Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (28 Mart 2014; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM ÜRER: Yeşil gözlerinin derinliğine hayran olduğum canım aşkımın programına başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah çiçekleri süslüyor hoşumuza gidiyor, böcekleri süslüyor hoşumuza gidiyor. Bebekleri süslüyor hoşumuza gidiyor, insanları süslüyor hoşumuza gidiyor. Bütün kainatı süslüyor, maşaAllah. Şimdi bahçeden kenarından çıkarken dikene baktım şimdi de çiçek vermeye hazırlanıyor. Böyle iki üç tane pati şeklinde çıkartmış. Açtığında güzel oluyor, kırmızı çok hoş oluyor. Pırıl pırıl yaprakları da ama yazın sonlarına doğru perişan oluyorlar. Cenab-ı Allah çok güzel yaratıyor ama hepsi ölümlü, hepsi ölümlü. Menekşeler de ilk açtıklarında şahane, insan bakmaya kıyamıyor. Bir süre sonra solup gidiyorlar. İşte cennette ölüm yok. Cennete ne çiçek ölür, ne meyve ölüyor, ne yaprak ölür. Meyve koparıldığı an, yine aynı yerinde duruyor. Koparmanla aynı yerinde olması aynı anda oluyor. Mesela meyve oluyor kıyamıyor koparmaya görünce. Limon ağacı var, üstünde limonlar var, uzun süreden beri elleyemedik artık. Tabi limonda bir ömür var mecburen alınması gerekiyor. Şimdi çıkarken limonları toplayın alın dedim. Tabi insanın içi rahatsız oluyor, bir daha göremeyeceğiz, uzun süre göremeyeceğiz limonları. Ama cennette öyle değil işte o zorluk yok. Koparttığın an yine aynı yerinde duruyor, maşaAllah. Bütün güzellikler Rabbimize ait elhamdülillah. Her şeyde hayır vardır. Her insanda Cenab-ı Allah’ın ruhu vardır. Bazı insanlar Allah tarafından ruhsuz yaratılır ama normal olarak insanlarda Allah’ın ruhu olur.

Ebu Davud Hz. Ali (r.a) dan tahriç etti, dedi ki Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi; “Maveraun nehirden bir adam çıkar” Yani Asya taraflarından. “Adına Halis denir. O çok mücadelecidir.” Yani halistir, ihtiraslıdır, mücadelecidir. “Onun önünde ise ismine mansur denilen birisi bulunur. Ve Kureyşliler Resulullah (s.a.v.)’e nasıl yardım etmişlerse oda aynı Al-i Muhammed’e öyle yardım eder.” Bu iki şahısta İslam’a hizmet edecek diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Her ikisi de Hz. Mehdi (a.s)’a, Al-i Muhammed’e yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyuna Muhammed Mehdi (a.s)’a yardımcı olarak gönderilecekler diyor, ikisi de. “Her mümine onlara yardım etmek vacip olur” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’a yardım etmek vacip olur. Çünkü “Yahut da icabet vacip olur” Arapçası’nda iki anlama geliyor. Diyor adına halis denir. İhtiraslı, hırslı, mücadeleci birisinin çıkacağı söyleniyor. Hadislerden arıyoruz şahısları, ahir zaman şahıslarını. “Onun önünde ise isminin mansur denilen birisi bulunur. Ve Kureyşliler Resulullah (s.a.v.)’e nasıl yardım etmişlerse oda Al-i Muhammed’e” Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerine öyle yardım eder. “Yardım ederler” diyor. Her mümine ona yardım etmek Hz. Mehdi (a.s)’a yardım etmek vacip olur. İkinci anlamı da yahut da ona icabet vacip olur. Biat etmek bağlanmak vacip olur.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İçişler Bakanlığı Burakcan Karamanoğlu’nun katil zanlısının olayda kullanılan silahla a birlikte yakalandığını bildirdi. Gezi olaylarında hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın cenazesinde hayatını kaybetmişti Burakcan.

ADNAN OKTAR: Berkin’e de, Burak’a da Allah rahmet etsin. İkisi de cennette aynı yerde buluşmuşlardır. İnşaAllah.

Allah her yeri, her şeyi güzel etsin. Bütün güzelliklerin sahibi O, inşaAllah.

Dünyanın en tatlı Şeyhi, bir tanecik Şeyhi Şeyh-in Şah Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi El Hakkani El Nakşibendi El Rabbani Sultanımız bu gün iyiymiş, maşaAllah.

Seyyid Salih Özcan bayağı şeker, her şeyi iyi. Bu gün eşi ziyarete gitmiş, eşini tanımış, konuşmaya çalışmış. Bir şeyler diyormuş. Dünya tatlısı, maşaAllah.

Ebu Davud Hz. Ali (r.a)’den tahriç etti. Hz Ali Hz. Mehdi (a.s)’la ilgili hadisleri aktaran kişi. Deminki okuduğum hadis. “Dedi ki Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurdu; ‘Maveraun nehirden bir adam çıkar.” Yani Asya’dan. “Adına haris denir. O çok mücadelecidir” diyor. Hırslıdır mücadelecidir. “Onun önünde ise ismine mansur denilen birisi bulunur. Ve Kureyşliler Resulullah (s.a.v.)’e nasıl yardım etmişlerse oda Al-i Muhammed’e” yani Hz. Mehdi (a.s)’a ve talebelerine, “öyle yardım eder.” Bu kişilerin böyle yardım edici özelliğinin olduğunu söylüyor. “Her mümine Hz. Mehdi (a.s)’a yardım etmek vacip olur. Yahut da ona icabet etmek vacip olur.” Yani farzdır anlamında bir hadis. Mühim olduğu için tekrar tekrar söylüyorum.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Faaliyetleri okuyayım kardeşlerimizin. Almanya’da Mormon kardeşlerimiz kilisede Darwinizmin geçersizliğinde ittifak olmanın öneminden ve parmak izi mucizesinden konuşup Yaradılış Atlası hediye etmiş kardeşlerimiz. Onlarda çok beğendiklerini ve kilisede ders olarak konu yapacaklarını söylemişler.

Bugün Ankara’da kardeşlerimiz Konut Kent’te 1000 adet A9 TV ve Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmış.

Salı günü kardeşlerimiz Kayseri TOKİ bölgesinde 1000 adet A9 TV broşürü, 20 adet sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar ve sonrada iman hakikatleri ve sizin kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler.

Bir kardeşimiz de Adapazarı Serdivan ilçesinde A9 TV broşürü dağıtımı yapmış.

ADNAN OKTAR: Ne güzel ne güzel, şu gürbüzü bana bir yaklaştır bakayım. Hay maşaAllah aslan bu aslan, abisinin aslanı, kuzusu, nurlu kuzusu, bu toklu kuzu bu maşallah.

Size ayet okuyayım. “De ki” diyor Cenab-ı Allah, “Ey Kitap Ehli” Maide Suresi’nde. “Tevrat’ı, İncil’i ve size Rabbiniz’den indirileni ayakta tutmadıkça hiçbir şey üzerinde değilsiniz.” Tevrat’ın ve İncil’in gerçeğine uyun diyor Allah. “Eğer bunu yapmazsanız hiçbir şey üzerine değilsiniz” diyor. “Andolsun Rabbinden sana indirilen onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkârlarını artıracaktır” Daha da aksileşirler diyor bir kısmı. “Sende kâfirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.” Üzülme diyor. Onların konuşmalarından daha da tuğyan içinde, daha ters, daha aksi davranabilirler diyor, Allah. Onları Tevrat’ın ve İncil’in gerçeğine çekiyor. Tevrat’ın, İncil’in gerçeğini nerede bulabiliyoruz? Kuran’da buluyoruz. Tevrat’ta bir konu yanlış mı, eksik mi, bakacağımız yer Kuran. Baktığımızda doğrusunu görürüz.

“Hz. Mehdi (a.s) 2016’yla 2020 arasında Asya’dan çıkacak” diyormuş, Nostradamus. Sabah Gazetesi’nde haber bölümünde geçiyor bu, Nostradamus kehanetlerinden. “Hz. Mehdi (a.s) 2016’yla 2020 arasında Asya’dan çıkacak. Saçları dalgalı” diyor. “Orta boylu bir genç çıkacak” diyor. “Ta İtalya’ya kadar İslam’ı hâkim edecek” diyor. “Bütün coğrafyaya, bütün Asya’ya ve bütün Avrupa’ya hâkim olacak” diyor. “Vatikan falan her yer teslim olacak” diyor, maşaAllah.

“Müslümanları birbirine kırdırıp geçirecek bir mekanizma kurdular, kenardan keyifle seyrediyorlar. Biz bunu istemeyiz, buna müsaade etmeyiz.” Kardeşim İslam’a, Kuran’a yapılan her anormal hareket haramdır zaten.

DİDEM ÜRER: Hocam, bu arkadaşlar topluca şu an sizi seyrediyorlarmış, bir soru sormak istiyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, gençler topluca bir arada güzel bir muhabbet birliği oluşturmuşlar.

DİDEM ÜRER: “Biraz müzikten konuşabilir misiniz? Hz. Mehdi (a.s)’ın müzikle ve sanatla bir alakası olacak mı?” diye soruyorlar.

ADNAN OKTAR: Mehdiyet demek zaten güzel olan,  ama şiddetli güzel olan, çok fazla güzel olan, çok çok güzel olan her şeyin icrasını yapan kişidir. Teşvik eden, yapan, uygulayan ve dünyaya da uygulatan kişidir. Hz. Mehdi (a.s) sokağa çıkar, binaların güzelliğini ister. Bitkilerin güzelliğini ister. Çocuklara bakar, çocukların güzelliğini ister. Onlar güzel oyun oynuyor mu, parkları güzel mi, oyuncakları güzel mi? Kadınlara döner, kadınların güzel olmasını ister. Delikanlılara döner, onların bakımlı, yakışıklı olmasını onlara tavsiye eder. Müziğe yönelir, müziğin en güzelini, en hoşunu, en etkileyicisini insanlara tavsiye eder ve teşvik eder ve uygulatır. Heykelin, resmin, güzel sanatların en mükemmelini, sinemanın, tiyatronun en mükemmelini teşvik eder ve uygulatır. Hz. Mehdi (a.s)’ın görevi sevgi insanı olmasıdır. Sevgiyi ve güzelliği öğretir. Mesleği budur. Allah’ı sevdirir, Allah’ın yarattıklarını sevdirir. Başka bir şeyle ilgilenmez.

AYLİN KOCAMAN: Cennet ortamının bir benzeri.

ADNAN OKTAR: Evet yani dünyayı cennete benzetmekle mükellef şahsın adıdır Mehdi (a.s). Bak Güneydoğu’yu Paris’e benzeteceğim dedim. Güneydoğu’da herkes Paris’ten bahsediyor, “Paris’e benzeteceğiz” diyorlar.

Allah Allah ne güzel bak diyor ki Cenab-ı Allah Maide Suresi, 56. 1956’ya da işaret var. “Hiç şüphe yok” diyor Allah garanti veriyor. “Galip gelecek olanlar” Galip gelecek yani her yönden galip gelecek olanlar. “Allah taraftarlarıdır” 2007 tarihini veriyor. Şeddeli 2055 yapıyor. 2007 ile 2055 İslam’ın 2007’de atağa başlıyor, 2055 en yüksek noktasıdır. Dediğimiz güzelliklerin en ihtişamlı ortaya çıktığı noktadır. Şimdi birçok yerler, birçok güzellikler var ama kaba oluyor güzellikler. Güzellik kaba olmaz, güzellik zarif olması lazım. Zarif güzelliğe önem verilmiyor. Mesela daha önceki sanat anlayışlarında bakıyoruz her yerde bir zerafet var. Sonra bir kütlük ve kabalık dönemi başladı 2000’li yıllarda. 2021’lerde yani mükemmelleşeceği yıllar. O yıllarda bu kütlüğü artık görmeyeceğiz. Ama 2000’lere kadar gördük bu kütlüğü. Her şey zarif olacak. Binalar zarif olacak, bahçeler zarif olacak. Mesela bahçe yapıyor ama çok küt, boydan boya çam ağacı ekiyor direkt. Aynı boyda, askeri nizam böyle, olmaz. Bina yapıyor küt ve ruhsuz. İnsanlara bakıyoruz bazı insanlara kıyafetlerinde işlevsel bir görünüm var. Ne estetik var, ne güzellik var, hiçbir şey onu ilgilendirmiyor, sadece işlevsel olması. Sofra kuruyor estetik yok. Mesela demin Ebru Sultan güzel bir tabak yapmış, sanat eseri, her rengi görmek mümkün tabakta. Hakikaten bir bahçe gibi adeta, o kadar güzel. Kırmızılar, yeşiller, morlar her şey var. Etleri çok güzel süslemiş, yiyecekleri çok güzel süslemiş. Mesela bu bir sanattır. Mesela kendi güzelliği de bir sanat. Mesela tavrı da bir sanat. Konuşmaları çok güzel, yürüyüşü güzel, oturması kalkması güzel, her şeyi güzel, hitabeti güzel. Bir insan gerçek Müslüman zaten sanatçı olur. Her gerçek mümin sanatçıdır. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)  o güç şartlarda, oranın coğrafyası, yapısı, jeolojik yapısı her yönden tarıma uygun değil, çok zor. Hicaz bölgesi, sıcak var, su yok, kuraklık var. O küçük sevimli evinin etrafında gül bahçesi yapmış. O gülleri satıp ondan da kazanıyor. Yani harçlığını çıkarıyor Peygamberimiz (s.a.v.), maşaAllah.

Ahmet Can Tekin, çok sevimli bir tip, maşaAllah. “Matrix’ten bahsedebilir mi biraz?” diyor. Ama bahsederken insan o boyutun içine doğru çekilmeye başlıyor. Kolay değildir evde yapılması yani. Anlayan anlatamaz, anlamayan anlatır. Ama anlayanın anlatması çok çok zordur. Yani bir anda o moda doğru insan sürüklenir. O modu da kolay kolay kaldıracak babayiğit dünyada yoktur söyleyeyim. Yani maddenin hakikatini anlatırken, maddenin hakikati insanın ruhunda belirmeye başlar. Bunu da insan takati kolay kolay kaldıramaz. Hatta Cenab-ı Peygamber (s.a.v.) diyor ki: “Ya Rabbi” diyor, “Beni bir girişle girdir o boyuta, beni o boyuttan güzel bir çıkarışla geri çıkar ve bu olurken” diyor, “bana katından bir sultan gönder, bir mihmandar bana yol göstertsin.” Peygamberimiz (s.a.v.) vahiy geldiğinde madde olmaktan çıkıyordu. Nur oluyordu, nur kesiliyordu. O da vücudunda muazzam etki yapıyordu. Benzi kül gibi soluyordu, Peygamberimiz (s.a.v.) terlemeye başlıyordu vahiy gelirken. Ama önce madde olmaktan çıkıyor. Sonra Cebrail’le bağlantı. Ruhu kalıyor fakat bedeni nur kesiliyor. O zaman melek âlemiyle bağlantıya geçecek boyuta geçmiş oluyor. Yoksa melek âlemiyle bağlantıya geçemez. Sonra o boyuta geçerken Peygamberimiz (s.a.v.) üzerini zaten örtüyorlar tülbentle, büyük bir tülbentle örtülüyor yüzü. Açıldığında yüzü bembeyaz. Peygamberimiz (s.a.v.) baya zor bir halden, zor bir boyuttan geçtiği anlaşılıyor. Sahabeler diyor ki: “Vahiy geldiği vakit bütün hepimizin üzerine müthiş bir basınç geliyordu” diyor. Basınç odası oluyor ya onun gibi. “Müthiş bir ağırlık geliyordu” diyor. Ve “bir arı uğultusu gibi uğultu oluşuyordu” diyor, bulunan odada. O Peygamberimizin (s.a.v.) vahiy aldığı dönemde, anda olan olaylar. Buraya gelmemizin nedeni maddeden ruha geçmek bir anda Allah’ın dilemesiyle mümkündür. İnsan madde olmaktan çıkabilir, nur kesilir ama bu insanı müthiş heyecanlandırır, çok çok şiddetli heyecanlandırır. Onun için ben dikkat ederseniz hiç anlatmıyorum maddenin hakikatini. Bilmiyorum dikkat ediyor musunuz? Kaç yıldan beri anlatmıyorum, özenle dikkat ediyorum. Anlatmayış nedenim bunu birçok insanın kaldıramamasından kaynaklanıyor, kaldıramayacağını bildiğim için. Kısmen ve teorik anlatmaya tercih ediyoruz onu da kitaplarımızı okutma tavsiyesiyle elde ediyoruz. Kitap oku sadece diyorum, bana da soru sorma diyorum, bu şekilde. Ama benim kaç yıldan beri hiç kimse görmemiştir anlattığımı, uzun süreden beri anlatmam. Çünkü bilinci açık olan ruh sahibi bir insan maddenin hakikatini anlatırken madde olmaktan çıkar bunu da bedeni kaldırmaz. Bende anlatmıyorum bu yüzden. Çok çok zorlanır bedeni ve acayip olur. Birçok kişi de ruh sahibi kişiler bunu görür ve bilirler, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) işte o yüzden bir kısmı da haşa “hastalıklı olduğunu” söylüyorlardı. Yani böyle “ruhi rahatsızlığı var” diyorlardı haşa. Vahiy gelmesini anlamadığı için onu öyle yorumluyorlardı. Küfrün bakış açısı öyleydi. “Sana vahiy nasıl geliyor diye sordular? Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “Bazen çıngırak sesi gibi gelir bana. En ağır geleni buydu” diyor. “Sonra vahiy benden kesildi. Bende bana söyleneni aynen alıp ezberlemiş olurum. Mesela çok uzun bir ayet su gibi ezberliyor, bir mucize bu. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) sürekli ağzını kıpırdatmaya çalışıyor o yarı baygın haldeyken. Cenab-ı Allah “Sakın böyle gayret etme” diyor, “ezberlemek için. Biz sana zaten ezberleteceğiz” diyor ayette. “Sen tekrar edip onu zihninde tutmak için gayret etmene gerek yok” diyor. Sonra gayet muhteşem o Kuran ayetleri su gibi akıyor Peygamberimiz (s.a.v.)’den. Sonra sahabeler de orada deri parçaları buluyorlar yahut kemik parçaları buluyorlar orada hemen yazıyor. O zamanlar kâğıtta yoktu yani sonra toparlandı kitap halinde getirildi biliyorsunuz. Ama en ziyade hep ezber, ezberdeydi yani. “Ben gerçekten Peygamberimiz(s.a.v.)’e soğuğu şiddetli bir günde vahiy geldiğine şahit olmuştum çok soğuktu” diyor. “Vahiy kesildiği zaman şakaklarından damlalar akıyordu” diyor. Yani o kadar şiddetli terlemiş. “Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.)’e vahiy geldiği zaman bu kendisine çok ağır gelirdi. Hatta mübarek yüzünün rengini iyice solardı.” Bembeyaz oluyor yüzü, normalde kırmız yüzlü Peygamberimiz (s.a.v.), kırmızı beyaz yüzlü.

Cenab-ı Allah bak diyor ki Maide Suresi’nde; “Kim Allah’ı, Resulünü ve iman edenleri dost, veli edinirse” Bak Allah’ı seveceğiz, Peygamber (s.a.v.)’i seveceğiz ve bütün müminleri seveceğiz. Süleymancı’sından, Nakşibendi’sinden, Kadiri’sinden ayırım yapmayacağız. “Hiç şüphe yok galip gelecek olan Allah taraftarlarıdır.” O zaman Allah taraftarları galip gelecek” diyor Allah. İşte 2007 ve 2055 tarihlerini veren ayet. “İşte” diyor Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Kalplerinde hastalık olanları zamanın felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz derler” diyor Allah. Hep felaket beklentisi içinde oluyorlar, hayır beklemiyorlar. “Bunu diyerek aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün” diyor felaket olacak diye. “Umulur ki Allah bir fetih veya katından bir emir getirecek onlarda nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır” diyor Allah. Nefislerindeki tuttukları gizli ve kötü bilgilerden dolayı, yanlış bilgilerden dolayı, yanlış hırslardan dolayı pişman olacaklardır. “Allah katından bir fetih veya katından bir emir getirecek” Allah katından bir emir nedir? Hz. Mehdi (a.s), İsa Mesih emir sahibi bunlar ve fetih onlar oluyor. Manevi fetih, sevgi fethi, muhabbet fethi inşaAllah.

Didem Hocam, sen bize devam edeceksin herhalde.

DİDEM ÜRER: Evet Hocam. Sizin yazılarınızla ilgili bilgi vermek istiyorum Hocam inşaAllah. 1989’ dan itibaren İngiltere’de yayınlanan El Kuds, El Arabi adlı Arapça gazete “Terörün dini yoktur” başlıklı makaleniz yayınlandı. Bu yazınızda “Bağnazlık tehlikesinden bahsedip bu zihniyetin değiştirilmesi için batı ve İslam dünyasının eğitim çalışmaları başlatması gerektiğini” söylüyorsunuz.

Almanya’da yayınlanan Burma Times isimli sitede “Müslümanlar ilk olarak kendilerini sorgulamalı” başlıklı yazınız çıktı. “Müslümanlara yönelik zulme bütün dünyanın sessiz kaldığını fakat Müslümanların dış güçleri suçlamak yerine Kuran’ın emri gereği birleşmeleri hakkı ve adaleti savunmaları ve birlikte zulme karşı ilmi mücadele yürütmeleri gerektiğini” anlatıyorsunuz.

Ve Şii İslami kültür derneği tarafından yayınlanan Latin Amerika’nın ilk İslami dergisi Revista Cultural Biblioteca Islamica'da  “Peygamberler ve elçiler demokrasinin gerçek kaynağıdır” başlıklı yazınız yayınlandı. Kutsal kitaplarda tüm peygamberlerin özgürlük, sevgi, şefkat ahlakı getirdiklerini, Allah’ın emrettiği gerçek adalet, demokrasi, saygı ve sevgi yaşandığında tüm dünyada dostluk ve barış hâkim olacağını” anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah gazetelerle, dergilerle, CD’lerle dünya çapında tebliğimize devam ediyoruz ve devam edeceğiz. Ama mühim olan Allah’ı sevmek, Allah’ın da bizi sevmesi. Bütün kilit nokta oradadır, onu yaptın mı tamam. Dünyada da, ahirette de Allah güzellik verir, en güzel güzellikleri verir hem de inşaAllah.

“Canım Hocam ne tatlı maşallah siz ne nasipli insansınız, çok güzel görünüyorsunuz Allah sizi size layık etsin inşallah” diyor. “Varlığınız insana yaşama sevinci veriyor” diyor maşaAllah, elhamdülillah. Sibel.

“Her sözü mükemmel, tevekkülünü haykıran bir tanem, her hali sıdk dolu aşkım” diyor. “Aşk deryalarının ehli, aşk girdaplarının en iyi yüzücüsü” diyor. “Yüreğinde kara sevda, sevdasında gözü kara” diyor. Ne güzel yazmış kardeşimiz maşaAllah bir hanım kardeşimiz yazmış.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kuzey Kore yönetimi vatandaşlara dağıttığı kılavuzda erkeklerin Devlet Başkanı Kim Jong-un aynı tarzda saç tıraşı yaptırmalarını istedi.

ADNAN OKTAR: Bir göreyim onun tıraşını.

DİDEM ÜRER: Daha önceden zaten erkekler sadece on tıraş modeli arasından seçmeleri gerekiyordu şu an sadece tek model yapmaları gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Bu tombiğe mi benzeyeceklermiş?

DİDEM ÜRER: Bir de yaş fark etmiyor Hocam. Genç, yaşlı hepsi böyle.

ADNAN OKTAR: Bu tarz, devekuşu modeli? Canım devekuşu modeli de güzel olabilir niye olmasın inşaAllah?

Ben, Didem Hocam senden bir şeyler bekliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mısır’da darbe karşıtlarının düzenlediği gösteriye müdahale eden güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu kafasına kurşun isabet eden bir gazeteci hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: Bir de olur, on da olur, yüz de olur. Şimdi hepsini asmaya hazırlanıyorlar büyük bir katliama geçecekler. Dünyada tepkisiz yani rezalet paçalardan akıyor.

“Aşkım Veysel Karani’lerin hasretini taşıyor yüreğimiz. Nasip olur huzurunuza gelirsek bizlere maddenin hakikatini anlatınız” diyor maşallah, maşaAllah.

Horasan, hep Türklerden bahsediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) maşaAllah. “Naim bin Hammad Hakim El Naim Saba’dan tahriç ettiler, o şöyle dedi. Resulullah (s.a.v.) buyurdu; Horasan tarafından” Gelenlere dikkat çekiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Kar üzerinde sürünerek de olsa onlara katılın. Çünkü içlerinde Allah’ın halifesi Hz. Mehdi (a.s) vardır.” Türklerden çıkacak. Horasan, o Türklerin eski yurdunu belirtiyor.

Didem Hocam sen bir şeyler diyebilirsin. Buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam’ Dışişleri Bakanlığının güvenlik toplantısının dinlenmesinden daha önce yaptığı televizyon programının haber olduğu ittibası uyandıran Önder Aytaç Ankara’da göz altına alındı. Yani bu gizli ses kaydıyla ilgili haberi var iddiasıyla.

ADNAN OKTAR: Gözaltına alınmış. Mevzu o konuyla mı ilgili diyorsun?

DİDEM ÜRER: O ses kayıtları yayınlanmadan iki gün önce yaptığı bir televizyon kanalında bu ses kayıtlarının içeriği ile ilgili bir konuşma yaptığı düşünüldüğü için bilgisi var diye.

ADNAN OKTAR: Merak ediyorlardır ne olduğunu öğrenmek istiyor olabilirler.

DİDEM ÜRER: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tek taraflı bağımsızlık ilan eden ve Rusya’ya bağlanma kararı imzalayan Kırım’da saf değiştirmeyen askerlerin ekipman ve teçhizatlarının Ukrayna’ya iade edilmesi talimatı verdi.

ADNAN OKTAR: Ne olacak Rusya o zaman? O yalnız kalma korkusu içerisinde aslında Rusya’ya sevecen sevgi dolu davransalar. Çünkü orada kendi halkını düşünüyor. Orada çocuklar var, insanlar var, yaşlılar var. Dünyada tecrit etme politikası uygulanıyor. Rusları pek adam yerine koymuyor bazı insanlar, hatta çok itici ve tehlikeli buluyorlar. O da onların çok ağrına gidiyor. Gereksiz bir tavır. Bayağı sevecen, güzel, aklı başında temiz insanlar. Çoğu sanatçı ruhlu, okuyan, araştıran nezih insanlar. Böyle bir muameleyi hak etmiyorlar. Sevecen ve sevgi dolu davranmaları lazım, muhabbetle davranmaları lazım. O zaman bu tip olayların hiç birisi olmaz. Adam korku, tedirginlik, yalnız kalma korkusunun şiddeti içerisinde.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kırım’da on sekiz bin Ukrayna askeri vardı. On altı bini Rus tarafına geçti sadece iki bini Ukrayna’ya geri döndü.

ADNAN OKTAR: Onları söylüyor. Bunlara aslında hiç gerek yok. Sevgiyle davransalar hepsi hallolur. O oraya geçme onun oraya geçmesine bütünlük gerekir. Türk İslam Birliği oluşmuş olsa, Rusya bu birliğin içine girmiş olsa bu acıların, bu ızdırapların hiç birine gerek kalmaz. Bölünüp parçalanmaya ne gerek var? Bütünleşirsin olup biter, sınırları açarsın, vizeleri kaldırırsın. Pasaportu kaldırırsın huzur içinde yaşarlar. Çok güzel klas insanlar Ruslar, ötelenme itelenme, değersiz görünme gibi bir tavır bu halka zulümdür. Bu insanlara zulümdür. Doğru yapmıyorlar, dostane, sevgi dolu, muhabbet dolu bir tavır her şeyi çözer.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Cumhurbaşkanımızın bir torunu olmuş. İkinci torunuymuş bu.

ADNAN OKTAR: Hayırlı uğurlu olsun. Uzun ömürlü olsun.

DİDEM ÜRER: Kızı Kübra Sarımermer’in kız çocuğuymuş bu, ikinci çocuğu.

ADNAN OKTAR: Bayağı şeker bir şeydir. İnşaAllah.

Evet, ben dinliyorum sizi Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam bu arada Ukrayna’daki karışıklıklar da tam durulmuş değil. Ukrayna geçici Cumhurbaşkanı Alexandır Turçinov’dan aşırı sağcı guruplarla ilgili uyarı geldi. Aşırı sağcıların Ukrayna’yı istikrarsızlığa sürüklediğini söyledi. Dün gece Kiev’deki parlamento binasının aşırı sağcı guruplar tarafından basılmasının ardından bu açıklama geldi.

ADNAN OKTAR: İşte sevgisizlik. Aşırı sağcıya bakıyorsun sevgisiz, aşırı solcuya bakıyorsun sevgisiz. Hep dehşet, kırsın, yıksın, vursun. Irkları insan yerine koymuyorlar, insanları insan yerine koymuyorlar. Şucu bucu olmaz öyle, öyle olunca böyle bir kafa oluyor. Muhabbet, sevgi, dostluk ve kardeşlik çözüm budur. İmandan kaynaklanan.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam Ağrı’da sana ihtiyacım var kapsamınsa toplanan yüz bin liralık yardım malzemesi bulunan tır Suriye’ye gönderildi. İHH’nın tırı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ama Türkiye’yle bu yardımlar böyle olmaz. Çok dev bir organizasyon gerekiyor. Dev bir yardım filosu gerekiyor. Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt bütün İslam ülkeleri katılmış olsa muhteşem bir netice alınacak.

BERİL KONCAGÜL: Bugünkü programımız sona erdi, yarın inşaAllah beraber olacağız. Allah herkese hayırlı geceler nasip etsin. İnşaAllah. 

Masaüstü Görünümü