Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (20 Mayıs 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ADNAN OKTAR: Yobaz takımı kadının güzel olması, bakımlı olması kafayı çiziyorlar. Hayır, orasını burasını açan kızlar bile, hatta çırılçıplak olan kızlar bile onlar da yobazlarla aynı saftalar. Ben anlamıyorum. Sırf hasetlikten başka bir şey değil. Çırılçıplak geziyor, o da yobazlarla aynı safta. Yani bunun mantığını anlamak için kırk yıl insan düşünse yine çıkaramaz Allahualem.

BÜLENT SEZGİN: Onlar biraz kıskançlığından Allahualem.

ADNAN OKTAR: Allahualem direk hasetlik.

Şeker iyi değildir, şekerden kaçınmak lazım. Az yemek lazım şekeri, zehir etkisi yapar. Ekmek, şeker bundan uzak durmak lazım. Ama yoğun çalışan kardeşlerimiz mesela tarlada çalışıyor tabii onlara sınırlama yok. Köylerde bir somun ekmeği bitirir tarlada çalışanlar, maşaAllah.

Biz dindarlığı Türkiye’de yayıyoruz ama yobazlık olsun şeklinde düşünürlerse buna müsaade etmeyiz. Yobazlığa karşı mücadele etmişler ama dinsizlikle mücadele etmişler yobazla. Bu çok büyük bir akılsızlık. Yobazlığa karşı Kuran’la mücadele edilir bire akılsız adam. Dinsizlikle mücadele edilir mi? Dine saldırarak yobazlıkla mücadele etmeye kalkıyor. Bu sefer yobaz dünyanın en aşağılık adamı dahi olsa adam yobazdan yana oluyor. Bu sefer yobazı lider hale getiriyor. Kuran’dan yana olsana. Kuran’la yobazlığa karşı mücadele etsene. Bak, Afganistan’da onlar var, şimdi Libya’da da hem komünist, hem Müslüman, hem yobaz karışık böyle kan dökücü yeni sadistler ortaya çıktı. Şimdi onları da yerlerde sürükleyerek öldürürler. Kan kanı getirecek, dehşet dehşeti getirecek, belli yani.

Kızların en önemli özelliği, hep güzelliklerinden şüphe etmeleri oluyor. Şimdi sizi de böyle televizyonda yayında görünce nefis güzel olduğunuzu görüyorlar. Bazıları tabii hepsini tenzih ediyorum az da olsa bazı kızlar, adeta kavruluyorlar azaptan. Köfte, sen de Kuran’a telim ol, sen de Allah’ı sev, sen de aşkı yaşa, sen de tutkuyu yaşa. Allah seni de güzelleştirir. Hasetliği yaşarsan, kini nefreti kıskançlığı ne oluyor? Hücre kanserleşiyor. Burnu çirkinleşiyor, ağzı çirkinleşiyor, eli çirkinleşiyor, vücudu çirkinleşiyor. Kendi kendine çirkin görünüyor. Aynaya baktığında itici buluyor kendisini. Çünkü sevgi gözüyle bakamayacak hale getiriyor Allah. Bizzat kendisi kendisini beğenemiyor, sevemiyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Allah bir ayette şöyle buyuruyor inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” (Tevbe Suresi, 33)

ADNAN OKTAR: Libya’nın perişan hale gelmesinin nedeni yobazlar değil mi? Komünist yobazlar, bir de din yobazları. Fas, Tunus, Cezayir’de millet sürünüyor. Mısır mahvoldu. Irak şu an cinayetin, ölümün adeta tarlası haline geldi. Şimdi herkes birbirine karşı hazırlık yapıyor, kim kimi doğrayacak. Şii Sünni’yi doğramaya hazırlanıyor. Kürt Arap’ı, Arap Kürt’ü doğramaya hazırlanıyor. Çok garip bir durum var.

CİHAT GÜNDOĞDU: Hocam, bunların çözümü olarak sevgiden söz eden yalnızca sizsiniz Hocam, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tek kelime, mesela gazete köşe yazarlarına bakıyorum sevgiden bahseden var mı diye. Birçoğu nefretten bahsediyor. Sevgiden bahseden çok nadir insan var. Müslüman gazeteleri takip ediyorum. Mesela Fas, Tunus, Cezayir, Irak, yurt dışı, sevgiden ısrarla bahsetmiyorlar. Merhamet, şefkat, dostluk, kardeşlik, kalite, güzellik, estetik ısrarla bahsetmiyorlar. Hep kavga, intikam, kin, aşağılama, öfke. Deccal müthiş bir sevgisizlik ruhunu dünyaya aşıladı.

AYLİN KOCAMAN: Hocam, Libya’da General Hafter’in başa getirilmesinin sebebi asıl olarak orada İhvan’ın güçlenmesi olarak gösteriliyor. Fakat onun getirdiği sistem daha da berbat. İkisi de birbirini o şeklide, o yöntemle ortadan kaldıracaklarını düşünüyorlar. Halbuki gerçek din, İslam orada anlatılmış olsa cennet gibi olur, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Fikret Bey sizi dinleyelim.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, İzmit’te otoyolda zincirleme bir kaza meydana geldi. Ve aralarında iki yolcu otobüsü, on dört tır ve bir tankerin bulunduğu yaklaşık otuz araç birbirine girdi. Kazada çok sayıda yaralı var. Olay yerine çok sayıda ambulans ve ilk yardım ekibi sevk edildi. Kaza nedeniyle Tem otoyolu Ankara istikametine doğru şu an ulaşıma kapalı durumda.

ADNAN OKTAR: Her yerde bir felaket oluyor, dünyanın her yerinde kesintisiz. Bir yerde bina çöküyor, yüzlerce insan ölüyor. Bir yerde trafik kazaları oluyor, bir yerde savaş oluyor, bir yerde kitle katliamı yapıyorlar. Bütün dünya hercümerç içerisinde. Muhammed Mehdi (a.s)’ın çıkışına kadar bu olaylar böyle. İnşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Allah ayette şöyle buyuruyor inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Müşrikler Rabbinizden üzerinize bir hayır indirilmesini arzu etmezler” buyuruyor inşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Bir nimet gelmesini. Bak müşrikleri nasıl özetliyor Cenab-ı Allah? Hikmettir diyor Cenab-ı Allah, hikmet. Bir hayrın gelmesini istemezler müşrikler. Gülmesini istemez, eğlenmesini istemez, güzel giyinmesini istemez, güzel evde olmasını istemez. Tahsilli olmasını istemez, kaliteli olmasını istemez. Kendisi gibi pisliği her yerde savunur. Herkesin pislik içerisinde olmasını ister. Buna müsaade etmeyeceğimiz açık. Allah müsaade etmez, kulunu da vesile eder. Yobaz kaliteli olmayı beceremez. Beceremediği içinde kaliteyi ortadan kaldırmaya çalışır. Evini süslüyor yobaz, içler acısı oluyor. Hakikaten parası oluyor bunların ama rezalet oluyor. Yobazın hasetliği çok şiddetlidir, çok azgıncadır. Ama normal halde de eğer güçsüzse çok zavallıdır yobaz. Zavallının zavallısıdır. Ayette diyor; “ellerine imkan geçerse azgınlaşırlar” diyor. “Başa geçerlerse nesli ekini yok ederler, azgınlaşırlar” diyor. Bak Irak’ta öyle oldu, Afganistan’da öyle oldu, Libya’da öyle oldu, Mısır’da öyle oldu.

BÜLENT SEZGİN: Hocam Allah başka bir ayette şöyle buyuruyor. “Andolsun insanlar içinde müminlere en şiddetli düşman olarak müşrikleri bulursun” diyor. İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Müşrikler çok azgındır, çok azgındır ve sinsidir. Yüzüne güler, yanına gelir. Çünkü senin onunla bağlantında bir menfaat düşünür. Onu bir şekil destekleyeceğini veyahut karşı olmayacağını düşünür. Onun için yüzüne karşı yalakadır. Ama gıyabında çok azgın, kinci, nefret dolu ve küt kafalıdır, odun kafalıdır. Dünyanın her tarafında bu böyledir, yobazlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam birçok şehirden kardeşlerimizin faaliyetleri var. Dün Balıkesir merkezde sizin 80 adet kitabınızı kardeşlerimiz halka hediye etmişler. Mersin’de kardeşlerimiz dün bir alışveriş merkezi yakınında 750 adet broşür dağıtmış. Almanya’da sohbet için bir araya gelmiş kardeşlerimiz. Sunumla görüntülü sohbet yapmışlar, hücre konusunu detaylı işlemişler. Ankara’dan kardeşlerimiz Keçiören Gökçek Parkı’nda kitaplarınızı ve A9 broşürünü dağıtmışlar. Mecidiyeköy’de kardeşlerimiz 300 adet CD dağıtmışlar. Konya Japon Parkı’nda 1000 adet A9 TV broşürü ve kitaplarınız halka hediye edilmiş. Yine kardeşlerimiz Balıkesir Erdek ilçesinde çok sayıda kitabınızı halka hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Bir Yaratılış Atlas’ı düşünelim, götürdük köyün kahvesine koyduk. O kahveye bir daha artık komünizm giremez. O kitap orada durduğu müddetçe oraya sen ne komünist sokabilirsin, ne PKK’lı sokabilirsin, ne şu ne bu. Mümkün değil. Bir de radyasyon etkisi var. Üç kilometre beş kilometre çapında, oraya da kimse yaklaşamaz. Kitapların öyle özelliği var.

TARKAN YAVAŞ: Komünist Kürdistan kitabınızdan çok rahatsız olmuşlardı Hocam bölgede gittiğimde, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok daraldılar, kitapları yasaklamaya kalktılar. Dedik siz Hitlerle aynı kafada mısınız? Yok, yapmayız dediler. O zaman dağıtalım dedik. Olur dediler. Ama yine dağıttırmadılar. Fakat bizde dağıttık. Dinlemeyiz.

“Hep kavga, intikam, kin, aşağılama üzerine duruyorlar. Deccal müthiş bir sevgisizliği dünyaya aşıladı.” Doğru. Dikkatlice bakarsanız dünya tarihinde görülmemiş bir sevgisizlik var.

Hakan Kantarcı; “Sen burada hangi kitleye hitap ediyorsun, bir türlü anlayamadım?” Yobazlara, PKK’ya, samimi insanlara, gerçek Müslümanlar’a, ortada olanlara. Herkes kendi yeteneğine, aklına göre oradan alır. Benim kitlem yok. Hz. Mehdi (a.s)’ın da kitlesi olmayacak. Biz Hz. Mehdi (a.s) talebesiyiz. Hz. Mehdi (a.s) talebesinin kitlesi olmaz. Hz. Mehdi (a.s) 313 kişiyle muhatap oluyor. Kitlesi yok. O devirde Müslümanlar’ın milyonlarca kitlesi olacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın bir tek kitlesi olmayacak. O herkese yönelecek, herkesi kurtarmaya çalışacak çünkü. O yüzden de kitlesi olmayacak. Hz. Mehdi (a.s) talebesinin nasıl kitlesi olsun? Ben Hz. Mehdi (a.s) talebesiyim. Hz. Mehdi (a.s) kitlesi olamayınca benim olur mu? Olmaz.

Can Engul; “Ahmet Muhammed Adnan Hocam, arkadaşlarımıza saygılarımı iletiyorum” diyor, inşaAllah. “Allah daha güzel göstersin” diyor.

“Ahmet Muhammed Adnan Hocam, ortam çok renkli, şahane.”

“Soma’da bu ihmaller olmazsa bu olaylar yaşanır mıydı?” Bu olay olmazsa başka bir olay olur. Şehit olacaksa gene olur. Mesela bak şimdi zincirleme trafik kazası olmuş. O çok kapsamlı olabilirdi. Yüzlerce kişi şehit olabilirdi yahut vefat edebilirdi.

AYLİN KOCAMAN: Zaten Hocam her yere akaryakıt dökülmüş. Normalde alev alsa çok ciddi olacakmış.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela peş peşe infilaklar olabilirdi, Allah esirgesin.

“Hocam, şaka bir tarafa İngilizceyi sökmüşsünüz, şakır şakır konuşuyorsunuz, maşaAllah” diyor, Gökçe.

“Aşkım Hocam olayların grift yönlerini nasıl harika çözüyorsunuz? MaşaAllah” diyor. Allah’ın ilhamıyla.

“Evet, yobazlıkta dine saldırarak mücadele edildi, daha arttı.” Tabii dine saldırıyor adam. “Ne yapıyorsun?” diyorsun. “Yobazlığı durduruyorum” diyor. Kardeşim o zaman en azılı yobazdan yan olur adam sana karşı. Sen çünkü direk dinsizi savunuyorsun. Sen Kuran’ı savunsan, adam yobazı ne yapsın? Anında ekarte eder.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim Komünist tehlikeye dikkat çeken, sonra devam edeceğiz inşaAllah.

-VTR-

ADNAN OKTAR: Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Moskova’da Zafer kardeşimizin sizi temsilen katıldığı toplantılar var. Geçtiğimiz günlerde Moskova’da Perspektif Kültür Merkezinde Bek TB tarafından düzenlenen Rusya’da hayvanların korunması konulu yuvarlak masa toplantısına Zafer katıldı, sizi temsilen konuşmacı olarak inşaAllah. Bilim adamların katıldığı toplantıda; bütün canlıların Allah tarafından yaratıldığı, evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediği, bilimsel delillerle, sizin eserleriniz kaynak gösterilerek anlatıldı. Yine bir başka toplantıda, Moskova Arkhangelsk Köy kilisesinde düzenlendi. Kilisenin başrahibi Protoryus’un yazdığı yaratılışı anlatan kitabın tanıtımı amacıyla düzenlenen akademisyenlerin de katıldığı toplantıda evrim teorisinin geçersizliği konusu anlatıldı. Sizin eserleriniz hakkında bilgi verildi. Başrahip Protoryus ve misyoner eğitim derneği başkanı Kostantin Bufev ve gelen misafirlere 100 adet Rusya Evrim Aldatmacası kitabınız hediye edildi. Baş Rahip Kostantin Bufev çalışmalarınıza hayranlığını ifade etti, size saygı ve selamlarını iletti.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Komünist Rusya’da Darwinizm ve materyalizmin yıkılışının imzası, inşaAllah.

“Hz. Nuh (a.s)’ın gemisi, Belkıs’ın tahtının bir yerden nakli, Hz. İsa (a.s)’ın ölüyü diriltmesi gibi mucizelerinin günümüzde cereyan edip etmeyeceği hakkında bilgi verir misiniz?” diyor. Hz. Nuh (a.s)’ın gemisinin mutlaka parçaları, ona ait malzemeler bulunur, bulunacaktır. Makul bulunması, inşaAllah. Ama asıl Hz. Süleyman (a.s)’ın altın sandığı bulunacak. Çünkü altın bozulmayan bir nesne olduğu için mesela Kuran’da da ona işaret edilmiş o bulunacak. Hadiste de işaret edilmiş. Manna, o devrin orijinal mannası altın kap içerisinde, o da bulunacak. Tevrat’ın orijinal nüshaları taş üstüne işlenmiş, orijinal nüshalarından birkaç tanesi, onlar bulunacak. Bunları göreceğiz. Ölüyü diriltme zaten şu an elektroşokla yapılıyor. Adam ölüyor, duruyor kalbi elektroşokla diriltiliyor. Ama İsa Mesih geldiğinde nasıl mucize gösterecek bilmiyoruz. Ama mutlaka gösterir. Ama aklın ihtiyarını almaz. Hiçbir Peygamber (s.a.v.) döneminde, hiçbir peygamberin mucizesi aklın ihtiyarını almamıştır. Siz de o devirde olsanız makul görürsünüz. Yani ortalı hem mucize gibi, hem olmayabilir de. O şekilde olur.

ECE KOÇ: İman edenlerin ayrılması için.

ADNAN OKTAR: İman eden onun mucize olduğuna inanıyor. Küfreden de; yok diyor, şu sebepten oluyor. Bir açıklama getiriyor.

“Peygamberimiz (s.a.v.) hakkında bilgi istiyoruz.” Bizim sitelerimize gir oradan bak, inşaAllah.

Doğukan Karasu; “Gençler bırakın bu işleri adada uydudan Adnan Hoca’nın kanalını buldum. Eğlencenin hası orada.”

KARTAL GÖKTAN: Başbakan gurup toplantısında ellerini açarak Allah’a dua etti ve şunları söyledi..

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah maşallah Başbakan’ı görüyor musun, Müslüman evladını? Helal olsun maşaAllah.  

KARTAL GÖKTAN: “Bu ülkenin Başbakanı olarak ifade ediyorum ki Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı koyun gibi bile benim mesuliyetim altındadır. Soma’daki her bir şehit benim öz ve öz kardeşimdir.”

ADNAN OKTAR: Helal.

KARTAL GÖKTAN: “O şehitlerimizin evlatları bizim evlatlarımızdır. Biz onlara şehit dedik. ‘Ya Rabbi o kardeşlerimizi sen de şehit olarak kabul et’ diye yalvarıyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah ben görebiliyor muyum o resmi?

BÜLENT SEZGİN: Şu an yoktu Hocam, bakalım inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Filmi yahut resim göndersinler göreyim. Tayyip Hocam görüyor musunuz, Hz. Ömer’ (r.a)’den örnekler veriyor. Kardeşim çileyle büyümüş adam, bizim devrimizin insanı. Hep beraber o devrin acısını çektik. Onun için, onu bildiği için baya kararlı. Adam çıkıyor “höt höt” diyor. Kardeşim seni dinler mi? Ne acılardan, çilelerden geçti o insan. Ne acılardan, çilelerden geçtik. Allah bize iktidarı nasip etti, elhamdülillah. Büyük bir nimet, Allah’ın verdiği nimete nankörlük olmaz. Bütün Müslümanlar bugünleri bekledi Türkiye’de. Bütün millet bugünleri bekledi. Tayyip Hocam Başbakan oldu. Milletin nefesi kesildi. Bunda bir iş var dediler. Mümkün değil. Hop oturup, hop kaktı millet. Bir hapse soktular, hapisten çıkarttılar bir şeyler oldu, asarız, keseriz, biçeriz. Cumhurbaşkanı çıktı. Dediler “cumhurbaşkanlığı köşkünden çıkaracağız” dediler. “karısını da, onu da gidip çıkaracağız” dediler. Dedim hakikaten yapar mı yapar bunlar. Öyle günlerden geçtik. Adamlar unuttu bunu. Şimdi de göndermenin peşindeler. Cumhurbaşkanı ol da bir git hayırlısıyla. Hayır, başbakan olacak yeniden. Ne dediysem o, anne de yanımda. Allah’ın izniyle anne de beni destekliyor. Konu bitti. Çakı gibi bir kadro yobaz olmayan aralarda, yobaz bu sefer aralarına sokmayacağız. Çakı gibi bir kadro, fırtına gibi esecek Tayyip Hocam, fırtına.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, ayrıca Başbakanımız “Ankara’daki milli gün resepsiyonlarını iptal eden İsrail’e ve Norveç’e teşekkür ediyorum” dedi inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca Başbakanımız “Ankara’daki milli gün resepsiyonlarını iptal eden İsrail’e ve Norveç’e teşekkür ediyorum” dedi inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Nezaket kardeşim, bu bir nezaket, yas değil bu. Türkiye’de 3 gün yas ilan edildi. Kardeşim bu yas, senin anladığın anlamda yas değil bu. Bu, nezakettir, saygı, şehitlerimize saygı. Saygı duruşu var ya aynı onun gibi saygı duruşudur bu. Millet saygı duruşunda bulundu 3 gün. Yoksa ağlamak, yerlere yatmak, dövünmek değil. Gülmemek, konuşmamak değil. 3 gün müddetle eğlence yerleri kapatılıyor, saygı duruşu o çünkü. Mesela bir dakikalık saygı duruşu hazır ol vaziyette bekleniyor. Yas mı bu? Değil. Saygı duruşu.

AYLİN KOCAMAN: Birçok yerde Hocam Türk bayrağı ile birlikte diğer ülkelerde bayraklarını yarıya indirdiler.

ADNAN OKTAR: Kardeşim olay işte bu, yas denen şey saygı duruşunun adına deniyor. Matem, dövünme anlamında değil.

Bu Esila nedir bunun durumu? Hayır, Allah yanakları alenen ısırmak için yaratmış. Annesi şöyle bir hort diye ama fazla canını yakmadan bir sağ yanağını, bir de sol yanağını ısırsın. Bana haber göndersin. Ama şöyle dolu dolu ısırsın. Fakat diş geçirmesin, hafif. Hale bak, şekerliğe bak sen. Taburcu olmuş. Her geldiğinde ortalığı birbirine katıyor. Ama en komiğine giden şu ayakkabısıydı. Birçok şey verdik. Böyle normal hakikaten sevinç duyuyordu, canlıydı. Işıklı ayakkabıyı gördü. Gözleri matlaştı, durdu gülmesi falan yüzü anlamsızlaştı, ağzı kasıldı. Çizdi Allahualem. Acayip kötü oldu ayakkabıya böyle gözlerine inanamıyor. O tip olaylarda dağılıyor.

“Sora’yı Taşlamak diye bir film vardı. Filmin konusu recm. Bu filmi izleyen arkadaşlarım resmen, din buysa ben dindar değilim gibi konuşuyorlar. Kuran’da recm bildiğim kadarıyla yok. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında bir kadın kendisi için recm yapılmasını istemiş midir? Yani taşla öldürülmüş müdür?” Kardeşim bunlar külliyen yalan. Mekke müşriklerinin uyguladığı o devirde Mısır müşriklerinin, Suriye müşriklerinin uyguladığı dehşet verici bir ölüm metoduydu, öldürme metoduydu. Yani kadınları kıskandıkları için kadınları feci şekilde öldürüyorlardı. Yani zina iddiasıyla. Mesela bir erkeğe bakıyor veya bir şey yapıyor veya bir erkekle aynı odada bulunuyor. Adam kıskançlıktan deliye dönüyor. Ölüm onu rahatlatmıyor, normal öldürmek, yani keserek, biçerek, asarak. Taşlayarak öldürtüyor. Öyle rahatlıyor. “Taş da küçük olacak” diyor, “ufak ufak”. Diyor ki; “sabah başladık akşama kadar taşladık ölmedi” diyor. “Baktık ölecek gibi değil, orada devenin çene kemiği vardı. Vura vura vura vura öldürdüm” diyor. Allah’tan kork, Allah’tan kork be hey adam. Bu kadar kuyruklu yalan olur mu? Müslüman’ın yapacağı bir şey mi? Müslüman’ı ne kadar vahşi ve vahşet içerisinde gösteriyorsun. Bu yobazlık ne korkunç şey, bu bağnazlık ne korkunç şey. Allah vermesin. Bak küçük taşla taşlamışlar öldürememişler. “Deve kemiği ile” diyor, “çene kemiği ile vura vura vura öldürdüm sonunda” diyor. Sonra da “hiçbir günahı kalmadı temizlendi” diyor. Hepiniz katil oldunuz orada. Sizin durumunuz ne olacak? Bir de zulmen katil oluyorsunuz, zalimlikle. Hepsinin sonu ebedi cehennem. İnşaAllah.

Halk hep böyle, bir gün birisi çıkacak; Ey ümmet-i Muhammed, ben Mehdi’yim diyecek. Bir anda ışıklar saçarak göğe yükselecek. Böyle bir şey yok. Allah zecren zor kullanarak, azap vererek, bela ile bütün ümmetleri hizaya getirmiştir. Kuran’ı açın Allah’ın yöntemi budur. Hep bela ile hizaya getirilir insanlar. Allah diyor ki; “insanlar zalim ve cahildir” diyor. “Zaluma ve cehula” diyor. Ve “nankördürler” diyor.  Büyük bölümünün böyle olduğunu söylüyor. O yüzden nasihat ile söz ile insanlar düzelmiyor. Bela ile ve felaket ile düzeliyorlar. O yüzden Allah çok çaplı, çok şiddetli, bütün dünyayı saran bazen, bazen bir bölgeyi saran büyük felaketler vererek insanları kendine çeviriyor. Yoksa vazgeçmiyor insanlar. Ve ıslah olmuyorlar. Mesela bak her hangi bir sayfa açayım. Kuran’da her yerinde kardeşlerimiz bilirler. Açın mesela bak Hud Suresi. Hud Suresi 118. “Eğer Rabbin dileseydi” Şeytandan Allah’a sığınırım. “insanları elbette tek bir ümmet kılardı” tek bir ümmet “oysa onlar anlaşmazlığı sürdürmektedirler” Bak “oysa onlar anlaşmazlığı sürdürmektedirler” Ne demek istiyor Allah? “Ben onlara anlaşmazlığı yarattım. Ben onları ayrı ayrı dinler ve mezheplere ayırdım. İstesem hepsini bir tek din yapardım” diyor. Bak açık söylüyor Allah. “Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ümmet kılardı” Hepsi tek bir dine bağlı olurdu. “Öyle yaratmadım” diyor Allah. “İmtihan için ayrı ayrı dinler, mezhepler ve gruplar olarak ayırdım” diyor Allah. “Ama bunu da yapmayacaksınız” diyor Allah. “Ben böyle yaratıyorum bunu ama siz bunu yapmayacaksınız” diyor Allah. “Rabbinin rahmet ettiklerinin dışında. Onları bunun için yarattı.” Bak Allah’ın rahmet ettiklerinin dışında. “Onları bunun için yarattı.” Rahmet ettikleri dışında ama. “Böylece Rabbinin (şu) sözü tamamlanıp gerçekleşmiştir. Andolsun” Allah “yemin ettim” diyor. “Cehennemi cinlerden ve insanlarlan, (kafirlerin) tümüyle dolduracağım.” (Hud Suresi, 118-119) Daha dünya yaratılmadan bunu söylüyor Allah. Yani “çaka çaka dolduracağım cehennemi” diyor. Cehennem için özel adam yaratıyor Allah. “Nasıl oluyor?” diyorlar. Anlatırım, batın ilmi ile anlarsın, ledün ilmi ile anlarsın. Zahir ilmiyle anlayamazsın. Hoca Efendiler çıkıyor televizyonda 4 saat 5 saat anlatıyorlar, kendileri de ne anlattıklarını anlamıyorlar. Bak kendileri de anlattıklarını anlamıyor. Kendi anlattığına kendi inanmıyor, çırpınıyorlar. Çünkü zahir ilmi ile anlatamazsınız. Bu, batın ilmi ile anlatılacak, ilmi ledün ile anlatılacak bir ilimdir.

“İman etmeyenlere deki: “Yapabileceğinizi yapın; elbet bizde yapacağız.” (Hud Suresi, 121) Bu ne demek? Bela gelecek. “Siz Müslümanlar’a bela getirmeye çalışacaksınız. Ama biz size öyle bir bela getireceğiz ki, Allah size öyle bir bela getirecek ki kıyası kabil değil. Helak olacaksınız” diyor, Cenab-ı Allah.

“Ve gözleyip durun; gerçekten biz de gözleyip duruyoruz.” (Hud Suresi, 122) Neyi? Belayı. Bela ile hizaya getiriyor Allah.

“Göklerin ve yerin gaybı Allah’ındır” Yani gizli olan bütün bilgiler Allah’a aittir. “bütün işler O’na döndürülür” Her şey O’na döner. “öyleyse O’na kulluk edin ve O’na tevekkül edin.” O’na güvenin “Senin Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (Hud Suresi, 123) “Hepsinden haberdarım” diyor, Allah.

“Hani Yusuf babasına: “Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldız, Güneş’i ve Ay’ı gördüm” Hepsi mason sembolüdür. On bir yıldız, Güneş ve Ay. “Bana secde etmektelerken gördüm” (Yusuf Suresi, 4) diyor. Masonlukta böyle bir ritüel de var. Meşrik-i Azam’a secde ediyorlar. Önünde eğiliyorlar. 33. derede üstadların önünde yere kapanıyorlar. “Ne alakası var?” diyorsunuz belki, işari anlamını söylüyorum.

(Babası) demişti ki:” Yakup (a.s), Hz. İsrail (a.s) diyor. “Demişti ki: Oğlum rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.” (Yusuf Suresi, 5) Yani deccal.

“Böylece Rabbin seni seçkin kılacak” (Yusuf Suresi, 6) Ebcedi kaç? 2018. Kime bakıyor? Hz. Mehdi (a.s)’a bakıyor. Kardeşim bir tane tarih veriyor. Mesela ikinci bir kişiye bakması için ikinci bir tarih olması lazım. Bir tane, 2018. Ve bu tip ayetlerin tamamı.

Bak mesela diyor ki; “Andolsun Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır.” (Yusuf Suresi, 7)  Bu da 2019. Kardeşim 4688, 3911, her şey çıkar. Net tarih çıkıyor. Ve tam Mehdiyet’in tarihleri. Bak biri 2018, biri 2019. Anlaşılmayacak gibi değil. Bütün Kuran’a bu hakim.

“Onlar da şöyle demişti: “Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir;” (Yusuf Suresi, 8) Bakın Hz. Yusuf (a.s)’ın özelliği ne? Sevgi dolu olması ve çok sevilmesi. O devrin münafıklarının ve muhaliflerin gıcık oldukları konu ne? Hz. Yusuf (a.s)’ın çok sevilmesi, Hz. Yusuf (a.s)’ın da etrafındakileri çok sevmesi. Ve öldürmeye karar veriyor o devrin yobazları. Kıskandıkları konu sevgi. Temelinde sevgi.

Bak “Öldürün Yusuf’u” (Yusuf Suresi, 9) Müşriklerin ilk istediği budur, yobazların ilk istediği budur. Cahil cühelanın, bazı tiplerin ilk istediği budur.

Mesela “Allah emrinde galip olandır”  Yusuf Suresi’nde bak, “Allah emrinde galip olandır.” (Yusuf Suresi, 21) Allah’ın emri ne? İttihad-ı İslam’ın oluşması, İslam birliği, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru, İsa Mesih’in çıkışı, değil mi? “Allah emrinde galip olandır” 2014. Bir tane tarih veriyor, 2014.

“Erginlik çağına erişince” (Yusuf Suresi, 22) 22. Ayet 2-2, 12 zaten, 12. Sure.

“Böylece Rabbi, duasını kabul etti” (Yusuf Suresi, 34) Hz. Yusuf (a.s)’ın. 2031. Kardeşim nedir bunlar yani? Mesela bak bu surede böyle yoğun. Öbür surelerde böyle bir şey yok. Çünkü Yusuf Suresi direk Mehdiyet’e bakan bir sure. Hz. Yusuf (a.s)’ın zindana girmesi, Hz. Mehdi (a.s)’ın da zindana gireceğini gösteriyor. Yusuf (a.s)’ın kadınlarca sevilmesi, Hz. Mehdi (a.s)’ın da kadınlarca sevileceğini gösteriyor. Yusuf (a.s)’ın güzel olması Hz. Mehdi (a.s)’ın da güzel olacağını gösteriyor. Yusuf ismi ile Mehdiyet arasında bir bağlantı olduğu anlaşılıyor. Hz. Mehdi (a.s)’a büyük evliyanın destek olacağı anlaşılıyor. Babası, nasıl Hz. İsrail (a.s) destekliyorsa Yusuf (a.s)’ı, aynı şekilde İsrail’in de, şu an ki İsrail’in de, Ben-i İsrail’in de Hz. Mehdi (a.s)’ı destekleyeceği anlaşılıyor. Çünkü o devirde bak İsrail (a.s) destekliyor Yusuf (a.s)’ı. Demek ki ahir zamanda da İsrail Yusuf’u destekleyecek. Yani ahir zamanın Yusuf’unu destekleyecek, Hz. Mehdi (a.s)’ı destekleyecek. Nasıl destekleyecek? Müslüman olarak destekleyecek. Çünkü ahit sandığını alıp Museviler’in önüne koyacak. Tabletleri çıkaracak. Bunu kim yapar? Moşiyah yapar, Hz. Mehdi (a.s) yapar. Moşiyah Müslüman. O zaman diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.); “Museviler’den çok küçük bir grup dışında bütün Museviler Müslüman olacak.” Demek ki Musevilerle iç içe olacak Hz. Mehdi (a.s), bunu anlıyoruz. Açık ifade, Kuran’ın ifadesi ve hadisin ifadesi de çok açık. Museviler’in Hz. Mehdi (a.s)’a iltihak edeceğini Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın bir duasında, Allah’ı anarken, İbranice de dua edeceği söylüyor hadiste. Demek ki Museviler’in gönlünü alacak şekilde de bir üslubu olacak. İnşaAllah. Onların da dilinde konuşacak gerekirse. İnşaAllah.

“On bir yıldız ve ay”. Türk bayrağında ay ve yıldız vardır. Demek ki Mehdiyet, bütün İslam ülkelerinin bayraklarında da ay, yıldız var. Bak Libya’ya da ay, yıldız koyuldu. Mehdiyet’in işaretidir ay, yıldız. Demek ki Hz. Mehdi (a.s) İslam ülkelerinde hakim olacak. “On bir yıldız ve Güneş” Avrupa Birliği’nde kaç tane var yıldız?

KARTAL GÖKTAN: 12.

ADNAN OKTAR: 12. On bir yıldız ve Güneş bir araya gelince kaç yapar? 12 yapar. Demek ki Avrupa Birliği de Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın hapiste de tebliğ yapacağını anlıyoruz. Hz. Yusuf (a.s) hapiste de tebliğ yapıyor çünkü, Allah’tan bahsediyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın hukuku güzel kullanacağını anlıyoruz. Hz. Yusuf (a.s) hukuku güzel kullanıyor çünkü. Hukukun inceliklerini iyi biliyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın da kendini korumak için hukuku iyi kullanacağını Kuran’ın işaretinden anlıyoruz.

“…Biz yeryüzünde Yusuf’a güç ve imkan verdik” (Yusuf Suresi, 56) Bak, “Biz yeryüzünde Yusuf’a güç ve imkan iktidar verdik” 2017 ebcedi. Kardeşim bu kadar mutabakat normal mı? Kuran’da Yusuf Suresi’nde iktidarı anlatan, hakimiyet adına ne kadar ayet varsa hepsi Mehdiyet’in tarihine bir tane, tek olarak mutabık. Demek ki Allah Hz. Mehdi (a.s)’a da yeryüzünde güç ve imkan verecek. Zülkarneyn (a.s)’a da aynısını diyor Cenab-ı Allah. “Yeryüzünde güç ve imkan verdik” diyor, Zülkarneyn (a.s)’da. Süleyman (a.s)’da da aynısını söylüyor Cenab-ı Allah.

Hz. Yusuf (a.s) devletle barışık, demek ki Hz. Mehdi (a.s) da devletle barışık. Hz. Yusuf (a.s) o devrin hükümetiyle barışık, Hz. Mehdi (a.s) da demek ki hükümetle barışık olacak. Bizzat o devrin hükümeti Hz. Yusuf (a.s)’u görevlendiriyor. Demek ki asrın hükümeti de Hz. Mehdi (a.s)’dan yardım isteyecek. Bunu anlıyoruz. 

“Yusuf yanına girdikleri zaman kardeşini bağrına bastı. Ben dedi senin gerçekten kardeşinim” (Yusuf Suresi, 69) Demek ki Hz. Mehdi (a.s) sevgiyi coşkulu yaşayan bir insan olacak. Burada anlatılan hep Hz. Mehdi (a.s)’dır.

“Sucular geldiler, kovayı sarkıttılar” diyor. Allah niye durduk yere kova desin? Niye kovadan bahsetsin? Kova burcundan olacak Hz. Mehdi (a.s). Özel bir işaret, bir anlatım. Gereksiz hiçbir detaya girmez Kuran. Mutlaka bir işaret, bir şey vardır. Mutlaka bir gerekçesi vardır. Başka işaretler de varda, onların tabii hepsini söyleyemiyorum.

“Dedi ki: "Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum.” (Yusuf Suresi, 86) Bunu kim söylüyor? Hz. İsrail, Yakup (a.s) söylüyor. "Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum.” Ve hep oğlunu bekliyor. Museviler de bak binlerce seneden beri Moşiyah’ı bekliyor. Hz. İsrail (a.s) da oğlunu bekliyor, sabırla. Öldü diyorlar, gelmez diyorlar. “Yok, ben Allah’a güveniyorum. İlla ki gelecek o” diyor. Mehdi (a.s) de gelmeyecek diyorlar, yok diyorlar. Ama illaki gelecek.

“Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin.” Diyor, bak yine Yusuf Suresi’nde; “Çünkü kafirler topluluğundan başkası” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah'ın rahmetinden umut kesmez.” (Yusuf Suresi, 87)  Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru, İsa Mesih’in zuhuru ve İttihad-ı İslam’ı birçok insan ümit kesiyor, rahmetinden. Özellikle Yusuf Suresi’nde bu konuya dikkat çekiliyor. Mehdiyet’ten ümit kesmeyin diyor, Cenab-ı Allah.

"Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?" (Yusuf Suresi, 89) Demek ki Hz. Mehdi (a.s)’a çok eziyet edecek bağnazlar. Cahil insanlar çok iftiralarda bulunacaklar. Yalnız bırakacaklar.

Sonunda bak diyorlar ki; "Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?" (Yusuf Suresi, 90) Demek ki en sonunda herkes tanıyacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın tanınacağı anlaşılıyor Yusuf Suresi’nde.

"Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin." (Yusuf Suresi, 93) Hz. Mehdi (a.s)’ın gömleğinde de bir şey var demek ki. Hz. Yusuf (a.s)’ın gömleğinde bir şey var. Hz. Mehdi (a.s)’ın da gömleğinde bir işaret olacağı anlaşılıyor. Yusuf (a.s)’ın güzel bir kokusu var. Demek ki Hz. Mehdi (a.s)’ın da güzel bir kokusu olacak. Yani tanıtıcı bir vasfı.

“Bu, sana (ey Muhammed)” Peygamberimiz (s.a.v.)’e hitap ediyor Cenab-ı Allah. “vahyettiğimiz gayb haberlerindendir.” (Yusuf Suresi, 102) Gayb ne demek? Bilinmeyen bilgiler. Mehdiyet nedir? Gayb haberidir.

“Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman, gözü görür olarak (sağlığına) dönüverdi.” (Yusuf Suresi, 96) Demek ki Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde insanların gözü görür hale gelecek, canlanacaklar. Çünkü Hz. Yakup’ta meydana gelen rahatsızlığın nedeni üzüntü ve acıdan meydana gelen rahatsızlık. Ama Yusuf (a.s)’ı gördüğünde acayip canlanıyor. Hastalığı da gidiyor, derdi de gidiyor. Hz. Mehdi (a.s) zamanında hastalıklar kalkacak diyor rivayette. Ömürler uzayacak diyor. Ona işaret ediyor inşaAllah.

“Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır.” Yusuf kıssasında. Ebcedi kaç? 2015. Bak “Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır.” (Yusuf Suresi, 11) Şimdi biz temiz akılla baktığımızda bak ibretleri buluyoruz. Bunları hiç kimse anlatmaz. Birisinden de duymazsınız. Duyduysanız haber verin. Temiz akılla incelendiğinde bu görülür. Bunu tabii ki anlatanlar olur ama çok nadir.

Bak Yusuf Suresi’nde diyor ki Cenab-ı Allah; “Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.” (Yusuf Suresi, 105) Bilimin delillerini görmezden gelecekler diyor Allah. Çünkü bak, “üzerinden geçerler”  Fosillerin üstünden geçiyorlar değil mi? Fosilleri biz çıkarıyoruz, adamların burnunun dibine getiriyoruz. Ve onla dini dünyaya hakim ediyoruz, Allah’ın dilemesiyle. Yeraltında demek ki deliller olacak. İnsanların görmek istemediği delilleri Hz. Mehdi (a.s) ortaya çıkartıp, insanın gözü önüne getirecek. Yusuf Suresi’nde olması buna işaret.

“Şimdi bunlar, kendilerine Allah'ın azabından” Belasından. “kapsamlı bir bürümenin” Büyük bir belanın. “gelivermesinden veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?” (Yusuf Suresi, 107) diyor. Demek ki Hz. Mehdi (a.s) devrinde kapsamlı azap ve belalar olacak. Çok büyük olaylar olacak ve kıyamette tehdit olarak hemen hazırda bekleyecek. “veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?” Demek ki Mehdiyet devri kıyamete çok yakın bir devir olacak. Kıyamet bir tehdit unsuru olarak her an hazırda bekleyecek. Ama bak büyük bürüme ve büyük azap ve belalarında Hz. Mehdi (a.s) devrinde olacağını işaret ediyor.

“De ki: "Bu, benim yolumdur.” Yani Kuran, İslam. “Bir basiret üzere Allah'a davet ederim;” (Yusuf Suresi, 108) Tebliğ yaparım. Ebcedi kaç? 2004. Şeddeli olduğunda 2032. 2004 ile 2032 arasında muazzam olaylar olacağını anlıyoruz. Bak, “De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere” Bak basiretle. “Allah'a davet ederim;” Tebliğ yapıyorum. Ebced, şeddesiz 2004, şeddeli 2032. Sadece Mehdiyet devrine işaret ediyor, başka yok.

Bak diyor ki Cenab-ı Allah bu Yusuf Suresi için ve diğer ayetlerde de Cenab-ı Allah; “bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır” Deliller vardır diyor Cenab-ı Allah. 

Şimdi yine Mehdiyet’ten bahseden bir film seyredelim, sonra devam edeceğiz inşaAllah.

-VTR-

ADNAN OKTAR: Bir bağnazların Kuran’ı anlatma üslubu var. Adamların tipi de zaten rahatsız ediyor. Böyle kıl kıl bazı dedeleri çıkarıyorlar. Bir kere dünyayı tanımıyor bunlar. Hayatı tanımıyorlar. Bunlar 1930-1940’larda kafası kalmış dedeler. Bunlardan din nasıl öğrenilir? Hep böyle üç ileri iki geri yöntemleri. Mesela rejim var mıdır diyor? Ağzında yuvarlayıp duruyor. Hem vardır, hem yoktur gibi karmakarışık bir üslup kullanıyor.

GÖKALP BARLAN: Hocam bir ayette şöyle buyuruyor Yüce Rabbimiz. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım, oysa onun kitabı size açıklanmış olarak indirilmiştir” İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu zır cahillere böyle dini öğretme hakkı vermek çok acayip bir şey, böyle itici tiplere. Ne Avrupa’yı tanır bunlar, ne Amerika’yı tanır, ne dünyayı tanır. Bambaşka bir kafada adam bunlar. Bunlar kendi kafasındaki tiplere etki eden tipler. Bunların modelinde tipler var onlara etki ediyorlar.

“Aşkım, ruhum, bir tanem, nurum, dünyada yaşayanlar arasında en çok sevdiğim, Sultanlar Sultanım, sevgi öğretmenim, Ahmet Muhammed Adnan Arslan Hocam. Bizim yobazlıktan kurtulmamıza vesile olduğun için Allah razı olsun” diyor.  Şule Hanım.

 “Tanıtımlarda Apo’yu o kadar çok gösteriyorsunuz ki adamın ekmeğine yağ sürüyor, pozitif propagandasını yapıyorsunuz” diyor. İsim yazmamış. Canım bu tanıtım çalışmaları sonucunda Apo, “La ilahe illallah Muhammeden Resulullah” dedi. “Biz komünist değiliz” dedi. “Komünizmin modası geçti” diyor, PKK da. Bunu kim sağladı? Biz sağladık, işte o filmler sayesinde oldu. Nasıl onun lehine oluyor? Olur mu? Darmadağın etti PKK düşüncesini o filmler.

Fakir Derviş; “Sultanımız Şeyh Mehmet Efendi (k.a) 26.05.2014’de dört günlük İstanbul’a gelip, yurtdışı dergah açılışına katılacaktır” diyor. İnşaAllah.

“O patronun damadı Yahudi.” Gazete sürmanşet. Musevi hanımla evlenilebilir. Hristiyan hanımla evlenilebilir. Hanımlar alınabilir onlardan. Ama Müslüman bir hanımın evleneceğine dair bir ifade yok. İnşaAllah.

“Kuran’da recm yoktur” diyoruz, onlar da. Araf Suresi, 157, şeytandan Allah’a sığınırım “... o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor.” O kardeşimiz de diyor ki “Ayetten anlaşılacağı üzere Peygamber (s.a.v.) haram ve helal yetkisi verilmiştir. Peygamber (s.a.v.) recm cezası uygulamıştır” diyor.  Kardeşim Peygamber (s.a.v.)’e sen helal haram yetkisi veriyorsan, sen Peygamber (s.a.v.)’e inanmıyorsun zaten. Allah buradaki ayette Peygamber (s.a.v.)’in vahiy ile yaptığı helal, haramdan bahsediyor. Yani ona vahiy geliyor, o Kuran’a geçiyor ve bu uygulanıyor. “O kendi sözünden bir şey söyleyecek olsa” diyor, Cenab-ı Allah,  kendi kafasından, yani Kuran’a muhalif bir şey söylese diyor kendine göre. “Boyun damarını çeker koparırdım” diyor Allah. “Ve siz de onu kurtaramazdınız” diyor. “”Peygamber (s.a.v.)’i benim elimden alamazdınız diyor,  Allah. “Hemen öldürürdüm” diyor Peygamber (s.a.v.)’i. Böyle bir yetkisi yok Peygamber (s.a.v.)’in. Kendinden ilave hiçbir şekilde yapamaz.

ECE KOÇ: Kuran’da “her şeyin açıklayıcısı” olarak Allah bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii “Kuran’da her şeyi Biz size açıkladık” diyor.

BEYZA BAYRAKTAR: “Çeşitli biçimlerde açıkladık” diyor.

ADNAN OKTAR: Çeşitli biçimlerde. Peygamber (s.a.v.) ne ilave yapabilir, ne çıkartma yapabilir.

FATİH KOCAMAN: Hocam, Kuran’da inşaAllah Allah’ın izniyle şöyle diyor. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Kendisine Kitab’ı, hikmeti ve Peygamberliği vermiş olduğumuz insanoğluna kalkıp “benim sözlerime uyun” demesi ona yakışmaz. Ona yakışan okuduğunuza ve öğrendiğinize göre Rab’be kul olun” demesidir.” Diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak şimdi buradaki ayet çok açık, sarih. Ama onlar Kuran’ın bir kısmını okuyor, bir kısmını okumuyorlar. Allah parça ayırıcılar diyor bu insanlara. Yani Kuran’ı parçalara ayırıyor. O ayeti bir daha yüksek sesle söyle.

FATİH KOCAMAN: “Kendisine Kitab’ı, hikmeti ve Peygamberliği vermiş olduğumuz insanoğluna kalkıp “benim sözlerime uyun” demesi ona yakışmaz. Ona yakışan okuduğunuza ve öğrendiğinize göre Rab’be kul olun” demesidir.”

BEYZA BAYRAKTAR: Başka bir ayette, şeytandan Allah’a sığınırım “Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.” diye Allah bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Allah’ın indirdiğiyle hükmedecek. Çünkü öbür türlü zalimdir diyor. Peygamber (s.a.v.)’in helal ve haram yetkisi olduğuna inanıyorlar. Allah diyor, “şah damarını koparırım” diyor. Bak “siz de araya girip onu kurtaramazdınız Benden” diyor, “öyle bir şey olsaydı” diyor. Di’i değiştiremez Peygamber (s.a.v.). Dine uyuyor. Hz. Ayşe’ye soruyorlar, “onun sünneti neydi?” diyorlar. Kuran’dı diyor. “Peygamber (s.a.v.)’in sünnetini anlatın” diyorlar. “Peygamber (s.a.v.)’in sünneti Kuran’dı” diyor. İnsanların ahir zamanda Kuran’ı terk edeceğini Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde belirtiyor. Kuran’da da Peygamberimiz (s.a.v.)’in tek şikayeti bu. “Ya Rabbi” diyor, “benim bu ümmetim Kuran’ı terk edilmiş olarak bıraktılar.” Sadece Kuran’a uymakla mükelleftir Peygamber (s.a.v.). Kuran’a ilave yapamaz, çıkarma da yapamaz.

BEYZA BAYRAKTAR: “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin.” diye Allah bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii “dilleriniz alıştı buna” diyor. “Alışması sebebiyle de şuna helal, buna haram, yalan çıkartmayın” diyor. “Peygamber (s.a.v.) dedi, şundan duydum, bundan duydum şeklinde olmaz” diyor Cenab-ı Allah. “Herşeyi biz Kuran’da açıkladık” diyor. “Mübindir kitap, açıktır” diyor. “Bütün detaylarıyla size izah ettik” diyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: “Ahirette de siz O’ndan sorulacaksınız” diyor.

ADNAN OKTAR: “Ahirette de sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor. Hadislerden, fıkıh kitaplarından demiyor. “Sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor. Açık ayet.

FATİH KOCAMAN: Hocam, inşaAllah Zuhruf Suresi’nde, “Bu kitap sana ve ümmetine değerli bir öğüttür. Siz ondan sorulacaksınız” diyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dahil.

ADNAN OKTAR: Tabi bak Peygamber (s.a.v)’e diyor. “Sana bir öğüttür bu Kuran” diyor. “Ve ümmetine de öğüttür” diyor. Peygamber (s.a.v.) kendine göre hüküm veremez.

GÖKALP BARLAN: Başka bir ayette şöyle diyor Yüce Rabbimiz Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onların çoğu da cahildir. Kitabı bilmezler. Bildikleri birçok asılsız şeyden başka bir şey değildir. Onlar ancak zannederler” diyor.

ADNAN OKTAR: “Asılsızdır” diyor, “ve onlar ancak zan ve tahminle yalan söylerler” diyor. Hadisi soruyorsun, Kuran’a karşı hadis çıkarıyor. “O hadis nedir?” diyorsun. “Zan” diyor zaten.  Zan, kuvvetli zan veyahut zan. Yazıyor kitaplarında yazıyor zan. Allah diyor ki “zan ve tahminle yalan söylerler” diyor. Allah’ın hükmü açık. “Yok, olur mu?” diyor. “Hadis çıktı mı Kuran’ın hükmü kalkar” diyor. O yüzden de Kuran’ın ayetlerinin büyük bir bölümünü kaldırmışlar. Büyük bir bölümünü de ilave yapmışlar. Ve dini ortadan kaldırmışlar bir yönüyle.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Allah bir ayette şöyle söylüyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, size hakkı getirdik, fakat sizin birçoğunuz hakkı çirkin görüp-tiksinenlerdiniz.” (Zuhruf Suresi, 78)

ADNAN OKTAR: Bak “tiksiniyorsunuz” diyor. Kuran’a karşı tavır alıyor adam. “Hakkı getirdik” diyor Allah. “Açıkladık.” Adam Kuran’ı yeterli görmüyor. “Kuran yeterlidir” diyor. “Haşa, dinden çıktın sen” diyor. “Kelime-i şehadet getir. Yeniden dine gir” diyor. Allah, “sadece Kuran’dan sorulacaksınız ahirette” diyor. Biz de diyoruz ki “Ahirette sadece Kuran’dan sorulacağız” “Haşa, senin dinin imanın gitti şu an” diyor. “Kelime-i şehadet getir. Yeniden Müslüman ol” diyor. Bak, şirkin insanı ne hale getirdiğini görüyor musunuz? Ne büyük felaket yani.

Evet, bugün bu kadar olsun. Yarın devam edelim inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü