Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (16 Mayıs 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Taner Yıldız akşam açıklama yaptı son olarak 292 işçimizin şehit olduğunu söyledi. 10 işçimizin daha içerde olduğu bildirildi ve toplam 769 kişinin çıkarıldığını söyledi.

ADNAN OKTAR: Milletimizin başı sağ olsun. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu çileli, azaplı zor ortamdan cennet ortamına aldı Allah onları. Yetimlere, dullara güzel bakarsak, -Kuran’da onlar için özel hükümler va- huzurlu yaşamalarını sağlarsak ne güzel.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, siz “Şehitlerimizin ailelerini kendi canımız gibi koruyup kollamalı güzel bir hayat sağlamalıyız” demiştiniz. Bugün bu konuda birçok destek açıklaması geldi. Bir kısmı şöyle; Milli Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Özçukurlu, Soma’da şehit olan madencilerin çocuklarının tüm okul masraflarının karşılanacağını, hangi bölgede isterlerse yatılı okutulacaklarını, üniversite öğrencilerine de burs vereceklerini açıkladı, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel bunlar, yürek ferahlatıcı şeyler. Ama canlarımızı böyle toprağın altında tutmayalım. Teknolojik gelişmelere uygun olarak uzaktan kumandalı robot sistemlerinin devreye sokulması gerekiyor. En ileri ülkelerin yaptığı yöntemler neyse onları yapalım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Soma faciasının yaşandığı madeni işleten Soma Holding, bugün basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan madenin sahibi Alp Gürkan, yaşam odalarıyla ilgili; “Yaşam odası kapatılmıştı yenisi hazırlanıyordu. Eğer patlama üç ay sonra olsaydı yaşam odası bitmiş olacak ve kimse ölmeyecekti” dedi.

ADNAN OKTAR: Kimse. O zaman yaşam odası yapılıncaya kadar kömüre, madene kimsenin inmemesi lazım. Can güvenliği yoksa niye indiriyorsunuz? Bu çok garip bir açıklama olmuş.

BÜLENT SEZGİN: Çok vicdan azabı çektiğini ifade etti ve şehit olan madencilerin çocuklarına eğitim ve ailelerine ev sözü verdi Hocam. Çocukların eğitimi için vakıf kurulacakmış.

ADNAN OKTAR: Olan olduktan sonra, değil mi? Mesela evler oluyor, yangın kaçış yeri olmuyor, çıkış yeri olmuyor, belediye mühürlüyor orayı. “Bunu yapın ondan sonra” diyor. Öyle şey olur mu?

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Türkiye yaşam odası mecburiyeti olmayan ender ülkelerden birisiymiş. Pakistan’da da yokmuş.

ADNAN OKTAR: Bu çok ürkütücü, öyle bir mecburiyet olmaması çok ürkütücü, çok rahatsız edici.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Manisa’da Soma’da polis eylemcilere TOMA’yla müdahale etti. Bazı eylemcilerle ilçede yaşayan vatandaşlar arasında gerginlik yaşandı.

ADNAN OKTAR: Soma’nın halkı mazlum, dindar, aklı başında, sevecen dünya tatlısıdır, evliya gibidir. Dışarıdan gelen tipler oluyor böyle olayları kullanmak istiyorlar. Tabii ki polis buna müsaade etmez.

Evet biraz Bediüzzaman’dan dinleyelim devam edelim, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Taberani İbn-i Esakir Ebu Hureyre’den naklediyor; “Meryem oğlu İsa Mesih inecek ve yeryüzünde kırk sene kalacak” diyor, inşaAllah. “Ayrıca Taberani şu lafzı da telaffuz ediyor; deccal çıkacak sonra Meryem oğlu İsa Mesih inip onu etkisiz hale getirecek ve yeryüzünde kırk sene adil bir lider olarak hükmedecek.”  Hz. İsa Mesih (a.s) Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra inşaAllah Hıristiyan aleminin lideri olarak. Müslüman olmuş Hıristiyan aleminin lideri olarak. Muhammedi İseviler olarak devam edecekler.

“İbn-i Ebi Şeybe Müstedreki’nde ve Hakim İbn-i Mesut (r.a.)’dan naklediyor; İsa Mesih İbn-i Meryem inecek deccalı yok edecek. Sonra kırk sene ömür sürecek. Onun zamanında ömürler uzayacak” diyor. Hz. İsa Mesih (a.s) devrinde. Zaten şu anda da çok uzadı ömürler.

İnsanların kumanda edebildiği hayvanlardan bahsediyor hadiste. “Ama bu hayvanlar ekinin ortasından geçtikleri halde bir başak bile ağızlarına almayacaklar, yemeyecekler” diyor. “Yemek yemeyen, ot yemeyen hayvanlar olacak” diyor ve “insanların sözünü dinleyecek” diyor. “Tarımda görev alacaklar” diyor. Ne bu?

BÜLENT SEZGİN: Biçerdöver birebir Allah-u alem.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bak “Ekinin ortasından geçtikleri halde bir başak bile ağızlarına almayacaklar” diyor. Anlatımı görüyor musunuz? “Ve insanın sözünü dinleyecek, insanın kumandasında olacak” diyor, inşaAllah.

“Yılan ve akrepler kimseye eza etmeyecekler. Yırtıcı hayvanlar kapılarının önlerinde duracak da kimseye zararı dokunmayacak.” Yılan ve akrep; eskiden çok fazla ölüm olurdu yılan ve akrepten, şu an elhamdülillah hiç duymuyoruz. Eskiden bayağı bir felaketi. “Yırtıcı hayvanlar kapılarının önünde duracak da kimseye zararları dokunmayacak.” Bütün dünyada yırtıcı hayvanlara karşı da şefkat gösterilecek fakat insanlara zarar vermeyecek. Niye? Çünkü beslenip bakımları yapıldığında, onlara şefkatli davranıldığında yırtıcı olmazlar, yırtıcı olmuyorlar. Nasıl kediler şu an her yerde kaynıyor, normalde yırtıcı hayvan onlar, saldırgan ama hiç kimseye zararı olmuyor. Onun gibi olacak diyor. O zaman belki çitalar, panterler de öyle ortada gezecekler, inşaAllah. İyi bir bakım, iyi bir beslenmeyle yahut iyi bir eğitimle veyahut bazı ilaçların da kullanılmasıyla saldırgan olmayacaklar. Burada, hayvan sevgisinin etrafa yayılacağı ve her türlü hayvanla insanların içi içe olacağı anlaşılıyor. Yani yırtıcı hayvanlar dışarıda gezebilecek, insanlar bunu görebilecek. Hayvan sevgisi vardır insanda ama göremedikleri için sevemiyorlar yahut zararlı gördükleri için sevemiyorlar ama hastalık riski olmazsa, bakımlı olursa, zararsız olursa insanlar rahatça sevebilirler.

“Kişi bir ölçek buğdayı alıp öküzsüz ve sabansız ekecek.” Zaten “öküze ve o zaman hayvanlara emredilecek hayvan orayı sürecek” diyor, “ama ot yemeyecek” diyor. Burada da bak, “öküzsüz ve sabansız sürülecek” diyor. “Karşılığında 700 ölçek buğday alacak.” Yani ürün çok fazla alınacak. Modern tarıma dikkat çekiyor. İlk defa ahir zamanda oldu bu, Mehdiyet devrinde oldu.

“Yecüc ve Mecüc çıkana kadar yeryüzünde böyle refah içinde yaşayacaklar.” Hz. İsa Mesih (a.s)’dan sonra yeni bir komünist-faşist kavgası olacak. Hz. İsa Mesih (a.s)’dan sonra yeryüzü kana bulanacak. Ama en sonunda komünistler hakim olacaklar, dünyada din iman hiçbir şey kalmayacak. 1543 yılına kadar devam ediyor bu gelişme, 1543’te en yüksek noktaya çıkıyor. 1543’ten 1545’e kadar dünya tarihinde görülmemiş bir dinsizlik ve ahlaksızlık yaşanıyor, iki yıl. Sonra, “dünyanın aklı hükmünde olan Kuran göğe ref edilmesiyle artık dünyanın aklı gider” diyor Bediüzzaman. “Ve intizamsız hareketlerle başını başka bir seyyareye vurur” diyor. Tam o tarihte bir gök taşının dünyaya çarpacağı bilim adamlarınca tespit edilmiş zaten. İnkar edecekleri gibi de değil. Bak, Bediüzzaman söylüyor, Bediüzzaman’ın söylediği; bir seyyarenin çarpacağını söylüyor. Bilim adamları daha yeni tespit ettiler bunu. Bu Bediüzzaman’ın da kerameti. Bediüzzaman bunu yetmiş yıl önce söylüyor, bilim bunu daha on yıl önce tespit etti.

“İsa Mesih yeryüzünde kırk sene kalacak, daha sonra vefat edecek. Müslümanlar namazını kılıp Peygamber (s.a.v)’in yanına defnedecekler.” Peygamberimiz (s.a.v) özel olarak tarif etmiş; “Benim yan tarafımda boş bir yer bırakın, kardeşim İsa Mesih’i oraya defnedeceksiniz” demiş. Sahabeler de o sözü tutmuşlar. Peygamberimiz (s.a.v)’in sağ tarafı boştur. Sahabeler sağlı sollu yanına defnedilmiştir fakat orada bir boş yer bırakılmıştır sağ tarafında. Baya-ı büyükçe boş bir yer. “Beraber kalkacağız biz İsa Mesih’le” diyor Peygamberimiz (s.a.v) inşaAllah.

Yine, “Ebu Hureyre (r.a)’dan Meryem oğlu İsa Mesih kırk sene kalacak. Bir rivayette de kalacağı vakit kırk beş sene rivayet edilmektedir.” Kastedilen yani yaklaşık. Tam net söylemiyor. Mesela Hz. Mehdi (a.s)’da “dokuz veya yedi sene” diyor. Hani öyle bir gerilim yaşamasın insanlar diye söylenmiş bir şey, inşaAllah. Bazı kişiler için.

“Bu rivayetteki küsurat asıl süreye zarar vermez, çünkü diğer rivayetlerde küsurun terk edilmiş olma ihtimali vardır” diyor. Kırk beş daha makul görünüyor. Çünkü 1545’te zaten kıyamet kopuyor. 45, 50’ye geçişin tam sınır noktası. 46 oldu mu 50 olmuş oluyor, yarıyı geçmiş oluyor.

“Bir rivayette İsa Mesih’in Rehva’ya ineceği ve oradan hacca gideceği anlatılmaktadır.” Hacı olacak Hz. İsa Mesih (a.s). “Rehva, Medine ile Vadi Sefra arasında Mekke yolundaki bir yerin adıdır.”

Diğer bir rivayette İsa (a.s)’in nüzul edeceği, ineceği, hacca gideceği, sonra bilahare Medine’yi ziyaret edeceği ve Resulullah (s.a.v)’in kabrine gidip Resulullah (s.a.v)’e selam vereceği ve Resululllah (s.a.v)’in de selamını alacağını hadislerde belirtilmiş. Yani İsa Mesih’in duyacağı şekilde alıyor Peygamberimiz (s.a.v)’in selamını, inşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s) “Selam” diyor, Peygamberimiz (s.a.v) “Aleyküm Selam” diyor. Bunu duyuyor İsa Mesih, bir harika olarak.

Enes (r.a)’dan “Sizden her kim Meryem oğlu İsa Mesih’e erişirse benden ona selam söylesin” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Onun için Peygamberimiz (s.a.v)’in selamını söyleyeceğiz. Hakim’de inşaAllah.

“İsa Mesih yeryüzüne indikten sonra evlenecek, çoluk çocuk sahibi olacak. Sonra Medine’de vefat edecek”. Evlenecek, çoluğu çocuğu oluyor İsa Mesih’in. Çünkü daha önce çoluğu çocuğu olmamıştı. Ama İsa Mesih’e mahsus. Mesela  “Hz. Mehdi (a.s)’ın çocuğu olmayacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Öyle diyor, onun çocuğu olmayacak. Ama “İsa Mesih’in olacak” diyor. Bizzat ben evlendireceğim, görürsünüz inşaAllah. İsa Mesih’in hac yaptıktan sonra Peygamberimiz (s.a.v)’in kabrini ziyareti sırasında vefat edeceği söyleniyor rivayette. Yani belki heyecandan, belki bir şeyi Allah vesile edecek. Kabrini ziyareti esnasında vefat edecek yani orada vefat edeceği söyleniyor. İnşaAllah.

İbn-i Esakir Abdullah bin Selam’dan, “Tevrat’ta Peygamber (s.a.v)’in sıfatı anlatılıyor ve orada İsa (a.s)’ın onunla beraber defnedileceği yazıyor” diyor Tevrat’ta. İsa Mesih ile Peygamberimiz (s.a.v)’in.

Buhari İbni Esakir ondan Abdullah bin Selam’dan naklettiklerine göre “Hz. İsa (a.s) Resulullah (s.a.v) ile iki sahabesi Ebu Bekir, Hz. Ömer (r.a) yanına defnedilip kabir adedi dörde çıkacaktır”. Hz. Ebu Bekir’in kabri bir tarafta biliyorsunuz, Hz. Ömer’in kabri bir tarafta, boşluk var arada. Hz. Ebu Bekir Peygamberimiz (s.a.v)’in sağ tarafında, boşluk var, genişçe bir boşluk, İsa Mesih’in gömülmesi için. Hz. Ömer de sol tarafında. O zaman işte kabir adedi dörde çıkıyor.

İbni Cezm Abdullah bin Ömer (r.a)’den marufa naklettiği bir rivayette şöyle buyurulmaktadır. “İsa Mesih İbn-i Meryem yeryüzüne inecek, evlenecek, çoluk çocuk sahibi olup 45 sene yaşayacak”. Burada da bak 45 sene diyor. “Sonra vefat edecek.” Bak diyor ki Peygamberimiz (s.a.v)“Benimle aynı kabre gömülecek.” “Benim yanıma gömülecek” diyor. “Sonra ben ve İsa Mesih aynı kabirden, Ebu Bekir ve Hz. Ömer (r.a) arasından kalkacağız.” “Önce ikimiz kalkacağız” diyor. Yani Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (r.a) iki tarafta, “onların arasından ikimiz önce kalkacağız” diyor o dirilmede inşaAllah. Bir güzellik olarak ilk önce ikisi birlikte kalkıyorlar. İlk dirilen olmaları da çok manidar. İsa Mesih’in yeryüzüne inişi. Yeryüzünden önce alınışı, sonra inişi. Ölüyü diriltmesi. Sonra kendisinin ölü iken yeniden Peygamberimiz (s.a.v)’le birlikte kalkması. İnşaAllah.

“Yecüc ve Mecüc, onlar Ademoğulları’ndandır” yani insandırlar. Kavl-ul Ahbar’dan “Onlar Adem ve Havva’nın çocuklarındandır.” Demek ki öyle anormal mahluklar değil, insan bunlar. Ahlakları anormal. “Çeşitli boylardadırlar” diyor. İnsanlar zaten öyledir, kimi uzundur, kimi ortadır, kimi kısadır.

“Yecüc ve Mecüc” diyor “her fert sulbundan çok fazla çocuk bırakmadıkça ölmez” diyor. Yani çok çabuk türeyen ürüyen bir kavim olacak aynı zamanda. Çok fazla evlenen yahut gayri meşru da olacak ilişkileri zaten, fakat çok fazla çocuk doğuran bir kavim. Bu insan topluluğu sürekli iman-i, Kuran-i seddi aşmak için sürekli faaliyet içinde olacaklar” diyor “ama Allah müsaade etmeyecek”. “Ama Kuran seddi kalktığında, imanın seddi kalktığında her bir tepeden artık akın edecekler” diyor. Yani müthiş bir katliam ve azgınlık gösterecek bir insan güruhu, insan topluluğu. Üç devrim olacak diyor Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra. Birisi Allah-u alem faşist bir yapı gibi görünüyor. Sonra ikisinin arasında bir mücadele oluyor, faşistlerle komünistler arasında. Sonra komünistler dünya hakimi oluyorlar. Sonra da kıyamet kopuyor. Vakti olan, o vakte erişen bunları görecek. Ama biz Hz. Mehdi (a.s)’ın hakimiyetini ve İsa Mesih’in nüzulünü göreceğiz. Nüzulünü derken yani göz göze, göre göre, gözümüzün göreceği şekilde bir nüzul olmayacak. İsa Mesih bir yerde bulunacak inşaAllah.

Dünya bir imtihan meydanı Cenab-ı Allah’ın verdiği işaretlere anlamazdan gelerek bakmak yanlış olur. Allah bizlere bütün dünyada bir şey anlatıyor. Bazı işaretlerle bir şeyler anlatıyor. Israrla anlamazdan gelirsek Allah’ta ısrarla anlatmaya devam eder. Allah’ın verdiği her işareti anlamamız lazım.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Allah ayette şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Siz kendinizde olanı değiştirinceye kadar Allah size nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir” inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. Bütün dünyada yer yerinden oynuyor ama insanlar onun ne anlama geldiğini anlamak istemiyorlar. Bak bütün dünyada yer yerinden oynuyor, insanlar Allah’ın ne demek istediğini anlamazlıktan geliyorlar. En sonu kıyamettir. Allah insanları kendine yaklaştırmak istiyor. Kendisine döndürmek istiyor. Kendisini sevdirmek istiyor. Bütün dikkatin üstünde olmasını istiyor Allah. İnsanlar da özellikle ve kararlılıkla dikkatlerini Allah’tan çekiyorlar. Bu olmaz. Allah’ı sevecek insanlar. Allah’ı anacak, Allah’ın verdiği işaretleri görecekler. Allah’tan sürekli bir uyarı geliyor insanlara. Özel işaretler geliyor, bütün dünyada.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Soma’da en uç galeriye gitmek için 45 dakika yürüyorlarmış. Galerilerin de ilerisinde çalışan noktalar varmış. Bir insan dik duramıyormuş. Orada çalışan işçiler sürekli madeni ilerletmek için yeri kazmayla deliyorlarmış. Hocam, birkaç fotoğraf vardı uygun görürseniz. Avusturalya ve diğer ülkelerin madenlerinde böyle çalışma yapılıyor, sizin bahsetmiş olduğunuz şekilde inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şimdi bizi Türkiye ilgilendiriyor ve olan durum bizi ilgilendiriyor. Biz teknolojiyi sormuyoruz. Onu uygulasınlar artık bundan sonra.

“O nurlu, tertemiz elinizle tuttuğunuz kitap ne kadar bahtiyar” diyor “o ipek gibi saçlar ne kadar çekici” diyor “ümit dolu, altın değerinde sözleriniz ne kadar yürek açıcı. Çok yakışıklı, özenle yaratılmış sima ve bedeniniz ne büyük bir nimet elhamdülillah” diyor maşaAllah. Ayşe Hanım. “Sizleri çok seviyoruz Hocam, Hz. İsa (a.s) evleneceğini biliyorsunuz peki ya Hz. Mehdi (a.s) neden evlenmeyecek?” Peygamberimiz (s.a.v.) “evlenmeyecek” diyor. Şartların şiddetinden kaynaklanıyor olabilir. Çünkü İsa Mesih hazır ortama gelecek. Hz. Mehdi (a.s) göğüs göğse bir mücadelenin içinde olacak. Münafığı, kâfiri, dinsizi, imansızı onla müthiş bir mücadeleye girecek. İsa Mesih’i genellikle saklayacaklar talebeleri. İsa Mesih sadece siyasette talebelerine etkili oluyor daha çok. Açık tebliğ faaliyetinde daha az olacak İsa Mesih tanınmaması için.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleri var. Elazığ Belediye Başkanı Sayın Mücahit Yanılmaz’ı ziyaret edip sizin Komünist Kürdistan Tehlikesi ve İslam’ın Kışı ve Beklenen Baharı kitaplarınızı hediye etmiş kardeşlerimiz. Urfa’dan kardeşlerimiz 150 adet Komünist Kürdistan tehlikesi kitabınızı halka ve esnafa hediye etmişler.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafları gösterebiliriz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, görelim.

KARTAL GÖKTAN: Gençlik Haftası nedeniyle bir kardeşimiz Gümüşhane’de bugün düzenlenmesi planlanan Rock günü için parkta toplanan gençlere Yaşayan Fosiller ve A9 TV broşürü dağıtmış.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş, isabet.

KARTAL GÖKTAN: Kayseri’de kardeşlerimiz ev sohbeti yapmışlar, Kuran okuyup, dua etmişler.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel, ne güzel, ne güzel maşaAllah, elhamdülillah. Allah kalplerine ferahlık versin, inşirah versin Rabbimiz. Allah onları nurla sarsın. Aylin Sultan bana kısa bir iman hakikati anlat.

AYLİN KOCAMAN: Tamam Hocam, inşaAllah. Biz daha önce proteinlerin hep üretilmesini anlatıyorduk Hocam. Ribozomda üretiliyorlar. Üretimin hemen arkasından da bunların katlanması gerekiyor ki; bir yerlerde işe yarayabilsinler, özel görevleri elde edebilsinler. Bunun içinde şaperon proteinleri var özel olarak. Bunların hepsinin görevi her yerdeki, her hücredeki, her bölgedeki ayrı ayrı iş gören proteinleri özel olarak katlamak. Hiç birinin katlama şekli birbirine benzemiyor. Bunlar arka arkaya katlanmazsa eğer hiçbir işe de yaramıyorlar proteinler, üretilmiş olsalar bile. Ve eğer yanlış katlama meydana gelirse hemen o ilgili protein yani yanlış katlanmış protein orada parçalanıyor ve parçaları kullanılıyor. Fakat eğer o şaperon proteini defalarca yanlış katlarsa bu sefer şaperon proteini ortadan kaldırılıyor. Böylelikle kullanımı engelleniyor.

ADNAN OKTAR: Damla Sultan sen bir şey anlat bize.

DAMLA PAMİR: İnşaAllah. Beyinden mesajlar geldiğinde normalde sinir hücreleri aracılığıyla onlar iletiliyor. Fakat sinir hücrelerinin arasında küçük boşluklar var. O boşluklara da sinaps deniyor. Fakat beyinden gelen mesaj o boşluğa geldiğinde normalde karşı tarafa geçmesi çok zor. Fakat özel olarak orada Allah mükemmel bir sistem yaratmış. Orada asetilkolin denen özel moleküller salgılanıyor. Ve o bahsettiğim boşluğa onlar salgılandığında gelen mesaj, o boşluktan karşı tarafa iletiliyor. Fakat milisaniyeler içerisinde onun temizlenmesi gerekiyor ki, her yeni gelen mesajın karşı tarafa iletilmesi gerekiyor ve o mesajlar eğer orada kalsa bütün gelen bilgiler, beyinden gelen bilgilerde karışıklık olur. O sistem işlemez ama işte asetilkolinesteraz diye bir enzim var. Hocam o enzim geldiğinde gelip oradaki asetilkolin moleküllerini temizliyor. Her milisaniyede yirmi beş bin tane molekülü temizliyor ve her gelen yeni mesaj karşı tarafa iletilebiliyor maşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Kimyasal silahlar bu enzimin işleyişini durduruyor. Durduğu içinde zaten hızlı Allah vermesin ölüme sebep oluyor çünkü ondaki ileti devam edemiyor.

ADNAN OKTAR: Kimyasal silah kahpelik. Ebru Sultan siz ilminizden, irfanınızdan bizlere bir katre sunarsanız.

EBRU ALTAN: Estağfirullah aşkım zaten sizden öğrendik inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kuran’dan, benden.

EBRU ALTAN: Kuran’dan, sizden inşaAllah. Aylin Hocam’ın anlattığı konuya çok kısa bir ek yapmak istiyorum. Birkaç milisaniye içinde oluyor bu katlama işlemi. Şaperonlar aynı zamanda yanlış giden bir katlamayı da düzeltebiliyorlar, o anda müdahale edip. Geri açıp tekrar katlanmaya doğru şekilde devam edecek gibi müdahalede bulunuyorlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Orada, karanlığın için de adama sen desen ki “bunu yap et.” Adam felç olur, yapamaz. Yüz tane profesörü bir araya getirsen gene yapamazlar, yolda yürüyemez. Orada nasıl onu buluyorsun, nasıl tespit ediyorsun? Bunlar Allah’ın mucizeli olarak dünyayı şoka sokacak izahlar aslında ama. Dünya bunu dikkatlice incelemiyor, dikkatlice bakmıyor.

EBRU ALTAN: Bir de bu bağların olduğu kısımlar, katlanacak yerlerde özellikle zayıf bağlar yapılıyor ki o bağlarda katlanmaya uygun, hangi yerlerden katlanacağını biliyorlarmış gibi aminoasitler o şekilde zayıf bağ ile bağlanıyorlar. Ve rahatlıkla katlanıyorlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah bir şeyi meydana getirdiğinde onun neden meydana geldiğini mutlaka düşünmek lazım, her ne olursa olsun. Hiçbir şey sebepsiz yaratılmaz. Mesela şuradaki şu ses bile mutlaka hikmetle yaratılır inşaAllah. Anlamazdan gelince olaylar daha da artar. Anlamazdan gelmek doğru değildir. Hemen anlayıp, Allah’a iltica edip, tövbe istiğfar edip, Allah’ın kastettiğini anlayıp, dediğini yapmak lazım. Öbürü –haşa- Allah’la mücadele anlamına gelir o zamanda bu Allah’ın gücüne gider.

ENDER DABAN: Hocam, ayette şeytandan Allah’a sığınırım “Her nefis kendine basirettir” diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Tabii insan bilir. Eksiğini, yanlışını bilir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Rusya’dan faaliyet haberleri var. Rusya’daki kardeşlerimiz 5 Mayıs’ta Ortodoks Kilisesi  Yareslovk Patrikhanesi Aleksiya Manastırı’nda düzenlenen Hristiyanlık’ta ve Rusya eğitim seminerinde “evrim” konulu konferansa katıldılar. Rusya’nın farklı şehirlerinden gelen akademisyenlerin katıldığı konferansta sizi temsilen Zafer “Evrimin geçersizliği ve Hz. İsa (a.s)’ın gelişi” konularını anlattı. Evrim teorisinin çöküşü filmi gösterildi. Rusya evrim teorisi çöküşü kitabınızdan 500 adet dağıtıldı. Ayrıca Aleksiya Manastırı Baş Rahibi Petro Vasilenko’ya kitaplarınız hediye edildi. Kendisi sizinle ilgili hayranlığını şöyle ifade etti. “Evrimle ilgili yaptığı çalışmalar son derece önemli ve gereklidir. Darwinizm’in temelini sarsarak şeytanın temelini sarsmış oluyor. Harun Yahya olağanüstü yeteneklere sahip bir insan. Yaptığı çalışmaya paha biçmek imkânsız. Hayranlığımı ve selamlarımı iletiniz lütfen.”

ADNAN OKTAR: Rahip Efendi’nin söylediklerini bir daha söyle.

KARTAL GÖKTAN: “Evrimle ilgili yaptığı çalışmalar son derece önemli ve gereklidir.”

ADNAN OKTAR: Kimin?

KARTAL GÖKTAN: Sizin için söylüyor Hocam. “Darwinizm’in temelini sarsarak şeytanın temelini sarsmış oluyor.”

ADNAN OKTAR: “Şeytanın temelini” güzel.

KARTAL GÖKTAN: “Harun Yahya olağanüstü yeteneklere sahip bir insan. Yaptığı çalışmaya paha biçmek imkânsız. Hayranlığımı ve selamlarımı iletiniz lütfen.”

ADNAN OKTAR: Aleykümselam. Demek ki, Hz. İsa (a.s)’ın talebesi maşaAllah.

“Twitter ve Facebook’ta Hristiyanlar Sudan’da din değiştirdi diye hakkında idam kararı verilen kadın hakkındaki haberi paylaşıyorlar. Bizler ne kadar “dinde böyle bir uygulama yoktur. Gerçek İslam bu değil” desek de Müslümanlar’ın genelinde gördüklerinde yapıdan dolayı tam olarak söylediklerimize kanaat getirmiyorlar.” Mehdiyet işte bu yüzden gerekiyor. Allah böyle bir şey demiyor ayette böyle bir şey yok Kuran’da. Ama sonraki hurafelere dayandırarak böyle bir kanun çıkarmışlar. Adam din değiştiriyorsa değiştirir. Hristiyan’ken Müslüman oluyor kabul ediyorsun. O zaman asıp kesmeye kalkmıyorsun. Müslümanken Hristiyan oluyor adam veyahut dinsiz oluyor sana ne, ne karışıyorsun?

