Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (4 Nisan 2014; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM RAHVANCI: Aşkına sevgisine doyamadığım bebeğimle birlikte yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İman, akıl kadında da erkekte de tarif edilemeyen cazibe meydana getir. Ahirette de o özellikleri çok güçlü oluyor müminlerin. O tutkuya sebep oluyor. Onun için Allah ayette, “Tutkuyla eşlerine düşkün” diyor. Tutku; sevginin coşmuş, kaynayan, şiddetli hali, tarif edilemeyen bir güç, o oluyor ahirette, inşaAllah. En büyük nimetlerden tutku. “Eşlerine gözlerini teksif etmiş” diyor Cenab-ı Allah. Allah, insanların kendisinden uzaklaşmasından dolayı, Darwinizm ve materyalizme eğilim göstermelerinden dolayı, maddeci ruha gitmelerinden dolayı, özellikle işte Kuran’dan uzaklaşmalarından dolayı kadın güzelliğini, kadın sevgisini dünyadan aldı Allah. Halbuki kadınlar çok şiddetli etkileyiciliğe sahip, dünyanın süsü onlar. Ama büyük çapta dünyada yok edildi bu. İnsanlar devreye girdi, şeytanlar devreye girdi yani insi şeytanlar devreye girdi. Kadın güzelliğini ortadan kaldırdılar. Gelenekçi İslam anlayışında da, Ortodoks İslam anlayışında da kadının çirkinliği esastır. Çirkinleştirmek esastır. İşte, kaşlarına dokunmayacak, birbirine girecek, işte yüzünde fazla tüyler varsa onlar olduğu gibi kalacak. Saçı döküldüyse, bir şey varsa peruk kullanmayacak. Fondöten sürmeyecek, makyaj yapmayacak, kendini güzelleştirmeyecek. Erkek gibi olacak, konuşmaları sert ve erkeği andırır tarzda olacak. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “Ahir zamanda kadınlar erkekleşecek.” Aynısıyla oldu işte. Bunları anlatanlar da kendini dindar zanneden gelenekçi Ortodoks Müslümanlar. Yani kendiliğinden kadınları erkekleştirmiş, erkek haline getirmiş. “Böyle olacakmış” diyor. Bunu erkekleşmiş kadınlar da anlatıyor. Aynı erkeğe benziyor, erkekleşmiş haliyle anlatıyor. Mesela elleri erkek eli, konuşması erkek gibi, her şeyi erkek gibi. Mesela bakışlarındaki kütlük diyelim, sevgisizlik, öfke, nefret. Tabii erkek derken orada dindar bir erkek bu vasıflarda olmaz. Ama o yırtıcı bir kütlük içerisinde oluyor. Ama yüzü hakikaten erkekleşmiş oluyor. Dolayısıyla hadisin tahakkuk etmiş hali oluyor. Fıtratı bozdular. Ondan sonra da işte, gelenekçi Ortodoks kesimde de özellikle sapkınlık bütün İslam alemine yayıldı. Ve büyük bir felaket dünyayı sardı. Halbuki kadınlar çiçek gibi dünyanın her yerinde kendini göstermesi gerekiyor. Böyle zayıf, eti etine geçmiş, kemikleri çıkmış bir kadın modeli ortaya koydular. Geniş omuzu kadınlara teşvik ettiler. Ona göre işte, fitness salonlarında kadınlar orada burada çalışma yapıyor. Ne kadar geniş omuzlu olursa o kadar iyi olacağını düşünüyorlar. Yüzmeye gidiyor, şuna buna gidiyor. Kalçasını alabildiğine daraltmaya çalışıyor. Karın kasları, kol kasları falan tam erkek yani klasik erkek. Mesela kadınlarda güreşi teşvik ediyorlar. Tabii ben çocukların bir suçu olduğuna inanmıyorum da, tam erkek vücudu olmuş vücutları. Yani kolu, kasları, kalça yapısı, sırt yapısı tam klasik erkek, pehlivan görünümünde. Tam hadisin tahakkuku. Kadın kadına uygun spor yapması lazım. Kendini erkekleştiren spor yapar mı kadın? Erkeklere de güreşi yasakladılar, olimpiyatlardan kaldırdılar. Kadınları erkekleştiren spor kadınlara tavsiye edilmez. Kadınları hep daha güzelleştiren, kadınsı hatlarını daha artıran, onların ruhuna, bedenine uygun sporlar kadınlara gider. Velhasıl kelam, ahir zamanın felaketli bir döneminde yaşıyoruz. Mehdiyet döneminde bu belalar düzelmiş olacak. Kadınlar kadına benzeyecek, erkeler erkeğe benzeyecek, binalar bina gibi olacak, sanat sanat gibi olacak, müzik müzik gibi olacak, her şey yerine oturacak ve her şey güzelleşecek, inşaAllah.

Evet inliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam, Bugün Başbakan Erdoğan, Azerbaycan ziyareti öncesinde düzenlenen basın toplantısında, erken seçim olmayacağını, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de bunu etkilemeyeceğini belirtti. Üç dönem kuralının da kendisine göre değişmeyeceğini ama bunu yapacak olanın kendi partisi içindeki kişiler olduğunu söyledi. Ve yerel seçim sonuçlarıyla ilgili, “Türkiye istikrar ve huzurdan yana bir tercih kullanmıştır, güvenoyu vermiştir" diye ifade etti.

ADNAN OKTAR: Anlattığı doğru, istikrar ve huzur için. Çünkü adam niye olay çıkartsın durduk yere? Belli ki piyasalar altüst olacak, yağmur gibi zamlar gelecek, dolar yükselecek, piyasa birbirine girecek. Kendi eliyle niye böyle felaketi açsın? Tabii ki huzur ve istikrar istediği için sakinleştirici bir politika izliyor. Bunlar dert değil, Türkiye’de en büyük dert bölünme. Ciddi bir bölünme tehlikesi var. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu olsaydı yeri göğü titretirdi bu bölünme konusunda. O acayip koç yiğitti. Sayın Bahçeli; bazı kardeşlerimiz onu ırkçı gibi görüyor. Bu tamamen propagandayla elde edilmiş bir şey. Hiçbir şekilde saf Türk inancına dayalı bir Türkçülük savunmuyor MHP. O çok çılgınca ve delice bir hareket, kimse öyle bir şey yapmaz.

AYLİN KOCAMAN: Mitinglerde hep söyledi Sayın Bahçeli.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim, ne zoru? Diyarbakır’da aslan gibi ülkücüler var. Hepsi Kürt kardeşlerimizin. Laz ülkücülerin haddi hesabı yoktur Karadeniz’de, boydan boya hep Laz. Safkan Lazlar ama hepsi ülkücü. Türklükten gayeleri Türkiye’de yaşayan insanların adı, bir mefkure bir düşünce. İyi niyetli, sevecen, Allah’a dine inanan, Türk-İslam ülküsünü, Türk-İslam Birliği inancını savunan insanlara ülkücü diyorlar. Türk dedikleri de bu insanlar. Yani bir ad bu. Yoksa bir ırk adı, bir safkan ırk anlamında Türkçülük yok. Hiç kimse kabul etmedi. Onun için bunu durup durup bu şekilde tazelemenin bir anlamı yok. Ama Güneydoğu’daki kardeşlerimizi hakikaten Türkçülük adına mahvettiler bu doğru. Ben biliyorum, Kürt demeye utanıyorlardı, çok ıstırap çekiyorlardı ve çok ıstırap da çektiler gördük. Kardeşlerimiz de bunun farkında değiller, onların ekmeğine yağ sürüyorlar. Bütün Türkiye sizin, etmeyin, adamlar sizi orada boğacak, komünistlerin eline verecekler, PKK’nın eline verecekler. Komünist hükümetin askeri olacaksınız, bütün huzurunuz gidecek. Aileyi ortadan kaldıracaklar, dini ortadan kaldıracaklar, İslam’a, Kuran’a sizi saldırtacaklar. Şu an tabii ki dindar gösterecek kendini. Stalinizm’in bir yöntemidir bu, Leninizm’in bir yöntemidir. Adam iktidarı ele geçirinceye kadar sana tabii meleleri getirecek, mollaları getirecek, alimlerle beraber hareket edecekler, beraber size Cuma namazı kıldıracaklar, Allah’tan dinden bahsedecek, o onun taktiği. Ama devleti ele geçirdikten sonra iflahını keser, mahveder seni. Bilmediği için kardeşlerimiz, “Özgür olacağız” diyor. Özgür olmayacaksın, sana oyun oynanıyor. Komünist, Stalinist sistemde sen nasıl özgür olursun? Kuzey Kore gibi olacaksın. Kapalı bir rejim olacak, dehşet saçacaklar. On binlerce komünist PKK militanı var. Sana başka rejim yaşatırlar mı? Gece gündüz komünizmi öğrenmiş adamlar sana başka rejim yaşatır mı? Komünizm için yaşıyor adamlar zaten. Onların huzuru için olduğunu kardeşlerimiz bilmesi lazım. Bölünme durumunda ne İzmir’e gelebilirler, ne İstanbul’a gelebilirler, ne Mersin’e gelebilirler, hiçbir yere gelemezler. Çok korkunç bir şey olur. Ve mutlaka savaş olur bölünme olduktan sonra Allah esirgesin. Yani komünist hükümet Türk devletini ortadan kaldırmaya karar verecektir. O kinle, o nefretle ve mutlaka çok kapsamlı büyük bir savaşın içine girecektir. Sonra da bölgeyi dış güçler işgal ederler. Onları da bırakmazlar ondan sonra, onlar da orada yaşayamaz. Ve Türkiye diye bir şey kalmaz. Mahvolur Türkiye. Gayet güzel mutlu yaşayacakken, kardeş kardeşe sevgi içinde yaşayacakken böyle bir belanın içine Türkiye’yi çekmek istiyorlarsa biz buna müsaade etmeyiz.

Bu ne demek istiyor?

DİDEM ÜRER: O dönemde böyle ifade etmişti oradaki kişiler için. Çok eleştirilmişti hatta direkt o ifadeyi kullandığı için.

ADNAN OKTAR: Kardeşlerimiz bunun farkında değil. Buradaki monşerler, İstanbul’da monşerler var, İzmir’de monşerler var, Kürt gördüğünde adam akıl almaz kinleniyor. Mardin, Siirt falan tahayyül dahi etmek istemiyor öyle bir şehrin var olduğunu. Benim canlarım da onların ekmeğine yağ sürmüş oluyor. Adam senden tiksiniyor zaten Allah esirgesin. Bu ahlaksızların niye amacına, idealine uygun hareket ediyorsun? Seni buralara sokmak istemiyor. “Ben de oraya gelmeyeyim, onlar da buraya gelmesin arkadaş” diyor. Konu bu. Ve çok tehlikeli bir gelişme bu. Ne olur özerklikle? Özerklikle kalmaz, özerkliğin adı zaten bölünmedir. Özerklikten ne olacak? Komünist devlet kurulacak diyorum. Stalinist devlet kurulacak. Komünist gerilla, liberal bir hükümet olsun, kapitalist bir devlet olsun diye dağlarda gezmedi. Komünist rejim için dağlarda gezdiler. Dolayısıyla hiç biri liberal bir hükümet kabul etmez. Zaten öyle olsa bölünmeye ihtiyaç duymaz. Bölünmeyi komünizmi oraya yerleştirmek için istiyorlar. Kardeşlerimiz de bunun farkında değil. Hatta bazı birçok dindar da BDP’yi istiyor. “Sarıkla cübbeyle gezeceğiz, istediğimiz gibi tekkeler serbest olacak, zaviyeler serbest olacak. Sen onun ilgi alanındasın tabii ki. O seni bir yere kadar çekecek, çektikten sonra tuzağın kapağını kapatacak, sonra sen zaten dışarı da kaçamayacaksın, orada seni boğar. Adam sana dinini zannettiğin gibi yaşatmaz. Zaten dinin Güneydoğu’yu bu hale getirdiğine inanıyor o adamlar. Abdullah Öcalan’ın ifadeleri açık, dinden nefret ediyorlar. Ama son önemde, işte “din gereklidir, din lazımdır, din birleştiricidir.” Din birleştiriciyse niye bölünüyorsun o zaman? Tayyip Hocam’ı bu konuda yalnız bırakmak olmaz. MHP de, CHP de, Büyük Birlik Partisi de, Saadet Partisi de bölünme konusunda çok şiddetli bir propagandaya, aydınlatma programlarına başlamaları lazım. Halkı uyarmaları lazım.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir ufaklık var da çok tatlı, üç yaşında. Bugün Zekeriyaköy’de evinin bahçesinden ayrılmış ailesi uyurken. Pamir şu an aranıyor sabahtan beri, görenlerin haber vermesini rica ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Pamir. Nasıl? Bir daha anlat bakayım bu olayı.

DİDEM ÜRER: Zekeriyaköy’de ailesiyle birlikte oturduğu evden annesiyle babası uyurken sabah saatlerinde o kendisi kilidi açıp çıkmış evden, ayrılmış. Fakat o saatten beri de babası hemen haber vermişler uyandıklarında. Bütün jandarma, AKUT herkes arıyor bölgede, halk da arıyor, köye de duyurmuşlar. Fakat o saatten beri bulunamamış. Hala aramalar devam ediyor diye biliyorum. Bu irtibat numarasına haber verilmesini istiyor görenlerin. Üzerinde çizgili bir tulumu varmış kırmızı beyaz galiba.

ADNAN OKTAR: Çocuğun yüzünü yaklaştırsana. Bu kıyafetiyle çıkmış değil mi çocuk?

DİDEM ÜRER: Kırmızı beyazmış galiba.

DİDEM RAHVANCI: Çıplak ayak. Uyku tulumuyla.

ADNAN OKTAR: Kırmızı beyaz, enine çizgili kırmızı beyaz. Ama şimdi bu elbise yanıltıcı olur. Çocuğun o zaman sadece yüzünü dikkate verelim. Canım benim acayip şeker, acayip tatlı.

DİDEM ÜRER: Normalde bütün evi kilitli tutuyorlarmış Hocam. O kendi kilidi açıp çıkmış.

ADNAN OKTAR: Ama acayip acar tipinden belli. Zekeriyaköy. Şimdi jandarma, polis kaç kişi ayırdılar acaba?

AYLİN KOCAMAN: Bayağı otobüsle gelmişlerdi benim gördüğümde.

ADNAN OKTAR: Şimdi oraya en az on bin kişi gerekir. Biz şimdi Başbakanımız’dan istirham edelim polis, jandarma en az on bin kişiyle bütün araziyi taramaları lazım. Çocuğu bu akşam mutlaka bulmamız lazım. O açlıktan bir şeyden ölür Allah esirgesin. Bir şey olur, hayvan olur bilmem ne olur falan. Mazgallara baksınlar, metruk evler falan olabilir onlara baksınlar. Hiç ummadık şeyler olabilir. Mesela kaya kovukları falan oralara bakmak lazım. Yani tahmin etmedik bir yere de gelmiş olabilir. Bir kere arazinin boydan boya mesela ellişer metre arayla insan dizilip, ellişer metre arayla boydan boya taranması lazım. O alan mesela kaç kilometreyse, farz edelim elli kilometre, elli kilometrelik insan zinciri olması lazım ve en ufak bir noktanın gözden kaçmaması gerekiyor. Ayrıca polis bugüne mahsus bütün evlere girsin. Nöbetçi savcılıktan, mahkemeden izin alsınlar her eve girsinler. Evlerin, sedirlerin altına her yere baksınlar. Tavan aralarına şuna buna falan. Öyle manyak tipler de oluyor. Bu geceliğine mahsus, bir şey yok. Halka da duyursunlar. Ailesinin telefon numarası var değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet irtibat numarası var. Babasına başvurulmasını söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Orada ne kadar ev varsa tamamının aranması lazım, hiç kimse kusura bakmasın bir şey yok. Uyuyorsa uyusun bir şey yok, polis beş dakika girsin. Bu şey de olabilir yani karışır falan normal onda bir şey yok, Allah rızası için kardeşçe. Evin bütün katları, bütün odalar, dolaplar, tavan arası her yere bakılsın sabaha kadar. Öbür türlü olmaz. Babasına siz telefonla söyleyin şimdi bu söylediklerimi, o şekilde bir şey yapsınlar. Cumhuriyet savcılığına şimdi müracaatta bulunsun, nöbetçi mahkeme karar alsın, bütün bölgenin aranması kararını alsın, inşaAllah. O bölgede bir nevi olağanüstü hal olsun bir geceliğine, ne var bir şey yok. Yarın sabah öğlene kadar bir kereliğine mahsus olarak arama izni. Yarın saat 12’ye kadar, mesela şimdi bu vakitten diyelim sabah 12’ye kadar arama izni alsınlar. Jandarma, bin jandarma, iki bin jandarma yetmez, polis de öyle. Halk o kadar tecrübeli olmaz, polis girebilir eve. Halk eve girip arama yapamaz. Onun için çok, civar illerden de polis istirham edelim, rica edelim. Mesela beş bin polis gelsin, beş bin de jandarma olsa on bin kişiyle böyle boydan boya bütün arazi her yer taranabilir. Çok şeker, Allah vermesin bir şey olur çocuğa.

DİDEM ÜRER: Hocam, iki metrelik bahçe çitlerini, sarmaşıkları tırmanarak çıkabileceğini söylüyorlar.

ANAN OKTAR: Ama yani tam hayta. Bu çocuğun kulağı duymuyor muymuş bir şey dediler bana doğru mu?

DİDEM ÜRER: Konuşamıyor dedi babası. Üç yaşında ama konuşamıyor dedi.

ADNAN OKTAR: Bir rahatsızlığı da var çocuğun herhalde.

DİDEM ÜRER: Öyle bir şey demediler Hocam.

ADNAN OKTAR: Ama görünüşü sıhhatli görünüyor.

DİDEM ÜRER: Hocam, Pamir’in Sarıyer’e bağlı Uskumruköy’de görüldüğü, kot pantolonlu ve gri hırkalı bir adamla görüldüğü de iddia edilmiş. İddiaların arasında var.

ADNAN OKTAR: Olabilir, yeri göğü birbirine katsınlar. Adam ailesini de arıyor mu, ne yaptı acaba? Adam manyak bir tip de olabilir bilmiyorum ki. Hemen polise teslim etmesi lazım. Bir de halk nasıl görmez? Çok fazla insan görmüştür. Orada ne yapılabilir? Televizyon kanalları versin ayrıca çocuğun resmini. Televizyon kanalları bu konuda bir uyarı yapsınlar, onlara rica edelim.

DİDEM ÜRER: Twitter’de hashtag vardı. “Pamir aranıyor” etiketi var. İki numarada şu anda, oradan da izleniyor.

ADNAN OKTAR: Resmi var mı çocuğun orada?

DİDEM ÜRER: Resimle paylaşıyorlar.

ADNAN OKTAR: Paylaşıyorlar. Ama televizyon kanalları çok güzel görev yapabilir. Bu çocuk, nihayet orada görmüştür insanlar. Nasıl görülmez? Kocaman yapılı delikanlı bir çocuk, değil mi? İğne iplik değil ki görülmesin. Gecikme çok tehlikeli olur. Çünkü iki üç gün falan geçti mi Allah vermesin, felaket olur. Hava da soğuk şimdi. Acayip şeker bir tip. Resimlerini televizyon kanalları sık sık versin çocuğun. Televizyon kanallarına rica edelim. Ailesi söylesin tabii bizim söylememiz şimdi icap etmez, biraz acayip olur. Babasının kanalıyla rica ettirelim. Kanallar sürekli versinler. Nasıl bulunmaz? Çok gıcık bir şey.

 

DİDEM ÜRER: Haberlerde genellikle veriyorlar sık sık Hocam resimlerini. Bir de her partiden yaklaşık bin kişilik sivil halk gitmiş. Sayın Vali Mutlu'da iki yüz kişilik bir jandarma ekibinin, AKUT’un orada olduğunu söylüyor.

ADNAN OKTAR: İki yüzle olur mu? Olmaz. En az on bin kişi falan gerekir. Koskoca arazi, bölge olur mu? Ucu bucağı yok. Orada çembere almaları lazım. Çembere alıp daire şeklinde, daire içeriye doğru toparlanması lazım.

DİDEM ÜRER: Öyle çok fazla ev olmayan ormanlık bir alan Hocam.

ADNAN OKTAR: Bütün ormanı hallaç pamuğu gibi arasınlar. Ormanın aydınlatılması çok önemli. Görüp de geçebilirler de o çok ihtimal dahilinde bir şey. Mesela çocuk uyuyor olabilir yahut bir yere saklanmıştır, afacanlık yapıyordur fark edemeyebilirler kıpırdamadığı için. Bence o bölgede uyuma olmaz, çok çok anormal bir durum olur.

DİDEM ÜRER: Çizgi film sevdiği için çizgi film sesiyle arıyorlarmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Adamın sevimliliğe bak sen, ayakkabısız. Ne şeker şey böyle.

DİDEM ÜRER: O civardaki bütün evlerin bahçe ışıklarını açık tutmaları rica edilmiş aydınlatılma için.

ADNAN OKTAR: Çok fazla fener olması lazım. Aydınlatma için fener gerekir.

DİDEM ÜRER: Aslında tepeden helikopterle de tak,ip ediyorlardı Hocam. Öyle bir aydınlatma bilmiyorum bölgede olur mu?

 ADNAN OKTAR: El feneri çok önemli, şüphelendikleri yere tutabilirler.

DİDEM ÜRER: Bahçe köpeklerinin bağlanmasını istemişler bütün çevre halkından.

ADNAN OKTAR: Eğer sabaha kadar bulunmazsa çok gıcık bir şey bu. Çok kızdırıcı bir durum olur. Asker, jandarma ve polis sayısının artması. Bütün mesele orada. Ona çok dikkat edelim. Bir de evlerde arama yapılması lazım. Ev illaki vardır orada koskoca arazi. Arama izninin alınması önemli. Şimdi söylesinler bana haberi gelsin. Konuşuyor musunuz babasıyla?

DİDEM ÜRER: Evet, söyledik.

ADNAN OKTAR: Nöbetçi mahkemeden arama izni alsınlar. Bir sorun olursa biz diğer kanallarda devreye girelim. Babasına yardımcı olabiliriz. Hukuki başvuruyu hızlandırabiliriz. Ayrıca Efkan Ala Hocamı direkt olayla bağlantıda olsun. Babasıyla Bakanı direkt görüştürelim. Direkt talimat versin. Bakanın talimatı en sağlamı olur. Bir de İstanbul Emniyet Müdürü. Varsa Bakanın öyle mahsur görmediği bir telefonu oradan arasınlar, inşaAllah. Herhalde bir kaç telefonu vardır Bakanın. Mahsur görmediği bir telefonu vardır. Hem İstanbul Emniyet Müdürü, Vali'de olur. Vali çok güzel ahlaklı bir insan. Çok şeker, bayağı rahatsız oldum. Bir de gelişmeler oluyorsa onları bize bildirsinler ara, ara. Sabaha kadar takip edelim, inşaAllah. Bulununcaya kadar Türkçesi. Fener ihtiyacı olabilir. Onun satıldığı mağazaları açtırabiliriz. Yüzlerce fener, sonra adamlar yine satsın. Ne olacak bir günlüğüne versinler, inşaAllah. Mobese kameralarına baktırtalım. Vali ve Emniyet Müdürü bu akşam uyumasın istirham edelim. Bunu mutlaka halledelim. Mobeseler polis hepsine baksın, bir günlüğüne teyakkuz olsun, inşaAllah. Ama afacanlığa bak, tip zaten akıyor. İnanılır gibi değil, enerjiye bak sen. Hayır, aile de olağanüstü önlem de almış, biliyorlar. Bir adam elinden tutmuş götürüyor mu demişler?

DİDEM ÜRER: Evet öyle demişler. Gri hırkalı kot pantolonlu bir adamın elinden tuttuğunu görenler olmuş.

ADNAN OKTAR: Görenler.

DİDEM ÜRER: Evet. Sarıyer Uskumruköy’de.

ADNAN OKTAR: Yakın mı oraya orası?

DİDEM ÜRER: Zekeriyaköy de o civarda. Ama tabii bir çocuğun oradan oraya kadar gitmesi zor.

ADNAN OKTAR: Biri alıp götürmüş olabilir. Peki çocuğun kıyafeti falan doğru mu, tarife uygun mu?

AYLİN KOCAMAN: Babası tarif etti.

DİDEM ÜRER: Bu kadar biliyoruz biz, sadece bir adamla görüldü denildi, detayını bilmiyorum.

ADNAN OKTAR: Biraz bilgi alalım biz babasından, yardımcı olalım. Ne biliyorsa babası bize aktarsın, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Gönüllü insanlara ihtiyaç var diye de duyuru yapmışlar. Buradan onu da duyuralım, inşaAllah, arama için.

ADNAN OKTAR: Zaten halkı bütün bölgeyi ayaklandıralım tamam da. Fakat halk eve giremez, arama yapamaz. Arama emri çok önemli. Çünkü çok anormal bir şey olur eve girse.

DİDEM ÜRER: Twitterde “Pamir’i gören bir yaşlı amcaya rast geldik arkadaşlar, çok yaklaştık Pamir’imizi bulacağız. Ailesine sözümüz var” diye duyuru yapmışlar. Çarşı grubu herhalde onlar da arıyormuş.

ADNAN OKTAR: Bak, bizi yanlış bilgiyle hızımızı kesecek şekilde durdururlarsa bu doğru olmaz. O bilgi veren bize çok net bilgi versin, muğlak şeyler olmaz.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir de Zekeriyaköy Jandarma numarasını duyurmak istiyorum: Zekeriyaköy 0212 202 68 22 Jandarma numarası bu.

ADNAN OKTAR: Babasıyla bağlantıya geçmişler. Savcılık arama izni için “biz de öyle düşünüyoruz görüşeceğiz” demişler. Onlar da istiyorlarmış böyle bir şey. Ama yıldırım hızıyla hemen alsınlar.

DİDEM ÜRER:  Sabah 9,5’tan beri galiba kayıp, baya zaman oldu dediğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: Bir evde de olma ihtimali çok yüksek. Orada bütün bölgede evlerin aranması lazım. Ne olacak, kendi gönüllü olarak açsın. Buyurun buralar var desin, alt katlar var, değil mi? Hatta komşuları ararken komşular da onlar da birbirlerine yardımcı olsunlar, değil mi? Nereler olabilir. Ummadık bir şey oluyor. Mesela bodrum kat, kalorifer dairesi bilmem ne her yer olabilir. Bir manyağın birisi kaçırmış bir yerde de olabilir. Baksana yaşlı dede diyorsunuz. Makul bir insan bir çocuğu bu vakte kadar tutmaz, bir şey var, bir acayiplik var. Bilgileri toplayalım. Bu adam kimmiş bak çeşit çeşit bilgi geliyor. O adam kimmiş? Bunlar da bir ittifak olması lazım, aynı adamdan mı bahsediyorlar, buna bir bakalım. Vali mutlaka devrede olması lazım. Vali ile görüşsünler.

DİDEM ÜRER: Vali Twitter'dan duyuru yapıyor sürekli. Takip ediyor Allahualem.

ADNAN OKTAR: Babasına da gerek yok, Valilik arama izni alsın, babasının almasına gerek yok. Şimdi uzar o iş. Vali’ye bildirin hemen arama izni alsınlar.

EBRU ALTAN: Aşkım bir tanem bebeğimin güzel sohbetiyle devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet. Ne oldu bizim minik? Arıyoruz değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: AKUT’çu bir delikanlı var, neydi onun ismi?

DİDEM ÜRER: Nasuh Mahruki.

ADNAN OKTAR: Nasuh Mahruki. O, “arama sabah olsun” demiş, çok yanlış o. Sabah ayrıca aranır ama gece aramanın devam etmesi lazım. Gece, el kadar çocuk. Vahşi hayvanlar var, şu var bu var, belki bulunur. Babasının evinde de arama yapılması lazım. En yakın yerlerde de arama yapılması lazım, komşularda. Çünkü babası panikle evin bazı bölümlerine bakmamış olabilir. Cinlik yapıyor olabilir bu köfte. Mesela evin bir dolabına saklanmış olabilir, ummadık bir yere saklanmış olabilir.

DİDEM ÜRER: Bir dolabın içinde olup açamıyor olabilir belki.

ADNAN OKTAR: Tabii, hiç ummadık şeyler yapabiliyorlar. Kumaşla üstünü örter. Uyuyakalmış olabilir, her şey olabilir. Özellikle o ev ve o evin çevresi, yakın çevresinin aranması çok önemli önden. Çünkü bazen o heyecanda aile evi unutuyor. Çok oldu öyle vakıalar. Evin hiç ummadık bir yerinden çıkıyor çocuk.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hocam, dediğiniz gibi bazı kişiler televizyonlarda demeç verenler, bu aramanın zayıflatılmasına yönelik izahlarda bulunuyorlarmış. Siz zaten söylediniz; "itibarda bulunmayın" diye.

ADNAN OKTAR: Olur mu? Tam bulmak üzere de olabilirler. Biz sebebe sarılıyoruz, ibadet olarak arıyoruz ,bulduracak olan Allah. O çocuğun kaybolmasını sağlayan da Allah, arattıran da Allah. İbadet olarak arıyoruz. Onun ibadetinden, sevabından mahrum olmamak lazım. Sabaha kadar tabii ki arama devam eder. Sabah yeni bir ekiple daha canlı daha güçlü bir arama yapılır. Belki de bulunur akşam, inşaAllah.

Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Bir de Twitter'da şöyle bir açıklama yapmış bazı kişiler; “Zekeriyaköy boş ev dolu, erkekler o boş evlere, boş bahçelere girebilirlerse. Çoğu kilitli, biz kadınlar giremedik” diye bir çağrı da bulunmuşlar.

ADNAN OKTAR: Kapısı kilitliyse yine polisin kırması lazım. Polis kırsın halk da girip arama yapsın. Polisle birlikte de yapabilirler belki, inşaAllah. Ama o metruk evler dışarıdan kilitliyse o biraz acayip tabii ama normal kilitliyse tabii kırılması lazım. Metruk evlerin hepsinin kapıları kırılıp girilmesi gerekiyor, inşaAllah. Polisten onu istirham etmek lazım, inşaAllah.

Enes Emre, Numberone Enes. “Hocam, bu yaşlanmama nedeniniz nedir? Söyleyin de biz de uygulayalım” diyor. İman, sevgi, tutku, aşk.

“Sanırım bölünme parçalanma haram olduğunu bildikleri için Kürdistan’ı birleştirmeye çalışıyorlar.” Zafer Berkan5. Bir kere Kürt kardeşlerimiz Müslüman, hepsi mümin muttaki.  Zorla bunları komünist, Stalinist yapmaya çalışıyorlar kardeşlerimizi. Eğer dediğiniz gibi olmuş olsa Allah vermesin. Doğuyu Kürdistan olarak ayırdın, Allah vermesin. Karadeniz’i de ayırdın. Antalya’yı da ayırdın, zaten diyorlar. İstanbul’u da ayırdın paramparça ettin Türkiye’yi. İslam aleminin lideri kim olacak bana söyle? Her yeri parçalıyorsun. Parçala parçala sonu yok. Sen zannediyorsun ki Kürtleri birleştirecekler sonra da mutlu olacaklar, böyle bir şey olmaz. En büyük Kürt katliamını yapmayı düşünüyorlar. Komünist Kürdistan ne demek bölgede? Bütün Avrupa’nın, Amerika’nın hedefi olacak o zaman. Halaç pamuğu gibi atarlar. İsrail’in en çekindiği bir devlet olacak. Üstünde bir komünist devlet ve Stalinist bir devlet. Halkın çekeceği acıyı bir düşünün. Maneviyatına, mukaddesatına bu kadar sevgiyle bağlı olan insanları dininden zorla uzaklaştıracak bir sistem. Aileyi ortadan kaldıracak, sevgiyi ortan kaldıracak, dini ortadan kaldıracak bir sistem. Ve bu sürekli bir makine gibi çalışacak ve sonunda çok mutsuz olacak kardeşlerimiz, Allah esirgesin. Türkiye de mahvolacak, Türk halkı da. Kürt kardeşlerimiz de, Lazlar da, Çerkezler de, herkes mahvolacak. Ama birlik ve beraberlikte güzellik var, kuvvet var. Allah onun için “bir ve beraber olun” diyor. Kürt kardeşimiz, Laz kardeşimiz Türklük adı altında birleştik. Onun adı bu, yani bu birleşmenin adı bu; "Türklük". Yoksa genetik üstünlük genetik kart anlamında değil bu. Biz Türk’e, Laz’a, Çerkez’e, Zaza’ya hepsine Türk diyoruz. Başka bir isim de olabilirdi ama Allah o ismi koymuş bu, konu bu. Bölme konusu Türkiye’nin en büyük tehlikesi şu an, en büyük risk. Bütün gücümüz kuvvetimiz gider, itibarımız gider. Ekonomimiz mahvolur, çok büyük bir tehlike bu. Paramparça oluruz Allah esirgesin ve Türkiye diye bir şey kalmaz. İslam alemini de darmadağın ederler, Müslümanları da mahvederler. Kürt diye de bir şey kalmaz. Kürdistan var diyorsan, öyle bir yer var diyorsan orada kalmaz, hiçbir şey kalmaz. Aklınızı başınıza alın, belaya karşı hep birlikte tavır alalım. Şeytan bir felaket peşinde, şeytan kan peşinde. Şeytanın oyununa, kanlı oyununa tedbir alalım.

“Son iki haftadır pürdikkat izliyorum.” Zeren Duman. “Yeni izlemeye başladım Hocamız’ı” diyor. “Şimdiye adar yanlış tek kelime etmedi. Çok doğru ve düzgün konuşuyor” diyor, maşaAllah.

“Hocam, yaşlanmama sebebiniz nedir diyen arkadaş olayı tam anlamamış. Soru, nasıl her gün daha da gençleşiyorsunuz? Olmalıydı” diyor.

Şeyhimiz sultanımız Şeyh Nazım Kıbrısi El-Hakkani Hazretleri, genel durumu iyiymiş MaşaAllah. Bugün Cuma namazına gitmiş, sonra sohbet vermiş, maşaAllah. Ne şeker şey sohbeti . Oksijeni iyi, kilosu iyi, tansiyonu iyi. Süt ve tavuklu proteinli çorba içmiş. İyi güzel, maşaAllah.

Didem Hocam ben sizi dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hocam, Cumhurbaşkanı Gül, “Özerklik Türkiye’nin gerçeğine uymaz” dedi ve şöyle devam eti: “Ben Kürdüm diyenler başka memleketlerde de var. Tıpkı başka ülkelerde yaşayan Türkler olduğu gibi. Herkes kendi memleketinde özgür olsun, demokratik hukuka sahip olsun. Ama hassas bir konu bu. Bazen bu konuda yanlış söylemler duyuyoruz. Özerklik söylemleri gibi. Bunlar Türkiye gerçeğiyle bağdaşmıyor” dedi ve, “iki ayrı millet, iki ayrı yapı var gibi göstermek herkese zarar verir” dedi.

ADNAN OKTAR: Nur gibi insan, gayet güzel aklı başında konuşmuş. Tayyip Hocam’ı da teyit eden bir konuşma. Aksini hiç kimse düşünmesin, hiçbir hükümet düşünmesin. Belki Tayyip Hocam’dan sonra başka bir hükümet gelir. Bunu unutacaklar. Türkiye; dünya için bir nimettir, bir güzelliktir. Zalimleri engelleyen, mazlumları koruyan güzel bir ülkemiz var. Çok küçük bir kuvvete sahibiz zaten, küçük bir toprak parçasına sahibiz. Onu da bölmeye kalkarsa o zaman kıyamet kopar. Karşılığı kıyametle sonuçlanır, dünya kalmaz, bunu unutacaklar.

Bölünme kafasında İran’da PKK’nın faaliyetleri var. Mesela İran hiçbir şekilde böyle bir şeye müsaade etmez. Yani PKK İran’dan toprak alacak da İran’a meydan okuyacak. İran buhar yapar, böyle közleme yapar. Böyle bir şey olmaz. O zaman Türkiye’yi saf mı buluyorsunuz siz? Densizlik istemiyoruz. Biz canlarımızla, Kürt kardeşlerimizle gayet mutlu, gayet güzel yaşıyoruz. Bir de Türkiye’nin güzelliği onlar. Biz onların efendiliğini, nezaketini, saygısını, hürmetini bir zenginlik ve güzellik olarak görüyoruz. Canlarımızı bizden kimse ayıramaz. Ayırmaya kalkan isterse denesin üzülür yani söyleyeyim. Çok üzülür. Akılsızlığa gerek yok.

Nedir, Mehmet Baransu ne demek istiyor? Risale-i Nur’ları örnek mi vermiş?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: Bu çocuk, maşaAllah İmam Hatip mezunuymuş öyle mi?

DİDEM ÜRER: Allahualem.

ADNAN OKTAR: Kafası da çalışıyor. Benim gördüğüm dindar. Dindar olduğunu hissettirmek istemiyor. Onun bir acayip yönü var mı?

DİDEM ÜRER: Başbakan'a karşı çok sivri ve sert.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a?

DİDEM ÜRER: Evet ve genel olarak o kesime karşı hakaretvari üslubu aşacak şekilde konuşuyor.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a şefkatli yaklaşması lazım. Bu kadar çile çekti, acı çekti, zorluklar yaşadı. Asabını bozup ne geçecek eline? Hakaret demek kızdırmak demektir, kızdırmak için yapılır. Başka ne için yapılır? Psikolojik olarak rahatsız etmek için yapılır. Yazık günah.

Çocuk hakkında haber çıkmadı daha değil mi, Pamir?

DİDEM ÜRER: Yok hayır.

ADNAN OKTAR: Şimdi utanacak çekinecek bir şey yok. Polis, gerçi aile acılı ama çocuğun evinde çok kapsamlı arama yapılması lazım. Evin hemen bitişiğindeki evler de çok kapsamlı arama yapılması lazım. Çocuk o kadar uzaklaşmamıştır zannetmiyorum. Yakınlarda bir yerdedir çocuk. Genellikle böyle oluyor, çok uzakta zannediyorlar evin çok yakınında oluyor. Bir de yanlış bilgiyle polisin dikkatini dağıtmasın kardeşlerimiz. İşte “falanca dedeyle gördük, feşmekanla gördük.” Doğru bilgi versinler ki polis hata yapmasın.

“Gözümün nuru canım Hocam hayırlı Cumalar. Çok şıksınız her zamanki gibi, maşaAllah. Allah Pamir’i korusun. En kısa zamanda bulunur, ailesine kavuşur inşaAllah” diyor.

Evet şimdi biraz video film seyredelim, inşaAllah.

BERİL KONCAGÜL: Bugünkü yayınımız sona erdi. Yarın inşaAllah tekrar beraber olacağız. 

Masaüstü Görünümü