Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (14 Mart 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Güzel gözlü aşkımın programına başlıyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hocam, emniyetten yapılan yazılı açıklamaya göre Berkin Elvan'ın cenaze töreninin ardından meydana gelen olaylarda yirmi ikisi polis doksan sekiz kişi yaralandı. İki kaymakamlık binası, on bir polis aracı ve özel araçlar, bir PTT şubesi, yedi halk otobüsü, yirmi dört farklı banka şubesi ve dokuz özel işyeriyle on dört seçim irtibat bürosu tahrip edildi.

ADNAN OKTAR: Adamlar sevimli alakaları pek olmaz, ona şefkat duymazlar. Onlarda insan sevgisi olmuyor komünistlerde. Mesela çekip vuruyor, alnından vuruyor yahut öldürüyor, bombalıyor, kundaklıyor. Zaten acıma olmaması nedenini söylüyor, insani duyguların olmamasını söylüyor. O çocuğa bir şefkat, sevgi duyduklarından değil. Ondan anlayacak adam da değiller. Fakat vahşet, şiddet, terör için iyi bir fırsat bulduklarını düşünüyorlar. İnsanları böyle galeyana getirmenin felsefesini iyi kendilerince uyguladıklarını düşünüyorlar. Galeyan felsefesi var bunlarda, o felsefeyi ince ince dokuyorlar adeta. Mesela bu esaslı bir eylem, onlar için çok önemli bir eylem. Mesela yaralanan polisler onları ilgilendirmez, şehit olanlar onları ilgilendirmez ama göğe ilgilendiriyor gibi göstertiyorlar. Komünist devrimin gereği olarak düşünüyorlar bunu. Halbuki bizim milletimiz imanlı millet. Atatürk'te söylüyor rahmetli milletimizin örfü, ananesi, imanı Komünizme kapalı. Ama Çin müsaittir mesela orada gelişir, gelişti. Bak Rusya bile bünyesi kabul etmedi komünizmi. Polonya'nın mesela bünyesi kabul etmedi. İnsan fıtratına aykırı boş yere zorluyorlar.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Başbakan Erdoğan, Berkin Elvan hakkında bu gün açıklama yaptı Hocam şöyle söyledi: "Geçenlerde İstanbul'da bir cenaze yaşandı Maalesef terör örgütlerinin içine aldığı ne yazık ki yüzü poşulu, eline sapan verilmiş, cebinde demir bilyelerle olan çocuk maalesef bir biber gazı oda muhatap oluyor. Polis orada yüzü poşulu, elinde sapanla demir bilyeleri savuran kişinin kaç yaşında olduğunu nasıl ayıracak. Kılıçdaroğlu "ekmek almaya giden çocuk" diyor. "Dürüst ol ne ekmek alması, ne alakası var" dedi.

ADNAN OKTAR: Terörist dahi olsa, yaşı büyük dahi olsa polis zaten bir insanın suratını biber gazı, işte o kapsülü sıkmaz. Bu bir kaza bunu herkes bilir bilinmeyecek bir yönü yok. Teknik kullanım hatası olabilir bu doğru, teknik hata yapmış olabilir. Ama kasti yapıldı iddiası çok çok yanlış. Belki hakikaten açı da vermiş olabilir. Açı vermesine rağmen havan mermisi gibi havadan gelip vurmuş da olabilir çocuğa yahut sekmiş olabilir.

DİDEM ÜRER: Bir arkadaşının beyanına göre duvardan sekti demiş bir arkadaşı çocuğun.

ADNAN OKTAR: Duvardan sekmiş olabilir. Doğru bunlar, bunları anlamazlıktan gelmenin alemi yok. Polis memnun mu olacak el kadar çocuğun ölmesinden. Yüzü kapalı veya açık olsun fark etmez polis zaten böyle bir şey yapmaz. Bu çocuk ben buna biber gazı sıkmayayım. Bu büyük ben bunun suratına biber gazı sıkayım demez yani yahut kapsül atayım demez. Olayı yatıştırmak ve kanunu ona verdiği yetkiyle orada işte o gazı kullanmak istiyor polis. Yüzlerce, binlerce fişek atılıyor o tevafuken rast gelmiş. Polisin son derece rahatsız olacağı bir şey bu, kabul edeceği bir şey değil.

Şimdi gene bir film.

DİDEM ÜRER: Videoları izleyelim Hocam inşaAllah.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sevgilimin programına devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: (Fussilet Suresi 43) "İnsan hayır istemekten bıkkınlık duymaz" diyor Allah. Şeytandan Allah'a sığınırım. Yani hep böyle iyilik gelsin, gençlik, sıhhat, mutluluk, mal mülk gelsin, okul kazansın, neşeli yaşansın. "Fakat " diyor Allah fakat "Ona bir şer dokundu mu "yani işine gelmeyen, onu rahatsız eden bir şey oluştuğunda ya da parası gittiğinde, imkanları gittiğinde veyahut sağlığı olabilir. "Fakat ona bir şer dokundu mu arık o yese düşen bir umutsuzdur." Yani artık ben kurtulamam, ben bittim, benim için yapılacak bir şey yok ümitsiz nasıl ümitsiz? Allah'tan ümidi yok, artık Allah beni kurtaramaz, yani Allah'la bağlantım kesildi kafasında olur. Bu insanların büyük bir bölümünde olan bir felakettir, çok büyük bir beladır. Onun için Allah'tan her zaman mükemmel tevekkül istemek lazım. Ya Rabbi bana sana mükemmel tevekkül eden kul olmayı nasip et diye Müslüman bu nimeti sürekli isteyecek, çok büyük bir nimet çünkü. "İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirir" yani şükretmez, kendinden bilir, hamd etmez " ve yan çizer" diyor Allah. Tabii yan çizer Türkçesi öyle oluyor. Uyum göstertmez Kuran'a, İslam'a uygun hareket etmez, hamd etmez, Allah'a teşekkür etmez. "Ona bir şer dokunduğu zaman ise artık o geniş, kapsamlı bir dua sahibidir." Normalde hiç dua etmiyor Allah'a Ya Rabbi sana hamd olsun, şükür olsun, imanımı artır, bilgimi artır, beni hayır yolda başarılı kıl diye Müslüman sürekli dua eder. "Dua etmez" diyor Allah. Ne zaman dua eder? Ancak bir şer dokunduğu zaman. Mesela "bir kaza olacak, bir bela olacak, başı belaya girer o zaman diyor beni hatırlar" diyor. "Başka türlü nimet verdiğimde yüz çevirir" diyor. Kimden? Allah'tan yüz çeviriyor sağlıklı iken. Ama "başı belaya girdiğinde bana yoğun olarak dua eder" diyor Allah "Ben böyle istemiyorum" diyor Allah "Sağlığında da dua etsin, bir dert geldiğinde de dua etsin ben onun Rabbiyim" diyor "bütün belaları veren benim, belaları kaldıran da benim. Hastalığı veren de benim, şifayı kaldıranda benim" diyor Cenab-ı Allah. "Dolayısıyla benle sürekli bağlantıda olsun" diyor Allah kullar için, hepimiz için. "Deki gördünüz mü haber verin" Şeytandan Allah'a sığınırım bak " gördünüz mü haber verin eğer o Kuran Allah katından ise, sonra siz onu inkar etmişseniz" yani Kuran'ın yeterliliğini kabul etmiyorsanız. Bağnazlığı kabul ediyorsanız, yobazlığı kabul ediyorsanız. "Uzak bir ayrılık içinde olandan daha sapık kimdir?" diyor Allah. Bağnazları ve yobazları yerin dibine batıran bir ifade Cenab-ı Allah'ın ifadesi bak "Uzak bir ayrılık içinde olandan daha sapık kimdir?" "En sapıktır" diyor Allah yobazlar için. "Uzak bir ayrılık içinde" nereden? Kuran'dan "Eğer o Kuran Allah katından ise, sonra siz onu inkar etmişseniz" nasıl inkar ediyor? Hurafelerle. "Allah böyle dedi" diyorsun. "Yok" diyor  "ayetin hükmü kaldırıldı" diyor. "Nasıl kaldırıldı?" "Keçi yedi" diyor. Öbürü "unutturuldu" diyor "Allah unutturdu" diyor, öbürü nes edildi hükmü" diyor "ayet var" diyorsun "ayet önemli değil kardeşim" diyor, "hadis önemlidir" diyor hangi hadis? Uydurma hadis. Uydurma hadisten yeni bir din yapmışlar ona "İslam" diyorlar. Halbuki Kuran'ın anlattığı dine İslam denir. Uydurma hadisten oluşan dine İslam denmez, o şirk dinidir. "Biz ayetlerimizi hem afakta, hem nefislerinde onlara göstereceğiz" dış aleminde ve içlerinde göstereceğiz. "Öyle ki şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun." Şu an o devirdeyiz artık Kuran'ın hak olduğunu açıkça insanlar görmeye başladılar. Hem kendi nefislerinde iman hakikatleriyle görüyorlar, hem dış alemde olan olayları mesela Suriye'de olan olaylar, Filistin'deki olaylar, her yerdeki olaylarda dış alem, dış afakta ki felaketlerle artık görüyorlar. Kuran'ın, Allah'ın hükmünün hak olduğunu da insanlar gördü. Kuran yaşanmadığında dünya felakete sürükleniyor, bunu gördüler. "Her şeyin üzerine Rabbinin şahit olması yetmez mi?" Ebcedi de zaten 1990'lı tarihini veriyor. Yani olayların başladı tarih.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hocam Berkin Elvan'ın babası Sami elvan Okmeydanı'ndaki silahlı kavgada hayatını kaybeden Burak Can'ın babası Halil Karamanoğlu’nu arayarak baş sağlığı diledi. Burak Can'ın babası da "İstanbul'a dönünce Sami Elvan'ı ziyaret edeceğini" söyledi. İki baba "acılarımızı siyasete alet edip nefret ortamı oluşturmalarını biz aileler olarak müsaade etmeyeceğiz" şeklinde beyanda bulundular.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah Burak Can'ın babası da tam Osmanlı, tam Osmanlı yani hakkıyla Osmanlı maşaAllah, koç yiğit. Bak hemen babalar kendi araların da konuşuyor, anlaşıyorlar doğrusu budur. Destek olmak lazım devlet sahip çıksın, polis sahip çıksın.

DİDEM ÜRER: İki aileye de devletin sahip çıkmasını söylemiştiniz. Normalde maddi durumları da çok düşük. Burak normalde çalışıp destek veriyormuş ailesine ama şu an o durumda ortadan kalkmış oldu. Siz devlet destek versin demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Eğer öyle bir durum varsa tabii hemen maaş bağlanması lazım.

"Hocam, her türlü musibet beni buluyor bu gün düz yolda yürürken bile düştüm. Kendi içimde imkansız denilecek sevide problemler başarısızlıklar oluyor. Ayrıca ruhsal olarak da çökmüş hissediyorum, kısacası kafayı sıyırmak üzereyim. Bu yüzden Hocam dua eder misiniz canlı yayında." Ümit Allah seni seviyor demek ki bak maşaAllah bir harika var. Ne diyorsun? "Her türlü musibet beni buluyor" diyorsun. Allah sana özellikle musibet gönderiyor ne güzel, ne güzel. Allah sevdiği kuluna, seçkin kuluna musibeti çoğaltır. Musibet gelmezse düşün acaba bende ne acayiplik var diye. Musibet geliyorsa hamd et. Musibetler rüzgar gibidir gelip geçer, geride güzellikler bırakır inşaAllah.

Sinan Şah "Bizim bilmediğimiz başka kutsal emanetler var mı? Var tabii daha bulunacak Hazreti Süleyman (a.s) sandığı var içi dolu, içi dolu baya. Bir kere orijinal Tevrat tabletleri var kaya üstüne yazılmış. Mesela o yeri yerinden oynatır, çok büyük olay. Orijinal manna var, altın kap içinde saklanıyor. Mannanın bozulmadan kalması da çok acayip demek ki, bizim bildiğimiz bir madde değil. Yani çünkü neredeyse dört bin yılın üzerinde, altın içerisinde mannanın kaybolmadan kalmış olması çok acayip.

DİDEM ÜRER: Zaman gazetesi yazarı Ethem Mahcupyan, Mümtazar Tüköne ve Şahin Alpay'ın "AK Parti meşruyetini kaybediyor, oyları gittikçe düşüyor, sandıkta hükümeti büyük bir hüsran bekliyor, halkın büyük çoğunluğu Erdoğan'ın yargılanmasını bekliyor" tarzında ki yazılarını örnek vererek. Bu iki yazarın "mantık örgüsündeki bozukluklara" dikkat çekti. Üstü kapalı olarak "Türköne ve Şahin'in yazılarına fazla önem vermemek gerektiğin" imasında bulundu.

ADNAN OKTAR: O çocuk çok akıllı, dürüst maşaAllah. Tam Osmanlı delikanlı. Osmanlı’da da var Ermeni aydınlarımız onlar gibi maşaAllah. Ermeni paşalarımıza benziyor maşaAllah, doğru söylüyor tabii. Kardeşim Başbakanın bunu yaptığını düşün, arkadaş istifa ediyorum ben. Yeni bir hükümet kurulduğunu düşün, o Başbakan gidicidir baya bir tehlike. Adamın Başbakanlık yapmasın diye bir konu olamaz yani. Kim bilir kimler onu diz çöktürecek demektir. İstediği gibi yönlendirirler o zaman top gibi elinde oynatırlar bir oraya atarlar, bir oraya atarlar öyle Başbakan olur mu ondan sonra. "Dik dur eğilme millet seninle" dedikleri var ya, Tayyip Hocam böyle halim alttan alan olursa taviz vermiş gibi görüneceğini düşünüyor. Bunun ayarını yapmak kolay değil yani, Allah yardımcısı olsun.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. "Suriye'deki iç savaşın başlamasından bu yana ülkenin neredeyse tamamen yerle bir olduğu" belirtildi Hocam. "Savaşta iki milyon dokuz yüz kır beş bin binanın yıkıldığı veya hasar gördüğü bunların onarımı için de yüz atmış beş milyar dolara ihtiyaç duyulduğu" belirtildi.

ADNAN OKTAR: Yüz atmış beş milyar dolar?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: Hiç bir şey değil. Ama oraya deccal pençesini geçirdi. Mehdi (a.s)'dan başka deccalın pençesini kıracak adam yok. Mehdi (a.s) dışında deccalı oradan kovalayacak adam çıkmaz. Oraya çöreklendi deccal yılan gibi çöreklendi. Ancak Mehdi (a.s)'ın manevi nefesiyle yok olacaklar inşaAllah. Hep hadislerde bak hemen açtım, gördünüz kitabı yanınızda açtım kasıtla yapmadım. Bak ne diyor "Ondan önce Mehdi (a.s)'dan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir." Bak Mısır'daki Melik yerle bir edildi. Şam'daki yerle bir edildi aynı dönem peş peşe. Adam geldi Mursi tak hemen indirdiler. "Doğudan siyah bayraklı bir adam Şam sahibinden önce çıkacak ve Mehdi (a.s)'ın itaatine gelecektir." Hakikaten şu an Şam'ı hep siyah bayraklı insanlar sardı ki, bunlar biraz da terörist bilinen insanlar. Ama bak sonunda ne diyor: "Bu insanlar Mehdi (a.s)'ın itaatine gelecekler" diyor. Demek ki teröristliği bırakacaklar. Teslim oluyor bak siyah bayraklı, bak aynen siyah bayraklıdır, "Şam'da" diyor. Hep bak "Horosan'dan da siyah bayraklılar çıkacak "Hakikaten hep siyah bayrak hakimiyeti var şu an, hep siyah bayrak kullanıyorlar. "Mehdi (a.s)" diyor "kırk yıl yaşadıktan sonra" yani İslam'ı dünya hakimiyeti olduktan sonra ki kırk yıl bu "Yatağında Allah'ın rahmetine kavuşacaktır." Aslında vasıtasında" diyor hadiste. Allahualem vasıtasında herhalde bir ani ölüm gerçekleşecek, sonrada tabii yatağına alacaklardır. Yani bu iki safhasından bahsediyor hadiste. Çünkü genelde de böyle olur inşaAllah. " Mehdi (a.s)'ın yanına büyük bir fitneden sonra " dünya çapında büyük bir fitneden sonra "kendilerine hükmetmesi için gidilecek. Ve Mehdi ancak ölümle tehdit edildikten sonra başa geçmeye razı olacaktır”. Millet zannediyor ki Mehdi gider yalvarır ya ne olursunuz beni Mehdi seçin. İşte ben Mehdi’yim anlayın artık. Halbuki insanlar Hz. Mehdi (a.s)’a muhtaç,  Hz. Mehdi (a.s) insanlara muhtaç değil. Bazı safdiller öyle zannediyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’ın onlara geleceğini zannediyorlar, halbuki onlar Hz. Mehdi (a.s)’a gidecekler. “Mehdi’den sonra insanlar arasında bir damla kan dökülmeyecektir”. 

Evet, Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. İsterseniz çeşitli videolar izleyebiliriz Hocam.

ADNAN OKTAR: Tamam öyle yapalım.

MEHTAP HANIM: Aşkımın sohbetine devam ediyoruz, İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne anlatayım?

DİDEM ÜRER: Hocam hadis okuyabiliriz, ayet okuyabiliriz.  

ADNAN OKTAR: “İyi akşamlar, saygılar, sevgiler” Atilla Karayazılı “Hocam hak yiyen birine nasıl davranılmalı? Daha doğrusu bir kişinin hakkını yiyen birine?” Tayyip Hocamı mı kastediyor? Yoksa durduk yere ortada mı konuşuyor?

DİDEM ÜRER: Yani tam anlayamadım.

ADNAN OKTAR: Hak yiyen birisi harama girmiş olur. Yani açıklaması yok.

“Hocam adım Mira, çok güzel program yapıyorsunuz. Heyecanla izliyorum. Sormak istediğim bir şey dinimizde pes etmek hakkında ne gibi öneriler, tavsiyeler vardır? Siz ne düşünüyorsunuz? Ayrıca programınızda seviliyorsunuz” diyor. “Dinimizde pes etmek hakkında ne gibi öneriler, tavsiyeler” kimin pes etmesinden bahsediyor acaba? Hayır, bir amaçları oluyor ama anlamıyorum ki, neyin pes etmesi?

DİDEM ÜRER: Belki kendi hayatından bir örnek anlamında mı?

ADNAN OKTAR: Müslüman niye pes etsin? Her şeyi Allah yaratıyor. Yani şer zannettiğini de Allah yaratıyor, hayır zannettiğini de Allah yaratıyor. Hepsinde hayır vardır.

Ekin Ekinci 6; “PKK komünistse iktidarın işbirlikçidir”. İktidar milletle iş birliği halinde, Türk milletiyle iş birliği halinde. Yüzde 50 oy alıyor, iş birliği, kiminle? Kendi seçmeniyle, kendi milletiyle iş birliği halinde. PKK komünistse değil, PKK kendi söylüyor komünist olduğunu. Marksist, Leninist, Stalinist olduğunu söylüyor. Abdullah Öcalan bizzat kendisi söylüyor. Parti adı falan Kürdistan. Zaten Kürt komünist partisi adı üstünde. “Terör ve şiddet komünistse Tunus, Cezayir, Mısır, Suriye, Türkiye komünisttir”. Kardeşim şimdi bu ne demek yani. Tunus da komünistler var, Cezayir’de de komünistler var. Suriye’de de komünist var, Türkiye’de de komünist var. Bunlar terör ve anarşiyi Marksizm’in bir silahı, yöntemi olarak kullanıyorlar. Tamam doğru. Ama Türkiye Müslüman, milliyetçi, mukaddesatçı, milli ruha sahip bir ülke. Dolayısıyla sözünde bir mantıkta çıkmıyor yani. Suriye komünist doğru ama halkı dindar, halkı Müslüman. Hükümet komünistti ama bak Allah deccal rejimini yerle bir etti. Yani bunu düşüneceksin.

“Başbakanımız’a çok yükleniyorlar. O giderse hangisi bu görevi hakkıyla yapabilir ki? Hiçbirine inanmıyorum. Allah ülkemize yardım etsin, inşaAllah” diyor Alime Karabacak. “Başbakan’a çok yükleniyorlar”, istediği kadar yüklensinler, ne olacak? Siyasetçi zaten, siyasetçinin özelliği odur. Muhalefet nefes aldırmaz siyasetçiye. Ama antidemokratik bir yöntemle hükümet gitmesi gibi bir olay bu olmaz. Bizim zamanımızda hep öyle olurdu, Demirel şapkamı aldım gittim derdi, bilmem şu gitti. Mesela Erbakan Hocamız onu da tehditle, şantajla gönderdiler. Öyle olmaz. Artık bu devir bitti. O devir daha hala devam ediyorsa Türkiye’de biz mahvolduk, Allah esirgesin. Bunu kabul etmeyiz. Bizi mahvetmek isteyenleri etkisiz hale getiririz. İlimle, irfanla, hukukla, kanunla.

“Hocam ben günahkar, nefsine düşkün birisiyim. Ama bu hayat yolum bana hiçbir şey kazandırmadı. Maddi manevi çok zor duruma düştüm. Allah’a tevbe ettim ve hayatımın düzelmesi için dualar ettim. Allah dualarımı duydu elbette. Lakin hayatım düzelir mi? Yoksa perişan halim devam mı eder? Bu imtihanın sırrı nedir? Sabır nereye kadar edilir? Saygılarımı sunuyorum”. Hakan Karagöz. Sabır bütün hayat boyuncadır. Sonsuza kadar biz Allah’ı seveceğiz. Sen en fazla hadi diyelim 70 sene bir imtihana sabredeceksin. Ama seni Allah sonsuza kadar mutluluk içinde yaşatacak. Bu 70 senelik eğitim, yapılan her sabır seni yüceltir, güzelleştirir, nurlandırır. Cenab-ı Allah tabii ki senin sevgini deneyecek. Ne kadar Allah’a bağlısın, tabii ki ona bakacak. Sana gösterecek. Allah’ı ne kadar sevdiğini kendin göreceksin.  Ne kadar sadıksın. Mesela insan sevgilisi olur, ölümüne bağlanır. Yere düşer kalkar yine yardımcısıdır. Yaralanır yine yardımcısıdır. Hasta olur yine yardımcısıdır. Değil mi? Hiçbir zaman insan sevgilisini bırakmaz. Allah asıl sevgilidir ve hiçbir şekilde 7 bin sene geçmiş olsa bile sabreder çileye. Aşığın özelliğidir o. Allah çok beğenir kendisine sevgiden dolayı sabrediyor. Tam aşık alameti. Aşığın özelliği nedir? Her türlü çileye zorluğa rağmen sevgilisini bırakmamasıdır. En zor şartlarda bile sevgilisini bırakmaz. Allah da bu sevgili ruhunu ne kadar yaşıyoruz bunu bize gösteriyor. Çünkü ahirette en zevk alacağımız şey Allah’ın varlığı, tecellisidir, inşaAllah.

“Suriye’ye yılan gibi çöreklendi deccal, ancak Mehdi (a.s)’ın manevisiyle huzur bulacaktır sözü ne?” Enes Modalı.

“Yahu şu Mehdi (a.s)’ı hala beklemen, onu birer şahsı manevi olarak görmen var ya Hoca, ne bileyim insan hayret ediyor işte”. Allahualem bir şey yazmak istemiş ama. “Şahsı manevi değil işte, bak heyecandan onu da şaşırmış. Mehdiyet şahsı manevi değildir. Mehdiyet şahıstır, talebeleri vardır. Ama şahıs ve talebeleri tabii ki bir şahsı manevi meydana getirirler.  Başbakan vardır, hükümet vardır, hükümetin şahsı manevisi şuan Türkiye’yi yönetiyor. Ama Başbakan yönetiyor. Fakat şahsı manevisi hakimdir hükümetin o anlamda. Hayret ediyorsun, bende sana hayret ediyorum. Bunca mucizeyi görememene, bunca delili görememene hayret ediyorum. “15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak” diyor “ramazanda” aynısıyla çıkıyor, gördüğün halde görmezden geliyorsun. “2 tane kuyruklu yıldız çıkacak peş peşe, ikinci çıkan 2 uçlu olacak” diyor “ve çok parlak olacak, diğer kuyruklu yıldızın aksi istikametine gidecek” diyor. Bilim bilmiyor bunu, kimse bilmiyor. Peygamber (s.a.v.)1400 sene öncesinden söylüyor, doğru çıkıyor ve buna benzer yüzlerce tahakkuk eden Mehdi (a.s) ile ilgili hadisi görememişsin bende buna şaşırıyorum.

Ekin; “Sayın Oktar son 20 yıldır İslam aleminde katledilen insan sayısı2 milyona yaklaşmış”. Ne 2 milyonu, 2 milyonun çok çok üstünde. Sırf Irak’ta bile 2 milyonun üstündedir. Afganistan’da, Pakistan’da her yerde.  Her türlü şiddete karşı olduğunu söylüyor. Karşı olmayla olmaz, karşı olmak için tedbir alman lazım. Tedbir maneviyatla olur. Allah korkusu, Allah sevgisiyle yani Mehdiyet’le olur, inşaAllah.

“Berkin’in başına fişeğin isabet etmesi tamamen kazadır. Bu polisin son derece rahatsız olacağı bir şeydir.”

Recep Özyurt’da diyor ki; “3 metreden nişan alıp direkt noktaya ateş etmenin neresi kaza? Tomanın altında kalması daha kazasal bir durum”.  3 metreden nişan alıp yani böyle bir şey senin tahminin. 3 metre polis nasıl yaklaşsın? Olacak iş mi? Yağmur gibi taş yağıyor. Bir kere taş menzilin uzağında duruyorlar, mümkün mertebe. Taş menzili en az, en az 50 metredir. 50-60 metre, 70 metre falan uzak duruyorlar. Tekniğini tam uygulayamamış olabilir ama ben çocuğun kafasına ateş edeyim demez. Derse akıl hastasıdır zaten. Ben söyleyeyim hapishaneye koymaya gerek yok, direkt akıl hastanesine göndermek lazım. Psikopattır başka bir açıklaması yok. Ama o kargaşada, o kovalamaca içerisinde gaz fişeği atıyor, yani nişanlasa da vuramaz ayrıca. Yani nişanlasa da, bu öyle bir şey değil ki bu. Bu havai fişek uçuyor. Mermi gibi değil, kontrol edilebilir bir şey değil. Biçimsiz bir gidişi var. Yönlendirebilecek gibi bir şey değil. Dolayısıyla o minik kuzumuza rast gelmiş, Allah’ın kaderi. “Tomanın altında” tomanın altında da kalmasın, hiçbir şeyde olmasın. Tomanın altında niye kalsın? Ama böyle yani insanları tahrik etmek için hayali iddialar ortaya atmak da doğru değil. 3 metre? Sanki olay yerindeymişsin gibi bir üslup kullanıyorsun. Tamamen tahminin, sadece duygusal bir ortam meydana getirmek, tahrik meydana getirmek için söylendiği hissediliyor, olmaz öyle şey.

Evet, bir film seyredelim.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. 

Masaüstü Görünümü