“Fikret Hocam maşaAllah çok karizmatik” diyor Saadet Hanım. Fikret Bey bu nedir böyle? MaşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında yayınlanan yeni bir makaleniz var. Suudi Arabistan’ın en büyük İngilizce gazetelerinden Arap News İslam bakış açısı sayfasında “Lüks, Müslüman’a Haram mı?” başlıklı yazınız yayınlandı. İslam’ın temsilcilerinin en kaliteli hayatı yaşamaları gerektiğini anlatıyorsunuz bu yazınızda.

ADNAN OKTAR: Güzel, doğru söylüyoruz. Bağnazlara göre de Müslümanlar en bakımsız, en zor şartlarda yaşamalı, en iptidai ortamlarda hayat sürmeli.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Gazi Mahallesi’nden bir görüntü paylaşmışlar. Eylemcinin elinde silah olduğu gözüküyor.

ADNAN OKTAR: İlk defa bildiğimiz, duyduğumuz bir şey değil. Hem tabanca kullanıyorlar, hem silah kullanıyorlar, hem otomatik silah da kullanıyorlar. Arama yapıp hepsini toplamak lazım. Toplamazlarsa durur. Almak, kaldırmak zor bir şey değil, ilgililer gereğini yapsın.

AYLİN KOCAMAN: Hocam Soma’da da Emniyet Müdür Yardımcısı gözünü kaybetmiş, tek gözünü, çıkan olaylarda.

ADNAN OKTAR: Çıkan olaylarda, tek gözünü kaybetmiş.

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Mesela bunu hiç önemli görmezler.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bir de provokasyon haberi vardı. Okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gezi olaylarında AK Parti’ye karşı “müftü karısıyım” diyerek başına bir örtü geçirip provokasyon yapan CHP’li Gül Taştı Celal vakasının aynısı Soma’da da yaşandı. BBC Türkçe muhabiri Rengin Aslan’ın görüntülediği iki kadın “ölen madenci eşleri” diye sunuldu. Soma’da ki mezarlıkta dua etmeye geldiler diye lanse edildi. AK Parti’nin işten çıkarma tehdidiyle oy topladığını söylediler. Ancak videodaki genç kadınların 1 Mayıs eylemlerinde çekilen fotoğrafları ortaya çıktı ve aynı kadınlar duran adam eylemlerinde görüntülenmişti.

ADNAN OKTAR: Böyle şeylerde bu tip adamlar zaten hemen devreye giriyorlar. Hemen olay yerine intikal ediyorlar. Daha girişte polisin tespit etmesi lazım. O tip olaylarda mutlaka bu tip insanlar, o olay yerinde kesif olarak bulunuyorlar. Başka bir olay olsa oraya da giderler, çok dikkat etmek lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam bugün yayınlanan bazı videolarda Taner Yıldız, şehitlerimizin aileleriyle tek tek, uzun uzun konuşuyor. Eşlerin ellerini tutup çok babacan bir ifadeyle, onlara sabır telkin ediyor ve ne istiyorlarsa yapılmasını sağlıyor ve yardımcı oluyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: O maşaAllah kaç günden beri orada ve çok zor şartlarda. Bayağı da şevkli. Allah razı olsun, maşaAllah. Tam Müslüman evladı maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Tunceli’nin Sütlüce Köyü bir karakol inşaatında güvenliği sağlayan askeri birliğe, bugün sabah saatlerinde, bir gurup PKK’lı terörist tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Bir astsubay ve bir er yaralanmış Hocam. Çatışmanın sabah saatlerinden bu yana hala sürdüğü bildirildi.

ADNAN OKTAR: Onlar, diyorum ya böyle bulanık havayı çok seviyorlar. “Kurt” derler  “puslu havadan hoşlanırmış.” Bunlar da puslu ortamdan hoşlanıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Hocam kardeşlerimizin yine faaliyetleri var. Balıkesir Üniversitesi’nden öğrenciler sizin belgesellerinizden izleyip, yemekli sohbet yapmışlar. Sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Yemekler sizin öneriniz ile zeytinyağlı yapılmış. “Hocamız ve A9 ekibi de hep birlikte evimizde yemek yiyip, sohbet edebilsek ne iyi olur” demiş kardeşlerimiz. 16 Mayıs tarihinde Ankara’dan kardeşlerimiz Emek’te 1250 adet A9 ve yaşayan fosiller broşürü dağıtmışlar. 16 Mayıs’ta Sivas’ta iki kardeşimiz yaklaşık iki yüz elli adet A9 TV broşürü dağıtmış. Yine kardeşlerimiz İstanbul, Maltepe’de bugün halka üç yüz adet CD hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Şimdi iki tane ufaklık gördüm ben, bir kere bir oraya dön. Sonra şu kediye dön. Nasıl huzurlu şeker bakıyor bu böyle. MaşaAllah. Gözleri de sürmeli maşaAllah. Evet, devam et bakalım, iki ufaklık olması lazım. Özellikle şu öbürüne, ufaklığa yaklaştır. Mahallenin haytaları bunlar. Öbürüne bakayım. Bayağı şeker maşaAllah. İkisi de çok sevimli, nurlular maşaAllah.

İmparatoriçem nasılsınız?

DAMLA PAMİR: Çok iyiyim aşkım, elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: Bana bir şey anlat.

DAMLA PAMİR: Hz. Mehdi (a.s.)’ın görkemli bir lider olacağını bildirmiş Peygamber Efendimiz (s.a.v.). MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, görkemli. Demek ki dikkat çekecek mübarek. İnşaAllah talebesi oluruz.

Hülya “Canım, aşkım, bir tanem Hocam’a hepinize sevgilerle” diyor. Kendisi de çok güzel, kardeşi de çok güzelmiş. Kardeşi süper şeker, bal, bir göreyim. Acayip tatlı ve çok yakışmış benim canıma kıyafet. Ablası da çok çok güzel maşaAllah.

“Hocam İsviçre’den şu an sizi izliyoruz” diyor. İsviçre’de bir Türk karşıtlığı varmış. Türkiye aleyhinde çok fazla konuşmalar oluyormuş. “Ne yapalım?” diyor. Mehdiyet ile cevap verebilirler.

“Hocam, elhamdülillah, Coşar Hocam’ı size servis yaparken gördük” diyor. Mübarek nur cemali temessül buyurmuş. MaşaAllah.

“Kedicikler ve Aslanlara” maşaAllah. Aslan ama çok manidar böyle, aslan diye bir isim oluşturmuş olmaları. Hadise de uygun maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) talebesi onlar, hepimiz Hz. Mehdi (a.s.) talebesiyiz.

“Sayın Erdoğan’ın markette söylediği iddia edilen ve İsrail dölü olarak anlaşılıp alt yazı ile hazırlanan videoyu Musevi kardeşlerimiz soruyorlarmış. “Biz Museviler bunu hakaret olarak almayız ama neden hakaret olarak görüyor?” diye soruyorlar. “Dönme kelimesi gibi bu kadar yaygın olarak kullanılan bir hakaret mi? Musevi kelimesi suçsa nasıl bu kadar hakaretamiz bir anlam kazandı?” şeklinde soruyorlar.” Tayyip Hocam’a iftiranın artık sunturlusu bu. Ayıp, Allah’tan korksun. Ben izledim o videoyu ne alakası var? “İsrail dölü” bir kere hiç üslubu değil Başbakan’ın, hayatında hiç kullanmadığı bir cümle. Hiç hiç hayatında kullanmadığı bir şey. Görüyor musun? İsrail dölü şuna buna benzer ne tür iftiralar atılabileceğine bir ölçü bu işte.

AYLİN KOCAMAN: “İstifa etti” demiş. Bunu İsrail dölü olarak.

ADNAN OKTAR: “İstifa et” demek ayrı “İsrail dölü” ayrı. Ne duymak istiyorlarsa onu duyuyorlar. Kendilerini şartlamışlar. Bir kere Tayyip Hocam böyle bir üslup hayatta kullanmaz. Hiç kimseye kullanmadığı bir söz. Bir mantığı da yok. İsrail dölü Peygamber soyu demektir zaten. İsrail; Yakup Peygamber (a.s.)’ın ismidir, Kuran’daki. Ama tabii Musevi karşıtlığı Türkiye’de ve dünyada var. Türkiye’de de az da olsa var. Ama biz onu çok etkisiz hale getirdik. Yoğun faaliyetlerimizle, konuşmalarımızla, çalışmalarımızla gücünü sıfıra yaklaştırdık neredeyse. Ama diğer Arap ülkelerinde İslam ülkelerinde İsrail karşıtlığı çok şiddetli nefreti, Musevi nefreti çok çok şiddetli. Hep öldürme arzusuyla dolular.

Kürt kardeşlerimizden devletin görevlendirdiği orada korucu olarak görev yapan koç yiğitlerimize “ihanetçi Kürtler” diyor kardeşimiz Turgut Polat. Kime ihanet ediyor? Deccale ihanet ederler. Şeytana ihanet ediyorlar. Bu makbul bir ihanet. Allah’a ihanet kötüdür. Vatana millete ihanet kötüdür. Deccale şeytana ihanet ettiyse ne güzel, ne mutlu ona.

“Siz hep iyi olun inşaAllah. Bize ışık tutun. Bilgilerinizi ve sizi çok seviyoruz ve hep seyrediyoruz. Lütfen okuyun. Kendinize çok iyi bakın. Size ihtiyacımız var.” MaşaAllah bir hanım kardeşimiz yazmış.

Akkağıthane’li Orhan 45; “İyi yayınlar. Beğenerek, imrenerek, takdir ederek seyrediyorum Hocam” diyor “Taner Yıldız’daki bu azmi, inayeti, itikadı neye bağlıyorsunuz?” İmanlı Müslüman evladı. Müslüman yetişmiş, dindar, vicdanlı bir insan. Günlerden beri uyumuyor neredeyse.

Münafıklarda bir uğursuzluk, nursuzluk, akıl noksanlığı, hayatında bir berbatlık oluyor. Müminlerde de bir nuraniyet, ferahlık, bir suhulet oluyor maşaAllah.

“Oktar Hocamız. Ayrıca Oktar Hocamı tam göremiyoruz” diyor. Doğru mu  Oktar’ın görünmediği.” Yok, ben şu an görüyorum Oktar’ı. “Ayrıca Coşar Hocam’ı göremeyen arkadaşlarımız olabilir. Acaba ekranlarda tekrar temessül edebilir mi?” diyor. Hayır, o çok kısa bir an. Buyurun Coşar Hocam buyurunuz, buyurunuz. Kısa çok kısa bir Coşar Hocamız’ı gösterebiliriz. Belli belirsiz. Şu an zaten ricat buyurdular, ricat buyurdular. Bir dahaki sefer fırsat kollayalım inşaAllah. Buyurun Coşar Bey. 

“Hocam, sizden ricam şu. Müminler Tayyip Hocam’ın yanında. Allah’ın korumasına güvensin Tayyip Hocam, gönlünü ferah tutsun, güzel hizmetleri var.” 

Mehmet Bekmezcioğlu;  “Hoca siyaset yapma. Bu ne ya?” Siyaset ayrı,  doğruyu söylemek ayrı. Ben vicdanımın sesini dinleyerek onu söylüyorum. Siyaset olsa siyasete girer, faaliyet yaparız. Vatandaş olarak, samimi olan insandan yana ben tavrımı alırım. Oturup şamataya Başbakan’ı ezdirmeyiz.

Evet, sıcak çikolata hakikaten üstüne yok. İyi bir içecek.

Gideceğimde, şu an seyredenin sayısı çok yüksek, gidemiyoruz o yüzden. Nasıl oluyor bu saatte bu kadar yüksek izleme oluyor?  Cuma.

Elazığ’dan koç yiğit çıkar maşaAllah. Bütün Anadolu öyledir.

Hani yas tutmak put preslerin âdetiydi” diyor. “Neden müzik yok o zaman?” diyor. Yas ilan ettiğinde devlet, resmi olarak, müzik, eğlence yasaktır. Yani o bir saygıdır. Devletin kanununa saygı. Devlet vatandaşına olan sevgisini, saygısını böyle ifade etmek istiyorsa, ben ona saygı duyarım. Ama yas tutmak yok mesela Atatürk’e daha önceden yas tutuluyordu, sonra kaldırıldı. Yas yok. Eskiden sadece böyle ağır müzikler çalardı. Yani herkesin yüzü asık olurdu, kimse gülmezdi 10 Kasımlarda. Çocuklar çıkar ağlarlardı şiir okurken. Sonra bu kalktı. Ama Soma’daki kardeşlerimiz canlarımız, kuzularım şehit olduğu için, devlet bir saygı gereği olarak, millete saygı gereği olarak, böyle bir kural koydu. Biz o kurala saygı duyuyoruz. Devletin kanunlarıyla hiç kimse çatışmaz. Devletin kurallarına uymak saygıdır, inşaAllah. Konu bu.   

BÜLENT SEZGİN: Siz ilk günde bunu bu şekilde açıklamıştınız zaten.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Yoksa gülmemek, konuşmamak, yani bu olmaz. Yas, yastan kasıt zaten ağlamak, inlemek, dövünmek, kendini yaralamak, yerlere atmak,  ıstırap çekmek, hatta kendini öldürmeye kalkanlar oluyor, bu anormaldir. Olur, mesela nezaketen duruma göre devlet bu tip bir tedbir alıyorsa o da güzel bir şey. O, oradaki insanların kalbinde de bir idmina meydana getirebilir. Ama dinin hükmü açık, Kuran’ın hükmü açık. Yas haram, çünkü Allah’a şirk koşmak. Devlet demiyor ki, ağlayın demiyor, çırpının demiyor. “Müzik ve eğlence, eğlence ortamı 3 gün müddetl” diyor “3 gün, yasak” diyor. “Gece 12:00’den sonra mesela müzik çalmak yasak” diyor devlet, ona uyuyoruz. Devletin dediğiyle çatışmak yani bu akıllı bir hareket değil ki bu, mantıksız bir şey bu inşaAllah.

Baki Türkünler; “Ülkenin bütünlüğünü korumak bizim Tayyip’e düşmüşse, vay bu Türkiye’nin haline. Ya Adnan Bey;  Türkiye’nin bölüneceğinden emin ama sorumlusu Tayyip değil gibi konuşmuş adeta.” Tayyip Hocamız yani, Tayyip dediğin insan, Başbakan, tek başına bir insan. Sen istiyorsun ki,  Tayyip Hocam alsın eline mavzeri PKK’yla gitsin çatışmaya. Ne yapsın tek başına? Sen destek olursan, iflahını keser PKK’nın. Yalnız bırakırsan nasıl yapsın? Daha ne desin? “Tek devlet, tek millet, tek bayrak” diyor. Sen, bütün gücünle yanında ol, bak bakayım daha neler diyecek. Sen diyorsun ki “sen ne yapıyorsan yap, Başbakan’sın” diyorsun. Tamam, Başbakan da senin desteğin önemli vatandaş olarak. Tek başına nasıl yapsın? Ha bölme o biraz sıkar. En hasosu gelsin göreyim. Öyle bir şey olmaz. Adam, “böleceğim, böleceğim” diye havlayabilir. Bizim mahallede de var köpekler oluyor, havlıyor hayvan.  İt ürür, kervan yürür. Böleceğim demeyle böldürtmeyiz Türkiye’yi. İçinden geçiriyorsa geçirsin. Ama bölme olayı mümkün değil, alnını karışlarız öyle adamın. Daha öyle adam anasından doğmadı. Bütün dünya cehenneme döner öyle bir şeyde, kıyamet kopar. Yani eğer öyle bir şeye tevessül ederlerse, tamam 80 milyon şehit oluruz. O ayrı. Ama dünyada taş üstünde taş kalmaz onu söyleyeyim. Ne Amerika kalır, ne Rusya, ne Çin kalır, hiçbir yer kalmaz. Dünya toz duman olur. Kıyamet kopar. Yani Türk milletinin namusunu, haysiyetini, şerefini sen beş paralık etmeye kalkarsan, Allah kıyameti koparır.  Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğu bir ülkede bölünme diye bir şey olmaz. Bunu unutacaksınız. Türkiye’ de İttihad-ı İslam var şu an. Kürt’ü, Laz ı, Çerkez’i bir araya geldik, İttihad-ı İslam’ı oluşturduk. Adam çıkmış, “bölelim” diyor. Necisin? “Ben İttihad-ı İslam’ı savunuyorum” diyor. Hem İttihad-ı İslam’ı savunuyorsun, hem böleceğim diyorsun. Vay sahtekâr vay, vay sahtekâr vay. Hazır bir bitkinlik olmuş, bir birleşme olmuş, “ben Allah’ın hükmünü yapacağım” diyor. Allah sana “bölün” mü diyor ahmak. Allah sana “bölünme” diyor, parçalanma bir araya gel” diyor. ‘’Kurşunla kaynatılmış binalar gibi’’ diyor hatta. İnşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, “Siz birlik olmazsanız yeryüzünde büyük bir bozgunculuk olur” diyor inşaAllah. Ayette inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Evet, biraz Risale-i Nur’dan dinleyelim, devam edelim. 

Masaüstü Görünümü