Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (22 Şubat 2014; 11:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


TUBA BABUNA: Canım sevgilimle yayınımıza başlıyoruz. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam ne yapalım, ne edelim?

DİDEM ÜRER: Hocam Sayın Efkan Ala’nın konuşmalarının devamı vardı, eğer isterseniz.

ADNAN OKTAR: Efkan Hoca’yı dinliyoruz evet.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah. Hocam bu konulardan bahsederken şunları söyledi; “kimlerle ittifaklar kurulmuş, ona bakmalı, tek bir yapı değil ve tabanın da bundan haberi yok. Bilinen yapılar orayı kullanarak, kötüye kullanarak, oradan hareket ederek bir girişim başlamış” diyor ve “kendi bakış açıları içinde kendilerine sunduğumuz imkanla büyüyen yapının size karşı olacağını tahmin edemiyorsunuz. Sorunlar olabilir arada halledilir diye düşünüyorsunuz. Siyasi iradeyi katledecek bir şey oluşmamalı” diye söylüyor.

ADNAN OKTAR: Efkan Hoca’nın da gönlü rahat olsun, Tayyip Hocamız’ın da, öyle bir şey olmaz.  Yani şuan bayağı neticeyi aldılar, toparladılar. İşte gerekli tedbirleri de aldılar. Artık gönülleri rahat olsun. Normal faaliyetlerini devam edebilirler, hükümet faaliyetlerini yapıp devam edebilirler. Aldıkları tedbirlerde faşizan tedbir gibi gösteriyorlar. Okuyorum, nereden çıkarıyorlar, ben anlayamıyorum. Yani kardeşim bir babayiğit çıksın da bana anlatsın. Son derece makul şeyler. Kanunları tahvif ediyorlar, kolaylaştırıyorlar. Mesela 10 yıllık süreyi beş yıla indiriyorlar. Faşist kanunlar çıktı diyor. Kardeşim sen e konuştuğunun farkında mısın?  10’u 20’ye çıkarırsa öyle dersen acaba diyebiliriz. 10’dan 5’e düşürüyor. Özel yetkili mahkemeleri kaldırıyor.  Yani nasıl anlaşılmaz ben anlayamıyorum. MİT yasası da aynı, MİT bizim çocukluğumuzdan beri biz MİT her şeyi yapar diye bilinir. Yani MİT’in sınırı yoktur. Öbür türlü zaten görev yapamaz kardeşim. Akla hayale gelecek her şeyi yapar MİT. Başka türlü de istihbarat elde edemez, başka türlü olmaz. Onun kanunlarını makul bir açıklamayla derli toplu hale getiriyorlar. Yani bilinmeyen, pratikte uygulanan ama bilinmeyen hükümleri bilinir hale getiriyorlar, bu kadar. Benim gördüğüm bu. Bütün dünyanın istihbaratları bu tarz çalışır. Yani Rus istihbaratı, Amerikan istihbaratı, İsrail istihbaratı tamamı böyle. En hafifinden böyle yani. Bunda ne var ya? Mesela MİT istese şirket kurar. Zaten kuruyor, kurar yani. Niye suç olsun? Yani nasıl faaliyet yapsın? Ne yapacak? Mesela bir yeri izlemeye alacak, nasıl yapsın? Bir örgütün içine girmesi kadar MİT’in normal ne olabilir? Zaten devletin kanunu var. Polis mesela bir örgüt yapı oluyor polis ajan sokuyor, polis ajanı sokuyor içeriye. Peki, MİT’e gelince, MİT’e yasak. Olur mu? Kuşkulu bulduğu her örgüte her yapılanma içerisine ajan sokar MİT. Başka türlü izleyemez ki, nasıl yapsın? Teknik takip demiyor, Allah Allah teknik takip ne demek? Bizzat gözüyle polisin görmesi. MİT’in de teknik takip yapması lazım. Bizzat olayın yerinde olması lazım. Nasıl yapacak? Başka türlü olmaz. Yok, göbez dönemi gibi, yok Hintler dönemi gibi. Kardeşim ben anlayamıyorum, o zaman başka model göstersinler.  MİT o zaman kapıdan dönecek. Bu nasıl iştir? Yani bana madde madde açıklasınlar. Mesela desin ki kardeşim bu Almanya2da yok, Amerika’da yok ama Türkiye’de var. Bütün Avrupa’da olan bir sistem bu. Ben iddialı da değilim, anlayamıyor olabilirim, mümkün değil, fark etmediğim yerler olabilir, göremediğim gözümden kaçan yerler olabilir, insanlık hali. Gelsin bana göstersinler. Hakikaten varsa bileyim yani. Ama hep demagoji tarzında birçoğu. Öyle olmaz. Çok açık teknik deliller sunsunlar. Mesela desin ki Amerika’da şöyle, Avrupa’da böyle, Rusya’da şöyle, İsrail’de böyle, Türkiye’de de böyle, arada fark şu.  O zaman göreyim. Hükümet öyle diretecek hükümet değil ki, Tayyip Hocam hiçbir şekilde öyle bir şey yapmaz. Bayağı çekinir öyle bir şeyden. Bütün dünyanın gözü üzerinde, ne zoru? Niye belalı bir şeye girsin? Kardeşim bir daha söyleyeyim kardeşlerimize benim Mehdilik iddiam olsa onlar gibi badem bıyık bırakırdım, beyaz çorapla falan böyle ortaya çıkardım. Bıraksınlar, öyle bir derdim yok. Gayet de rahatım.

DİDEM ÜRER: Hocam Türkiye’de sizin dışınızda Mehdiliğimi kesin olarak iddia etmeyeceğim diye televizyonda yemin eden kime yoktur Allahualem.

ADNAN OKTAR: İslam aleminde de yok. Gece gündüz yemin ediyoruz, daha nasıl olsun? Allah Allah, yok öyle bir zorum, sakin olun. Anlattıkların aynen sana uyuyor diyor, ne yapayım uyuyorsa? Uzaya mı çıkayım yani?

DİDEM ÜRER: Ayrıca anlatan tek kişisiniz. Siz anlatmazsanız, hiçbiri anlatmayacak, kalacak o bilgiler. Çok önemli kıymetli bilgiler, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Alametler uyar, tamam güzel, başkasına da uyuyor olabilir ama sana tamamen uyuyor diyorlar. Tamam, ne güzel, maşaAllah elhamdülillah. Rahatsız olacak bir şey yok.

Abdullah Şahin. “İsmim Fatih Ayhan Gölcük’ten yazıyorum. Deccaliyetin büyüsü ne kadar devam edecek? Altın çağın nurlu sabahlarını bize anlatır mısınız” diyor.  Sabır, Allah sabrı esas alıyor. Bura imtihan yeri. Akşam nişan, sabah düğün olmaz. Yani illaki çileli uzun bir devir geçecek, imtihan olacaksın. Allah Hz. Mehdi (a.s.)’ı dünya için istemiyor, ahiret için istiyor. Arkadaşlar Hz. Mehdi (a.s)’ı dünya için zannediyorlar. Hz. Mehdi (a.s.) ahiret için, Allah çok seviyor Hz. Mehdi (a.s)’ı. Onu ne kadar sevdiğini göstermek için, onun ne kadar sevilecek bir insan olduğunu göstermek için dünyaya onu uzun uzun tanıtıyor ve tanıtacak, konu bu. Yani Allah haşa tabi insan “ya Rabbi neden bu kadar çok seviyorsun?” dendiğinde Allah da diyecek ki ben bu yüzden bu kadar çok seviyorum diyecek. Allah  40 yılı, 50 yılı birden gösterecek. Onun için yani çileli uzun bir devirdir Mehdiyet. Yani birçok şey gelip geçer, birçok şey gelip geçer, birçok şey gelip geçer Mehdiyet köprü gibi durur. Sonunda ahrete de dünyaya da bir güzellik olarak insanlara nurunu saçar Mehdiyet. Allah bekletir, bekletir, bekletir en sonunda çıkartır. Allah’ın kanunu bu. Ayette de hatta diyor ki Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım; “elçiler öyle bir duruma gelirler ki, Allah’ın yardımı ne zaman diyecek hale gelirler” diyor, hep öyledir. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de öyle bir ortam sağlamıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) çok acayip, çileli devirlerden geçti. Bir türlü hakimiyet oluşmuyordu. Hz. Musa’da bir türlü hakimiyet oluşmuyordu. Firavun Tevrat’ı okuyunca aklı gitti. Çünkü Tevrat’ta Moşiyah’tan Mehdi (a.s)’dan bahsediyor ve dünya hakim olacağından bahsediyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın her yeri zapt edeceğinden bahsediyor. Dedi ki “bu adam” dedi haşa Hz. Musa (a.s) için “sizin tarlalarınıza, evlerinize, devletlerinize, milletlerinize hepsine hakim olmak istiyor. Dünya hakimi olmak istiyor” dedi. “Ne buyuruyorsunuz?” dediler. Ondan sonra da o malum hikaye başladı. Delirmesinin nedeni Firavun’un Tevrat’taki Mehdi konusudur. Dünya hakimi olacağı geçtiği için Hz. Musa (a.s)’ı Mehdi (a.s) zannetti. Halbuki Hz. Musa (a.s) diyor ki “beni ve kavmimi bırak, gidelim biz” diyor o kadar, ona bir kolaylık. Yani sen bizi risk olarak görmüyor musun? Diyor Firavun’a. Tamam. Biz senin ülkenle hiç alakası olmayan çöle gideceğiz, Tif çölüne gideceğiz diyor.  Bırak bizi çöle gideceğiz diyor bu kadar. “Hayır bırakmam” diyor Firavun. “Sen dünya hakimi olacaksın” diyor onu Mehdi (a.s) zannettiği için ve sonuna kadar mücadele etti. Ama sonunda biliyorsunuz denizde doğuldu.

Mesela kadın diyor ki, Avrupa Parlamento’sunda Yaratılış Atlası’nı çıkarıyor “300 yıllık inancımızı değiştirmeye kalkıyor adam” diyor benim için. 300 yıllık dinimizi geleneğimizi ortadan kaldırmaya çalışıyor diyor. Fransızlar’da Yaratılış Atlası binlerce dağıtıldığı hengamın üçüncü gününde dehşet sabahı olarak uyandılar. Üçüncü gün anlayabildiler. İlk aldığında Fransızlar Atlas’ı çok sevindiler, “ya” dediler “evrimi anlatan bir kitap” gözleri yaşarıyor, teşekkür ederim çok nezaketlisiniz diyorlar. Üçüncü gününde kitabın etkisini anladılar. “Fransız tarihinin” diyor bak “gelmiş geçmiş en büyük felaketi oldu” diyor bu. Yani “Fransa’da başka felaket yok” diyor “böyle bir felaket” diyor “gelmiş geçmiş en büyük felaket”. “Gökten felaket yağıyor” diyorlar. Allah Allah, Allah Allah, Allah Allah, Mehdiyet’in bereketine bak sen. Bunu Fransa söylüyor. O kadar.

DİDEM RAHVANCI: Yakışıklı sevgilimin güzel ve hikmetli sohbetine devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hocam Sayın Efkan Ala bir de şunu söyledi, görevden alma iddialarıyla ilgili olarak “görevden alma yok, yer değişikliği var ve toplam oran yüzde 0.5. Paralellerin polisten çok paropagandistleri var anlaşılan” dedi. “Ve suç işlememişlerin” bunu da ayrı bir konu olarak “rahat ve huzurlu, suç işlemiş ama henüz yakalanamamışların da tedirgin olmasından sorumlu biriyim” dedi. “Kişilik olarak bulunduğum her görevde standardı yüksek bir demokrasiyi hedefleyen biriyim” açıklamasını yaptı.

ADNAN OKTAR: Güzel, “standardı yüksek bir demokrasi” bu kadar. Güzel konuşmuş. Efkan Hoca bu sefer daha iyi olmuş konuşması. Daima özgürlük, demokrasi. Demokrat Parti’nin üslubu hep oydu. Milletin de aradığı odur. Baskıcı gibi görünen mantıklar açıklandığında hiç öyle olmadığı anlaşılıyor. Mesela bak şimdi sen dediğin yurtdışı operasyonu. MİT zaten yurtdışında operasyon yapar milletle ne işi var, Türk Milleti’yle. Dışarıdan alır operasyonu ve dışarıdan alır bilgiyi ve ona göre de hareket eder. Operasyon da dışarıda olur. Nasıl bilgi edinecek? Bütün dünyayı avucunun içi gibi alıyor MİT, değil mi? Rusya’da da var, İsrail’de de var, her yerde var. Operasyon yapma ne yapacak oturacak mı, ne yapsın? Yurtdışında nasıl faaliyet yapar MİT başka türlü. İnanılır gibi değil ben anlayamıyorum bunun mantığını. Gitsin kahvehanede otursunlar o zaman.

DİDEM ÜRER: Hocam şöyle bir itiraz getiriyorlar, eskiden sadece istihbarat topluyordu, askere veya polise bunu iletiyordu, şu an operasyon da yapabilecek, hem Türkiye içinde hem yurtdışında diye. Buna da itiraz ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Operasyondan kasıt milleti tavuk gibi doğramak değil. Operasyon, işte bir suçlu adam onu gidip yakalamak, takip etmek, teknik takip, araştırmak, incelemek, bu. Gidip kafasını odunla dümdüz etmek anlamında değil yani. İnşaAllah. Onları açıklamak lazım işte, açıklanırsa daha sarih olur, diğer türlü herhalde biraz şüpheye açık oluyor. Yurtdışında, dünyadaki bütün istihbarat örgütlerinin, büyük istihbarat örgütlerinin tamamının operasyon izni vardır. Amerika’nın da. Amerika gidiyor Afganistan’da operasyon yapıyor. Operasyon, işte gözaltına alıyor, şu bu. CIA, uçsuz bucaksız CIA’in yetkisi. MİT niye içine kapalı bir sistem olsun. Gidip birinin kafasını ezecek hali yok MİT’in. İstihbarat için bilgi için buna muhtaç. Buna ihtiyacı var, başka türlü olmaz.

Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam Cumhurbaşkanı Gül, Meclis Başkanı ve Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanımız, üçüncü ana jet üst komutanlığında düzenlenen “havadan ihbar ve kontrol uçağı” olan Barış Kartalı’nın envantere giriş töreninde bulundular. Cumhurbaşkanı Gül tören konuşmasında “ bu uçaklara sahip olmanın farklı gururunu yaşıyoruz. Bular bizi sadece güçlü hale getirmedi, caydırıcılığımızı bir kez daha gösterecek” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Caydırıcılığımız imanımızla olur, silah gücümüzle caydırıcılık olmaz. İmanlı bir millet, birbirine bağlı bir millet, herkes birbirini seviyorsa, çelik gibiyse, adamlar isterse atom bombası olsun. Ama silahı olur, Fransa’nın da silahı vardı Hitler hepsine el koydu. Halaş pamuğu gibi attı her yeri. Çünkü bir iman gücü yoktu Fransızlar’ın, direnme gücü yoktu.

Büyük Birlik Partili kardeşlerimiz özel yetkili mahkemelerin kaldırılmaması için bir kampanya başlatmışlar. Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin katili bulunamayacak diye endişelilermiş. “Destek bekliyoruz” demişler “Hocamız’dan”. Hocamız’ın canımızın katilini veya katillerini yerin altına girseler yine buluruz, onun hiç kaçarı kurtarırı yok. Rahmetli zaten helikoptere binmeden önce söylüyor şehit olabileceğini. Ondan daha da dikkat çekici, şehadetinden bir hafta öncesinden dediler ki “bir partinin” çok net bir ifade o günkü ben konuşmalarımı da getirelim “bir partinin genel başkanına suikast yapılacak” dediler, çok net. Ben dedim herhalde Tayyip Hocam’a suikast yapacaklar dedim. Ben dedim hatta Tayyip Hocam dedim kurşun geçirmez cam bir sistem yaptıralım da dedim onun içinden konuş, halkın içinde konuşuyorsun Allah esirgesin bir kalleşlik yapabilirler demiştim. Hiç ummadık, meğer rahmetliymiş hedefleri. Bak bir hafta öncesinden açık açık söylediler, dediler bak “bir partinin genel başkanını öldüreceğiz” dediler. Gazetelerde de yazdı, her yerde yazdı.

Ne şeker şey bunlar. Minik kediler oluyor böyle sepet dolusu kedi, onlara benziyor.

“Hocamız’ın görünüşü mükemmel” diyor “hüsnü cemali olağanüstü maşaAllah. Onu yaratan Allah’a kurban olayım” diyor “ellerinden hasretle öperim” diyor. Estağfurullah biz sizin ellerinizden öperiz.

“Hocam yemin ediyorum sizin konuşmalarınızı büyük bir dikkatle dinliyorum. Vallahi hayranım size. Allah sizi başımızdan eksik etmesin”. Allah Allah yemine ne gerek var?

Agnustik bilgesel, “Senin ülken ABD, İngiltere veya Almanya mı ki, demokrasik veya laikliği değil de işinize gelen kısmı örnek almakla olmaz bu iş”. Kardeşim Amerikan demokrasisinden daha iyi demokrasiyi hedefliyoruz Türkiye’de. Efkan Hoca da aynısını söylüyor, Tayyip Hocam da aynısını söylüyor. Laiklik mükemmel boyutlara ulaştı, Müslümanlar son derece özgür, eskiden nefes aldırmıyorlardı. Dinsizlere de son derece saygı gösteriliyor. Kimse baskı yapmıyor. Marksistler’e karşı son derece hürmetkar hükümet. Açık açık görülüyor. ABD, İngiltere, Almanya; onları da geçelim. Daha iyisi olalım. Niye bu eziklik? Ne bu kompleskliğiniz? Onlar da Allah’ın gariban kulları. Niye bu kadar gözünüzde büyütüyorsunuz? İyi olan her yönü örnek alırız. Bir tane, iki tane değil.

“Adnan Hoca, Mehdi (a.s) mısınız bilemem. Benim ilmim, irfanım yetmez. Ama adam gibi adamsınız maşaAllah” diyor. Seyhan Mert, Aydın. MaşaAllah.

Rafet Reis; “Sayın Hocam, her iki dakikada bir çıldırtıcı Ankara havaları var” diyor. MaşaAllah.

“Nur Hocam, “Dünyada karışıklık, fitne artarak devam edecek, sakın tedirgin olmayın. Ardından güneş doğacak” dediniz, hemen Kiev karıştı” diyor. Daha birçok yer karışacak. Birçok şeyler olacak.

“Selam, ruhum, aşkım, güzel zümrüt gözlü canım Hocam” diyor Deniz Hanım. Aleyküm selam. “Ah bir de Digitürk’te olsanız da, izleyebilsek” diyor. Niye Digitürk? Herkesin evinde uydu var zaten. Digitürk’e ihtiyaç yok ki. Ben yolda giderken bakıyorum, o lüks villalar, yalılar falan hepsinde koskoca çanaklar var. Çanak antenler. Gecekondular falan her yerde var. Dolayısıyla Digitürk’e ne ihtiyaç var? Ne alakası var? Ama yine de düşünürüz tabii.

Munise Ertürk; “Gözbebeğim, ruhum, yeşil gömleğin çok yakışmış. Sevgimi nasıl tarif etsem? Aşığım aşık diyor bir hanım kardeşimiz maşaAllah.

“Canım Hocam tarif etmem imkansız” diyor bir başka hanım kardeşimiz. Cavidan, ismi de güzelmiş.

“Kalbimdeki yerini, kelimeler yetersiz anlatmaya sevgimi. Ruhumuz, sevgimize vesile Hocam. Sizi dinliyorum. Göz kamaştırıyorsunuz” diyor. Sevgi Sönmez.

Evet, Didem Hocam yine biz videolar izleyelim.

DİDEM ÜRER: Videolar izleyelim Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah.

CEYLAN ÖZBUDAK: Yakışıklı aşkımın programına devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleri var inşaAllah. 14-15 Şubat tarihlerinde Aksaray TOKİ çevresinde ve camilere kitap ve broşür dağıtmışlar. Sonrasında Kuran okuyup, Mehdiyet’le ilgili sohbet etmişler. Kardeşlerimiz önceki gün Çapa’da eczanelere sizin kitaplarınızdan 40 adet hediye etmişler. Ayrıca bu sırada karşılaştıkları MHP Fatih Belediye Başkan Adayı olan Emniyet Eski Müdürü Metin Örel’e de sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Kendisi size selamlarını iletmiş. 20 Şubat Perşembe günü kardeşlerimiz Ankara Keçiören’de kitap ve broşür dağıtımı yapıp, sonrasında beraber sohbet etmişler. Dün kardeşlerimiz Zeytinburnu’nda 75 adet dergi, 90 adet sizin kitaplarınızdan ve 2000 adet de A9 TV broşürü dağıtmışlar. Diyarbakır’da kardeşlerimiz esnafa çok sayıda kitap dağıtmışlar. Esnaf kardeşlerimiz sizi çok sevip takip ettiklerini ve ellerinizden öptüklerini iletmelerini istemişler.

ADNAN OKTAR: Diyarbakır’ın aslanları.

DİDEM ÜRER: Evet Hocam maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Koçyiğitleri maşaAllah. Allah ömürlerine bereket versin. Sağlık, sıhhat, güzellik versin. Orada ufaklıklar gördüm ben.

DİDEM ÜRER: Evet. Hocam MHP Fatih Belediye Başkan Adayının selamı vardı.

ADNAN OKTAR: Aleyküm selam ve rahmetullahü ve berakatühü. Bilmukabele aleyküm selam. MaşaAllah benim canlarıma maşaAllah. Allah her yerlerini nur kılsın. Nerde bu ufaklıklar?

DİDEM ÜRER: Bunlar Aksaray’da Hocam.

ADNAN OKTAR: Aksaray’da, aferin maşaAllah. Başka? Bak bak bak, gözlüklü şekere bak sen. Yaklaştır bakayım şunu. Şu nuruna bak, şu şekerliğine.

DİDEM ÜRER: Cin gibi maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şunun temizliğine bak sen. MaşaAllah. Evet devam et.

DİDEM ÜRER: Haberlere mi devam edeyim Hocam?

ADNAN OKTAR: Hayır hayır, o kardeşleri bir daha göreyim ben. MaşaAllah, şu güzelliğe bak, şu güzelliğe. MaşaAllah, elhamdülillah. Aferin canlarımıza maşaAllah. MaşaAllah, melekler gibi bak maşaAllah. Sıra sıra başörtülü de başörtüsüz de var. Hepsi kardeş, nur gibiler maşaAllah çok güzel.

“Canımın içi, muhteşem etkili, dünya yakışıklısı Hocam, yeşilin gözlerinizle uyumu muhteşem oluyor. Neşeniz, sevginiz, şevkiniz, Müslümanlar’a karşı şefkatiniz, inkar edenlere karşı duruşunuz ve kararlılığınız çok güzel.” MaşaAllah. “Allah cennette beraber etsin” diyor inşaAllah.

Mustafa Çimen, Mustafa Besneli, Dilara Hanım yazmış. Bilge Hanım yazmış. Gülten Hanım, Derya Hanım, Halime Hanım yazmış.

Selvinaz Hanım yazmış maşaAllah. Ufaklık yine yanaklar armut gibi bayağı şeker. Gösterebiliyor musun onun resmini?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: Şu sevimliliğe bak. Ekranı yanağıyla doldur onun bir kocaman. Daha genişlet.

DİDEM ÜRER: Mükemmel, sadece yanaklar var.

ADNAN OKTAR: Yanaklar yani dörtte üçünü kaplıyor.

“Aslan Hocam, bir tanesiniz” diyor maşaAllah. Evet genellikle sevgilerini ifade eden yazılar yazmış kardeşlerimiz.

Taliha Hanım, Naciye kardeşimiz, Selime.

Evet, Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hemen okuyorum Hocam inşaAllah. Başbakan Erdoğan Hocam, törende yaptığı konuşmada, katıldığı, “Devam eden ve yeni başlayacak olan projelerimizle 2023 yılında savunma sanayii alanında dışa bağımlılığımızı inşaAllah yüzde yüze yakın bir oranda ortadan kaldırmayı hedefliyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, inşaAllah haydi bakalım. 2023’te zaten çok şey değişecek.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Çikolata şahane bir şey. MaşaAllah.

Evet, ben sizi dinlemeye devam ediyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç; “Son yaşadıklarımız yenilir, yutulur şeyler değil. Umarım Hoca Efendi’de, Hoca Efendi’ye bağlı olan insanlar da, bu güzel hükümeti, ülke için gece gündüz çalışan hükümeti yıpratmak isteyen, itibarsızlaştırmak isteyen, bir ay sonra yapılacak seçimler öncesinde oy kaybına uğratmak isteyen, daha sonra tökezleştirmek isteyenlerle yolunu ayıracaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Normal bir canlı düşünün, öyle düşünür. Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hocam, bu, AK Parti’nin üç dönem kuralıyla ilgili olarak da Sayın Arınç; “Allah’ın emri değil bu. İhtiyaç hissedersek üç dönem sınırıyla ilgili prensibimizi değiştirebiliriz. O günkü şartlara göre hareket edeceğiz. Ama bu henüz gündemimizde değil” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi eğer başka Başbakan adayları yoksa Tayyip Hocam; en uygun olan o. Yani onu uzatmaya gerek yok. Belirsizlik de olmaz. Dördüncü kere Başbakan olsun Tayyip Hocam.

DİDEM ÜRER: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Değil mi?

DİDEM ÜRER: Allahualem evet.

ADNAN OKTAR: Gayet de güzel yani çok yetenekli, başarılı. Dördüncü dönem devam etsin. Sonra Allah Kerim, bakarız. İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hakkari Şemdinli İlçe merkezinde bayrak asan AK Parti Şemdinli Belediye Başkan Adayı Fikri Algül’le beraberindeki partililere yönelik gerçekleşen silahlı saldırıda Gençlik Kolları Başkanlığı üyelerinden iki kişi yaralandı.

ADNAN OKTAR: Bunlar çok önemli şeyler. Yani bu tip olaylar Güneydoğu’da gelişiyor ve bunları önemli görmüyor bazı şahıslar. Dolayısıyla bu diğer partilerin oradan silinmesine sebep olur. Halk dehşeti kim elinde tutuyorsa, gücü kim elinde tutuyorsa ona eğilim gösterir. Epey bir bölümü böyledir insanların. Kuvvet nerdeyse ona eğilim göstertir. Dolayısıyla bu seçimin adil olması için devlet gücünü Güneydoğu’da çok ezici ve caydırıcı olması lazım. Müthiş bir güvenlik gücü olması gerekiyor. Ak Parti Milletvekilini gördüm Van’da belediye başkan adayı taşlanıyor. Orada polisin, sivil polisin, jandarmanın hepsinin olması lazım. Vatandaşı koruyup orada devletin amansız bir güç olarak kendini göstermesi gerekiyor ki, seçimlerde halk PKK’nı gücünü sıfır görsün. PKK’yı güçlü görürse nereye oy vereceği malum. Olmaz sonrada belediyelerin gücünü artırıp, belediyeleri sanki bir federal devlet haline getirme projesi de olursa bu fevkalade neticeler meydana getirir. Onun için belediyelere yeterince yetki verilmesi gerekiyor. Kaymakam ve savcılar, valiler asıl yetkiyi elinde tutması gerekir. Merkezden yönetilen bir sistem olması gerekiyor. Ama hepsinin üstünde halkın üstündeki dehşet ve korkunun tamamen kaldırılması lazım. Orada yapılan seçim özgür seçim olur. Yoksa PKK’nın silahlarının gölgesinde yapılan bir seçimde adil bir seçim olmazı çok zor. Böyle şey olmaz. Onu istifade edip onun sonucunda da oy alan olursa o onunla hiç övünmesin, o utanç olur. Dehşetin sonucu gelen oy sevinç verecek oy değildir. Korkuyla vatandaştan alınan oy, korkutularak elde edilen oy haram oydur. Haram olan oydur, onu helal oy olarak kabul etmeyecekler.

Evet, şimdi Didem Hocam video izleyelim. İnşaAllah.

TUBA BABUNA: Yakışıklı sevgilimle sohbetimize devam ediyoruz buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Ne anlatayım Didem Hocam?

DİDEM ÜRER: Hocam sevgiden biraz bahsedebiliriz belki.

ADNAN OKTAR: Gültekin Avcı, Avrupa’dan farklı bir şey varsa bu MİT yasasını bize söylesinler. Onun dışında olmaz. Genellikle kardeşlerimizi sevgileri, muhabbetleri, iltifatları var.

Didem Hocam ben gidiyorum.

DİDEM ÜRER: Tamam Hocam. Kardeşlerimizin faaliyetleri var uygu görürseniz onları okuyayım mı?

ADNAN OKTAR: Oku bakayım hadi.

DİDEM ÜRER: Perşembe günü Ankara’da bir kaç kardeşimiz Demet evler, hastane, metro çıkışında elli adet Türkçe İngilizce sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar. Kardeşlerimiz dün Başbakanın Konya ‘ya gelişi nedeniyle toplanan belediye başkanlarıyla,  Başkan adayı Fatma Turu Hanım’a, Büyük şehir Belediye genel sekreteri Haşmet Okur’a sizin kitaplarınızdan taktim etmişler. Haşmet Okur Beyefendi sizin kitaplarınızı çok severek alıp çok teşekkürlerini belirtmiş. Gebze’den kardeşlerimiz Pazar esnafına, hastane otoparkındaki araçlara ve evlere 300 evrim aldatmacası ve 400 A9 TV broşürü dağıtmışlar. Dün kardeşlerimiz Kayseri terminalinde yolculara ve şoförlere 70 adet çeşitli eserlerinizden ve 1000 adet A9T broşürü dağıtmışlar. Akşamda toplanıp ev sohbeti be sıra gecesi yapmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah Allah muhabbetlerini artırsın. Ne güzel olmuş, ne hoş olmuş. Şu arkada ufaklık var onu bir rica edebiliri miyim? Yaklaştır, yaklaştır. Şekerliğe bak şekerliğe, tatlılığa, ballığa, kaymaklığa bak sen. Gözlerin burnun güzelliğine bak sen. Yanaklar her yeri çok güzel maşaAllah. Bir ufaklık daha vardı. Biraz geriye al, yaklaştır. Şekerliğe bak şekerliğe, tatlılığa. MaşaAllah bunlar Hz. Mehdi (a.s) devrinin aslanları. İsa Mesih’in aslanları maşaAllah.

Tamam, o zaman yarın görüşürüz. 

Masaüstü Görünümü