Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (19 Mayıs 2014; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Her şeyin bir başlangıcı vardır ve sonu vardır. Allah’ın başlangıcı ve sonu yoktur. Yaratılmışların öyle, inşaAllah. Fakat elhamdülillah, Allah’ın ruhunu taşıdığımız için cennette başlangıcımız var, sonumuz yok. Çünkü Allah’ın ruhunu taşıyoruz. Başlangıç var sonu yok, inşaAllah.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, bildiğiniz gibi bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor bayramı. Atatürk ve silah arkadaşlarını bir kez daha rahmetle anıyor, tüm halkımızın başta gençler olmak üzere bayramını kutluyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Atatürk’e helal olsun. Olmasaydı şu an yobaz azgınlığını düşünemiyorum. Sokağa çıkamazdık, Allah vermesin. Atatürk’ün kurduğu sistemde bile bu kadar azıyorlarsa, bu kadar şirretleşiyorlarsa; bir de “Atatürk’ün kurduğu sistem olmasaydı ne olurdu?” bir düşünmek lazım. Yobaz azgınlığı fevkalade. Atatürk durduk yere ortaya çıkmadı. Atatürk’ü Allah yaratırken bir hikmetle yaratıyor. Ona bu görevi verirken bir hikmetle veriyor. Mehdiyet’in başlangıcıdır Atatürk. Atatürk olmasa Hz. Mehdi (a.s) çıkmazdı. Bak, kız erkek karışık oturuyorsunuz, müzik dinliyoruz, heykel var, resim var, konuşabiliyoruz, istediğimiz gibi giyiniyoruz, istediğimiz gibi yiyip içiyoruz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Akhisar Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahiner, Soma’da meydana gelen olayın kömürün oksijen alarak kendiliğinden yanması sonrası ortaya çıkan karbon monoksit zehirlenmesiyle gerçekleştiğini açıkladı. Olayın trafodan çıkan yangından kaynaklanmadığını belirtti.

ADNAN OKTAR: O kısmını anladık. Her seferinde olur bu tip olaylar. Bir kere kömür madeni, gördüğüm eğer yanlış değilse kabus gibi içerisi. Korku filmlerinde falan olur. Yoğun toz, çok yoğun. Benim canlarımın, benim aslanlarımın, koç yiğitlerimin körpecik ciğerleri o tozla doluyor, bu yeter bir kere. Bu olmaz. El, yüz, burunları falan simsiyah oluyor çocukların. Soğukta donacağımı bilsem yine ben istemem öyle bir şeyi. Oluyorsa, toprağı üstünden kaldırsınlar, 400 metre toprak diyorlar. 400 metre toprağı greyderle açalım, oradan kömüre ulaşalım açık havada çıkaralım, greyderle çıkaralım. 400 metreyse 400 metre. 500 metreyse 600 metre. Yapılmıyor mu? Baraj için yer açılıyor, her yer sökülüyor. Greyderlerin işinin adı ne? Dozerlerle girsinler, üstünü tamamen kazıyıp açsınlar, açtıkça da ilerlesinler. Çok da rahat olur, dozerle taktın mı böyle direk kamyona doldururlar. Ucuza da mal olur. Oradan çıkan üst toprağı da değerlendirebilirler başka yerlerde, oralarda, inşaAllah.

Fikret dinliyorum ben seni.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve komutanları Soma’daki şehitliği ziyaret ettiler. İmamın eşliğinde mezarlık başında diz çöküp dua ettiler. Ailelere taziyelerde bulundular.

ADNAN OKTAR: Bediüzzaman; “Kahraman ordu ve imanlı millet” diyor. “Hakikat-i hali göreceği ve bu dehşetli komitenin tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor, maşaAllah.

Tayyip Hocam’ı başbakan yapacağız yine. Cumhurbaşkanlığı olmaz, başbakan.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, partide de isteyen bayan milletvekilleri var, partinin başında kalmasını, inşaAllah, başbakan olarak devam etmesini.

ADNAN OKTAR: Ben istiyorum bir, bu çok önemli. Annemiz istiyor iki çok önemli, konu bitmiş. Emine anne zaten benden sonra söyledi. Tabii, aylardan beri susuyordu. O, ben bir şey söylediğimde hikmetli bir şey olduğunu düşünüyordur, inşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Yılmaz Özdil Sayın Erdoğan’ın bu konuşmasına cevaben; “Kendi söyledikleri lafları bize mal ediyorlar. Orada insanları öldürdüler. Önce iftira atıyorlar, sonra kendini savun diyorlar. Ergenekon’da da aynısını yaptılar, hapse attılar sizi, sonra bu yalanlara karşı kendini savun dediler” dedi inşaAllah.

ADNAN OKTAR: O, bizim yargılandığımız davada olmuştu. İşkenceye uğradı herkes, şehir elektriğiyle falan. Ölüm tehdidiyle imzalatıldı ifadeler. Sonra dedik ki; “Biz bunu demedik” dedik. “Olur mu öyle şey? İspat edeceksiniz” dediler. Allah Allah demedik diyoruz. “Demişsin bir kere” dediler. Demişsin bir kere olur mu? Demedim diyorum, geçerli değil. Ölüm tehdidiyle onu söylüyorum, işkenceyle imzalıyorum. Ben devlete güveniyorum, savcıya güvenip gidiyorum, dedim; “efendim ben bunu işkenceyle söyledim, böyle bir şey yok.” “Yok, öyle şey olmaz, sen bunun hepsinin ispat edeceksin” diyor, olmadığını. Öyle şey olur mu? Doğrusu; suç varsa ispat edilir, sen o ispatı karşı ispatla çözecek duruma gelirsin. Önce suni suç icat edip sonra “hadi aksini ispat et.” Nasıl yapacaksın? Adam sana çete dedirtiyor, “evet ben çeteyim” dedirtiyor. “Ben çete değilim” diyorsun, “olmaz ki” diyor. “Nasıl yapacağız” diyoruz. “Nasıl yapıyorsan yap, ispat et” diyor. Nasıl ispat edeceksin, ispatı yok ki bunun? “Değilim” dersin sadece yani. Öyle acayip dönemlerden geçtik. O olay bu sefer bunları sardı. Bize karşı kullandıkları sistem. Hepsine ayrı ayrı mektup yazdım dedim ki; “Bu sistem sizi yakar” dedim. Bütün köşe yazarlarına tek tek cezaevinden mektup gönderdim, ismine yönelik. “Aynı metotla sizi de yakacak bir yapı bu” dedim. “Siz de yanarsınız bunda” dedim. Dinlemediler, sonra boğuk boğuk cezaevinden sesler gelmeye başladı biz çıktıktan sonra. Demek ki biliyormuşuz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Amerika’da on yılda intihar edenlerin sayısı yüzde 28 oranında yükselmiş. Bununla ilgili bir fotoğraf da var. Bu fotoğrafta, her bir bayrak 1 Ocak’tan günümüze kadarki sürede intihar eden Amerikan askerlerini simgeliyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Allah Allah iman zafiyeti, Darwinist, materyalist eğitim; sonucu bu işte. İnsanlar kendi kendini öldürüyor artık. Darwinist eğitimin sonucunu çok acı bir şekilde görüyorlar. Hâlbuki insanın kendini öldürmesi, başka bir adamı, birisinin öldürmesinin aynıdır ve cinayettir. Cinayet haramdır. Sonsuz cehennemdir karşılığı. Bir de tövbe etmeden gidiyor zaten Allah vermesin. 

Hz. Mehdi (a.s) zamanında diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “Camiler görkemli, büyük ve çok süslü olacak. Ama önderlikten ve aydınlatmadan yoksun olacaklar” diyor. Mehdiyet’i anlatmaz, İttihad-ı İslam’ı anlatmaz, Kuran mucizelerini anlatmaz, ondan yoksun olacaklar” diyor. Allah’ın elçisi dedi ki: “O günlerdeki hukuk adamları “ yani o devirdeki hukukla ilgilenen kişiler “gökyüzünün altındaki” tabii bir kısmı için söylüyor  “parçalanma ve anlaşmazlık onlardan başlayacak ve sonra yine onlara dönecek” diyor. Tevvap El Avan sayfa 301, Jamuel Akbar sayfa 29, Bihar-ul Envar cilt 52, sayfa 190. Resulullah (s.a.v.) diyor ki; Hz. Mehdi (a.s) cemaati dışındaki Müslümanlar’ın bir kısmı için bunu söylüyor. “O zamanki sayınız çok fazla olacak” yani yüz binlerce, milyonlarca “ama aynen kof bir düşman gibi olacaksınız.” Mehdiyet’e karşı, Kuran’a karşı mücadele eden kof bir düşman gibi olacaksınız. “Allah sizin haşmetinizi, heybetinizi kalplerinizden alacak.” Yani aciz, insanların itici bulduğu, gıcık olduğu, sevmediği insanlar haline geleceksiniz. “Birisi dedi ki; “Ey Allah’ın elçisi, Ya Resulullah; bu rehabet ve zayıflığın nedeni neden olacak?” diyor dedi ki; “Dünya sevgisi ve ölümü sevmemek” bu sebepten olacak” diyor Tayyare Hasan’ın Müsnet’inde 133, Ebu Davud Sunan bölümü cilt 4, sayfa 111. “Ey Allah’ın elçisi Hz. Mehdi (a.s) ne zaman çıkacak?” diye soruyorlar. Dedi ki “Yargıçların rüşvet aldığı, insanların ahlaksız olduğu bir zamanda çıkacak.” Sonra diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s)’ın özelliği ne olacak?” diye soruyor sahabeler.  Dedi ki; “Ailesinden ve akrabalarından ayrılacak Hz. Mehdi (a.s)” tek başına. “Memleketinden uzağa gidecek.” Bir şehirden demek ki İstanbul’a gelecek. “Ve evinden uzakta yaşayacak.” Hz. Mehdi (a.s) için Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi bu. İhkak-ı El Hak isimli kitabın cilt 19, sayfa 679’da “Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkacağı zamanda” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “Ümmetimde İslam’ın adından başka bir şey kalmayacak” diyor. Sadece İslam. “Kuran’ın şekil ve kalıplarının başka izinin kalmadığı bir dönem olacak.” “Sadece kitap olarak kalacak Kuran” diyor “fiilen Kuran’ı uygulamayacaklar, okumayacaklar, hayata geçirmeyecekler” diyor. “Müslümanlar’a yalnızca ismen Müslüman denecek.” “Nedir dinin?” dendiğinde; “Müslüman,” “ama sadece bu kadar olacak” diyor. “Bunlar İslam’ en yabancı kişiler olacaklar.” “İslam’ı hiç bilmeyecekler, uzak, İslam’a karşıt ama adı İslam, Müslüman olacak” diyor Hz. Mehdi (a.s) devrinde. Tabii bir kısım insanlar için söylüyor. Tevvap El Avan sayfa 301, Jami-ül Akvar sayfa 129.

Emre neler düşünüyorsun?

EMRE ACAR: Hocam, dediklerinizi düşünüyorum inşaAllah. Tam ahir zamandayız, ahir zamanda Kuran’ın esas uygulanması gereken Kuran’da yazılan şeylerden ziyade insanların yobazlık adı altında uydurduğu hurafeler insanlar için din önemi kazanmış. Ve insanlar dini yaşamaktan korkar hale getirilmiş Hocam. Yobazlığın İslam’a verdiği en büyük zarar bu Hocam.

ADNAN OKTAR: Kadınları ezmeyi, kadınları mahvetmeyi, kadınları kadın olmaktan çıkartmayı, kadınların huzurunu kaçırmayı, neşeyi kaçırmayı, kadınların güzelliğini bozmayı ve kadınların üstünde hâkimiyet kurmayı ibadet gibi gösteren bir sistem oluşturdular. Bunun Allah adına yapılması gerektiğine inanıyorlar.

EMRE ACAR: İslam ülkelerinde de en çok kadınları eziyorlar Hocam. İran’da, Sudi Arabistan’da hep araba kullanmaları yasak, diğer eğitimleri yasak Hocam inşaAllah.

GÖKALP BARLAN: Mısır’da da en çok taciz edilen, kadınların en çok taciz edildiği ülkelerden birisi Hocam. Yüzde seksen.

ADNAN OKTAR: Mısır da değil mi? Yüzde seksen?

GÖKALP BARLAN: Evet Hocam.

BÜLENT SEZGİN:  Zor ve baskıdan dolayı da o ülkeden çıktıkları anda bambaşka bir karaktere bürünüyor o yüzden. Uçağa bindiği anda değişiyor.

EMRE ACAR: Münafık bir karakter takınmaya zorla itiliyor Hocam, bu şekilde davranmaları.

ADNAN OKTAR: Suudi Arabistan’da da böyle. Liselerde yüzde yetmiş, seksen cinsi sapıklık. Kız liselerinde de, erkek liselerinde de.

BEYZA BAYRAKTAR: Üniversitelerde dahi evrim okutuluyor zorunlu.

ADNAN OKTAR: Kardeşim Suudi Arabistan’da ortaokulda, lise ve üniversitede evrim okutuluyor. “Allah yaratmadı, evrimle yaratıldınız” diyor Suudi Arabistan. İran’da da öyle, İran’da özel müzeler var, evrim müzeleri. “Siz tesadüfen oldunuz, atanız maymun” diyor. Arkasından da diyorlar ki; “Biz Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyoruz” diyorlar. Hz. Mehdi (a.s) geldi mi siz önde nereye gideceğinizi şaşıracaksınız inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) ne Darwinizm bırakacak, ne materyalizm bırakacak ilimle, irfanla inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, İran’da çalışma hayatında bulunan kadınların oranı yüzde kırk. Bu dünya ortalaması yüzde 60’ın çok altında. Ve mecliste de yalnızca 2.8 bayan millet vekilleri.

ADNAN OKTAR: Kardeşim dünyanın her yerinde eziyorlar hemen hemen.

BEYZA BAYRAKTAR: İran’da kocalarından izin almadan çalışmaları yasak.

ADNAN OKTAR:  Kocası ondan izin alsın. O niye kocasından izin alıyor?

BÜLENT SEZGİN: Hocam, İranlı aktrist Leyla Hatemi’nin Cannes Film Festivali’nde erkek jüri üyesini yanaktan öpmesi İran hükümeti tarafından kabul edilemez olarak nitelendirildi. Kültür Bakan Yardımcısı; İranlı kadın imajının dünyada zedelenmemesini için uluslararası toplantılara bir İranlı kadın olarak katılanlar, İranlılar’ın onur ve iffetini dikkate almalı” dedi.

ADNAN OKTAR: Onur ve iffeti orada arıyor. Kadını ezmek onur mudur? Kadını insanlıktan çıkarak hareketler yapmak onur mudur?  Hayatını yaşayamayacak hale getirmek, onu mutsuz yapmak onur mudur, namus mudur?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Ahmet Kekeç; Gezi Olayları sırasında yapılan çirkin eylemlerin, ortaya atılan yalanların ve Erdoğan karşıtlığıyla hükümet devirme planlarının Soma olayı üzerinden de yapıldığını yazdı.  AK Parti’yi destekleyen Somalı masum insanlarımıza Geziciler tarafından yine tepeden bakıldığını ve aşağılandıklarını ve bu tavrın gayri ahlaki ve çirkin olduğunu söyledi inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Millet onu ayırt eder. Gezicileri tenzih ediyorum, küfrün kendine has bir iğrençliği oluyor. Pis bir alçaklığı oluyor. İğrenç bir dili oluyor. Bizim milletimizin böyle kustuğu pis bir ahlaktır o. Milletimiz müthiş iğrenir onlardan, çok pislik görür. O tiksinmenin şiddetinden de hep orta sağa sarılır. Hiç de ilgilendirmez aslında, ekonominin nasıl olduğu falan da ilgilendirmez milletimizi işin doğrusu. Sırf onların iğrençliğinden, pisliğinden kurtulmak için yaparlar. Ne kadar iğrenç ve aşağılık olduğunu bilse o pislik güruh, bunu belki yapmayacaklar. Ne kadar tiksindirici olduklarını Allah onlara göstermiyor, göremiyorlar. Millet, zannediyorlar ki mesela AK Parti’yi ekonomiden dolayı yok yol köprü hakikaten hiç alakası yok. Sırf onların pisliğinden kurtulmak için yapıyorlar. Samimi söylüyorum sırf onların iğrençliğinden kurtulmak için. Onlar da kendini biliyor. Belirli bir güruhat, dilleri iğrenç, sözleri iğrenç, suratları iğrenç. İnternete girip bakıyoruz hep pislik. Ağızlarından lağım akıyor adeta. Nefret dolu ve hep ölümü hedefleyen öldürmeyi hedefleyen kırıp yıkmayı bombalamayı hedefleyen aşağılık bir ruha sahipler. Millet haklı olarak tiksiniyor bunlardan.  Ama ben tenzih ediyorum adı geçen kişileri de. Onlar ayrı bir konu. İşte Geziciler, şunlar bunları tenzih ediyorum. Fakat ben çocukluğumdan beri bu heriflerden hep tiksinirim. Halk da tiksinir. Millet de tiksinir. Bir garip iğrençlikleri vardır. Garip bir meymenetsizlikleri vardır. Müslümanlıktan nefret eder. Kuran’dan nefret eder haşa. Allah’tan nefret eder haşa. Camiden nefret eder haşa. Gariban benim Anadolulu amcalarımdan, dedelerimden nefret eder. Güneydoğu halkından nefret eder. Alevi’den nefret eder. Kürt’ten nefret eder. Pislik adamlar özetle. Millet de “Ne yapalım nasıl kurtulalım?” diyorlar, işte “buraya sığınalım da kurtulalım” konu bu. Ne ekonomisi? Millet sürünüyor zaten öyle bir konu yok. Ben çocukluğumdan beri bildiğim benim milletim hep sürünürler. Öyle bir şey yok. Madencilerin hali ortada. Sekiz yüz milyona çalışıyor benim canlarım. Korku filmi gibi dehşet verici orası. Sekiz yüz milyon için orada çalışıyor. Besmeleyle ekmeğini yiyor. Orada peynir ekmek yiyor. Peynir yerken simsiyah oluyor peynir onu eline aldığında. Benim canlarım mecbur kalıyorlar. Ama ahlaksız, aşağılık adamların pisliğinden kurtulmak istiyorlar. Allah anılsın onlara, güler yüzlü olunsun, nezaket olsun, sevgi, saygı, hürmet olsun, dostluk, kardeşlik olsun yeter onlara. Başka bir şey istediği yok onların. Ekonomi. Ne ekonomisi? Kimsenin böyle bir şeyi yok.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Kazadan sonra çizmelerimiz çıkarayım diyen kardeşimizde hemen sizin söylediğiniz üslubu kullandı. Devletimiz bizi kurtarmaya gelmiş. Burada bütün kardeşlerimiz gelmiş. Allah razı olsun diyor. Ondan mutluluğunu sevincini belirtiyor.

ADNAN OKTAR: O canım benim, o koçum benim Anadolu’nun bir kuzusu. Halk o tarz yaşamak istiyor. Aslanımın ruh halinde yaşamak istiyor. Bir de pislik ağzından lağım akan tipler var. Bunlardan tiksiniyoruz, biz iğreniyoruz. Fakat ayıp olmasın diye söyleyemiyoruz. Söylüyorum artık. Millet tiksiniyor sizden.

AYLİN KOCAMAN: Hocam çaylarını bile madenci kardeşlerimiz yanlarında götürüyorlarmış. Hiçbir şirketten hiçbir yiyecek yok.

ADNAN OKTAR: Ben biliyorum kuzularımın neler çektiğini biliyorum. Çocuk olsa görür.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Hocam dinlenme odalarını göstermişlerdi. Duvarda poşette sadece ekmek ve peynir vardı yemek olarak.

ADNAN OKTAR: İçim sıkılıyor düşündüğümde. Acayip rahatsız oluyorum. Düşünmek istemiyorum. Biliyorum ben durumu. Ama evlerine gidiyorlar bir sedir var, hanımı var böyle mesture veyahut açık ama mazlum, hepsi mazlum. Ufak küçük çocuklar. Bazen ufaklıkların alt tarafı sivil oluyor. Evin içinde öyle geziniyorlar. Akşam tarhana çorbası oluyor. Yiyor Allah’a hamd ediyor, namazını kılıyor, yatıyor huzur içinde. Bunu istiyor. Öbürünün ağzından lağım akıyor, suratından lağım akıyor. Pislik adamlar, millet tiksiniyor. Bir de birbirlerini de seviyor bunlar. Bayağı bayılıyorlar yani. Çok iğrenç onlar. Bir araya nasıl geliyorsunuz? Yani çok şaşırıyorum ben buna. İnsanın bünyesi kaldırmaz bu kadar pisliği. Hani bir pislik hadi insanın bünyesi bir dereceye kadar kaldırabilir belki, bir göz çarpmasıyla kadar ama. Bu kadar pisliğin bir araya yoğunlaşması ve bir araya gelmesi. Bu durumda nasıl yaşıyorlar? Ben bunu anlamıyorum. Kardeşim yüzünde nur yok. Ağzında pislik var. Herkesten nefret ediyor. Sevdiği hiç kimse yok. Kin dolu, hep ölüm hep öldürme, asma, kesme, biçme.

AYLİN KOCAMAN: Bu ambulansta ayakkabılarını çıkartmak isteyen kardeşimize borcunu sordular ödemek için. Israrla söylemedi hiçbir şekilde.

ADNAN OKTAR: Efendidir benim canlarım. Güneydoğu halkı özellikle, kuzudur onlar, dünya tatlısıdır. Bak evlerini gösterdi, çocuklarını gösterdi falan. Bu tip evler.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Şehit olan kardeşlerimizden birisinin çocuğu “cennete mutlu yaşayacaksın” diye babasına şiir yazmıştı Hocam.

ADNAN OKTAR: Hepsi ehli iman. Sen onu saraya götürsen mutlu olmaz o. Allah’la mutlu oluyor o. Kuran’la mutlu olur. İmanla mutlu olur, başka şeyle mutlu olmaz.

Fatma Hanım; “Kalp ferahlığım, aşkım, canım Hocam. Samimiyetinizle, teslimiyetinizle, takvanızla, iman neşenize, her haliniz ve her tavrınıza hayranım” diyor, maşaAllah.

“Canım seyidim, Hocam. Siz bir keresinde sohbetinizde “Hz. Mehdi (a.s)’ın üzerinde tüm peygamberlerin vasıfları tecelli edecek” dediniz. Mesela Hz. Yusuf gibi hapiste yatacak vs. Hocam sorum şu ki bazı peygamberlerin kavminde olan olaylar ahir zamanda da olacak mı?” diyor. Tabii ki.

AyselK777, “Canımdan çok sevdiğim zümrüt gözlü sultanım, aşkım Hocam” diyor. Uzun iltifatlar etmiş, maşaAllah. Evet, genellikle hanım kardeşlerimizin iltifatları.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Zaman Gazetesi’nden Ali Ünal; AK Parti’yi kastederek hile ve zulüm yapan bir iktidarı destekleyen topluma helak gelebileceğini yazdı. Soma’da ki olayı da üstü kapalı olarak Allah’ın AK Parti’nin desteklenmesine karşılık topluma verdiği bir felaket olarak anlattı Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Koyduğu teşhis çok yanlış. Allah Mehdiyet’i hatırlatıyor sadece, konu bu. İsa Mesih (a.s)’i hatırlatıyor konu bu. Ahir zamanda bir maden ocağı çökeceği kıyamet alametlerinde var. “Büyük bir göçük olacak” diyor Mehdi (a.s) devrinde. “Maden ocağında çökme” diye özel bir bölüm ayrılmış bununla ilgili. Özel bölüm, “maden ocağında çökme” diye. Allah kendini düşündürtüyor. İnsanlar Allah’a daha çok yaklaşıyorlar. Kendini sevdirmek istiyor Allah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mehmet Şevket Eygi Hocamız bugünkü yazısında şunları söylemiş Hocam; “İslam dünyası niçin bir sürü ulus devlete bölünmüştür. Bütün bu hezimetlerin, yenilgilerin, zillet ve esaretlerin sebebi Kuran’dan, sünnetten, İslam ahlakından ayrılmış olmaktır. Ümmet birliği olmazsa işte böyle olur. Kendisine biat ve itaat edilen raşit ve alim imam olmazsa işte böyle olur.

ADNAN OKTAR: Yani İmam Mehdi (a.s), maşaAllah.

Abdullah (r.a) Hz. Peygamber (r.a)’den şu rivayet edilmiştir. Sahih Buhari şerhinde bu. “Ölüler için yanaklarına vuran, yakalarını yırtan, cahiliyedeki adet üzere feryat eden, ağlayan kimse bizden değildir” diyor Peygamber (s.a.v.). Ümmü Atiye (r.a) şöyle rivayet etmiştir. “Resulullah (s.a.v.)’e biat sırasında” biat edilmesi sırasında “Resulullah (s.a.v.) şöyle ferman buyurdu; “Bizden ölünün arkasından feryat etmeyeceğimize dair söz aldı” diyor. Böyle bir beyanı oldu diyor “Feryat etmeyeceksiniz ölünün arkasından söz veriyor musunuz?” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Onlar da evet diyorlar, “Söz veriyoruz. Ağlayıp feryat etmeyeceğiz” diyorlar. Cahiliye adeti diyor Peygamberimiz (s.a.v.).

BÜLENT SEZGİN: Hocam Allah Kuran’da ayette şöyle bildiriyor inşaAllah, şeytandan Allah’a sığınırım; “Gevşemeyin, üzülmeyin eğer gerçekten iman etmişseniz en üstün olanlar sizlersiniz” (Al-i İmran Sûresi/139) inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, dinliyorum.

AYLİN KOCAMAN: Hocam biraz evvel anlattığınız Anadolu insanının ahlakıyla ilgili Markar Esayan bugünkü yazısında Yeni Şafak’ta yazıyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Yeni Şafak’tan Ermeni bir kardeşimiz, helal olsun.

AYLİN KOCAMAN: “Mesele Erdoğan değil, halk kendi iradesine sahip çıkıyor” demiş Hocam. Zaten Müslümanlar’a çok sıcak genelde üslubu.

ADNAN OKTAR: Bu adamlar milletin kendilerinden ne kadar tiksindiğini bilmiyor. Ne kadar iğrendiğini bilmiyor. Yani çok derinden ve şiddetli bir tiksinti var millette bunlara karşı. Bilseler belki bukalemun gibi yeni bir şekle de girebilirler. Gece gündüz adam öldürmekten bahseden adamdan ne çıkar?

KARTAL GÖKTAN: Hocam Markar Esayan yazısında sizin söylediğiniz gibi şehitlerin ve yetimlerin korunmasının üzerinde de durmuş. “Somalı aileler artık bize zimmetlidir, işçi şehitlerimizin tüm yakınlarının bundan sonra herhangi maddi bir sıkıntı çekmeyecek şekilde devlet koruma altına alınması ve bunun ömür boyu sürmesi gerekir. Tüm Somalı yetimler en iyi okullarda okutulmalı, yurt dışına gönderilmeli” demiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, o kardeşimin resmi var mı?

BÜLENT SEZGİN: Var Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tufan Altaş delikanlı aleminin yiğitlerinden, maşaAllah. Anadolu’nun has delikanlılarından, maşaAllah. Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Birgün yazı işleri müdürü Barış İnce bugünkü yazısında, Sayın Erdoğan’dan nefret ettiğini yazdı ve Başbakan’a ithafen; “Bu ülkeyi sizden ve sizin yarattığınız sıkıntılardan kurtarmanız için intihar etmelisiniz” dedi. Ayrıca yazısında dinen saygıya uygun olmayan ifadeler de vardı.

ADNAN OKTAR: İntiharı bak ne kadar kolay görüyorlar. İntihar cinayettir. Adam öldürmeye azmettiriyorsun. Adam öldürmeye azmettirmedir. Ve ömür boyu cehennemdir karşılığı.

 “Kıyamet alametlerinin birbirini takip ederek art arda çıkması ahir zamanda olduğumuzun mucizesidir, inşaAllah. Bu kadar sahih hadis varken Hz. Mehdi (a.s) özelliklerinin çok açık olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bildirirken bu özelliklerin yüzde doksan dokuzu tecelli etmişken bunu görmemek inanılır gibi değil” diyor. “Canım seyidim seni çok seviyoruz” diyor, bir kardeşimiz yazmış.

GÖKALP BARLAN: Hocam, Allah da bunları göreceğimizi Kuran’da bildirdiği halde insanların bundan yüz çevirmesi gerçekten çok değişik. Bir de Yüce Rabbimiz Kuran’da şöyle diyor Hocam, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah kendi gaybını kimseye açık tutmaz ancak peygamberlerinden seçtiği kullar müstesna” (Cin Suresi, 26) diyor inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Nahl Suresi, 125. “Rabbinin yoluna…” Rabbin yolu nedir? Kuran. Kuran nedir? Sevgi, şefkat, merhamet, doğruluk, dürüstlük, iyilik, güzellik… Güzel olan her şey. “Rabbinin yoluna hikmetle…” Hikmet ne demek? Kısa ve özlü konuşmak. Kısa, özlü, anlamlı konuşmak. “…hikmetle ve güzel öğütle…” Güzel olan öğüt nasıl olur? Kırıcı olmayan, rencide etmeyen, sarsmayan, rahatsız etmeyen. “…güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et.” Onda da nedir? Yine sertlik olmayacak. Mücadele edeceksin ama en güzel bir biçimde sertlik olmadan. “Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir” Ben zaten bilirim diyor Cenab-ı Allah sapanı. “…ve hidayete ereni de bilendir.” Çünkü hidayeti kendi veriyor zaten. İnşaAllah.

“Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin…” size yapılanın aynısıyla karşılık verin. “…ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır.” [Nahl Suresi, 126] Sabretmek mesela karşılık vermeyip sabredersen bu daha hayırlı diyor Cenab-ı Allah. Mümin de daha hayırlısını tercih ediyor. Halim olmak, halim.

“Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir.” Müslüman sabırlı olacak, ani öfkeye kapılmayacak, sinirlenmeyecek. “Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.” Gerginliğe, öfkeye, kalbinde meydana gelecek her türlü rahatsızlığa müsaade etme böyle bir duruma gelme. “…hüzne kapılma…”  korkma, üzülme, tedirgin olma, psikolojik sana zarar verecek hiçbir tavrın içine girme. “…kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.” (Nahl Suresi, 127)  Hileli düzeni Müslüman görecek sıkıntıya düşmeyecek çünkü onu yaratan da Allah. Sakin olacak.

“Şüphesiz Allah korkup-sakınanlarla…” Allah’tan korkup, helale-harama dikkat eden “…sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.” (Nahl Suresi, 128) Kim iyilik ediyorsa Allah onunla beraber, iyilik eden zannediyor ki Allah yardım etmeyecek. Halbuki yardım ediyor, Allah.

“(Allah) Onu seçti ve doğru yola iletti.” Nahl Suresi, 121. 2002 tarihini veriyor. “(Allah) Onu seçti ve doğru yola yöneltti.” Evet.

“Musa'ya kitap verdik ve "Benden başka vekil edinmeyin" başka bir ilaha tapmayın sadece Allah’a tapın “…diye onu İsrailoğulları'na kılavuz kıldık” (İsra Suresi, 2) diyor. Kılavuz, İsrailoğulları’na.

“Sonunda vaad geldiği zaman,…” (İsra Suresi, 7) Ebcedi 2019. Demek ki bir zuhurat var 2019’da, inşaAllah. Sertlik güzel gibi görünüyor ama yanlış. Sertlik ancak kıtalde, çatışmada olur. Onun dışında olmaz. Allah vermesin o işler devlet kararıyla oluyor. Düşman saldırısı oluyor o zaman olur.

Şeytandan Allah’a sığınırım. “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla…” demek ki insanların dilleri rahatça -özellikle yobaz takımında- yalan söyleyebiliyor. “…şuna helal, buna haram demeyin” (Nahl Suresi, 116) diye söylemeyin diyor, Allah. Yobazlarda bu çok yaygın “şu haram, bu helal.” Neye göre? Uydurmaya göre. Kuran’dan ayet var mı? Yok. “ …zan ve tahminle yalan söylerler” diyor, Allah. “ …zan ve tahminle yalan söylerler.” (En'am Suresi, 116) “Allah onları helak etsin” diyor, Cenab-ı Allah. “Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz.” Yobazların ana vasfı Allah’a karşı yalan uydurmak. “Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.” (Nahl Suresi, 116) İslam alemi mahvoluyor yobazların yüzünden, kurtuluşa ermiyor. Libya’da mahvoldu şimdi.

“Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi” bir Mehdi, “…gelmişti, fakat onu yalanladılar;” 2007 tarihini veriyor. Nahl Suresi, 113. “Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi” bir tebliğci, bir Mehdi, “gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azap onları yakalayıverdi” diyor Allah.

GÖKALP BARLAN: Hocam, bir ayette Cenab-ı Allah şöyle buyuruyordu; Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar insanlardaki haklarından bağışlama ile vazgeçenlerdir” (Ali İmran Suresi, 134) diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, bağışlıyor ve vazgeçiyor.

ECE KOÇ: Siz söylemiştiniz Hocam, öfke Allah verebilir insanın kalbine olan olaylar karşısında ama tutup yenmek Müslüman vasfıdır diye inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah “öfkelenmeyeceksiniz” demiyor. “Öfkeleneceksiniz ama öfkelendiğinizde onu tutup yenerseniz bu benim rızama uygun” diyor. Kuran ayetinde Allah açıkça söylüyor; “Onlar öfkelerini tutup yenenlerdir” (Ali İmran Suresi, 134) diyor. Öfkesini tutup yakalıyor bir kere ve yeniyor. Öfkesine mağlup olmuyor, öfkesi onu sürüklemiyor.

EBRU ALTAN: “…kötülüğe iyilikle karşılık verirler” diye bildiriliyor Allah, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. “Birde bakarsın ki sana dost olmuşlardır” (Fussilet Suresi, 34) diyor. Kötülük yapıyor adam ona iyilikle karşılık veriyor “O, ona dost olmuştur” diyor, Allah. Allah’ın ayetlerine güvenmek müminin vasfıdır.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ayetin tamamında Allah şu şekilde bildiriyor, inşaAllah; Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir.” (Ali İmran Suresi, 134)

ADNAN OKTAR: Tabii, bağışlama ile. Bağışlayarak vazgeçiyor.

Kadri Gürsel. Tabii ki demokrasi önemli, özgürlükler güzel de; kırıp yıkmak vatandaşı mağdur etmek özgürlük değil. İnsanı sokağa çıkamayacak hale getirmek. Kepenkleri kapanıyor dükkanların, evlerin pencereleri kapanıyor, insanlar çocuklarını eve alıyorlar, sokağa çıkamıyorlar, bir dehşet ortamı ve gerilim ortamı rahatsız edici. Bunu bir özgürlük olarak görmemiz mümkün değil. Bunlar acı ve ıstırap başka bir şey değil. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, geçtiğimiz günlerde Moskova Fuar Merkezi’nde düzenlenen fosil ve doğal taşların sergilendiği fuarda çoğunluğu biyolog, paleontolog ve jeologlardan oluşan ziyaretçilere 800 adet Rusça Evrim Teorisinin Çöküşü kitabınız hediye edildi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam birkaç görüntü daha vardı Rusya ile ilgili inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bu haberi bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Tamam Hocam inşaAllah. Geçtiğimiz günlerde Moskova Fuar Merkezinde düzenlenen fosil ve doğal taşların sergilendiği fuarda çoğunluğu biyolog, paleontolog ve jeologlardan oluşan ziyaretçilere 800 adet Rusça Evrim Teorisinin Çöküşü kitabınız hediye edildi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne kadar güzel insanlar. Ruslar bayağı güzel insanlar. Huyları da güzel, kendileri de güzel maşaAllah.

“Aşkım, bebeğim” diyor Akasya hanım. “Zümrüdüm benim her zamanki gibi çok ama çok cazibelisin. Gömlek, ceket, saçların, karizmanın diğer adısın bir tanem” diyor. “Canımın içi, yeni kameradaki arkadaşımız maşaAllah çekim açısı çok güzel. Biraz daha zoom yaparsa çok seviniriz” diyor. Duyuyorsunuz. Yani bana yönelik söylemiş bunu öyle mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet inşaAllah, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Başbakan’dan tokat yediğini iddia eden şahıs canlı yayında yanlış sözler söylediğini, “Başbakan bana vurmadı. Beni korudu. Korumalara müdahale etmek isterken, o korumaları itti” diyor. Olabilir.

AYLİN KOCAMAN: Aslında görüntüler o tarz bir şeyi gösteriyordu Hocam. Çok arbede vardı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam bilmediği, tanımadığı adama niye tokat atsın? Yani ilk defa gördüğü adama niye tokat atsın?

BEYZA BAYRAKTAR: Bu kişi, yanlış yönde haber yapan gazetelerin aradığını söyledi düzeltmeleri için. Ama düzeltmemişler.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: İlk gün de bu mantıkta açıklaması vardı.

ADNAN OKTAR: “Mehdiyet’le ilgili iki sorum olacak inşaAllah Hocam” diyor. “Birincisi Mehdi (a.s) şu an zuhur ettiyse dünyada bu kadar zulüm olmasına karşı neden müdahale etmiyor? İkincisi de cemaatle ilgili düşünceleriniz nedir? Aydınlatır mısınız?” “Mehdi (a.s) dünya zulümle dolmadıktan sonra zuhur etmez” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Hatta Bediüzzaman diyor ki; “Nihayet pezir olacaklar” diyor. “Ve bu durumda Hamiyet-i İslamiye feveran edecek. Mehdi (a.s) başlarına geçip tariki hak ve hakikate sevk edecek” diyor. Bunu “yazdan sonra kışı, kıştan sonra yazı beklemek gibi hakkımız” diyor. “Rivayet dahi olmasa, öyle olması lazım gelir” diyor. Yani “Adetullaha göre öyle olması lazım” diyor. Yani “Kuran’ın ruhuna göre öyle olması gerekir” diyor.  Mehdi (a.s) biat edildikten sonra o gücü alacaktır. Şu an değil. Yoksa ortaya çıkıp “Ben Mehdi (a.s)’ım” diyecek, insanları kendi etrafında toplayacak falan olağanüstü bir şey yok. İslam alemi mecbur kalıyor. Mehdi (a.s)’a bağlanıyorlar. Tek merkezde toplandığı için Müslümanlık dünyanın en büyük gücü haline geliyor. Dolayısıyla ne kendi içinde kargaşa oluyor. Ne dışarıda kargaşa oluyor. Tek bir güç, tek bir akıl etrafında İslam aleminin toplanması ne demek? Bütün fitnenin yatışması demek. Zaten o gün o iş biter.

Ömer Can, 4447 Ömer; “Menfaatine göre sürekli durum değiştiren insanların sözüne hiç itibar etmemek gerekir. Bu sözünüz çok isabetli” diyor. “Bu tip insanları çok görüyoruz” diyor. Egoist bencil olursa insan, olur, Allah’tan korkarsa olmaz inşaAllah.

Fikret sen bir şey söyleyecek misin?

KARTAL GÖKTAN: Evet Hocam. Yemen’in başkenti Sana’da haftalık İngilizce yayınlanan National Yemen’de “Yemen’de gündemin ana maddesi yine terör” başlıklı makaleniz yayınlandı. İslam dünyasının terör belasından kurtulması için hep birlikte manevi bir seferberlik başlatılması gerektiğini söylüyorsunuz yazınızda.

ADNAN OKTAR: “Hiç bir peygamber yoktur ki” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Buhari’de “kavmini deccale karşı uyarmasın. Hiçbir peygamber yoktur ki kavmini Hz. Mehdi (a.s)’la müjdelemesin.” Her peygamber Hz. Mehdi (a.s)’la müjdelemiştir. Her peygamber deccale karşı uyarmıştır. Ama son zamanda şu an biliyorsunuz Mehdiyet’ten bahsedilmesi adeta yasaklanmıştır dünya çapında. Ve köşe yazarları, profesörler, doçentler koro halinde “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyor. Gelmeyecekse dedem sakin ol. Bu koroya niye ihtiyaç var? Bu paniğe niye ihtiyaç var? Niye kitaplar yazıyorsunuz? Cübbeli de panikledi. O da kitap yazdı “Gelecek ama bu yüzyılda değil” diye. Bu seferde Mahmut Efendi Hazretleri çıktı “bu yüzyılda gelecek” dedi. Mehmet Talu Hocamız da çıktı Mahmut Hocamız’ın talebesi “bu yüzyılda gelecek, göreceğim” dedi. Mahmut Hocam da “gelecek göreceğim” diyor. Ne oldun sen Cübbeli? İnşaAllah.

“Adem'in yaratılışta kıyamet arasında deccalin çıkışı ve Hz. Mehdi (a.s)'ın çıkışından daha büyük hiç vakii olmamıştır” diyor. Müslim. “Deccaliyet, deccalin zuhuru ve Hz. Mehdi (a.s)'ın çıkışı. Bundan daha büyük bir olay yok” diyor Müslim'de. Deccal demek zaten zıddıyla, Mehdi (a.s) ile beraberdir inşaAllah. Yani Hz. Mehdi (a.s) dediğinde deccali de bileceksin, deccal dediğinde Hz. Mehdi (a.s)'ı da bileceksin. İkisi bir bütündür. Yani zıddıyla yaratılmıştır, gece-gündüz gibi. İyi-kötü gibi. Deccal varsa mutlaka Hz. Mehdi (a.s) vardır. Hz. Mehdi (a.s) varsa mutlaka deccal vardır.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Fatih Altaylı, Başbakan Erdoğan'ın Soma'daki vatandaşa “İsrail dölü” dediği iddiasının gerçek olduğunu öne sürdü. On yıl önce Amerika'da Yahudilerden üstün cesaret madalyası alan Sayın Erdoğan'ın on yıl sonra gösterdiği bu tavra şaşırdığını belirterek “Hangisi gerçek Tayyip Erdoğan? Bize biri anlatmalı” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Ben o konuşmayı dikkatlice dinledim. O bir daha dinlesin. Hakikaten öyle “İsrail dölü” gibi, eğer o gözle, onu duymaya niyet edersen öyle duyuluyor. Ama asıl dediği o değil. Ne diyordu?

İstifa et. Dikkatlice incelesin, istifa et diyordun gibi düşünsün, o zaman istifa et diyordun şeklinde duyuluyor. Tayyip Hocam'ın öyle bir üslubu yok. Hiç kimseye “İsrail dölü” dememiştir. Hayatında kullanmadığı bir kelime. Hayatında kullanmadığı bir kelimeyi nasıl orada kullansın? Bir de adamın İsrail’le ne alakası var, İsrail dölü desin? Mantık yok. Bu İsrail'de geçen bir olay olsa tamam. Yani onun Musevi asıllı olduğuna emin olsa tamam. Ama Müslüman olduğunu, Türk olduğunu biliyor. Türkiye'de olan bir olay. Ona nasıl İsrail dölü desin? Orada mantık var mı? İsraillilerin toplu olduğu bir yerde söylense makul. Ama İsrail’le alakası olmadığını bilerek nasıl söylesin onu? Adam belki İsrail'e de karşı, o kişi. Nasıl olsun? Denen şekilde düşünmek akıllarının ucundan bile geçmiyor.

Evet, Fikret dinliyorum şimdi.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Başbakan bugün TOKİ’nin bir açılış töreni vardı, orada konuştu. Filistin, Makedonya, Somali, Tunus ve Gürcistan'da yapımı tamamlanan projelerin açılış töreniydi bu. Şöyle dedi: “Bize 'Somali'yi bırak, Soma'ya bak' diyenler var. Ecdadımız beş kıtada gönülleri fethetmişti. Biz de hem Somali'ye hem Soma'ya ulaşacak güçteyiz.”

ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki.

Meyce. “Biriniz de cesur olun da şu adama senin bu yaptığın bari Müslümanlığa sığmaz deyin.” Şimdi bunlar hep öfke ve nefretle anlatmaya alışık oldukları için yahut kızgınlıkla, yahut işte sert bir üslupla konuşmaya alışık oldukları için yıkıcı bir üslubun güzel olacağını düşünüyorlar. Halbuki yıkıcı üslup yıkıcı olur zaten. Eğer tedavi edici, düzeltici olmasını istiyorsan, Kuran halim bir üslubu esas kılmış. Yani sözü güzellikle söylemek, sözü halim olarak söylemek, şefkatle yaklaşmak Kuran'ın emri. Dolayısıyla bu Meyce denen arkadaş Kuran'a uygun bir üslup kullanmıyor. Müslümanlığa sığmayan olduğu zaten anlaşılıyor onun. Kuran ayetleriyle belirtiyorsun, “bu doğru değil” diyorsun. Ama her harekete işte “Müslümanlığa sığmaz”, “Müslüman adam bunu yapar mı?”, “Sen ne biçim Müslümansın?” Bu üslup üslup değil. Yanlış öğreniyorsun, yanlış duyuyorsun ve yanlış uyguluyorsun. Yıkıcı üslup olmaz Müslüman’da. “Sözün en güzeline uyarlar” diyor Cenab-ı Allah. “Sözü onlara güzellikle söyle” diyor Allah. “Sertlikle söyleme, etrafından dağılıp giderler” diyor.

AYLİN KOCAMAN: Hocam siz hep Kuran'a uygun olarak en halim üslupla ve Kuran'dan ayetlerle bunu hatırlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

Pullu koza. “Adnan Oktar'ın başbakan olduğu bir dünya hayal ediyoruz.” Mustafa Kocaboğa. “Belki daha üst mertebe de olabilir. Bambaşka bir mertebe inşaAllah” diyor. Şimdi başbakan olunca her şey hallolur zannediyorlar. Cumhurbaşkanı olunca her şey hallolur... Ben sevgi öğretmeni olarak o görevi alıyorum. Bütün dünyada sorunların çözümü sevgidedir. Şefkat, merhamet, halimlik. Allah'tan istediğimiz bu değil mi? Cennette ne istiyoruz? Cenab-ı Allah'ın bizi affetmesini, bize karşı halim, şefkatli ve koruyucu olmasını istiyoruz. Biz de insanlara karşı bu şekilde olmamız gerekiyor. Bunun için başbakan olmaya gerek yok. Cumhurbaşkanı olmaya da gerek yok.

“Hocam biz doğarken hiçbir şeyi hatırlamıyoruz.” Özellikle hatırlatılmıyor. Hatırlarsan zaten aklın ihtiyarı kalkar. Mesela bazen insan hafızasını kaybediyor, sonra kazanıyorlar. Bazen uykudan kalkıyor, bir şeyi hatırlayamıyor, sonra hatırlıyor. “Ölünce de bir şey hatırlamayacak mıyız acaba?” Ölünce her şeyini hatırlarsın. Eğer Müslüman’san kötü olan hiçbir şeyi hatırlayamazsın. Hiçbiri aklına gelmez. İstediğin kadar düşün. Hafızandan alınıyor. Evet. Ama iyi olan, güzel olan her şeyi hatırlarsın. Hem de cin gibi. Gayet berrak olarak hatırlarsın. Selçuk Boyacıoğlu sormuş bu soruyu.

“Mümin hileli düzen kurulduğunu görür ama bundan sıkıntıya düşmez. Düzeni de yaratan Allah'tır.” Ey Seyfullah. Seyfullah Emin. “Hocam çelişki yok mu burada?” Niye çelişki olsun? Şeytanı Allah yaratıyor, durduran da Allah'tır. Cehennem ehlinin tamamını Allah yaratıyor. Dünyaya gönderiyor, sonra hepsini cehenneme dolduruyor. Nasıl bir ilimle oluyor? Ledün ilmiyle oluyor. Batın ilmiyle oluyor. Batın ilmi, fizik ilmi gibi değildir. Kimya ilmi gibi değildir. Biraz kafanı çalıştırman gerekir onda. Onun için kaderi anlatmakta bayağı zorlanıyorlar, ben görüyorum. Hocaları çıkarıyorlar. İşte “geçici kader vardır, hazır kader vardır, şu vardır, bu vardır.” Karman çorman içinden çıkamıyorlar. Halbuki bir tane kader vardır. Son olan olay kaderde olan olaydır. Olayın en son gerçekleştiği an, son olan kaderde olan olaydır. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Ahmet Hakan bir yazı yazmış Soma'daki kaza ve kader ilişkisiyle ilgili. Soma'daki kaza için kaderde olduğu ve tevekkül etmek gerektiği ile ilgili imani çağrıları dinen kabul ettiğini ancak bu çağrıların bazılarının sorumlularının bulunmasını örtbas etmek için kullanıldığını söyledi. “Denetim yapmayan devlet ya da ihmale imza atan şirketin böyle bir katliama sebep olmasına kader diye ses çıkarmamazlık edemeyiz.”

ADNAN OKTAR: Tabii ki canım. Bunu anlatmaya ne gerek var? Yani bir yerde bir suç işlendiyse zaten kanunlarda yeri belli. Bir veya birden fazla kişinin ölümüne sebep olmak suçtur. Gereği de yapılır. Zaten devlet de gereğini yapıyor. Nerede örtbas? Örtbas etmeye kalkıyorsa o da suçtur, onu da yakalarlar. Kanun yavaş işler ama sağlam işler. 

BÜLENT SEZGİN: Hocam siz Allah'a tevekkül ve teslimiyet son derece önemli diyorsunuz inşaAllah, Kuran'da Allah'ın belirttiği şekilde. Bir ayette Allah şöyle buyuruyor: Şeytandan Allah'a sığınırım; “Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir.” (Ali İmran Suresi, 173)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

ENDER DABAN: Hocam başka bir ayette de Allah; “De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah.

ECE KOÇ: Tevekkül cennet nimetidir diye demiştiniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tevekkül cennet nimetidir. MaşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Kader konusuyla ilgili Hocam çok biraz cahilce ifadeler oldu sosyal medyada da, bu olaydan sonra. Genelde kader değil, tedbir almanın sanki hani ikisini bağdaştıramadılar bir türlü.

ADNAN OKTAR: Asker için tedbir aldılar, şehit cenazesi gelmedi. Aynı o miktar kadar yani o sayıda yine şehidimiz geldi. Kader değişmez. Orada tedbir alırsın, başka yerde olur. Orada tedbir alınmış olsa başka yerde olur. Şehit yine gelir. Yani o zannettikleri gibi bir kanun değil. Son olan kaderde olandır.

Bugünlük konuşmamız bu kadar olsun. Yarın devam edelim inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü