Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (24 Şubat 2014; 13:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DAMLA PAMİR: Ruhum, nefesim, bir tanemin sohbetine başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Çağlayan adliyesinde ortaya çıkan yüz yirmi beş adet klasörle Başbakan Erdoğan, yakın çevresi, siyasetçi gazeteci yazar, sivil toplum kuruluş temsilcileri ve iş adamlarının aralarında bulunduğu binlerce kişinin üç yıl süreli dinlendiği ortaya çıktı. Yasal olmayan dinlenmelerde Selam terör örgütü adında var olmayan bir örgütün adının kullanıldığı belirtildi. Başsavcılık dinlenen üç bin atmış dört kişinin kimliklerini tespit etmeye çalışıyor. Bazı kişiler sadece x diye geçmiş.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, nasıl cesaret ediyorlar hayret, inanılır gibi değil. Tayyip Hocam’a destek vermek lazım. Tayyip Hocam’a destek verirsek, o ortalığı yatıştıracak, düzeltecek gibi görünüyor. Dengeyi sağlayacak gibi görünüyor. Daha önceki tavırlarında da bunu gördük zaten. Ama demek ki, bizi bir Ortadoğu'nun alelade bir ülkesi olarak görüyor bazı kişiler. Bu ilginç, çok şaşırtıcı. Pervasızlık çok acayip, çok şaşırtıcı.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, iktidarla cemaat arasındaki olaylar için şöyle söyledi. "Kavgada rol oynamamı bekleyenler var. Milletin birliğini temsil ediyorum. Tartışmalara girmem" dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii, olur mu öyle şey? Tayyip Hocam'ın eli güçlü, çünkü millet desteği var, muazzam bir millet desteği var. Milliyetçi Hareket Partisi de çok uyanık bir parti, elemanları da çok yamandır. CHP'de öyle Amerika'ya falan pirim verecek bir parti değil. AK Parti'de baya güçlü bir parti, dolayısıyla tedirgin olacak bir şey yok. Bu soruşturma falan onlar o kadar değil de. Bu kafanın kendince çok rahat Türkiye'de bir şeyler yapabileceğine inanması şaşırtıcı. Çocuk kafasından daha az düşünüyor bunlar. Her şey baya kolay zannediyorlar bunlar, yaparsın, edersin biter. Türkiye'nin kolay lokma olmadığını göstertmek lazım.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: MİT, yasa teklifi meclis içişleri komisyonunda bazı değişiklerle kabul edildi Hocam.

ADNAN OKTAR: Vatanı, Milleti korumak için MİT'in eli güçlendiriliyorsa, uygulamasında da bir aksaklık olmayacaksa, insanlara bir zararı yoksa, güzel. Kimseye bir zararı yoksa, vatan, millet, devlet düşmanlarını bertaraf eden, vatanın, milletin dostlarını da güldüren, sevindiren, onları besleyen bir uygulamaysa. Çünkü bakmadım ben yasaya gayet güzel.

"Hocam, saçlarınız bu gün hem yakıyor, hem konuşuyor yine, maşaAllah. Bizde uğraşıyoruz ama kıyası bile olmuyor ne yapsak Hocam?" diyor bir kardeşimiz, İngiltere'den yazmış.

Rsl 09, rsl, sls; “Adamsın Hocam” demiş, gülme işareti yapmış.

Cavidan Hanım: "Aşkım, ruhum, göz aydınlığım, her zaman hayra ve güzele çağıran canım Hocam. Vesilenizle en doğruyu, en güzeli öğreniyoruz."

Deniz Hanım: "Aşkım, sultanım, ruhum, canım Hocam" diyor. "Hızla geçen zaman yoklama alındığı andan size gelinceye kadar bir türlü geçmiyor. Sizi gören gözlerimizi, ruhumuzu coşturuyor. Sevgimiz kahraman atlı gibi peşinizden koşturuyor” diyor. Allah razı olsun.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kuveyt'in önde gelen İngilizce gazetelerinden Kuveyt Times'in hem basılı gazetesinde, hem de internet sitesinde Suriye'nin durumuyla ilgili makaleniz yayınlandı. Yazınızda Cenevre iki görüşmelerinden bir sonuç alınamadığını belirtiyorsunuz. İran'a uygulanan ambargolarının kaldırılmaya başlanması ile birlikte İran'ın dış dünyaya açılmasının mümkün olabileceğini, bunun İran'ın Suriye politikalarını değiştirmeye mecbur bırakabileceğinden bahsediyorsunuz. Suriye konusunda Rusya, Amerika Ve Avrupa birliğinde desteğinin alınmasının şart olduğunu vurguluyorsunuz inşaAllah. Yemen’in İngilizce yayın yapan National Yemen gazete ve internet sitesinde coğrafi olarak uzak, ama gönülden yakın iki ülke "Yemen ve Türkiye" başlıklı iki yazımız çıktı.

ADNAN OKTAR: Yemen’de?

DİDEM ÜRER: Evet, Hocam.

ADNAN OKTAR: Neydi gazetenin ismi bir daha söyle.

DİDEM ÜRER: National Yemen. Burada “coğrafi olarak uzak ama gönülden yakın iki ülke Yemen ve Türkiye" isimli makaleniz yayınlandı. Türkiye ile Yemen'in Osmanlı İmparatorluğu’na dayanan dostluğundan bahsediyorsunuz. Ayrıca Yemen'in günümüzde karşılaştığı sorunların sebeplerini analiz ederek, Kuran ahlakıyla ve Türkiye'nin tecrübelerinden faydalanarak üstesinden gelinebileceğini anlatıyorsunuz Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Türkiye'deki gezi olayları esnasında kışkırtıcı ve doğru olmayan yayınlarıyla dikkat çeken CNN televizyonu, Venezuela'da da aynı üslubu sürdürünce hükümet CNN muhabirlerinin basın kartları iptal etti. CNN açıklamasında "Venezuela enformasyon bakanlığının dört muhabirinin bundan sonra ülkede haber yapmalarına izin verilmeyeceği bilgisini ilettiğini” bildirdi.

ADNAN OKTAR: Kan akıyor, olaylar çıkıyor tabii onlarda şamatayı körüklüyorlar. Halbuki yatıştırıcı olmak lazım. Ne olacak ki? Adam ölüyor, insanlar yanıyor, çocuklar ölüyor kargaşa tehlikeli bir şey. Yatıştırıcı olmak en akılcısı.

DİDEM ÜRER: BDP gurup Başkan vekili Pervin Buldan katıldığı programda "otuz Mart seçimlerini kazanacakları, belediye sayısının Öcalan'a halkın verdiği desteği yansıtacağını, müzakere sürecinde Öcalan'ın elinin kuvvetlendirileceğini" söyledi.

ADNAN OKTAR: Bir kere bak işin doğrusu samimi olarak söyleyecek olursak Öcalan unutulmuştu. Öcalan özel destekle yeniden koltuk değnekleriyle yeniden koltuğuna oturtturuldu. Ortadoğu'da en çekinilen adamlardan birisidir Abdullah Öcalan. Kürt kardeşlerimden bakın samimi olarak söylüyorum, on kişi bile gerçekten samimi seven çıkmaz onu. Aksini hiç kimse iddia edemez. Bak on kişi bile seven çıkmaz. Hep korkuya dayalı, şiddet, propagandaya dayalı. Herkesin elinde Abdullah Öcalan resmi tutuşturursan, git bununla alana çıkacaksın dersen, diyor "bende seviyorum” diyor. O da diyor ki "bende seviyorum" diyor, "ben bayılıyorum" diyor. Hiç biri sevmiyor bak söyleyeyim, kimsede kaile almaz. Lider olarak bile görmezler. Tutuklu bir adam, zaten hapiste olan bir adam lider olamaz, hapisten de çıkamaz, öyle bir şey olmaz. Özerklik, federasyon, şu bu falanda olmaz, bunları unutsunlar, öyle bir şey mümkün değil. Komünist bir devlette kurdurmayız Güneydoğu'da. Ama özgürlüğün en güçlüsü, modernliğin en güzeli Güneydoğu’nun olsun, kardeşlerimizin olsun. Çok çile çektiler. Hatta biz fedakarlık yapalım. Buraya yatırım olmasın, oraya olsun. Benim Kürt canlarım, o minik köfteler daha hala lastik ayakkabıyla geziyorlar Güneydoğu’da, köylerde, dağlarda. Simsiyah, araba lastiğinden, eski araba lastiğinden yapılıyor. Simsiyah bayağı toksik ve zararlı bir madde, ondan ayakkabı yapılıyor. Çocuklar onu giyiyorlar, yalınayaklar. Bir çoğu da yalınayak sokakta. Önce onlara. Hepsi çekindiği için kabul ediyorlar, başka bir nedeni yok. Dağ taş silah kaynıyor Güneydoğu’da. Adamlarda vicdan yok, PKK’da. Merhamet yok. Sıkıysa aksini yapsın, çeker vururlar. Şu an psikolojik baskı yaparlar ama ilk fırsatta adam mimlendiği için rahatça öldürürler. Bu cesareti kimse gösteremez. Yani böyle bir şey yapamazlar. Onun için böyle bir durum oluyor. Bunu da bir zafer gibi göstermenin bir alemi yok.

“Ateistler hakkında konuşur musunuz? Allah’a inanmaları için ne yapmaları lazım?” Ateistler; biz geldikten sonra ateist kalmamıştır. Doğrusunu anlatınca coşkuyla kabul ediyorlar. Gerçekliğini gördüklerinde nur görmüş gibi içleri aydınlanıyor.

“Nuruna hayran olduğum” diyor Munise. MaşaAllah.

“Adnan Hocam’ın kültür merkezlerinde yaptığı sohbetlerine gelmek istiyorum. Tarihlerini nerden öğrenebilirim?” Utku Çelenk. Allahualem, biz bir kültür merkezinde toplantı yapmazsak rahat etmeyecekler.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, siz 28 Şubat soruşturmasının eksik kaldığını söylemiştiniz. Yani bunun bizimle ilgili olan bölümüne de daha detaylı bakılmasını söylemiştiniz. Başbakan, 28 Şubat soruşturmasının eksik kaldığı ve sivil medya yapılarının hiç araştırılmadığını, gereğinin yapılması gerektiğini söylemişti. Üç savcı görevlendirilmiş ve paralel yapının o dönemki faaliyetleri de dahil olmak üzere araştırma yapılıyormuş ve rapor hazırlanmış. Raporda yüz kişilik listede yer alan Refah-Yol hükümetinden istifa eden milletvekillerinin, medya yöneticilerini ve bazı ünlü gazetecilerin mal varlığında çok önemli artışlar tespit edilmiş. Önümüzdeki haftalarda hazırlanacak ek iddianamenin medya dışında yargıyı, üniversiteleri ve sendikayı kapsayacağı da belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam devam inşaAllah, maşaAllah. Allah yolunu açık etsin. Güzel. Allah seni görevlendirdi. Allah yolunu açık ediyor. Allah sana millet desteği sağlıyor. Yollar senin, Allah’ın izniyle.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Bursa’dan kardeşlerimiz 19 Şubat’ta ev sohbeti için toplanmışlar. Kuran okuyup sohbet etmişler. Kardeşlerimiz Erdemli Kaymakamlığı’nın şehrin çeşitli yerlerine yerleştirdiği istasyonlara kitaplarınızdan bırakmışlar. Devam edeceklermiş, inşaAllah. Dün kardeşlerimiz Çanakkale’nin Biga ilçesinde esnafa 90 adet sizin kitaplarınızdan ve 19 adet dergi hediye etmişler. Apartmanlara da 500 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Ardından yemek yiyip sohbet etmişler. 23 Şubat tarihinde Ankara Elvankent’te market önünde 100 adet İngilizce ve Türkçe kitap dağıtmış kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Yemek yemeyi göreyim. Olmaz sofrayı göreceğim. Yemek yedik deyince, ben ispatını isterim. Allah, katından sofra indirilmiş onlara, onu göreceğim. Ben orada bir ufaklık gördüm. Sen iyi ki burada değilsin, sen. O külah, burun hepsi giderdi yani. Elindeki Kuran’ı görüyor musun? MaşaAllah. Dünya tatlısı. Allah hepsinin ömrünü uzun etsin, şevklerini arttırsın. Ne güzel ibadet, ne güzel nimet. O kutulardan nur saçılıyor, maşaAllah, elhamdülillah. Afiyet şeker olsun aslanlarıma. Allah ne güzel sofra indirmiş onlara. Dine kuvvet bulsunlar, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Batman’daki seçim lokalinin açılışına katıldı ve şunları söyledi; “Bu seçim, çözüm sürecinin geleceği açısından çok önemli. Çözüm süreci demek, cenazelerin gelmemesi demektir. 350 milyar dolarlık kaynağın kalkınmaya harcanması demektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunlar tabii ki çok güzel, çok hoş. Çözüm sürecinden kasıt anarşinin durması. Sürece karşı; niye karşı olsun adam? Sürecin sonunda adam Türkiye’yi bölüp size de şehit cenazesi gelmeyecek diyorsa, biz bunu kabul etmeyiz. Bize bir milyon şehit göndersin adam. Ama Türkiye’yi böldürtmeyiz. Yani bizim böyle bir derdimiz yok. Yani şehit sorunumuz yok bizim. Adam diyor ki; “Ben Türkiye’yi kurtardım.” Tamam, güzel. “Şehit cenazesi de gelmeyecek” diyor. Allah razı olsun, güzel. “Sanayi de kalkınacak.” O da güzel. “Ama Güneydoğu’yu rica edeyim” diyor. “Süreç bu” diyor. Kanunla hukukla nefes aldırmayız. Bunu bırakacaklar. Yani sürecin sonucu ahlaksızlık şeklindeyse bunu kabul etmiyoruz. Ama sürecin sonucunda barış, kardeşlik varsa, kavga yoksa bunu kastediyorsan, bunu dünyada kabul etmeyecek bir adam düşünemiyorum. Neyin telkinini yapıyorsun?

Şimdi Hz. Mehdi (a.s)’ın fizik alametlerini anlatabiliyor muyuz?

DİDEM ÜRER: Evet, çok iyi olur Hocam.

ADNAN OKTAR: Çünkü hocalar anlatmayın diyorlar. Biz de anlatacağız, inşaAllah.

VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Fiziksel Özellikleri

GÖRKEM ERDOĞAN: Aklına, ruhuna, derinliğine hayran olduğum Hocamızla devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne diyordu kardeşimiz. Özetle İslam’a hizmet ediyormuş kardeşimiz. Arkadaşları diyorlarmış, “sen parayla mı bu işi yapıyorsun?” O da ona üzülmüş. Yani iki günlük dünya. Tabii ki Allah rızası için İslam’ı anlatacaksın. Yani 1400 seneden beri Müslümanlar parayla mı anlatmışlar, milyarlarca, milyonlarca Müslüman, değil mi? Namaz kılmak nasıl ibadetse, o da ibadet. Parayla mı namaz kılıyorsun sen?

“Adnan Oktar Hoca, Türk milleti için Allah’ın muazzam bir lütfudur. Rabbime sonsuz hamd olsun” diyor, maşaAllah. İnşaAllah, öyle oluruz.

Recep Özdemir, “Yaşasın güçlüler, ben hep güçlünün yanındayım.” Sen haklının yanında olacaksın. Güçlünün yanında olmak olur mu? Faşizmde vardır güçlüden yana olmak. Müslüman, haklıdan yana olur.

“Hoca kaç gündür aboneniz olmuşum. Programınızı izlemeden yapamıyorum artık.”

Dilek Hanım diyor ki; “Gönlümün felahı, dünya yakışıklısı aşkım Hocam. Zaman zaman nadiren hüzünlendiğim olaylar meydana geliyor. O gün, gece rüyamda o olayla ilgili bana ders yapıyorsunuz. Bu birkaç kez tekrar etti. Uyandığımda rüyam gerçek mi ayırt edemeyeceğim şekilde.” MaşaAllah.

“İş yerimizde A9 Tv izliyoruz, bu güzel sohbetler için teşekkür ediyoruz.”

“Koşuyorum size yetişemiyorum, paylaşıyorum, anlatıyorum yine de yetişemiyorum. Uyumak istiyorum bazen. Ne muazzam bilgi vermiş Rabbim. Sizi tanıtan Rabbime hamd olsun, inşaAllah” diyor.

Evet, genelde kardeşlerimizin sevgi ifadeleri var.

“İnegöl’de konferans vermeyi düşünüyor musunuz Sayın Hocam” diyor, 2009batıgol. İnşaAllah, bir gün geliriz.

“Hocam bana bir akıl verin, ihanete uğradım her gün bunalım içindeyim. Aklıma kötü kötü şeyler geliyor, kafayı bozmak üzereyim.” Allah’a tevekkül edeceksin. Allah’a tevekkül etmezsen, her şey sana ıstırap verir, her şeyden sıkılırsın. Her şey seni korkutur, her şey senin üstüne gelir. Dünyanın bütün olayları senin üstüne gelir. “Göğün yüksekliklerinde kalbin sıkışıyor gibi olursun” ayetin ifadesiyle. Şu an o hale gelmişsin. Allah’a teslim ol, kalbin ferahlasın.

“Hocam bugün nur saçıyorsunuz” diyor, maşaAllah.

Didem Hocam, dinliyorum ben seni.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin faaliyetleri vardı Hocam, onları okumak istiyorum, inşaAllah. 23 Şubat Pazar günü Mersin’den kardeşlerimiz, Katolik kilisesini ziyaret etmişler. Ayine katılıp Hristiyan kardeşlerimizle ahir zaman ve Mehdiyet konulu sohbet etmişler. Ve sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Kiliseyi ziyarete gelen BDP’li Mersin Akdeniz İlçe Belediye başkanı Mehmet Fazıl Türk’e de kitabınızı hediye etmişler. Ardından sahilde yüz kitap dağıttıktan sonra beraber Kuran meali okuyup sohbet etmişler.

Konya’dan kardeşlerimiz 22-23 Şubat tarihlerinde altmış kadar kitabınızı Aydınlık, Zafer Meydanı, BBP il başkanlığı ve alperen ocaklarına hediye etmişler.

Ankara’da kardeşlerimiz dün Bahçelievler’de bin adet A9 broşürü dağıtmışlar.

Dün çok sayıda kardeşimiz Belçika’da bir araya gelip, Allah korkusu ve iman hakikatleri konusunda sohbet etmişler. “Geç saate kadar kimse ayrılmak istemedi. Herkes çok şevkliydi” demişler.

Yine Pazar günü kardeşlerimiz Alanya iskelede 300 adet kitap, 500 adet VCD ve 250 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, her yerde nur yağıyor. MaşaAllah canlarıma, baya güzel olmuş. Allah feyizlerini, bereketlerini, güzelliklerini arttırsın, nurlarını arttırsın.

“Hrant Dink’i, onu Ergenekon’un öldürdüğünü biliyoruz.” Zaten en başından beri böyle değil mi? Zaten biliniyor. Yani çocuk olan bilir bunu. En başından söylemiştim. İlk duyduğumuzda, “iddia edilen terör örgütünün işidir bu” dedim. Yani başka kim yapacak ki zaten? Böyle profesyonel katilliği kim yapacak?

Rahmetli şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu şehit olduğunda hemen söyledim, “iddia edilen Ergenekon terör örgütünün işi bu” dedim. “Yok, yok” dediler, “sağ hiçbir şeyi yok kurtuldu.” Dedim “belli ki oyun oynadılar.” Israrla da inkar ettiler. Dediler “bir şey yok, kaza.” “Yok” dedim “bak cinayet” ısrarla “bu cinayet” dedim. Bak cinayet olduğu kabul edildi sonra.

Didem hocam ben gidiyorum. İnşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah. O zaman yarın görüşüyoruz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü