Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (9 Mayıs 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ADNAN OKTAR: Hadi bakalım.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, dün sizin açıklamalarınızdan sonra Ahmet Hakan da yazısında cumhurbaşkanı adayı olarak Nevzat Yalçıntaş’ı söylemiş. “Yaşının biraz ileri olması engel olabilir mi?” diye sormuş. Ergun Özbudun, İlhan Kesici, İlber Ortaylı, Abdüllatif Şener gibi isimlerden de bahsetmiş aday gösterilebilir diye.

ADNAN OKTAR: Telaş etmesinler, Allah’ın takdir ettiği kimse, o olacak. Allah’ın takdirinin dışında bir şey olmaz. Yedi cihan bir araya gelse, Allah’ın takdirini bozamazlar.

Allah’ın lütfu, Allah İslam’a, Kuran’a hizmet ettiğimiz için, samimi olduğumuz için böyle bir güzellik nasip ediyor, maşaAllah.

Alona’yı kıskananlar olabilir ama kıskanmaları bir şeye yaramaz. MaşaAllah Allah nurunu artırsın, güzelliğini artırsın, inşallah. Allah sağlık sıhhat versin ona, iyilik güzellik versin. Siz de dua edin Allah hidayet nasip etsin, her türlü iyiliği bereketi onun üzerine ihsan etsin, maşaAllah. Allah nurlandırsın, maşaAllah o benim bir tanem. Allah cennette kat kat daha güzel halini gösterecek, inşaAllah. Bu dünyadaki hali maşaAllah. Dünyadaki halini bitirip cennete gittiğinde, Allah bedenen hem ruhen hem simaen kat kat daha güzel hale getirecek.

Benim tatlı şeyhim, şeker bal şeyhim o evde en hoşuna giden yerde meftun olması çok hoşuma gitti. Evden hiç ayrılmak istemiyor, torunlarıyla hep beraber olacak. Bak Allah yine onu o şekilde yaptı. Torunlarıyla, ailesiyle, çocuklarıyla herkes orada zaten.

OKTAR BABUNA: Hocam, Şeyh Mehmet Efendi ve Şeyh Bahaddin Efendiler aradılar, size çok selamları var, “Allah razı olsun” dediler. En kısa zamanda da ziyaretinize gelmek istiyorlar Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam. Allah onlardan razı olsun. Onlar cennet kuzusu, onlar şeyhimizin bize emaneti. Şeyhimiz onlarda yaşayacak, inşaAllah. Her ikisinin de ellerinden ayaklarından öpüyorum. Allah sağlık sıhhat afiyet bolluk bereket versin, hayatlarını huzur içinde geçirmeyi Allah nasip etsin. Şeyhimizle yine aynı evde yaşıyor olmaları çok hoşuma gitti. Şimdi şeyhimiz evin her tarafında, maşaAllah elhamdülillah.

Evet, rahmetlinin güzel bir parçası. Delikanlıların hasıydı Cem Karaca, aslan o. Mümin ve muttakiydi, çok saygılı hürmetli bir Osmanlı delikanlısıydı. Bak, Ermeni’ydi karakteriyle, ruhuyla her şeyiyle çok mükemmel bir insandı. Osmanlı ne diyor Ermeni kardeşlerimiz için; “millet-i sadıka” diyor. İşte sadık evlatlarımızdan biriydi. Son derece mütevazi güzel ahlaklı sevgi dolu bir insandı.

Dinliyorum ben sizi.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, İngiltere’de tahtın varisi Prens Charles’ın Sultanımız, şehidimiz, Şeyh Nazım Hazretlerinin ailesine taziye ziyareti için hafta sonunda Kıbrıs’a gideceği öğrenildi. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri “Kalu Bela’da Müslüman oldu” dediği prensin “Hüseyin adını aldığını” söylemişti Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cemil Çiçek hükümet Milletvekilleri cezasının dönem sonuna ertelenmesine ilişkin teklif sunmuştu. Devlet Bahçeli bu düzenlemeye karşı çıkarak MHP’li Engin Alan ile HDP’li Sebahat Tuncel’in durumunun ayrı ayrı ele alınması gerektiğini savundu ve Engin Alan için “yeni bir teklif hazırlayıp meclise sunacaklarını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Sebahat Tuncel’de mi bundan istifade ediyor?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: O nedir Sebahat Tuncel’in durumu? Milletvekili değil mi o? Nedir?

TARKAN YAVAŞ: O aslında çıktı, KCK davasında hükümlüydü ondan dolayı dışarıda.

ADNAN OKTAR: Bahçeli tabii şimdi o olayla o olayı denk gibi göstertmek istemez. Ayrı özel bir düzenleme ister. Çünkü o düzenlemeyi kabul ettiğinde biraz garip görünüm olacağı için. “Ona bir düzenleme yapıyorsanız o hanımefendiye ayrıca yapın ama bu konuyla o konuyu karıştırmayın” demek istemiş anladığım kadarıyla.

BÜLENT SEZGİN: Hocam; “Teklifin İmralı canisinin milletvekili olmasına vize, PKK’nın dağ kadrosunda siyasete kaydırılmasına yeni bir imkân getirme risklerini ihtiva etmekte olduğunu” söyledi, “Türkiye büyük Millet Meclisi Başkanının kendine göre ilkesel bazlı bir adım atsa da bu çelişkilerin altından kolay kolay kalkamayacağını. Yıllarca süren hak ve hukuk kıyımlarını birden bire telafi edemeyeceğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Akılcı düşünüyor tabii, temkinli hareket ediyor. Ciddi bir tehlike bölünme tehlikesi ve PKK oyunu kapıda duruyor. Başbakan Tayyip Hocam’ın da tek başına altından kalkabileceği bir olay değil bu. Başbakana bir destek bu aynı zamanda, tabii “sen bu işi kendi başına hallet” olmaz. Herkes Başbakana destek verecek ki, PKK tehlikesine karşı o tavır alabilsin, inşaAllah.

Şimdi PKK, Komünist tehlikesine dikkat çeken bir film izleyelim, devam edeceğiz, inşaAllah.

VTR

ADNAN OKTAR: Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriyeli Türkmenlere panelinde konuştu. Sayın Davutoğlu Suriye Türkmenlerine birlik ayetlerini okuyarak, “birlik birlik birlik, birlik olun ayrılmayın” çağrısında bulunurken “Suriye Türkmenlerinin arasına fitne sokmak isteyenlere izin vermemelerini” istedi.

ADNAN OKTAR: İyi niyetli güzel de ama şimdi birlik, Mehdiyet ruhuyla çok net elde edilir. Herkes söylüyor “birlik”, herkes “birlik olalım” diyor ve kimse kaile almaz. Irkçılık yayılmış, mezhepçilik yayılmış, bölgecilik yayılmış, hatta mahallecilik. Kendi mahallesinden olmayana bambaşka bir tavırda bulunuyor bazı insanlar. O yüzden Peygamberimiz (s.a.v.) bu belayı bildiği için Mehdisini özel görevlendiriyor, alametler veriyor. Bak koskoca Suriye’yi Allah haritadan sildi Hz. Mehdi (a.s) alameti olarak.” Şam yerle bir olacak” diyor Peygamber (s.a.v.) aynısını yaptı. “Irak yerle bir olacak” aynısını yaptı. Bir de anlamazlıktan geliyoruz deseler bile tarih ilerliyor, olaylar ilerliyor. Üç beş yıl sonra bambaşka bir Türkiye olacak, dünyada bambaşka olacak. Mehdiyet, zinde ve güçlü yapısıyla adım adım ilerliyor, elhamdülillah. Sayın Davutoğlu’da güzel ahlaklı bir Mehdiyet ekolüdür, Mehdilik ekolüdür. Candan bir tavırla Mehdiye’te kapı açıyor ama o kadar söyleyebilir. Nasıl söylesin, Mehdiyet’te birleşelim diyemez. Öyle diyebiliyor “birleşelim birleşelim” diyor. Ama bir süre sonra İslam âlemi, bu gaflet uykusundan uyanacak, son aşamada. Uykusunu aldılar, uyanma saatleri geldi, inşaAllah.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yalçın Akdoğan yazısında; “Hükümetin basında çıkan afaki her iddiayı boş ve boş lafı yorumlamak veya yalanlamak durumda olmadığını ve Terör örgütlerinin en ileri ütopyalardan bahsetmelerini ciddiye alınacak bir tarafı olmadığı” söylemiş. “PKK’nın da özerklik sözlerini kendi tabanını motive etmek için söylediğini. Kendilerinin de bunun gerçekleşmeyeceğini bildiklerini” söylemiş.

ADNAN OKTAR: Delikanlı, imanlı, akıllı maşaAllah. Tayyip Hocam işte başbakan adayı istiyorsa, ama şu an kabul etmiyorum tabii o başbakan olacak. Ama daha ilerisi için düşünüyorsa Yalçın Akdoğan; çok şuurlu, nurlu.

SEDAT ALTAN: Hocam, siz kendisine tavsiyede bulunduktan sonra inşaAllah çok net bir açıklama olmuştu siz söylemiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii bak derli, toplu, sıhhatli, düzgün bir açıklama. Çoktan beri bekliyorduk bu açıklamasını. Rica etmiştim derli toplu açıklamış baya güzel.

Dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Altan Tan; “Ortadoğu’da İslam’la ilişki kuramayan Müslüman toplumların dini taleplerini anlayamayan ve onlara karşılık veremeyen hiçbir siyasi hareketin başarılı olamayacağını.”

ADNAN OKTAR: Helal olsun koçuma, güzel konuşmuş. Bak PDP’li ama taktir ediyorum Altan Tan’ı. Müslüman delikanlı, güzel konuşmuş.

KARTAL GÖKTAN: Ve “bu konuda HDP’liler ila tartıştıklarını” söyledi. HDP iki eş başkan olacaksa bunun biri sol liberal, diğerinin ise dindar olması gerektiğini” açıkladı.

ADNAN OKTAR: Sol liberal, solcularda tabii onlarda Allah’ın kulu, şefkat duyarım. Ama din, Ortadoğu’nun diğer adıdır, Ortadoğu’nun ruhudur. Din olmadan Ortadoğu olmaz, din olmadan hayat olmaz. Benim için hayatın bir anlamı yoktur mesela din olmazsa, Allah esirgesin. Ben din için, Allah için yaşıyorum, tabii hepimiz öyleyiz inşaAllah.

Üftade Hanım diyor ki; “Adnan Hoca ve kediciklerine kocaman bir maşaAlah. Baktıkça ruhumuz açılıyor. Şeker, bal Adnan Hocam benim” diyor, maşaAllah.

“Hocam hakkını vermemiz lazım bu güne kadar oynayanların en iyisi Erkan Hocam” diyor. “Müthiş bir kaidesi ve figür çokluğuyla tebrik ediyoruz” diyor.

Ruhan Özkurt ameliyat olmuş Allah şifa versin.

Murat; “Hocam, cennette bu dünyadaki yaşamların kesitlerini izleyebilecek miyiz?” Rüyanda nasıl kesitler izleyebiliyorsun, nasıl videokasetlerden kesitler izliyorsun? Gençliğinde bir video film çektiriyorsun, farz edelim yaş günü, 15 yaşındayken çekilmiş. Bu gün gibi seyrediyorsun. O filmi sana gösteren kim? Allah. İsterse üç boyutlu göstertir. Orada amaç ne? Kaderi göstermek. İstediğinde Cenab-ı Allah geçmişi nasıl gösteriyor, bunu bize ispat ediyor Allah. Mesela gözümüzü kapatıyoruz, anında bir bahçe oluşturabiliyoruz. Anında güzel insanlar aklımıza gelebiliyor. Güzel meyveler aklımıza gelebiliyor. Cennette nasıl oluyor diyor? Bu sistemi işte Allah bize gösteriyor. Kendi beynimizde hazır bu sistem. Cenab-ı Allah bunu bize gösteriyor. İstediğimiz zaman, hayal gücüyle istediğimiz yere gidebiliyoruz. Ama cennette böyle flu değil, çok nettir. Düşündüğünüzde, şak olay yerinde olursunuz.

Burak Bilgili; “Müzik ruhun gıdası değildir” diyor. Burak döne döne oynuyorsun ondan sonra. Hem de kaşıkla falan, diz çökerek falan, gerdan kırarak falan. Burak elimde resimler var düğünde çekilmiş. Yayınlayayım mı şimdi? Böyle güzel bir jest de yapabilirim. Ama senden izin almadığım için yapmıyorum. Gerdan kırarak oynuyor düğünlerde, “müzik ruhun gıdası değildir” diyor. Kıskanıyorsun, kıskanıyorsun sen.

Nemo ne diyor? “Hocam, Birmanya’da da Müslümanlar katlediliyor” diyor. Kardeşim katledilmedikleri yer yok ki. Mehdiyet çözüm.

Mustafa Gürleyk; “Adnan Hocam da bir oynasa” diyor. Kardeşim biz kalkarsak burası yıkılır, yıkılır. Yapmayayım böyle bir şey. Bunların hiç biri oynamayla alakası yok dersiniz.

Emine Hanım; “MaşaAllah, Oktar Hocam’ın on parmağında milyon marifet” diyor.

Volkan Kahraman; “MaşaAllah süper. Erdem Hocam’ın kime çektiği anlaşıldı “diyor. Yani irsi diyor.

Nijerya’daki bu Haram Örgütü bütün dünyayı sallıyor değil mi bunlar? Burada katliam oluyor ama Suriye’de Esad bunun bin mislini yapıyor, kimseyi ilgilendirmiyor.

“Cennette Allah, hem bedenen hem ruhen, hem simaen kat kat güzel hale getirecek inşaAllah sözünüz.” Cihangir Yalçın; “Hocam biz günahkar kulları da güzel hale getirecek mi Allah? Lütfen bize şefaatçi olur musunuz?” Yani inşaAllah cennete gidelim de, Cenab-ı Allah şefaat yetkisi inşaAllah versin, o zaman olur. Olur, Cenab-ı Allah şefaat yetkisi verirse. Ama cennete giderseniz bu bedenlerinizi, tipinizi hiç mi hiç beğenmezsiniz, söyleyeyim. “Aman aman aman” dersiniz. Bakmak dahi istemezsiniz. Şöyle bir yan gözle bakıp; aman aman tamam anladım dersiniz. Yani çok farklıdır cennet. İnşaAllah.

Yine Hz. Mehdi (a.s)’ın sima, yüz ve bedenindeki alametler nedir? Sizi bir imtihan edeyim Önce. Oktar sana sormayacağım. Sordum mu bana bakarak cevap veriyorsun. Herkese bir soru soracağım. Cevap vereceksiniz. Bakayım bilecek misiniz? Mehdi (a.s)’ın gözleri ne renktir? Ayn-ül hadra, yeşil. Güzel. Burnunun görünümü nasıldır? Kaş çatma çizgisi nasıl? Tek. Boyu nasıl? Sırtında alamet nedir kalp hizasındaki? Sağ göğsü üstünde defne yaprağı gibi, başka da iki çeşit yaprak var. Fakat mersin yaprağı gibi. Büyükçe bir ben var sağ göğsünün üstünde. Sırtında Peygamberimiz (s.a.v.)’de olduğu gibi. Şimdi onu işte kaynaklarından bir izleyelim. İnşaAllah.

VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Fiziksel Özellikleri

ADNAN OKTAR: İmam Mehdi (a.s), doğru bu olay. “İsa Mesih siyaset yönünde ağırlıklı faaliyet yapar” diyor Bediüzzaman. İmani konuları Hz. Mehdi (a.s), inşaAllah. Ortadoğu Mehdiyet’e göre dizayn oluyor. Suriye hadisin hükmüne göre, Tevrat’ın hükmüne göre bu hale geldi. Irak. Denilenlerin hepsi tek tek oluyor. Ama anlamazdan geliyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki bak; “Irak yerle bir olacak. Bağdat yerle bir olacak, Mehdi (a.s) zamanında.” Sırayla, sonra Suriye yerle bir olacak. Aynısı olmadı mı? “Aynı dönemde” diyor. “Daha önce Afganistan işgal olacak” diyor. O da oldu. Kelimesi kelimesine doğru çıkıyor hepsi. Muhbir-i sadık.

İmam Mehdi (a.s); Cenab-ı Allah Mehdi (a.s)’a gençken Mehdiyet makamının zahir olma yönünü nasip etmiyor. İyice yaşlandığın da, Allah yedi yıllık dünya hakimiyeti veriyor. Ama müminler de biraz tedirgin olmasınlar diye “yediyle dokuz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Yediyle dokuz arasında. Bakın onu da göreceksiniz, dünya hakimiyetini. “Feceten” diyor, “ani bir ölümle ölür” diyor. “Vasıtasında” diyor “feceten.” “Velilerin sonu şehittir” diyor. O da şehit.  Resulullah (s.a.v.) bakıyor, “ışık gibi parlıyordu” diyor “Mehdi (a.s) aralarında.” Bütün herkesi sayıyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in en sevdiği torunudur Mehdi (a.s), inşaAllah, en sevdiği torunu. En fazla sena ettiği, en fazla anlattığı Mehdi (a.s)’dır. Her gün, her Allah’ın günü Mehdi (a.s)’dan bahsetmiştir. Ahir zamanda yasaklandı Mehdi (a.s)’dan bahsetmek. Niye? Çünkü zuhur etti. 1986’dan itibaren sustular. Menzil Cemaati; inanamıyorum, her gün Mehdiyet anlatıldı Menzil Cemaati’nde. Gidin, mürid olarak gitsinler insanlar baksınlar. Dersin “Mehdi (a.s) gelecek mi?” Sus falan diyorlar, aman. “İsa Mesih gelecek mi?” “Sus, aman konuşma.” Peki, ne konuşalım? Ve niye bu yasak? Garip bir şekilde yasaklandı. Muhammed Raşit Erol dedi ki mübarek 1980’de; “Mehdi (a.s) şu an hayatta” dedi. Ve “vazifesine başladı” dedi. “Bizden görev sakıt oldu” dedi. “Tarikatlar ref edildi. Görev onda” dedi. Asayı da Muhammed Raşit Erol Hazretleri, Şeyhimiz Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri’ne, -o zaman o cemaatteymiş Şeyh Ahmed Yasin Hazretleri- Menzil Cemaati’nin ileri gelen vekillerindendi. Seyyid vekillerindendi. “Bu asayı sana emanet veriyorum” demiş. “Ben Mehdi (a.s)’ı görmeyeceğim ama sen göreceksin. Bu asayı ona götür ver” demiş. Şeyh Ahmed Yasin Hocam da aldı getirdi bana. “Böyle bir görev verildi bana. Ben de emaneti sahibine veriyorum” dedi. Demek ki biz de Mehdi (a.s)’a vereceğiz bu asayı inşaAllah. Yeddi emin olarak beni görmüş demek ki. MaşaAllah.

Şeyh Ahmed Yasin dünya tatlısı, çok muhterem, çok efendi bir insan. Şeyhimizin en sevdiği insanlardan. Şimdi Şeyhimiz Sultanımız Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin vefatından sonra manevi emanet Şeyh Mehmet Efendi’ye geçmiştir. Biliyorsunuz. Onun mutlak halifesidir ve mutlak vekilidir ve icazetlidir. İcazetli tek şeyhtir şu anki dünyada. Böyle silsilenamede Şeyh Mehmet Efendi’ye görevin tevdi edildiğine dair Şeyh Nazım Hocamız’ın bizzat el yazısıyla göreve getirme belgesi ona sunulmuştur, Şeyh Mehmet Efendi’ye. O da çok çok efendi, dünya tatlısı, çok nezih, ağzı var dili yok, öyle çok efendi bir insandır. MaşaAllah, Allah nurlarını, kutsiyetlerini arttırsın. Şeyhimizle yine iç içe yaşıyorlar. MaşaAllah. Şeyhimiz eğer aklına eserse çıkar gelir. Evin içinde de gezer, söyleyeyim yani. Kıbrıs’ta da gezer. Ben söyleyeyim. Demedi demeyin yani. Bak yakında haberini alırsınız. Bir cemaatte, bir yerde falan görürler. Bak haberini alırsınız. Öyle bir insan. Yani söylüyorum önceden. Ya bir toplulukta, ya bir camide yahut bir cemaatte gördüklerine dair bilgi gelecektir. Durmaz, gezer, inşaAllah.

''Peki, Suriye'de ne olacak? Esad kalıcı mı, gidici mi bu yaz?'' diyor. Rivayetlerde Süfyan sonlu. Hadislere göre sonlu.

Şehnas shululs, Şehnas sen erkekleri gördüğünde ne yapıyorsun? Bakıyorsundur. Bazılarıyla evlenmek istiyorsun değil mi? Kim bilir neler düşünüyorsun? Kadın, erkek bu konuda aynıdır. Kadın isterse erkeğe şehvetle bakar. Erkek de isterse kadına şehvetle bakar. Kıyafetli kıyafetsiz hiç fark etmez. İsterse paltoyla gezsin erkek, kadın baktı mı şehvetle etkilenebilir isterse. Bunu hiç düşünmüyorlar. Hep kadın etkiler diye düşünüyorlar. Bu da bir akıl tutulması oluyor.

''Hocam, programınıza o kadar alıştım ki, artık her akşam izlemeden yatamıyorum. Allah razı olsun.'' diyor, Yaşar Gül Yaşar01.

''Özetle başkanlık sistemini tasvip etmiyor demişsiniz doğru mudur? Peki, çözüm öneriniz nedir?'' Çözüm şuan ki sistem işte. Cumhurbaşkanı var istediği an meclisi fesh edebiliyor değil mi? Yani başbakanlık belirli bir güçle oluyor. Cumhurbaşkanlığı da belirli bir güçle oluyor. Güç ikiye bölünmüş oluyor. Sen elliye elli, yüz yaparsan yarın bir gün de cins birisi başbakan olursa işin içinden çıkamayız.

''Gelişmiş ülkelerin arasına girmek için değişim şart.'' Kardeşim sistemde bir şey yok ki. Uygulama anormal olursa bozukluk olur. Yani bu sistem neyi tutmuş, Başbakan neyi yapmak istememiş de neyi yapamamış? Tabi ama anayasa mahkemesi var, şu var, bu var. Mahkemeler de var mesela bir yere bina yapacağım diyor hükümet. Mahkeme onu engelliyor. Haklı oluyor gerekçesi. Bu da çok güzel. Yani hükümetin icrasını mahkeme engelleyebiliyorsa bu da çok güzel.

Kartal 1903; ''Haram örgütü.'' Kardeşim o örgüt zaten mafya gibi çalışıyor. Ama dünyanın her tarafı mafya olmuş adeta. Yani dünyanın her tarafında acımasızlık hakim. Mesela Bak Ukrayna’da da dehşet hakim. Beş dakikada ne hale getirdiler ortalığı. Suriye’de vahşet uygulanıyor. Onların yaptığı vahşete bakın, oradaki vahşete bakın. Kıyası kabil değil yani.

Fırlama diye bir tip yazmış, ismi fırlama. ''Haramlara karşı savaşmaya hazır mısınız?'' Kadın resimlerine sprey sıkıyorlarmış, yüzlerini kapatıyorlarmış. Yeni bir cihat türü olarak geliştirmişler bunu. Allah akıl, fikir versin. Sokakta giden o sakallı, bıyıklı tipler var. Kendi sakalı göbeğine kadar olan tiple var. Onlara da sulanan tipler oluyor. Yani Allah'ın hikmeti yani bir mucize olarak. O zaman o sakallı, bıyıklı o garip tipler onlara da sprey sıksınlar suratlarına değil mi? O zaman sorun kökünden hallolur.

Gülhan Kara; ''Hocam, masanızda şarap kadehi var. Bu nasıl olur?'' diyor. Kırıyım mı şimdi bu kadehi?

Arif Bebesi; ''Hocam idolümüzsünüz.'' MaşaAllah. İdolümüz yani ideal olduğumuz kişi Hz. Muhammed (s.a.v.), peygamberler. Bizler aciz, Allah'ın zavallı kullarıyız. Herhangi kullarıyız. Kul örnek alınmaz. Peygamber örnek alınır. Ben hiç kimseye şuana kadar bana benze demedim. Hep peygambere benze dedim. Kuran'a uy, Peygamberlere benze. Daima peygamberlere benzemeyi istiyoruz. Sahabeye benzemeyi istiyoruz. Şahsa benzeme öyle bir olay olmaz.

OKTAR BABUNA: Allah bir ayette Hocam şeytandan Allah'a sığınırım. ''Allah'ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır.'' diyor.

ADNAN OKTAR: Tabi.

Mert Hasan Ceylan; ''Hocam ahit sandığı hakkında bilgi verir misiniz? Hayırlı sohbetler Hocam.'' Ahit sandığı, Hz. Mehdi (a.s)'a nasip olacak. Kudüs-ü şerifte Hz. Mehdi (a.s)'ın bulunduğu yere getirecekler. Müslüman olur” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Çünkü Moşiyah'ın geldiğini anlamış olacaklar. Kutsal sandığı başka kim bulur? Moşiyah bulur, Hz. Mehdi (a.s). Dört bin yıldan beri bekliyorlar. O zaman tam itaat. İnşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, güzel bir resmi vardı Şeyhimizin, uygun görürseniz inşaAllah, sevimli bir kediyle.

ADNAN OKTAR: Bakıyım. Dünya tatlısı, bal, şeker, kaymak. Hep süslü ve güzeldi. Mezarı da süslü, güzel.

''Altın buhur sunayla her yeri altınla kaplanmış anlaşma sandığı buradaydı sandığın içinde.'' Tevrat’tan okuyorum. İbraniler 9/4-5 ''Altından yapılmış man, kudret helvası testisi bir kere bu kabı göreceksiniz.” Altından yapılmış, içinde man bulunan. Altınla saklanmasının nedeni; bozulmaması nedeni ile manın ama ağzı tabi katranla veyahut ona benzer bir maddeyle kapalı olmuş olacak, hava almaması için. Manın bozulmaması için. “Harun’un filizlenmiş değneği ve antlaşma levhaları vardı.” Taştan, sandığın içinde. “Sandığın üstünde Bağışlanma Kapağını gölgeleyen yüce Keruvlar dururdu.” Yani melek timsali gibi yapılmış. Yani genç kız görünümünde böyle kanatlarını açmış varlıklar. Yahut genç erkek görünümünde. Melek demeyelim de yani o tarz varlıklar. Kanatlı varlıklar, inşaAllah. Erkek, kanatlı varlıklar. ““O zaman RAB bana, 'Öncekiler gibi iki taş levha kes ve dağa, yanıma çık' dedi.” Hz. Musa (a.s)'a. İki taş levha, kendisi kesiyor. “Parçaladığın önceki levhalara yazılı buyrukları yeni levhalara yazacağım. Sonra onları sandığa koyacaksın.' Böylece akasya ağacından bir sandık yaptım.” Bak ağaç da akasya. Tabii üstün altın kaplama ama içinin akasya ağacından yapıldığını insanlar görecekler. “Öncekiler gibi iki taş levha kestim.” diyor. “On Buyruğu, daha önce yaptığı gibi, bu levhalara yazdı ve bana verdi.” Bu taş üzerine kabartma yazılar da bu sandığın içinde, bunu da göreceğiz.

Bazı kadınlar oluyor, çok nobran oluyorlar. Pek kıymetli oluyorlar ne hikmetse böyle. İnanamıyorum neden yani? Bir özgüven geliyor ama nereden geliyor onu da anlamıyorum. Kaynağını bilemediğimiz bir özgüven.

“Hocam lütfen Hz. Mehdi (a.s)'ın fiziksel özelliklerini Oktar Ağabey’e anlattırın. Zaten siz sorunca kendini tutamıyor, coşuyor maşaAllah” diyor. Daha önce stüdyodayken; Oktar Hocam, sen anlat dedim. Bana dikkatlice bakıyor, “kaşları” diyor. Yavrum dedim, yapma etme.

“Hocam saatiniz nasıl da parıldıyor” diyor.

SEDAT ALTAN: Hocam, hadiste Hz. Mehdi (a.s) ileri yaşlarda, genç görünümlü yakışıklı bir genç olarak zuhur edecek diyor, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bir kayıp haberi vardır okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Tabii hemen.

BÜLENT SEZGİN: Bir çocuk daha kayboldu. Adana’da, ortaokul sekizinci sınıf öğrencisi, 14 yaşındaki Koray Güngör. Dün sabah okula gitmek için çıktığı evine bir daha dönmedi. Merkez Seyhan ilçesinde oturan Koray Güngör; Dün sabah kahvaltısını yapıp saat 6.30 da okula gitmek için evinden çıktı. Ancak Güngör evine dönmedi. Baba 47 yaşındaki Durmuş Güngör tüm aramalara karşı oğlunu bulamayınca polise kayıp dilekçesi verdi. Kooperatif operatörü Güngör oğlunun okula ve dershaneye gitmediğini öğrendiğini belirterek. “Okula giderken cep telefonunu yanına almazdı. Baktık telefonu da evde, şu ana kadar kendisinden bir haber alamadık” dedi.

ADNAN OKTAR: Böyle şeylerde ailesi daha bilgi vermesi lazım. Mesela çocukta bazen psikolojik bozukluk oluyor söylemiyorlar. Veya çocuk bunalımlı oluyor, daha önce buna benzer şeylere teşebbüs etmiş oluyor. Bunları söylemeleri lazım. Yan bilgiler çok önemli. O zaman oradan bir neticeye gidilebilir. Belki başka bir ile gitti yahut başka bir şey oldu. 14 yaş koskoca, güçlü, kuvvetli delikanlıdır 14 yaş. En çok yapılacak şey eşkâlinin iyi belirlenip televizyon kanallarında gösterilmesi. Çünkü mutlaka hatırlayan olur. Ailesi tek resim veriyor. Bir tane mi resmi vardır olur mu? Önden, yandan birçok resim vermeleri lazım. Bir daha çocuğun resmini yayınla.

BÜLENT SEZGİN: Babasının bir açıklaması vardı Hocam okuyayım mı inşaAllah?       

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Koray Güngör’ün hiçbir problemi olmadığını söyleyen babası Durmuş Güngör annesi ve ablasının perişan olduğunu belirterek; “Oğlum kendi başına evi terk edecek bir çocuk değil. Yanına okul çantasından başka bir eşyasını da almamış. Başına kötü bir şey gelmemiş olsa şimdiye kadar haber alırdık. Hayatından endişe ediyorum. Gören, yerini bilenler lütfen polise bilgi versin” dedi.

ADNAN OKTAR: Telefonu almaması nasıl oluyor çocuğun?

BÜLENT SEZGİN: Okula giderken almıyormuş Hocam inşaAllah. O günde almamış yanına. Normalde almıyormuş zaten.

ADNAN OKTAR: O zaman diğer televizyon kanallarında da resmini yayınlasınlar çocuğun, onu söyleyelim. Bir daha çocuğun resmini göster. Kardeşim şimdi sırf bu resimle de millet çıkaramaz. Önden, yandan çeşitli resimleri olması lazım. Adana’da nereye gider koskoca delikanlı? Birçok delil değerlendirmek lazım, inşaAllah. Diğer arkadaşların ifadesi alınabilir. Sınıf arkadaşlarından bir şekilde bir delile ulaşılabilir. Evde sıkılmış olabilir mi, bu mümkün mü? Mesela öbürüne baktım ben, bu hayta dedim. Bakar bakmaz çıkarttım. Hakikaten dediğim gibi hayta çıktı. Evden öyle keyfine kaçmış. Çocuğun ara ara resmini o zaman yayınlayın, yayında da olsun. İnternette yayınlayalım. Şimdi çocuk olsa kısa bir alanda aranabilir ama koskoca delikanlı bu otobüse binip bir yere gitmiş olabilir.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, şu an Twitter’da yayınlanmış, bulunmuştur diye çocuk.

ADNAN OKTAR: Bulunmuş. Nasıl kayboluyor, nasıl bulunuyor?

BÜLENT SEZGİN: Dün sabah kaybolmuş Hocam, şu an haber yayınlanmış Twitter’da.

ADNAN OKTAR: Twitter’da, bulundu diye.

BÜLENT SEZGİN: Evet, Hocam.

ADNAN OKTAR: “Hocam, özür dileyerek söylemek istiyorum. Bu güne kadar oynayan en iyi ikili Oktar ve Erkan Hocam” diyor. Büşra Hanım öyle diyor.

“Adnan Hocam hayırlı geceler, öncelikle başınız sağ olsun kayıp çok büyük.” Nasıl kayıp? Ne demek kayıp olur mu? Cenab-ı Allah cennetine almak istediyse o bir güzelliktir, kayıp değildir. “Allah size hayırlı uzun ömür nasip etsin. Dualarınızı bizden esirgemeyin Hocam” diyor. Siirt’ten bir kardeşimiz yazmış. Büyük kayıp yanlış, yanlış söylüyorlar. Veli bir insanın, cennete giden bir insanın kayıp olarak belirtilmesi doğru olmaz. Allah ona bir lütufta bulundu, ihsanda bulundu, Allah nimetlendirdi güzel Şeyhimizi. Şimdi o bir gezintiye çıkar bak söylemedi demeyin. Duyacaksınız inşaAllah.

“Hz. Mehdi (a.s)’ a biat canlı olarak tüm dünyada izlenebilecek mi? 2023 senesinde mi gerçekleşecek bu olay? Cevaplayınız Hocam.” 2023’te zaten dünya hâkimiyeti olur inşaAllah. Çok geniş çaplı hâkimiyet olur. Böyle şeyler bir başladı mı domino taşı gibi yıldırım hızıyla olur. Mesela Türkiye, Azerbaycan birleşmiş olsa öbür ülkelerin birleşmesi mesela bir hafta bile sürmez. Üç gün, iki gün, böyle şeyler çok süratli olur.

Şimdi Şeyhimiz Sultanımız Şeyh Nazım Hocamızın güzel bir sohbetini dinleyelim, sonra devam ederiz, inşaAllah.

VTR-Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Güzel Duası

ADNAN OKTAR: “Ağabeyin, Harun’a de ki; pederin arkasındaki en kutsal yere iki de bir girmesin. Anlaşma sandığın üzerindeki bağışlanma kapağına yaklaşmasın. Yoksa ölür. Rabbi’nin huzuruna yaklaştıkça, ölen Harun’un iki oğlunun ölümünden sonra Rab, Musa’ya böyle sesleniyor. Çünkü ben kapağın üzerinde bulut içinde görünüyorum.” Bu kutsal sandığı her açan ölmüş. Ama Hz. Mehdi (a.s)’a böyle bir şey olmayacak. Bu da çok harika bir şey. Bunun neden olduğu da bilenemiyor şuana kadar. Museviler, sandığın ancak Mesih’in gelişinde, Mesih tarafından ortaya çıkacağına inanmaktalar. Hristiyanlar da bu sandığın bulunması durumunda İsa’nın yeryüzüne geldiğine inanacaklarmış. Yani indiğinin alameti oluyor.

Burakhan Küfrer; “60’lı yaşlarıma gelince Adnan Hoca, gibi canlı yayında televizyona bakıp, kendime, maşaAllah çok yakışıklıyım demek istiyorum” diyor. “Bakalım ne olacağız 60 yaşlarda?” Böyle pon pon bir dede de olabilirsin. 

Fikri Topaloğlu; “Ülkemizin gururu Adnan Hoca’ya maşaAllah” diyor. Ülkemizin gururu İslam’dır. Resulullah (s.a.v.)’dir, peygamberlerdir.

Ölen insanlardan sonra yas tutmak, Mekke müşriklerinin adetiydi. Sümerler’den kalma, eski Yunan’dan kalma, putperest adetidir. Bir insan, Allah katına giden, cennete giden bir insan dövünüyorsa, ağlıyorsa, yerlere yatıyorsa Allah’ın yarattığını beğenmiyor demektir. Allah’a isyan ediyor demektir. Ama Allah’a şükrediyorsa, hamd ediyorsa sevinç içinde bu vuslatı, bu Allah’la birleşmeyi güzel görüyorsa, cennete intikali güzel görüyorsa, bu mümin vasfıdır. Öbürü müşrik vasfıdır. Müşriklerden olmamaya dikkat etmek lazım.

“Hocam Resulullah (s.a.v.) devrinde hanımlar, beyler için bakım var mıydı? Hanımlar makyaj yapıyorlar mıydı? Saçlarını boyuyorlar mıydı?” diyor. Çok anlattık. Ama tekrar tekrar anlatalım. Peygamberimiz (s.a.v.) kendisi siyaha boyuyor saçını. Keten ve kına karışımıyla,  siyah. Hatta Hz. Ayşe (r.a) “annemiz aynı kaptan saçımızı boyardık” diyor. Topkapı da kutsal emanetler dairesinde o kabı görecekler, boya kabı. Hz. Ayşe annemiz beraber birlikte saçlarımızı boyardık” diyor. Doğal boyayla. Hanımlar içinde Peygamberimiz(s.a.v.) üç boyayı tavsiye ediyor. “Ama sarı en beğendiğimdir” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Ve kızıl. Kadınlar ona allık denilen boyayla yanaklarını boyuyorlar, allık. Ellerini boyuyorlar. Yani oje olarak. Kınayla. Fakat kardeşlerimiz, bunlardan bir haber oldukları için garip bir mantıkla erkeklere benzetmeye çalışıyorlar kadınları. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu yasaklıyor. Kadınlar erkeklere benzemesin diyor.

“İbn-i Abbas (r.a) anlatıyor. Resulullah (s.a.v.) ferman buyurdu. “Yas tutma, ağlama, cahiliye işlerinden biridir.” Adam kutsal biliyor. Sen Allah’a ihsan için ağlamıyor musun? Heyecandan,  sevinçten ağlamak ayrıdır. Üzüntüden ağlamak ayrıdır. Üzüntü ne demek? Allah yanlış yaptı diyorsun, haşa. Ben doğrusunu biliyorum diyorsun. “Ağlayanların bulunduğu cenazeyi takip etmeyi de Peygamberimiz (s.a.v.) yasaklıyor.”  Takip etmeyin diyor. Çünkü şirk işleniyor. Olmaz. “Peygamberimiz (s.a.v.) ona nehf“ diyor. Nehf, yas tutmak yasak. Resulullah (s.a.v.) nehfi, yas tutmayı yasakladığını hatırlatıyor, veda hutbesinde. Mesela Mısır’da eski Firavun devrinde ölü evinin kadınları başlarına, yüzlerine çamur sürerler, elbiselerine vücutlarını iple sardıktan sonra çıplak göğüslerini dövdükten sonra ağlaşırlarmış. Firavun devrinde, müşrik adeti. Buna benzeyen ağlama ve bu tarz adetler Asurlar’da, Persler’de, Girekler ve Romalılar’da da vardı” diyor. Hatta özellikle adam tutuluyor, ağlamak için. Müşrik adeti olarak.

Resulullah (s.a.v.) doğal boyayla boyuyor saçını, sakalını. Şimdi ki öyle suni boylar yok. Keten ve kına. “Resulullah (s.a.v.) Yahudiler ve Hristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz onlara muhalefet edin boyayın” diyor. Enbiya, Müslim, Libas, Ebu Davut, Teracül, Nesai Ziynet bölümü, Tırmizi Libas bölümü. Saçlarına kına yapmış insana; “bu ne güzel” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Az sonra kına ve kete ile boyanmış biri geldi “bu evvelkinden daha güzel”” diyor. Sonra saçlarını sarıya boyamış biri geliyor. “Bu öbürlerinden de hepsinden de güzel” diyor, sarıya. “En güzel bu” diyor, inşaAllah Ebu Davut’da ve İbn-i Macir’de. Sufra denen sarı boyayla boyuyorlarmış o dönemde sufra. Bununla elbisede boyadıkları oluyormuş, doğal boya.

Bağnazda insana ne kadar yapışıyor ya. Yobaz, bağnaz takılan gençlere bak modern gençler aslında. Diskoya gidiyor, eğleniyor. Plajlardalar ama yobazlığı da kudurmuş gibi savunuyorlar. Hayret ediyorum yani. Yani nasıl bir pislik ki bu, insanların üzerine zift gibi yapışıyor. Ve İslam dinini ortadan kaldırdılar bu sebeple. Bağnazlıkla İslamofobiyi geliştirdiler. Bu yobazların marifeti bu. Mehdiyet olmasa İslam’ı yeryüzünden silmişti yobazlar. İslam kalmamıştı şuan. Yani şuan İslam’ın dünyada kalmasının sebebi Mehdiyet’tir. Çoktan kazımışlardı, bitmişti yani. Türkiye’yi bölememelerinin nedeni de Mehdiyet’tir. Türkiye’yi de yerle bir edeceklerdi.

Şeyhimiz şimdi Mekke, Medine, Şam, İstanbul geziye çıktı. Yakında haberini alırsınız söylüyorum. Bir bildiğim var ki söylüyorum. Görürsünüz, inşaAllah. Ahir zaman evliyası Şeyhimiz, dünyalar tatlısı. Şimdi yerin altı da, yerin üstü de bir ona, inşaAllah, maşaAllah. Bediüzzaman ruhaniyet kesbeden evliyadan bahsediyor. “Cesedi misalidir” diyor ervahı misali. Risale-i Nur’da o kısmı bana gönderebilirseniz size okuyayım. Burada Risale-i Nur yok değil mi? Burada tam takım bulunsun, inşaAllah.

Cennette hep muhabbet vardır. Sevgi vardır, güzellik vardır, eğlence vardır. Dans cennetin mühim özelliklerinden. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor, ağaçlar bile dansa katılıyor, onlarda eğleniyorlar. Hep beraber hareket, inşaAllah. Ama çile çekmeden, acı çekmeden cennetin bir anlamı olmaz o anlamda, yani gücü olmaz. Zayıf olur gücü. Onun için Cenab-ı Allah gücünü güçlendirmek için dünyada imtihan meydana getiriyor. Baksana koltuklara yaslanırlar diyor. Direkt cennete giren niye koltuğa yaslansın? Havada durur, havada gezer yani. Yorulmuyor ki yaslansın. Ama alışmış, hep döşek arıyor, hemen döşek mesela. Çadırlar, hemen kapalı yer, inşaAllah. Temizliğe hayran mümin cennette. Allah Allah, yiyeceklere bakıyor tertemiz. Sokak tertemiz, yere uzanıyor tertemiz. Banyo yapma ihtiyacı yok. Güneş batmıyor, doğmuyor. Süper rahatlık.

Bu konuyu İsa Mesih’in inişi konusuna inanmayanları ikna için anlatıyor Bediüzzaman. “Kış mevsiminde bir anda yaz numunesi icat eden kadir külli şeyh vaat etmiştir” diyor ya, o bölümde asıl.  “Üçüncü Tabaka-i Hayat: Hazret-i İdris ve İsa (a.s)'ın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından (gerekli olanlar) tecerrüd (ayrılma, temizlenme) ile melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letafet kesbeder (güzellik kazanır). Âdeta beden-i misalî letafetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semavatta bulunurlar”. “Âdeta beden-i misalî letafetinde” Bedenin aynı benzerinde ama nur kesilmiş. “Cesed-i necmî nuraniyetinde” Yani yıldız gibi olan. “Cism-i dünyevîleriyle semavatta bulunurlar” Yine dünyevi cisim ama bedeni nur haline gelmiş oluyor, ışık gibi. O yüzden de yemek içmek ihtiyacı olmuyor. Ama ibadet ediyor. Mesela Hz. İdris (a.s) ve İsa (a.s) ibadet ediyorlar. “Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla, kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve ispat edilmiş. Hattâ ben kendim, Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Benim yanımda ve benim yerime şehid olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum zaman, mahall-i defnini bilmediğim halde, bence bir rüya-yı sadıkada, tahte'l-arz bir menzil suretindeki kabrine girmiştim” diyor Bediüzzaman. Nerede defnedildiğini bilmiyordum ama rüyayı sadaka da diyor. Ama bence bir rüyaysa tabii diyor, bence. Yani o kadar netti diyor. “Onu şüheda tabaka-i hayatında gördüm. O beni ölmüş biliyormuş; benim için çok ağladığını söyledi” diyor konuşuyor. “Kendisini hayatta biliyor” diyor “şehit olduğu için” diyor. Bak kendisini hayatta biliyor, Bediüzzaman’ı da vefat etmiş biliyor. “Ehl-i kuburun hayat-ı ruhanîleridir. Beşinci tabaka-i hayat: Evet, mevt, tebdil-i mekândır, ıtlak-ı ruhtur.”

Evet, bu konu asıl dediğim yerde olduğu için oradan bakacağız. Şimdi bugünlük bu kadar olsun. Yarın devam edelim, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü