Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (4 Mayıs 2014; 17:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: “Hocam, esprilerin o kadar etkili ki inanın ben de burada gülmekten kırılıyorum. Allah razı olsun. Hane grubumuz 313’yi geçmiyor dediniz ya, o sırada yobazların yüz ifadesini görmek isterdim. Eminim yüzleri görülmeye değerdi,, inşaAllah. Dünyanın en klas Hocası” diyor. En klas Hocalarından birisi diyelim. Biz Hoca değiliz, öğrenciyiz daha dur bakalım. Hocalık daha ilerde, inşaAllah.

Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam,  Hüseyin Yayman yazısında Başbakan Erdoğan’ın köşke çıkması konusunda net bir kararın ortaya çıktığını ifade ediyor. Ancak “Partinin başında kalmalısınız” diyen birkaç ismin de olduğunu belirtmek lazım” demiş. Başbakan Erdoğan bu cevaplar karşısında sustuğu ve tebessüm ederek not aldığı ifade ediliyor.

ADNAN OKTAR: Uzatacak bir şey yok. Tayyip Hocam dördüncü kere başbakan olması lazım. Konuyu uzatmaya gerek yok. Parti tüzüğünü ben incelettim. Dördüncü kere başbakan olmaya müsait. Yani karar alabilirler bu konuda. Bir şey yok. Yani Başbakan için kilitleyici bir yön yok. O Başbakan olarak devam etsin. Konu bu kadar, karmaşık bir şey yok. Cumhurbaşkanı da zaten iyi bir insan. Sayın Abdullah Gül devam etsin yani. Bir şey yok. Tayyip Hocam ustalık dönemindeydi ama şimdi baş ustalık dönemi. Değil mi? Şimdi bir ustalık vardır, bir de baş usta vardır. Şimdi baş usta yapacağız onu, inşaAllah. Değil mi? Bak, çıraktı. Kalfa oldu. Usta oldu. Şimdi baş usta. Dördüncü kere; baş usta. O kadar.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, siz genç bir kadronun Başbakan’a yardımcı olması gerektiğini söylemiştiniz. Hüseyin Yayman da yazısında; “Erdoğan partisini gençleştirerek ve yenileyerek yeni açılımlar yapacağının işaretini veriyor.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam, başbakan olarak kal. İstirham ediyoruz. Gençlerden de iyi bir ekip kuralım, kur. Baş usta olarak devam et. Öbür türlü olmaz. Tayyip Hocam filinta gibi delikanlı. Güzel ahlaklı o yani, modern de. Yani tam gençlerin seveceği bir insan. Aslında bağnazlardan yol bulamıyor o. Yoksa Tayyip Hocam tam kafadır yani böyle. Başbakan olarak devam etsin. Bu kadar açık. Ustalık mükemmel. Ne gerek var?

“Canım Hocam, ben Kayseri’den küçük hayranın Hayrunnisa. Seni çok seviyorum, ciğerimin içi, gözüm, canım Hocam” diyor. Allah Allah bu kocaman kız olmuş, maşaAllah. Geçen sene gelmişti. MaşaAllah bayağı güzel. Canım benim, Allah ömrünü uzun etsin. Müthiş seviyor ama inanılır gibi değil bir görsen. MaşaAllah. Bir görebiliyor muyum? Dünya tatlısı. Annesi falan akrabalar takım olarak gelmişlerdi böyle ekip. MaşaAllah.

“Aksaray’da harikulade Hocam” diyor maşaAllah. Her yerden iyiymiş. Kayseri. Erzincan’dan gelmiş. “MaşaAllah çok güzel Hocam” diyor. Her yerden güzel.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Hasan Celal Güzel; “PKK sürecinin çetesinin son bir yıldır ne silah bıraktığını, ne Türkiye’yi terk ettiğini, çözüm sürecinin bu çetenin meclis ve medyadaki uşakları tarafından sabote edildiğini, bizi tehdit ederek milli sabrımızı denediklerini” söyledi. Başbakan Erdoğan’ın çözüm süreciyle, canlarımız, değerli Kürt kardeşlerimizi bağrına bastığını, vatanı asla böldürtmeyeceğini ise “Tek vatan, tek millet, tek bayrak” düsturuyla her yerde haykırdığını, Allah’tan ve milletimizden sonra en büyük teminatımızın Sayın Erdoğan olduğunu” yazdı.

ADNAN OKTAR: Hasan Celal Güzel, efedir, efe. Seymen efedir yani, inşaAllah. Asrımızın delikanlılarından. İnşaAllah. Yiğittir, aslandır.

İBRAHİM TUNCER: Hocam, bu sabah telefonda konuşmuştuk, sizlere çok selamları, sevgileri var. Ve bu yazıyı söyledi. Hocam mutlaka okuyup değerlendirirse çok mutlu olurum demişti inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aleykum selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Ellerinden öpüyorum. Emrindeyim, inşaAllah. Biz onun talebesiyiz. Çok emeği geçti bu memlekete. Bak, yiğitliğinden en ufak ödün vermiyor. Her zaman yiğit, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Erdoğan cumhurbaşkanı olursa, başbakanlık için konuşulan isimler; Bülent Arınç, Beşir Atalay, Ali Babacan ve Emrullah İşler. Bir tek Emrullah İşler üç dönem kuralına takılmıyor.

ADNAN OKTAR: Emrullah İşler olur. Babacan süper olur. Efendi mi efendi, dürüst mü dürüst. Nur akıyor elinden yüzünden, Babacan. Millet onu acayip sever. Ama Tayyip Hocam başbakanlığı bırakmasın. Sözümü dinlesin, inşaAllah kardeşi olarak. Başbakanlığı bırakmasın. Dört müsait, kanunla, tüzükle de müsait. Dördüncü dönem, bir şey yok. Gayet usta. “Yeni gençlerle geldim” diyecek. Bu kadar basit, açık. Fırtına gibi esecek. Bağnazlar da kenara çekilmiş olacaklar. Tayyip Hocam’ı tanımıyor bazı kardeşlerimiz. Bayağı moderndir, dışa dönük delikanlıdır Tayyip Hocam. Öyle bir şey yok. Bağnaz tasallutu çok zor. Çok zordur yani. Kolay iş değil. Çok geveze olur bağnazlar, bir kısmı.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, İbrahim Karagül; “Bir kişi grup hakkında soruşturma başlatmak için önce bir örgütün varlığını iddia etmenin delil toplamak için bir yol olarak kullanıldığını, bu şekilde evlere baskın yapıldığını ve medya ayağıyla desteklendiğini” yazmış. 17 Aralık soruşturmasını da örnek vermiş.

ADNAN OKTAR: Ne demek istiyor yani?

KARTAL GÖKTAN: Önce delil topluyorlar, ondan sonra açıyorlar soruşturmayı gibi Hocam söylemiş.

ADNAN OKTAR: Bir sorun var. Hukuk hükümetin elinde, varsa bozukluk giderirler. Yani zor bir şey değil.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Mücahit Aslan sabah 10:20’de Atatürk havaalanına giderken Seyran tepe civarında kaza geçirdi. Haberin duyulmasının ardından Başbakan ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda isim hastaneye giderek geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.

ADNAN OKTAR: Mücahit Aslan ismini duyuyoruz, kendisini göremiyoruz. Ama Tayyip Hocam’a yakın birisi.

KARTAL GÖKTAN: Evet Hocam, inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Nasıl bir tür kaza bu?

KARTAL GÖKTAN: Trafik kazası Hocam.

ADNAN OKTAR: Ama öyle herhalde hafif bir kaza.

KARTAL GÖKTAN: Evet. Taburcu edecekleri açıklanmış.

ADNAN OKTAR: Geçmiş olsun. Allah sağlık sıhhat versin. Trafik kazaları ne kadar çok oluyor hayret. 

Evet, dinliyorum ben.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, faaliyetleri var kardeşlerimizin, onlardan bahsetmek istiyorum.  27 Mart’ta bir kardeşimiz Değirmendere’de araçlara çok sayıda A9 TV broşürü dağıtmış. Ardından camide cemaatle namaz kılmış. Önceki gün Cihangir’de kardeşlerimiz 300 adet CD dağıtmışlar.

BÜLENT SEZGİN: Resimleri gösterebiliriz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Görelim.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’da kardeşlerimiz dün evde bir araya gelerek sohbet etmişler. Bir kardeşimiz dün Malatya kitap fuarına gelen yazarlardan Arif Aslan’a, Cemil Tokpınar’a, Turgay Güler’e, Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin’e daha birçok yazara, ayrıca stantta görevli bayanlara sizin kitaplarınızdan hediye etmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bak güzel bir hizmet olmuş. O önemli, önemli yazarlara özellikle çok önemli. Şu bizim minik tavşan mıydı? Geri gel bakayım. Acayip şeker, dünya tatlısı.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Ak Parti genel Başkan yardımcısı Süleyman Soylu; “Selçuklu ve Osmanlı’dan beri ilk kez halk bu topraklarda kendi devlet başkanını seçecek. 10 Ağustos’ta yeni bir milat başlıyor” dedi. Sayın Başbakanın adaylığını işaret eder şekilde konuştu.

ADNAN OKTAR: Yalnız Tayyip Hocam ne demek istedi o zaman?  Dedi ki “MHP’nin CHP’nin kabul edeceği bir başkan olacak” dedi. Birini düşünüyor. Tayyip Hocam başbakan.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, CHP Ankara milletvekili Aylin Nazlıaka; “kadın ve çocuk cinayetlerine ilişkin yaptığı basın açıklamasından sonra sosyal medya üzerinden çocuklarına yönelik ölüm tehditleri aldıklarını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Ahlaksızlık, kadına kabadayılık yapıyorlar. Çok büyük ahlaksızlık, çok büyük namussuzluk. Mesela bir delikanlı adam bunu yapamazlar. Kadın kendini koruyamadığını açıklıyor. Kadıncağızın bayağı samimi açıklaması. Bir şeyde yok konuşmasında. Evet söyle.

BÜLENT SEZGİN: Çocuk cinayetlerine idam cezası verilmesine ilişkin şöyle demişti;  “Yaşama hakkı bireylerin en temel hakkıdır. İdam cezalarına her koşulda karşıyız” demişti Hocam.

ADNAN OKTAR: Devlet karşı zaten kadını ne ile suçluyorsun sen? Bir de idam bir ahlaksız için kurtuluştur. Mesela çocuğun ırzına geçip parçalamış,  gel seni asalım diyorlar. Adam hoşuna gider. Zaten öyle tipler psikopat oluyorlar. Zaten intihar eyleminde oluyor. Sen asarsan zaten hoşuna gider.

BÜLENT SEZGİN: Zaten beni asın demiş.

ADNAN OKTAR: Kurtuluş onun için o. Ağırlaştırılmış müebbet, ömür boyunca onun acısını çekmesi lazım. Ama Darwinist materyalist eğitimi verenlere ne diyeceğiz peki? Yani onun öyle yetişmesine vesile olanlara ne diyeceğiz? Kardeşim sen onu Darwinist, materyalist yetiştirmezsen, iman hakikatleri anlatsan, Kuran mucizeleri anlatsan, o adam öyle o kadar psikopat olabilir mi?

BÜLENT SEZGİN: Olamaz Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Sen diyorsun ki, atan çamurlardan yetişti, tesadüfen oluşmuş bir maymunsun diyorsun. Sonra diyor ki “adam nasıl sapık oldu?” Diyor. “Nasıl komünist oldu? Nasıl PKK’lı oldu?” diyor. Anlaşılmayacak bir yönü yok ki. Allah korkusu olmayınca böyle olur.

Bugün Dersim katliamının yıl dönümüymüş. Ama Dersim katliamı bir gün olan bir şey değil ki, çok uzun sürdü. Ve muazzam bir vahşet havadan bombardıman, karadan bombardıman. Ve hepsi mümin, Müslüman insanlar, muttaki insanlar, mazlum insanlar. Gereksiz bir kuşku yüzünden çok acımasız bir katliam oldu. Allah vermesin. Darwinist, materyalist eğitimin acımasız sonuçlarından bir tanesi de budur, Dersim katliamıdır. Darwinizm Osmanlı’ya girdikten sonra bu oldu. Daha önce böyle bir şey tahayyül dahi edilemezdi.

Serhat “Adnan Hocam iyi yayınlar. Siz orada kopuyorsunuz biz de ekran başında kopuyoruz” diyor. MaşaAllah. Ritim insanların hoşuna giden bir güzellik, cennette de ritim hakimdir Allah ritmi sevdirmiştir.

“Fırtına gibisiniz aşkım Hocam, neşeniz, enerjiniz maksimumdu, maşaAllah” diyor. “Yalnız Ukraynalı kedi misafiriniz gelince neşeniz daha bir arttı” diyor. Doğru.

 “Hocam Ayasofya camiinin açılması için yasaya gerek yok deniyor Ayasofya Hz. Mehdi (a.s) tarafından açılmayacak mıydı?” diyor, Ethem. Ayasofya’yı açamazlar, öyle bir şey olmaz. Çünkü Ayasofya’nın açılması için bir kere Ayasofya’nın tamamen örtülmesi lazım. Orada ki süslemelerin kapatılması lazım. Onu da kabul etmezler. Ve bütün camiler boş şu anda ama İsa Mesih gelince ona bir çözüm bulunur. Bağnazlıkta olmayacağı için işaret veriyorum, bağnazlıkta olmayacağı için namaz kılınacak.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Zaman yazarı Turan Alkan asıl paralel yapının PKK olduğunu ve amacının Türkiye, Irak, İran, Suriye topraklarının bir kısmında Kürdistan adı altında sosyalist bir devlet kurmak olduğunu anlatan bir yazı yazdı. Özetle “hükümet gerçek paralele yapıyla masaya oturuyor” şeklinde söylemiş.

ANAN OKTAR: Paralel yapı değil de, direk büyük bir tehlike cumhuriyet tarihinin en büyük tehlikesi.  En büyük komünist kalkışma, paralel devlet yine devletin içinde devlet yapılanması oluyor. Ama bunlar ayrı bir devletin dışında “biz müstakil bir devletiz” diyor zaten.  Türk devletini zaten kabul etmiyor onlar, “devlet yok” diyor. Paralel devlet diye bir konu yok. “Türk devleti diye bir devlet yok” diyor adam. Paralel olmayı onlar kabul etmez. “Güç biziz, devlet biziz” diyorlar.

“Hocam oğlum Talha sizi izlerken hürmetle elinizden öperiz” diyor, Agah.

Gencek Köyü’nden kitap istiyorlar. Oraya gönderin.

“Hocam kimse kusura bakmasın orada karizmatik yakışıklı daima genç tek kişi görüyoruz. MaşaAllah. Heybet sizde, görkem sizde” diyor. Ne yapabilirim, halk daima doğruları söyler.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Adalet Ağaoğlu CHP’nin muhafazakarlığını eleştirerek, kendini yenileyemediğini söyleyerek, “Atatürk olsaydı halkı elde edebilmek için diyaneti devletten mutlaka ayırırdı” dedi.

ADNAN OKTAR: Atatürk diyaneti kuran kişi. Yanlış bir şeyi başında niye yapsın? İsabetli hareket etti, doğru hareket etti.

Ya Allah, Bismillah. Rad Suresi 11. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onun” Yani insanın. “Önünden sırtından izleyenleri takipçileri vardır. Onu Allah’ın emriyle gözetleyip koruyorlar.” Hz. Mehdi (a.s)’ın da biliyorsunuz Mikail (a.s) bir tarafında, Cebrail (a.s) bir tarafında, İsrafil (a.s) bir tarafta. Ulu’l azim meleklerle birlikte geziyor. Rad Suresinde Cenab-ı Allah diyor ki, üzüm bağlarından, yakın uzak kıtalarından her şeyden bahsettikten sonra; "Bunlarda aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten ayetler vardır." Yani bilimle hareket eden, araştıran, inceleyen insanlar için deliller vardır diyor Allah. "Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki üzerlerinden geçerlerde ona sırtlarını dönüp geçerler." Yani bilimin nimetlerinin farkına varmazlar diyor Allah. Araştırmacı olmazlar, araştırmaya, incelemeye gerek dahi duymazlar diyor.

Yunus Suresi, 79 "Firavun, bana bütün büyücüleri getirin." O devirde bilim adamlarıyla dinsizlik propagandası yapılıyor. Asrımızda da bilim adamlarıyla dinsizlik propagandası yapılıyor. Değil mi? Darwinizmi, materyalizmi bilim adamlarının dilinden insanlara anlattırıyorlar. Hatta Müslüman alimlere bile Darwinizmi anlattırıyorlar. "Allah suçlu günahkarlar istemese de hakkı hak olarak kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir." Allah'ın kelimesi aynı zamanda Hz. İsa Mesih (a.s)'dır. Değil mi? Ebcedi de 2042 tarihini veriyor. İsa Mesih (a.s)'in anlı, şanlı devirleri. "Musa dedi ki: Rabbimiz şüphesiz Sen Firavun ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik, güç, ihtişam ve mallar verdin. Rabbimiz seni yolundan saptırmaları için mi? Rabbimiz mallarını yerin dibine geçir. Ve onların kalplerini şiddetle bağla. Onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler."

BÜLENT SEZGİN: Hocam minik Talha'yı sormuştunuz, resmi geldi.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Takkeler, her şey tamam güzel olmuş, maşaAllah elhamdülillah.

İbrahim Suresi, 46 şeytandan Allah'a sığınırım. "Gerçek şu ki onlar hileli düzenler kurdular." Şu anda da Deccal Mehdiyet’e karşı hileli düzen kuruyor, ahmakça ve aptalca. Mehdiyet’in gözlerinin önünde, Mehdiyet’in izlemesi altında olduğunu bilmiyor. Hz. İsa Mesih (a.s)’a da oyunu hazırlayan bu çete. Şu an Hz. Mehdi (a.s)’a da hileli düzen kuruyor. Her adımı bilinen ve izlenen bir düzen. Ama aptal deccala sorsan kimsenin haberi olmadığını zanneder. İnce ince, nasıl bir oyun hazırladığını Mehdiyet’in bildiğini bilmiyor. "Oysa onların düzenleri dağları yerlerinden oynatacakta olsa" diyor Allah. Allah katında onlara hazırlanmış müthiş bir düzen var diyor. Bir karşı düzen var diyor. Ondan haberleri yok. "Allah, Mehdilerine, elçilerine verdiği sözden dönen sanma." "Gerçekten Allah azizdir, intikam sahibidir (muntakimdir)."

Yusuf Suresi, 70. 7’ler hep hakimdir biliyorsunuz,  12’ler, 7’ler. "Erzak yüklerini kendilerine hazırlayınca da su kabını kardeşinin yükünün içine bıraktı." Kovayı sarkıtıyorlar, Yusuf (a.s)'ı yukarı alıyorlar. Su kabı hiç eksilmiyor Yusuf Suresi’nde. Kova burcu, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)'ın burcu, inşaAllah. "Sonra bir münadi şöyle seslendi. Ey kafile siz gerçekten hırsızsınız." Şimdi hükümete hırsız deniliyor. Hükümetin bir kısım üyelerine. Bazı kişiler tarafından. "Onlara doğru yönelip neyi kaybettiniz dediler. Dediler ki: hükümdarın su tasını kaybettik. Kim onu bulup getirirse bir deve yükü vardır. Ben de buna kefilim." Demek ki bir su tası bulunacak. Buna da işaret var kutsal emanetlerde, inşaAllah. "Allah adına hayret dediler. Sizde biliyorsunuz ki biz bu yeri bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik. Biz hırsız değiliz." "Dediler ki: Ey Vezir gerçek şu ki bunun yaşlı ve büyük bir babası var. Onun yerine bizden birisini alıkoy. Dürüstlüğü, biz iyilik yapanları görüyoruz. " Yusuf Suresi’nde üzülmenin hastalığa sebep olacağını açıkça belirtmiş Allah. "Sen gerçekten Yusuf musun? Sensin öyle mi? dediler. Ben Yusuf'um dedi. Ve bu da kardeşimdir. Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip seçmiştir.” Bak o devrin bağnazları sonradan şaşırıyorlar, Hz. Yusuf (a.s)’ı Allah niye seçti diye? "Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip seçmiştir." Biz kendimizi düşünüyorduk diyorlar. Ama Allah seni seçti diyorlar. "Ve biz gerçekten hataya düşenler idik." Mehdi (a.s)'da böyle olacak. Sonra hata yaptıklarını kabul edecekler. Mehdi (a.s)'a karşı densizlik münasebetsizlik yaptıklarını hepsi görüp kabul edecekler. Yusuf Suresi baştan sonra Mehdiye’ti anlatır. Kehf Suresi Mehdiyet’i anlatır. Süleyman kıssası Mehdiyet’i anlatır. Yaşanmayacak bir şeyi Kuran anlatmaz. Yani hayata geçmeyecek bir şeyi anlatmaz. Mutlaka yaşanacak, hayata geçecek şeyleri anlatır.

BÜLENT SEZGİN: Hocam ,Allah ayette "Ben size ayetlerimi göstereceğim sizde onları bilip tanıyacaksınız" diyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: "Akıl sahipleri için" diyor, "bunda önemli kıssalar ve hikmetler vardır" diyor Allah. "Akıl sahipleri için". Düşünen insanlar için, inşaAllah. Hiçbir peygamber için ifade edilmeyen konuşmalar İsa Mesih için derç edilmiştir Allah tarafından. "Mesih ve yakınlaştırılmış yüksek derece sahibi melekler Allah'a kul olmaktan kesinlikle kaçınmazlar." Mesela bak hiç bir peygambere bu ifade yoktur. Bir tek İsa Mesih içindir. “Kim ona ibadet etmekten kaçınırsa, büyüklenirse onların tümünü huzuruna toplayacaktır.” Hz. İsa Mesih (a.s) ve melekler Allah'a ibadet ediyorlar.  Ölmüş bir insan ibadet eder mi? Etmez. Diyorlar ki; Hz. İsa Mesih (a.s) öldü diyorlar. Allah ibadet ettiğini söylüyor. İbadet demiş ayette değil mi? Meleklerle beraber. Ölmüş insanda ibadet sakıt olur, kalkar.

O zaman ne yapalım komünist tehlikeye, PKK tehlikesine dikkat çeken bir yayın izleyelim. Sonra devam edeceğiz, inşaAllah.

VTR

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Hüseyin Çelik son günlerde artan çocuklara yönelik suçlardaki artışla ilgili; bu tür suçlara ait cezaların kat kat arttırılacağını söyledi. Başbakan Erdoğan da çocuk cinayetlerine ilişkin yaptığı açıklamada; “Gönlüm idam diyor, ama yasa da yok” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Arttırsan ne yaparsın? Hücre hapsi yaparsın. Adama fark etmez. Adam psikopat zaten. Ve yapmış yani. Mesela kuzu gibi, can, süper şeker bir varlığı yok ediyor. Mahvediyor. Adama ceza versen ne olur, vermesen ne olur? Onu yapmadan önlemek önemli. Onun üstünde durmuyorlar. Bunu durdurmak son derece kolay. Bir kere Darwinist eğitimi yasaklarsın. Artı Kuran mucizelerinin, iman hakikatlerinin anlatılması lazım. Bunu devlet yapamaz. Onu yapan adamları da engelleyen adamları engelleyin.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Şahin Alpay; Başbakan Erdoğan’ın Cemaat-i İslamiye liderlerinden Molla’nın ve Mısır’daki idam kararlarının durdurulması girişimlerini hatırlatarak, Gizem’in katiline yönelik tutum için; “Sadece İslamcıların idamına mı karşısınız?” diye sordu.

ADNAN OKTAR: İdam her yerde yasaklanmalı. Hükümetin zaten o yönde kararı var. Ama çocukları şehit edecekler, işkence edecekler. Sonra da adama ceza vereceğiz. “Oh” diyeceğiz “cezasını buldu.” Çocuk gitti, mahvoldu. Adama ceza versen ne olur, vermesen ne olur? Zaten psikopat adam. İstediğini yapar adam. Assan, gülerek gider asılmaya. Hücreye koyuyorsun, hücre de hoşuna gidiyor adamın. Deli yani manyak gibi bir şey. Çözümü; çocukları koruyacak tedbirler. Nasıl? Çocukların başında bir yetişkin insan olacak. Çocuk aklıyla çocuk kendini koruyamaz. Çocuğa çocuk aklı olduğu halde ona teknik öğretiyorlar. “Bağıracaksın yavrum, çağıracaksın yavrum.” El kadar çocuk bağırsa ne olur? Ağzını kapatır, alır götürür. Yanında velisi veyahut yaşı büyük, aklı başında adam olması lazım her çocuğun. Mesela mahallenin çocukları kaç tane? On tane, yirmi tane. Başına iki kişi, bu kadar kolay, değil mi? Bahçeye götürüyorsun, başına iki kişi. Bunun dışında olmaz. Mesela okula gönderiyorlar, arabanın şoförüne teslim ediyorlar. Okulda öğretmene teslim ediyorlar. Başında aklı başında bir adam bulunuyor. Sokakta? Sokakta yok. İti var, çakalı var, psikopatı var. Sokağa çocuk bırakılır mı?

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan idam konusu ile ilgili olarak Avrupa Birliği uyum yasalarını hatırlattı ve; “İdam malum sebeplerle ülkemizde yok. Ağırlaştırılmış müebbet hapis gündemimizde” dedi.

ADNAN OKTAR: Adama yine yemek vereceksin. Yine yatağı olacak. Doktor hizmeti vereceksin. Ne yapacaksın ağırlaştırıp? En faz hücre hapsi olur yani. Gece gündüz uyuyor adam orada. Spor yapıyor, uyuyor. Olmaz. Çocukların başına aklı başında bir görevli insan tayin edilecek. Bu kadar açık. İnsan kedisini bile bırakmıyor dışarıya kaybolur diye hayvan, değil mi? Çocuk nasıl bırakılır dışarıya? Çocuk adı üstünde çocuk. Darwinist, materyalist eğitimle yetişmiş adamlar sokakta. İçinde sapığı da çıkıyor, hastası da çıkıyor, komünisti de çıkıyor. Kimi de o fitneye kapılmıyor. O oyuna gelmiyor. O yanlışlığa düşmüyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, mevcut yasada çok çabuk geri çıkma durumu olabiliyordu. Yeni bir düzenlemeyle artık yirmi yıl yatıp çıkma şeklinde olmaması düşünülüyor.

ADNAN OKTAR: Bir af çıkıyor, bir af daha çıkıyor; çıkıyor. Mesela kırk yılda yirmi yıla düşüyor. Bir af daha çıkıyor, ondan sonra dışarıda adam. Hiç çıkmasa ne olur ayrıca? Yatsa ne olur? Mesela o şeker ağzında sakızla, -benim o sevdiğim pozunu ondan sonra bütün basın ondan sonra kullandı- dünyalar tatlısı ama çok çok çok şeker tatlı yani. Bal kaymak yani. Adam canavarlaşmış. İnsanlıktan çıkmış. O yüze hayvan olsa, hayvan, hayvan bile vahşileşmez. Yırtıcı bir hayvan bile yalıyor. Aslan falan oluyor, böyle şeker bir varlık oluyor, gidiyor yalıyor onu. Hiçbir şey yapmıyor hayvan. Bunlar mahluk. Ama kim bilir nasıl vahşi eğitildi? Nasıl hayvan gibi karaktere büründü adam? Darwinist, materyalist eğitim bir dert, bir bela. Bunu bir an önce kaldırmak lazım.

“Darwinist, materyalist eğitimin acı neticelerinden biri de Dersim’de yaşanan felakettir. Bir gün değil, uzun süre acı çekti kardeşlerimiz” sözünüze karşılık olarak “Tehlikeli sularda yüzüyorsunuz” diyor Temel Pala. Yani niye tehlikeli? Bir belaya, bir derde, bir acıya dikkat çekiyorum. Dersim’de nur gibi Müslümanlar şehit edildi. Yazık günah. Yalvardıkları halde. Darwinist eğitim bunu getirdi işte, materyalist eğitim bunu getirdi.

“Hocam bu akşamki ortam, gelmiş geçmiş en süper ortamlardan biri olabilir. Tef, darbuka ustalarımız süper” diyor, Hulki Kolören.

Kahraman Maraş’ta da, Sivas’ta da, Çorum’da da, Dersim’de de meydana gelen vahşetin nedeni, sebebi Darwinist, materyalist eğitimdir. Diyor ki, “Sağcı yaptı” diyor. Bak bakalım eğitimi nedir? Darwinist, materyalist eğitim. Sağcı ama vahşet yanlısı. Sevgisiz, merhametsiz. Nasıl sağcı oluyor? Sağcı; Kuran’da var sağcılar, sağ eline Allah onların kitaplarını veriyor. Mümin, muttaki insanlara denir. Değil mi? Acıma, merhamet hissi olur. Cayır cayır adamı yakan adama sen Müslüman diyebilir misin? Fasıktır, hastadır. Neyini soruyorsun bunun?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Sayın Devlet Bahçeli, Başbakanımızın 1915 olaylarıyla ilgili mesajı için; “Yüz binlerce Türk’ü vahşice katleden şerefsizlere taziye umuyorlar” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Başbakan’ın taziyede bulunduğu hali hazırdaki Ermeniler. Onlar zaten bir suç işlemiş değiller. Aynı taziyeyi aynı anda yapmaları lazımdı, karşı taziye. Bunu yapmadılar. Yahut Başbakanımız şöyle diyebilirdi: Orada ölen, şehit olan bütün insanlara ve ailelere, işte ailelerine taziyede bulunuyorum. Onlara da Allah’tan mağfiret diliyorum” diyebilirdi. Şimdi tek yanlı olunca, onlar hiçbir şey yapmadı, biz yaptık gibi anlaşılmış olabilir o tarafta. Belki Başbakan nezaket gösterdi. O söyledi, onlar da söyler diye beklemiş olabilir. Onlar da taziyede bulunur diye. Ama onlar böyle bir şeye gerek duymadılar. Sayın Bahçeli buna sinirlenmiştir. Yani çünkü onlara malzeme çıkmış oldu şu an. Yani “Evet, biz böyle bir katliam yaptık. Böyle bir soykırım yaptık. Kusura bakmayın. Oldu, bizi affedin.” Böyle anladılar. “Tebrik ederiz” dediler. Yani “Suçunuzu kabul ettiniz ya, helal olsun” dediler. Şimdi asıl istedikleri Amerika’nın, herkesin ve Türkiye’nin de kabul etmesi. Arkasından işte o Ağrı’ya kadar olan toprakları isteyecekler. Yüksek miktarda para isteyecekler. İşte birçok kanun, kural ortaya çıkaracaklar. Konu bu. Tayyip Hocam’ın iyi niyetini orada kullandılar, benim kanaatim, bazı çevreler. Halbuki nezaketle, adama çarparsın, “özür dilerim” diyorsun yolda. Değil mi? Hemen adam, “Ben de özür dilerim, kusura bakmayın” diyor. “Asıl ben dikkat etmedim” diyor. Şimdi böyle denmesi gerekirken böyle yapmadılar. Başbakanımız, “Biz de bir özür bekliyoruz” diyebilir. Yani vakit geçmiş değil. “Biz de bir taziye bekliyoruz sizlerden” diyebilir. Yani kimse değil mi onu yapabilecek kişiler?

KARTAL GÖKTAN: “Taziye bekliyoruz” diye söylemiş Başbakan Hocam. “Biz de taziye bekliyoruz” diye.

ADNAN OKTAR: Ben onu ilk söylediğinde zaten böyle söylemiştim. Bir süre sonra da Başbakan bu açıklamayı yaptı. Yani benim bu konuşmamdan yaklaşık birkaç gün sonra.

KARTAL GÖKTAN: Siz söyledikten sonra bu konudan bir kere bahsetmiş Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet. “Hocam ben Havin Başatuğrul. Gülten Başatuğrul, Neslihan Başatuğrul ve Alevi komşumuz Çiçek Doğan ablamızla sizleri izliyoruz. Ellerinizden öper, hürmetle dualarınızı bekleriz.

Tuğba Nur. Bak şekere bak şekere. Görebiliyor muyum? Bak, tipin tatlılığına bak sen. Ayakkabıları falan görüyor musun? Olay müthiş. Ama çok çok fettan bir şey bu yani bayağı tatlı bir şey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Emniyet Genel Müdürlüğü; “Polis teşkilatına en az ortaöğretim mezunu olmak şartıyla yirmi bin sözleşmeli olarak bekçi alınacak. Bekçilerin iş başı yapmasıyla koruma görevi yürüten yirmi bin polis suçlularla mücadeleye çekilecek” diye açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Tamam.

Biraz Mehdiyet’ten bahsetsinler, öyle devam edelim, inşaAllah.  

Masaüstü Görünümü