Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (24 Mayıs 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Evet Fikret Bey buyurun dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, 12:26’da 40 saniye süren Marmara, Akdeniz ve Ege Bölgesi’ni kapsayan bir deprem oldu bildiğiniz gibi. Deprem; Bolu’dan Edirne’ye, İstanbul’dan İzmir’e, Çanakkale’den Eskişehir’e kadar geniş bir alanda hissedildi. Deprem Manisa’da da hissedilmiş Hocam. Sadece panikten dolayı 1’i ağır 266 kişinin yaralandığı açıklandı. Yunanistan ve Bulgaristan da dahil toplam 40 şehirde hissedildi Hocam deprem.

ADNAN OKTAR: İmam Mehdi (a.s) zuhur edinceye kadar yer böyle sürekli sallanacak. Dünya tarihinde görülmemiş derecede depremlerde artış oldu. Peygamberimiz (s.a.v) diyor; “Dünyada görülmemiş derecede depremlerde artış olacak” diyor. Bu Hz. Mehdi’ (a.s)’ın zuhuru, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişinin alametidir. İncil’de de Hz. İsa Mesih (a.s) diyor; “Depremler çoğaldığında bilin ki ben gelmişimdir” diyor, inşaAllah. Konu bu, Allah kendini hatırlatıyor. Yine olacak, yine olacak, yine olacak; ta ki Hz. Mehdi (a.s) zuhur edinceye kadar ve sıklıkla, evet inşaAllah. Hayırla hikmetle oluyor. Kendi kendine hareket etmez, durduk yere hareket etmez. Peygamberimiz (s.a.v) ne diyor; “Sıklaşacak.” Sıklaşma oranı ne? Dünya tarihinde görülmemiş derecede.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, uygun görürseniz Başbakanımız’ın videosu vardı Kuran okurken şehidimizin evinde.

VTR: Başbakanımız’ın şehidimizin evinde Kuran okurken çekilmiş videosu

ADNAN OKTAR: Göreyim inşaAllah. Evet, işte millet bunu görünce bakıyor kendinden bir insan. Halbuki diğerleri de bu şekilde olabilir. Bunda ne kayıp var? Diğerleri derken bazıları için söylüyorum. Niye arada böyle bir uçuruma gerek kalıyor? Türkiye genelinde böyle olsun, sıcak halim selim olsun, gençler neşeli olsun, genç kızlar özgür olsun. Başı açık olan da, kapalı olan da, mayoyla gezen de gezsin ama din Türkiye’de buram buram mis gibi koksun. Dinin sıcaklığı ve koruyuculuğu her yeri sarsın. Gazinoda da dinin sıcaklığı olsun, plajda da dinin sıcaklığı olsun, mecliste de dinin sıcaklığı olsun, her yerde. Böyle olunca güzel olur.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, 18 Nisan’dan beri 11 deprem olmuş Manisa’da, inşaAllah. Ayrı bir istatistik daha vardı, onu da uygun görürseniz okuyabilirim inşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Zaten bu yeterli.

BÜLENT SEZGİN: İnşaAllah. Dünya çapındaki depremlerle ilgili belli dönemlerde, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Onunla ilgili filmimiz var inşaAllah.

Ortadoğu’nun muhafazakârları Pakistan, Hindistan, Türkiye, Mısır hepsi için demiyorum ama genelde bir kâbus gibi bütün bölgenin üzerine çökmüş durumda; zevksizlik, kalitesizlik, sevgisizlik, sanatsız, estetikten uzak bir dünya. Oraları adeta böyle koyu gri bir kâbus gibi kapladı. Danimarka, Norveç, İsveç’in canlılığına bakın. Oradaki estetik, zenginliğe bakın. Oradaki kavrukluğa, oradaki kire, oradaki hatta pisliğe bir bakın. Bazı yerler için söylüyorum. Bu çok korkunç. O yüzden Ortadoğu’dan dünyadaki birçok insan bazı yerleri için nefret ederler. Ortadoğu bir kâbustur onlar için. Bir parça İsrail’i kaliteli bulurlar. Onlar da fakir zaten, ayakta zor duruyorlar. İsrail ordusu iflas etmiş bir vaziyette. Bu güzel bir şey değil. Sağcılık, muhafazakârlık, bu kadar kalitesiz bir hayat bize sunmaz. Sağcılığı, muhafazakârlığı çok yakışıksız yorumlayan, ağzı çok laf yapan bir kitle var. Onların kontrolüne geçtiği için Ortadoğu. Bu karanlık, bu kirli görünüm yaygın olarak görülüyor birçok yerde, her yerde olmasa da. Hayatı öldürdüler, neşeyi öldürdüler. Mısır tam anlamıyla bir kâbus. Gidin koyu gri ile kahverengi arasında ve kirli oksit sarı bütün ülkeyi kaplamış durumda. Kahverengi, oksit sarı ve koyu gri, bütün ülkede bu var. Yeşillik, böyle neşeli, bağlık, bahçelik, güzel yerler bulamazsınız. Hep dehşet ve hep ölüm, hep böyle ceset kokan, kan kokan, barut kokan bir ortam. Komünist teröristler bir yandan, bağnaz gelenekçi terörist kafa bir yandan. Ortadoğu’yu kirletmeye ve biçimsiz, iğrenç bir hale getirmeye; -bazı bölgeler için söylüyorum, bazı insanlar için söylüyorum- devam ediyorlar. Bu kiri, bu eracifi Hz. Mehdi (a.s) temizleyecek, Mehdiyet temizleyecek; nurla, imanla. Bu neşesizliği, bu sevgisizliği Mehdiyet ortadan kaldıracak. “Ve yıldırım hızıyla” Peygamberimiz (s.a.v.) buna dikkat çekmiş. “Sizin yirmi yılınız” diyor “Hz. Mehdi (a.s)’ın bir yılıdır” diyor. “Sizin yirmi yılda yaptığınızı o bir yılda yapar” diyor. “Akıl almaz bir süratle dünyayı imar edip, düzelteceğini” söylüyor Peygamberimiz (s.a.v). Tabii bu sözleri belirli yerler için, belirli insanlar için.

GÖKALP BARLAN: Ayetlerle hatırlatmıştınız onlara: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım bir ayette şöyle diyor yüce Rabbimiz “Allah’ın ayetlerini yalan sayanlara sıkıntılı bir geçim vardır” (Taha Suresi, 124) diyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ve o ülkelerin kavruk olacağını söylüyor Allah.  O şehirlerin kavruk olacağını söylüyor Allah, bunu da görüyoruz.

ENDER DABAN: Samimi Allah’a iman edenler için de “Güzel bir hayatla yaşatırız” (Nahl Suresi, 97) diyor Allah, bildiriyor Kuran’da.

ADNAN OKTAR: İyi insanları tenzih ederim de, dünyanın yönetimi genellikle böyle şirret adamların eline düştü. Nerede böyle pislik çevresi olan, mafyamsı, it kopuk adamlar varsa dünyanın yönetiminin büyük bir bölümü bunların elinde. Masum, temiz, dürüst insanlar yönetimi ele alamıyorlar. Nerede çakal ve azgın varsa, nerede gözü dönmüş varsa. Hepsi için demiyorum tabii, dünyanın bir kısmı için diyorum. Yönetimi ellerinde tutuyorlar. Ve nerede psikopat ve ruh hastası varsa.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, siz Başbakanımız’ın genç kızlarla resim çektirmesini söylemiştiniz. Dün gösterdiğimiz gibi yine Selfie’si vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Dünkü resim inşaAllah.    

ADNAN OKTAR: Dünkü resim mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Sanata, estetiğe, bilime önem verdiğini vurgulayan çok fazla atılım olsun. Gerçi çok işi var ama.

Buhari’de Menakıp bölümünde, Ebu Davut’un cihat bölümünde Peygamberimizin (s.a.v.) in bir sözü var. Onu bir oku birinci hadis.

TUĞÇE EMİN: “Yemin ederim ki Allah mutlaka bu dini hâkim kılacaktır. Öylesine ki yalnız başına bir atlı Allah’tan ve sürüsüne kurt saldırmasından başka hiçbir şeyden endişe etmeksizin Sana’dan Hadramut’a kadar emniyetle gidecektir. Ne var ki siz sabırsızlanıyorsunuz” Buhari Menakıp 25. İkra 1. Ebu Davut Cihat bölümü.

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v) dünya hâkimi olacaksınız” diyor. Yemin ediyor. “Dünya hâkimi olacaksınız ama acele ediyorsunuz” diyor. Bak 1400 sene ümmet bekledi. Vakit geldi. 

Bu hadise Müslim ve Tırmizi’de Peygamberimiz’in (s.a.v) şu sözünü de ilave olarak söylediğini söylüyor. Evet, ikinci hadis.

TUĞÇE EMİN: Müslim ve Tirmizi’de şu ziyade vardır. “Haberiniz olsun Allah arzı fethetmenizi müyesser kılacak. İhtiyaçlarınız Allah tarafından karşılanacaktır.”

ADNAN OKTAR: “Bütün dünyaya hâkim olacaksınız” diyor “Arza”. Nerde diyor bunu? Kütüb-i Sitte’de diyor. “Nerede var Mehdiyet?” diyorlar. Görmüyor musun? “Dünya hâkimi olacaksınız” diyor Allah.

Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: “Dünya tatlı ve hoştur. Allah sizi ona varis kılacak.” Hâkim kılacak. “Ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır” hadis numarası 1966.

“Tüm olarak yeryüzünün meliki dört tanedir” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Onlardan ikisi müminlerden, ikisi kâfirlerdendir. Zükarneyn (a.s) ve Süleyman (a.s) müminlerdendir. Nemrut ve Buhtu Nasr ise kâfirlerdendir.” Yere beşinci olarak ehli beytimden Muhammed Mehdi hâkim olacaktır” diyor, Peygamberimiz (s.a.v). Mektubat-ı Rabbani 2. Cilt, 251. sayfada.

“Hz. Mehdi (a.s) tıpkı Zülkarneyn (a.s) ve Hz. Süleyman (a.s)  gibi dünyaya hükmedecektir.” El Kavl-ül Muhtasar fi Alamet-il Mehdiyil Muntazar sayfa 29.

“Gerçekten” diyor Peygamberimiz (s.a.v) “Gerçekten Allah benim için yeri topladı ve gözümün önüne serdi.” Böyle bütün zamanı, mekânı toparladı gözümün önüne serdi. “Onun doğusunu ve batısını gördüm.” Dünyanın her yerini gördüm. “Muhakkak ki ümmetimin mülkü bana gösterilene yani arzın doğusu ve batısına ulaşacaktır.” “Her yere hâkim olacaksınız” diyor, Müslim Fiten’de.

“Muhakkak ki bu dinin hâkimiyeti gece ve gündüzün ulaştığı yerlere ulaşacaktır. Allah ne bir kerpiç ev, ne bir keçe çadır bırakmayacak. Azizi aziz ederek, zelili zelil ederek bu dini ona dâhil edecektir. Allah’ın bu işte aziz edeceği İslam’dır. Allah’ın bu işte zelil edeceği küfürdür.” “Bütün her yere hâkim olacaksınız” diyor Peygamberimiz (s.a.v).

İmam Hüseyin şöyle buyurdu: “Allah Hz. Mehdi (a.s)’ın eliyle ölmüş yeryüzünü yeniden diriltip canlandıracaktır. Sonra Hz. Mehdi (a.s)’ın eliyle müşrikler istemese de hak dini diğer bütün dinlere üstün kılacaktır.”

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Amerikalı yazarların genelde Ortadoğu’nun mutlaka demir yumrukla yönetilmesi gerektiğine dair görüşleri var. Özgürlük durumu olduğunda İslamcı partilerin demokrasiden uzaklaştığını söylüyorlar. New York Times gibi gazeteler de bunu sıklıkla dile getiriyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Doğru, İslamcı demesin de, gelenekçi, bağnaz desin. İslamcı dediğinde eğer Kuran’a bağlıysa Kuran’da bu olmaz.

“Hocam, kendinizi 5 yıl sonra nerede görmek istiyorsunuz?” Evde görmek istiyorum. “Ve bir parti kursanız vizyonunuz ne olur?” Partide müziği idare ederim.

“Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğu yerde deprem olmaz” diyordu Hocamız. “Ama İstanbul’da deprem oldu” diyor. Her gün oluyor deprem. “Yıkıcı deprem olmaz” dedim. Felaket getiren. Ve olmayacakta. Hicri 1506’ya kadar da olmayacak. Niye anlamazlıktan geliyor anlayamadım arkadaş? Bayağı net, sarih olarak söyledim. “Yıkıcı, büyük .felaket getiren deprem İstanbul’da olmayacak” dedim “Çünkü Hz. Mehdi (a.s) var” dedim. Kuran’a göre olmaz ayet var. Tebliğ yapılan yerde Allah felaket vermiyor, açık. Mesela geçen 99’da olan depremde, deprem İstanbul’a dokunmadan geçti. Ve bilim adamları da şaşırdılar buna “anlayamadık” dediler. “Burada yer altından geçti deprem” dediler “İstanbul’a dokunmadı.” Sonra ta ilerden çıktı. İstanbul’a dokunmadan.

GÖKALP BARLAN: Bir ayette şöyle diyor Hocam kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım “Sen içlerinde bulunduğun sürece Allah onları azaplandıracak değildir. Ve onlar bağışlanma dilemektelerken de Allah onları azaplandıracak değildir” (Enfal Suresi, 33) inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Selam aşkım, bir tanem, canımın içi sizin için benden istediğinizi gerçekleştirdim inşaAllah.  Yanaklarını ısırdım acıtmadan inşaAllah” diyor “İmanımıza vesile oldunuz canım Hocam. Ben sizi çok seviyorum” diyor. Bir göster bakayım şu iki kediyi.

BÜLENT SEZGİN: Şu an yok Hocam, daha sonra göstereyim inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam. Hayret bu şekerlik. Yanaklar böyle avuç gibi, tam ısırmak için böyle. Annesi de canını yakmadan ısırmış tamamdır. Dediğimiz olmuş.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, resimleri gösterebiliriz uygun görürseniz?

ADNAN OKTAR: Göster. Bu sevimlilik biraz fazla ama maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleri vardı uygun görürseniz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: Hocam İçerenköy’de 300 adet CD dağıtmış kardeşlerimiz. Samsun’dan kardeşlerimiz 20 adet kitabınızı dağıtmış. Gebze’deki kardeşlerimiz bir araya gelip sizin Münafığın Sırları ve Kuran Bilgisi kitaplarınızdan okuyup, sohbet etmişler. Gebze’deki kardeşlerimiz 21 Mayıs Çarşamba günü esnafa sizin 90 adet kitabınızı hediye etmişler. Balıkesir’den kardeşlerimiz sizin belgesellerinizi izleyip, evrimin geçersizliği, Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s) ile ilgili sohbet etmişler. Sohbet sonrası sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Antalya’da kardeşlerimiz sizin 20’ye yakın kitabınızı ilköğretim öğrencilerine dağıtmışlar. Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde kardeşlerimiz 700 adet A9 TV broşürü dağıtmış. İstanbul’dan kardeşlerimiz bugün evde toplanarak sohbet etmişler. Kayseri’den kardeşlerimiz de 20 adet CD, 20 adet kitabınızı ve 1000 adet A9 TV broşürü dağıtmış maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah. Allah belayı def-i ref ediyor. Bu kadar tebliğ, bu kadar İslam’ı anlatma büyük nimet. Küfre azap, İslam’a nusret maşaAllah bayağı güzel.

Bülent dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Estağfirullah Hocam. Hocam Başbakan Erdoğan Köln’de iki mitingde konuşmasına Almanya’daki gurbetçilere dua ederek başladı inşaAllah. Şehitlerimize de dua etti. Ve hesabı sorulacak sözü verdi. Birkaç başlık vardı. Uygun görürseniz onları da okumak istiyorum. “Biz iktidara manşetlerle gelmedik. İçeride ve dışarıda atılan manşetler de bize istikamet çizemeyecek. Türkiye’ye rota çizilmeyecektir. Artık gündemi belirlenen bir Türkiye yok. Gündem belirleyen bir Türkiye var” dedi. “Türkiye Avrupa’nın bir parçasıdır. Avrupa’da yükselen ırkçılığın panzehiri, batı doğu kucaklaşmasının kilidi Türkiye olacaktır. Nefretin, ayrımcılığın panzehiri Türkiye olacaktır” dedi, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel.

BÜLENT SEZGİN: Bir de antisemitizmle mücadelede Türkler örnek olacak” dedi inşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: O çok hayati olmuş. Bayağı güzel olmuş. Almanya ziyareti iyi oldu.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, sizin sürekli belirttiğiniz gibi inşaAllah. Dört parmağın anlamını tekrar açıklamış inşaAllah.“Tek bayrak, tek devlet, tek millet, tek vatan” olarak, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah.

GÖKALP BARLAN: Geçenlerde söylemiştiniz “antisemitizmle ilgili bu şekilde açıklama yapsın” diye söylemiştiniz geçenlerde inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii bu önemli bir açıklama, bayağı güzel.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Alman BİG Gazetesi ’de Erdoğan’la ilgili bir açıklama yapmış: “Bu akşam istediğinizi söyleyin Sayın Erdoğan. Ama biz size hoş geldin demiyoruz. İstenmiyorsunuz. Sizin gibi siyasetçileri Almanya’da istemiyoruz” denen açık bir mektubu internet sitesinden Türkçe ve Almanca olarak yayınladı.

ADNAN OKTAR: Ayıp yapmışlar. Misafir bir insana böyle bir üslup yakışık almamış. Ben nasıl içlerinden geliyor böyle konuşmalar hayret ediyorum. Özellikle misafire insan nasıl söyler bunu?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam bir de protesto mitingi düzenlendi Köln kentinde. Almanya dışında; Hollanda, Belçika ve Avusturya’dan gelen katılımcılar hükümet aleyhine sloganlar attı. Soma’daki maden kazası ve Gezi parkı olaylarına ilişkin pankartlar da yer aldı. Bazı Alman sol gruplar da protestolara destek verdi. Farklı örgütlere ait pankartlar taşındı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Oraya gelenler protestocuları da yuhalayınca “Öyle demeyin onlar da bizim vatandaşımız” diye çok birleştirici bir üslup söyledi.

ADNAN OKTAR: Evet.

Sırf ekonominin güzel olması yetmez. Sanat, bilim, estetik, güzellik hepsinin üstünde de sevgi. Bunlar çok önemli.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam yabancı basında yayınlanan makaleniz şunlardı; Suudi Arabistan’ın İngilizce yayınlanan Arap News Gazetesi’nde ki yazınızda; Libya’da ki darbeden ve darbenin bağnazlığa çözüm olmayacağından bahsediyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Arap News.

KARTAL GÖKTAN: Evet. New York’ta yayımlanan internet gazetesi News Rescue’da Somali’ye Türkiye’nin yardımlarının çok önemli olduğunu. Türk-İslam birliğiyle Somali halkının da çok büyük refah ve mutluluk bulacağını anlatıyorsunuz. Bangladeş’in İngilizce yayınlanan internet gazetesi Weekly Blitz’deki yazınızda; Ukrayna’da çözümün ancak her ikisi tarafında endişelerinin giderilmesi ve iyi niyetli hareket edilmesi sonucunda elde edilebileceğini anlatıyorsunuz. Bosna’da The Bosnia Times isimli gazetede Boşnakça yayınlanan yazınızda; Ukrayna’da ki son durumdan bahsediyor. Rusya’nın endişelerinin giderilmesi ve Rusya’yla iş birliği yapılması halinde Ukrayna’daki huzursuzluğun sonlandırılabileceğini anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah.

“Aşkım, bir tanem bu dünyada karşısındakinin kişiliğini anlayıp, ona karşı en güzel ahlak ve en hikmetli sözleri söyleyen ve karşısındaki kişiyi koşulsuz olarak seven bir tek senin olduğuna inanıyorum” diyor. Mehdi (a.s) var, İsa Mesih (a.s) var, veliler var. Bir tek ben olmam.

“Günümüzde insanlar kardeş bildiği kişinin çok anormal tavırlar sergilemesi sebebiyle artık insanlar karşısındakine güvenemez hale geldi.” İşte Allah korkusu eksik olunca olur. Allah korkusu yok.

“Hocam bugün çok şıksınız. Eskiden yoldan geçerken sizi görme imkanımız oluyordu. Şimdi nasıl görebiliriz? Mübarek ellerinizden öpebiliriz?”

“Hocam siz İstanbul’da yıkıcı deprem olmayacak demiştiniz. Bazıları saptırıyor” diyor. Onu söyleyen daha önce bizi dinlememiş oluyor. Deprem zaten İstanbul’da sık sık oluyor. “Yıkıcı deprem olmayacak” dedim. Böyle insanların geniş çapta ölümüne sebep olan, şehit olmasına sebep olan, evlerin yıkılmasına sebep olan bir deprem olmayacak. Ama Hicri 1506’dan itibaren olacak. Bilim adamları da tam tersini savunuyorlardı. “Kısa sürede büyük deprem olacak” diyorlardı. Sonunda bak profesör çıktı; “Yüz yıl olmayacak deprem” dedi. Önce aylarca aksini savundular. Sonunda benim dediğimi kabul ettiler.

“Hocam deprem başladığında ben uyuyordum. Deprem başladı ben yatak birkaç sallanıp duracak zannettim. Daha önce olduğu gibi. Ama öyle olmadı birden anlatılmaz şiddetlendi. Yataktan fırladım” diyor. “Bir an nereye kaçayım bilemedim. Sonuçta ne yana kaçsam Allah’tan kaçış yok” diyor. “Ara koridora çıktım kapı orada” diyor. “Birden, kapılar böyle küçülüp büyüyor gibi oldu. Sonra acayip bir gürültü duydum. İlk kez korktum, ilk kez ev yıkılacak ve altında kalacağım hissi oldu böylece. Zaten evde yalnızım, inşaAllah” diyor. “Neyse ki Allah’a şükür durdu” diyor. “Odaları gezdiğimde vitrindeki kristal bardakların devrildiğini hatta kırıldığını gördüm. Diğer odalarda da ufak tefek şeyler devrilmişti” diyor.

ADNAN OKTAR: Oldu mu o derece?

AYLİN KOCAMAN: Çanakkale tarafında oldu Hocam, inşaAllah. O tarafta çok şiddetli hissedilmiş çünkü. 40 saniye sürmüş.

ADNAN OKTAR: Öyle mi?

“Hocam, maşaAllah çok farklı yaklaşıyorsunuz olaylara. Bakış açınız çok güzel. Sizinle görüşmek istiyorum.” Elif Hanım. Telefon numarasını vermiş. Elif gelsin görüşelim.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rusya Devlet Başkanı Putin, Rusya’ya bağlı federe Türk bir cumhuriyeti olan Başkurdistan’da Müslüman alimlerle bir araya geldi. Müslümanlar’ın ülkenin en önemli zenginliklerinden olduğunu belirten Putin; “Dedelerimiz inanç ve ırk konusunda birbirlerine hiçbir zaman ayrımcılık yapmadılar. Birbirlerine saygı duydular ve bize kimsenin bozmasına izin vermeyeceğimiz bir dostluğu miras bıraktılar” dedi.

ADNAN OKTAR: Putin çok yaman bir delikanlı. Putin’i İslam alemi bağrına bassa, iş birliği yapsa. İttihad-ı İslam’ın mühim bir üyesi olarak da Rusya’yı İttihad-ı İslam’ın içine alsa muhteşem olur. Rusya’nın en çekindiği şey yalnız kalmak. İslam alemi Rusya’yı kucakladı mı bitti. Bütün dünyaya İslam hakim olur. Yıldırım hızıyla. Bir de bağnazlığa karşı. O çok önemli, Putin. Kuran Müslümanlığını çok seviyor. Ama bağnazlığa şiddetle karşı. O yönden çok iyi. Uyanıklığı, çok yaman bir tip yani, maşaAllah.

EBRU ALTAN: Müslümanlığın okutulmasını da teşvik ediyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Rus gizli servisi bizim kitapları bütün Rusya’da serbest olduğunu söyleyip, dağıtımında faydalı oluyor, inşaAllah. Defalarca bizlerle görüştüler. “Size çok güveniyoruz” dediler. “Size serbest bütün Rusya” dediler. Bizim dışımızda faaliyetler yasak, inşaAllah. Biz istediğimiz gibi konferans da veriyoruz. Sergi de açıyoruz. Kitap da dağıtıyoruz, maşaAllah.

EBRU ALTAN: Tam sizin üslubunuzla “Çok sıkı kopmayan bir bağ olması gerekir aramızda” diye konuşmuş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, doğru söylüyorum.

EBRU ALTAN: Nüfusun yüzde on beşi Müslüman.

ADNAN OKTAR: Tabii, maşaAllah. Böyle delikanlı bir daha Rusya’ya gelmeyebilir. Putin’in değerini iyi bilmek lazım. Tabii, bayağı yaman delikanlı.

Orhan Baba da çok değerli bir sanatçı, bence kıymeti bilinmiyor. Bir avuç sanatçı kaldı. Büyük bir tehlike bu, çok vahim bir durum. Bazı kişilerin umurunda dahi değil. Bu olmaz. Çok güçlü şekilde devletin sahip çıkması lazım. Tayyip Hocam, her yere yetecek hali yok. Birçok kişi var bu konu ile ilgilenebilecek inşaAllah.

“Allah korkusu eksik olunca insanlar birbirine güvenemez hale gelirler. Allah korkusu çok önemlidir.” Recilün Yesa. Onun hoşuna gitmiş bu açıklamamız.

“Hocam güneş gibisiniz maşaAllah. Nurunuz etrafınıza, güzel kardeşlerimize yansıyor. Onlar da bir ay misali” diyor. Hepsi güneş, hepsi. Furkan Argu.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez, Miraç Kandili dolayısıyla yayınladığı mesajında; “Soma’da kurtarılmayı bekleyen bir işçimizin kurtarma ekibine eşi hamile olan yanındaki arkadaşını göstererek, onun kurtarılmasını istemesi, arkadaşını kendine tercih etmesi aslında milletimizin fertleri arasında Miraç değerlerinin çok güçlü şekilde yaşadığını ve yaşatıldığını göstermektedir” dedi. “Yeter ki burağımız, imanımız, re’fimiz, ibadetlerimiz, salih amellerimiz ve güzel ahlakımız olsun” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: İşte bunun olması için iman hakikatlerinin anlatılması lazım, Kuran mucizelerinin anlatılması. Durduk yere adam nasıl iman edecek? Darwinist, materyalist eğitim var Türkiye’de. Ortaokul, ilkokul, lise, üniversite geceli gündüzlü Darwinist eğitim yapılıyor. Millet Osmanlı’dan gelen bir iman köküyle ayakta durabiliyor şu an. Normalde bu Darwinist, materyalist eğitime dağ taş dayanmaz. İman hakikatleri anlatılmıyor. Kuran mucizeleri anlatılmıyor. Müthiş gergin bir siyasi ortam var. O ona hakaret ediyor, o ona hakaret ediyor. Çok zor bir ortam. Böyle bir ortamda milletin ruh kökleri kromozomlarına kadar imanlı, maşaAllah. Dayanıyorlar. Ama sebebe sarılmak lazım.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, İranlı aktirist Leyla Hatemi’nin bir fotoğrafı vardı inşaAllah. Cannes Film Festivali’nde Organizasyon Başkanı Gilles Jacob’u yanağından öpmesi üzerine İran’da büyük tepkiye neden olmuştu inşaAllah. Habere göre İran’da devrimci muhafızlara yakın Hizbullah öğrencileri adlı grup, Hatemi’nin İslam kurallarına aykırı davrandığı için kırbaçla cezalandırılması talebiyle mahkemeye başvurdu. Hatemi ise; “Bu açıklamaları yapmak benim için utandırıcı olsa da, durumu anlamayanlar var. Kendisi benim büyük babam gibiydi ve etkinliğin ev sahibiydi” dedi. İran Kültür Bakan Yardımcısı ise; İranlı kadınların namus ve masumiyet sembolü olduğunu ve Hatemi’nin hareketlerinin dini inanışlara uygun olmadığını söyledi.

ADNAN OKTAR: Namus dindir. Dinin söylemediği bir şeyi söylemek namussuzluktur. Namusu bozulmuş olur. Allah’ın demediği bir şeyi, “Allah diyor” dersen, Allah’ın dinine bir ilave yaparsan, asıl o zaman namussuz olursun. Namusunu kaybedersin. Cahillikle yapıyorsa o ayrı. O zaman ona bir sözüm yok. Ama bilerek yapıyorsa. Din namustur. Dini kaybetmiş oluyor. Namusunu kaybetmiş olur.

“Haberiniz olsun. Allah arzı fethetmenizi müyesser kılacak.” Nur Suresi’nin açıklaması işte. “Dünyaya hakim olacaksınız” diyor. Bunu Peygamber (s.a.v) söylüyor ve Kütüb-i Sitte’de.

BÜLENT SEZGİN: Hocam ayetin sonunda inşaAllah Nur Suresi, 55’te şeytandan Allah’a sığınırım; “Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar.” Hakim olacaklara inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yani, “Şirk koşmadığınızda hakim edeceğim” diyor. Şimdi bakın, İslam bir avuç Müslüman’ın yüzü suyu hürmetine hakim olacak dünyaya. Yer gök sallanıyor. Mesela bu deprem de yine Mehdi (a.s)’ı hatırlatmak içindir. Bütün olaylar Mehdiyet’le bağlantılıdır. Her şey. Mesela hükümetin üslubu doğrudan Mehdiyet’e göre. Başbakan çıkıyor, ellerini kaldırıp dua ediyor. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şey bu. Varsa bana hatırlatın böyle başbakan. Yüksek sesle Kuran okuyor. Türkiye acayip değişti.

BÜLENT SEZGİN: Komutanların namaz kılması Hocam, dua etmesi.

ADNAN OKTAR: Komutanlar da öyle, yüksek sesle dua ediyorlar ellerini kaldırarak. Ordu çok dindar maşaAllah. Eskiden öyle değildi. Bu kadar dindar değildi. Şu an çok dindar oldu elhamdülillah. Yahut dindardı gizliyordu. Şu an açık oldu, ayrı mesele.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Abdulkadir Özkan Milli Gazete Yazarı; “Bizim biz olarak kalabilmemiz için, İslam birliği şart” başlıklı bir yazı yazmış. Birleşmiş Milletler dünyada barış ve adaleti hakim kılmak için değil, Avrupa Birliği gibi Hristiyanlığı hakim etmek için çaba gösteren bir yapıya sahiptir” demiş.

ADNAN OKTAR: Ta eskiden beri Saadet Partisi hep der; “Hristiyan kulüp.” Nerede böyle bir şey var? Adamlar Hristiyanlık’la dalga geçiyorlar. Avrupa nerede Hristiyan? Bir göster bana? Nerde görmüşler? Hep beraber gidelim. Bana göstersinler orada Hristiyan. Öyle birisi yok. Vatikan, Hristiyan dindarlardan topladığı parayla yani garibandan topladığı parayla, dünyanın ateistlerini topladı biraraya getirdi. Darwinistler’i biraraya getirdi. Darwinist propaganda yaptırdı Vatikan. Bizzat Papa’nın emriyle. Nerede Hristiyanlık? Öyle bir şey yok. İsa Mesih’in zuhuruyla Hristiyanlık ortaya çıkacak. Nasıl Hristiyanlık? Muhammedi Hristiyanlık.

“Bir tanem, bütün kardeşlerimiz çok kaliteli ve çok asiller” diyor hanım kardeşimiz.

“Hocam, Bülent Hocam’ın kolundaki dövme nasılmış? Görebilir miyiz?” diyor. Bülent Bey size diyorlar.

“Hayırlı akşamlar Hocam. Allah’ın bereketi üzerinize olsun. Çok güzel programlar yapıyorsunuz maşaAllah. Beğenerek izliyoruz.” İstanbul’dan Bünyamin.

“Peygamber Efendimiz (s.a.v) Miraç’a nasıl çıktı? Rüyasında hayal olarak mı? Burak isimli ata binerek mi? Miraç neresi? Orada Peygamber (s.a.v) nasıl nefes alabildi? Şu an yurtta sizi izliyoruz” diyor Numan kardeşimiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Miraç’a gitmesinde vücudu nur kesildi. Madde olmaktan çıktı. Madde olmaktan çıkınca hayal süratinde her yere gider inşaAllah. O zaman yiyecekten, içecekten, insani ihtiyaçlardan mücerret hale geliyor. Melekleşir, melek gibi olur. Melek bedeni gibi olur. Yani cisim olmaktan çıkıyor. “Ya Rabbi beni”, diyor ayette, “güzel bir girdirişle girdir, güzel bir çıkarışla çıkar. Bana katından bir sultan görevlendir”. (İsra Suresi, 80) “Bir sultanla, bir aracı kanalıyla bu girişe gireyim ve güzel bir çıkarışla da beni çıkart.” Çünkü nur olmaktan çıkmak da ayrı bir şeydir. Mesela orada nur olarak da kalabilir. Yani cisme dönüşmeyebilir. Halbuki imtihan oluyor, cisme dönüşmesi lazım. Nur olmasında da, Allah ona yardım ederse olabilir. Katından bir sultan, mesela bazen Cebrail (a.s), bazen Hz. Hızır (a.s) yardımcı olduğunda bildiğiniz bu beden nur, ışık haline gelir. Yine görünür böyle ışık beden şeklinde ama şu üç boyutlu görüntüler var ya, onun gibi. Nur haline geliyor. O zaman duvardan geçecek hale geliyor, ışık hızının üstünde bir hızla istediği yere gidebilir. İstediği yere de gelebilir. Yiyeceğe, içeceğe hiçbir şeye ihtiyacı olmaz inşaAllah. Herhangi bir şey vücudunu parçalamaz, bölmez. Peygamberimiz (s.a.v) de nur olmuştur, o şekilde Miraç’a çıkmıştır. Miraç denilen de üçüncü boyuttan dördüncü boyuta geçiştir. Boyutlar vardır evrende. Biz üç boyutlu bir evrendeyiz. En boy yükseklik. Dördüncü boyut var, şu an onu göremiyoruz. Dördüncü boyuttakiler bizi görürler. Mesela melekler, cinler bizi şu an izliyor. Ama biz onları izleyemeyiz. Bizim nur olmamız lazım onları görebilmemiz için. Peygamberimiz (s.a.v) de nur olmuş, görmüştür.  Sonra da yeniden cisim olup yatağına dönmüştür. Hatta Hz. Ayşe annemiz “yatağında gittim yoktu” diyor. “Ama sıcaktı yatağı” diyor inşaAllah. Ama aklın ihtiyarını almaz. Peygamber (s.a.v)'e o uykuyla uyanıklık arasında bir rüya gibi gösterilir. Onun aklının ihtiyarı da alınmaz.

Mehmet Yurdakul. O da Hz. Mehdi (a.s)'ı bekliyormuş. İnşaAllah, haydi bakalım.

Ayhan Türkoğlu. Ayhan Türk 71. “Allah'ın Kendini hatırlatmasına gerek yok. Görebilene Allah her yerde” diyor. Allah sana sormaz. Lut kavmine sormadı. Ad ve Semud kavimlerine sormadı. Onlar da öyle diyorlardı; “Allah'ın hatırlatmasına gerek yok” diye; Allah Kendini hatırlattı. Allah öyle büyük felaketten Müslümanlar’ı korusun. Bilmişlik yapıyorsun ama Kuran'dan da haberin yok. Allah Kendini hatırlattığını Kuran'da yüzlerce ayette belirtiyor. İnsanlar Allah'tan gafil oluyor, Allah'ı unutuyor, kendine dikkatini veriyor. Allah insanları Kendine dikkat çeker. Görebilene diyorsun, zaten göremeyene hatırlatıyor Allah. Biz görene demedik zaten. Göremeyene hatırlatıyor, inşaAllah. Ama görebilen çok nadirdir. Göremeyen çok fazladır Kuran'ın ifadesine göre. “İnsanların çoğu iman etmez” diyor Allah. “İman edenlerin çoğu da Allah'a şirk koşmadan iman etmez” (Yusuf Suresi, 106) diyor. O yüzden Allah'ın bir yöntemi bu. Hep felaketle, büyük olaylarla Kendini hatırlatır. Kendini anmalarını ister, Kendini sevmesini ister. Nitekim de etkili oluyor bu, görüyorsunuz.

TARIK KOÇ: Başka bir ayette de Hocam, kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım. “Beni anın ki Ben de sizi anayım” (Bakara Suresi, 152) diye buyuruyor Yüce Rabbimiz.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Yusuf; bu arkadaş da çok zengin olduğumuzu söylüyor. Allah Hz. Süleyman (a.s)'ı zengin etmişti, inşaAllah bizleri de zengin etsin. Bütün Müslümanlar zengin olacak. Bir tek bizler değil. Bütün İslam alemi zengin olacak. Çünkü zenginliği nereden anlıyoruz? “Kişi” diyor, “mal alır, o kadar çok mal dağıtılır ki bir kişi aralarından çıkar , 'bana biraz daha mal verin' der” diyor. Sonra aldığına pişman olur, diyor. “Çünkü o kadar fazladır ki taşar ama hazin o verilen malı geri almaz” diyor. “Biz takdim ettiğimiz malı geri almayız derler,” diyor. Akıl almaz bir mal ve para bolluğu ve yiyecek bolluğu ahir zamanın bir özelliğidir. Hz. Mehdi (a.s) devrinin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hocam, Başbakan’ın talimatıyla Bosna’ya 160 tırlık yardım malzemesi gönderildi.

BÜLENT SEZGİN: Kaza olmaz diye bir anlayışın doğru olmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan; “İstediğiniz gibi testler yapın. Kaza oranını minimize etmek en ideal olandır. Ama sıfırlamak dünyanın hiçbir yerinde mümkün değildir” dedi. Başbakan ayrıca polisin Okmeydanı gibi olaylara nasıl sabredebildiğini de anlayamadığını kaydetti.

ADNAN OKTAR: Tabii polise acıdığından öyle söylüyordur. Çünkü polis hakikaten çok mazlum konumda şu an. Hep böyle ezilen, yakılan, dövülen. Ve onunla ilgili hiç konuşma da olmuyor. Mesela şehit oluyorlar; adı bile anılmıyor. Onun çoluğu çocuğu ne oldu, ailesi ne oldu? Umurlarında bile olmuyor. Mesela cayır cayır yakıyorlar. Koma halinde hastaneye kalkıyor. Kurtuluyor o haliyle yaşıyor. Kimse halen “nedir?” diye sormuyor.

AYLİN KOCAMAN: Son Okmeydanı olaylarında polis ağır yaralı şu an hala.

ADNAN OKTAR: Mesela kimsenin umurunda bile değil. Birçok kişinin. Tabii, ilgilenenler var ama. Birçok kişinin umurunda bile değil.

Çocukken acayip heyecanlanırdım bazen böyle caddelerde gösteri yürüyüşü yaparlardı. Akşam fener alayı falan oluyordu o zamanlar. Gündüz de oluyordu gerçi de, şahane oluyordu. Ankara’da atlarla mızraklı süvariler geçerdi. Bilmiyorum şu an oluyor mu? Takır tukur böyle bayağı besili, çok muazzam, iri atlarla. Öyle bir gösteri yaparlardı. Şimdi pek duymuyorum yok herhalde? Evet, o zaman vardı.

“Hocam biz sizi çok sevdiğimiz halde uzakta yaşıyor ve istediğimiz zaman sizi göremiyoruz. Oradaki kardeşlerimiz sizi görebiliyorlar maşaAllah. Kıskanmak değil bizimki ama cennette sizi doya doya görebilecek miyiz? Size böyle yakın olabilecek miyiz?” Tabii ki inşaAllah Allah nasip ederse. 

Masaüstü Görünümü