Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (24 Nisan 2014; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Üstadlarım, güzel bir açılışla başlayalım. Bismillah.

İhya ettiniz, maşaAllah. Cenab-ı Allah sizleri vesile ediyor böyle güzel ikramlarda bulunuyor, maşaAllah. Cennet musikisi gibi, maşaAllah. Allah ruhunuza, bedeninize şifa versin, ömrünüzü uzun etsin, ömrünüzü gün bedid, maşaAllah.

Fikret Bey buyurun, dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakanımız Sayın Erdoğan 1915 Ermeni olaylarına ilişkin dün bir taziye mesajı yayınlamıştı. Şöyle söylemişti: “Kadim ve eşsiz bir coğrafyanın benzer gelenek ve göreneklerine sahip halklarının geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine, kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte alınacaklarına dair umut ve inançla 20. yüzyılın başlarında hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.”

ADNAN OKTAR: O devirde Türkler, Ermeniler, Çerkezler herkes orada çok zor durumda kaldı, çok acı çektiler. Çok ölenler şehit olanlar oldu. Türk mezarlarını açıyoruz, kemikler dağ gibi. Ermeni mezarları da var, onlar da çok insan kaybetmişler. Bu Savaş ortamı, olmuş. Güzel mi? Çok kötü, çok çirkin. Darwinizmin Osmanlı’ya girmesinden sonra başımıza gelen felaketlerden biri bu. Canımız ciğerimiz evlatlarımız Ermeniler Osmanlı’da bizim süsümüz, güzelliğimizdi. Tertemizdiler, nur gibiydiler sanatçılarıyla, doktorlarıyla güzel insanlarla Osmanlı’ya süs katıyorlardı. ‘Millet-i Sadıka’ diyorduk. Osmanlı’da padişah döneminde Osmanlı ordusunda generallik veriyorduk ermeni kardeşlerimize. Sonra ırkçılık belası çıktı, Darwinizm ortaysa çıktı, üstün ırk belası ortaya çıktı sonra da bu felaket başımıza geldi. Darwinizmin dünyaya getirdiği büyük bir felakettir bu. Tek suçlusu Darwinizmdir, materyalizmdir. Dolayısıyla Mehdiyet devrinde bu bela telafi olacak. Ama neredeyse yüzyıllık olayın sorumlusu şu anki gençlik olmaz. Sorumluların hepsi vefat etmiş. Hesap soracağımız herkes vefat etmiş. Dolayısıyla artık olmuş. Hepsine Allah rahmet etsin. Ama inşaAllah bir kardeşlik dönemi, bir sevgi dönemi başlayacak, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, MHP Ankara milletvekili Tuğrul Türkeş Başbakan’ın Ermeniler hakkındaki taziye açılamasını skandal olarak değerlendirdi. Şöyle devam ediyor: “En yumuşak haliyle şöyle değerlendirebilirim; Türkiye Cumhuriyetine uygun olmayan bir açıklama. Böyle bir açıklama da diaspora Ermenilerinin bunca yılık kudurmuşluğunu, azmışlığını çözebilir miyiz? Ben, Ermenistan’la iyi ilişkilerimiz olmasın manasında söylemiyorum ama budur yani. Türkiye’nin başbakanının böyle bir günde bunları söylemesin normal midir?” yorumunda bulundu Hocam.

ADNAN OKTAR: Gün açısından? Ermeni soykırımı gündemi mi? Evet. Öyle iddia ediliyor. Bir savaş var, soykırım yok ki savaş var. Milyonlarca Türk evladı şehit edilmedi mi Çanakkale’de. Şimdi biz soykırım diyebilir miyiz Çanakkale’de? Çanakkale’de yüz binlerce aslanımızı şehit etmediler mi? Biz İngiltere soykırım yaptı demiyoruz, savaş vardı. Askerlerimizi şehit ettiler diyoruz. O dönem de savaş dönemi. Darwinist, materyalist düşünce Osmanlı’ya girmiş. Halbuki o devirde evlatlarımızı bağırlarına bassalar, ‘Ermeniler bizim canımızdır’ deseler, koruyup kollasalar konu bitecek. Ama ermeni kardeşlerimizi Darwinist, materyalist teorilerle çılgına çevirdiler, ırkçı yaptılar, Osmanlı karşıtı yaptılar. Halbuki Osmanlı’yı çok seviyordu onlar gayet mutluydular. Dolayısıyla her şeyin düzeleceği günler gelecek.

Zaman açısından kınamış anladığım kadarıyla Tuğrul Türkeş.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye, Ermenistan Karabağ’dan çıkmadan bu açıklamayı yaptı diye MHP tepki gösteriyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Karabağ’dan Hz. Mehdi (a.s) devrinde çıkar, onun dışında çıkmaz. Niye çıksın? “Çıkmıyorum” der. Çünkü Darwinist bir sistem var, materyalist bir sistem var. Adam “çıkmıyorum” der. “Kanla aldım, benim oldu” der. Ama Hz. Mehdi (a.s) devrinde kardeşlik olacağı için, sevgi olacağı için işgalin bir anlamı kalmayacak. Sevgi hakim olduğu bir ortamda adam niçin öyle bir düşünceye kapılsın? Ermenistan asla oradan çıkmaz. Ama Hz. Mehdi (a.s) devrinde çıkacaktır.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan’ın açıklamasında da “Türkler, Kürtler, Ermeniler hepsi acı çekti. Hepsinin acısını anlıyoruz” şeklindeydi.

ADNAN OKTAR: Ama bunlar doğru. Herkes bütün dünya acı çekti, her zaman söylüyorum ben. Ama çözüm Karabağ’dan çıkmak; Karabağ’dan çıkan yine Ermeni- Türk gerilimi devam edebilir. Yine Ermenistan Ağrı’dan toprak talebinde bulunabilir. BU bir çözüm değil. Kısmi bir çözüm. Çözüm; tamamen kardeşliğin hakim olmasıdır, sevginin hakim olmasıdır. Ermenistan sınırını açarsın, pasaportu, vizeyi kaldırırsın, basarız bağrımıza evlatlarımızı, Ermenistan’da işgal edilen bir bölge diye bir şey kalmaz. Her yere herkes gider yerleşir, fabrikalar kurulur, okullar kurar özgür olurlar. Nasıl Osmanlı döneminde özgürdü Ermeni kardeşlerimiz onlar da özgür olurlar. Ama bu ancak Mehdiyet’le mümkündür. Ama egoist, bencil bir mantıkla yaklaşırsan o da egoist bencil olur o zaman. Toprak hırsı içinde olursa, o da toprak hırsı içinde olur. “Aldım burayı vermiyorum” der. Ama sevgi hakim olduğunda, toprak hırsının anlamı kalmaz. Kardeşlik hırsı hakim olur, kardeşlik düşüncesi hakim olur.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye Ermeni Patrikliği de; “bu taziyeyi sevgiyle kabul ettik” şeklinde açıklamada yapmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Kabul etmişseler, bir sevgi anlayışı olarak görmüşseler, Mehdiyet’in başlangıcı olarak görmüşseler, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişinin bir alameti olarak görmüşseler, Türkiye ile Ermenilerin birleşmesi, Ermenistan’ın birleşmesi mantığıyla görmüşseler bu çok güzel, Osmanlı dönemindeki gibi olacaksa sevgi, bu çok güzel.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Sayın Erdoğan’ın taziyesi dış basında da yankı buldu inşaAllah. Birkaç haber okumak istiyorum uygun görürseniz. Associated Press mesajı; “Erdoğan’ın hepimizin ortak acısı” sözleriyle duyurdu. EFB; “şimdiye kadar bir Türk liderin bu konu hakkında yaptığı en açık yorum” açıklamasında bulundu Reuters ise “Beklenmedik ve gönül alıcı taziye” başlığıyla geçti. Ve “1915 de ölen Ermenilerin torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz” sözlerine yer verdi.

ADNAN OKTAR: Şimdi muhalefetin tepkisi şundan yanlış anlaşılır diye çekiniyorlar. Yani “evet biz böyle bir şey yaptık. Sizi astık, kestik. Üzgünüz, kusura bakmayın” anlamında alırlar diye çekiniyorlar. Öyle bir şey yok, toplu bir acı var. Sırf Ermeniler açısından alınırsa yanlış olur, yanlış anlaşılma olur diye tedirgin olmuşlardır. Çünkü “evet biz bunu yaptık kusura bakmayın” anlamında algılarsa adam “o zaman bunun tazminatını öde” diyecektir. “Bize para ver, bize toprak ver veya çeşitli maddeler.” Bundan tedirgin oldular, benim kanaatim.

“Kediciklerle program iyi oluyordu Hocam” diyor. “Fakat aslan kardeşlerimizle de eğlence, müzikte bir başka güzel. Orada gördüğümüz içtenliği, canlığı hiçbir televizyon programında göremiyoruz” diyor. Yani nadir görüyoruz de. “Müziklerin tadına başka hiçbir eğlence kanalında bu kadar varamıyoruz” diyor. Olabilir.

Eray İncesu; “Adnan Hocam, biz programınızı sürekli takip eden gençler olarak sizinle bir araya gelmek hatta mümkünse programınıza konuk olmak istiyoruz. Sizin görüşleriniz hayat felsefemiz oldu” diyor. Gel buyur. “İnşaAllah Allah nasip eder sizinle aynı ortama dâhil olma şerefine kavuşuruz.”

Sener Ak; “Hocam, beni de o huzurlu gurubunuza dâhil eder misiniz?” Yani buraya gelmek istiyorsa gelsin, ama cemaat olarak diyorsa; Ezan okunan binalar var, oralara gittiğinde bizi bulacaktır, inşaAllah.

Velfoth Mehmet zclk: “Ah MHP’yi desteklesen, MHP Türk İslam ülkücülüğü.” Destekliyoruz. Nereden çıkardı desteklemediğimizi? MHP bizim canımız. Büyük Birlik Partisi, MHP, Saadet.

Samet Göv; “İnşaAllah, Hocam sizi dinlemek büyük bir keyif, ses ayarlarını Hocam kesin siz yapmışsınız” diyor. “Belli oldu” diyor. “Her çalgının sesi tam uyumlu geliyor özellikle de darbuka” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bazı kişilerde Sayın Erdoğan’ın taziye mektubunun bir gün önceden verilmesini şu şekilde açıklamışlar. “Bu gün 24 Nisan yıl dönümü olduğu için Obama bir açıklama yayınlayacak. Obama’nın soykırım ifadesini kullanmaması için bir gün önceden açıklama yaptığını söyleyenler varmış, inşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: İtalyanlar geldiler, Antalya’yı o bölgeyi işgal ettiler. Fransızlar Antep’i o bölgeyi işgal ettiler. İngilizler geldiler Çanakkale’de akıl almaz bir katliam yaptılar. Biz “savaş oldu” diyoruz. Soykırım oldu demiyoruz. Yunanlılar geldi İzmir’i işgal ettiler, akıl almaz katliam yaptılar. Biz savaş oldu diyoruz, işgal oldu diyoruz. Bu da savaştır. Kardeşi kardeşe düşürüyorlar. Olay bu.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan’ın dünkü 1915 olaylarıyla ilgili açıklamasından sonra, bu günde Ermenistan Başbakan’ı açıklamalarda bulundu. “Yaşananlardan tüm Türkleri sorumlu tutmuyoruz. O dönemde Ermenileri koruyan Türklerin olduğunu biliyoruz” şeklinde.

ADNAN OKTAR: Güzel. Kardeşim bizim canımız Ermeniler, kardeşimiz, kanımız. Niye öldürüp, asıp, keselim? Allah vermesin.

Fikret Bey buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Başbakan Erdoğan 23 resepsiyonunda bir konuşma yaptı. "Cumhurbaşkanlığına gönlümüzden ne geçiyorsa ona vereceğiz. Ülke meclisinde bugün yine en geniş anlamda istişaremizi yapacağız. Herhangi bir fırsat vermeden en güzel şekilde en ideal şekilde isteklerimizi gerçekleştireceğiz. Sabır gerektirir, bir anda söylenirse olmaz" diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam başbakan olsun yine. Şu üç olayını kaldırsın. Hızı iyi, bu hızla devam, değil mi? Cumhurbaşkanı yani tamam da, başbakan olsa hizmet açısından daha hareketli, daha kolay hareket eder.

KARTAL GÖKTAN: Bu akşam Cumhurbaşkanımızla köşkte bir araya geliyorlar, bu konuyu konuşmak için.

ADNAN OKTAR: Sayın Abdullah Gül yine cumhurbaşkanı olsun, o da yine başbakan olsun. Devam etsinler.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakan Erdoğan; "hayalimizdekinin başkan olarak o koltuğa oturmak olduğu konuşuluyor" denilmesi üzerine, bunların dışarıdan yapılan yorumlar olduğuna işaret etti. "Bu konuda ki düşüncem geçmişten bu yana ülkemle alakalı olarak. Bir başkanlık sisteminin olmasıdır" ifadesini kullanan Erdoğan. "Başkanlık sisteminin olmadığı ülkede nelerin olduğunu görüyoruz. Çünkü çok başlılık ne yazık ki netice vermiyor" diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Niye? İyi bir cumhurbaşkanı varsa; Sayın Abdullah Gül yani kuzu gibi çok güzel huylu, çok nezih bir insan. Yani hiçbir engel de çıkmadı, sorun da çıkmadı. Başbakan orada çok güzel hizmet verdi. İlerisi için düşünüyorsa daha tehlikeli. Birisi başkan olur adam değişik bir şey çıkar. Al başına belayı Allah esirgesin. Değil mi? Bu sefer durduramazsın. Adam ben başkanım diyecek. Eline alır arşınla götürür çok tehlikeli olabilir. Onu da düşünmesi lazım Tayyip Hocam’ın. Dengeli bu sistem. Başka bir sistemi adam bir anda diktatörlüğe çevirebilir. Biz bilmeyiz ki kimin geleceğini, değil mi? Olur olur, böyle haşin bir tip gelir falan. İş çıkar yani. Ama bunda bir sorun çıkmıyor. İyi oluyor, dengeli oluyor. Dengeli sistem en güzeli. Hani kuvvetler ayrılığı olayı var ya, bu iyi bu. Silahların eşitliği prensibi falan var, hukuk konusunda biliyorsunuz. Öyle diyorlar. Gerçi silahla alakası yokta konun, yani sistemin dengeli olması açısından böyle iyi. Ama Tayyip Hocam tabii biraz Osmanlı delikanlısı olduğu için biraz Osmanlı gitsin olay istiyor. Tehlike büyük. Güneydoğu’da adamlar diyecek ki; "madem başkanlık sistemi yaptınız, Amerika'da olduğu gibi devletlere ayıralım." Bak dün de gençler çıkmışlar; “15 devlete ayıralım Türkiye'yi" diyor. "Ayrılan ayrılsın" diyor. Yani bu ne demektir? "Paramparça olalım" diyor. İttihad-ı İslam için gayret edeceğiz. İttihad-ı İslam oluşacak, Türk İslam Birliği oluşacak, o zaman istediğini yap. Ama şuan olmaz. Evet, inşaAllah. Bir daha cumhurbaşkanlığı imkanını neden bulamasın? Dört kere başbakanlık yapan bir insan için artık şart olmuş olur cumhurbaşkanlığı. Yıpranırım diye düşünüyorlardı. Yıpranacak olan çoktan yıpranırdı. Üç dönemden beri başta. Sürekli puan topluyor. En önemli konusu bu, mürşidlere olan sevgisi. Bediüzzaman’a sevgisini açıkladı, Türkiye onu bağrına bastı. Gözü döndü milletin adeta, bir kısmının böyle sevinçten. Bak Şeyhimiz Sultanımız, Şeyh Nazım Kıbrısi El Hakkani Hazretleri’ne karşı da muhabbetini, sevgisini, saygısını açıklayınca oradan da Kıbrıs’tan ve bütün dünyadan bir sevgi haresi göklere yükseldi. Çok hayati bunlar, bunlar önemli. Biz yarım ekmek, biraz peynirle yaşarız. Ama maneviyatsız yaşayamayız.

Ali Güneş; "Hocam" diyor, "Ermeni meselesinde hükümetin siyasi kimliğini bir yana bırakıp Sayın Yusuf Halaçoğlu'yla birlikte çalışması gerekmez mi?" Doğru. Yusuf Halaçoğlu bu konuda uzmandır. Tam bir Müslüman evladıdır, yaman delikanlıdır ve çok akıllı, olgun, nezih bir insan. O konuların uzmanı odur. Gelsin anlatsın. Avrupalılar da gelsin. Onlara bilimsel delillerle çok detaylı anlatsın.

Sena Koçoğlu; "Ondan mı Türk bayrağını ayaklarının altına atıp, Türkiye'yi her yerde aşağılıyorlar. Ermeni katliamını savunuyorlar. Çok sabit millet." Kardeşim o faşist, Darwinist, materyalist yetişmiş. Ahlaksız, aklını kaybetmiş adam. Sen onu bize niye örnek gösteriyorsun? Sen bize Allah'tan korkanı, Allah'ı seveni, Allah'a aşığı, sevgi dolu insanı örnek ver. Sen bize psikopat örneği veriyorsun. Psikopat adam çocukları da kesiyor. Onu mu örnek vereceksin bize? Sen bize manyaktan niye örnek veriyorsun? "Ermeni katliamını savunuyorlar." Ermeniler’de de ıstırap, acı oldu, Türkler’de de ıstırap, acı oldu. Lazlar’da da, Çerkezler’de de, herkeste ıstırap, acı oldu. Yani yaygın bir ıstırap oldu, inşaAllah. Millet-i sadıka ismini ben vermedim. Osmanlı verdi, ecdadımız verdi. Haklı olarak verdi. Çünkü sadık olduklarını gördükleri için bu ismi verdiler. O zaman Darwinizm fitnesi, Darwinizm belası yoktu. Böyle bir bela millete dalamıyordu. Milleti mahvetmemişti böyle bir bela.

KARTAL GÖKTAN: Türk Ermeni Patriği’nin açıklaması var Hocam. Onu okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ermeniler, Türkiye ve Ermenistan halklarını acılarını dindirecek, yaralarını saracak mutlu bir günün selamlanacağına inanmaktadırlar. Bu mutlu kucaklaşmanın gerçekleşmesi için düşmanlığı körükleyen kin ve nefret söylemlerinin bir tarafa bırakılmasının doğru olacağını düşünüyoruz. Allah dualarınız kabul etsin. Ve yaralı gönüllerin taşlardan dikenlerden arındırılarak karşılıklı sevgi, saygı tohumlarının yeşereceği bir topluluk haline getirsin."

ADNAN OKTAR: Güzel, güzel, çok güzel. Hatta bunu alkışlayabiliriz. Tabi, sevgiyle, şefkatle, dostlukla kin ve nefreti körükleyerek değil. Bayağı güzel insandır Ermeniler. Osmanlı döneminde hep sanatçıydılar. Doktorlar, mühendisler hep kaliteli seçkin bir topluluktu. Paşalar, gayet iyi Osmanlı’yı idare ediyorlardı. Çok güzel hizmetler verdiler. Allah razı olsun.

Başkanlık sistemi olmaz Türkiye'ye. En iyisi yine başbakan olsun dördüncü kere. İstişare kaç kişiyle yapılır istişare? Milletle istişare yaptı. Millet istişarede 30 milyon kişide başbakan ol dedi. Yeter bu, değil mi? Daha ne olsun yani? 30 milyon kişiyle istişare yaptıktan sonra otuz kişiyle yapılan istişare geçerli olmaz. Değil mi? Yani o iptal olur. Başbakan olarak devam etsin. Gayet dengeli, sakin bir sistem bu, eleştiriye açık. Başkanlık sistemi çok acayip olur. Yani o bir süre sonra kendisinden sonra düşünsün, diktatörlüğe dönüşebilir. Bizim demokrasimiz daha yeni oturuyor. Ufacık bir şeyde olay çıkarmaya kalkan çok insan oluyor. Kavga için aranan çok fazla insan var. Bağırıp, çağırıp sokağa dökülmek için can atan çok insan var. Yani biz daha olgunluğumuzu geliştiriyoruz. Demokrasimiz daha yeni yeni oturuyor. Bu sistemle gelişir Türk İslam Birliği oluşur, İttihad-ı İslam olur, o zaman tamam.

“Ben Esat Fahri Namal. İzmir’de ikamet etmekteyim. Süleyman Efendi Cemaati’ndenim. Manevi ilimleri anlatmak için Allah rızası için para talep etmiyorum. Sizin canlı yayın konuğunuz olmak isterim.” MaşaAllah çok güzel. Süleyman Efendi Cemaati çok eski, ehl-i sünnet, çok samimi halis bir cemaattir.

“Artık biz yokuz, milyonlarca Adnan Oktar var” diyor. MaşaAllah.

“Sizi takip etmeye çalışıyorum, uzun zamandır sizi hep bilirim” diyor. “Hiç değişmiyorsunuz. Gittikçe gençleşiyorsunuz. Allah ömür versin size” diyor. “Bir de sorum olacak. Siyasete girmeyi düşünmez misiniz?” Şimdi siyasete girdiğimizi düşünelim. Hadi başbakan olduğumuzu düşünelim. Tayyip Hocam çok şahane bu işi götürüyor. Bayağı ustaca götürüyor. “Emaneti ehline verin” diyor Allah ayette. Cumhurbaşkanı’na bakıyoruz; mükemmel. Üslup güzel, o da mükemmel. O zaman? Sevgi öğretmenliği, o tamam. Sevgi öğretmenliği; en önemli konu budur, sevgi öğretmenliğidir. İmanı tahkiki hale getirmek, tahkiki imanı pekiştirmek. Şimdi mesela biz eğleniyoruz ama imanımız olmasa eğlenmenin bir anlamı yok. Kuran’a tabii olmasak eğlenmenin alemi yok. Eğlenmeyiz de zaten. Ama yolumuz cennete doğru olduğunu bildiğimiz için inşaAllah, gönlümüzde bir ferahlık, bir suhulet var. Bizi böyle güzel yaşatan da Rabbimiz. Müzik ikram eden Rabbimiz. Böyle daha geniş mekanda sohbet ettiren Rabbimiz.

“Hocam yoklama tamam. Ekrana kilitlendik. Program bomba gibi, maşaAllah. Sizin olduğunuz her yer güllük gülistanlık. Allah yanınızdan ayırmasın, inşaAllah. Sevgilerimle sevgi öğretmenimiz” diyor. Esra Toprak, Balıkesir’den.

“Başkan, sen de Siyonist İsrail’e tepki koy da, safından şüphe duymayalım. Çok dolandırıyorsun lafı.” Lafı dolandırmama özelliği, bende en keskindir. Kesin, net, düz konuşurum ben. İsrail bir acımasızlık yaptığında ilk karşı koyan ben oluyorum. İsrail Hükümeti de bana açıklama gönderiyor. Bak, hiç kimseye açıklama göndermiyor. Bana açıklama gönderiyor. “Neden bunu yaptınız?” diyorum. Ya özür diliyorlar, ya açıklama gönderiyorlar. Kaç defa oldu. Örneklerini isterseniz göndereyim. Ama bir peygamber soyunu ortadan kaldırmaya kalkarsanız, Hz. Yakup (a.s)’ın soyunu ortadan kaldırmaya kalkarsanız kanunla hukukla tepenize binerim. Böyle bir cibilliyetsizliğe müsaade etmem. Çünkü şeytan peygamber soyunu yok etmek istiyor. Seyyidleri yok etmek istediler, beceremediler. Hz. Yakup (a.s)’ın soyunu da yok etmek istiyorlar. Bir soykırım isteniyor. Hitler yapmaya kalktı, beceremedi. Şimdi geri kalanını da başkaları yapmak istiyor. Suçun şahsiliği ilkesi vardır. Kim suç işliyorsa onun yakasına yapışırsın. Ben her suç işleyenin yakasına yapıştım, İsrail’de de olsa, başka yerde de olsa. Ama mazlum, suç işlememiş, dindar İsrail halkının yakasına yapışmaya kalkarsan, kitle katliamı düşünüyorsan, o zaman kanunla hukukla yakana ben yapışırım. Burada lafı dolandırma mı, yoksa çok keskin, özlü, açık anlatım mı var? En keskin anlatımı bende bulursun. En lafı dolandırmayan adam olarak beni bulursun, çevrende inşaAllah.

Düşman çatlatıyoruz, hain çatlatıyoruz. Sizin bu neşenizi, keyfinizi görünce, onlar su görmüş kaya gibi çatlıyorlar. Allah neşemizi arttırsın, cennette de böyle güzellikler nasip etsin.

İngiltere’den bir kardeşimiz çocuğunun resmini göndermiş, “Bu Hocam, doğuştan çete” diyor. Bakayım. Evet.

“PKK terör örgütü ile ilgili İsrail kamplarında verilen eğitimlerle ilgili belgesel izlediniz mi? Bunu İsrail’e belirttiniz mi?” Muhammed Mugur Alkan. PKK, İsrail’e terörü öğretir. PKK bunun öğretmeni. Onlardan ne öğrenecek? İsrail’den ne öğrenecek? İsrail’i onlar çocuk gibi görürler. Yani cellatlığın, azgınlığın öğretmeni bunlar. Dünyanın her yerinde kampları var. Kampları olmadığı hiçbir ülke yok. Rusya dahil. Yunanistan’da da var. Fransa, her yerde var. Bunun kurtuluşu İsrail’le ittifak edip, Ermenistan’la ittifak edip, bütün Türk devletlerini birleştirip, bütün İslam alemini birleştirip, başına Hz. Mehdi (a.s)’ı geçirip konuyu tatlıya bağlamak. Meseleyi bitirmek. Yoksa bu sevgisiz dünya, bu huzursuz dünya bir süre sonra kendini parçalayacak, eğer Hz. Mehdi (a.s) gelmezse. Ama Allah Mehdi’sini gönderdi de, kıyameti durdurdu. Bu acıya dünya dayanmaz. Paramparça olur. Bak, mecliste tören yapıldı, 23 Nisan töreni. Ben herkes birbiriyle kucaklaşacak zannettim, hiçbir parti lideri diğeriyle kucaklaşmadı. Hz. Mehdi (a.s) devrinde, 23 Nisan töreni olduğunda herkes herkesle kucaklaşır. Çok acı bir durum bu.

Ramazan Yılmaz NL; “Gayrimüslimlerle dost olunmayacağını Kuran kaç kez belirtmiştir? Hele bir de Müslüman katleden kafiri asla tasvip etmez.” Gayrimüslimlerle dost olunmayacaksa, Kuran neden gayrimüslim hanımlarla evlenebilirsiniz diyor Allah? Eşin oluyor eşin, sevgilin oluyor. Çocuklarının anası oluyor. Hristiyan kadınla evleniyorsun. Musevi kadınla evleniyorsun. Allah sevgili olun diyor. Kuran ayeti. Ama sen ayet kabul etmiyorsun ki. Kuran’ı Kuran’la açıklamayı da bilmiyorlar. “Veli edinmeyin” diyor Allah. Veli ne demek? Başına idareci edemezsin Hristiyan’ı. Çünkü kendi inancına göre gelir. Sen Müslüman topluluğusun, o Hristiyan. Kendi inancına göre hayır diyeceği için, olmayacağı için Allah onu öyle söylüyor. “Hele bir de Müslüman katleden kafiri asla tasvip etmez.” Zaten Müslüman katleden kafir de olsa, Müslüman da olsa, Budist de olsa, kim olursa olsun suçludur. İlgili hükümler uygulanır. Türkiye’de de öyle. Mesela Müslüman’ı bir kafir katlettiğinde ne oluyor hükmü? Müebbet hapis cezası alır. Her toplumda böyledir.

“İyisiniz, hoşsunuz da, PKK’yı kuran, ateist, komünist, ayrılıkçı Ermeniler’den neden söz etmiyorsunuz?” PKK’yı kuran sadece Ermeni değil. Türkler’den de var. Lazlar’dan da var. Çerkezler’den de var. Komünist, dinsiz olduktan sonra zaten “küfür tek millettir” diyor Allah. Yani millet olarak ayrımı kalmıyor.

Öğrendiğiniz şeyi bir daha öğrenmemezlikten gelmeyin. Anlatıyorum bazen öğrenmiyorlar. Yeniden soruyorlar. Olmaz.

“Hocam, çok özlü ve hikmetli konuşuyorsunuz. Yiğitliğiniz çok hoşuma gidiyor” diyor, Kamile Hanım.

“Hocamızın cumhurbaşkanlığına adaylığını koymasını isterim.” Murat Çeviker. Abdullah Gül Hocamız bayağı sempatik. Bütün Türkiye seviyor. Bütün dünya da seviyor. Ben böyle mütevazi Cumhurbaşkanı da görmedim. Bayağı güzel huylu. Kendi halinde, dindar, beş vakit namazında. Niye cumhurbaşkanı ihtiyacı var? Hayır, bir eksiklik olsa Türkiye’de, daha cumhurbaşkanı yapacak adam bulamayız, o zaman aklım alır. “Ama emanet ehline verilir” diyor Cenab-ı Allah. Hakkıyla yerine getiriyorsa, tamamdır. Ama sevgi öğretmenliği hayatidir. Bak, toplandılar siyasi ileri gelenlerimiz, ama hiç kimse birbirine sarılmıyor.

KARTAL GÖKTAN: Konuşmadılar bile.

ADNAN OKTAR: Konuşmuyorlar. Bu çok acı bir durum.

Muhammet Uğur, Onur Bayar, Sevgi Sönmez, Mehmet Yılmaz, Yasemin hanım yazmış. Dilara Hanım, Kenan kardeşimiz yazmış. Oya hanım yazmış.

Ezan ne güzel bir nimet, maşaAllah. Her şehrin, her kasabanın bir süsü, güzelliği.

Fikret Bey buyurun dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, yabancı basında yayınlanan iki yeni makaleniz var, onlarla ilgili bilgi vermek istiyorum. Hocam, Almanya’da yayınlanan Burma Times Gazetesinde 23 Nisan’da dinde zorlama olmadığını anlattığınız, “İslam Ahlakında İnanç Özgürlüğünün Önemi” başlıklı makaleniz yayınlandı. Ayrıca dini inançlar hakkında İngilizce yayın yapan Our Religiosity isimli internet dergisinde ilk makaleniz yayınlandı. “Dünyada Barış ve Huzur için İbrahimi Dinlerin İş Birliği” başlıklı makalenizde İslam, Musevilik ve Hristiyanlığın kapsadığı ortak değerlerin farklılıklarımızı bir yana bırakarak, herkesin ortak iyiliğinin ve barışın sağlanmasına vesile olacağını anlatıyorsunuz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah’a hamd olsun, dünyanın her yerinde hemen hemen gazetelerde yazılarım çıkıyor. Bir de çok ilgi görüyor samimi olduğu için anlatım, bayağı güzel oluyor, maşaAllah.

Saba Tümer canlı yayında ata binmiş. Bayağı şeker bir kız Saba Tümer. Neşesi benim çok hoşuma gidiyor. Hoş, kadınsı bir güzelliği de var. Şekerliği de iyi, samimiyeti çok hoş. Genel neşesi çok güzel, inşaAllah.

“Yayınınız yine harika Hocam, Urfa ekibi ve sıla gecesi olsa süper olacak Hocam çiğ köfte eşliğinde. Misafir Hacer Teyzem’in selamı var.” Çiğ köfte olabilir. Ama o da çok acı kardeşim yenecek gibi bir şey değil. Ama şifa.

“Hocam, çocukluk anılarınızı bile anlatırken öyle detaylar veriyorsunuz ki, sanki o anları yaşıyor gibi net hatırlıyorsunuz” diyor, maşaAllah. Daha da ince detaylara girerim yani inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bütün sahne canlanıyor gözünüzde.

ADNAN OKTAR: “Selamun Aleykum Hocam, vesilenizle ve duanızla babam çok daha iyi, inşaAllah. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’yle beraber aynı zamanda yoğun bakıma alınmıştı. Elhamdülillah, çok iyiler” diyor, inşaAllah. İbrahim Aktan Seçken.

Gülten Hanım iltifatlar etmiş, Allah razı olsun. Meliha kardeşimiz güzel sözler etmiş. Fatma Beyaz, Allah razı olsun.

İsmail kardeşimiz; “Hocam hayranım size hayranım” diyor. MaşaAllah, Allah razı olsun.

Bülent Bey sizden dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Yeni Şafak yazarı Erol Göka, Başbakan’ın 24 Nisan 1915 mesajıyla ilgili şunları yazdı; “24 Nisan’ın ne demek olduğunu, biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yeni yeni öğreniyoruz. Uzun zaman hem olup bitene hem olacaklara kulaklarımızı tıkadık. 12 Eylül öncesi Marksist sol da Ermeni sorunu karşısında suskundu. Suskunluğumuz yanlıştı” dedi. Ve Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan topraklarında yaşayan insanlar olarak kendi sorunlarımızı birlikte çözmek için el ele vermemiz gerektiğini, devletlerin yavaş yürüdüğünü ama halkların kaynaşması, barış için bir araya gelmeleri için hiçbir engel olmadığını belirtti.

ADNAN OKTAR: Neyle olur o? Mehdiyet’le olur. Mehdiyet’in dışında, böyle oluyor işte. Onun gibi konuşan çok var ama bela oluk oluk akıyor. Bak, mecliste bile insanlar birbirlerine sarılamıyorlar. Mehdiyet’in eksikliğini, noksanlığını Cenab-ı Allah sürekli gösteriyor.

“Hocam, Türkiye’de ilk ateizm derneği kurulmuş. Ne diyorsunuz?” Özgürler, her türlü fikir, her türlü düşünce özgürdür. Hakaret etmedikten sonra, çirkin söz etmedikten sonra, dine mukaddesata küfretmedikten sonra haşa istedikleri gibi konuşsunlar.

“Hocam BB sizi dinliyor madem Türk okullarıyla problemi nedir? Okulları kapattırınca oyu yüzde kaç artacak?” Başbakan okul kapattırayım diyor mu? Var mı öyle bir şey?

KARTAL GÖKTAN: Demiyor Hocam. “Dönüştürelim” diyor sadece.

ADNAN OKTAR: Bilakis “dershaneleri okul haline getirelim” diyor. Öyle bir şey yok. Tayyip Hocam yalnız değil. Öyle her lafı yapıştıramazsınız. Dürüst doğru Konuşun.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bir son dakika gelişmesi olmuş. İstanbul KCK ana davasında tüm tutuklular tahliye edilmiş.

ADNAN OKTAR: Bu 5 yıl olayından dolayı değil mi?

KARTAL GÖKTAN: Olabilir Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, hukuki bir gelişme olarak olabilir. Çünkü adam KCK ile alakasız olabilir. 10 yıl yatacak hali yok. 5 yıl sonra tahliye olur. Ama yargılama sonucunda suçlu görünürse, hapis yatar.

Doktor Önder Aytaç, Alp Deniz06; “Bu saatten sonra PKK ile baş edilmez demiş bir büyük. Doğru demiş. İstesek de istemesek de bölünme olacak gibi. Allah korusun ama durum bu.” PKK daha önce, aman diledi. Kimdi o yiğit iç işleri bakanı? İdris Naim Şahin. Üstlerine kaplan gibi çöktü PKK’nın. Bordo bereliler de gelmişti, ciyak ciyak öttürüyordu PKK’yı. Yalvardılar, aman dilediler, destur istediler. Bizim yakamızı bırakın, biz ne istiyorsanız yapacağız dediler. Bundan haberi yok Doktor Önder’in. İdris Naim Hoca’ya bir sor bakıyım, delikanlı aleminin efesine, koç yiğidine. Sana anlatsın hikayeyi. Tayyip Hocam tutmasa paramparça edecekti. Haritadan silecekti PKK’yı. “İstesek de istemesek de bölünme olacak.” Baklavada olur bölünme. Yarısı sana, yarısı bize. Gönlün rahat olsun koç yiğit. Daha Türkiye’yi bölecek anasından doğmadı. Tadına tuzuna bakmışlardı daha önce, değil mi? Evet.

Fikret buyurun. 

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin faaliyetleri var Hocam onlarla ilgili bilgi verebiliriz. Önceki gün Etilerde kardeşlerimiz 30 adet kitap 300 adet CD dağıtmışlar. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz 20 Nisan pazar günü 1000 adet A9 tv broşürü dağıtmışlar. Ankara da bazı kardeşlerimiz bil kent de ve yakınında ki tenis kulübün de 1200 adet A9 TV broşürü ve yaşayan fosiller broşürü dağıtmışlar. İki bayan kardeşimiz büyük Çamlıca Tepesi’nde otoparklar evlerde ve yollarda 200 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah nuraniyetlerini arttırsın. Hepsi birbirinden güzel. Şu ufaklıkları göster bakıyım, yaklaştır. Bunlar cennet kuzusu ağabeyi cennet. Bunlar benim minik kedilerim bunlar. MaşaAllah çok çok güzeller, Allah ömürlerini uzun etsin.

Fikret tamam mı nedir?

KARTAL GÖKTAN: Devam edebiliriz Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Anlat.

KARTAL GÖKTAN: Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair; “İslam’ın asıl vermek istediği mesajı saptırıp çarpıtan radikal bakışı yarattığı tehdidin tüm dünyada yayıldığını” söyledi. Ve; “radikal İslam -İslam’ı tenzih ederiz- tehdidi toplumların hatta milletlerin istikrarını bozuyor. Küreselleşme çağında hep birlikte barışçıl bir şekilde yaşama imkanını zayıflatıyor. Bu tehdidi kabullenmekte isteksiz etkin bir şekilde mücadele etmek konusunda güçsüz görünüyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Yanlış. Hz. Mehdi (a.s)’dan haberi olan bir insan bunu söylemez. Radikal İslam deccaliyetin bir koludur. Deccal bir yerden, komünist, Darwinist, materyalist sistem. Bir yandan da bağnaz sistemle dünyayı iki koldan açmaza aldı. Cenderiye boyundura aldı. Mehdiyet bu iki kolu da kırıyor ve kıracak. Tony Blair buraya gelsin de, konuyu anlatalım. Mehdiyet’i düşünememiş olabilir. Ve tek çözümdür bu. Böyle ağlamayla inlemeyle netice alınmaz. Ağlayan inleyen deccale hizmet eder. İdris Naim Şahin, PKK’lılara bu ismi söyle, böcek gibi kasılırlar. Şahin gibi çöktü üstlerine, şahin. Bordo bereliler son olarak geldiğinde imdat dediler, imdat. Ciyak, ciyak ötüyorlardı. İnlerinden teker teker böyle köstebek gibi çıkarttı. Yalvardılar, “bunu üzerimizden çekin” dediler, “mahvolduk dediler. Ondan sonra bu anlaşma olayları çıktı. Türk milletinin delikanlılığını tam anlamamışlar. Devlet acıdığı için bıraktı. Yalvardılar, “ne istiyorsanız yapalım” dediler.

Ya Allah Bismillah.  Şeytandan Allah’a sığınırım. Enam Suresi 154- “Sonra iyilik yapanların üzerine nimetimizi tamamlamak” bakın, “iyilik yapanların üzerine nimetimizi tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak.” Neleri? Her şeyi. Nasıl? Ayrı ayrı, detaylarıyla açıklamak “ve bir hidayet” Mehdilik, “ve rahmet olarak kitabı verdik.” Tevrat, Tevrat-ı Şerif. “Umulur ki Rabbine kavuşacaklarına inanırlar” diyor Cenab-ı Allah. “Bu indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır. Şu halde ona uyun. Umulur ki esirgenirsiniz. Bizden önce Kitap yalnızca iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizdik dememeleri için” diyor Allah. Tevrat’ın hak kısımları geçerlidir, Kuran’a uygun her kısmı geçerlidir. Bazı cahiller Tevrat düşmanı oluyor, olur mu? Allah Tevrat’a gönderme yapıyor. Kuran’da Tevrat’tan örnek veriyor Allah, delil veriyor.

Yusuf Suresi 34; “Böylece Rabbi duasını kabul etti.” Yusuf (a.s)’ın. “Ve onların hileli düzenlerini kendinden uzaklaştırdı.” Türkiye’ye de hileli düzen kuruyorlar. Allah o hileli düzenleri uzaklaştırıyor, Mehdiyet vesilesiyle. 2031 ebcedi.

Yine Hicr Suresi’nde;  “Andolsun insanı kuru bir çamurdan şekillenmiş bir balçıktan yarattık.” Nasıl balçık? Seramikte kullanılan balçık, porselende kullanılan balçık. “Ve canını da daha önceden nüfuz eden kavurucu ateşten yaratmıştık” Yani elektrik gibi bir şey. “Hani Rabbin meleklere demişti ki: Ben kuru bir çamurdan şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım.” Bakın kuru bir çamurdan yani porselenden bir beşer meydana getireceğim. “Ona bir biçim verdiğimde” porselenden heykel yaptığımda. “Ona ruhumdan üflendiğinde hemen ona secde ederek yere kapanın” diyor Cenab-ı Allah. Porselenden mükemmel bir insan heykeli yaratıyor. Can verildiğinde, o porselen heykel birden yürümeye başlıyor. İnsanın yaratılışı budur. Tam insana benzer tarzda yapıyor. Mesela eliyle böyle duruyor, kalmış. Porselen ama. Allah canını üfürdüğünde birden bismillah deyip yürümeye başlıyor. Yaratılış budur, bu şekildedir. “Böylece meleklerin tümü topluca secde etti. Ancak iblis secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp dayattı.” Enaniyet ve kibirinden dolayı. İnsanlarda mesela Allah’ın varlığına inanmamakta direnen insanlar var. Varlığının güzelliğine, Allah’ın hikmetlerine, sanatına direnen insanlar var. “Cenab-ı Allah dedi ki: Ey iblis sana ne oluyor secde edenlerle birlikte olmadın?” Yani “niye secde etmiyorsun onlarla birlikte?” diyor “Dedi ki: Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan” porselenden, “yarattığın bir beşere secde etmek için var değilim.” Ağırına gidiyor, enaniyet yapıyor “Dedi ki: Öyleyse ondan (cennetten) çık. Çünkü sen kovulmuş bulunmaktasın” Eüzu billahi mineş-şeytanirracim. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınıyoruz. “Ve şüphesiz din gününe kadar lanet senin üzerinedir.” “Dedi ki: Rabbim öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı.” Yani ömrü ona uzun bir ömür veriliyor. Ama mesela kâinatın ömrü yüz bin seneyse, iki yüz bin seneyse insanlığın ömrü, ona iki yüz bin sene ömür veriliyor. Ama ona sorduğunda şeytana ne kadar kaldın desen? Bir gün, bir günün bir vakti kadar kaldım diyecek. İki yüz bin sene ona öyle geliyor. Bu sözü de onun için söylüyor. Kısa bir vakit için söylüyor. Ona öyle geliyor çünkü. “Dedi ki” Cenab-ı Allah. “Öyleyse sen kendisine süre tanınanlardansın bilinen günün vaktine kadar. Dedi ki: Rabbim beni kışkırttığın şeye karşılık andolsun ben yeryüzünde onlara sana başkaldırmayı, dünya tutkularını” Darwinizmi, materyalizmi. “Süsleyip çekici göstereceğim” Süsleyeceğim gözlerine hoş gelecek diyor. “Ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp saptıracağım. Ancak onlardan samimi olan kulların müstesna” Ben onları saptıramam diyor, samimiyetsiz her kulunu saptıracağım. “Allah dedi ki: İşte bu bana göre dosdoğru yoldur” Bu doğru diyor Allah. Doğru söylüyorsun diyor. “Şüphesiz kışkırtıp, saptırılmışlardan sana uyanlar dışında senin benim samimi kullarım üzerinde zorlayıcı gücün yoktur.” Mesela bak vesvese vermeye çalışıyorlar Müslümanlara. PKK ile baş edilmez şu bu falan. “Hiç şüphe yok onların tümünün buluşma yerleri cehennemdir onun yedi kapısı vardır” diyor. Belki bir manyetik kapı böyle bir insanların fark edemediği bir kapı. Belki hakikaten demirden gibi görünen bir kapı. kapının manyetiğini bilmiyoruz biz. Oluk oluk insanların geçeceği bir yer. Ama Müslümanlara girmek haram cehenneme. Kâfirlere de cennete girmek haram. Cennetin kapısına geldi mi atılırlar, giremez. İter cennetin kapısı onları. Müslümanları da cehennemin kapısı iter. Müslüman da oraya giremez. “Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her biri için bir gurup ayrılmıştır” Her gurubun gireceği yerde ayrıdır diyor Allah. “Gerçekten takva sahibi olanlar” samimi olanlar, “cennetlerde ve pınar başlarındadır. Oraya esenlik ve güvenlikle girecekler” Girin. “Göğüslerinde kinden, hasetten ne varsa sıyırıp çektik” Birbirlerine karşı öfkeleri yok Müslümanların orada. “Kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar” Böyle koltuklara oturup karşı karşıya oturuyorlar. “Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz” Mesela biz akşam oldu mu uykumuz geliyor. Orada öyle bir şey yok. Yorgunluk dokunmaz diyor. “Ve oradan çıkarılacak değillerdir” Ne kadar zamandır? Sonsuza kadar. “Haber ver kullarıma şüphesiz ben bağışlayanım, esirgeyenim” diyor Allah. Yani günahta yapsanız, hatanızda olsa hem bağışlarım, hem sizi de esirgerim diyor. “Ve şüphesiz azabım o acıklı bir azaptır” diyor. Arkasından da diyor ki Cenab-ı Allah; “Onlara İbrahim’in konuklarından haber ver.” Hz. İbrahim (a.s)’ın konukları. Hz. İbrahim (a.s)’ı biliyorsunuz çok konukperverdi. “Yanlarına geldiklerinde selam demişlerdi.” Hz. İbrahim (a.s)’a. “O da biz sizden korkuyoruz demişti” Çünkü niye korkuyor? İlk geldiklerinde korkmuyor. Yorgun, çok uzun yoldan geldik diyorlar. Mesela yüz kilometre öteden geliyorlar ama üstlerinde elbise gıcır gıcır, pırıl pırıl kıyafetler mis gibi. Ciltleri bakımlı, tertemiz. Her yer ne toz, toprak, kir var. “Buyurun” diyor, “yemek yiyin.” Buzağıyı kesiyor. Kızartılıp getiriyor, ayran falan her şey yapıyor. “Yok” diyorlar, “biz yemek yemeyeceğiz” diyorlar. Niye diyor? “Biz yemek yemeyiz de ondan” diyor. O zaman işte korktu diyor Hz. İbrahim (a.s). Çünkü olağanüstü bir varlıkla karşı karşıya olduğunu anlıyor. Sonra diyorlar; “Biz intikam alamaya geldik, sapık kavimden intikam almaya geldik” O zaman da oğlan çocuklarına sapık ilişkide bulunan adamlar var. “Onları yerle bir etmeye yerle yeksan etmeye geldik” diyorlar. “Siz burayı terk edin” diyorlar, “karın ve sen.”

“Sen neden bahsediyorsun Hocam? Adamlar dindarları hapse atmak için bahane arıyorlar. Tek hedefleri sahte delil üretmek. Sen hala Tayyip Hocam demeye devam et” diyor Osman O. Henege. Kardeşim Müslüman suç işlemez diye bir şey yok ki. Sen devletin gizli konuşmasını, devlet adına gizli konuşmayı teyibe alırda orada burada yayınlarsan, devlet kendini korur. Ne desin devlet sana? O  ayrı konu. Orada Tayyip Hocam haklı.

Güneydoğu’da Kürt kardeşlerimize cennet hayatı oluşturacağız. Diyarbakır’ı, Mardin’i, Siirt’i Paris, Londra gibi yapacağız. PKK’yı kazıyacağız, orada PKK tehdidi, PKK hainlerinin azgınlığı kalmayacak. Halka PKK korkusu yaşatmayacağız, inşaAllah.

“Aşkımız, canımız, bir tanemiz Muhammed Adnan Hocamız, Allah’a hamd ediyoruz sizi bize sevdirdiği için” Selihan. “Size aşığız Hocam” diyor.

“Hocam ben bir baltaya sap olamadım. Yaşım 35. Evli, bir çocuğum var” diyor. “Eşim çok aksi” diyor. “Ailemle iyi geçinmiyor. Ne yapayım?” diyor. Her ikinizde Kuran’a sarılın. Kuran’dan uzak olduğunuzda azap çekersiniz. Kuran’ı okuyun ve Kuran’ı tam yaşayın.

“Sizin etnik kökeniniz hakkında bize bilgi verirseniz çok memnun olurum. Allah yolunuzu açık etsin saygılarımla” Yavuz Özdoğru. Şecerem Hz. Ali (r.a)’a kadar gidiyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundanım. Hz. Ali (r.a)’ın şeceresini izlediğimizde, en sonuna kadar gittiğimizde Hz. İsrail (a.s)’a kadar gider. Dolayısıyla Hz. Ali (r.a)’da İsrail soyundandır. Ben de Hz. İsrail (a.s) soyundanım, inşaAllah.

Evet, kardeşlerimiz genellikle sevgi ifadeleri çoklukta.

“PKK’yı, Gaffar Okan iyi niyetiyle, insanlığıyla dizginler bitirirdi. Onu da şehit ettiler” PKK o tip şeylerden pek anlamaz. Şahin Efe var ya, İdris Efe, o onların dilinden iyi anlıyordu. Yalvardılar, pes ettiler. Sonra Tayyip Hocam işte araya girdi konu bitti. Yoksa İdris Naim Şahin Hocam haritadan silecekti PKK’yı. Ama işte pişman olduk deyince, onlar vazgeçtik, bir şey yapmayacağız bir daha, uslu duracağız deyince elini çekti devlet. Konu bu. Yoksa devletin şu anki imkânları, kapasitesi PKK’yı bin kere ezip darmadağın edecek güçte. Bin kere, bir kere değil.

Mele Ahmet, Mele Hamid, Abdülhamid “Sayın Değerli Hocam” Doğudan yazıyor, PKK sempatizanı, “Hocam, inşaAllah neden PKK’yı küçük harfle yazmadınız? MaşaAllah kabullenemiyoruz Meleler konseyi olarak” diyor, Mele Ahmet, Mele Hamid. “Hocamız PKK’yı büyük yazdığına göre PKK’nın gücünü kabul etmiş oluyor değil mi?” diyor. Kardeşim mezar taşına da büyük harfle yazıyorlar ama ölmüş oluyor. Sen bırak şimdi bize edebiyatı, inşaAllah.

Beritan Tunalı, Beritan 1907; “Âlemsin Hocam ya, harbiden delikanlısınız siz” diyor. MaşaAllah.

Mr. Gökchem Gökberk, Gökchem; “PKK’yla baş edilmez gibi göstermek, teslimiyetçi bir ruhun geliştirilmesine sebep olur” sözüne karşılık olarak”  Mr. Gökchem Gökberk: “Baş edilmiyor zaten. Yıllarca baş edildi mi acaba?” canım, sivrisinekle de baş edemiyorsun. Kovalıyorsun kovalıyorsun geri geliyor. Hırsızla da baş edemiyor devlet. Soyguncuyla baş edemez. Her zaman çıkar. Ama devlete hakim olmaz. Devletin milletin bölünmesine vesile olmaz. Köpekler de ürüyor sokakta baş edemiyorsun. Her arabayla geçtiğimizde köpekler ürüyor. Her yerde katiller oluyor. Ama Türk Devleti’ni, Türk Milleti’ni bölemezsiniz. Bunu bileceksiniz.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin talebelerinden Üzeyir Şenler Ağabey vefat etmiş.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin. Çok az talebeleri, değerini bilmek lazım. Her gün kısa kısa haberlerde bakıyoruz şu vefat etti, bu vefat etti. Değerlerini bilirsek çok iyi olur.

“Müziklerle gönlümüzü ferahlattınız” diyor, Süleyman C.

“Adnan Hocam seni sonuna kadar destekliyorum. Sen olmasan gerçekleri nasıl bileceğiz?” diyor başka bir kardeşimiz. Aydın kardeşimiz.

Bahaddin-dinin bahası; “İyi yayınlar Hocam. Şunu da söyleseniz; devlet Güneydoğu’da PKK kadar zulmetmedi mi?” Devlet zulmetmedi. İddia edilen Ergenekon terör örgütü zulmetti. Allah belasını verdi iddia edilen Ergenekon terör örgütünün, rezil rüsva oldular.

Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırım 87. ayet, Hicr Suresi; “Andolsun,” diyor Cenab-ı Allah, “sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an'ı verdik.” Yedilerde hakikaten Cenab-ı Allah bir sır gizliyor. Mesela bak 2007’de de kuraklık oldu, 2014’te de kuraklık oldu. Yağmur yağmıyor. Mesela hicri 1400’de Hz. Mehdi (a.s) çıkıyor. 700 çarpı 700 yani eklediğimizde yedi yedi, on dört, 1400. Biraz geriye gittiğimizde yediyle Osmanlı’nın kuruluşuna gidiyoruz. Biraz yediden geriye gittiğimizde Oğuzhan devrine gidiyoruz. Türklerin devlet kurma vaktine gidiyoruz. Sürekli yediler. Mehdiyet’te yediler çok önemli olacak. Ve dokuz. Peygamberimiz (s.a.v) özel hadisle bildiriyor. Hz. Ali (r.a)’a soruyorlar, Hz. Mehdi (a.s)’ı, hemen eliyle bir dokuz işareti yapıyor. 7 ve 9.

“Ömrüne andolsun ki,” diyor Allah. Peygamber (s.a.v)’in ömrüne Allah yemin ediyor. “onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler.” (Hicr Suresi, 72) Yani “ahmak, akılsız, kafası çalışmayan, küt kafalı ve bağnazdılar” diyor Allah. “Kör gibiydiler” diyor. “Gerçeği göremiyordular. Sersemdiler” diyor. “Akılsız, ahmak karakteriyle ortalığı fesada veriyorlardı” diyor, Allah.

“Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde” ki tan yerini ağarması Mehdiyet’e de işaret ediyor.  “onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.” (Hicr Suresi, 73) diyor Allah, “o bela yakaladı.”

“Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.” (Hicr Suresi, 74)

“Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır.” (Hicr Suresi, 75) “Kafası çalışanlar için bunda işaretler var” diyor Allah.

“O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.” (Hicr Suresi, 76) diyor Allah, ibret vesilesi olarak.

“Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır.” (Hicr Suresi, 77)

BÜLENT SEZGİN: Hocam tekrar hatırlatalım da, yayınımızda ismi geçen herkesin cevap hakkı vardır, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, yayınımızda geçen herkesin cevap hakkı var.

“Aşkım Hocam, sahneyi biraz da diğer erkek kardeşlerimiz şenlendirsin.”

“Hocam ailecek sizi çok seviyoruz” diyor. “Ben Adana’dan Züleyha” diyor.

Malhun; “Hocam ben bu sene polislik sınavına hazırlanıyorum. Sizden benim için dua etmenizi istiyorum” diyor. MaşaAllah, hadi bakalım, Allah muvaffak etsin.

Evet, kardeşlerimizin sevgi ifadeleri genellikle.

Merve; “Hocam muhteşem üstü muhteşemsiniz, size bayılıyorum” diyor.

“Yakışıklı aslan Hocam” diyor, “tüm çocuklar sizin ama kendi öz çocuklarınız var mı? Varsa neredeler?” Ömer, Necmi gelin buraya. Bir alem bu millet.

“Bizim Hocamız, yol göstericimiz, öncümüz, Sultanımız, Adnan Hocamız’dır. “Hocam artık PKK’nın ne zaman yenileceği müjdesini duymak istiyoruz.” Necmi Özay. Ben sizin sadece kardeşinizim. Hep birbirimizle eşitiz. Siz benim hocamsınız, ben sizin hocanızım. Birbirimize öğretiyoruz bir şeyler. Doğru şeyler, bilgiler Kuran’dan, İslam’dan.

“PKK’yla baş edilmez gibi göstermek, teslimiyetçi bir ruhun geliştirilmesine sebep olur” diyor. Renaz Pektaş, Renaz Ciyap. Bayağı kızmış. İdris Hoca, kollarından tutmasalardı tozunu dumanına katıyordu PKK’nın. Böğürtüyordu PKK’yı. Yalvardılar, araya girdiler, öyle bıraktı. Son nokta bordo berelileri de indirdiler. Kaçacak delik arıyorlardı. Onlarda Ermenilere karşı müthiş bir nefret var, bazı Azeri kardeşlerimizde. Halbuki nefretle hiçbir yere varılmaz. Nefret savaş çıkarttı. Savaşın sonucunda Azerbaycan topraklarının büyük bölümü ellerinden gitti. Daha önce de nefret oldu. Büyük katliamlar oldu. Azeri katliamları oldu. Ama sevgiyle birleşme olur. Güzellik olur. Üstünlük olur. Onlar da Allah’ın kulu, siz de Allah’ın kulusunuz. Sen de Ermeni olabilirdin doğuştan. Ne yapacaktın? Anan seni Ermeni olarak doğursaydı ne yapacaktın? Anan seni Azeri doğurmuş. Sahip çık, şefkatle yaklaş. Onlar da bizim evlatlarımız. Osmanlı evlatları, Osmanlı’dan bakiye. Onları kurtardığımızda, onları bağrımıza bastığımızda, güzel insanlar yine Osmanlı’da olduğu gibi bu millete çok güzel hizmetler ederler. Biz onlara yardımcı, onlar bize yardımcı olur; cennete çeviririz Ortadoğu’yu. Böyle nefret, nefret nefreti doğurur. O da senden nefret eder. Olur mu öyle şey?

Bizim çocuklarda üniversite mezunu olmayan yok. Yabancı dil bilmeyen yok. MaşaAllah, elhamdülillah.

Bu internet dilleri ne komik, çeşit çeşit.

Dünyanın hiçbir yerinde böyle kaideli, bu kadar insanın ruhunu rahatlatan, doyuran müzik yok. Macarca, Hintçe hepsini dinliyoruz. Hiçbirinde böyle bir zenginlik yok.

O zaman bitirelim, yarın devam edelim. İnşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah. 

Masaüstü Görünümü