Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (31 Mart 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Dünyanın en güzel yeşil gözlerine sahip yakışıklı bebeğimin güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

Cenab-ı Allah sonsuz tecelli ediyor, tecellilerden bir tecelliyim, maşaAllah.

Yine yolda baktım gelirken, otlar yeni çıkmış acayip şekerler. Gürbüz bir kedi geçiyordu baktım gözler pırıl pırıl. Cenab-ı Allah ne kadar iri yaratıyor dedim, ne kadar canlı. Her şey gürbüz, insanlar gürbüz değil. İnsanlar; Allah ayette ayırmış “İnsan zayıf yaratıldı” diye. Hep böyle sarı, bitkin, hastalıklı. Mesela bitkilere bakıyorum, öyle bir şey yok, baya gürbüzler. Kediler falan zımba gibiler-ki, çok kötü şartlarda yaşıyorlar. Biz bakıyoruz, müthiş bir imkan içindeyiz. Ama onlara bakıyoruz, imkanları sokakta ne varsa.

Türkiye’de AK Parti’nin oylarını artırması bölünmemesi tabii güzel bir şey, hoş. Fakat Güneydoğu’da büyük bir tehlike gördük. Çok büyük bir tehlike gördük. Yani haritada bakıldığında blok olarak orası başka renkte gösteriliyor. Sanki elle çizilmiş gibi.

“Adnan Hocam’a sorun da, Muğla’da Kürt partiler demokratik haklarını kullanamıyor. Bunu dile getirsin.”

Ayrı bir rezalet olarak da o var. Mesela BDP’li adam, ağzını burnunu kırıyorlar İzmir’de veyahut herhangi bir ilçede. Tabelalarına falan indiriyorlar, kafasına gözüne odun vuruyorlar, bu da ayrı bir rezalettir. Sana ne kardeşim girsin seçime. On oy alır, elli oy alır, yüz oy alır veyahut kazanır da. Ama sopaya değneğe ne gerek var? Bu da ayrı bir rezalet. Zaten o sistemin sonucu Güneydoğu’ya böyle vuruyor işte. Adam diyor ki; “kardeşim bak bizim başka yerde yaşama imkanımız yok” diyor. “Bizim yaşayacağımız yer burası” diyor. “Burası bizim vatanımız” diyor. “Biz ayıralım, adamlar bizi dövüyorlar her yerde, sövüyorlar” diyor. Öyle olunca da adamlar diyor ki; “biz yanlış mı görüyoruz, rüya mı görüyoruz?” diyor, “görüyorsunuz” diyor. “Her yerde dövülüp sövülmüyor musunuz?” diyor. Maç yapıyorlar, “yuh” yer gök inliyor. Ağızlarını burunlarını kırıyorlar. O zaman da diyor ki; “bizim yerimiz burası, o zaman burada yaşayacağız” diyorlar. “Kürdün Kürt’ten başka dostu yok” diyor adam. O da diyor ki; “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” diyor. Çık işin içinden çıkabilirsen. Halbuki hepsi Müslüman. Hepsi nur gibi Müslüman. Hepsi Allah’ın kulu. Hepsi Hz. Adem (a.s)’ın evlatları. Cennet gibi vatanımız var. Kardeşçe rahat özgür yaşayabilecekken dehşet içinde yaşıyoruz. Sokağa insanlar çıkamıyor. Bu deccalın bize oyunu işte, deccaliyetin oyunu. Bunu çözecek olan Mehdiyet’tir. Mehdiyet’in dışında bu beladan kurtulamayacağımızı Allah bize gösteriyor. Güneydoğu’nun adam, mesela Mardin’de işi var, gidemiyor. Siirt’te işi var, gidemiyor, korkudan. Adım dahi atamıyorlar. Mesela Güneydoğu’dan gelen bir insan gidip -televizyonda görüyorum bir ilçede bina kurmuşlar ilçenin temsilciliği olarak- şakır şakır camlar aşağıya indi, tabela aşağı indirildi alkışlar arasında. Adam onu görünce ne diyor; “Kürt olan bu hale geliyorsa, başka çözüm yok” diyebilir. Bu tip insanların verdiği zarar Güneydoğu’da bu şekilde kendini gösteriyor.

İddia edilen Ergenekon terör örgütünün çakalları, kabadayıları Güneydoğu’daki kardeşlerimizi mahvettiler. Akıl almaz işkenceler yaptılar. “Kürt olduğum için bunu bana yapıyorlar” diyor. “O zaman Kürdün Kürt’ten başka dostu yok” diyor. “Kendi vatanımızda burada ayrı yaşayalım biz bari” diyor. “Federasyon mu olalım, özerklik mi olalım..?” O da kibar ismi ayrılmanın. Türk milletini kızdırmayacak bir isim bulmaya çalışıyorlar. “Siz gerçekten gereksiz alınganlık yapıyorsunuz” diyorlar. “Özerklik diye bir şey yok” diyorlar. “Çok tatlı bir şeydir” diyorlar. “Yani böyle kadayıf tatlısı gibi bir şey” diyor. “Hiçbir şey yok” diyor. “Siz gözünüzde büyütüyorsunuz. Bir uygulansa göreceksiniz çok şahane şeker bir sistem” diyor. Federasyon falan. “Federasyon olmuş, artık şunun adını koyalım arkadaş” diyecek. Bak her yerde öyle. Şimdi İspanya’da da öyle oldu, İngiltere’de de öyle oldu. Şimdi İskoçya İngiltere’den ayrılacak. Şu sistem, bu sistem, şu sistem, bu sistem en sonunda buna geçiyorlar. Çünkü nefret var sevmiyorlar. Mesela İskoçya-İngiltere birbirlerinden nefret ediyorlar, İngilizlerle İskoçlar. Akıl almaz bir nefret var. Halbuki iman bağıyla birbirlerini sevmiş olsalar aynı kavim hepsi. Aynı insanlar. Ama iman bağı yok aralarında.

DİDEM ÜRER: Şimdi de Hocam kanton diye bir şey çıkarmışlar. “Bir nevi muhtarlık gibi düşünün” diye. Bugün televizyonda anlatılıyordu.

ADNAN OKTAR: Bak. Bak kibar isim buluyorlar. Bölünmenin yeni yeni isimleri. Büyük bir tehlike var, bunu görmezden gelmenin alemi yok.

Didem Hocam ilminizden irfanınızdan istifade edelim.

DİDEM ÜRER: Estağfirullah Hocam, inşaAllah. Allah razı olsun. Hocam, Siirt’in Tillo ilçesi Saadet Patisi Belediye başkan Adayı Behmen Aydın evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Olayda beş arkadaşı da yaralandı. Saadet Partisi Adayı Behmen Aydın 382 oyla ikinci sırada yer almıştı.

ADNAN OKTAR: Mesela bak, adam bunu gördü mü; “kardeşim Saadet Partililer, CHP’liler hiç kimse burada tutunamaz.” Böyle öldürüyorlar, asıyorlar, kesiyorlar o zaman netice bu oluyor işte.

DİDEM ÜRER: Hocam, Selahattin Demirtaş’ın bir konuşmasını söyleyebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

DİDEM ÜRER: Barış Ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş; “Halkın seçimlerde özerliğe oy verdiğini” belirterek, “demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız” dedi.

ADNAN OKTAR:Böyle bir sistem olmaz. Belediyeler sadece belediyecilik yapsın, belediye hizmetleri yapsın. Orada devlet gibi görev yapamaz. Bunu ortadan kaldırmak lazım. Fakat en acili PKK korkusunu, halkın üstünden tamamen kaldırmak.

CHP binası oluyor, bombayla havaya uçuruyorlar. MHP binası oluyor, bombayla uçuruyorlar. Makineli tüfekle tarıyorlar. En büyük mesel bu.

Bir milli konsensüs oluşsun, bu mesele halledilsin. Başka türlü böyle rahat yaşayacağımız bir ortam yok. Güneydoğu’ya adam ticaret için gidemiyor, yatırım da yapamıyor. Yolu oradan geçse oradan geçemiyor. Şırnak’ta bir adamın elini kolunu sallayarak gezmesi caddede olacak iş değil. Gidecek İstanbul’dan bir adam; çok tehlikeli bir ortam meydana getirebilirler. Artık PKK’nın önü yayla gibi açıldı. İstediği gibi propaganda yapar, istediği gibi çalışma yapıyorlar. Sonunda Birleşmiş Milletler’i de çağırırlar, “kardeşim biz burada bir referandum yapmak istiyoruz” değil mi? “Halk ayrılmak istiyorsa ayrılsın, ayrılmak istemiyorsa söylesin. Siz ne diyorsunuz?” deseler, PKK’nın yoğun baskı ve tehdidi altında, Allah vermesin oradaki kardeşlerimize ayrılma karar aldırtabilirler. Bu büyük bir tehlike. Birleşmiş Milletler’i de devreye girer. Çok büyük bir tehlike altındayız. Milli manevi değerlerimiz ayakta tutulsun, Türkiye bölünmesin.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleri vardı, onları okumak istiyorum, uygun görürseniz. Balıkesir merkezde halkımıza 98 adet kitabınızdan ve 40 civarı VCD belgesellerden hediye etmişler. Bu akşam İzmir Konak metrosunda kitap ve DVD dağıtımı yapmış kardeşlerimiz. Fethiye Çalış’da bir kardeşimiz annesiyle birlikte bir yerel kanalın çalışanlarına sizin kitaplarınızdan hediye etmiş. Şanlıurfa’da kardeşlerimiz sizin kitaplarınızdan 1000 adet dağıtmışlar. Ayrıca seminer ve fosil sergisi de düzenlemişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Hepsi güzel, maşaAllah. Ne kadar şeker bir şeymiş bu. Şekerliğe bak sen şekerliğe, usluluğa maşaAllah. Urfalı kardeşlerimize Allah selamet, nur, güzellik, ferahlık versin. Deccalın azgınlığından onları korusun. Deccalın şerrinden onları korusun.

Urfa kimin, kim aldı?

DİDEM ÜRER: AK Parti.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bak elhamdülillah mesela o olmuş. Tabii.

Ne diyor 1070 Furkan: “Yapmayın, yıllardır rüşvet, kötü görev yapan doktor vs. hepsi doğuya sürgün gitmedi mi? Şimdi bu düzen değişti ve MHP ve CHP yıllardır oradaydı ne yaptı? Şimdi bu sorunlar çözülecek. Ama kimse ülkeyi bölemez. Sabır ve dua müminlerin en büyük silahı.”

Kardeşim bırakın şimdi hikayeleri. “Bölemez bölemez bölemez; sonra kusura bakmayın oldu” diyeceksiniz, olur mu öyle şey? “Oldu bir kere” diyeceksin. Daha önce de zaten Kürt kardeşlerimizi mahvettiler. Şimdi oturup bunun bana dersini yapmana ne gerek var? Ben bunları biliyorum. Kürt dedin mi millet titrerdi eskiden. Mesela evlenecekse evlenmez. “Ailesi Kürt” diyor; “aman aman aman” diyor. Alevi için de öyleydi eskiden. “Alevi” derlerdi, adamın beti-benzi kül gibi olurdu. “Daha önceden bize niye söylemediniz?” diyor. İnanılır gibi değil. Mesela ağabeyi dinsiz, ateist, bilmem nesi komünist, Alevi dedin mi kanı-iliği çekiliyor. Nur gibi insanlar. Senden bin kere daha temiz, daha kaliteli. Ama garip bir imaj bu işte. Hakikaten Güneydoğu sürgün yeriydi eskiden. Hakikaten öyle. İnsanlar orayı bir acı yeri olarak görürlerdi. Aslında işin kökünde şu var; bizde bazı monşerler Güneydoğulu kardeşlerimizin varlığına tahammül edemiyorlardı. Yüzünü dahi görmek istemiyorlardı. Oranın coğrafyası da onların hoşuna gitmiyor. Soğuk ve çetin bir iklim olduğu için. “Adamları da onların olsun, coğrafyası da, bölgesi de onların olsun ayrılıp gitsinler” diyorlardı. Onun için bu kadar tahrik ettiler. Onun için bu kadar canlarını yaktılar. Görmek istemiyor adamlar. Benim canlarım da bilmedikleri için ne yapacaklarını şaşırdılar. “PKK ne diyorsa, onu yapayım” diyor.

Sonra Birleşmiş Milletler’in kontrolünde referanduma zorlayabilirler ve büyük felaket ortaya çıkar. “Ne yapalım oldu bir kere” denmez. Bizi durdurmaya çalışmayın, bize yanlış bilgi vermeyin. Tehlikeye tedbir alalım zaman varken. “Yok bir şey olmaz, yok bir şey olmaz.” Kardeşim oluyor işte görüyorsun. Adım adım ilerliyor.

Ben dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Çıkan yazılarınızla ilgili bilgi okumak istiyorum Hocam. Bugün Pakistan’ın The Frontier Post Gazetesi’nde “Erdoğan’ı seçimlerden sonra neler bekliyor” isimli makaleniz çıktı. Yazıda; demokratik yolla iktidara gelen hükümetin anti yollarla, anti-demokratik yollarla devrilmeye çalışılmasının meşru olmadığını, ayrıca halkın seçimlerden sonra AK Parti’den beklentisinin daha çok demokrasi ve özgürlük olduğunu anlatıyorsunuz bu yazıda Hocam. İslam Online sitesinde; “Müslümanlar arsındaki güçlü bağın sırrı sevgi ve alçak gönüllülük” başlıklı yazınız yayınlandı. İman edenlerin birbirlerini Allah rızası için sevdiklerini, Müslümanların en önemli özelliklerinden birinin, birbirlerini dost ve veli edinmeleri olduğunu açıklıyorsunuz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

“MaşaAllah, Hocamızı yoğurt isimli tavşanla izliyoruz” diyorlar Malatyalı kardeşlerimiz. Ama baya şeker bembeyaz bir şey.

“Lütfen yazdıklarım zahmet olmazsa okuyunuz.” Özetle Öcalan’ın Ermeni kökenli olduğunu söylüyor. Ne kadar acayip bir mantık bunlarda. Bunun çok vurucu bir şey olduğunu düşünüyorlar. Adamın Stalinist olması, katil olması önemli olmuyor da Ermeni olması daha vahim bir şey olmuş oluyor. Ne korkunç bir kafa, ne korkunç bir ruh. Ermeniler kuzu gibi insanlar. Osmanlı döneminde hep Ermeni paşalarımız vardı. Mehmetçiği Ermeni paşalara teslim ediyorduk. Millet-i Sadıka deniyordu. Sanatçılar, doktorlar, bilim adamları çok klas insanlar çıkıyordu Ermenilerden. Sen oturmuşsun, Ermeniliği suç gibi gösteriyorsun.

Bütün güç-kuvvet Allah’ındır. Bizim bu tehlikeye dikkat çekmemizin nedeni; Mehdiyet ruhunu sürekli hatırlatmak içindir. Yoksa bütün bu belaların hepsi kazınacak, Mehdiyet gümbür gümbür bütün İslam alemine hakim olacak.

DİDEM ÜRER: Hocam, Muş’u AK Parti almıştı yüzde 48’de. BDP yüzde 41’di. Dünden beri molotoflu saldırışlar oluyor, polise de saldırıyorlar. Belediye Başkanlığı’nın tüm camlarını aşağı indirmişler. Saldırılar da hala gece devam ediyordu.

ADNAN OKTAR: İşte PKK tehlikesi kazınmadıktan sonra, bunlar çok rahat olur. Bu büyük tehlikeyi görmezden gelmek olmaz.

Kardeşlerimiz uyusun, yarın devam edelim, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü