Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (30 Mart 2014; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


AYLİN KOCAMAN: Aşkım yakışıklım bir tanemle yayınımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Güzelliklerin hepsinin sahibi olan Rabbimize hamdolsun. MaşaAllah, elhamdülillah.

Didem Hocam dinliyoruz sizi.

DİDEM ÜRER: Hocam, bildiğiniz gibi bugün Türkiye’de 2014 yerel seçimleri yapıldı ve Yüksek Seçim Kurulu toplam 52 milyon 695 bin 831 seçmenin oy verdiğini kaydetti. En son olarak yüzde seksen yedisi açılmıştı sandıkların. AK Parti yüzde 47, CHP yüzde 27.7 ve MHP 14.3 olarak görünüyordu Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yani?

DİDEM ÜRER: AK Parti önde.

ADNAN OKTAR: Önde. Dedim ben Tayyip Hocam’a, rahat ol bir şey olmaz, artacak oyun dedim.

AYLİN KOCAMAN: Hayırlısı buysa zaten Allah öyle yaratır demiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Ama Türkiye durulur mu? Durulmaz. Çünkü yüzde elli doyuma ulaşmıyor. AK Parti gider de diğerleri gelirse yine yüzde elli huzursuz olur. Değiştirse yine yüzde elli huzursuz olur. Huzur ancak Mehdiyet’ledir. Yüzde yüzün mutlu olduğu sistem Mehdiyet’tir. Bakın, bütün İslam alemi huzursuz. Hiçbir hükümet, hiçbir devlet İslam alemine huzur getiremiyor. O da Mehdiyet’le mümkün. Bak, Rusya huzursuz, Avrupa huzursuz, Amerika huzursuz. Bütün dünya Hz. İsa Mesih (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) ile huzur bulacaktır, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Sayın Topbaş bir zafer konuşması yapmış. İstanbul’da onun kazanması kesin gibi, inşaAllah. Sadece Ankara daha ucu ucuna devam ediyordu, bir çekişme durumu vardı, o daha tam netleşmedi.

ADNAN OKTAR: Mansur da yaman tabii Mansur Hoca, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Başbakan bir balkon konuşması yaptı Hocam. Duayla başladı konuşmasına; “Öncelikle Rabbime bize böyle bir anlamlı sonuç nasip ettiği için hamdüsenalar ediyorum” dedi. Ve konuşması boyunca çok fazla defa hamdetti. “Ya Rab ne büyüksün, Ya Allah Bismillah, Allah-ü Ekber” dedi izleyenler. “Dünyanın tüm dost, kardeş başkentlerinin tüm şehirlerini selamlıyorum” diye çok fazla sayıda başkent de saydı.

ADNAN OKTAR: Yani iyi niyetli bir üslup kullanıyor tabii. Müslüman’ca bir üslup kullanıyor, onun bereketini görüyor. Bak, Risale-i Nur’un bereketi şu an. Bediüzzaman’a hürmetinin bereketi. Ondan böyle toparladı rahat etti. Çok önemli inşaAllah. Mehdiyet’in, Mesihiyet’in bereketi.

AYLİN KOCAMAN: Onu da siz söylemiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, tabii.

Evet.

DİDEM ÜRER: Bediüzzaman’ı yine andı Hocam konuşmasında, Bediüzzaman’ın sözünü söyledi. “Biz fani bedenleriz bu büyük hedefte” dedi. “Biz gelip geçiciyiz ama bu hedef sonuna kadar devam edecek” dedi. “Siz büyük Türkiye idealine, büyük Türkiye hedeflerine sahip çıktınız. Teşekkür ediyorum” dedi halka. Demokrasi mesajları önemliydi Hocam. Daha önceden sizin sık sık söylediğiniz, ‘sadece Avrupa seviyesinde değil onlardan da üstün demokrasi olsun’ demiştiniz. Yeni Türkiye’nin Avrupa kentlerinin de özeneceği bir demokrasisine sahip olacağını söyledi.

ADNAN OKTAR: Evet. Yalnız Tayyip Hocam şu Güneydoğu halkına, Güneydoğu’daki kardeşlerimize müthiş bir güvence vermesi lazım, can güvencesi. Oradan polisi çekmek, askeri çekmek, güvenliği azaltmak. Halkın büyük bir bölümünü korkuya ve PKK’nın gücüne saygı duymaya doğru iter. Orada korucu gücünün de çok yüksek olması lazım. Polis, asker ve jandarma gücünün de çok yüksek olması lazım. Özellikle sivil unsurların. Yani sivil kolluk kuvvetin gücünün yüksek olması lazım. Halk kendini güvende hissederse oylarını rahat rahat istediği partiye verir. Yani korkusuzca, rahatça oyunu ifade edecek bir surum olursa Güneydoğu’da Saadet Partisi de çok yüksek oy alır. MHP de çok yüksek oy alır. CHP silinmez o da oy alır. AK Parti çok yüksek oy alır. Aynı Türkiye geneli gibi olur. Korku belasına oranın dengesi acayip oldu. Çünkü, polisi çekiyorsun, adam kendi kolluk kuvvetini koyuyor. Askeri çekiyorsun, adam kendisince asker gördüğü adamı koyuyor. Kendisi güvenlik gücü oluşturuyor. Böyle bir durumda insanlar kendini güvende hissetmez. Bir aşiretin liderini düşün veyahut bir köy ağasını düşün yahut bir köy muhtarını düşün yahut yaşlı sözü geçen birisini düşün yahut köyün imamı; “Hocam, kime oy verelim?” diyor. Yahut “senin kanaatin ne?” diyor. “Sorulur mu?” diyor. Hiç istemediği halde, çok tehlikeli gördüğü halde alakasız bir partinin ismini veriyor. Korku belasına. Güvenliği sağlanırsa sor bakayım o insana ne diyecek sana. Hiç tahmin etmediğin bir hal oluşur. Millet zannediyor ki şu an seve seve gönüllü veriyor, öyle bir şey yok. Bir insan kendisi Güneydoğu’da olduğunu düşünsün, çoluğu çocuğu var, ailesi var. Güneydoğu’da aileler kalabalık oluyor. Ailenin reisi, adam korku belasına mecburen “partiyi destekleyeceğim” diyor. Ve belanın içine gitmiş oluyor, severek ve isteyerek. Kendisi yürüyerek o belanın içine gidiyor. Onun için önce Güneydoğu’da milletin güvenliği sağlanması lazım halkımızın. Ondan sonra yapılacak seçim geçerli olur. Yoksa dehşet ortamında adamlar askerin yerine asker oluşturmuş kendi kafasına göre, kolluk kuvvetinin yerine kendi kolluk kuvvetini oluşturmuş kendi kafasına göre, kurtarılmış bölgeler oluşturulmuş, bela kol geziyor. Böyle bir ortamda seçim olursa belli ne olacağı.

Didem Hocam, ben sizi dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakan’ın genel olarak konuşması çok olumlu bulundu, sadece cemaate yönelik kısmı biraz sertti konuşmanın. Onun dışında demokrasiye vurguları, tevazuu ile ilgili, herkese hizmet edeceğiyle ilgili ifadeleri genel olarak çok beğenildi. Sayın Topbaş da genellikle herkesi kucaklayıcı ve bütün herkese hizmet edeceğini belirten bir konuşma yaptı.

ADNAN OKTAR: Ama Topbaş zaten öyle, baya efendi, terbiyeli bir üslubu var. Hizmet adamı. Baya titiz bir insan.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: “Gerilimden, krizden beslenen muhalefet anlayışı ülkeye fayda getirmiyor” dedi. “Kibirli, aşağılayıcı, horlayıcı, korkutucu siyaset son bulmalıdır. Gelin yeni bir sayfa açalım. Bu yeni sayfada muhalefet ve muhalefete gönül veren milletin Türkiye sevdası, Türkiye’nin âli menfaatleri her şeyin üzerinde olsun. Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye razıyız. Siyasetin merkezinde değer olsun, samimiyet olsun. Türkiye’yi hep birlikte yüceltelim” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunların hepsi çok güzel sözler tabii, güzel konuşuyor ama her halükarda muhalefet olur. Mehdiyet ruhunun dışında bütünleştirici bir ruh hiçbir zaman oluşmaz. AKP iktidar olduğu müddetçe muhalifleri iktidar olmak isteyecekler ve huzursuz olacaklarıdır, rahatsız olacaklardır. Onu indirmeye çalışacaklardır. O kendini korumaya çalışacak. Hadi farz edelim, AK Parti gitse, başka parti gelse, AK Parti onun yerine gelmeye çalışacaktır. Bunun önü-sonu gelmez. Bunun önü-sonu ancak Mehdiyet’ledir, Mesihiyet’ledir, inşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s) nüzulü, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru. Evet.

DİDEM ÜRER: Bediüzzaman Hazretleri’nin sözünü hatırlattı; “Baki hakikatler, fani şahsiyetler üzerine bina edilemez. Biz ezelden gelen, ebede giden bir davanın sadece hizmetkarıyız. Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. Biz büyük bir dava taşının sadece hamallarıyız” dedi. “Dün biz yoktuk bu dava vardı, yarın biz olmayacağız ama bu dava var olacak. Dünya var oldukça, inşaAllah ay yıldızlı bayrağımız en yüksek burçlarda dalgalanmaya devam edecek” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki ay yıldızlı bayrak dalgalanacak. Ama İttihad-ı İslam’ın öncüsü olarak. Türk-İslam Birliği’nin öncüsü olarak. Tayip Hocam da herhalde bunu demek istiyor anladığım kadarıyla yaklaşık. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’da çekişmeli olarak şu an devam ediyor. Yüzde doksan üçü sayılmış oyların. AK Parti yüzde 44.5, CHP yüzde 44.1. Fakat oyların açılmayan kısmının ağırlıklı olarak Çankaya’da olduğu belirtiliyor. Şu an daha belirsiz kimin kazandığı.

ADNAN OKTAR: Kaderde en hayırlısı olan kazanır. Allah onu o şekilde kaderde belirlemiş. “Şu kimse böyle olacak” o şekilde belirlemiş.

Bünyamin Erin; “Yüzde yüz mutlu olunduğu sistem Mehdiyet’tir. Tüm dünya Mehdiyet’le huzur bulacak. Herkes bu kafayı yaşasın istiyorum” demiş, Bünyamin Erin.

Tabii dünyan hiçbir yerinde insanlar mutlu değil. Hep yarısı huzursuz. Mesela şu an Rusya ateş üstünde. Amerika ateş üstünde. Amerikan halkının yarısı Obama’dan rahatsız, istemiyorlar. Mutlu olamıyorlar o yüzden onun varlığından dolayı. Onun gitmesini istiyorlar. O gitse öbürleri gelse o yarı insan kitlesi rahatsız yaşayacak. Ama Hz. İsa Mesih (a.s) olduğunda, Hz. Mehdi (a.s) olduğunda bütün dünya kitlevi olarak mutlu oluyor. Cenab-ı Allah diyor ki ayette Hz. İsa Mesih (a.s) için, Kuran ayeti: “Ehl-i Kitaptan” yani Musevi ve Hıristiyanlardan, “sana iman etmedik hiçbir insan bırakmayacağım” diyor. “Ölmeden önce bütün Ehl-i Kitap iman edecek” diyor. İlk defa oluyor. Bir kısmı demiyor, halbuki öbür ayetlerde “insanların bir kısmı iman ediyor, bir kısmı iman etmiyor” diyor Cenab-ı Allah. Hatta “insanların çoğu iman etmez” diyor. “İman edenlerin çoğu şirk koşmadan iman etmez” diyor. Ama Hz. İsa Mesih (a.s) zamanı için “hepsini iman ettireceğim” diyor. “Bütün dünya iman edecek” diyor. Müslümanlar zaten iman ediyor.

MaşaAllah elhamdülillah. Güneydoğu’da seçim sonuçları nasıl?

DİDEM ÜRER: Güneydoğu’da Hocam, Gaziantep’i, Urfa’yı AK Parti almıştı, Kahramanmaraş’ı da. Diğer Mardin, Batman onlar BDP’de görünüyor.

ADNAN OKTAR: Diyarbakır?

DİDEM ÜRER: Diyarbakır BDP’de.

ADNAN OKTAR: Mardin AK Parti’de, Şanlıurfa. Ama Güneydoğu halkı son derece dindar olduğu halde, burada çok manidar bir durum var. Halk oyunu sola veriyor. Koyu dindar olduğu halde halk, bu oradaki baskının şiddetini gösteriyor. Halbuki orada PKK tehlikesi sıfıra indirilmesi lazım. Bak sıfır virgül bir değil, sıfıra indirilmesi lazım. O zaman halk son derece özgür olur. Verdikleri oylar da ana sütü gibi ak ve helal olur. Ama böyle korkutarak şiddet ortamında baskıyla PKK’nın gövde gösterisiyle bu şekilde olan seçim sağlıklı olmaz. Hükümetin bu konuda karar alıp PKK’yı Güneydoğu’dan tamamen kazıması lazım. Böyle bir örgüt olmaması lazım. Böyle bir silahlı örgüt hiçbir şekilde olmaması lazım. Ama silahsız örgütler varsa istediği gibi faaliyet yapsınlar. Ama böyle amansız bir baskı, amansız bir tehdit altında seçim olursa ona biz seçim değil, mecburiyet altında alınan neticeler deriz. Bunun ivedilikle düzeltilmesi lazım. İşte halkın üstündeki baslı kaldırılması şart. Ondan sonra kime oy veriyorsa versin, o tamamdır. Ama ensene silah dayanmış “at oyunu” diyor. Ne yapsın, nasıl hareket edecek? Böyle olmaz. Ama bakın, yine dönüp dolaşıp her yerde bunu görüyoruz; çözüm Mehdiyet. Çünkü her halükarda bir gerilim olacağı, rahatsızlık olacağı anlaşılıyor. Hiçbir şekilde mutlu olacakları gibi bir yapı oluşamıyor. Ama Mehdiyet’te bütün toplumun yüzde yüzü ferahlamış rahatlamış oluyor. Herkes adalette memnun, huzurdan memnun, sevgiden, şefkatten, kardeşlikten, dindarlıktan, modernlikten, klaslıktan, sanattan, bilimden son derece hoşnut, zevk alan mutlu olan bir yapı içinde olacaktır. Bu seçim sonucunun iyi değerlendirilmesi lazım. Korku ortamında, dehşet ortamında halk başka türlü hareket edemez. Onlardan biz bir cesaret, bir yiğitlik bekliyoruz ama bir düşünsünler bunu teklif eden, düşünen insanlar; kendileri ne yapabilirler? Adam mesela 300 kişilik, 200 kişilik aşireti var farz edelim yahut 1000 kişilik, 2000 kişilik, genellikle hep aşiretler vardır, büyük aileler. Soruluyor ailelere. Aksini söyleyecek bir ailenin ben alnını karışlarım. Çok zor.

“Hocam, yok gerçekten Mehdi yok.” Bunu dedin sen, Hz. Mehdi (a.s) alametini oluşturdun. “Bunlar inancımıza sonradan monte edilmiş şeylerdir.” Senin inancının kaynağını bana söyle. Bizim inancımızın kaynağı ne? Kuran ve hadis. Kuran’da, “daha öncekileri dünyaya hakim ettiğim gibi sizi dünyaya hakim edeceğim” diyor. Hz. Süleyman (a.s) ve Hz. Zülkarneyn (a.s) gibi. Bizim inancımızda yok diyorsun sen. “Dünya hakimi yapacağım” diyor Allah, Nur Suresi 55. ayette. Kütüb-ü Sitte’nin tamamında “Hz. Mehdi (a.s) gelecek” diyor. Ehl-i Sünnet inancında, Şiilikte bütün Sünni ve Şii imamların tamamı istisnasız “Hz. Mehdi (a.s) gelecek” diyor. “Alametler de şunlardır” diyor. Bütün alametler de çıkmış. Sen de diyorsun ki; “Hocam, son bir alameti daha ben oluşturayım” diyorsun. Çünkü “Mehdi gelemeyecek, Mehdi diye bir şey yokmuş diyecekler” diyor. Sen de “Mehdi yok” diyorsun. Eksik alametler olursa, demek ki sen tamamlayacaksın.

“Mehdiyet zamanında da muhalefet olacaktır. Bu kıyamete kadar değişmez. En büyük muhalif şeytandır.” Şeytanın en büyük azabı budur zaten dünyadaki. İlk defa dünya tarihinde şeytan mağlup oluyor. Mağlup olmasının alametlerinin bir tanesi nedir Kuran’da? Cenab-ı Allah ne diyor Hz. İsa Mesih (a.s)’a, “Sana iman etmedik hiçbir fert bırakmayacağım, herkesi iman ettireceğim” diyor Cenab-ı Allah. Nerede burada şeytan? Demek ki yamulmuş. Bir kereye mahsus oluyor bu. “Hepsine iman ettireceğim” diyor Allah. Ve “sana uyanları, seni sevenleri kıyamete kadar dünya hakimi yapacağım” diyor Allah. Şimdi şu an o devirdeyiz. “O, (İsa Mesih (a.s)) kıyamet için bir alamettir” diyor Allah. “O geldiğinde kıyametin büyük alametidir” diyor Allah. Kuran ayeti.

Görülmemiş bir imar faaliyeti yapmış, bu doğru. Hakikaten ben bilmiyordum anlattılar, hayretler içinde kaldım. Muazzam bir imar faaliyeti var. Bir tek onunla da kalmadı, mukaddesatçı kesime, dindar kesime müthiş bir hürriyet verdi. Dindarlar göğsünü gere gere geziyor. Eskiden böyle bir şey yoktu. Başörtülü hanımlar, dindarlar çok acı çekiyorlardı herkes biliyor. Detaylara girmeme gerek var mı? Okullarda nasıl eziliyordu çocuklar, başı kapalı genç kızlar, değil mi? Sakallı dindarlar. İşe de sokmuyorlardı, adam yerine koymuyorlardı haşa, bunlar ortadan kaldırıldı. Askerin darbe yapmasıyla ilgili özgürlüğünü ellerinden aldı. Mesela çok hayati bir karar, devrim. Say say bitmez. Şimdi bunlar doğruyken, bunları yapmadı mı diyeyim? Çok başarılı, faydalı hareketleri, çalışmaları var.

Didem Hocam, dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün Hatay, Şanlıurfa, Yozgat ve Gaziantep’te muhtar adayları ve destekçileri arasında çıkan kavgalarda 8 kişi hayatını kaybetti, 36 kişi yaralandı.

ADNAN OKTAR: Bu tabii demokrasi kültürünün oturmamasından, sevginin, muhabbetin, dostluğun, kardeşlik ruhunun insanların ruhlarına enjekte edilmemesinden kaynaklanıyor. Bu ancak işte Mehdiyet’in coşkulu ruhuyla, Mehdiyet’in bütün dünyayı saran şefkat ruhuyla mümkün. Yoksa bu hep böyle elliye elli, ellisi mutlu, ellisi mutsuz böyle devam eder gider. Hiçbir zaman için mutluluk oluşmaz. Ancak Mehdiyet’in şefkatli ruhunda bu mümkün.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, CHP’nin Beyoğlu’na aday gösterdiği Aylin Kotil yüzde 37.8 alarak seçimi kaybetti.

ADNAN OKTAR: Aylin’den pek ümidim yoktu zaten söylemiştim, iyi yine iyi olmuş. Aylin eğer dindarlığını vurgulamış olsaydı! Çıktı işte, “ben Adnan Hoca ile bir kere görüştüm” dedi. De, “talebesiydim” de, “görüştüm” de, ne gizliyorsun? Yıllarca görüştün sen benimle. Eve gelirdin, karşıma otururdun sohbet ederdin. Yüzlerce şahidi var. Herkes biliyor, bütün ailesi de biliyor. Ne gerek var böyle demeye? Sen böyle çekingen olursan, mukaddesatçı insanlar da senden uzak olur.

Hakkı Tezcan; “Neden Orta Asya ve Ortadoğu’dan ya da Kafkasya’dan Türkleri Güneydoğu’ya doldurmuyor devlet? Onlara yardım etse, ev verse çoğunluğu alsak ellerinden.” Biraz yöntem, eski yöntem. “Çoğunu alsak ellerinden.” Sanki ırkla mesele halloluyor. İmanla mesele hallolur, akılla mesela hallolur. Ve o canlarımıza yapılan baskı kalkmasıyla hallolur. Sen Orta Asya’dan 200 bin adam getir, PKK orada olursa, onları da hizaya getiri kendi kafasına göre. İstersen 500 bin adam getir. PKK tehlikesi olduktan sonra. MHP gidip orada konuşma yapamıyorsa, CHP gidip konuşma yapamıyorsa, senin Ortadoğu’dan oradan buradan getirdiğin Türk veya Kafkaslı neyi kast ediyorsan anlamadım da, onlar olunca mı onlar ortada rahatça gezinecekler zannediyorsun? Önce kendini kolluk kuvvet olarak gören, ordu olarak gören şiddet ve terör unsuru olan insanları kanla, ızdırapla, acıyla, öldürmekle tehdit ederek, orada bir dehşet imparatorluğu yaratmaya kalkan, PKK’nın kökünün kazınması gerekiyor. Sen bunu yapmazsan, istediğin yerden istediğin adamı getir, aynı netice olur. Dehşetin ortadan kalkması gerekiyor. Irkla alakası yok bunun, imanla alakası var.

Biraz video seyredelim sonra devam ederiz, inşaAllah.

VTR- Mehdi Gelmeyecek Nidaları, Hz. Mehdi (a.s)’ın Çıkış Alametidir.

DİDEM ÜRER: Bu geceki yayınımız sona erdi inşaAllah, yarın tekrar görüşeceğiz. 

Masaüstü Görünümü