Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (22 Mayıs 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Hoş geldiniz.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Hoş bulduk.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şeref verdiniz, onur verdiniz.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Asıl ben fırsat bulduğum için ben şeref duyuyorum, zevk duyuyorum. Sizi memnun etmek için söylemiyorum bunu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hz. Yusuf (a.s)’ın, Hz İsrail (a.s)’ın evlatlarını aramızda görmek çok sevindirici.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Bence bir ailesinin mensubu Kohen Haham’ı bana Hz. Yusuf (a.s)’a benzediğini söyledi. Öyle dedi, inşaAllah. Anne tarafından bağlıyız inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Sayın Haham Yeşeya Hollander bugün çok değerli konuğumuz. Sanhedrin Meclisinden, Ben-i Nuh Kudüs Mahkemesi eş başkanı. Kendisi aynı zamanda dini okulda eğitim veriyor.

ADNAN OKTAR:  MaşaAllah. Zaman zaman da ziyaretimize gelen değerli bir ilim adamı. MaşaAllah.

Türkiye ile İsrail’in arası düzeliyor biliyorsunuz, bilginiz dahilindedir. İnşaAllah çok daha güzel olacak.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Eski Diyanet İşleri Başkanı geldi, bizi Cnased’de ziyaret etti.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Gayretler boşa gitmiyor, maşaAllah.

Moşiyah’ın zamanındayız, inşaAllah. Güzel günler göreceğiz, dünyada barış olacak, kan duracak. Şu anki kanın, şiddetin artmasının nedeni Moşiyah’ın gelmiş olması. Moşiyah bu kanı, abu acıyı, bu ızdırabı durduracak. Yani Moşiyah olan Muhammed Mehdi.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Evet öyle düşünüyorum, onun geldiğini düşünüyorum.

ADNAN OKTAR: Hiç normal değil dünyanın hali. Bir olağanüstülük var. MaşaAllah.

Dostlarımız nasıl İsrail’deki?

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Onlar memnunlar. Barış olacağı için memnunlar. Türkiye ile İsrail düzeleceği için.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Sayın Abrahamson nasıl ?

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Manevi olarak bizimle birlikte. Gelemediği için üzgün ama çok saygılarını gönderdi size.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bilmukabele siz de sevgilerimi, saygılarımı, selamlarımı iletin.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Kitap yazıyormuş. Onun için çok fazla zamanı yokmuş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, o da sizin gibi çok büyük bir alim.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Benden daha büyük bir alim. İslam’la ilgili benden çok daha fazlasını biliyor. Bir çok bakımdan benden daha üstün bir alim.

ADNAN OKTAR: Bir çok İslam aliminde o kadar ilim yoktur.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Müthiş okuyor, çok araştırıyor.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Bir çok alim diğer alimlerle ilgili olarak iyi düşünmüyor.

ADNAN OKTAR: Kıskançlıklarından, hasetliklerinden, sevgisizlikten, kalp boşluğundan oluyor. Alim olduğu görülüyor ve samimi bir insan olduğu da görülüyor, sizin de onun da.

 HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Evet, ben samimiyim. Bir çok alimler de var onlar da benden samimiler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah tabii. İlmin kimde daha fazla olduğu belli olmuyor, doğru.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Ben bende olmadığını biliyorum.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah. Bütün ilimlerin sahibi Allah. O’nun bildirdiği kadarını biliyoruz zaten.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Evet, günde üç defa da dua ediyoruz, bize daha çok anlayış vermesi için ve ilim vermesi için.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşallah.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Sadece ilim yeterli değil, bilim yeterli değil.

ADNAN OKTAR: Kuran’da Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım; “Rabbim ilmimi artır” şeklinde ayet var. Hz. Süleyman’ın Meseleleri’nde de ilmin, hikmetin önemi uzun uzun geçiyor.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: İlim de hikmetin alt yapısını oluşturur. Onun için mutlaka gerekli.

ADNAN OKTAR: maşaAllah. Allah sizlere uzun ömür versin, hepimize hidayet versin.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Bu nimetler aynı şekilde benden de size aynı şekilde, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. MaşaAllah. Allah bizlere Moşiyah’ı, Hz. Mehdi (a.s)’ı görmeyi nasip etsin. Dünyanın kardeş olduğunu görmeyi nasip etsin.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Yakında.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah inşaAllah göreceğiz. Gayretler hep o yönde, Allah kaderin hep o yönde geliştiğini bize gösteriyor, inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Sizin kitaplarınızı Kosova’ya götürmüş. Orada tavsiye etmiş, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Papa’ya da sundunuz siz kitaplarımı.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Evet.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. O tavrınız da çok güzeldi.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Haziran sonunda İsrail Baş Haham’la görüşeceğim, ona da vereceğim kitabı.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah, saygılarımı selamlarımı iletin çok memnun olurum.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: Daha önceki Baş Haham da gelmişti bu da gelir inşaAllah. Yeni olduğu için de bazı işleri olabilir.

ADNAN OKTAR: Çok nurluydu geçen gelen Baş Hamam. Çok akıllı bir insan.

HAHAM YEŞEYAHU HOLLANDER: O genç bir insan. Babası da Baş Haham’dı. Çok kabiliyetli bir kişi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah ömrünü uzun etsin, ilmini artırsın inşaAllah.

Fikret Bey buyurun, ilminizden istifade edelim.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Okmeydanı’nda korsan gösteri yapan ve bölgedeki okulu işgal etmeye çalışan 50 kişilik guruba polisin müdahalesi sonrası çıkan olaylarda, bölgedeki cem evinde olan Alevi vatandaşımızın boynuna mermi isabet etti. Uğur Kurt isimli bu vatandaşımız vefat etti Hocam. Şu anda da çatışma devam ediyor Okmeydanı’nda DHKP-C’nin bomba attığı söyleniyor. Bir vatandaş ağır yaralanmış. Polisler ambulans bekliyor diyorlar. Birde gazetecinin öldüğü söyleniyor Hocam, net bir bilgi yok.

ADNAN OKTAR: Alevi kardeşimize Allah rahmet etsin. Ailesine de Cenab-ı Allah sabrı cemil nasip etsin. Bu polis kurşunu mu?

KARTAL GÖKTAN: Hocam, havaya ateş edildiği, polisin havaya ateş ettiği ondan olabileceği düşünülüyor. Onun üzerinde duruluyor. Molotof kokteyli atmışlar. Bir polis aracı o şekilde yanmaya başlamış. Daha sonrada polisin havaya ateş ettiği söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Ama havaya ateş ederse, çok zor boyna isabet etmesi. O provokasyon olabilir. Mermi çekirdeğinden anlaşılır o. Polise aitse zaten kriminal laboratuarda anlaşılır ama provokasyon olması ihtimali cidden mevzubahis. Özellikle vurmuş olabilirler. Olay çıksın, kargaşalık çıksın diye yapmış olabilirler. Onu adli tıp hemen açıklığa kavuştursun. Hatta gece de olur, şu an. Hemen mermi çekirdeğinin vasfına bakıp olayı aydınlatsınlar. Bunlar geciktirmeden ortaya konması gereken şeyler. Polis hedef gözeterek böyle bir şey yapmaz. Delirmesi lazım öyle bir şey olmaz. Havaya atılan mermiyle de pek bu olacak iş değil. Bunda bir gariplik var. Yalnız tabii komünist terörle, rejim değişikliği, hükümet değişikliği diye bir konu olmaz. Komünistler hep buna inanıyorlar; yüzyıldan beri inanıyorlar hatta yüz elli yıldan beri böyle olur.. Böyle bir şey olmaz. Zor ve dehşetle iktidar olmaz. İkna ile olur, gönül alarak olur, sevdirerek olur. Dehşetle geldi Rusya’ya komünizm millet nefret etti. Mahvettiler Rusya’yı, Rusya’nın sanatını yok ettiler, bütün güzelliklerini yok ettiler. Rus halkını mahvettiler. Avrupa gibi olurdu şu ana kadar Rusya, geri kaldı. Bütün manevi güzelliklerini Çin’de de, Rusya’da da komünizm yok etti. Dolayısıyla komünizmden bir şey beklemesinler. Komünist dehşetten bir şey çıkmaz. Ama her şeye de sessiz kalacaklar diye bir şey yok. Tabii ki protesto gösterileri olsun. Haksız gördükleri şeyleri bağırarak dillendirebilirler, bunları gündeme getirebilirler. Sonuna kadarda takip etmeleri gerekir. Bunlar güzel şeyler. Ama polis aracı yakmak, polis yaralamak bunlar zulüm, hem haram, hem günah, hem çirkin.

KARTAL GÖKTAN: Vefat eden kişi cenaze görevlisiymiş. O sırada cem evinde bir cenaze varmış. Polisinde havaya değil, etrafa ateş ettiği şeklinde iddialar var. Ve sosyal medyada şu anda çok provokasyon paylaşımları oluyor.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi mermi çekirdeğini inceleyebilirler şu an.                                      

KARTAL GÖKTAN: Savcılık inceleme yapıyormuş.

ADNAN OKTAR: Savcılık inceleme; adli tıpa sevk edecektir. Adli tıp şu saatte kapalı oluyor herhalde. Kapalı olmasın, böyle şeylerde tam kadro görevde olsunlar. Böyle hayati konularda “biz işimiz gücümüz var, yarın sabah bakarız mantığı olmayacağına göre, hemen acil bakılsın. Polis silahları biliniyor hemen anlaşılır, inşaAllah. Provokasyon olsa onu anlasınlar. Polisin yapması çok çok güç, bir mantığı yok.

Tabii her şeyde bir hayır vardır. Her şey bir hayırla oluşuyor. Hiçbir zaman için durulmayacak dedim daha önce. Durulmaz. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuruna kadar, bu kargaşa devam eder. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Bitti derken, bir başka yerde başlar” diyor. “Ve tesbih taneleri gibi” diyor “bir ipe dizilmiş boncuklar gibi peş peşe olaylar devam eder. Ta ki, evlatlarımdan Muhammed Mehdi zuhur edinceye kadar.” Şimdi bağnazlar Hz. Mehdi (a.s)’a direniyorlar, direnecekler. Ama bir süre sonra artık can boğazına gelecek ve mecbur olacaklar. İttihad-ı İslam’a, Mehdiyet’e ve Hz. İsa Mesih (a.s)’a karşı sevgi duymaya. Hz. İsa Mesih (a.s)’a karşı da tavırlılar şu an, onu da istemiyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.) gelse, ona da karşı çıkarlar. Kendileri bir din çıkarıyorlar bağnaz bir din, “biz buna uyacağız” diyorlar. Hocalarını Peygamber gibi görüyorlar. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) bir şey söylese, hocaları bir şey söylese. Peygamberimizi dinlemezler, Hocalarını dinlerler. Öyle garip bir ruh haline girdiler.

“Seyyid Muhammed Adnan Hocam, Türkiye’de birçok insanın ruh hali bozulmuş durumda, birbirlerine kin besler durumda. Hocam, bu büyük hasar nasıl giderilir. Neden birlik olamıyoruz” diyor. Sevgi bir günlük iştir. Hz. Mehdi (a.s)’ın bir günlük konuşmasıyla sevgi oluşur. Birkaç günde terör, anarşi ruhu kalkar. İnsanlar telkine çok açıktır. Ruhları çocukluktan itibaren hep sevgiye açık yetişmiştir. Biraz sevgiden bahsedersen, biraz dostluktan biter. Ama gece gündüz nefret nefret nefret gazeteler, radyolar, televizyonlar. Büyük bölümü böyle. O zaman “herhalde dünya böyle” diyorlar. Hâlbuki Mehdiyet telkini ortaya çıkmış olsa. “Ha diyecekler dünyanın gerçeği bu demek ki” diyecekler. “Dünyanın gerçeği, sevgi, merhamet, şefkat ve dostluk” diyecekler, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Allah ayette şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım “İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur” inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İnsanların hepsi sevimli, ayırım yapmadan. Mesela Museviler geldi bak baya sevecen, sevgi dolu. Ta kaç kilometre yoldan geliyor. Mesela bir başka yere gidecekken mutlaka gelip uğruyor. Mesela ateist gençlerle de görüşüyorum baya sevimliler. Bir parça şefkat gösterttin mi baya hoşlarına gidiyor. İnsanın ruhunda vardır bu. Ama “vay seni gidi komünist, vay seni ateist, vay seni Yahudi” dendi mi? Nefret tohumları yayılmaya başlıyor.

Silah kullanmasın polis, plastik mermi kullansın. Şarjörlerinde tamam, diğer kurşunlu fişekte bulunsun da, fakat onu kullanmasınlar. Hepsinin silahında plastik mermi olsun. Fevkalade bir durumda plastik mermi. Ne fark eder. Birisine eğer engelleme yapacaksan, plastik mermi ile yap ne olur? Kurşunun ne faydası var. Allah muhafaza, Allah muhafaza Hafazanallah. Çok çok çok mecbur kalırsa o zaman gerçek mermi kullanması gerekebilir. Ama onu da düşünmek dahi istemiyorum. Tahayyül etmek dahi istemiyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, polis panik olmuş, Allahualem. Kolları yanmaya başlayınca böyle, o yüzden ateş etmiş olabilirler diye söylüyorlar.

TARKAN YAVAŞ: Onlar kendilerini zor kurtardılar arabanın içinden.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi polis dehşete düşmüş. Kardeşim yakıyorsun cayır cayır, can havliyle o da havaya ateş ediyor. Peki, ne yapması gerekir?  Bana o protesto eden arkadaşlar bana söylesin. Onlar kendileri polis aracın içinde olsa. Ve onu da benzinle yakmaya kalksalar ve alev alsa vücudu. Ne yapması gerekiyor? Belki bizim aklımıza gelmiyor. Bildiği güzel bir fikir varsa söylesin. Biz de tavsiye edelim. Dehşet pazarı artık burada cayır cayır yakıyorsun. Yanarak ölmek çok korkunç bir şey, Allah vermesin. Çoluğu, çocuğu var o insanların. Hayır. Çoluğu, çocuğu olmasa bile ne fark eder insan nihayetinde.

Şu internet bir kere yıldırım hızıyla işler hallolsun ve Türkiye’nin her yerinde internet bedava olsun. Bilgisayara bakan adam şak hemen istediği yerden bağlansın. Bekle babam bekle sanki 1940’lardayız. Kuyruğa girip beklerdi millet eskiden. Çok rahatsız edici bu bastın mı şak gideceksin.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Valimiz Hüseyin Avni Mutlu’nun Emniyet Genel Müdürlüğüne terfi ettiği, yerine de İzmir Valisi Mustafa Toprak Bey’in geldiği söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Hayırlı uğurlu olsun.

KARTAL GÖKTAN: Mustafa Toprak Bey daha önce Diyarbakır valisiymiş. Komünistler hakkında hiç olumlu şeyler yazmıyorlar.

ADNAN OKTAR: Koçyiğit gelmiş yani. Aslan gelmiş demek ki.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’dayken sokak eylemlerini setlikle bastırdığı iddia ediliyor. İzmir’de de Gezi döneminde sert eleştirileri olmuştu.

ADNAN OKTAR: Sertliğe gerek yok ama delikanlılığını duyduk. Sertlik, çok fazla polis kullanılabilir, gerekirse jandarma da kullansın. Kalabalık çok caydırıcıdır. Az polis oldu mu cesaret buluyorlar. Mesela 1000 polis olacağına 5000 polis olsun. Caydırıcı olur.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Adana valimiz Sayın Coş da Emniyet Genel Müdürlüğü yardımcılığına terfi etmiş.

ADNAN OKTAR: O da güzel güzel bir göreve gelmiş. Valimizi de kutluyorum Emniyet Genel Müdürü.

BÜLENT SEZGİN: Hocam yanma anıyla ilgili bir fotoğraf vardı, onu gösterelim.

ADNAN OKTAR: Afakanlar basıyor öyle sahnelerde. Neyse gösterelim. Yazık günah çok kötü durum. Alevi canımız Allah rahmet etsin, ailesine Cenab-ı Allah sabrı cemil versin.

Teknichen, 1970 Teknichen; “Neden hep Aleviler öldürülüyor? Amaç yeni bir Suriye mi yaratmak?” Kasten bu Alevidir diye karanlığın içinde adam nereden bilsin? Nüfus cüzdanı cüzdanlarına mı bakıyor? Olacak iş mi? Nüfus cüzdanlarında yazıyor Alevi diye nereden bilecek? Orada bulunan, semtin özelliği olarak oluyor. Alevi kardeşlerimizin yoğun olduğu semtte çatışma olunca, büyük bir ihtimalle Alevi oluyor yaralananlar veyahut şehit olanlar. “Gömleğiniz yine süper, maşaAllah, birde Hocam” diyor “Erol Hocamız yeşili ona bir damat havası vermiş, bana mı öyle geliyor?”

Aydın Söke’den “iki üniversite öğrenciyiz Hocam” diyor “sizden tablet bilgisayar istiyoruz” diyor. Olur, inşaAllah. Mehdiyet devrinde, inşaAllah. O kadar çok ki, bir şeyler istiyorlar.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakan Erdoğan Soma’da ki olayla ilgili şunları söyledi; “Tevekkül kaza ve kadere iman asla ve asla her şeyi akışa bırakmak tabi mecrasına bırakmak, tedbiri elden bırakmak anlamına gelmez. Ancak bir çok köşe yazarı inanların bu inancıyla alay ediyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam hamiyetli. Mesela bak şurada üslup hakikaten daha önceki siyasilerde görülen bir şey değil. Muhatap dahi olmazdı daha önceki siyasiler böyle bir konuşma olduğunda. Hiç cevap vermezler. Tayyip Hocam Hz. Mehdi (a.s) meşrep. Hz. Mehdi (a.s) talebesi olduğu için, hep ağrına gidiyor hemen cevap veriyor. Böyle düşünüyor “ben Başbakanım, benim konuşmam etkili olur.” Anında cevabını veriyor. Güzel olmuş. Biz eski devirleri biliriz. Hükümet hiçbir şekilde bu tip açıklama yapmazdı. Adamlar neler, neler konuşurlardı, hiç muhatap olmazlardı. Tayyip Hocam tam Müslüman gibi cevap veriyor. Diyorlar ki “niye kolluyorsun? Niye koruyorsun?” Ne yapayım peki bu durumda? O Allah’ın dinine yardım ediyorsa, bende ona yardım ederim.

TARKAN YAVAŞ: “Müminler birbirlerinin velileridir” diyor ayette.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

BÜLEN SEZGİN: Hocam, İslam Dünyasının Uyanışı adlı bir konferansta bir fotoğraf vardı. Uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: İslam Dünyasının Uyanışı isimli konferans. Konferansın gayesi, İslam dünyasının uyanışı. İşte bak bu kafaya Müslümanları teslim etikleri için, bütün İslam Alemi ızdırap çekiyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, siz devamlı hatırlatıyorsunuz, İslam dünyasında buna benzer konferanslar olmasına rağmen hiçbir netice çıkmıyor. İnşaAllah, Hz. Mehdi (a.s) çıkarsa.

ADNAN OKTAR: Otellerde yemek yiyip, uyuyup çekip gidiyorlar. Sorsan, hepsi Hz. Mehdi (a.s)’  karşı, hepsi Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişine karşı. İttihad-ı İslam’a da karşı oluyorlar. Büyük alim diye getiriyorlar.

Salih Bıçak; “sizi izlemeden önce dinimiz ceza ve zorluklar üzerine kurulu olduğunu sanıyordum. Sizi takip etmeye başladıktan sonra, aslında dinin, mantıkla ters düşmeyen bütün kolaylıklara açık, sevgi ve barışa önem veren, çağdaşlık ve uygarlığa zıt düşmeyen bir din olduğunu öğrendim. Özellikle Sayın Muhammed Adnan Oktar Hocam’ın sevecenliliği, güler yüzlülüğü, insanlara yaklaşımını, mütevaziliğini, nezaketini halktan biri olmasını, Müslüman olsun olmasın bütün insanları kucaklayan yapısı beni çok etkiledi” diyor. Uzunca bir mektup ama bayağı samimi yazmış kardeşimiz.

Haşim Yoldaş; “Alevi canımız Allah ona rahmet etsin, ailesine sabrı cemil versin” sözüne karşılık “sen İsrail’in oğlusun”. Yani “peygamberin oğlusun” diyor. Hz. Yakup’un (a.s)’ın oğlusun” diyor. Allah söyletiyor. Soyum Hz. Davut (a.s)’a dayanıyor. Hz. Yakup (a.s), Hz. İsrail (a.s) soyundan geliyorum tabii. İnşaAllah. İltifat etmiş Allah razı olsun.

Fikret Bey sanki bir şey demek istiyormuşsunuz.

KARTAL GÖKTAN: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, yabancı basında birçok yeni makaleniz yayınlandı, maşaAllah. Malezya’nın önde gelen İngilizce gazetelerinden Harakah Daily’de iki makaleniz çıktı. Birincisi Soma maden kazasıyla ilgili olarak yazdığınız “Tüm gerekli tedbirler derhal alınmalıdır” başlıklı yazınız. Diğeri ise “Müslümanların birlik olması hayatidir” isimli yazınız. Yine Soma maden kazasıyla ilgili Arab News’de de makaleniz yayımlandı. Ünlü Think Tank Eurasia Review sitesinde yayınlandı makaleniz. Haber sitesi Opinion Maker’da“Afganistan için tek çözüm kaldı” isimli yazınız yayınlandı. Afganistan’da barışın ve huzurun gelmesi için Radikalizm ile ilmi mücadele yapılması gerektiğini anlatıyorsunuz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bir tane daha vardı. Almanya merkezli İngilizce haber sitesi olan Burma Times’da “Radikaller nefret uyandırıcı hareketleriyle İslam’a zarar verebilirler mi?” başlıklı yazınız yayınlandı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Başbakanımızın grup konuşmasında duası vardı, uygun görürseniz videosu hazırdı Hocam.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

VTR- Başbakanın Duası

 ADNAN OKTAR: Ben Cumhuriyet tarihinde bir başbakanın elini açıp dua ettiğini hiç görmedim. Cesur da hareket ediyor. Bediüzzaman’ın adını bile anamıyordu millet. Zaman Gazetesi bile, bak kendi mürşitleri olduğu halde işte” ahir zamanın büyük alimi” başka bir şeyler, isminden hiçbir şekilde bahsetmiyorlardı. “Piri fani.” Hatta doğum günü, ölüm yılı münasebetiyle yayınlanan yazılarda, çıtları çıkmıyordu. Tayyip Hocam çıktı devlet eliyle Risale-i Nur’u bastırdı. Nur talebeleri bunu asla olmayacak bir hayal olarak görüyorlardı.” Bu zaten olmaz da” Bediüzzaman ama olacak dedi. Bediüzzaman “bunu devlet eliyle basacaklar” dedi “Risale-i Nur’u” kerametidir o “devletin eliyle basacaklar” dediği oldu. Hassasiyetini görüyor musun? “Şehit değil” diyorlar. Çıkıyor Cumhuriyetin Başbakan’ı elini açıp “onlar şehittir” diyor ve dua ediyor. Tabii ki destekleyeceğiz. Ne yapmamız gerekir? O tarz bana bir lider getirsinler, onun üslubunda onun dindarlığında, onun cesaretinde Risale-i Nur’a sahip çıkan, dine sahip çıkan, ben kabul edeceğim.

Tolga Sevük; “Tayyip Hocam, Allah’ın dinine yardım ediyor, bizde kendisini sevip destekliyoruz.

“Desene bize ses çıkartmıyor. Çıkarlarımız uyuşuyor diye. Adamın dinle ne ilgisi var ayrıca silah olarak kullanıyor Hoca” diyor. Sen beş vakit namaz kılan bir insana “dinle ne alakası var?” dersen, imam hatipte okumuş, Kuran’ı gayet tecvitle okuyan, helale harama dikkat eden bir insana “dinle ne alakası var?” dersen, Türkiye’de Müslüman kalıyor mu, o zaman? Bir mantığı yok ki onun, neye göre diyorsun? Allah’ı inkar eden bir üslup kullanıyorlar, o da çıkıyor “doğrusu budur” diyor. Eğer dinle alakası olmasa derki; “doğru söylüyorsun” der adama, haşa.

Masaüstü Görünümü