip hocam cayır, cayır faaliyette.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kuveyt’te yayınlanan ve körfez ülkelerinde dağıtımı yapılan yüksek tirajlı günlük İngilizce gazetede. Arab Times da dün yeni bir makaleniz yayımlandı. “Suriye’de Esad İktidardan Giderse Ülkede Çatışmalar Sona Erer Mi?” başlıklı yazınızda; Suriye’de rejim arkasında asıl güç olan Baas ideolojisinin yıkılması için. Topla tüfekle mücadelenin değil. Öncelikle anti-Darwinist, anti-materyalist eğitimin gerekli olduğunu vurguluyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ilimle irfanla, sevgiyle akılla.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas Ramallah’daki konutunda İsrail Üniversite öğrencilerine, Kudüs’ün açık bir şehir olarak ortak bir yönetimle idare edilmesi gerektiğini söyledi. Araplar ve Yahudilerin bir arada yaşadığı bu şehirde iki tarafın belediye yönetimi tek bir idari yapıda buluşturulabilir. “Mescid-i Aksa’nın da bulunduğu Harem-i Şerif üzerindeki egemenliği ise paylaşmaya niyetimiz yok” dedi ve “fakat Yahudiler ağlama duvarında ibadetlerini sürdürebilirler” dedi.

ADNAN OKTAR: Zaten öyle, mevcut sistemi değiştiren bir açıklama değil ki bu, yaklaşık aynı. Mahmut Abbas’la bir başka kişiyle bu iş olmaz. İlla ki Moşiyah, Hz. Mehdi (a.s). Sürünür Müslümanlar iki taraf da, İsrail de sürünür onlar da sürünürler, hiç bir şekilde kurtuluş olmaz. Yani siyasi çözüm yok. Mehdiyet’le çözüm var.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleri var uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ankara’da Keçiören Kuyubaşı’nda 250 adet A9 TV ve “Yaşayan Fosiller” broşürü dağıtmışlar. Dün kardeşlerimiz Malatya Devlet Hastanesi başhekimine, bazı hemşire ve doktorlara ve 112 ekibine sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Pazartesi günü Viyana’da kardeşlerimiz bir araya gelip sohbet etmişler. Kardeşlerimizden birinin kızı Ceren Selen’in resimleri vardı Hocam, bu. Nevşehir’den kardeşlerimiz farklı zamanlarda 40 adet kitabınızı ve 25 adet CD dağıtmış.

 ADNAN OKTAR: Biraz fazla tatlı değil mi bu? Biraz yaklaştır. İşte kedi bu bildiğin normal kedi. Burnu ısırmak için de son derece müsait görünüyor. Toplu resimlerine bir daha bakayım. MaşaAllah hepsi birbirinden güzeller maşaAllah. Allah şevklerini, imanlarını, gayretlerini artırsın. Kalplerine sürur, ferahlık, iyilik, nur versin.

Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ertuğrul Özkök meclisten geçen HSYK kanunu için hükümeti sivil darbe yapmakla itham eden bir yazı yazdı. Yazısında hükümetin dünyada ki itibarının, otoriterlik çizgisini aşıp diktatörlüğe dayandığını ve yolsuzluk olaylarıyla ilgili demagoji yaptıklarını iddia etti. “Araba fena halde yokuş aşağı kayıyor, artık yüzde 50 oy alsanız bile eskisi gibi oynayamayacaksınız” diye yazdı.

ADNAN OKTAR: Desin ne mahsuru var onur konuşsun eleştirsin. Bu Türkiye’de demokrasinin olduğunu gösterir. Sussa çok korkunç yaşanmaz memlekette o zaman. Konuşsun herkes istediği gibi.

“Hz. Mehdi (a.s)’ı çok beklersiniz diyenlere sinirleri alınmışçasına verdiğiniz cevaplarınız çok muhteşem Hocam” diyor.

“İmanıma ve hidayetime vesile olan canım Hocam Allah sizden kat kat razı olsun. Almanya’dan selamlar sevgiler”. Ali Karaismail Of, Trabzon, delikanlı aleminin yiğitlerinden, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ukrayna’da Hocam sizin de daha önceden söylediğiniz gibi kasım ayından beri aşılamayan siyasi kriz bu gün farklı bir boyuta ulaştı ve hükümet karşıtı göstericiler başkent Kiev’deki belediye binasının önündeki polislere copla saldırdı. Çıkan çatışmalarda 7’si polis toplam 21 kişinin hayatını kaybettiği söyleniyor fakat oradan görüşülen gazeteciler ölü sayısının belirli olmadığını söylediler. Bina ateşe verilmiş sendika binası, içinde çok fazla sayıda gösterici varmış, onun için onda kaç kişinin hayatını kaybettiğini bilmediklerini söylediler.

ADNAN OKTAR: Allah onlara huzur versin, sükunet versin, kavgalarını sulha çevirsin. Yazık, güzel insanlar. Allah üzerlerindeki o şiddeti ve azabı kaldırsın, İslam’a Kuran’a çevirsin onları. İmanla Kuran’la, İsa Mesih’in talebeleri olarak, Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleri olarak hizmet etmeyi nasip etsin Allah.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, katıldığı bir programda bir savcının adli kolluktan komşu ülke Suriye’de bulunan bir kampa operasyon yapmasını istediğini ve o kampta bulunan bazı şahısların alınıp getirilmesi yönünde talimat verdiğini söyledi. “Türkiye’nin sınırları bellidir, hukuk çerçevesinde işlemler yapılır. Savcılar görevlerini yaparken hukukun çizdiği sınırlar çerçevesinde hukukun verdiği yetkiyi kullanmalıdır” dedi.

ADNAN OKTAR: Hata yapabilir savcı, insan nihayet, normal hata yapabilir. Zaten Yargıtay da hata yapıyor, Yargıtay da kendi hatalarını kendi düzeltiyor. Neredeyse kararların yarısını bozuyor Yargıtay, kendi kararını bozuyor. Mahkeme kararlarının büyük bölümü bozuluyor Yargıtay’da. Normal olabilir hakim hata yapıyorsa savcı da çok rahat hata yapabilir yani şaşılacak sarsıcı bir durum yok.

DİDEM ÜRER: Iraklı Şii lider Sadr bir konuşmasında Başbakan Maliki’nin Irak halkı üzerinde baskı kurduğunu, hükümetin yolsuzluk yaptığını ve Irak’ın ülke dışından yönetildiğini söyledi ve Maliki’yi zorba ve diktatör olarak nitelendirdi.

ADNAN OKTAR: Tamam eleştirsin, güzel, hiçbir mahsuru yok. Desin, bu söylenebiliyorsa Irak demokratik bir ülke demektir, söylenemiyorsa kötü.

DİDEM ÜRER: Hocam Van’da dün gece 4.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

ADNAN OKTAR: 4.6, Cenab-ı Allah yeri hareket halinde tutuyor. Bütün dünyada depremler dünya tarihinde görülmemiş şekilde sıklaştı. Dünya tarihinde görülmemiş. Eskiden çok nadir deprem haberi olurdu. Ama şu an hafta sekiz gün dokuz deprem oluyor. Mehdi (a.s) devrinin mühim özelliklerinden birisi olarak hadislerde belirtilmiştir.

Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kazım Güleçyüz bugün ki yazısında dindar kadroların iktidarında dindar kitleleri taciz ve rencide edecek provokasyonlara fırsat verilmesinin, tahriklere çanak tutan fevri ve öfkeli söylemlerle ortamın iyice gerilmesinin kabul ve tasvip edilemez olduğunu söylemiş.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor ama Tayyip Hocam’ın da çok üstüne gelindiği görülüyor. Sahip çıkarak şefkat duyarak, onun onurunu koruyarak bu olabilir. Onurunu kırmaya çalışarak, onu küçük düşürmeye kalkarak, ezmeye kalkarak ortaya çıkılırsa buna müsaade edilmez etmeyiz yani, inşaAllah. Tabii on yıl Türkiye’ye hizmet edecek bir insan, biden bire paldır küldür küçük düşürmeye kalkarak, onurunu kırmaya çalışarak, en kötü şartlarda onu tepe takla iktidardan düşürmeye kalkacaksın yani bunu hiçbir vicdan kabul etmez. Buna müsaade etmeyeceğimiz belli. Etmeyeceğiz derken yani şahsım adına söylüyorum bütün bunları, vicdanım adına, şahsım adına, kendim adıma söylüyorum. Ben müsaade etmem, kendi imkanımla.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne ve yine zaman gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan dün akşamki televizyon programında birliktelerdi Hocam.  Türköne’nin AK Parti hakkındaki yorumlarından sonra Mahçupyan’ın “ben Mümtazer Türköne’nin Türkiye’yi doğru okuduğunu zannetmiyorum. Mümtazer kendi kavgasının içinden okuyor bence şu anda. Mümtazer bir siyasetçi oldu bence bu son dönemde” demesi ikili arsında atışmaya sebep oldu.

ADNAN OKTAR: Canım atışacak ne var gayet normal akılcı bir analiz yapmış, akılcı bir yorum yapmış o gözle de bakılabilir başka türlü gözle de bakılabilir birbirlerini eleştirsinler bir şey olmaz,  o gelişme sağlar. Konuşsunlar, niye konuşuyorsun olmaz. konuşmayı yasaklamak çok tehlikelidir, çok anormal bir hareket. Herkes konuşsun bir şey olmaz. fikirler öyle gelişir kalite öyle gelişir. Yoksa küt ve ölü bir sistem meydana gelir.

Cenab-ı Allah diyor ki, Müminun Suresi 66-“Gerçekten benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz;” yani dinlemiyordunuz diyor, bağnazlara hitap var burada “Buna (ayetlerime) karşı kibirlenerek; gece vakti hezeyanlar sergiliyordunuz.” bak kibirlenerek, büyüklük göstererek “Onlar, yine de o sözü” şeytandan Allah’a sığınırım “(Kuran’ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” Hurafelere mi boğuldular diyor Allah “Ya da kendi elçilerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkar ediyorlar? Peygamberin sözlerine tabiiyiz diyorlar, tamam vahiy getiriyor işte, Kuran ayetleri var, “yok biz ona uymayacağız sünnete uyacağız” diyor. Allah’ın ayetine uysana, peygamber de ayete uyuyor. Onun sözü dediğin ise yalan söylüyorsun, o öyle bir söz söylememiş. Onun sözü kitaba geçmiş Kuran’a geçmiş, sen onu dinlemiyorsun hurafeyi dinliyorsun. “Yahut: “Onda bir delilik  var” mı diyorlar?” bak bu sefer de sapıtıyorlar, delilik iddiasına başlıyorlar. “Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.” Vicdansızca karşılıyorlar diyor Allah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: CHP, HSYK düzenlemesinin yok hükmünde sayılması ve iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. HSYK düzenlemesinde çok büyük yetki gaspı olduğunu söylüyorlar ve “yaklaşık 40 maddenin iptali için başvurduğumuzu düşünürsek Anayasa’ya ne kadar aykırı olduğu çok açıktır” dediler.    

ADNAN OKTAR: Tamam muhalefette bütün gücüyle muhalefet görevini yapsın. Bu bir sıhhattir bir güzelliktir. Muhalefete de bütün gücümüzle saygı duyuyoruz.

“Hocam, ben sizin Darwinizmi bitirdiğiniz kanaatindeyim. Netice itibariyle bu mücadelede yıldız gibi parlıyorsunuz” diyor, Recep Sarı.

Zeynep Sena “Güzeller güzeli canım Hocam” diyor Zeynep Sena. Ahmet Mehmetoğlu.

 “Canım Hocam, benim dün doğum günümdü yaşım 71 oldu” diyor “Rabbime çok şükür bu yaşımda Hz. Mehdi (a.s)’ı bana sevdirdi. Hepinizi çok seviyorum, hep sizi izliyorum. Allah beni ahirette sizlerden ayırmasın” diyor Gönül Hanım. Resmini gösterebiliyor muyuz? Canım benim, Allah sana uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin. İnşaAllah, ben de Hz. Mehdi (a.s)’a tabii olurum, sen de Hz. Mehdi (a.s)’a tabii olursun, İsa Mesih’e tabii oluruz, cennette de, inşaAllah kardeş oluruz. Ne mutlu sana, maşaAllah.

EBRU ALTAN: Bu günkü sohbetimiz burada sona eriyor yarın, inşaAllah Hocamızın güzel sohbetiyle tekrar sizinle birlikte olacağız.

Masaüstü Görünümü