Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (28 Nisan 2014; 17:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Bu ne şeker şey, nedir bu?

BÜLENT SEZGİN: Hocam, dün Adana Seyhan’da saat 12 civarında parka gitmek için evden çıkan 6 yaşındaki Gizem Akdeniz’den haber alınamıyor şu an.

ADNAN OKTAR: Ne kadar tatlı, ne şeker şey bu. Süper tatlı maşaAllah şekerliğe basken, tatlılığa bak. Yine evin çevresindedir, eve yıkın bir yerdedir.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bir kaç açıklama vardı ilgili inşaAllah. Seyhan’da Terlidere Mahallesi’nde saat 11 civarı evden çıkmış Hocam inşaAllah, 12’de eve gelip su içmiş ve tekrar parka gitmiş. Annesi de pazara gitmiş ve o sürede dönmüş. Fakat döndüğünde çocuğu bulamamış Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Parkta mı bulamamış?

BÜLENT SEZGİN: Allahualem, evet Hocam. Tekrar parka çıkmış.

ADNAN OKTAR: Kameralara bakmak lazım. Kamera sayısını çok artırmak lazım Türkiye’de. Çocuk bahçelerine her yere kamera. Hiçbir önbilgi falan yok mu çocukla ilgili?

BÜLENT SEZGİN: Yok Hocam, başka bilgi yoktu. Dün 12’den beri de haber alınamıyormuş.

ADNAN OKTAR: Bir telefon numarası bırakmışlar uygun görürseniz, görenler veya haberi olanlar o numarayı arayabilirler, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam.

BÜLENT SEZGİN: 0532 438 29 56

ADNAN OKTAR: Ekranda yazalım. Çocuğun resmini bir daha göster.

Peki polis, jandarma arıyor mu çocuğu?

BÜLENT SEZGİN: Allahualem Hocam, bilgi yok bende.

ADNAN OKTAR: Yani hiçbir haber yok.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce arama yapmışlar fotoğrafıyla Hocam polisler, herhangi bir haber alınamamış daha.

ADNAN OKTAR: Civar evlerin aranması lazım. Yani evlere arama izni alınıp evlere girilmesi lazım. Çocuklar genellikle pek uzaklaşmıyorlar. Civar yakın evlerden birindedir.

KARTAL GÖKTAN: Çevrede inşaatlar varmış Hocam, onlara bakılmış.

ADNAN OKTAR: Bakılmış. Yoksa demek ki oralarda yok. İnşaata bakmakla mesele bitmez. Evlere bakılması lazım. O bizim daha önce sevimli şehit olanın aranmasındaki tekniğin aynısının kullanılması gerekiyor. Eğer AKUT’un haberi varsa ilgilenir zaten. Haberi yok mu acaba?

KARTAL GÖKTAN: Aslında hemen haberdar ediyorlar.

ADNAN OKTAR: AKUT’u bir arayın bakalım ne olmuş? Telefonla sorsunlar. Bir de basın gündeme getiriyor mu bu çocuğu?

BÜLENT SEZGİN: Sosyal medyada baya dile getiriyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Sosyal medya, nedir o? Yani televizyonlar haber yapmıyorlar mı? İnanılır gibi değil. Bütün televizyon kanallarına resmini gönderin. Hepsini de uyarın, telefon numarasını da yayınlasınlar. Şimdi yapsınlar.

BÜLENT SEZGİN: Twitter’da çok haber varmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Twitter’la olmaz, olur mu? Televizyonlardaki haberlerde sürekli haber programında göstersinler. Kendi çocukları olsa çok titiz olurlar. Yazık günah değil mi nu r gibi acayip şeker bir şey. Kaçırmış olabilirler çocuğu ama fazla da uzaklaştıramazlar. Çünkü çocuk büyük çocuk, ağlar falan mutlaka ele verir. Kameraların incelenmesi gerekiyor. Bu telefon ailesinin mi? Telefonla arayın siz neler yapılmış bana bilgi toplayıp verin. Ailesiyle siz bağlantıya geçin oradan da detaylı bilgi alın. AKUT aramaya katılıyor mu? Jandarma aramaya katılmış mı? Ne çapta arama yapılmış. Bu kameraların görüntülerine bakılmış mı?

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Gizem’in mahalledeki su kanalına düşmüş olabileceği ihtimali üzerinde durduklarını belirten aile bireyleri, kızlarının kaçırılmış olmasından da korktuklarını kaydetmişler, inşaAllah. Çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını araştıran polis ekiplerinin yanı sıra aile üyeleri ve yakınları da bölgede arama çalışmalarını sürdürüyor şu anda.

ADNAN OKTAR: Ama çapı ne o çok önemli. Bütün halkın katılması lazım. Böyle şeylerde bütün ilçenin ayaklanması lazım. Su kanalına bakmışlar mı? İnsanın tabii ağzı varmıyor öyle bir şey söylemeye de Allah vermesin, inşaAllah öyle bir şey yoktur. Bakmışlar mı bakacaklar mıymış? Neyse ailesiyle bağlantıya geçin de detaylı bilgi verin bana.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu meclise sunduğu soru önergesinde, “anayasa mahkemesinin dinlendiği doğru mudur? Doğru ise Başbakan Erdoğan Anayasa Mahkemesinin dinlendiğinden nasıl emin olmuştur? Birileri var mıdır? Varsa kamuoyuyla ne zaman paylaşacaktır?” diye sordu.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam kuvvetle zannediyordur canım. Öyle bir şey olsa söyler zaten.

Bu çocuk nedir? Bir de bu çıktı şimdi bu ne rezalettir böyle? Bu çocuğun ismi ne?

BÜLENT SEZGİN: Okuyayım Hocam inşaAllah haberi. Manisa’nın Akhisar ilçesinde yaşayan 9 yaşındaki Umut Zambak. Öğrenim gördüğü ilkokuldan çıkmasının ardından üç gündür haber alınamıyor. Saat 17’de okuldan çıkan ve yaklaşık 150 metre mesafede Efendi Mahallesi 264 Sokak 5 numaradaki evine dönmeyen Umut Zambak’ın hayatından endişe eden ailesi polis merkezine giderek kayıp başvurusunda bulundu. Aramalarına rağmen oğlunu bulmadıklarını söyleyen fabrika işçisi baba Hüseyin Zambak ev hanımı anne Kibariye Zambak, Umut’u gören ya da yerine bilenlerin, telefon numarası vermişler Hocam. Telefonlardan kendilerine ulaşmalarını bekliyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Ne gıcık olaylar, ne anormal olaylar inanılır gibi değil. Nasıl bir durumdur ben anlamıyorum. Bütün herkesin ayaklanması lazım. Nasıl bulunmaz? Mahallede iğne bile olsa insan yeri göğü birbirine katar bulur. Çok rahatsız edici. Resmi göster, haberi yeniden oku, telefon numarasını da ver.

BÜLENT SEZGİN: Telefon numaralarını veriyorum; 0536 590 00 29. Veya; 0554 988 22 74 numaralı telefonlardan kendilerine ulaşmalarını beklediklerini söyledi.

ADNAN OKTAR: O telefonu da yazın. Çok rahatsız edici bunlar. Bu nedir böyle inanılır gibi değil. İnsan ne olacak bir gününü verir, inşaAllah. Herkesin hareketlenmesi lazım herkesin. Bir de evini herkesin açması lazım. Savcılıktan arama iznine de gerek yok. “Ey mahalle buyurun gelin hep beraber evimizi arayalım” demeleri lazım, değil mi? Mahalleyi arayıp tutanak tutmaları lazım. “15 kişi olarak şu evi aradık” şu şu imzalarla, “evde böyle bir şeye rastlayamadık” bitti. Çünkü savcılıktan izin almaları çok vakit alır. Ama gönüllü arama çok kolay. “Buyurun arayın kardeşim” diyecek, herkes inşaAllah.

Binlerce çocuk kayıpmış, inanılır gibi değil. Tam ahir zaman, güven yok, güvenli yaşayamıyor insanlar. Peygamberimiz (s.a.v) diyor: “Mehdi devrinde beş kadın aralarında hiçbir erkek olmadan istedikleri gibi Şam’a gidecekler” diyor. Bu ne demek; müthiş bir özgürlük ve müthiş bir güven demek.

Evet, Fikret Bey.

BÜLENT SEZGİN: Bazı bilgiler vardı çocukla ilgili. Okuyayım inşaAllah. Çevredeki güvenlik kamerası araştırmaları yapan polislerin yanı sıra aile üyeleri de yakın bölgede araştırma yapıyorlar deniyor. Gizem Akdeniz’in kaçırılma ihtimalini değerlendiren polis mobese sitemi olmadığı için çevredeki işyerlerinin güvenlik kamera kayıtlarını toplamış. Gizem Akdeniz’in kaçırılma ihtimalini topladı. Annesi Hocam, kızım çok akıllı bir çocuktu. Kendi başına parka bile gitmezdi. Bir gittiği yeri bir daha unutmaz, kaybolmadan geri dönerdi. İsteği dışında bir yerlere götürülmüş, zorla tutuluyor olabilir” diyor, inşaAllah. “Üzerinde kırmızı tişört altında kot pantolon var.”  “Gece boyunca apartmanların bodrumlarına, park ve bahçelerine bakılmasına rağmen Gizem Akdeniz’in izine rastlanmadı. Yapılan araştırmada kız çocuğunun pazarda bir erkeğin elinden tutarak götürdüğünü gösteren görüntüler olduğu ileri sürüldü. Polis şimdi bu görüntüleri inceliyor” deniyor Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İşte, Allah vermesin daha da kötü şeyler de olabilir. İnşaAllah, öyle değildir.

Çocukları iyi tembihlemeleri lazım. Bir adam bir çocuğu nasıl elinden tutar götürür? Tanımadığı bilmediği bir adam? Çocukları müthiş şartlandırmak lazım tehlikeye karşı, çocukları çok ajite hale getirmek lazım. Yabancıya karşı muazzam bir reaksiyon verilmesi lazım. Zaman böyle. Çocuğa ‘yabancı biri olduğunda sureti katiye de yanına dahi yanaşma, uzak dur. Mesela elinden tutmaya kalkarsa bağır, ortalığı velveleye ver’ değil mi? ‘Yaklaşmaya kalkarsa bağır velveleye ver’ demeleri lazım. Tabii. Tanışmaya dahi kalksa bağırmaya başlaması lazım çocuğun. Ahir zamanın dehşet verici bir yönü işte. Ailelerin çok iyi çocukları tembihlemesi konusunda bakanlık televizyonlarda program hazırlasın. "Çocuk yabancıya karşı nasıl davranır?" Mesela bir yiyecek veriyor, kabul ediyor çocuk. Hiçbir şekilde kabul etmemesi lazım. "Gel seni şuraya götüreyim" diyor, kabul ediyor. Kabul etmemesi lazım. Yani çok şiddetli reaksiyon göstermesi lazım. Aslında yalnız dışarıya bırakılmaması lazım. Buna şaşıyorum, eskiden beri hayret ederim. Bir kere bizim evin kapısında Ortaköy'de, kapıcının çocuğu, komşu kapıyı açtı. Bizim apartman kapısı demir kapı, yaylı. Güm diye kapanıyor sonra kendiliğinden. El kadar çocuk ama çok küçük, böyle yani 10 kilo bile yoktur, bayağı küçük yani. 8-9 kilo falan ancak vardır. Kapıdan böyle yavaş yavaş sakin geçti. Kapı böyle güm diye kapandı. Yani çocuk oraya bir yetişemezse oradan geçemezse, ucu ucuna geçti çocuk. Yani ben böyle hamleyi yapıncaya kadar geçti. Süratle çıkarayım dedim çocuğu. Ezilecek. O durumda çocuk bırakılır mı? İnanılır gibi değil. Babasını, annesini ben tembihlemiştim. Çok tehlikeli dedim yani.

Buyurun.

BÜLENT SEZGİN: Bir kaç gelişme daha var Hocam. Bu pazarda görülmesinden sonra Hocam, inşaAllah. O saatten sonra Hocam polis mahallede her yeri didik didik aradı. Ancak sabaha kadar kız çocuğu bulunamadı. Bunun üzerine çocuk şube müdürlüğü ve cinayet büro amirliği ekipleri özel bir ekip oluşturdu. Özel ekip mahallenin suçlu profilini oluştururken. Çıkartılan suçlu profilinde çocuğa cinsel tacizden kaydı bulunan evlere operasyon yapıldı. Ancak buna rağmen kız çocuğu bulunamadı. Polis şimdi sürekli mahallede gelen ihbarları değerlendirip arama yapıyor. Bu arada bir kadın kız çocuğunun yakınlarını arayarak. "Ben birini Gizem'in fotoğraflarına bakarken gördüm. Ne bakıyorsun deyince de "ben bu çocuğu görmedim" diyerek kaçtı demesi üzerine polis harekete geçti.

ADNAN OKTAR: "Ben bu çocuğu görmedim diyerek" kaçmış.

BÜLENT SEZGİN: Evet Hocam. "Niye bakıyorsun?” "Bu çocuğu görmedim diyerek" kaçmış hemen.

ADNAN OKTAR: Olabilir. Bir ruh hastası, akıl hastası da musallat olmuş olabilir. Kardeşim bir gece insan uyumaz. Ne olur yani bir çocuk için? Ki dünya tatlısı, acayip şeker.  Neşesini gördün mü demin? Acayip tatlı yani, fettan böyle tam fettan. Hayır, insanın gözünü uyku da tutmaz ayrıca. İstese de uyuyamaz insan değil mi? Çocuk ne oldu acaba gibisinden? Göstersene şu öbür resmini bir. Şu tatlılığa bak fettanlığa. Bir tane daha var. Ağzında da sakızı var çok şeker. İnsan nasıl bunu bırakır, kıyar da vurur kafayı yatar, değil mi?

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Van'ın Saray ilçesinde belediye encümenliğine seçilen vatandaşa haber gönderen PKK'lılar, partisinden ve encümenlikten istifa etmezse kaçırılıp ölümle cezalandırılacağını söylediler.

ADNAN OKTAR: Kardeşim günlerden beri söylediğimiz bu. Özerk belediye yapalım diyorlar. Sonra da özerlik ilan edecekler. Belediyeler özerk olacak. Belediyeler özerk olunca diyecekler ki; “İller özerk, belediyeler özerk, her yer özerk. Özerk olmayan yer kalmamış. İşte özerkliği de ilan edelim diyecekler. Yani bunda acayip olan ne var diyecek adam. Hakikaten de mantıksız oluyor artık ondan sonra. Her yer özerk olmuş. İyi daha da özerk olsun diyecek yani. Büyük bir tehlike kapıda. Milletimiz canhıraş bu tehlikeye karşı uyanık ve tetikte olsun. Tayyip Hocam’ı yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Bak istişare kuruluna girdi. 4 kişi başbakan olarak devam et dedi. Öbürleri ayrıl dediler. Ayrıl ne demek? Yeter artık diyorlar. Bu çok acayip bir şey. Yani nezakete de uygun değil. Edebe de uygun değil. Adaba da uygun değil. Devam et desene, devam et de, değil mi? Genç insan, bir şeyi yok. Gayet tecrübeli de, çalışkanda devam etsin. Niye ayırıyorsun? Bu ne demektir? Cumhurbaşkanı ol. Sesini sedanı çıkartma. Bir yerde dur. Anlamı bu. Hani yeter artık falan gibi olmuş oluyor. Ben öyle anladım, kusura bakmasınlar yani. Ben o ifadeyi beğenmedim. Yani istişare ediyor, nezaket gösteriyor. Desenize; “Tayyip Hocam devam. Bismillah. Allah'ın izniyle kaldığın yerden devam.” Hayır, şevkli de yani, bayağı şevkli. Cumhurbaşkanlığında ne yapacak? Oturacak orada, köşkte oturacak. Yani anlamı biraz acayip oldu. Tamam, cumhurbaşkanı da kutsal bir görev ama başbakanlık icra yeri, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: PKK’lıların bir başka tehdit haberi daha var Hocam, okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: 23 Nisan günü iki çobanın yanına gelerek darp eden PKK'lılar; "Bizim söylediğimiz partiye neden oy vermediniz? Biz sizin için uğraşıyoruz, sizi öldürürüz. Ağrı dağını terk edin.” diyerek tehdit etti." Cumhuriyet savcısının talimatıyla adli tahkikata başlandı.

ADNAN OKTAR: O gariplerimi de eğer korumazlarsa çok acayip olur. Halbuki çobanlara hem silah verilmesi lazım gerekirse hem de orada bir jandarma timini sürekli beklemesi lazım. Sıkıysa gelip tehdit etsinler ondan sonra.

Beray Güllü; "Peki Hocam Filistin'de ki İsrail zulmü hakkında ne düşünüyorsunuz?" Kardeşim dünyanın her yerinde zulüm var.  Zulüm sevgiyle, dostlukla, kardeşlikle halledilir. Kahrolsun Filistin, kahrolsun İsrail, kahrolsun Suriye işte Allah da kahrediyor ondan sonra. Böyle denmez. Ya Rabbi bizi sevdir, bizi birbirimize sevdir, kardeş et. İttihad-ı İslam'ı nasip et. Mehdi (a.s)'ı nasip et, İsa Mesih (a.s)'ı nasip et. Güzel sözler etmek lazım. Kahrolsun İsrail diyen her ülke, kendileri kahroldu. Yani kahrolsun ile olmaz. Dostlukla olur, şefkatle olur.

"Aslanlar aslanı yakışıklı Hocam, hiç gitmeyin. Programınız hiç bitmesin istiyoruz" diyor Ayşegül Gönenç.

Altınçağ2038 "Sevgili Hocam buradayız her zaman inşaAllah. Allah dünyada ahrette ayırmasın inşaAllah" diyor.

"Canım Hocam sizin giyim zevkinize hayranım. Bence dünyanın en şık en kaliteli erkeğisiniz" diyor. Canım niye? Var öyle başka yakışıklı kişilerde var. Berker Hocamız var, inşaAllah.

"İslam'ı müthiş güzel temsil ediyorsunuz Hocam" diyor Selin.

"Hocam sizin ve hocalarım dışında PKK'nın ideolojisi, tehlikeye dikkat çeken pek kimse göremiyorum" diyor.  "Olsa da çok az" diyor. "Allah sizlerden razı olsun" diyor, Rengin Bulut. MHP çok titizdir bu konuda. Allah razı olsun onlardan. Ülkücü gençlik titizdir. Ama daha bir kükresinler, BBP'si kükresin.

"Benim anlayamadığım, kıyametin kapımıza dayandığını hissediyorum. Ve buna kanıt olarak da bugün bizim dünyamızın, insanlarımızın çürümesi bağnazların elinde. İnsanların mahvolması" diyor. "Dürüstlüğün yerini çıkar ve menfaat alması gibi daha anlatılmayacak birçok şey" diyor. Doğru.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bildiğiniz gibi Mısır'da yeni idam kararları vardı. Okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Yine ona bir hashtag yapalım, etiket yapalım. #MısırdaVahşeteHayır diyelim. İngilizce de etiket yapalım. Kardeşim asacaklar yani özetle. Müslüman kardeşlerle Ak Parti’nin birlikte hareket edeceğine inandılar. Delirdiler, Mısır'da darbe yapıp mahvettiler Müslüman kardeşleri.

Fikret Bey dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yurtdışında konferans bilgisi vardı yine, inşaAllah. Onu okumak istiyorum. Kuala Lumpur'da ki en büyük camide dün konferansımız gerçekleşti. Bu konferansa izleyici olarak gelen kişiler arasında. Ateistlere İslam'ı anlatan 300 kadar konuşmacı ve TV'ci de vardı. Bu arkadaşlara TV çalışmaları sırasında faydalanabilecekleri bilgileri aktardılar. Konferansımızda Darwinizm’in geçersizliği ve Allah'ın yaratmasında ki mucizeler anlatıldı. Dinleyiciler aktarılan bilgilerden çok faydalandıklarını ve memnun kaldıklarını ifade ettiler, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güzel, her yerde Deccal'in kafasına kafasına, ilimle, irfanla, akılla bilgiyle. Sevgiyle akım, akım veriyoruz. İman akıtıyoruz, inşaAllah, doğruyu akıtıyoruz.

Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam siz Sayın Erdoğan'ın başbakan olarak devam etmesini söylemiştiniz. Sizin açıklamalarınızdan sonra Melik Gökçek'te bir açıklama yaptı, sizi teyit eden. Şöyle dedi; "Ben cumhurbaşkanlığının Sayın Başbakanımız’ın hakkı olduğunu kesinlikle düşünüyorum. Ama Başbakanımız’ın bir dönem daha başımızda kalmasını arzu ediyorum. Başlattığı bazı işler var. Bu işleri bitirmeden gitmemesi lazım. Cumhurbaşkanı da Sayın Gül olarak kalmalı. 3 dönem kuralı da kaldırılmalı" dedi.

ADNAN OKTAR: 3 dönem kuralı bir tek Başbakan için, Tayyip Hocam için kaldırılmalı. Öbürlerini kenara almalı. Bak ben ne diyorsam o oluyor dikkat ederseniz. Bak aylardan sonra Melik Gökçek de benim dediğimin aynısını söylüyor. Bizim dediğimizde bir değişiklik olmadı. Ama parti yönetimi falan yok dediler sen cumhurbaşkanı ol. Yani git diyorlar. Olmuyor böyle olmuyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Cumhurbaşkanımız Sayın Gül, Almanya Cumhurbaşkanı Gauck'la düzenlediği ortak basın toplantısında; “Mısır'da ki idamlarla ilgili siyasi mahkemenin aldığı bu kararı kabul etmek mümkün değil” dedi. Almanya Cumhurbaşkanı ise; “Almanya'da idam cezası olmadığını, yargı cezalarının öç alma şeklinde olmaması gerektiğini ifade etti.

ADNAN OKTAR: Kardeşim yani çok cılız ifadeler, çok aciz ifadeler. Yani Amerika bundan hoşlanmıyoruz dese Mısır konuyu bırakır. Ama Müslüman alemi bir kere çok duyarsız. Çünkü beyin, tek bir akıl etrafında toparlanma yok. Mehdi (a.s)'ın etrafında toparlanmadıktan sonra bu bela devam eder. Bak birçok Müslüman kuruluşları var. Birçok büyük kuruluşlar oluşturdular, kurumlar oluşturdular. Bütün ülkeler üye. Milyonlarca dolar harcama yapıyorlar bu büyük kuruluşlar için. Ama hiçbir işe yaramıyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Radikal yazarı Pınar Öğüş özerklik talebiyle ilgili bir yazı dizisi hazırlamış. Yerel yönetimlerden sorumlu BDP genel başkan yardımcısı Demir Çelik ile röportaj yapmış. “Demokratik özerkliği iyi niyetle anlatmak istediğimizde alıcıların hazır olmadıklarını gördük. Kürtler bölücü terörist olarak itibarsızlaştırıldıkları için, söylediğimiz her şey bir savaştır gibi algı var.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim iyi niyetli Kürt kardeşlerimi, benim canlarımı bu işin içine karıştırmaya kalkmasınlar. Şimdi, olayın kökeninde iddia edilen terör örgütü. Zamanında benim Kürt kardeşlerime, canlarıma insanlık dışı muamele yaptılar. On binlerce Kürt kardeşimi mahvettiler. İşkenceler, hakaretler, aşağılamalar, faili meçhul cinayetler… Faili meçhul cinayete uğramayan aile parmakla sayılır Güneydoğu’da. Niye yaptılar biliyor musunuz? "Ayrılın kardeşim” diyorlar, “ayrılın. Ezeriz sizi böyle” diyorlar, “mahvederiz. Daha hala ayrılmıyorsunuz" diyorlar. "Daha ne yapmamız gerekiyor? Yani bir öfke duyun, bir nefret. Ne biçim insansınız siz?" diyor. Değil mi? "Ayrılın. Karar verin, bitsin bu iş" diyor. Canlarımızı bizden ayırmak için yaptılar bunu. Bir kısmı bu öfkeyi kendine bir elbise gibi giyindi. Arkadaşım sana zaten oyun oynandı ayrılman için. Bu öfkeden dolayı, doğrudan ayrılmak istiyorlar da fakat tabii nezaketiyle özerklik, federasyon. Ondan sonra hadi bize müsaade. Kardeşim ondan sonra Kuzey Kore gibi Güneydoğu’da bir komünist devlet kuracaklar. Ağır silahlarla donatılmış bir devlet. Kıtalar arası roketler, büyük çaplı obüs topları, sara topları, kısa menzilli roketler. Çin yapımı, Rus yapımı, Hint yapımı. Belki de nükleer silah da elde edecekler ve bölgede çok yırtıcı bir askeri güç elde edecekler. Sonra Türkiye’nin öbür bölümleri işgal edilecek. Sonra tamamı işgal edilecek. Bütün Türkiye komünist yapılacak, plan bu. Adamlar ne diyor; “Biz Öcal’ın posterlerini taşımak istiyoruz.” “Tamam, serbest” diyor. “PKK bayrağı taşımak istiyorum.” “O da serbest” diyor. “Özerklik istiyoruz.” “O da serbest” diyor. “Biz dağa çıktık. Ne diyorsun?” Diyor. “Ben de olsam dağa çıkardım” diyor. Belediyeler de özerklik; kardeşim belediyeler özerklik olduktan sonra bütün her yerde özerkliği adamın istememesi için neden nerde kalıyor? her yer özerk olmuş zaten. “Belediyeler özerk olacak” diyor. Kardeşim belediyeler özerk olduğunda zaten her yer özerk olmuş oluyor; Mahkemesi, polisi falan hepsi aynı olmuş oluyor. Devlet oluyor, ayrı bağımsız devlet olmuş oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Paraları da gelmiş oluyor devletten.

ADNAN OKTAR: Zaten diyorlar ki, “biz Türkiye’den niye ayrılalım, deli miyiz?” diyorlar, “ayrılmayız.” Niye ayrılmazsın? “Bütçeden para gelecek” diyorlar, “biz yapar mıyız?” diyorlar. “Bütçenin yarısı bize gelecek” diyorlar. Türkiye bütçesinin yarısı verilecek. O zaman onlarla da gidip Çin silahları alacaklar, Rus silahları alacaklar. Biz de para vereceğiz. Bizi Müslüman Türk milletini doğramaları için silah parası vermiş olacağız komünistlere. Ve benim Kürt kardeşlerimi esir alacaklar, Kürt annelerimi esir alacaklar, Kürt bacılarımı esir alacaklar. Aileyi ortadan kaldıracaklar, dini ortadan kaldıracaklar. Biz de burada seyredeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bildiğiniz gibi inşaAllah, BDP ve HDP heyetleri Öcalan’la görüştüler. “Öcalan’ın 1 Mayıs’a yönelik kapsamlı bir mektup yazdığını ve bu mektubu 1 Mayıstan önce Türkiye emekçilerine ulaştırmak üzere ileteceğini” açıkladı Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

BÜLENT SEZGİN: İnşaAllah. 2 gün önce BDP ve HDP heyeti Öcalan’la görüştüler. “Öcalan’ın 1 Mayıs’a yönelik kapsamlı bir mektup yazdığını ve bu mektubu 1 Mayıstan önce Türkiye emekçilerine ulaştırmak üzere ileteceğini” açıkladılar Hocam.

ADNAN OKTAR: Bir süre sonra bunlar PKK Güneydoğu’da komünist devleti kurduktan sonra Allah vermesin, bütün Türkiye komünistleri de oraya iltihak eder. Çok büyük bir bölümü içinden yüzde doksanı iltihak eder kısa sürede. Türkiye’nin geri kalanını alırlar, kısa sürede.

KARTAL GÖKATAN: Hocam, bu Radikal Gazetesi’ndeki röportajda Demir Çelik şöyle diyor; “Biz devlete, hiyerarşiye, iktidara tümden karşı olduğumuz için bize ait bir devlet olsun istemiyoruz. Toplum devlet olmadan da kendisini yönetebilir.”

ADNAN OKTAR: Buyur. “Ne devleti?” diyor. Komünist zihniyet bunu söylüyor zaten. Bunlarda aynısını söylüyor. “Ne devleti? Güneydoğu’da devlete ihtiyaç yok ki. Biz yaşıyoruz normal bir şey yok, devlet dışarıya” diyor. Polis? “Bizim kendi PKK’lı gençler var” diyor, “zımba gibi.” Veyahut “kendilerinden oluşturacağı bazı gençler var” diyor. “Onlar idare eder” diyor, “gerek yok” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, aynı röportajda şunu da ifade ediyor; “Başkanlık sistemi federasyona, bölgesel özerklik yönetimine sebep olacaksa kabulümüzdür.”

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

BÜLENT SEZGİN: “Başkanlık sistemi federasyona, bölgesel özerklik yönetimine sebep olacaksa kabulümüzdür.”

ADNAN OKTAR: Başkanlık sistemi onun için olmaz dedim ben Tayyip Hocam’a. Buyursun görsün çok net ifadeler. Başkanlık sistemi sureti katiyede olmaz.

“Hocam, Allah’ın izni ve sizin gayretinizle burada artık sizin borunuz ötmez” diyor Mardin’den bir kardeşimiz.

Necmi; “Yeter ki sen bize dua et aslanlar aslanı Hocam” diyor maşaAllah, elhamdülillah. Tabii Cenab-ı Allah’ın izniyle inşaAllah.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKATAN: Hocam, Hollanda’da büyük çaplı sizin kitaplarınızın dağıtımı olmuştu inşaAllah. Onunla ilgili bilgi vermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKATAN: Almanya, Belçika ve Hollanda’dan 45 kardeşimizin katılımıyla Hollanda’nın Tilburg ve Den Haag şehirlerinde toplam 46.000 kitabınız dağıtıldı maşaAllah.  Üç tane küçük yardımcıları varmış kardeşlerimizin. Ayrıca gençlerde çok fazlaymış. Hepsi çok şevkli ve çok çalışkanmış, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, Almanya’nın aslanları bunlar, koç yiğitleri. Aferin, çok nurlular hepsi de. MaşaAllah şahane bir etki olmuş. Allah onların şevkini artırsın, bereketlerini artırsın. Üstlerindeki derdi, hastalığı alsın. Muazzam bir çıkış olmuş şahane.

Yeni Şafak Gazetesi istihbarat şefi Recep Yeter diyor ki; “Neredeyse en mantıklı, makul, mutedil ve dirayetli yorumları Adnan Hoca yapıyor. Kedicikler çarşafa girse eleştirecek bir şey bulamazsınız.”  Tabii çünkü oda yakışır onlara oda yakışır. Gene Recep Yeter başka bir yazı daha yazmış. “Adnan Oktar’a senelerce denilmedik laf kalmadı. Güzelliği de, çirkinliği de göz önüne alan Adnan Hoca uzun süreçte adam gibi adam çıktı” diyor. Delikanlıca, akıllı, en doğru hareketi yapmaya çalışıyoruz, inşaAllah, Kuran’ın ışığıyla.

Şeyhimiz, Sultanımız nasıl, anlat bakayım?

MERT SUCU: İnşaAllah Hocam. Çok daha iyiye gidiyor Hocam maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Sen yanındaydın?

MERT SUCU: Yanındaydım Hocam evet, sizin önerdiğiniz şekilde Hocam elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: Oktar mı konuştu yaKından konuşmuş birisi?

MERT SUCU:  Evet, yanındaydım o anda.

ADNAN OKTAR: Nasıl oldu anlat bakayım?

MERT SUCU:  Geç saatteydi Hocam. “Hocamız sürekli sizi takip ediyor, çok selam söyledi” dedi Hocam inşaAllah. “Biz sürekli buradayız merak etmeyin” diye söyledi. “İyileşeceksiniz” dedi Oktar. Ellerini yukarı doğru işaret etti. “İnşaAllah” deyip sonra da bize Fatiha okutturdu inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MERT SUCU: Sizin isminizi duyunca çok duygulandı.

ADNAN OKTAR: Gözleri yaşardı?

MERT SUCU: Evet, Hocam gözleri yaşardı.

ADNAN OKTAR: Şeker, bal, kaymak Şeyhimiz, dünya tatlısı. Kardeşlerimiz Şeyhimiz’e duaya devam etsinler. Hay Bismillah deyip kalksın Şeyhimiz inşaAllah.

MERT SUCU: Hocam doktoru çok şaşırıyor mucize olarak görüyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Öyle mi?

MERT SUCU: Normal değil diyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Geçenlerde hastalanmadan önce, “benim oğlum var” demiş. “Ben yalnız değilim” demiş. “Beni kollayan var” demiş, inşaAllah. MaşaAllah bana büyük oğlum diyor Şeyhimiz maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, siz bir de samimi Müslümanlar’ın ömrü uzun olur demiştiniz inşaAllah. Allah onlara hizmet etmesi için ömrünü uzatır inşaAllah demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Kardeşim müthiş dindar Şeyhimiz. Hep Allah’la kalbi, Allah’tan ayrı bir anını kimse göremez. Sürekli Allah’ı zikrediyor maşaAllah. Artık Şeyhimiz çıksın. Evet, Tayyip Hocam’dan Allah razı olsun, Tayyip Hocamız’a bir kat daha sevgimiz arttı maşaAllah.

MERT SUCU:  Telefonla da arayıp Başbakanımız takip edin demiş Bahattin Efendi’yi arayıp inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaallah. Şeyhim diyor Şeyh Nazım Hocamız’a maşaAllah. Hakiki Şeyh; Şeyh Nazım Kıbrısi El Hakkani Hazretleri icazetli gerçek Şeyh. Hem Hüseynidir, hem Hasanidir. İki koldan da Peygamberimiz (s.a.v)’in soyuna dayanıyor soyu. O mübarek soyun güzelliği, heybeti de üzerinde maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde iki uzman çavuş, silahlı bir grup tarafından kaçırıldı. Kaçırılan uzman çavuşların bulunması için bölgede çalışma başlatıldı inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Her gün bir delilik yapıyorlar. Yeni çıktı bu moda da. Yeniden bir azıtma boyutuna girdiler.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Bülent Arınç, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili yaptığı bir açıklamada; “Bugün için tek aday Gül. Bu bizim de gönlümüze hoş gelecek bir şey” dedi. Sayın Erdoğan’ın olası adaylığı sorulunca, Sayın Gül ile konuştuktan sonra, “Kendisi de aday olmasını ve birinci turda da seçilmesini arzu ederiz. Benim tercihim böyle” demiş inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yok yok. Başbakan olsun o. Sayın Gül de yine cumhurbaşkanı olsun. Bayağı yetenekli bir insan cumhurbaşkanı olarak Sayın Gül. Gayet güzel temsil ediyor. Halim selim bir insan. Kimseye de bir zararı zoru yok. Herkesi seviyor. Bütün dünya seviyor. Tayyip Hocam da tuttuğunu koparan bir insan. Şevkli, heyecanlı, hizmet ehli bir insan. Onun dışında kime ne yapmış? Ne zararı olmuş yani?

Bu hangi çocuk Adana’daki? İsmi neydi çocuğun?

BÜLENT SEZGİN: Gizem Akdeniz’di Hocam Adana’da olan.

ADNAN OKTAR: Telefonla arıyorsunuz değil mi yavrum, bağlantıdasınız? Biz şimdi telefonla bağlantıya geçtik. Bir kız, hanım kız bize yazdı; Burçin Umay. Hiçbir gönüllü yokmuş arayan. Mesela bu günah. Oradasın, komşuluk hakkı, senin de çocuğun var. Bir de dünyalar tatlısı, bal, şeker bir şey. İnsan ona acayip hırs yapar. Hamiyet-i İslamiye’si insanın tavan yapar. Bir insan nasıl tahammül eder? Bu çocuğun kaybolmasını nasıl kabul eder? Kim bilir kimin elinde? Kim bilir ne acı çekiyor çocuk? Göstersene resmini. Baksana şu şekerliğe. Sakızla gülen bir resmi vardı, onu koysana. Bak bak bak fettanlığa bak sen, şeker, bal. İnsanı uyku tutar mı bu durumda? Polis varmış bir tek. Polisin de sayısının artması için rica. Çocuk kaybolmasında yer yerinden oynasın. Polis sayısının artması için bir müracaatta bulunalım. Biz devreye girdikten sonra da, yedi dakika önce de AKUT gelmiş. Nihayet. “Biz ormanlık alanda faaliyet yaparız.” Kardeşim ne alaka, ormanı, şehri var mı bu işin? Yine bak söyleyince yaptılar, geldiler. MaşaAllah elhamdülillah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Şırnak’ta PKK’lılar askeri birliğe kum taşıyan iki kamyonu ateşe verip yaktı. PKK’lılar kamyon şoförlerinin de bölgede çalışmamaları konusunda tehdit ederek bölgeden uzaklaştırdı.

ADNAN OKTAR: İşte böyle duyuluyor. Adamlar kum kamyonu yakıyorlarmış. Kamyoncu gitmiyor. “İşçi kaçırıyorlarmış” diyorlar. Adam işçi, gitmiyor. Böylece bölgeyi felç etmiş oluyorlar. Ve bu tip eylemlerle de “burada hiçbir parti görev yapamaz, devlet görev yapamaz.” “Kurtuluş ne?” “Kurtuluş malum.” Bu bir felaket. Böyle olmaz.

Ayfer, Halime, Cemile Hanım, Ayça, Gülten; “Aşkım, zümrüt gözlü Sultanım; bugün yine nefes kesici yakışıklısınız. Nurum, ruhum, bir tanem” demiş.

“Hocam bizim canımız. Kardeşlerimizi de seviyoruz ama delikanlılarla program nereye kadar Hocam?” diyor.

“Canım Adnan Hocam, zevkiniz şahane. Gömlek, mendil, tespih her biri birbiriyle uyumlu ve muazzam güzel” diyor. Gökçe.

“Hocam maşaAllah, ilk defa böyle bir ceket görüyorum” diyor, Rengin. “Altın şeritler ışık şeritleri gibi parlıyor. Muhteşem. Gömlek, teşbih ve mendil uyumu ve o güzel gözleriniz beni benden aldı. Seviyorum sizi.”

Büşra; “Canımın içi Hocam, tanıdığım en delikanlı, en ihtişamlı, en samimi insan. Zoom yapıldığında nefesim kesiliyor adeta” diyor.

Necmi Özay, “Hocam, kayıp çocuklara gösterdiğiniz özeni kimsede görmedik. İnsanlar sizin vicdanınıza sahip olsa dünya cennete döner inşaAllah” diyor, Simay Öztürk. Böyle vicdanlı insanlar çok var da, sesleri o kadar çıkmıyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bir hatırlatma yapabilir miyim?

ADNAN OKTAR: İnşaAllah evet.

KARTAL GÖKTAN: Bu akşam saat 20.00’de A9 TV’de “Hayata Dair” programı var. Aylin Atmaca Hanım’ın konuğu ünlü Mimar Profesör Doktor Ahmet Vefik Alp inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam en son olarak kardeşlerimizin faaliyetlerinden bahsedebilir miyiz inşaAllah?

ADNAN OKTAR: Evet bahset.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Ankara’dan kardeşlerimiz Pazar günü Keçiören Mecidiye’de kitap dağıtımı yapmışlar. 26 Nisan tarihinde kardeşlerimiz Trabzon Merkez’de yer alan hukuk büroları, karakollara, üç ayrı ilçede yer alan camiler, emniyet amirliklerine Komünist Kürdistan kitabı başta olmak üzere 300 adet kitabınızı dağıtmışlar. Çorum’da kardeşlerimiz geçtiğimiz günlerde 30 kitap ve 250 CD dağıtmışlar.  Sonrasında da Mustafa üstün Hocamız’la ev sohbeti yapıp yemek yemişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah ne güzel bereket. Ne kadar güzellik,  ne güzel nuraniyet maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’dan kardeşlerimiz Kırıkkale’ye pikniğe gitmişler ve piknikte sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, maşaAllah, elhamdülillah. Allah şevklerini, bereketlerini, huzurlarını arttırsın, nurlandırsın onları. Bayağı güzeller maşaAllah. Çok iyi yapmışlar elhamdülillah. Bayağı güzel. Her yerde bu güzellik artsın inşaAllah. MaşaAllah.

Tamam, yarın görüşürüz inşaAllah.

Masaüstü Görünümü