Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (27 Nisan 2014; 14:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Hoş geldi herkes. Fikret Bey nasılsınız.

KARTAL GÖKTAN: Elhamdülillah Hocam çok iyiyim.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Allah’ın büyük lütfu Hocam sizin talebeniz olmak, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Sizler uzun ömürlü olursunuz hak yoldasınız, inşaAllah. Allah’a kendinizi adadığınız için, Allah İslam’ı yayın diye inşaAllah ömrünüzü uzun edecek göreceksiniz. Münafıkların ömrü Allah tarafından kısaltılıyor. Müminlerin ömrü de uzatılıyor. Niye, çünkü hizmet etsinler diye, inşaAllah. Son safhaya kadar Allah İslam’ın hizmetinde sizleri inşaAllah hadim edecek.

Muhabbete başlayalım, buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan Erdoğan Konya Ereğli’de vatandaşları ziyaret etti. Konuşmasından bazı başlıklar şöyle: “Ak Parti’nin bir cumhurbaşkanı adayı olacak. Bu cumhurbaşkanı adayına sahip çıkacağına inancım sonsuzdur. Bu CHP’ye de MHP’ye de ders olsun. CHP’ ye, MHP’ye ve BDP’ye gönül verenlerin sahip çıkacağı bir isim olacak.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam “cumhurbaşkanı olacağım” demişti, vazgeçti. Tayyip Hocam benim dediğimi yapacak; başbakan olacak. Tayyip Hocam sözümden çıkmaz, maşaAllah. Öyle umuyoruz. Türkiye’nin menfaati orada, değil mi? Otuz milyon ne dedi? “Sen başbakan ol” dedi.

Tayyip Hocam’a genç bir kadro lazım. Dinamik, ateş gibi, sevecen, sadık, iyi niyetli, samimi genç bir kadro. Fırtına gibi essin yeni kadrosuyla. Seçimlerde başbakan olsun. Toplasın çevresine gençleri kasıp-kavursun. Yobaz takımını da kenara çeksin, bağnazları. Kuşlar gibi hür olsun. Milletin sevgisi, himayesi, muhabbeti çok olur. Bu bağnazların yüzünden Tayyip Hocamı bazı insanlar sevmiyor. Eğer onlar Tayyip Hocamı bırakırlarsa, yakasını, Tayyip Hocam anasından doğduğu gibi olur. Bayağı ferah olur. Üstündeki ağırlık gider. Üstündeki sıkıntı gider. Samimiyeti iyi Tayyip Hocam’ın. Ama diken üstünde olduğu için çok temkinli davranıyor. Yoksa o eser gürler, uçar yani. Tayyip Hocam ferah bir 30 yıl Türkiye’ye hizmet eder, 30 yıl başbakanlık yapar ben söyleyeyim. Hz. Mehdi (a.s)’ın devrinin başbakanı, Mehdiyet devrinin başbakanı, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın devrinin başbakanı, gayet güzel hizmet eder. Halimdir, kalleşlik yapmaz, sinsiliği yoktur, kalleşlik bilmez. Tayyip Hocam’ın şöyle sağlam bir kadrosu olsa, dünyaya parmak ısırtır. Tayyip Hocam gençlerden bir kadro kur kendine. Öyle bir haber de kulağıma geldi. Gençlerden kendine bir ekip kuracak. Tayyip Hocam güzel söze itibar eder. Yetenekli delikanlı Tayip Hocam ama etrafında insanlar yeterli değil. Bak bu Gezi olaylarında inanılır gibi değil, tek başına bıraktılar, gözlerime inanamadım. Tayyip Hocam’a dedim; bir tek sen başbakan ol. O kadar. Yetenekli, azmi de iyi, şevki de iyi, başarılı da. Hz. Mehdi (a.s) devrinin başbakanı, Mehdiyet devrinin başbakanı. Sayın Abdullah Gül de baya mazlum bir insan ama yeni birini düşünüyorlar, herkesin kabul edeceği. Hayırlı olsun oda olur. Ama başbakan mutlaka sen ol Tayyip Hocam. Hz. Yunus (a.s), büyük bir şehirde görevliydi, peygamber olarak görevliydi. Küstü halka, bıraktı gitti. Onu balina gibi büyük bir balık yuttu, özetle. Denize attılar onu, gemiye binmişti denize attılar, balık yuttu. Dua etti balığın karnındayken, balık onu yeniden dışarıya attı ağzından. Bir sahile bırakıldı çıplak vaziyette. Kabak tarzı bitki büyük yapraklı onunla örtüldü. Ve yeniden şehrine döndü, yeniden başladı faaliyete. Tayyip Hocam da bu son olayları böyle bir şey gibi alsın. Onu canlandıran bir şey gibi alsın, görevine devam. Genç, dinamik, samimi bir kalple, kadroyla, delikanlı kızlarda yanında olsun, hanım kızlar, delikanlı gençlerde yanında olsun. Belediye döneminde müthiş tecrübe aldı. Asıl Tayyip Hocam’ı yetiştiren kim biliyor musun? Erbakan Hocam. Kardeşim Saadet Partisi öyle bir okul oldu ki, siyaset okulu, ben böyle okul görmedim. Mükemmel bir siyasetçi yetiştirdi. Türkiye hala o siyasetçileri kullanıyor Erbakan Hocam’ın. Erbakan Hocam mübarek rahmetli çok inatçıydı. Yenilme kabul etmezdi ama inanılmaz bir inat. Herhalde millet çöktü, battı, bitti falan diyorlardı. O gayet sakin, kendine has bir üslubuyla geçiştiriyordu ve devam ediyordu. 28 Şubat’ta tanklar alnına dayanmasaydı devam ederdi. Hatta daha hala başbakandı yani. İmanlı, inatçı, azimli, herkesi kucaklayan bir yapısı vardı. Ama yeni Saadet Partisi tabii kendi içine kapandı. Erbakan Hocam sırf bir konuşmasını Atatürk’e ayırmıştı bir gün. Salon toplantısı yaptı, başından sonuna kadar Atatürk’ü anlattı. Gülay Pınarbaşı falan o zaman yeni cemaate gelmişti arkadaşlarıyla, Müslüman cemaate gelip katılmıştı. Saadet Partisi’ni destekledi o zaman. Milli Selamet Partisi miydi o zaman ismi? Refah’tı ismi şahlandı parti o zaman. Ama sözünü tutacak gibi görünüyor Tayyip Hocam. Alametler o yönde. Bak şu dediğimden sonra çok kanaatleşti. Diyor ki; “30 kişiyle istişare yaptım” Sen otuz milyon kişiyle istişare yaptın. Otuz milyon sana başbakan ol dedi. Otuz kişi ne alaka? Onlar diyor ki; “Başbakan olma.” Ayıp yapıyorsunuz. Ne demek bu? İlk akla gelen şu; “Biz senden bıktık. Bir an önce git. Pasif bir görevde ol, aktif bir görevde olma. Göz önünden uzak ol.” Bu anlama geliyor. Böyle istişare mi olur? Hiç gücenmesinler ben böyle anladım yani, hiç gücenmesinler. “Ne demek Başbakanım, sen devam et” desene? “Sana otuz milyon evet dedi” demeleri lazımdı. Şaşırdım. O da böyle demelerini ummuştur. Demediler, ayıp yaptılar. 4 kişi sade çıktı, devam et dedi.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakanımız Konya Ereğli’deki konuşmasında şöyle bir açıklamada bulunmuştu; “Biz bu milleti Allah için sevdik. İmam Hatiplerin kapısından bile başörtülü çocukları çevirdiler. Yeğenlerim kapıdan döndü. Biz bunun çilesini çektik. Bu derdi çekmeyenler bunu bilir mi? Şimdi böyle bir dert kaldı mı? Başörtülü gidebiliyor. Katsayı kalktı. Baş açık, başörtülü kavga kalktı bu zulüm neydi, bu millete böyle bir ihanet olur mu?” diye Hocam.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam zaman zaman hatırlatıyor iyi yapıyor hatırlatmakla da, çünkü bazı tipler hemen unutuyorlar.

“İmam Caferi sadık ne güzel demiş: Kaim (Hz. Mehdi (a.s)) doğmuş mudur? Dedi ki: Hayır, Eğer Hz. Mehdi (a.s)’ın zamanında doğmuş olsaydım hayatımın her yönünü Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet ederek geçirirdim diyor” maşaAllah, İmam Caferi Sadık.

Sevgi Sönmez; “Kalplerimizi ferahladı nurum, bir tanem Hocam sizinle kalplerimize iman neşesi geldi Rabbime sonsuz şükür olsun sizleri dinliyorum” diyor.

Emine Hanım; “Bu nasıl bir sevgi Hocam?” diyor, maşaAllah. “Bir türlü doyamıyorum sevginize” diyor, maşaAllah. “Münafıklar ne kadar akılsız olduğunu Allah ayetlerinde gösteriyor Hocam. Münafıkların ahlaksızlıklarından bahseder misiniz? Münafıklar diyor ki: Şeytandan Allah’a sığınırım “Onlar ki, Allah’ın, Resulün yanında bulunanlara hiçbir infak harcamada bulunmayın. Sonunda dağılıp gitsin derler.” Hz. Mehdi (a.s) cemaatinde de öyle olacaktır. Diyorlar ki hiçbir infakta bulunmayın. Münafık İslam’a, Kuran’a harcama yapmaktan çok çekinir. Allah için mesela İslam’a hizmet için bir harcama yapmaktan şiddetle çekinir. İç acısıdır ona, kalbi durur, ölür neredeyse o kadar acı çeker. “Dağılıp gitsinler diye ister oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır ancak münafıklar kavramıyor.” Ona ben o malı verdim diyor, parayı vermemesini ona ilham edende Allah. Akıl edemiyor akılsız kendi şeytanlık yaptı zannediyor. Hâlbuki ona o gücü veren Allah. Şeytan vesilesiyle, Allah ona o gücü veriyor.

“Tayyip Hocam Allah’ın izniyle daha 30 yıl büyük hizmetler yapar. Halimdir, kalleşlik bilmez. Hz. Mehdi (a.s) devrinin başbakanı olacak. Ne başbakanlığı ya? Adam cumhurbaşkanı mitinglerine başladı bile. Şimdi Kayseri’de cumhurbaşkanı olacak.” Tayyip Hocam yalan söylemiyor canım. Başka birinin cumhurbaşkanı olacağını söylüyor. Niye yalan söylesin?

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Etyen Mahçupyan dün bir TV kanalında cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili konuştu. “İlk defa tüm halkımız tek kişiyi seçecek bu bir ilk olacak ve tarihe geçecek. O nedenle Başbakan’da bunu isteyecektir ve bence de hak ediyor” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Kendinin başbakan seçilmesini mi?

KARTAL GÖKTAN: Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle ilgili.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, ben anlamadım ki bu işi. Nasıl oluyor bu peki?

EMRE ACAR: Başbakanlıktan uzaklaştırmak için, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam bence başbakanlıkta devam etsin. Cumhurbaşkanlığında bir şey yapamaz ki, oturacak. Tabii, ANAP tarih oldu ondan sonra.

“Aşkım, güzelim, canım, Allah’ın nimeti, dürüst, yiğit, mert Hocam. Hocam, benim gördüğüm günümüzde yiğit erkek, delikanlı karakteri çok azaldı. Siz mertliğinizle, yiğitliğinizle, delikanlılığınızla pek çok insanın örnek alması gereken bir kişilik göstertiyorsunuz” diyor. “Dinin samimiyet olduğuyla ilgili çalışmalar başladı” diyor. Hakikaten öyle anlatım vardı televizyonda. En büyük sorun bu çok samimiyetsizler.

“Hocam ben yakın zamanda sizi izlemeye başladım. Kendinizi has bir çekiciliğiniz ve cazibeniz var. Profilinizi çok beğeniyorum” diyor. Buse Darıca, İzmir’den.

“Adnan Bey, yeni mekanınızdaki çekimler çok güzel oldu. Geniş alan çok güzel görünüyor. Siz, sohbetiniz, nereye gitseniz orada güzellik oluşuyor. Seviyoruz sizi” diyor, Burak.

Bade Vuralcan, o da öyle iltifatlar yazmış. Allah razı olsun.

“Hocam neden siyasete atılmıyorsunuz?” Oduncu Muhsin.

Fikret, ben dinliyorum seni.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, yurt dışında Oktar’ın sizi temsilen katıldığı bir konferans vardı, onunla ilgili bilgi vermek istiyorum. Geçtiğimiz haftalarla Kültürel Diplomasi Enstitüsü tarafından İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenmişti bu konferans. Ve Oktar sizi temsilen katılmıştı. Dinlerin birliği aracılığıyla dünya barışının geliştirilmesi konulu konferans programı dört gün boyunca çeşitli ülkelerden politikacı ve dini liderlerin katılımıyla gerçekleşti.

ADNAN OKTAR: Normalde beni çağırdılar da, biz gidemedik yani.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Oktar da sizi temsilen, başta İbrahim-i dinler olmak üzere, iyiliği, sevgiyi isteyen herkesin ittifak etmesinin önemini vurgulayan bir konuşma yaptı. Ve politik sorunların dinin getireceği barış ve sevgi ruhu ile çözüleceğini anlattı. Oktar’ın oradaki konuşmacı ve katılımcılarla da görüşmeleri olmuştu. Uygun görürseniz bazı resimler gösterebiliriz bununla ilgili Hocam.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: İlk resimde Oktar ve Osman, Vatikan Papalık Konseyi’nin dinler arası görüşmeler bölümünden temsilci rahiple birlikte görülüyorlar. Bu resimde eski İspanya Başbakanı Zapatero ile. İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini ile bu resim. İtalyan Senatosu Başkan Yardımcısı Senator Linda Lanzillotta.

ADNAN OKTAR: Yalnız onun Oktar olup olmadığı belli değil, deminkinin. Ama yine de biz öyle hüsn-ü zan ediyoruz.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bu resimde Malta Meclis Başkanı görülüyor. Avusturya eski Başbakan Yardımcısı, şu resmimiz. Kıbrıs Rum kesimi eski Dışişleri Bakanı’yla Oktar. Pakistan’ın Azınlıklar ve Ulusal Uyum’dan sorumlu eski bakanı ile. İzlanda eski Başbakan’ı. Winchester Katedrali’nin Başkanı Rahip ile. Hırvatistan İslami Topluluğu Başkanı. Müftü ile bu resmimiz, Ukrayna Müftüsü. Ve son olarak dünyaca tanınmış Budist Lider Jun Kong Lu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, iyi çok güzel. Allah için, Allah’ın yarattığı kullara şefkat duyuyoruz.

Yalnız Oktar kendine iyi baksın. Şeyh Nazım Hocam’ın yanında fakat uykusuna dikkat etmiyormuş, yiyeceklerine dikkat etmiyormuş. Hasta olur. Günde sekiz saat uyusun. Yemeklerine de özem göstersin. Haber gönderin, inşaAllah.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında yayınlanan makaleleriniz var. Onlarla ilgili bilgi verebilirim, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Weekly Blitz adlı gazetede bugün yayınlanan yazınızda, sosyal Darwinizmin sebep olduğu katliamlara dikkat çekiyorsunuz. Ve İkinci Dünya Savaşı’nda sizde aşağı ırk görüldükleri için katledilen Museviler, Çingeneler ve Doğu Avrupalıların durumunu ve bir daha böyle olaylar yaşanmaması için alınması gereken çözümleri anlatıyorsunuz. İkinci olarak “Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Müslüman avı” başlıklı yazınız Malezya İslam Partisi’nin gazetesi Harakah Daily de yayınlandı. Makalenizde burada Müslümanlara karşı yapılan soykırımı önlemek için Türkiye ve bazı İslam ülkelerinin öncülük yaptığı çabalardan bahsediyorsunuz.

KARTAL GÖKTAN: Devam edeyim Hocam. BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Öcalan’ın şunları söylediğini anlattı Hocam; Öcalan, dün yapılan görüşmeden halkın özerklik konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini söylemiş.

ADNAN OKTAR: Buyur.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’nin Avrupa Yerel Yönetimler özerklik şerhini kaldırması gerektiğini söyledi. Bunun tüm kamuoyuna anlatılmasının da önemli olduğunu, bu tarz idari reform süreçlerinin bütün Avrupa’da, dünyada tamamlandığını ama Türkiye’nin bunu başaramadığını ifade etti.

ADNAN OKTAR: Özerklik demek, bölünme demektir. Güneydoğu’da komünist bir Kürdistan kurdurmayız. Komünist, Stalinist bir idareye müsaade etmeyiz. Kürtler bizim canımız, kardeşimiz. Bizim annelerimiz, babalarımız. Bize ait insanlar. Abdullah Öcalan aileyi kabul etmiyor, dini kabul etmiyor. Komünist idare istiyor. Türkiye’nin Güneydoğu’sunda yeni bir Kuzey Kore oluşturtmayız. Böyle bir şey Allah vermesin olmuş olsa çok kısa süre sonra bütün Türkiye’yi yutar. Bütün Türkiye gider. En az yüz bin PKK’lı var Güneydoğu’da. Adamlar her yerde teşkilatlanmış. Mesela Yusuf Güneydoğu’da gazi olmuştur. Güneydoğu gazisidir. Talebem. Nerede kurşun var?

YUSUF BEY: Yüzümde vardı Hocam. Havan mermisi.

ADNAN OKTAR: Havan mermisi. Şırnak’ta çatışmada.

YUSUF BEY: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet. Gazidir, Güneydoğu gazisi.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, İdris Baluken konuşmasında; “Avrupa ülkelerinden ve Amerika’dan örnek vererek, Türkiye madem Avrupa’yı, batıyı taklit ediyor, o halde neden reformlar konusunu ağırdan alıyor, cesur davranmıyor” şeklinde.

ADNAN OKTAR: Cesurlukla ne alakası var bunun? Özerklik; bölünme, komünist devlet demektir.

YUSUF BEY: PKK konusunda da sizden başka konuşan yok Hocam, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Hocam, Coşkun Hocamız’ı da pistlerde görmek istiyoruz” diyor, Veli Avcı

“Aşkım, senin hikmet dolu, neşeli ve etkili konuşmalarını severim maşaAllah. Seni veren Allah’a şükürler olsun. Bu nimetten ayırmasın, inşaAllah bebeğim benim” diyor bir hanım kardeşimiz, Fatma Hanım demiş.

“Kartal İlçe Teşkilatı’ndan sizi görmek istiyorlar” diyor. Ama hangi parti? Onu yazarsan olabilir.

Şimdi Fikret Bey sizi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dün Ankara’dan kardeşlerimiz Korukent’te 1700 adet A9 TV ve Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmışlar. Antalya’da 20-24 Nisan tarihleri arasında esnafa, polislere, öğrencilere ve halkımıza 200 adet kitap dağıtılmış.

ADNAN OKTAR: PKK’nın beynine beynine ilimle irfanla, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bir kardeşimiz Adapazarı Erenler ilçesinde çok sayıda A9 TV broşürü dağıtımı yapmış.

ADNAN OKTAR: Şu ufaklıkları yaklaştır bakayım. İkisi de çok sevimli, çok şeker. Allah ömürlerini uzun etsin, sağlık sıhhat versin. Bir ekip daha vardı iki kişilik, ufaklık. Bunlar da mahallenin yamanları. Kardeş bunlar herhalde benziyorlar. MaşaAllah. Allah hepsine hayır, bereket versin.

ADNAN OKTAR: PKK ile Kürt kardeşlerimizin bütünlüğünden bahsediyor kardeşimiz. İsim tamam, ismini vermeyeyim de, PKK’lıları eleştirdim diye bütün Kürt kardeşlerimizi eleştirmişim gibi bir mantık geliştirmiş.  PKK Kürt kardeşlerimize yapışmış bir kene. PKK bir kenedir. Kürt kardeşlerimiz bir aslandır. Aslana bir kenenin yapıştığını düşün, şimdi keneyi sen lanetlediğinde aslana laf gelir mi? Gelmez. Kürt kardeşlerimiz canlarımız, ben çok fazla Kürt tanıyorum. Bizim kardeşlerimizden de Kürt olan Adnan mesela Kürt’tür. Kaldır elini Adnan. MaşaAllah hem de Kürt’ün hasıdır. Nerelisin sen?

ADNAN TINARLIOĞLU: Bitlis.

ADNAN OKTAR: Bitlisli, Kürt’tür Adnan. Çok fazla Kürt kardeşimiz var. Hepsi nurdur, ahlakları mükemmeldir. Anadolu ahlakının en mükemmel temsilcilerindendir Kürt kardeşlerimiz. Adap, edep, haysiyet, şeref, namus çok titizdirler. Mükemmel insan ve çok dindardır Kürtler. Tarikat ehli olmayan Kürt çok nadir bulunur. Hepsinin bir şeyhi, mürşidi vardır. Meleler vardır orada Molla gibi, onlara bağlıdırlar. Çok dindarlardır. Ben canlarıma derin şefkatimden, derin sevgimden de o belanın onlara bulaşmasını istemiyorum. Ben Kürt annelerimi, Kürt bacılarımı niye PKK’nın, komünistlerin eline vereyim? Niye mağrur olmalarına göz yumayım? Asla müsaade etmeyiz. Eski iç işleri Bakanımız İdris Naim Şahin, PKK duydu mu tüyleri diken diken olur. Kabadayıdır İdris Naim Hoca. İdris dedin mi titrerler.

“PKK’yı bitirecekken görevden alınması mantığını anlamadım. Aman dilemeleri geçerli neden mi?”  O zaman aman dilediler hakikaten. Şimdi Tayyip Hocama laf yok. Tayyip Hocam bir bildiği vardır öyle yaptı. Aman dilediniz madem hani susun oturun aşağı demiş olabilir, inşaAllah. İdris Naim Hoca daha yeni yeni nefesleniyordu. Bismillah dedi, daha Bismillah dediğinde PKK şeyinin üstüne oturdu yani. Hiç içerlemesin İdris Naim Hoca, geleceğin İçişleri Bakanı, inşaAllah. Yine yapar bakanlık?

Fikret bir şey anlatmak istiyor gibi bir halin var.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Malezya'da kardeşlerimizin konferansları devam ediyor, inşaAllah. Altuğ ve Turgut kardeşlerimiz dünde uluslararası Kuala Lumpur kitap fuarında bir salonda konferans verdiler. Ayrıca fuardaki standımızda sizin okurlarınızla buluştular. Standımızı ziyaret eden Malezyalı kardeşlerimiz tarafından kitaplarınıza çok yoğun bir ilgi oldu, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, her yerdeyiz, maşaAllah. Darwinizm, materyalizm yeryüzünden yok olacak, PKK'yı tarihe karıştıracağız. Türkiye büyüyecek turan olacak, küfür viran olacak. Büyük Türk İslam Birliği oluşacak. Türk-i devletlerinde ayrı ayrı olması inanılır gibi değil. Nerede görülmüş böyle bir şey? Hepsi birleşsin, pasaport vizeye ne gerek var?

BÜLENT SEZGİN: Hocam Yeni Şafak yazarı Ali Nur Kutlu "Türkiye 1 yıldır kendi iç meseleleriyle meşgul edilirken, yüzü bize dönük olan Orta Doğu'da ki durumun daha kötüleştiğini, Orta Afrika'nın, Doğu Türkistan'ın Türkiye'nin yardımını beklediğini…"

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s)'ın dışında hiçbir şekilde ne Türk İslam Birliği olur, ne ittihad-ı İslam olur. Bak hükümet bütün gücüyle bastırdı. Sadece İslam ülkelerinin muhalefeti arttı başka bir şey olmadı. Mısır karşıt oldu, Suriye karşıt oldu, Irak karşıt oldu, Ürdün de karşıt. İlla ki imam Mehdi (a.s), illa ki Hz. İsa Mesih (a.s), Seyyidina İsa Mesih (a.s), Meryem oğlu İsa Mesih (a.s) ve imam Muhammed Mehdi (a.s).

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Cüneyt Özdemir bugünkü yazısında; “Hükümet 1 Mayıs için 30 bin polis, 50 toma gibi bir hazırlık içinde. Adama sorarlar bayrama mı gidiyorsunuz savaşa mı arkadaş?"

ADNAN OKTAR: Cüneyt Özdemir kimdi bu? Şu genç bir çocuk var, kibar bir çocuk var, o mu? O çok efendi, bayağı kibar, terbiyeli yani üslubu falan. Öyle bir kaç tane delikanlı var. Bayağı nezaketli konuşuyorlar. Bir Osmanlı efendilikleri var. Hiç bir konuşmalarında sekme olmuyor, aferin bunlara. "Savaşa mı gidiyorsun arkadaş bayrama mı gidiyorsun?" Vay be. Ama ne yapsın devlet yani? Allah vermesin can, mal kaybı olmasın diye tedbir alıyorlar. Tedbir almasalar, “niye tedbir almadınız?” derler. Yalnız bu gaz fişeği, roket, bunlar sakat işler. Çocukların suratına geliyor falan. Ona bir çözüm bulsalar iyi olur.

Sen bana izleyici rakamlarını ver. Son 5 günden beri rekor kırıyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Diyarbakır'da 23 Nisan günü Lice ilçesine götürülen ve burada PKK'ya katıldığı ortaya çıkan lise öğrencisi 15 yaşındaki Sinan Böçkün ailesi çocuklarının bırakılması için eylem başlattılar.

ADNAN OKTAR: PKK eylemi ne dinler? On binlerce çocuğu dağa kaldırdılar. Bir tane, iki tane değil. Dağa götürülen çocuk sayısını çok az gösteriyorlar. On binlerce, bir tane iki tane değil. Haraç tarzında silahla zorla götürüyorlar çocukları dağlara, genç kızları, delikanlıları. Bunları görmezden gelmek çok büyük gaflet olur. Büyük bir PKK tehlikesi, büyük bir komünist ayaklanma tehlikesi günbegün gelişerek devam ediyor. Halkı korkutarak işte PKK tehlikeli onla baş edemeyiz. Şehitler gelir, cenazeler gelir gücümüz yetmez. Serbest bırakalım istedikleri gibi PKK propagandası yapsınlar. Abdullah Öcalan'ın resmini taşısınlar. Yeter ki bizi ellemesinler. Özerklik ilan ediyorlarsa etsinler derseler, adamlar orayı alır, komünist devleti kurar. Beni ellemezler diyorsun ya kardeşim, iflahını keser. Asıl ondan sonra seni mahveder. Komünist devleti kurduktan sonra ikinci aşama diğer illerdir. Bunları da istiyoruz derler. Sen orada o korkaklığı gösterirsen, çekinirsen, PKK'ya karşı mücadeleden çekinirsen gelir kapına dayanır, o illeri de alır. Canını da alır, hayatını da alır, haysiyetini şerefini de alır, hepsini alır. Korkusuzluk, yiğitlik, delikanlılıkla baş edilebilir PKK'yla. İmanla yani Mehdiyet’le.

Bugün yayını bitirelim, yarın devam, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü