Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (10 Mayıs 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Abdullah Öcalan daha dindar bir üslup kullanmış, bu iyi. Ama biz PKK tehlikesine, komünizm tehlikesine dikkat çekmeye devam edeceğiz, inşaAllah. Bir film seyredelim devam edeceğiz, inşaAllah.

“Cennette gece yoktur” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Cennet ışık ve nurdan ibarettir.” Her şey, madde kendinden ışıklı. Yani dış bir ışık kaynağı yok. “Cennet ehli uyur mu?” diye soruyorlar Peygamberimiz (s.a.v)’e, “uyku ölümün kardeşidir, cennet ehli uyumaz.” Bir süre sonra “uykum geldi” diyor, insanlar için bu rahatsızlık verici bir şey. Dünyanın bir eksikliğidir bu. Uyumamak istiyor hayatta işine gücüne bakmak istiyor ama uyku gelince ona karşı direnemiyor. “Müminlerin arasında anlaşmazlık olmaz” diyor “cennette.” “Kalpleri tek bir kimsenin kalbi gibidir, aralarında ihtilaf, husumet yoktur Müslümanlar’ın” diyor. Ama dünyada kırıp-geçiriyorlar birbirlerini görüyorsunuz. “Cennet ehli şöyle diyecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v); “Biz ebedileriz asla helak olmayız. Biz mutlu kişileriz asla kederlenmeyiz.” Keder yok, dünyaya mahsustur keder. “Orada hiçbir dert ve tehlike yoktur.” Yani hiçbir hastalık ve tehlike yok. Burada bin bir türlü tehlike var. Değil mi? Adamlar kendilerini arabada güvende hissetmiyor, sokakta güvende hissetmiyor, hastalık tehlikesi oluyor bin bir türlü tehlike.

Cenneti anlamak için gözünüzü yumun herhangi bir şey istediğinizde anında kafanızda yaratıyorsunuz. Allah bu gücü veriyor. Mesela rüyanızda istediğiniz gibi oluyor olaylar. Bir şey oluyor, dağlar tepeler oluşuyor, her şey oluşuyor ve gerçek zannediyorsunuz. Biri kovalıyor kaçıyorsunuz. Bayağı inanıyorsunuz gerçek olduğuna. Cennetin şekli de bu dünyadaki şekle benziyor aslında. Meyveleri, dış görünüm, birçok yönden benziyor, inşaAllah. Ama Allah imtihanda kusursuzluk olsun diye hiçbir açık olmayacak şekilde yaratıyor. Çünkü aklın ihtiyarını alacak herhangi bir şey imtihanı çökertir. O yüzden mesela çok alimler var, büyük alimler var, çok bilgili ama imanı zayıf olduğu için İslam’ı anlatamıyorlar, yayamıyorlar. Bayağı alim, müthiş imkanı var. Mesela bak, Suudi Arabistan Kralı, çevresi. Müthiş imkanları var, isteseler coşkuyla Allah’ı anlatabilirler ama iman zafiyetinden dolayı çok çok cüzi anlatabiliyor. Gücü yetmiyor. Halbuki cenneti görüp gelse onlar, Suudi Arabistan’ın bütün malını mülkünü harcar. Yeri göğü birbirine katar. Değil mi? “Allah var” der yeri göğü birbirine katar. Ama imanı zayıf olduğu için ancak bu kadara güç yetirebiliyor. Ulemanın da İslam’ı anlatamamasının nedeni, gücünün yetmemesinin nedeni budur. İmanın zayıf olmasıdır. İmanın gücüne göre de anlatma kabiliyetleri artıyor. Mesela biz gözümüzü yumduğumuzda istediğimizde dağları tepeleri hemen oluşturabiliyoruz. Yollar, yolda hareket etme imkanı, binalar hatta şehir oluşturabiliyoruz gözümüzü kapattığımızda. Cennetteki sistem de buna benziyor, biraz. Yani anlamanız için söylüyorum. Mesela aynaya bakıyoruz anında insanın aynısı yaratılıyor, bakar bakmaz. Neredeyse üç boyutlu, o kadar net. Yaratma Allah için öyle zor değil ayette diyor; “Bizim için çok kolay” diyor. İnsanlara o çok zor geliyor. Cennet acayip karmaşık ve zor geliyor ama Allah’ın katında çok çok kolay. “Bizim katımızda son derece kolaydır” diyor Allah. Mesela çok girift sahneleri bile düşünebiliyoruz biz kafamızda. Mesela bir şehri bir anda kafamızda canlandırabiliyoruz. Bize Allah bu gücü verdiğine göre, ondan gerisini siz düşünün, inşaAllah. İstediğimiz kişiyi hemen anında kafamızda canlandırabiliyoruz. İstediğimiz meyveyi, her şeyi.

Kadınların özgür olmadığı her toplum yıkılır. Daha önce de söyledim. Kadınların özgür olduğu toplumda İslam hakim olur. Kadınlara dünyayı cehenneme çevirirse bir ülke, Allah o ülkeyi yıkar. İnsanların yarısı çünkü kadınlar. İnsanların yarısı zulüm altında yaşıyorsa, Allah yerle bir eder o ülkeyi. Kadınları kolay görüyorlar. Yani “rahatça ezeriz.” Bak Meclis’te kadın sayısı çok az. Bu çok acı bir olay. En az yarı yarıya kadın olması lazım. Kadın kıyafetlerini erkekler belirliyor. Senin ne haddine kardeşim?  İstediği gibi giyinir, sana ne. O sana soruyor mu? Saçını limonla tarıyorsun yandan. Plajlarda atom forvet geziyorsunuz. Dünyada en büyük şiddet ve dehşet öncelikle kadınlara, sonra çocuklara uygulanıyor. Çünkü çocuk kendini koruyamıyor. Kadın da kendini o kadar koruyamıyor. Onun için ne kadar maganda, zonta varsa, ne kadar ahlaksız, üçkağıtçı varsa; ya kadınları öldürüyorlar, ya çocukları öldürüyorlar. Savunmasız oldukları için onlara bu kötülüğü yapıyorlar. Bu zulüm, işte Mehdiyet devrinde kalkacak. Kadınlar çiçek gibi ortada gezecekler ve kimse de kılına dokunamayacak bak söyleyeyim. Peygamberimiz (s.a.v) diyor “Buradan Şam’a kadar yanlarında erkek olmaksızın gidecekler.” Ne demek? Erkek egemenliği kalkıyor. “Yanlarında” bak “hiç bir erkek olmaksızın, Şam’a kadar hiçbir risk olmadan gidecekler” diyor. Hangi devirde? Hz. Mehdi (a.s) devrinde.

Neml Suresi 79‘da Cenab-ı Allah diyor ki; “Sen, Artık Allah’a tevekkül et; çünkü sen apaçık hak üzerindesin”. Şimdi adam tevekkül, “iyi tamam edelim” der, “tevekkül edelim.” Halbuki tevekkül dünya cennetidir. Dünyada cennetin adıdır tevekkül. Yani hakkıyla tevekkül olursa, hiçbir dert, hiçbir sıkıntı, hiçbir gerilim olmaz. Hiçbir korku olmaz. Akşama kadar insanlar nasıl hop oturup hop kalkıyorlar? Dizini hoplatıyor böyle mesela, o gerginliğin etkisiyle. Kuran’ın böyle ayetleri, birçok ayeti insanlara çok sade geliyor. “Tevekkül et” “ tamam ederim” diyor. Halbuki sana orada dünya cenneti anlatılıyor. Çok hayati deliller ve çok hayati açıklamalar Kuran’da çok sakin anlatılır. O yüzden insanlar anlayamıyor. Mesela tevekkül etmemiş olsa bir insan; “yolda gelirken araba mı çarpacak acaba? Hasta mı olacağım? Kanser mi olacak? Ülser mi olacak? Başı belaya mı girecek? Biri bir şey mi söyleyecek? Biri bir laf mı atacak?” Cehennem. Bak Cenab-ı Allah ne diyor “Sen artık Allah’a tevekkül et”. Bir ton ağırlık bir anda üstünden kalkar insanın. Bir tondan teberri etmiş oluyor, kurtulmuş oluyor ağırlıktan. “Çünkü sen apaçık hak üzerindesin”. Bak mesela şimdi bu çok önemli. Yani “Kuran’a dayalısın, senin tedirgin olacağın bir şey yok, hak üzeresin. Kuran’a tam uymuş durumdasın, o zaman rahatsız olacağın bir şey yok, gönlün rahat olsun” diyor Allah. “Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin”.  Mesela halkta vardır, tebliğ edersin adam sana boş boş bakar. Ölüden kastı o. Bakışındaki ölü ifade ve mantığındaki ölü ifade. “Arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.” Müslüman’dan kaçma küfrün özelliğidir. Bakar hakikaten dediği doğru, hayatı değişecek, “aman bana müsaade” der. Halbuki hayatın olumlu yönde değişecek. Ne kaçıyorsun? Cehenneme kaçıyorsun sen. Cennetten cehenneme kaçıyorsun. Haberi yok cehenneme kaçtığından. “Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin”. Ancak Allah hidayet verirse kurtulabiliyor insanlar. Hidayet denen bir sır var. Allah’ın o kişiyi Müslüman olarak yaratması gerekiyor, yoksa olmuyor. “Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin” yani Allah’tan korkuyorsa, aklı açıksa, şuuru açıksa, ruh sahibiyse o zaman ayeti dinliyor. Uzun uzun anlatmana gerek yok o zaman. “İşte Müslüman olanlar bunlardır” diyor Allah. Yani küçük bir topluluk bunlar. Özel yaratılıyor, Müslüman olarak yaratılıyorlar. Diyor ki “Kuzey kutbundaki adama din nasıl gidecek?” Müslüman olarak yaratıldıysa zaten ona göre planlıyor Allah onu, ona göre yaratmış oluyor. Allah’ın plana ihtiyacı yok da, o zaten Müslüman’la görüşecek ve Kuran’ı kabul edecek şekilde kaderi, hayatı. “O söz başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız” “Tükellimuhum” diyor Allah. “o da, insanların Bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” “Tükellimuhum” “O söz başlarına geldiği zaman” ahir zaman işte Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış zamanı. “O söz başlarına geldiği zaman”. Çünkü bir fevkaladelik var. “O söz başlarına geldiği zaman” yani o sözle Allah’ın vadi, Peygamberimiz (s.a.v)’in vaat ettiğiyle karşılaştıkları zaman “onlara yerden bir Dabbe çıkarırız” yerden mamul bir tebliğ mekanizması çıkarırız. Bak yerden mamül, yerden yapılmış bir tebliğ mekanizması. “O da, insanların Bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” Yani internet ve televizyon. Çünkü şu an dünya hakimi olacak İslam. Bunun için internet ve televizyon olmamış olsa böyle bir şey olmaz. Yani sen Çin’e sırf gitmek için aylarca gemiyle gitmen lazım. Tebliğ başka türlü mümkün değil. İslam’ın hakim olması için radyo, televizyon ve internet yaratıldı. Millet eğlensin diye yaratılmadı. Allah tarafından yaratıldı. Birde mekanizmasını daha hala anlayabilmiş değiller. Ne televizyonun, ne internetin. Hiç birinin mekanizması anlaşılabilmiş değil. Mucize olarak oluyor. Şaşırıyorlar yani nasıl olduğunu onlar da bilmiyor.

“Hocam Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri’nin vefatından sonra çok acayip tuhaf şeyler oldu. Mısır’da Sina Çölü’ne kar yağdı.” Doğru. “Mekke’de sel oldu.” Doğru. “İstanbul’da saatlerce yağmur yağdı”. Gök bazen o fevkaladeliğe iştirak eder. Kuran’da da buna işaret var. Şeyhimiz, dünya tatlısı şu an daha özgür. Daha rahat hareket ediyor.

SEDAT ALTAN: Hocam Mekke de en son sel 2003’de olmuş inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Moskova’da da şiddetli yağmur yağmış inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Müslümanlık’ta eğlence olmaz kafasındalar. İslam’ı yeryüzünden kazıdınız. Allah’tan korkun. Bu yobaz kafanız yüzünden İslam’ı yeryüzünden kazıdınız. Allah’a çok şükür ki; Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s)’ı gönderdi de, fitneyi belayı izale ediyor şu an. İsteseler de, istemeseler de Hz. Mehdi (a.s)’a uyuyorlar şu an. Bütün dünya ülkelerinin liderleri uyuyor, istese de, istemese de. Müslüman evinde tef de olacak, darbuka da olacak, klarnet de olacak, eğlenecek, gülecek. Cennette var çünkü. Müslümanlığın ruhunu öldürdüler. Sanat gücünü öldürdüler. Mahvettiler büyük bölümünü. Sevgiyi kalbinden aldılar, onun yerine nefret koydular. Estetiği aldılar, kabalığı koydular, kütlüğü koydular, sevgisizliği koydular. Mesela bir genç modern giyiniyor, dinsiz görüyorlar. Genç kız saçını boyuyor, dinsiz gibi görüyorlar. Gülüyor, dinsiz gibi görüyor. Müzik dinliyor, “zaten kulağına kurşun akacak” diyor. Gazete, eve resim getiriyor, “buraya, melek girmez bu eve” diyor. Bu ne garip haldir böyle? Nedir böyle?

İrfan Akkuş. Hz. İsa hakkında bilgi vermemi istiyor. Tamam.

“Hocam cennette çok yakışıklı olacağımızdan bahsettiniz. Gökalp Hocam’dan da mı yakışıklı olacağız?” Bu nasıl bir propagandadır Gökalp Hocam. MaşaAllah.

Samet Kekeç; “Allah nurunuzu artırsın Hocam, çok nurlusunuz” diyor, maşaAllah.

Bu erkek egemenliğini daha kapsamlı anlatan bir eser hazırlayayım ben, kitap hazırlayayım. Daha iyi vurgulayabiliriz. Akıl almaz bir zulüm var. Kadınlar dünyanın en güzel süsü, en fazla baskıya uğrayan nadide varlıklar. Her şeyini erkekler yönlendirmeye kalkıyor. Nereye gideceğini, ne yapacağını ne yiyeceğini, ne giyeceğini, nereye bakacağını. Çok acayip bir şey. Erkeklere de alabildiğine bir özgürlük vermişler. Onlar bir şey yaptı mı şan şeref oluyor, bir şey yaptı mı başka türlü oluyor. Kadınlar da bakış açısı bambaşka. Dışarı çıksa bile suç oluyor. Yürümesi suç, bakması suç, oturması suç, kalkması suç. Bunu çok kapsamlı dile getiren bir çalışma yapalım. Hem Kuran ayetleriyle yazayım, hem hadislerle, daha iyi olur. Çünkü sözle anlatsak da kısa oluyor.

Bazı kızlar görüyorum. Yüzünden melanet akıyor. Bazı kızlar şeytan gibi. O kadar da kıymetliler ki. Hayır, çarpık çurpuk ona rağmen çok kıymetli. Hayret içinde kalıyorum. Nedir özelliği? Ne yönden böyle üstündür? Anlamaya çalışıyorum anlayamıyorum. Akıl almaz bir öz güven, nerden geldiği belli olmayan.

Bir de şu hususu iyi belirteyim Şeyh Ahmet Yasin Hocamız da, o da icazetli Şeyh’tir. İcazetname ona da yazılı olarak sunulmuştur. Şeyh Mehmet Efendi’ye de, aynı şekilde Şeyhimiz’e de sunulmuştur. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın bizzat Şeyhimiz’in el yazısıyla ona sunduğu icazetnamesi var inşaAllah. Onu da bilmekte fayda var inşaAllah. Silsileli, daha önce biliyorsunuz Menzil Cemaati’ne mensuptu Şeyhimiz. Sonra Şeyhimiz Sultanımız Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri’ne intisap etti.  Ona bağlı bir Şeyh’tir. Çok değerli mübarek muhterem bir insan.

Ömer Çelebi’ye müjde olarak söylesinler. Şeyhimiz’e ilk gün 21 hatim okutturduk. Sonra da 41 hatim daha okutturduk. 41 hatim indi inşaAllah.

Olga’nın resminin altına “Bademşekerine rakip” diyorlar. Ama hakikaten çok güzel. Mermer gibi bayağı güzel görünüşü.

“Adnan Bey sizin kitaplarınızı 1981’den beri okuyorum. Şu anki İslam-i davranışlarınızı yürekten destekliyor ve katılıyorum.”

“Malatya’da iş yerim var. Yeni açtım. Maddi desteğe ihtiyacım var. Bana bu konuda yardım eder misiniz?”  Olur inşaAllah. O kadar çok böyle maddi yardımda bulunmamı isteyen kardeşimiz oluyor ki, inşaAllah Mehdiyet devrinde oluk gibi olacak inşaAllah.

Magazinci Teyyar Işıksaçan; “Adnan Oktar Hocam’ın programına gitmek istiyorum” diyor. Gelsin Teyyar Işıksaçan Bey gelebilir.

Türkiye’de bağnazlar neşesiz, sevinçsiz, donuk insanlar istiyorlar. Bir kere bütün dünya gördüğümüz kadarıyla estetikten güzellikten hoşlanıyor. Allah onların ruhunu, bütün insanların ruhunu sevgiye müştak yaratmış ve estetikten hoşlanacak şekilde yaratmış. O yüzden de güzel medeniyetler oluşmuş. Mesela Londra’ya gidiyoruz caddeler çok güzel, Paris’e gidiyoruz çok güzel. Ama Afganistan’a gidiyoruz mezbelelikler, çamur, pislik, bakımsız insanlar, mahvolmuş binalar, gri koyu kahve görünümünde bir ölü hayat. Bunu düşünmüyorlar. Niye Allah böyle bir bela veriyor? Şen, neşeli, güzel cennet gibi bir dünya olacakken, Kuran bunu vaat etmişken niye böyle bir batak ortamı meydana geliyor? Bunu düşünmüyorlar. Kendi ellerinizle sunduğunuz sonucunda oluyor bu. Kendi ellerinizle bunu sunuyorsunuz. Ayette diyor bak “kendi ellerinizin sunduğu sonucudur” diyor. Bu tip şehirleri de Allah batak şehirler olarak gösteriyor. Ölü şehirler olarak gösteriyor. “Andolsun” diyor Cenab-ı Allah Furkan Suresi 40, “Üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır. Yine de onu görmüyorlar mıydı?” Şimdi mesela bu ülke neresi? Suriye, Irak yerle bir oldu. Daha yeni yeni tamir oluyor. Afganistan mahvolmuş vaziyette, toparlanamıyor Afganistan.  “Seni gördükleri zaman seni yalnızca alay konusu edinmektedirler, Allah’ın elçi (Mehdi) olarak gönderdiği bu mu? derler” diyor Allah.

Dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, yabancı basında yayınlanan makaleleriniz var. Onlar hakkında bilgi vermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Göreyim, duyayım.

KARTAL GÖKTAN: Suudi Arabistan’ın en önde gelen gazetelerinden Arab News’in İslam bölümünde; “Müminler neden iyiliği emretmekle görevlidir?” başlıklı yazınız yayınlandı. Yazıda; Kuran ahlakından uzak olan insanlara İslam’ı tanıtmanın önemli bir ibadet olduğundan bahsediyorsunuz. Ayrıca İslam’ı yaymak için dünya çapında hizmet eden Müslümanlar’ın yaptıkları çabayı takdir etmenin ve destek olmanın öneminden bahsediyorsunuz. Arab News politika bölümünde de; “Avrupa Birliği dostluk birliğine dönüşmeli” başlıklı bir yazınız yayınlandı. Yazınızda; Avrupa Birliği’nin maddi kaygılar yüzünden yaşadığı krizden bahsediyorsunuz. Bu gibi birliklerin ancak sevgi ve dostluk esasına dayalı olduğunda güçlü ve istikrarlı olabileceğini vurguluyor, ancak o zaman fakir ülkeleri elenmesi gereken zayıf halkalar olarak görmeyeceğini belirtiyorsunuz. Bu yazınızda ayrıca Pakistan’da İngilizce olarak yayınlanan önde gelen gazetelerden Pakistan Observer ve Pakbancer gazetelerinde de yayınlandı. Son olarak Hocam Weekly Blitz isimli sitede yayınlanan “Dünyanın utanç verici sessizliği ve Nijerya’nın kızları” isimli yazınızda, birçok kişinin Nijerya’da kaçırılan kızlar ve Mısır’da ölüme mahkum edilen insanlar konusunda sessizliğe bürünmesinin ne kadar yanlış olduğunu anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah.

SEDAT ALTAN: Hocam, Abdullah Öcalan’ın bugünkü Demokratik İslam Kongresi’ne yolladığı bir mesaj vardı. “Tek devlet, tek millet, tek bayrak” için haşa “zırva bir izah” diyor Hocam. Şii kardeşlerimizi ve Selefi kardeşlerimizi hedef alıyor. Ve devrimci bir İslam anlayışından bahsediyor Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Komünist sistem. Direkt komünistliği savunması gerekir o zaman. Yani komünist sistem olmaz. Şii, Selefi hepsi mümin. Hataları varsa, yanlışları varsa onları gideririz inşaAllah. Abdullah Öcalan’ın kafası şu; ben gece gündüz komünist olduğunu anlatıyorum ya, oradan yakayı kurtarmaya çalışıyor. Daha önce öyle bir konusu hiç yoktu. Bir ara zaten bırakmıştı. O zaman hiç çıtı çıkmadı. Şimdi yeniden çökünce, o da bütün gücüyle, “Ben dindarım, Müslüman’ım elhamdülillah. PKK hareketi de Müslüman’dır elhamdülillah” diyor. Yani, “yakamızı bırakın” diyor özetle. Yani “Biz komünist değiliz, müsaade edin” diyor. Öyle bir şeye müsaade etmeyiz. Normal, samimi, candan Mehdiyet Müslüman’ı olacaklar. İttihad-ı İslam’ı açık açık savunacaklar. İttihad-ı İslam olduğunda o ara konuları görüşürüz. 

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Diyarbakır Sur eski Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş; “Marksizm dine karşı değil. Sosyalizm eşittir dinsizlik değil bana göre. Sosyalizmin özünde adalet, paylaşım, eşitlik varsa bence bu iş aynı şekilde İslam’da da vardır. Ahlaklı bir toplum isteme, vicdanlı bir toplum isteme anlayışı sosyalizmde de var, İslam’da da” dedi inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Benim anladığım şu; eski tüfek komünist Müslümanlar var. Onlarla iç içe gelmişler falan. Herhalde bir ziyaret de olmuş anladığım kadarıyla bazı yerleri. Kendilerince ara formül bulmaya kalkıyorlar. Yok kardeşim. Benim dediğim tarzda İslam anlayışı olacak. Kuran’ın dediği tarzda olacak. Ve orijinallik istemiyoruz. Lafı uzatmaya gerek yok.

AYLİN KOCAMAN: Siz, “Bu konuda kullanırlar” demiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Komünizmin yöntemidir bu. PKK’yı evliya ilan ettiler. Adamların ne olduğunu biz görüyoruz. Oyuna da gelmeyiz. Din adına komünizmi getirttirmeyiz. Dini kullanarak komünizmin gelmesine müsaade etmeyiz. Samimi, normal, dümdüz Müslüman olacaklar. Taktik, teknik falan böyle şeyleri istemiyoruz. Uzatmaya da gerek yok. Sahabenin İslam anlayışı ne ise o.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakan konuşmasında; tek parti zulmüne değinen, Bediüzzaman Said Nursi’nin; “Faniyim fani olanı istemem, acizim aciz olanı istemem. Ruhumu Rahman’a teslim eyledim, gayrı istemem. İsterim fakat bir yar-ı baki isterim. Zerreyim fakat bir şems-i sermet isterim. Hiç ender hiçim fakat bu mevcudat-ı umumen isterim” dediğini de aktaran Erdoğan; “Evet biz fani olanın, aciz olanın değil, baki olanın, azim olanın peşindeyiz” görüşünü dile getirdi.

ADNAN OKTAR: Şimdi Tayyip Hocam konuyu iyi kavramış. Bediüzzaman’dan bahsettikçe bütün Türkiye onu daha çok seviyor tabii. Cumhuriyet döneminde tek Başbakan Bediüzzaman’ı öven. Tarihte yok. Bediüzzaman hürse bu Türkiye’de, bütün Müslümanlar hürdür. Bediüzzaman hür değilse, herkes hür değildir. Bunu böyle bileceksiniz.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleri var. Balıkesir Üniversitesi’nde öğrenci olan kardeşlerimiz ev sohbetinde sizin belgesellerinizi izleyip yaratılış mucizeleri ve iman hakikatleri konulu yemekli sohbet yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah gençlere bak sen, aslanlara maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’dan bir kardeşimiz bugün Çankaya’da 2000 adet Yaşayan Fosiller ve A9 tanıtım broşürü dağıtmış. Bu kardeşimiz uzun zamandır faaliyet yapıyor. Şimdiye kadar yaklaşık 100 bin broşür dağıtmış Ankara’nın her yerinde maşaAllah. Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz ev sohbetinde buluşup sizin kitaplarınızdan ve Kuran okuyarak sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah nurlarını arttırsın.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul’dan kardeşlerimiz Gayrettepe’de 20 adet kitap ve 300 adet CD dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne güzellik, ne ferahlık. Her kitap şeytana darbe. Her kitap Müslümanlar’a bir güzellik maşaAllah, elhamdülillah.

Yine, demek ki hassas yerden yakaladık, PKK’nın komünist yönü. İslam adına komünizmi getirttirmeyiz. Bizi öyle saf zannetmesinler. Şahin gibi seyrediyorum onları şahin. İnşaAllah.

Şeytandan Allah’a sığınırım Müminun Suresi’nde Cenab-ı Allah diyor ki; “Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.” (Mü'minun Suresi / 8) Emanet nedir? İnsanlar, kardeşlerimiz bize emanettir. Evler emanettir, canımız emanettir. Yani emaneti koruyan olmak. “Ve ahidlerine” kime ahid verdik? Allah’a ahid verdik. Müslüman olacağımıza, doğru, dürüst olacağımıza.

 “Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır.” (Mü'minun Suresi / 9) Namazlarına devam ediyorlar.

“İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.” (Mü'minun Suresi / 10) “Onları yeryüzüne hakim edeceğim” diyor. “Ahirette de cenneti onlara sunacağım” diyor Cenab-ı Allah.

“Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e de varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalacaklardır.” (Mü'minun Suresi / 11) Ne istiyor Cenab-ı Allah? Sadece emanetlerine ve ahidlerine riayet etmek. Ahidde ne dedik? “Ya Rabbi samimi olacağız” dedik. Samimi olacağız. “Kuran’a uyacağız” dedik, Kuran’a uyacağız.

“Namazlarını koruyanlardır.” “Bunu yaparsanız sizi yeryüzüne hakim ederim” diyor Cenab’ı Allah. Bak Apo bile bizim anlatım yöntemlerimize, anlattığımız gerçeklere dayanamadı. Ve komünizmi bırakmak mecburiyetinde kaldı. Taktik olarak bile olsa, bırakmak ve “ben de Müslüman’ım, ben de İttihad-ı İslam istiyorum” demeye başladı. Gördünüz mü Mehdiyet’in gücünü, nasıl diz çöktürüyor? Nasıl insanlara olumlu yol açıyor? Abdullah Öcalan’ın böyle bir değişim göstermesi inanılacak gibi bir şey değil. Yani çok hayret edilecek bir şey. Hiç kimse de inanmazdı zaten. Ama o kadar akılcı anlatıyoruz ki, o kadar doğru anlatıyoruz, o kadar delilli ve o kadar ısrarlı anlatıyoruz ki, PKK bu gerçekler karşısında direnemedi. Ve teslim oldular. “Biz de Müslüman’ız ama komünist Müslüman’ız” diyorlar. Oradan da kurtaramazsınız. Kuran’ın tarif ettiği samimi Müslüman olunacak. Dürüst, candan. Kürt Müslümanları; öyle bir şey yok. Allah Kuran’da; “Kürt Müslümanlar’ına Kuran hitap ediyor” demiyor. Bütün dünyadaki Müslümanlar’a hitap ediyor. Kürt, Laz, Çerkez, zenci kim olursa olsun. Irk da yok, kavim de yok. Hepsi.

“Bülent ve Kartal Hocamlar üçlü bir performans sergiliyor. Hoş görünüyor bayağı” diyor. Danslar açısından. “Oktar Hocamız’ın yabancı parçalardaki performansını videolarda görmüştük” diyor. “Canlı yayın performansı da bekliyoruz Hocam’dan aynı şekilde” diyor. O zaman buralar birbirine girer herhalde.

“Yabancı kızlar güzel de” diyor bir hanım kardeşimiz, “kedicik kardeşlerimiz daha güzeller” diyor. İltifat ediyor maşaAllah.

Şeytandan Allah’a sığınırım. Hac Suresi, 78; “Allah adına gerektiği gibi cihat edin.” Ne demek? Vicdanınızın en yüksek noktası neyse ona göre cihat edin. Bak gerektiği gibi ne demek? Allah diyor ki; “gerektiği gibi.” Bu vicdanının en son noktasına kadar zorlanılarak elde edilen gayrete denir. Cihat demek ceht gayret anlamındadır. “O sizleri seçmiş.” Ne güzel. Mesela bak kaderimizde Müslüman olmak var. Sabah kalkıyoruz namaz kıldırıyor Allah. Sabah kalkıyoruz elimizde Kuran, Kuran’la yaratmış bizi. Bak burada da yanımıza Kuran getiriyor. Toplandırıyor bizi Allah. Bize müzik de sunuyor Allah, eğlence de sunuyor, güzel insanları da gösteriyor. Ama sürekli Kendi kitabını okutturuyor. Onunla yaratılmışız, kaderimiz böyle. Film geriye alınsa aynı şey olur. Yeniden başlatılsa yine aynı. “Kuran’la nasıl biz birlikte yaratılıyoruz?” diyor. “Kuran ile nasıl karşılaşıyoruz?” diyor. Kaderi öyle, başlangıçtan öyle. Kuzey kutbunda ki nasıl oluyor? Kuzey kutbundakinin de yanında Kuran oluyor. Onlar zannediyor ki insan böyle gezer, rastlantı, öyle bir Kuran’la karşılaşır. Öyle bir insan olmaz. Din öyle değil. Yani Müslüman zaten Kuran’la birlikte yaratılıyor. Nasıl saçıyla, gözüyle yaratılıyorsa, burnuyla, kulağıyla yaratılıyorsa, aynı şekilde Kuran’la birlikte yaratılıyor. Bütün olarak yaratılıyor. İnsan da zannediyor ki o ayrıdır, o ayrı. Ayrı bir şey yok. Ruhu neyse Kuran da o. İnşaAllah, birlikte yaratılıyor. Bak “Size din konusunda bir güçlük yüklememiştir.” Yobazlara sor bakayım; güçlük yüklenmiş mi, yüklenmemiş mi? Onlara göre çok güç. Allah diyor, ‘Ben size güçlük yüklemedim’ diyor. Mesela kadınlara eziyet yok. Ama onlara göre var. Bak; “Atanız İbrahim’in dininde olduğu gibi din kolaydır” diyor, İslam. Adam içinden çıkılmayacak hale getiriyor dini. “Bundan önce de bundan sonrada isminiz Müslüman” diyor Allah Kuran’da.

Hac Suresi, 78; “Elçi sizin üzerinize şahit olsun, siz de insanların üzerinde şahitler olasınız diye.” 2026 ebcedi, bir tane. “Artık dosdoğru namazı kılın.” Dosdoğru namaz nasıl?  Abartmadan, ilave yapmadan. Öyle bir namaz sunuyorlar ki; hiç kimsenin kılamayacağı gibi. Halbuki namaz çok kolaydır. Hz. İbrahim (a.s)’ın kıldığı namaz çok kolaydı. Hz. İsa (a.s)’ın kıldığı namaz çok kolaydı. Ama yobazın geliştirdiği namaz, hiç kimsenin kılacağı gibi değil. Bana getirin bir yobazı buraya, samimi olarak söylüyorum. Karşımda bir namaz kılsın, namazının fasit olduğunu ben ona kendi kitabından ona açıklarım. Kılamaz namaz. Her yönden namazı gider. Bin bir türlü. Su, sular, necasetten taharet, bir kere zelletül karii meseleler var. Kusursuz ayet okuması gerekiyor. Mesela Allah-u Ekber derken “b” şeddeli ya Ekber, bitti namaz. “İmam Allah-u Ekber derse, namaz bitti” diyor. “Bütün milletin namazı bitti” diyor. Yani hiçbirinin namazı kabul olmuyor onların iddiasına göre. Ve hiçbir yobaz namaz kılamaz ben size söyleyeyim. İspat ederim. İsterseniz deneyelim bir yerde yani bütün kameraların gözü önünde göstereyim. Kendi kitaplarını da getireceğim, kendi eserlerini. Mümkün değil kılamazlar. Sırf taharete dair konularında biterler söyleyeyim. Ben çok görüyordum camilerde namaz kılarken, hiç birinin namazı olmuyor yobaz takımının. Bağnazlar da olmuyor. Ama samimi bir Müslüman’ın namazı olur. Mesela hacı dedeler vardır, gider namazını kılar. O, “benim namazım kabul olur.” Mesela kıraatte de bazen yanlış okuyor. Tamamdır namazı. Mesela Allah-u Ekber şeddeli de dese fark etmez. Namazı tamamdır. Onlar hiç takmazlar dedeler böyle yobazların sözünü. Rahatça ibadetlerini yaparlar. Takmaz demeyeyim de Allah affetsin, dinlemezler. “Zekatı verin.” Ne demek? Fakire, fukaraya coşkuyla, sevinçle iyilik yapın. Dağıtın, Allah çok daha bereket getirir. Malı da dağıtın, parayı da dağıtın. “Ve Allah’a sarılın.” Bak, “Allah’a sarılın” ne demek? “Kuran’a tam tabi olun.” Bak çok güzel bir coşkuyla, sevgiyle Allah anlatıyor. Allah “bana sarılın” diyor. Sıkı sıkıya Allah’a bağlanmak. “Sizin Mevlanız O’dur. İşte ne güzel Mevla ne güzel yardımcı.” Bak güzel, “Ne güzel Mevla ne güzel yardımcı.” Hep güzellik Kuran’ın ölçüsü. Kuran’da verilen ölçü, Allah’ın verdiği ölçüsü hep güzelliktir. Güzelliğin amacı nedir sevilmektir. Güzelde ne olur? İnsanın ilk etkilendiği şey sevmektir. Güzeli seversin.

Çok acayip bu ayet, mesela diyor ki Mü’minun Suresi, 14; “Bir çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Böylece kemiklere et giydirdik.” Önce kemik yapısı yaratılıyormuş değil mi? Mesela hiç bilmiyordum ben onu. Sonra et üzerlerine kaplanıyor. Önce kemik dokusu meydana getiriliyor. Bak ayet onu açıklamış. Hiç bilinmeyen bir şey, 1400 yıl sonra bilinen bir şey. Hiçbir yerde bilinmiyor. Yani ne Hıristiyan bilgilerinde var bu, ne Museviler de var. Ne tarih kitaplarında var. Hiçbir yerde böyle bir bilgi yok. 1400 yıl sonra bu fark edildi. Önce kemiklerin yaratıldığı, sonra etin yaratıldığı. Tıbbın gelişmeleri ile bu tespit edildi. Bak “Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.” Hep güzel, güzel hep. Allah güzeldir. Güzeli sever. İnsanlar da güzeldir. Adam maymuna, hayvana çevirmeye çalışıyor. Ayette diyor ya “biz onları maymunlara, domuzlara çevirdik.’ Aslında bu yobazlara hitap eden bir ayet. Hakikaten domuza ve maymuna benziyorlar. Çok açık. Baktım domuzla maymun karışımı bir şeyler böyle. Ama Allah hep güzelliğin peşinde. Peşinde derken hep güzelliğe göre yaratmış. Kendileri de alınmıyorlar. Başkalarına hep, baksana benziyorsun işte. Huyun da benziyor, karakterin, her şeyin benziyor yani.

“Andolsun üstünüzde yedi yol yarattık.” 17. ayet. Hep bu yedilerle, yedi ittifak halinde oluyor. Genelde Kuran’da yedilerden bahsedildiğinde.

Hz. Mehdi (a.s)’dan ayrıyız. Hz. İsa Mesih (a.s)’dan ayrıyız. Şeyh Nazım Hocam Hz. Mehdi (a.s)’ı gördü. Bak ne güzel nimet ve adı gibi emindi maşaAllah. Allah kime Hz. Mehdi (a.s)’ı sevdirdiyse Allah ona Hz. Mehdi (a.s)’ı nasip ediyor maşaAllah. Ne diyor Seyit Salih Özcan Ağabeyimiz? ‘Sordum Hz. Mehdi (a.s)’ı, şak diye alnıma vurdu’ diyor. Unutmasın diye özel yapıyor. Aklında iyi kalsın diye. “Çat diye vurdu alnıma’  diyor. “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ı göremeyeceğim ama sen göreceksin keçeli dedi’ diyor. O da gördü elhamdülillah. O da adı gibi emin Hz. Mehdi (a.s)’dan, maşaAllah.

İsmail Akbulut; “Sevgili Hocam gözlerimden uyku akıyor. Biraz hareketli müzik iyi gelirdi bana ama yine siz bilirsiniz” diyor.

“Kahvenin kıvamı önemlidir” diyor bir hanım kardeşimiz. “Sütle karıştırılır. Lakin menengiçi çok katılırsa ağır olur. Kıvamı iyi ayarlanmalı, şeker de eklenir. Bilginize” diyor. “Ağır ateş de yapılır. Hakkı verilmesi gerekir” diyor. MaşaAllah.

“Yıllarca masonları eleştirdi şimdi övüyor.” Eleştirdiğim noktalar doğru. Masonluk, Darwinizm’i savunuyordu. Eleştirdik ve yerle bir ettik. Masonların Darwinizm’i savunacağı bir hal bırakmadık. Masonluk fırtına gibi, yıldırım gibi bir güçtür. Kimin elindeyse ona en güzel şekilde hizmet eder. “Şu an biz Hz. Mehdi (a.s)’ın emrindeyiz” diyorlar. Ne güzel. Onları eleştiren de bendim, onları geliştiren de ben oldum inşaAllah. Onları aklayan da ben oldum. Kimsenin yüzüne bakamıyorlardı bir ara. Ona vesile olan da benim. Mason dedin mi milletin tüyleri diken diken oluyordu. Ama sonra “hayır” dedim, “masonluk Allah’a inanan bir sistemdir.” Hz. Süleyman (a.s) döneminde en güçlü dönemidir masonluğun. Firavun da masondu, Nemrut da masondu. Ama Hz. Süleyman (a.s)’ın da emrindeydiler masonlar. Hz. Musa (a.s) mason mabedinde yetişti. Yetiştiği yer mason mabedi. Firavun üstat masondu. Ama o bilgiyi aldı hakka çevirdi o. Masonları Müslüman yaptı Hz. Musa (a.s). Firavun’un dinine uymaktan onları kurtardı. Mühim olan bu.

SEDAT ALTAN: Doğal olarak onların uydurdukları her şeyi silip süpürmüştü Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet. Mason sırlarını ben masonlara ve tapınak şövalyelerine burada Kuran’dan anlatınca çok şaşırdılar. “Biz İstanbul’da birisinin olduğunu biliyoruz” dediler, inşaAllah. “Bize onun haberi geldi” dediler, inşaAllah. Kendi kitaplarında da, bin küsür senelik kitaplarında Hz. Mehdi (a.s)’ın İstanbul’dan çıkacağı yazılı. “Biz ona tabiiyiz” dediler. Daha ne desinler? Ben de Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olarak onlara yardımcı oluyorum. Kuran’da birçok mason sırrı açıklanır. Birçok mason sembolü vardır. Ay, yıldız, güneş, duvar, duvarcı ustası, dul kadın, dul kadının çocukları ve daha diğer detaylar, arı. Arı da mason sembolüdür.

“Adnan Hoca kral gibi” diyor, vay be. Kubican. Ahirette inşaAllah bütün Müslümanlar kral gibi oluyor. Bu dünyada Allah’ın aciz kullarıyız inşaAllah.

“Hocam, bu ortam çok iyi oldu. Eski stüdyo da ayrı bir hoştu fakat burası mükemmel oldu” diyor Demet Hancı.

“Müzikler sizinle bir başka güzel oluyor” diyor. “Arka sıranın ayaktaki performansı çok iyi” diyor. Tebrik ediyoruz.

“Ahmet Muhammed Adnan Hocam sizlere duacıyız her daim kalbi birlikteyiz. Rabbim hizmetlerinizi devam ettirsin. Muhabbetlerimle” diyor Ramazan Üstaş.

“Hocam, sizden Allah razı olsun. Dinimizin zor olduğunu zannediyordum” diyor Sude Gülen. MaşaAllah.

“Yeni kediciğiniz çok tatlı” diyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Kardeşlerimizin faaliyetleri var inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Dün Yasemin kardeşimiz Gümüşhane Üniversitesi’ndeki öğrencilere yaşayan fosiller ve A9 TV broşürü dağıtmış. Bu gün İstanbul’dan kardeşlerimiz bir araya gelerek sohbet etmişler. Sizin kitaplarınızdan iman hakikatleri anlatmışlar ve yapacakları faaliyetleri planlamışlar. Mersin’den kardeşlerimiz 41 tane dergi ve 3 tane kitabınızı dağıtmışlar. Telefon bozuk olduğu için fotoğraf çekememişler. Kayseri’de kardeşlerimiz Alpaslan Mahallesi’nde 500 adet A9 TV broşürü ve 20 adet sizin eserlerinizden dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şu ev toplantılarına bir bakayım ben. Böyle nurlu insanların evi ne kadar güzel oluyor maşaAllah. Varlıkları ne güzel oluyor. Hele de o evde çocuk varsa maşaAllah, günahsız masum varsa şahane oluyor maşaAllah.

Bak Bediüzzaman diyor ki “Dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken alem-i semavatta cism-i beşerisiyle bulunan” yani bizzat cismiyle bedeniyle bulunan “şahs-ı İsa Aleyhisselam,” İsa (a.s)’ın bizzat kendisi diyor “o din-i hak cereyanının başına geçeceğini” yani Hristiyan aleminin başına Müslüman olarak geçeceğini. “bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Şey'in va'dine istinad ederek haber vermiştir.” Yani Resulullah (s.a.v)’ın hadislerine dayandırarak ve Cenab-ı Allah’ın ayetlerine dayandırarak haber vermiştir. “Madem haber vermiş, haktır;” Cenab-ı Allah “madem Kadir-i Külli Sey' va'detmiş elbette yapacaktır” diyor. Hatta diyor ki Bediüzzaman “hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını (ruhlarını) cesed-i misaliyle (vefat etmiş  evliyaların ruhlarını benzerleriyle) dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelal,” Ara ara böyle bir güzellik olarak, sevenlerine bir cemile olarak Cenab-ı Allah -aklın ihtiyarını almayacak şekilde ama- mesela bakarsın camide bir saftadır, safın ön kısmında çok benzer. Çok benzer. Emin olmak için yanına giderse onu orada göremez. O tarzdadır yani. Aklın ihtiyarını aldıracak şekilde olmaz. Mesela Hz. Ali (r.a)’ın cenazesi kalkarken, Hz. Ali (r.a) tabutu taşıyanların içinde inşaAllah. Öyle acayip bir durum yani maşaAllah. “bir Hakîm-i Zülcelal, Hazret-i İsa aleyhisselâm'ı, İsa dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi (güzel netice) için, değil sema-i dünyada cesediyle bulunan” yani bizzat cesediyle bulunan “ve hayatta olan Hazret-i İsa, belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme için” yani büyük bir netice için, “ona yeniden cesed giydirip dünyaya göndermek, o Hakîm'in hikmetinden uzak değil.” Her hâlükârda gelecek diyor İsa Mesih. “Üçüncü Tabaka-i Hayat: Hazret-i İdris ve İsa (as)'ın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından (gerekli olanlar) tecerrüd (ayrılma, temizlenme) ile, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letafet kesbeder (güzellik kazanır).” diyor. Melek gibi yaşıyorlar. Ama melekler ibadet ediyor onlar da ibadet ediyorlar. Ölenler normalde ibadet etmiyor. Ama Hz. İsa (a.s)’ın ibadet ettiği Kuran ayetinde var. Bir tek ona mahsus. “O’na ibadet etmekten kaçınmazlar” diyor “Melekler ve İsa Mesih” diyor. “Allah’a kul olmaktan kaçınmazlar” diyor ve alt kısmında da ibadetten bahsediyor. Hz. Ali (r.a)’ın da biliyorsunuz mezarı belli değil. Bediüzzaman; onun da mezarı belli değil. Ama tabii bir süreliğine öyle. Sonra ne olur bilmiyorum.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bir hadis okuyabilir miyim uygun görürseniz?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Ebu Cafer: Muhammed Bakır (a.s)’a sordum El Kaim Mehdi sen misin? “Ben Resulullah (s.a.v.)’ın evladı ve kanından bir kimseyim. Allah istediğini yapandır” diye buyurdu. Sorumu yenileyince şöyle dedi: “Nereye varmak istediğini biliyorum. Senin sahibin Hz. Mehdi (a.s) geniş karınlıdır ve hayranlık uyandıran bir çekiciliğe sahiptir.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İmam Mehdi (a.s). Mehdiyet’in en önemli özelliklerinden bir tanesi son ana kadar insanın ümidi olmamasıdır. “Nerenin Mehdi’si, nereden çıkacak?” falan böyle. Son ana kadar Allah bekletiyor. Mesela son yıl son aylara kadar bekletiyor. Sonra ani çıkarıyor Cenab-ı Allah Mehdi (a.s)’ını. Çok kısa bir dünya hakimiyeti var. Sonra vefat ettiriyor, sonra İsa Mesih bir süre devam ettiriyor. Onu da Cenab-ı Allah katına alıyor. Sonra tufan.

Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “De ki: Ey kitap ehli bizimle sizin aranızda ortak olan bir kelimeye” Allah’ın birliğine. “…gelin” Bu cümlenin ebcedi 1979 yılını veriyor. Bir tane, 1979, net tarih. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının net tarihi. Allah’ın birliğine davet ediyor, o kadar.

“Onlar Calut ve ordusuna karşı meydana çıktıklarında dediler ki: Rabbimiz üzerimize sabır yağdır. Adımlarımızı sabit kıl, kaydırma ve küffar topluluğuna karşı bize yardım et” 1999 tarihini veriyor ebcedi. “Adımlarımızı sabit kıl, kaydırma ve küffar topluluğuna karşı bize yardım et” 1999, şeddeli 2029 tarihini veriyor. Demek ki 1999’da Müslümanlar’a bir saldırı olacak. Calut o devrin deccalı, Talut da o devrin biliyorsunuz Mehdi’si. Peygamber değil Mehdi o. Ama 1999, bir tane tarih vermesi çok manidar. “Calut ordusuna karşı meydana mücadeleye çıktıklarında dediler ki, Rabbimiz üzerimize sabır yağdır” demek ki, Müslümanlar zor anda sabra ihtiyaçları var. Sabrı da Allah verir. “Ya Rabbi” diyorlar “sabır yağdır.” “Adımlarımızı sabit kıl” yani bizi güçlü kıl. Adımları geriye giden, kaçan, korkan, ürken değil, sabit bastığı yerde adımı kalan. “Küffar topluluğuna karşı bize yardım et” Allah yardım edince kimse yenemez. Mehdiyet’le yakından alakası olduğunu bak 1,9,9,9, 1999. Demek ki, o devirde Mehdiyet’e bir saldırı olacak. “Davud Calut’u yendi.” O devrin deccalini yeniyor Davud. Mehdi (a.s) biliyorsunuz; Davud (a.s) soyundandır. “Allah ona mülk ve hikmet verdi.” Güzel düşünme, güzel konuşma, bir de mülk, zenginlik veriyor. “Ve ona dilediğinden öğretti.” Bütün bilgi Allah’a ait oluyor. “Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı.” Şu anda da öyle oluyor mesela. İddia edilen Ergenekon terör örgütünü başka bir yapılanma yok etmiş oluyor. Mesela insanların Allah bir kısmını, bir kısmıyla def etmiş oluyor. “Eğer bu olmasaydı yeryüzü mutlaka fesada uğrardı “ diyor Allah. “Ancak Allah amellere karşı büyük fazl ve ihsan sahibidir.” Allah güzel amellere, güzel uygulamalara bol karşılık veren, zenginlik veren, hakimiyet veren, üstünlük verendir” diyor.  Bunun da ebcedi 2024. Bir tane tarih veriyor 2024. “Meryem oğlu İsa’ya apaçık belgeler verdik.” Bakın dikkat edin bir tane ebcedi var; 2017. “Meryem oğlu İsa’ya apaçık belgeler verdik.” Apaçık belge nedir? Kuran. “Onu Ruh-ul Kudüs’le destekledik.” Bu çok önemlidir. Ruh-ul Kudüs’le desteklemek. Allah müminleri de Ruh-ul Kudüs’le destekliyor. Allah katından bir ruhla destekliyor. Öbür türlü başarılı olamaz insanlar. “Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir.” Allah sürekli diri. Mesela bütün sevdiklerimiz vefat ediyor. İnsanlar vefat ediyor. Ama Allah, sürekli duruyor. Sonsuzdan beri var ve sonsuza kadar da var olacak. Ne güzel güvence müminler için. Kaimdir, güçlü. “Onu uyuklama ve uyku tutmaz.” Mesela insan uyuyor. Uyuduğunda bütün savunması kırılıyor. Ama Allah uyumuyor. Uykuda da insanlar Allah tarafından izleniyor. “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur.” Bütün bu evler mal, mülk hepsi Allah’a ait. Adam diyor, “bana ait.” Bana ait. Nerden sana ait oluyor? Allah’ a ait. “İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?” diyor.  Hiç kimse Allah’ın izni olmadan şefaatte bulunamıyor. Kurtuluş sağlayamaz. “O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir.” Yani her yönden sizi görür. “Onlar ise diledikleri kadarının dışında O’nun ilminden hiçbir şey kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır.” Yani hakimiyeti Cenab-ı Allah’ın bütün gökleri her yeri kuşatmıştır. “Onların korunması O’na güç gelmez. O pek yücedir. Pek büyüktür.” Bak, “Onların korunması O’na güç gelmez.” İnsan diyor ki, bu kadar milyonlarca adamı nasıl Allah koruyup kollayacak? Allah için son derece kolay. “Bizim için son derece kolay” diyor Allah.

Münafıklar için diyor ki, Allah; “Orada bocalayıp dururlar.” Arada, iki arada. “Bocalayıp durular. Ne onlara, ne bunlara.” Ne Müslümanlar’a, ne küfre. “Allah kimi saptırırsa artık sen ona yol bulamazsın.” Münafık çok daha orijinal oluyor. “Onlar sizi gözetleyip duruyorlar.” Mesela televizyondan gözetler, oradan buradan gözetler. Ama gözetleyip duruyorlar. İzliyor münafıklar. “Ne yapıyorlar acaba?” diye. Şu anda da münafıklar bizi izliyorlar. “Size, Allah’tan bir fetih zafer gelirse” bir üstünlük, zenginlik, güç, hakimiyet gelirse “”sizinle birlikte değil miydik?” derler.” Yani biz sizinle beraberdik  zaten. “Ayrımız, gayrımız mı? vardı derler ” diyor. “Ama kafirlere bir paye düşerse,” yani onlar bir üstünlük sağlarlarsa, “size üstünlük sağlamadık mı? Müminlerden size gelecek tehlikeleri önlemedik mi? Derler.” Bak, “”biz onlara karşı tavır almıştık. Müslümanlar’a karşı o mümin topluluğa karşı biz sizden yana olmuştuk.  Ama siz bize imkan tanımıyorsunuz. Bizim sayemizde onlara böyle saldırabiliyorsunuz.” Derler” diyor.  Oynak iki tarafa da dönüyor. “Allah kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah kafirleri müminlerin aleyhine kesinlikle yol vermez.” Bakın, “Allah  kafirlere -münafıklar da  dahil buna- kafirlere, münafıklara müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.” Adam diyor ki; “vah vah ben ne yaptım?” Mümkün değil bir şey yapamıyor. Kaderinde yok. Bu bir mucizedir. Kuran mucizesidir. Normalde yapması lazım. Elinde acayip imkanları var. Münafığın bütün kafir orduları elinde. Bütün küffar onun kontrolünde oluyor. Çünkü bir anda münafık, münafık olduğunu ilan ettiğinde küfür onu olduğu gibi destekler. Bir avuç Müslüman var. Beş dakikalık işleri var. Yapamıyorlar, yenemiyorlar. Yani milyonlarca insan, milyarlarca insan belki, bir avuç Müslüman’ı etkisiz hale getiremiyorlar. Allah kesinlikle yol vermez. Mümkün değil olmuyor.

“Merhaba PKK’dan sizin kadar nefret ederim. Ben de devrimcilerin içindeyim biliyorsunuz. PKK bize bile saldırıyor. Ama insanlara yanlış tanıtıyorsunuz. PKK tam seneyi bilmiyorum ama komünizmi savunmadan devam ediyor. Orak, çekici çıkarttılar. Bayraklarınızdan dikkatinizi çekerim. Araştırın   gerçek bu. Yalan yok bende araştırın.  Hocanız’a söyleyin. Tam seneyi bilmiyorum. Ama ondan bu yana komünizmi savunmuyorlar.” PKK’nın bayrağında orak, çekicin çıkartılması. Şimdi adam avlanacaklarını anlarsa kuzu postuna bürünür tabii ki. Değil mi? Kuzuların arasına post giyilip “ben kuzuyum” diye orada meliyor. Ama biz yine yakalarız. Orak, çekici çıkarsa da yakalarız, kurtarmaz. Sinsice samimiyetsiz, dürüstçe komünist olabilir. Mesela TİKP diyor ki “Arkadaş biz komünistiz” diyor tamam. Sözüm yok. Saygı duyuyorum. Birçok komünist yazara saygı duyuyorum.  Ama baktın PKK’nın yöntemleriyle yol alamayacaksın, Darwinist, materyalist yöntemlerle Güney Doğu’yu teslim alamayacaksın. “Ne yapalım?” “Komünizmle, Müslümanlığı karıştırıp PKK’nın tavanını oluşturalım. Oradan yolumuza devam edelim.” İslam’ı kullanmak olmaz. Samimi Müslüman olacaksın. Orak, çekiç çıkartmak. Orak çekici niye çıkarttınız? Amerika size bu konuda tavsiyede bulunduğu için. Çünkü “komünist olarak sizi destekleyemeyiz” dediler. Yani komünist görünümde destekleyemeyiz. “O zaman komünist gibi görünmeyin” dediler. Konu bu. Karmaşık bir şey yok. Ama bizim şiddetli ilmi mücadelemiz, şiddetli baskımız sonucunda Abdullah Öcalan, Müslüman olduğunu iddia etmeye başladı. PKK da “Elhamdülillah imana geldik” dedi. Ve Abdullah Öcalan’ın Mehdi olduğu iddiası ortalığa yayıldı. Güney Doğu’da şu an Mehdi olarak tanınıyor Abdullah Öcalan. Bak konu bu noktaya kadar geldi. Bunun sebebi biziz. Etki edeni biziz. Türkiye’de bir deccal saldırısını ne hale getirdiğimizi Allah bize gösteriyor. Koskoca bir deccal yapılanması “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” diyor. Daha dillerini düzeltecekler. Bununla da kalmayacak. Sahte Mehdi’ye tabi olmalarına da gerek yok. Gerçek Mehdi (a.s)’a tabi olacaklar. Akıl almaz bir değişim meydana geldi. Ama bu TGB’li gencin de buna kanması ona yakışmamış.

Şu an devletin onlara diz çökeceğine inanıyorlar, Türk devletinin. Ve diyecekler ki ,Türkiye; “siz özerk, federasyonsunuz. İstediğinizi yapın. Polisinizi, askerinizi de kendiniz seçin. Biz size karışmıyoruz. Siz de bize karışmayın.” Böyle bir olay olmaz. Türk devleti böyle bir acze düşmez. Türkiye öyle sahipsiz değil. PKK’nın ağzı bakın nasıl düzeldi? Yüz seksen derece döndü. Tek sebebi biziz. Bak ne diyor; “Geceli, gündüzlü, bizi Darwinist, materyalist, ateist gösteriyorlar” diyor Abdullah Öcalan. “Bu doğru değil” diyor. Bunu anlatan kim? Bir tane var. Başka yok. “Bu doğru değil” deme. Doğru ama “biz düzelteceğiz” diyorsan PKK’yı o ayrı mesele. Düzelsinler, güzel topluca namaza kıldıklarını bir göreyim. O zaman düşünürüz. Şu an komünist eğitimi aldılar. Ve zehir iliklerine kadar işledi. Darwinist, materyalist beladan kurtulmaları gerekiyor. Ama yeşil komünistlerle bir şeyler yapmaya kalkarsanız o da olmaz. Yani bir ayağında orak, bir ayağında çekiç, kafasında takke. Bazı tipler var öyle. Öyle olmaz. Yani o devirler geçti. Bunu unutacaklar.

“Masonların, Darwinizm’i savunacağı bir hal bırakmadık. Masonluğu Darwinizm’in elinden kurtardık. Bundan sonra İslam’a hizmet edecekler inşaAllah” sözüne karşı “Masonlar mı İslam’a hizmet edecekler?” Evet. Masonlar İslam’a hizmet ediyorlar. Edecekler değil. Ediyorlar şu an. Buraya geldi masonlar Ayasofya Camii’ne gelip toptan cemaat halinde namaz kıldılar. “Eşlerimize nasıl söyleyeceğiz Müslüman olduğumuzu?” diye kendi aralarında tartışıyorlarmış.

“Sen yoksa mason musun?” Vatan Harp. 33 derece üstad masonum. Biz öyle gizlilik falan, saklı bir yönümüz yok. Açık açık söylüyoruz.

“Hakan Kahraman, “Hakikaten hep güzel ve bakımlı bayanlar Adnan Hoca’nın yanındalar.” İşte Allah’ın bir lütfu. Hakan Kahraman.

Oya Hanım, “Gülemediğimiz, eğlenemediğimiz, müzik dinleyemediğimiz, kadınların eve mahkum olduğu bir sistem istemiyoruz.”  İşte bu Mehdiyet’le olacak.

Nadir İnal, “Hocam her zaman ki gibi harikasınız. Trabzon’dan takip ediyoruz. Kupamızı vermediler. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” EvvelAllah evvelAllah alacaksınız inşaAllah.

Koç Rondi, Gayi Emre, sadece “formundasın” demiş.

“Ne mübarek insansın bu kadar neşeyle Kuran’a yönelmeniz hayret. Kuran’la iç içe olmuşsunuz.  “Mümin Kuran’la beraber yaratıldı” sözünüz Kuran’ı doya doya yaşadığınızın delili inşaAllah” Kardeşim adamlar Kuran’ı tesadüfen bulduklarını zannediyorlar. Mümin bütün yaratılıyor, bütün. Saçı, kaşı, gözü, burnu, Kuran birlikte yaratılıyor. Namazıyla, orucuyla birlikte yaratılıyor. Kafir küfrüyle birlikte yaratılır. Eylemleriyle, şiddetiyle hepsiyle beraber yaratılır bütündür. Saçı, kaşı, gözüyle hepsi birlikte yaratılır. Ayrı gayrı yok.  

“Masonluk Kuran-ı Kerim’i kabul etmiyor. Dine nasıl hizmet edecek?” Masonluk doğru olan her şeyi kabul etmeye yönelik bir sistemdir. Dolayısıyla Kuran’ın doğru olduğunu görünce Kuran’a hizmet ediyor. Karmaşık bir şey yok.

Vatan; “Peki sen kimin emrindesin? İslam’ın mı? Yoksa İsrail’in mi?” Allah’ın. Allah’ın emrindeyim.  Allah’ın emrindeyim.  İslam’ın bendesiyiz. Allah’ın emrinde bir kulum. İsrail; İsrail Peygamber ismi. Yakup Peygamber’in ismi. Benim atamdır Yakup Peygamber. Hz. Davud (a.s)’ın soyundan geliyorum. Dolayısıyla Ben-i İsrail soyundanım. İnşaAllah. Ne anlamda söylediğini bilmiyorum da. Bilmiyorum oradan artık anlayabildiğini anla. İsrail Devleti anlamında diyorsan; İsrail Devleti Mehdi (a.s)’ın emrinde olacak. Kendilerine sordum. Onlar söylediler. Dedim, “Moşiyah (Mehdi (a.s)) ve İsrail Devleti, ikisi yan yana geldiğinde Moşiyah mı devleti temsil ediyor? Yoksa devletin emrinde olan bir Moşiyah mı var?” dedim, “Devletin kendisidir Moşiyah” dediler, Mehdi (a.s). “O ne derse, konu bitmiştir” dediler. O zaman mesela yok işte. Sorun kökünden hallolmuş oluyor.

İrem Hanım; “Bağnaz sistemi biz de istemiyoruz. Bizleri dinden uzak tuttular yıllarca. Vesilenizle Müslümanlığın hayata engel olmadığını öğrendik” diyor.

“Sayın Adnan Hoca, siz söylemlerinizle Kürt halkını kandıramayacaksınız. Çünkü şu an sizin yaptıklarınızın hiçbiri Hz. Muhammed (s.a.v)’in İslam’ıyla bağdaşmıyor.” Nurettin Kaya. “Kürt halkını kandıramayacaksınız.” Kürt halkı kandırılacaktı, bir kısmı. Biz uyardık. Komünist, materyalist, Darwinist yapacaklardı. Gece gündüz anlatımımız sonucunda Abdullah Öcalan ne dedi? “İslam hak din” dedi. “Komünizmden vazgeçtik. Darwinizm’den vazgeçtik. Materyalizmden vazgeçtik” dedi. Kürt halkını kim kandırmış ve kim kandırılmadan kurtarmış? Görüyor musun şimdi Nurettin? Madem dinin nurusun bunları göreceksin. Kandırılmaya kalkılan Kürt kardeşlerimizi uyararak beladan kurtardık. Bu tehlikeli olur. Yani yeşil komünist tarzında bir şey onu da kabul etmeyiz. Bunu da düzeltecekler. Yani halis Müslüman, halis Kuran talebesi olacaklar. “Sizin yaptıklarınızın hiçbiri Hz. Muhammed (s.a.v)’in İslam’ıyla bağdaşmıyor.” Eğer Kuran’ı kastediyorsan, Kuran’la tam mutabık. Ama hurafe İslam’ını kastediyorsan, tabii ki onunla tam çelişiyoruz. İşte kadınlara baskı, kadınları insan yerine koymama, kadınlara her türlü acıyı, her türlü aşağılamayı reva gören faşist sistemi kastediyorsan İslam olarak; biz ona karşıyız. Ama Kuran ayetlerine uymayan bir şey olduğunda bana tek bir ayetle söyleyeceksin. Diyeceksin ki; “Şurada Kuran’a uymuyorsun. Bak ben de ayetle söylüyorum” diyeceksin. Dikkat ederseniz konuşanlar, hiç ayetle konuşmuyorlar. Hep kafadan. Öyle olmaz. Bana ayet gönderecekler. Bak örtünme ile ilgili ayet gönderdiler. Nur Suresi; açıkladım. Bu seferde ayetten korktular. Hiç konuşmuyorlar. Çünkü Nur Suresi’nde o ayette kadınların hürriyetinden bahsediyor. Onlar kadınların nasıl baskı altına alınacağını anlatıyor zannetti ayetler, ayette onu anlatıyor zannettiler. Halbuki kadına uçsuz bucaksız hürriyet veriyor o ayet.

Kürt halkını PKK kandırmaya çalışıyordu. Biz engelledik. Doğrusu bu.

Şeref Çelik, “Hocam Mücahit kardeşim ve ben sizin Mehdi (a.s) olma ihtimaliniz için dua ediyorum. Öyle de olacak gibi gözüküyor” diyor. Benim Mehdilik iddiam yok. Daha önce de söyledim. Hiçbir zaman için de olmadı. Ve iddiam olmayacağına dair defalarca yemin ettim. Ama her müminin Mehdi (a.s) olma arzusu olması lazım. Her müminin. Her mümin Mehdi’dir. Her Mehdi’nin de Allah’tan Mehdilik istemesi gerekir. Allah’ın hidayeti için dua eden, Müslümanlar’a hidayet gelmesi için gayret eden her insan Mehdi’dir zaten. Ama ahir zamanın gerçek Mehdi (a.s)’i ayrıdır.

Nurettin; “Adnan Hoca Efendi, bizi komünistler katletmedi. Dersim’de, Zilan’da, Koçgiri’de, Ağrı’da komünistler bizi katletmedi. Bizi katledenler sizin gibi Allah, peygamber, Kuran söylemlerini ağızlarından eksik etmeyenler yaptı. Komünistler Allah’ın bize verdiği hakkımız olan dinimizi, kimliğimizi yasaklamadı. Komünistler şeyhlerimizi, pirlerimizi asmadı. Bediüzzaman Said Nursi Kürdi’yi komünistler hapse atmadı. Sizin zihniyetiniz hepsini yaptı. Çünkü siz de kendi anlayışınıza göre biat eden, diz çöken hizmetçi Kürt istiyorsunuz. Kürtler ne sizin Turan-Türk-İslam sentezinizi kabul eder, ne Fars-İslam anlayışını, ne de Arap-İslam anlayışını kabul etmez. Adnan Hoca Efendi, Kürtler özerklik ilan etti. İnanmıyorsan gel, Doğu Beyazıt’ta gör. Kürt’ün bayrakla sorunu yok. Toprakla sorunu yok.” Evet. Şimdi uzun iddialar olduğu için biraz ara verip cevaplarını verelim. “Bizi komünistler katletmedi. Dersim’de, Zilan’da, Koçgiri’de, Ağrı’da komünistler bizi katletmedi.” Seni Darwinist, materyalistler katletti. Allah’tan korkan bir Müslüman -“bir insanı öldürmek, bütün dünyayı öldürmek gibidir” diyor Cenab’ı Allah- nasıl katletsin seni? Seni münafık katletmiştir. Seni Darwinist, materyalist katletmiştir. Müslüman seni nasıl katletsin? Bak, “Bir insanı öldürmek, bütün dünyayı öldürmek gibidir” diyor ve “ebedi cehennem” diyor Cenab-ı Allah. Hangi Müslüman böyle bir şey yapabilir? Biz, özellikle biz Mehdiyet ruhuyla hareket eden insanlarız. Bizim iddiamız ne? “Tek damla kan istemiyoruz” diyoruz. “Burnu dahi insanların kanamayacak” diyoruz. Mehdi-yül dem, kan akıtmayan Mehdi (a.s)’ın talebeleriyiz biz. Kanı yeryüzünden kaldıracağız. “Komünistler şeyhlerimizi, pirlerimizi asmadı.” Darwinist, materyalistler astı. Hepsi Darwinist, materyalistti asanların. “Bediüzzaman Said Nursi Kürdi’ydi” demiş, tamam. “Komünistler hapse atmadı. Sizin zihniyetiniz hapse attı.” Hayır bak, orada da yine hata yapıyorsun. Darwinist, materyalist sistemin sonucunda o hale geldi. O devrin İçişleri bakanlarına bakın hepsi Darwinist, materyalisttir. Darwinist olmayan bana o devrin İçişleri bakanlarından bir tanesini söyle. Hepsi Darwinist. Müslüman’ım diyorsa biri, bir kısmı da münafıktı, bir kısmı. “Siz kendi anlayışınıza göre biat eden, diz çöken hizmetçi Kürt istiyorsunuz.” Biz Kürt kardeşlerimizin hizmetçisi olacağız. Onlar bizim değil, biz onların hizmetçisi olacağız. Müslüman Müslüman’a niye diz çöksün? Bütün müminler kardeştir. Diz çökme yok Müslümanlık’ta. Nereden çıkmış bu? “Kürtler ne sizin Turan-Türk-İslam sentezinizi kabul eder” bütün Türk aleminin birleşmesinden doğal ne olabilir? Almanlar, Doğu Almanya, Batı Almanya ayrıydı, birleştiler. Kuzey Kore, Güney Kore ayrı, birleşsinler diye insanlar uğraşıyor. Bir millet varsa, hepsinin bir araya gelmesinden doğal ne olabilir yani? Bunda şaşacak ne var? “…ne de Arap-İslam anlayışını kabul etmez.” Arap-İslam, Kürt-İslam, Türk-İslam öyle bir şey yok. Hepsi İslamiyet’tir. Ama Türkler öncü olduğu için Türk-İslam birliği diyoruz. Öncü olduğu için. Başkası öncü olsaydı onu söylerdik. Başka öncü olan varsa söyleyin. Her yer felç. Mısır’a güveniliyordu, Mısır da bitti. Türkler’den başka kimse kalmadı. Yol gösterecek, öncülük edecek kimse kalmadı Türkler’den başka. Allah Mısır’ı da kapattı. “Mısır da olabilir” diyorlardı. Mısır’ı da kapattı Allah. “İllaki Türkiye” diyor Cenab’ı Allah. Türk-İslam derken ırk anlamında demiyoruz ki biz. Türk’ten kasıt Ermeni, Rum, Çerkez, Kürt hepsine Türk diyoruz. Bir hars bu. Irk anlamında değil bu. Yani saf ırk anlamında değil. “Bulgaristan’da, Kosova’da, Moldovya’da, Romanya’da bir Türk hangi haklara sahipse, biz de o hakka sahip olmak istiyoruz.” Çok daha fazla hakka sahip olacak Kürt kardeşlerimiz.  Ama senin kafanla değil. Sen onları yine sevgisizliğe iteceksin. Yine acının içine iteceksin. Yine huzursuz olacaklar. Yine komünizmin pençesine düşüreceksin. İstesen de, istemesen de öyle olacak. “Kürtler sizin Kürt’ünüz değildir.” Benim Kürt’üm, benim kardeşim onlar. Benim annem. Bak, kardeşlerimin birçoğu Kürt benim.  Dindar dedelerimi, dindar annelerimi komünistlerin eline vermem. Sıkıysa yapmaya kalkın. Gücünüz yetiyorsa. Asla yapamazsınız. “İslam’ı sizden öğrenecek de değiliz. Hz. Muhammed (s.a.v)’ın yakınındaki sahabelerden olan Kürtler sizden mi İslam’ı öğrenecek?” İslam’ı sen Kuran’dan öğreniyorsun. Benden öğrenmiyorsun. Ben sana naklediyorum sadece. İslam’ı sana Allah öğretiyor. Beni vesile ediyor. Kuran’dan öğreniyorsun. Kuran’la seni uyarıyorum ben. Dolayısıyla Allah seni Kuran’la uyarıyor. Beni vesile ediyor. Kürt de benden öğrenir, Laz da öğrenir, Çerkez de benden öğrenir. Veyahut Hasan’dan öğrenir, Mehmet’ten öğrenir. Bütün müminler Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker yapar. Bediüzzaman’dan ben nasıl öğreniyorum, Kürt Bediüzzaman’dan? Bediüzzaman Said-i Kürd-i diyorsun. Evet Said-i Kürd-i bir lakabı. Ama ben Said-i Nursi diyorum. Çünkü senin o ifadende ırkçılık kokuyor. Samimi değilsin. Said-i Nursi Hazretleri’nden ben öğreniyorum. Ama Kürt asıllıdır Bediüzzaman. Ben ondan öğrendiğime göre sen de benden öğreneceksin. Tabii. “Sahabelerden olan Kürtler sizden mi İslam’ı öğrenecek?” Sahabelerden olan Kürtler çok fazlaydı. Arap sahabeler de çok fazlaydı. Pers olanlar da çoktu. Her kavimden vardı. Ama sen, buram buram ırkçılık kokuyor konuşmaların. “Kürt şundan öğrenmez, bundan öğrenmez.” Kürt herkesten öğrenir. Niye öğrenmesin? Laz’dan da öğrenir, Çerkez’den de öğrenir. Çerkez’den Kürt öğrenir, Kürt’ten Çerkez öğrenir. Herkes herkesten öğrenir. Hepimiz Hz. Adem (a.s)’ın evlatlarıyız. Ama kafayı takmış. “Kürt’e Kürt öğretebilir ancak” diyor. Bu çok yanlış. Bu katı ırkçılık ruhundan sizi arındıracağız. “İlk Türk sahabe, başka bir deyişle tarihte kelime-i şehadet getirip Müslüman olan ilk Kürt Zozan isminde bir kadındır. Nasıl ki Müslüman olan ilk kişi bir kadın Hz. Hatice ise Müslüman olan ilk Kürt de bir kadındır.” Ne güzel. Mümin kardeşimiz, Müslüman kardeşimiz ne güzel. Ama bu bir üstünlük yani Kürt ırkının üstünlüğünü göstermez. Hz. Hatice mesela Arap’tı. O da Araplar’ın üstünlüğünü göstermez. Bu ırkçılık ne kadar sarmış insanları. Ne kadar şiddetli bir duygu. Hayret edecek şey.

SEDAT ALTAN: Kuran’da “öfkeli soy koruyuculuğu” diyor.

ADNAN OKTAR: “Öfkeli” hakikaten bunlarda aynı bak, “öfkeli soy koruyuculuğu” var. Hz. Zozan’ın haricinde yine önemli Kürt sahabe de Cavan El Kürdi’dir. Cavan oğlu Mümin El Kürdi de Müslüman olmuştur. Berzenci Hazretleri Kürt’tü. Selahaddin Eyyubi Hazretleri de Kürt. Müslüman alimlerin büyük bölümü Kürt’tür. İftihar ediyoruz. Ama “komünistlerin pençesine onları bırakmayacağım” diyorum. Konuyu anlatamadım ben onlara. “PKK’nın eline bırakmayacağım onları” diyorum. Allah’sız, dinsiz, komünistlerin eline teslim etmeyeceğim PKK’lı komünistlerin eline. Konu bu. “Aileyi kabul etmeyen, namusu kabul etmeyen, dini kabul etmeyen komünistlerin eline kardeşlerimizi teslim etmeyeceğim” diyorum. İstediğiniz kadar çırpının. PKK’lılara diyorum. Kardeşimizi tenzih ediyorum bilmiyorum onu. “Hal durum böyleyken siz kimsiniz Kürt’e din ve İslam’ı öğretmeye çalışıyorsunuz.” Ben Allah’ın kuluyum ve Allah’ın emrini yapıyorum. Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker farz. Allah’ın emri olduğu için yapıyorum. Kürt de, Laz da, Çerkez de bunu yapmakla mükelleftir. Hangi kavimden olursa olsun. Ama bak yine ırkçılık ruhu kafanı sarmış. “Kürt’e Kürt öğretir” diyor. Olmaz. “Kürt halkı Allah’ın kendisine bahşedilen inkar edilmiş haklarını alacak, isteseniz de istemeseniz de.” Biz istiyoruz ama bunu Allah sağlayacak. Hz. Mehdi (a.s)’ıyla sağlayacak, İsa Mesih ile sağlayacak. Sahte Mehdi Abdullah Öcalan’la sağlamayacak. Siz sahte Mehdi ortaya çıkarttınız. Dediklerim eğer yanlış olsaydı sonunda benim çizgime niye girdiniz peki o zaman? Eğer yanlışsam benim çizgime gelmemeniz lazımdı. Bak bas bas bağırıyorsunuz “Abdullah Öcalan Hz. Mehdi (a.s)’dır” diye. Daha önce komünisttiniz. “PKK’lıyız” diyordunuz. Haklardan bahsediyordunuz. “Aileyi kaldıracağız, dini kaldıracağız, din adamlarını yok edeceğiz. Komünizmi kuracağız, komünist iktidarı bölgede hakim edeceğiz” diyordunuz. Ama ben sizi hizaya getirdim. Abdullah Öcalan’ın bu ağzının değişmesinin tek sebebi biziz. Başka hiçbir kanalda böyle bir propaganda yok, açıklama yok. Sadece biziz. Zaten yakınıyor Abdullah Öcalan “bize komünist diyorlar Allahsız, dinsiz diyorlar” diyor. “Materyalist diyorlar geceli gündüzlü” diyor. Bunu kim diyor? Ben diyorum. Biz diyoruz. Yoğun olarak Güneydoğu Anadolu’da “Hz. Mehdi (a.s) çıktı” diye bas bas bağırıyorlar. “Abdullah Öcalan Hz. Mehdi (a.s)” diye. Demek ki Mehdiliğin damgasını her yere vurmuşuz. Onlar da adı gibi biliyor onun sahte Mehdi olduğunu. Ama bir Mehdi (a.s)’ın çıktığından demek ki eminsiniz. Adınız gibi eminsiniz, nereden icabetti peki bu o zaman? Ki bu kadar Mehdiyet aleyhinde bütün kanallar faaliyet yaptığı halde. “Hz. Mehdi (a.s) yoktur” dediği halde bağıra bağıra “Mehdi (a.s)” geldi diyorsunuz. Çünkü kurtulamayacağınızı biliyorsunuz Mehdiyet’ten. “Ne yapalım?” Araya bir sahte Mehdi sokalım kurtulalım. Asla. İllaki gerçek Hz. Mehdi (a.s). Allah’la savaşamazsınız, Allah daima galiptir. “Allah hizbin galibin” diyor “Allah hizbi daima galiptir” diyor. Allah’ın hizbini yenemezsiniz. PKK’nın bu hali, Abdullah Öcalan’ın bu halinin tek müsebbibi biziz. Ama daha yarım yoldalar iyice yola gelecekler, iyice düzelecekler. İlimle irfanla, akılla fikirle. Allah için söylüyorum Kuran’dan söylüyorum. Mümin olurlarsa ne mutlu onlara.

Ümit Yıldırım, “Komünistler her kuşak kendilerine bir kahraman yaratırlar. Komünizmin en sevdiğim tarafı eşitlik olması. Bu zaten dinimizde de var. Dinimizi bize sevdiriyorsunuz. Bilgiler paylaşınca güzeldir. Onun için sizden Allah razı olsun Hocam” diyor. Ümit çaktırmadan komünizm propagandası yapıyorsun. “Komünizmin en sevdiğim tarafı eşitlik olması” komünizmde sadece kitle katliamı vardır, dehşet vardır, sürünme vardır. Bak Çin’i mahvettiler, Rusya’yı mahvettiler, Kore’de insanları mahvettiler, Laos’da, Kamboçya’da her yerde mahvettiler. Her yere kan getirdi ve şiddet getirdi komünizm. Ve hiçbir yerde de ekonomik refah meydana gelmedi. İnsanları insanlıktan çıkarttı adeta. Çinlilerin suratına bak insana benzemiyorlar.  Allah vermesin. Yani donmuş suratları. Tabii ki insan görünümü var ama manen mahvolmuşlar. Donuk, anlamsız, robot gibi bomboş bakışlarla bakıyorlar. Yüzde doksan dokuzu öyle. Yazık günah değil mi? Mahvettiler Çin’i. Ruslar’ı da mahvettiler. Donuk yüzleri, daha yeni yeni açılmaya başladı. PKK ne getirdi? Hep dehşet ve korku getirdi, şiddet getirdi. Türkiye’de ekonomik çöküntü meydana getirdi, Güneydoğu’da da ekonomik çöküntü. Halkın fakir olmasından başka ne faydası oldu?

“Sohbetiniz çok güzel sabaha kadar sürebilir Hocam. Lambalar çok şık maşaAllah. Uzakdoğu esintileri var” diyor Gizem Akdağ.

Sertan Dizmen “PKK yeşil komünistlerle iş birliği yapmaya kalkışmamalı tam olarak İslam olmalı.” Yeşil komünistten kastım aşağılık kompleksi olan bazı Müslümanlar var. Komünizmle de baş edemiyor, tartışamıyor da. Kafa o yönde basmadığı için. “Ne yapayım bari? Yeşil komünist olayım” diyor. “Biz de komünistiz ama elhamdülillah Müslüman’ız. Müslüman komünistiz.” Karmakarışık bir şey. Var öyle tipler şimdi isim isim vermeyeyim de. Komünistlerle kucak kucağa geziyorlar.

Diyarbakır’dan Recep, Hakan, Kemal, Cihan “Şu an sizleri izliyoruz ve sizin programınızı izlemek için her hafta saatlerce bekliyoruz” diyor.

Aysel Altan, “PKK olmadan önce Kürtlerin durumuna bakın. Kim kimi katletmiş?” Ne demek istiyor? Katletme olayların hepsinin kökeninde Darwinist materyalist eğitim var. Özetle bu. Biz Kürt kardeşlerimizle yüz yıllardan beri beraber yaşıyoruz. Hep Kürt alimler Osmanlı’da eğitim vermiştir. Her yerde saygı hürmet görmüşlerdir. Kürt dedin mi alim akla gelir zaten. Meleler, mollalar medreseler hep oradadır, Seyitler Şerifler hep oradadır. Sonra çıktı bu rezalet. 

Erkan Serbest “PKK İslam’a yönelse ne olur Allah aşkına?” diyor. Olur ve olacak. Olma aşamasında ama yarı yarıya komünist, yarı yarıya Müslüman böyle olmaz. Bir hizaya gelme, düzelme var görülüyor. Bizlerin vesilesiyle.

MTK “En iyi komünist ölü komünist” diyor. Bunlar da ayrı bir kafa. Komünist niçin ölsün? Komüniste Allah uzun ömür versin. Hidayet bulacak. İslam’a faydalı olacak. Hiç olmazsa bir dava adamı. Bomboş ot gibi adamlar var. O daha kötü. Hiç olmazsa adamın bir davası var. Davası olan adam İslam’a çabuk döner. Bomboş adamı döndürmek çok zordur.

“Hocam sizden iş yeri açmak için maddi yardım isteyen o arkadaş daha yaratıcı olabilirdi. Bir ara Mekke’de ev alıp dinimi yaşamak ve öğrenmek istiyorum diyen biri vardı mesela” diyor. “Onun gibi orijinal sebepler bulsa olabilir belki” diyor. Ama o kadar çok para ve iş talebinde olan oluyor ki hayret. Demek ki bayağı bir karmaşık durum var. “Evleniyorum” “şu var, bu var” binlerce öyle para teklifinde bulunan insan var, para göndermemi isteyenler. Onun vakti gelecek inşaAllah. Mehdiyet devrinde inşaAllah. Para dağıtıcısı oluruz inşaAllah.

Muhalifistan Rıdvan Hatimoğlu “Bir Kürt olarak zat-ı alinize hayranım.” Birde “Allah sizi korusun” anlamında  Kürtçe bir yazı yazmış.

“Sohbetiniz şahane” diyor bir kardeşimiz.

Fikret sen bir şeyler anlat.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Moskova’da bir faaliyet var inşaAllah. Geçtiğimiz günlerde Rusya’nın en büyük üniversitesi Moskova Devlet Üniversitesi’nde Biyoloji Fakültesi ve kampüsünde 2000 adet ‘Evrim teorisinin çöküşü’ kitabı öğretim üyelerine ve öğrencilere dağıtıldı. Vesileniz ile Rusya tarihinde ilk defa evrim karşıtı bir eser Moskova Devlet Üniversitesi’nin içinde dağıtılmış oldu.

ADNAN OKTAR: Allah, Allah. Allah, Allah.

BÜLENT SEZGİN: Resimlerini gösterebiliriz inşaAllah.

KARTAl GÖKTAN: Ayrıca Rasiski Arganvi Üniversitesi, Rusya Tarım Üniversitesi, Biyoloji Fakültesi’nde 500 adet ‘Evrim Teorisinin Çöküşü’ Kitabı dağıtıldı.

ADNAN OKTAR: Mükemmel, mükemmel. Elhamdülillah. Rus gizli servisi ne onun ismi şuan? Efes B, bizim çocuklarla defalarca görüştü. Yani görüştü derken onlar bizi buldular. “Rusya’daki faaliyetlerinizden çok memnunuz” dediler. “Bütün Rusya’da istediğiniz gibi faaliyet gösterebilirsiniz, güvenlik sorununuz olursa bize söyleyin” dediler. Bir tek bizim faaliyetimiz Rusya da serbest. İran’da bir tek benim kitaplarım serbest. Artık oradan anlayın ne anlıyorsanız. Demek ki Hz. Mehdi (a.s) yolundayız.

“Gezi ayaklanması sürecinde sekiz kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. Hiç araştırdın mı? Nereli, nedir, ırkı ve dini nedir? Tabii ki önemsizler ama bakıyorsun hepsi Alevi. Ben bir Sünni gencim Adnan Hoca bu ülkede AKP iktidarı nokta, nokta ve baskı uyguluyor” diyor. “Bir Sünni olarak ezilen halkın yayında alacağım. Mesela 1 Mayıs’ı yasakladılar. Neden? Bu yasak insanlar gidip orada 77’de ölen yoldaşlar için anmasını yapıp gidecektir. En demokratik hakkı bile, halktan kısıtlıyorsan bıraksın başbakanlığı Erdoğan. Daha çok sorun ve konuşacak şeylerim var. Belki ileride yayınlarınızda sorarım. İyi geceler.” Aleviler delikanlıdır. Kabadayı ve koç yiğittir. Bizim mahallede de Aleviler vardı. Hepsi kabadayıydı, hepsi koç yiğitti. Türkmenlik’ten kalan bir yiğitlik vardı üstlerinde. Ankara’nın, Karaşar kasabası vardır. Silme kabadayıdır hepsi yani orada delikanlı olmayan bir kişiye rastlayamazsın ve adettir yani delikanlı olmayana pek itibar etmezler. Önce delikanlı mı? Değil mi? Ona bakılır. Çok eski gelenek. Oğuzlardan gelme bir gelenek. Alevi ise canlarım, onlar şehit olmuşsa ne mutlu onlara. Ne güzel bu zor dünyadan Allah cennetine almış. Alevi kardeşlerimiz çok, canları çok yanmıştır çok ıstırap çekmişlerdir. Osmanlı döneminde de çok canları yanmıştır birçoğunun. Birçok yerde yanmıştır. “Yağsın başıma taşlar yağmur gibi” diyor. “Dostun attığı bir gül yaralar beni” diyor bir Alevi babası taşlanıyor halk tarafından. Mesela çok korkunç bir şey bu. Orada bunu söylüyor. Bunun türküsünü bana gönderin burada yayınlayayım. Sünni olman da güzel. TGB’li olman da, o da hoş, saygı duyuyorum. Tabii orada Alevi diye o kişiler tespit edilip vurulduğunu zannetmiyorum. Ama genellikle Alevi kardeşlerimiz herhalde o eylemlere katılmış orada. O bölgelerde tahmin ediyorum. Yani Alevi yoğunluğu varsa olmuş olabilir. Yani olabilir bazı mahallelerde Alevi kardeşlerimiz daha yoğun oluyor. Bazı fakir mahallelerde falan. Değil mi? Var öyle ben tam bilmiyorum da Alevilerin yoğun olduğu. O yoğunluktan kaynaklanan bir şeydir. Yoksa bu memlekette Sünni yüz binlerce insan şehit edildi. Özellikle de Sünni nefreti epeyden beri var. Son 80 yıl, 90 yıl içerisinde Sünniler bayağı acı çekti birçoğu. Birçok nedenden, birçok kere, bir çok hükümet döneminde acı çektiler. Hapislerde şurada burada çok ıstırap çektiler. Alevi kardeşlerimiz, Kürtler de çok acı çekti. Yani böyle bir yapı var. Oldu ama bundan sonra olmayacak inşaAllah.

Ml Ekselef ‘Hocam saat kaç Allah aşkına” diyor. “Siz de biz komünistlere kızıyorsunuz “diyor. Ben kızıyorum, eleştiriyorum ama sonunda doğru çizgiye geliyorsunuz.

Şamil Adige 54. Komünizm nerde eşitlik? Rusya’da da öyle. Rus ileri gelenler daçalarda yaşıyorlardı,  villalarda  falan. Halk sürüm, sürüm sürünüyordu Rusya’da. Çin’de de öyle. Halk mahvoluyor şu an, zenginler de kendi keyfinde, aleminde. Öyle bir şey yok. Her yerde öyle. Kamboçya’da da öyle oldu. Vietnam’da da öyle oldu. Her yerde öyle oldu yani.

Benim enerjim yerinde de, Ümmeti Muhammed. Gidelim bari ne yapalım? İnşaAllah. Tamam yarın görüşürüz inşaAllah, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü